Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İlahiyat Fakültesi > Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

İlahiyat Fakültesi hakkinda Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu ile ilgili bilgiler


1.3.Allah Resulünün Kabul etmediği Gelirler İslam Peygamberi zekat gelirleri ve bazı hediyeleri kabul etmemiştir. Bu ona özgü bir uygulama yöntemidir. 1.3.1. Her Hediyeyi Kabul etmeyişi Hediyeleşmeyi ilke edinen Allah Resulü

İlahiyat Fakültesi Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, Tasavvuf, İslamiyetin mistik boyutu, Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu, tanrı bilimi, teoloji, metodoloji

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 10.07.08, 08:18
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

1.3.Allah Resulünün Kabul etmediği Gelirler
İslam Peygamberi zekat gelirleri ve bazı hediyeleri kabul etmemiştir.
Bu ona özgü bir uygulama yöntemidir.
1.3.1. Her Hediyeyi Kabul etmeyişi
Hediyeleşmeyi ilke edinen Allah Resulü her zaman böyle davranmamıştır.
Üçüncü Akabe biatinden sonra Mekke***8217;deki müslümanların büyük
çoğunluğu Medine***8217;ye hicret etmişlerdi. Ebu Bekir de Allah Resulünden
hicret için izin istemişti. Allah Resulü: Acele etme belki Allah senin için bir
arkadaş seçer, diyerek onu bekletti. Bunun üzerine Ebu Bekir 800 dirheme
iki binek devesi satın alarak hicret edecekleri günü beklemeye başladı.30
Allah Resulü hicretten önceki bir öğle vakti Ebu Bekir***8217;in yanına gelerek ona
hicrete hazır olmasını söyledi. Ebu Bekir de aylardan beri hicret için hazırladığı
iki devesinden biri olan Kasvâ***8217;yı ona hediye etmek istedi. Allah Resulü
ona: Ben teklif ettiğin bu deveyi ancak parasıyla alırım31 diyerek bu hediyeyi
kabul etmemiş ve devenin bedelini ödemiştir.
Allah Resulü ibnü***8217;l-Lütbiyye***8217;yi zekat memuru olarak görevlendirmişti.
O, zekat gelirlerini toplayıp Peygamberin huzuruna gelerek: İşte bunlar
size, şunları da bana hediye olarak verdiler deyince Hz. Muhammed derhal
ayağa kalkarak, Allah***8217;a hamd ve sena ettikten sonra şöyle dedi: Allah***8217;ın

Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 10.07.08, 08:21
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

görevlendiriyorum.
O adam ise gelip şöyle diyor: Bu sizin, şu da bana hediye
edilendir. Eğer bu adam doğruysa zekat memuru olarak görevlendirilinceye
kadar annesi ve babasının evinde otursaydı, bu hediyeler ona verilir miydi?
Allah***8217;a and olsun ki sizden biri hakkı olmayan bir malı alırsa kıyamet günü
Allah***8217;a kavuştuğu zaman aldığı şeyi sırtına alıp taşıyacaktır. Şayet bu haksız
aldığı şey, deve ise böğürecek, sığırsa möğürecek ve koyunsa meleyecek.
Peygamber daha sonra koltuk altlarının beyazlığı gözükecek şekilde ellerini
yukarı kaldırarak Allah***8217;ım tebliğ ettim mi?32 dedi.
Benzer bir örneği de onun ashabında görmekteyiz. Hayber fethedilince
toprağın işletmesi yarıcı olarak yerli halka verildi. Mahsulü taksim etmek
için Allah Resulü Abdullah b. Revaha***8217;yı Hayber***8217;e gönderdi. Yahudiler Abdullah***8217;a
hediye vermek istediler. Abdullah onların hediyelerini kabul etmedi.
Allah Resulü beni, sizin mahsulünüzü taksim etmem için gönderdi. Mallarınızı
alıp yemem için değil diyerek hediyelerini geri çevirdi.33

1.3. 2. Allah Resulünün Zekat Mallarını Almayışı
Hz. Muhammed, Medine***8217;de şehir devletini kurduktan sonra devlet
başkanlığını da üstlendi. Tarihte belki de örneği bulunmayacak bir uygulama
başlattı. O, devletten herhangi bir maaş almadı. Yemen halkına gönderdiği
bir yazıda: Şüphesiz ki Allah***8217;ın Resulü, hem zenginlerinizin ve hem de fakirlerinizin
koruyucusudur. Zekat ne Muhammed***8217;in kendisine ve ne de onun
aile bireylerine helal değildir. Temizlenmek gayesi ile vereceğiniz mallarınızın
zekatı ancak müslümanların fakirleri içindir34diyerek hiçbir pay almadı.
Kur***8217;an: ***8220;Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.***8221;35
***8220;Zekatlar: Allah***8217;tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan
memurlara, kalpleri müslümanlığa ısındırılacaklara verilir; kölelerin, borçluların,
Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarf edilir.***8221;36
ayetleriyle zekat mallarında muhtaçların hakkı olduğunu bildirmektedir. Bu
bağlamda o, sadece vergilerin toplayıcısı idi. Ben ancak hazinedarım diyerek
bunu ortaya koymaktaydı.37 Bir ara Hz. Muhammed***8217;in torunu Hasan, zekat
geliri hurmadan yemek için ağzına aldığında Allah Resulü bırak, bırak! Bilmiyor
musun? Biz zekattan yiyemeyiz demek suretiyle onu engellemiştir.38
XVIII ve XX. yüzyıla gelinceye kadar krallar ve devlet başkanları vergiyi
halk adına değil, kendi adlarına toplamışlardır. Bu alanda ilk yeniliği
İslam Peygamberi yaptı ve ***8220;halktan vergiyi yine halk adına toplama***8221; esası
getirdi.3

Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 10.07.08, 08:22
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

2.SAHABENİN EKONOMİ ANLAYIŞI
İslam Peygamberinin vefatından sonra hilafet makamına gelen Ebu
Bekir de mal edinme hususunda son derece özverili davranmıştır. O, hayattaki
insanların yeni şeylere daha çok ihtiyacı vardır diyerek vefatından önce
şalvarını kefen olarak kullanmalarını vasiyet etmiştir. Yine o: Şimdi evi arayın
bakalım. Halife olduğum günden beri, öz malımdan başka ne bulursanız,
benden sonraki halifeye gönderip teslim edin ve zimmetimi ona ibraz ettirin.
Çünkü ben bunları, çalıştığım müddetçe kendime helal sayıyor ve onlarla
meşru ihtiyacımı gideriyordum.40 Ömer***8217;in uyarısı üzerine -maaş olarakdevlet
hazinesinden şimdiye kadar toplam 6.000 dirhem para aldım. O da şu
duvarın içinde duruyor ve onları Ömer kanalıyla devlet hazinesine intikal
ettirin diyerek vasiyette bulunmuştur.41 Ömer de: Halife devlet işinden başka
bir işle uğraşamaz ve ona ihtiyaç olan maaşın bağlanması geleneğini Ebu
Bekir başlattı. Halife öldükten sonra maaşın kesilmesi geleneği de yine ona
aittir***8221;42 diyerek bu konuda ilklerin Ebu Bekir***8217;in olduğunu belirtmiştir.
Allah Resulünün maddeye bakış açısı bazı sahabeler için bir hayat felsefesi
olmuştur. Bunların başında ise Ebu Zer el-Gıfarî gelmektedir. Ebu
Zer, ilk müslüman olan sahabelerdendir. Onun beşinci olarak müslüman
olduğu ağırlık kazınmaktadır. Müslüman olduktan sonra kendi beldesine
gitti. Hendek gazvesinden sonra Medine***8217;ye hicret etti. Medine***8217;de Allah
Resulüyle hep beraber oldu. Ebu Bekir***8217;in vefatından sonra Şam***8217;a gitti. Orada
yaşamaya başladı.
Ebu Zer***8217;in idarî ve malî işlerde farklı içtihatları vardı. Mesela iki dirheme,
iki dinara bir kişinin sahip olmasını Kur***8217;an***8217;da zemmedilen kenz (mal
biriktirme) cümlesinden sayardı. Bu yönüyle hazineden kendisine verilen
dört yüz dinar hissesini aldığı gün hepsini fakir fukaraya dağıtırdı. Malı ihtiyaç
zamanı için muhafaza etmezdi. Bana aziz dostum: Çıkınlanıp ağzı bağlanan
her altın, gümüş birer ateş parçasıdır. O ***8211;Allah rızası için muhtaçlara verilinceye kadar- sahibini yakar43 diyerek Hz. Peygamberin hadisini örnek
gösterirdi.
O, Şam emiri Muaviye ile Tevbe Suresinin 34. Ayetinin yorumunda
ihtilafa düştü. ***8220;Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını
haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip
Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı azabı müjdele***8221;44 ayetinin
Muaviye ehli kitap hakkında indiğini söylerken, Ebu Zer ise, hem onlar hem
de bizim hakkımızda indi demekteydi. Bu yorum farklılığı neticesinde
Muaviye, Ebu Zer***8217;i zenginliğe karşı çıkmak ve halk arasında fesat çıkarmakla
itham etmişti. Emevi halifelerinden Ömer b. Abdülaziz***8217;e göre ise, mal
sahibi olup ta zekatını verenlerin Ebu Zer***8217;in saydığının dışına çıktığını bildirmiştir.
45
Ebu Zer***8217;in bu tutumu halife Osman döneminde fakir ve siyasal yönetime
karşı olanları bir araya getirdi. Muaviye bu durumu halifeye bildirdi.
Bunun üzerine Osman, Ebu Zer***8217;i Medine***8217;ye getirdi. Medine***8217;de halife tarafından
sorguya çekildi. Ayrıca halife: ***8220;Ey Ebu Zer, mal Allah***8217;ın malıdır,
zenginin malıdır, demek gerekmez. Ben insanları mal kazanmaya teşvik ediyorum.
Çalışmaya iktisat etmeye çağırıyorum ve onları zahitlikten men ediyorum***8221;
şeklinde görüşünü de açıkladı. Sonunda Ebu Zer***8217;i bu tutumundan
dolayı azarladı ve ona birkaç koyun ve deve vererek Rebeze***8217;ye sürdü.46 O,
hicretin 32. Yılında Rebeze***8217;de vefat etti.
Abdurrahman b. Avf öldüğü zaman 100 at, 3 000 koyun ve dört dul eş
bırakmıştı. Eşlerinden her birine terekenin sekizde birinin dörtte biri verildi.
Bu da 80 000 dinar ediyordu.47 Toplam serveti 2 560 000 dinardı. Onun serveti
hakkında dedikodu yapıldı. Bu servet Abdurrahman b. Avf hakkında iyi
değil dediler. Bunu duyan Ka***8217;b:
Şaşılacak şey, Abdurrahman helalinden kazandı, helalinden harcadı, ve
helalinden bıraktı, dedi. Bunu duyan Ebu Zer Ka***8217;b***8217;a gitmek üzere evinden
hiddetle çıktı. Yolda bir devenin alt çene kemiğini buldu. Ebu Zer***8217;in bu
şekilde kendisine geldiğini duyan Ka***8217;b, korkusundan halifeye sığındı. Arkasından
Ebu Zer, Osman b. Affan***8217;ın evine geldi. Ebu Zer:
Ey Yahudi çocuğu! Sen Abdurrahman***8217;ın servetinden Abdurrahman***8217;a
zarar gelmediğini söylüyorsun. Halbuki bir gün Resulü Ekrem ile Uhud***8217;a
doğru gezintiye çıkmıştık.O:
Ey Ebu Zer diye seslendi. Ben de:
Anam babam sana feda olsun buyur ey Allah***8217;ın Resulü dedim. O:
Serveti çok olanlar, ancak sağına, soluna, önüne arkasına hayır yapanlar
müstesnadır. Ki bunlar da az kimselerdir buyurdu. Ebu Zer devamla
***8220;bizzat Resulü Ekrem böyle buyururken, sen ey Yahudi çocuğu,
Abdurrahman***8217;a bıraktığı servetten ***8220;ona ne var!***8221; diyorsun. Sen ve senin
gibiler yalancıdırlar48 diyerek tepkisini gösterdi.

Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 10.07.08, 08:24
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

Ebu Zer***8217;in bu görüşü çağımızda bir takım insanlar tarafından ekonomi
anlayışı olarak benimsenmektedir. Ebu Zer***8217;in malı elde biriktirmeye tamamıyla
karşı çıkması belki bir tefrit olarak değerlendirilebilir. Ancak günümüzde
bazı insanların haksız mal kazancı ve aşırı mal tamahları ise ifrat
derecesine ulaşmıştır. İşte bu haksız kazanç ve fakirin hakkı olan payların
verilmemesi bizim gibi bir ülkeyi kem komşuya muhtaç eder hale getirmiştir.
Hz. Peygamber, Haksız mal biriktiren harîs daima yiyen, bir türlü doymak
bilmeyen obur gibidir. Bu mal da kıyamet gününde sahibi aleyhinde
tanıklık edecektir49 demektedir.
Sahabe servet edindiği gibi dağıtmasını da bilmiştir. Anlatıldığına göre
Abdurrahman b. Avf***8217;ın Yemen***8217;den bir ticaret kervanı Medine***8217;ye geldiğinde
bir kargaşa meydana geldi. Hz. Aişe:
Bu nedir? diye sorunca,
Abdurrahman b.Avf***8217;ın ticaret kervanı geldi dediler. Bunun üzerine
Aişe.
Resulü Ekrem doğru söyledi. Bunu duyan Abdurrahman b.Avf
Aişe***8217;ye:
Resulü Ekrem ne buyurdu diye sordu. Aişe:
Muhacir ve müslüman fakirlerin koşa koşa,Abdurrahman b.Avf***8217;ın ise
onlarla birlikte emekleyerek cennete girdiğini gördüm,dedi.
Bunu duyan Abdurrahman b. Avf ticaret kafilesini, eşya ve develeri ve
hatta oradaki köleleri ile birlikte azad etti. Hepsini Allah rızası için verdi ve
***8220;inşallah bunlarla koşarak cennete girerim***8221; dedi.50 Bu örneklerde görüldüğü
gibi zenginlik onlar için amaç değil, araçtı.
Hicretin 9. yılı M.630***8217;da Hz. Muhammed, Bizans***8217;ın üzerine 30.000
kişilik bir ordu hazırladı. Ordunun maddi yönden paraya çok ihtiyacı vardı.
Bu nedenle genel yardım kampanyası başlatıldı. Herkes kendi gücü nispetinde kampanyaya katılırken Ebu Bekir bütün mal varlığı olan 4.000 dinarını
bağışladı. Allah Resulü: Peki ailen için bir şey bıraktın mı? diye sorunca:
***8220;Onlara Allah***8217;ı ve Resulü***8217;nü bıraktım cevabını verdi.51 Bu özellik Ebu Bekir***8217;e
ait bir özveriydi.
Bu kampanyada şimdiye kadar örneği görülmemiş bir infakı da Osman
b. Affan yaptı. Osman, 300 deve, 50 at ve 10.000 dinar para yardımında
bulundu.52 Allah Resulü onun bu cömert davranışından sonra; Allah***8217;ım
Osman***8217;dan razı ol. Ben ondan hoşnudum diye memnuniyetini bildirdi53.
Ebu Bekir devrinde büyük bir kıtlık yaşanmıştı. Halk halifeye müracaat
ederek: ***8220;Ey Allah Resulünün halifesi! Ne yağmur yağıyor, ne toprak yeşeriyor.
Halk açlıktan ölüm endişesi içindedir. Ne düşünüyorsun?***8221; dediler. O
da: ***8220;Gidin biraz bekleyin, ümit ediyorum ki Allah size kapı açacaktır***8221; diyerek
bir yandan vatandaşları teskin ederken diğer yandan hummalı bir çalışmayla
yardım arayışlarına girdi. O gün akşama doğru Osman***8217;ın Şam***8217;dan
dönen kervanının geleceği haberi geldi. Halk sevinç içindeydi. Kervan yaklaşınca
herkes seyre çıktı. Kervan bin adet yüklü deveden oluşuyordu. Develerin
yükleri ise; buğday, zeytinyağı ve kuru üzümdü. Kervan yükleri indirilince
Medineli tüccarlar Osman***8217;ın yanına geldiler. Osman onlara: ***8220;Ne istiyorsunuz***8221;
dedi. Onlar ise: ***8220;Niçin geldiğimizi biliyorsun, şu malını çabuk
bize sat da gidelim. Bak, halk aç ve perişan bekliyor***8221; dediler. ***8220;Peki ne kadar
kâr vereceksiniz.***8221; Tüccarlar: ***8220;Ölçü başına bir veya iki dirhem veririz***8221;
dediler. Osman: ***8220;Bundan daha fazlasını veren var***8221; diye itiraz edince; ***8220;Peki
dört dirhem verelim***8221; diye pazarlığa başladılar. Osman bu defa: ***8220;Bundan
daha fazlasını veren var***8221; dedi. Tüccarlar: ***8220;Beş dirhem verelim yetmez mi***8221;
deyince Osman: ***8220;Hayır daha fazlasını veren var***8221; diye diretti. Buna hayret
eden tüccar takımı: ***8220;Ey Amr***8217;ın babası! Medine***8217;de bizden başka tüccar yok.
Bizden önce de başka birileri buraya gelmediğine göre sana bundan daha
fazla kâr veren kim olabilir***8221; dediler. Bunun üzerine Osman: ***8220;Allah her
dirheme karşılık bana on mislini vermiştir. Siz bu kadarını verebilir misiniz***8221;
diye sorunca: ***8220;Elbet hayır***8221; dediler. Bunun üzerine Osman tüccarlara: ***8220;Bakınız,
Allah şahidimdir, bu kervanın yükünün tamamını -sırf Allah rızası
için- perişan durumdaki insanlara ve müslümanların fakir fukarasına sadaka
olarak dağıtmaya niyet etmiş bulunuyorum***8221;54 diyerek bin develik ticaret
malının tamamını sadaka olarak vermiştir.
İnsan yaratılışı itibariyle mal biriktirmeye temayüllüdür. Allah Resulü
bu durumu şu sözleriyle ortaya koymaktadır: Adem oğluna bir dere dolusu
altın verilse ikincisini ister, ikinci bir dere dolusu verilse üçüncüsünü ister.
Adem oğlunun aç gönlünü ancak toprak kapatır55 demektedir. Fakat onun
terbiyesinden geçen sahabe ondan gördüklerini hayat felsefesi olarak benimsedi.
Çünkü o; helal de bellidir, haram da bellidir. İkisi arasında şüpheli
şeyler vardır. Kim bunlardan kendini korursa dinini ve ırzını korumuş olur
diyerek konunun önemini belirtmiştir. Başka bir hadislerinde ise; Hayatım
kudret elinde bulunan Allah***8217;a yemin ederim ki, sizden birinizin ipini alarak
dağdan odun toplayıp satması, bir kimseye gelip de sadaka istemesinden
daha hayırlıdır56 diyordu.
Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin.57
Sahabe bu ayetin ışığı doğrultusunda haram kazancı yemekten ateşten kaçar
gibi kaçardı. Ebu Bekir yemeğini hazırlayan kölesine her zaman malzemeleri
nereden temin ettiğini sorardı. Bir defasında bunu sormayı unuttu.
Lokma ağzındayken bu yemeğin malzemelerini nasıl temin ettiğini öğrendi.
Kölesi müslüman olmadan önce meşru olmayan bir alacağının olduğunu ve
o parayla bu yemeği hazırladığını söyledi. Bu arada Ebu Bekir parmağını
boğazına koyarak istifrağ etti. Arkasından mideme gidenden sana sığınırım
diyerek haramdan ne kadar kaçtığını göstermesi açısından bu olay son derece
önemli olan bir ibret göstergesidir58.

Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 10.07.08, 08:25
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

2.1.Devlet Malını Koruma
Kamuya ait olan mal hiçbir toleransa tabi tutulmadan gereği yapılırdı.
Ömer, sorumluluğunda bulunan devletin malını korumada her zaman ölçülü
ve tavizsiz davranmıştır. Ebu Süfyan***8217;ın eşi Hint b. Utbe, ticaret yapmak için
Ömer***8217;den 4.000 dirhem borç istemiş ve istediği parayı almıştır. Fakat ticaretten
zarar ettiğini bildirerek aldığı parayı ödemeyeceğini söylemiştir. Bunun
üzerine Ömer: ***8220;Eğer verdiğim para kendimin olsaydı, onu sana bağışlar
istemekten vazgeçerdim. Ancak verdiğim para müslümanların malı, yani
beytülmaldendir.Bu alış-veriş akdinden Ebu Süfyan hariç tutulamaz***8221;diyerek
onu huzuruna getirtti. Ebu Süfyan***8217;ı eşi Hind***8217;in hazineden aldığı parayı ödeyinceye
kadar onu hapiste tuttu.59 Böylece o, kamunun hakkı olan bir malı
müflis tüccara yedirtmemiştir. Devletin malını, kendi malından daha çok korumuştur. Valilere ***8220;Bu servet sana nereden geldi***8221; diye hesaba çeken ilk
kişi Ömer b. Hattab***8217;tır.60
Emevi halifelerinden Ömer b. Abdulaziz halife olduğunda devletin malından
haksız kazanç elde edilen malın ödemesini önce ailesinden başladı.
Kayın biraderi Velid***8217;in kendisine hediye etmiş olduğu çok kıymetli yüzüğünü
parmağından çıkararak: ***8220;Bu benim hakkım değildir. Bunlar müminlerin
malları gasp edilerek, Ümeyye oğullarının devlet hazinesinden aldığı
mallardır***8221; diyerek hazineye iade etti. Bunun gibi eşi Fatıma***8217;ya: ***8220;Bu mücevherlerde
senin hakkın yoktur. Bundan böyle beraber olmamızı arzu ediyorsan,
bunları derhal hazineye iade et. Ya bunları hazineye bırakırdın, ya
da benden uzak olursun!***8221; dedi. Bunun üzerine Fatıma, bir kadın için son
derece önem taşıyan mücevherlerini çıkarıp: ***8220;Seni bunlara tercih ederim***8221;
diyerek hazineye iade etmiştir.61 Ayrıca II. Ömer, halifeye ait atları ve bakıcılarını
dağıtıp özel atına binerek devlet işlerini görmüştür.
Ömer, müslümanların bol servete kavuşmasının aralarında ihtilafa neden
olacağını görmüş ve bu nedenle sağlığında muhacirlerin Medine***8217;den
ayrılmalarına izin vermemişti. İran kentlerinden Celüla***8217;dan elde edilen ganimetler
Ömer***8217;e getirilmişti. O, ganimet mallarını görünce ağlamaya başlar.
Abdurrahman b. Avf ona: ***8220;Ey müminlerin emiri, niçin ağlıyorsun? Allah***8217;a
yemin ederim ki bu şükredilmesi gereken bir durumdur***8221; deyince Ömer:***8220;
Allah***8217;a yemin ederim ki, ben bunun için ağlamadım. Yine Allah***8217;a
yemin ederim ki, Allah; bu malları bir millete verirse o millet de mutlaka
birbirlerini çekememeye başlarlar da Allah, azabını onların üzerine mutlaka
bırakır***8221;62 dedi ve sonra ganimet mallarını paylaştırdı.

Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 10.07.08, 08:27
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

3. TOPLUMSAL BİRLİĞİN SAĞLANMASI
İslam peygamberi Medine***8217;de ilk iş olarak yıllardır ayrı kulvarlarda yarışan
insanları İslam kardeşliği63 adı altında birleştirdi. O, birinin derdini
herkesin derdi kabul ederek maddi sıkıntı içinde bulunanları sosyal sigorta sandığı kurup ihtiyaçlarını giderdi.64 İslam kültür ve medeniyetini ebedileştirecek
olan bilimin temelini Ashab-ı Suffe denilen bir okulla attı. Toplumu
bilimle aydınlatma yoluna gitti ve yeni bir medeniyetin temelleri dar bir
sokakta atılmaya başlandı. Yaptığı sözleşme ile bunu perçinledi. Medine
sözleşmesinde Kureyşli ve Yesribli müminleri bir ümmet (camia) haline getirdiği
(Mad.2) gibi Yahudiler ile müminleri de birlikte bir ümmet (camia)
kabul etti.65 Burada ümmet, topluluk anlamına kullanılmaktadır. Medine
şehir devletini oluşturan Yahudi ve Müslümanlar bir ümmet (halk, topluluk)
olarak değerlendirilmiştir. O, anasayada Yahudiler, müminlerle birlikte bir
ümmet (camia) kabul edildi derken modern anlamda bir yönetimi oluşturmuştur.
İslam Peygamberi bütün müminleri merhamette, sevgide, iyilik ve âtıfette
bir vücut gibi düşünmüş, rahatsız olan yerlere öncelik tanımıştır.66 Ailesini,
hiçbir zaman ihtiyaç sahiplerine tercih etmemiştir. Aksine ihtiyacı olanları
ailesine tercih etmiştir. Bir defasında ganimet malı gelmişti. Kızı
Fatıma, el değirmeninde un çekmekten ellerinin nasırlaştığını öne sürerek,
bir gün babasından bir hizmetçi köle istemişti. Allah Resulü kızının bu isteğini
geri çevirerek, ona yatağına yorgun giderken 33***8217;er defa tespih çekmesinin
bu isteğinden daha hayırlı olduğunu bildirmiştir. Yine o: Suffadaki insanları
aç bırakarak sizin isteğinizi yerine getiremem, parayı onlara harcayacağım67
diyerek kızının isteğini geri çevirmiştir.
O, haksızlığa hiç tahammül etmezdi. Mekke'nin fethi gününde bir kadın
hırsızlık yaptı. Kadın (cezalandırılacağı endişesiyle) korkuya kapıldı.
Allah Resulü katında kadına tavassutçu olması için Üsame b. Zeyd'e gidip
ricada bulundular.
Üsame gidip şefaatçi olduğunda Allah Resulü***8217;nün yüzünün rengi değişti
ve şöyle dedi:
Allah'ın hadlerinden bir had hususunda mı benimle konuşuyorsun?
Üsame:
Ey Allah Resulü, günahımın affedilmesi için mağfiret dile diyerek
mahcubiyetini ifade etti.
Akşam olunca Allah Resulü kalkıp insanlara hitap etti. Bu konuşmada
Allah'a hamd ve senada bulunduktan sonra şöyle dedi:
Sizden önceki insanlar sırf şu yüzden helak oldular: Onların arasında
şerefli biri hırsızlık yaptığı zaman, onu cezasız bırakırlardı. Onların arasında
güçsüz biri hırsızlık yaptığında, ona haddi tatbik ederlerdi (ceza verirlerdi).
Muhammed'in nefsi elinde bulunan Zata yemin ederim ki, eğer Muhammed'in
kızı Fatıma da hırsızlık yaparsa muhakkak ki onun da elini keserim.
Allah Resulü daha sonra hırsızlık yapan o kadının elinin kesilmesini
emretti. Eli kesildi. Sonra o kadın tevbe etti.68
Allah Resulü halka doğal davranırdı. Medine döneminde birisi onun
huzuruna gelerek titremeye başlar. Allah Resulü ona: Rahat ol, ben bir melek
(yahut melik) değilim. Ben ancak kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum 69
diyerek adamı teskin etmiştir.
Hz. Peygamber beraber yaşamayı bir gemide bulunan yolculara benzetmektedir.
***8220;Allah***8217;ın hudutlarında duran ve onu aşan kimselerin meselesi,
aralarında kura çekmek suretiyle bir kısmı alta, diğer kısmı üste düşen geminin
yolcuları gibidir. Altta olanlar susadıkları zamanda üsttekilerden su isterlerdi.
ki: Eğer geminin biraz altını delersek ihtiyacımız kadar buradan su
alabilir, böylece üzerimizdekilere hiç eziyet vermeyiz. Eğer onları kendi
hallerine bırakırsanız ve onlarda dilediklerini yaparsa helak olurlar. Eğer
ellerinden tutar kurtarırsanız bütün gemidekiler kurtulur.***8221;70
İslam***8217;ın yayılması döneminde Hıristiyan olan Adiy b. Hatim diye bir
kabile başkanı vardı. Adiy kavminin elde ettiği ganimetin ¼***8217;nü alırdı. Allah
Resulünü hiç sevmezdi. Ama ondan da son derece korkmaktaydı. Bir gün
uşağına; ***8220;Benim için iyi koşan erkek develerden hazırla ve onları bana yakın
yerde beklet. Muhammed***8217;e ait bir ordu birliğinin buraya yaklaştığını haber
alırsan bana bildir***8221; diye tembih etmişti. Bir sabah uşağı müslüman askerlerin
oraya yaklaştığını bildirdi. Adiy, ailesini hazır bulundurduğu develerine
bindirerek Şam***8217;da bulunan dindaşlarına gitti. O bu kaçışta kız kardeşini
müslüman askerlere esir vermekten kurtaramamıştı.
Adiy***8217;in kız kardeşi diğer esirlerle beraber Allah Resulüne geldi. Allah
Resulü bunlara son derece iyi davrandı. Kadın, babasının öldüğünü ve erkek
kardeşinin de kendisini terk ettiğini Allah Resulüne söyledi. Daha sonra
kardeşine kavuşmak için izin istedi. Allah Resulü de onun bu isteğini kabul
etti ve ona güvenilir bir kafilenin gelmesini beklemesini söyledi. Daha sonra beklenen kafile geldi ve kadına giyecek, binecek ve yol azığını vererek kardeşine
gönderdi. Adiy kız kardeşini karşıladı ve ondan sitem dolu sözler
işitti. Kadın kardeşi Adiy***8217;e; ***8220;Hemen onun yanına gitmeni istiyorum. Eğer
adam peygamber ise ona önce giden için fazilet vardır. Eğer bir melik ise
zillete düşmeyeceksin***8221; dedi.
Adiy bundan sonra Medine***8217;ye geldi ve Allah Resulü onu evinde misafir
etti. Aralarında şöyle bir konuşma geçti: Kavmin içinde ganimetin dörtte
birini alan sen değil misin?, dedi. O:
Evet, dedi.
Allah Resulü:
İşte bu, senin dininde senin için helal değildir, dedi. Adiy:
Evet vallahi! dedi.
Allah Resulü:
Belki de seni İslam***8217;a girmekten men eden şey, müslümanların ihtiyaç
içinde bulunmaları değil mi? Allah***8217;a and olsun ki yakında mal onların arasında
çoğalır, hatta onu alacak kimse bulunmaz olur. Belki de seni işte ona
girmekten ancak onların düşmanlarının çok olduğunu görmen men ediyor.
Vallahi umulur ki kadın Ninova (Musul)***8217;dan binek devesi üzerinde çıkar ve
korkusuzca işte bu beyti ziyaret eder. Belki de seni ancak bu dine girmenden
mülkü, (sultanı=idareyi) onların dışında görmüş olman uzaklaştırıyor. Allah***8217;a
yemin ederim, umulur ki Babil topraklarında beyaz sarayların fethedilmiş
olduğunu işiteceksin***8221; der1. Bunun üzerine Adiy Müslüman olur. Adiy
sonraki durumu şöyle anlatıyor: İkisi geçmiştir, üçüncüsü kalmıştır. Babil
topraklarında beyaz köşkleri fethedilmiş olarak gördüm. Ninova***8217;dan binek
devesine binip Beyte hacca korkusuzca gelen kadını gördüm. Allah***8217;a yemin
ederim ki elbette üçüncüsü de olacaktır. Elbette mal çoğalacak ve onu alacak
kimse de bulunmayacaktır.

Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 10.07.08, 08:28
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

3.1.Elçilere iyi davranma
Allah Resulü elçileri mescit veya çadırda karşılardı. Taif elçilerini bir
çadır kurdurarak orada karşılarken Hıristiyan Necranlıları ise mescitte kabul
etmiştir. Elçilere her zaman iyi davranmıştır. Çünkü elçiye zeval olmaz.
Allah resulü vefat etmeden önce yaptığı vasiyetlerden biri de şöyleydi. Elçilere
ve heyetlere nasıl ben izin verip hediyeler ikram72 ettimse siz de benim
gibi hediyeler vermek suretiyle hürmet gösteriniz buyurdu.
Kayser***8217;in Maan valisi Ferve b. Amr Allah Resulüne bir elçi gönderdi.
Elçi, Allah Resulüne Ferve***8217;nin hediyesini ve müslüman olduğu haberini
getirdi. Allah Resulü hediyeyi kabul etti ve elçiye 500 dirhem hediye verdi.74
Allah Resulü Hudeybiye barış antlaşmasından sonra Amr b. Ümeyye
ed-Demrî***8217;yi acve hurması ile Ebu Süfyan***8217;a göndermiş, ondan da işlenmiş
bir deri istemiş ve o da Hz. Muhammed***8217;e istenen hediyeyi göndermiştir.75
Onun bu uygulamaları sonucunda İslam Devleti, küçük bir şehir devletinden
15 km x 15 km= 225 km2***8217;den başlamış, günde ortalama bir hesapla
274 mil karelik bir süratle genişlemiştir. On sene süren fiili bir siyasi faaliyetten
sonra son nefesini verdiği sırada o, iki milyon km2'***8217;e yaklaşan bir
sahada kurulu bir devlet idare etmekteydi. Avrupa büyüklüğünde ve üzerinde
o zaman on binlerce insanın yaşadığı bu geniş alan, harp meydanlarında
düşman ordu saflarında ölen yaklaşık 250 insana mukabil fethedilmiştir. On
senelik bu zaman sonunda müslümanların kaybı ise ortalama ayda bir şehid
olarak hesaplanabilir. İnsan kanına verilen bu değer ve hürmetin bir eşine
daha, insanlık tarihinde rastlanamaz.76

Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 10.07.08, 08:29
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

3.2. Halifelerin Örnek Davranışları
Allah Resulünün halka eşit yaklaşımının diğer yöneticiler tarafından da
yapıldığını görmek mümkündür. Ömer, yasalara kendi ailesinin diğerlerinden
daha önce uymasını isterdi. Bir yasaklama yaptığı zaman aile halkını
çağırır ve onlara şöyle derdi:***8220;Bakın ben halka falan ve filan şeyi yasaklamış
bulunuyorum. Onlar, sizi akbabaların leşi gözetmesi gibi gözetmektedirler.
Siz eğer yasağı çiğneyecek olursanız, onlar da çiğnerler. Yok saygı gösterirseniz
onlar da saygı gösterirler. Bakınız Allah***8217;a yemin ediyorum, bir gün
içinizden birini yasakladığımı, çiğnemiş olarak getirecek olurlarsa, sırf bana
olan yakınlığından sebep başkalarının hak ettiği cezanın iki katıyla onu cezalandırırım.
Şimdi isteyen suç işlemeyi göze alsın, isteyen de terbiyesiyle
otursun.***8221;77
Muğîre b. Şu***8217;be: Oğlun Abdullah***8217;ı seçmeni tavsiye ederim dedi.
Bunun üzerine Ömer hiddetlenerek: Allah canını alsın! Bu sözünle Allah
rızasını murat etmedin! Bizim, sizin işlerinizde gözümüz yok, aile efradımdan
birisini bu işe teşvik etmek istemedim78 diye cevap vermiştir. İnsan fıtratında
kendi yakınlarını koruma ve değerlendirme varken o, bunu aşmasını bilmiş
ve akrabalarına yönetimde suiistimallilerine fırsat vermemiştir.
Suriye***8217;de bulunan Gassanilerin başkanı müslüman olduktan sonra
Mekke***8217;ye gelmişti. Tavaf esnasında adamın birisi Cebele***8217;nin örtüsüne
basmış, Cebele de birden hiddetlenerek adama bir tokat vurmuştu. Adam
zulme uğrayınca derhal halife Ömer***8217;in huzuruna çıkarak durumu izah etti.
Ömer Cebele***8217;yi buldurup hemen kısası uygulatmak istedi. Cebele buna itiraz
etti. Ömer ona: ***8220;Ektiğini biçtin***8221; dedi. Bunun üzerine Cebele hayretle: ***8220;Bir
kabile reisine tokat atan birinin cezası idamdır***8221; deyince de halife ona şu
cevabı verdi: ***8220;Cahiliye devrinde durum söylediğin gibiydi. Fakat İslam,
insanlar arasındaki sosyal farklılıkları kökünden söküp attı***8221; dedi. Cebele
itirazına devam ederek, ***8220;Eğer İslam, bizim gibi asil kimselerle alelâde
halktan biri arasında hiçbir fark gözetmiyorsa, ben böyle bir dinden
vazgeçerim***8221; diye cevap verdi. Cebele daha sonra irtidat ederek gizlice Doğu
Roma***8217;ya iltica etti.79
Mevaliden bir adam Kureyş***8217;ten birinin kız kardeşiyle evlenmek istedi.
Kadına mehir olarak bol miktarda para vermeyi vadetti. Fakat Kureyşli kız
kardeşini onunla evlendirmek istemedi. Haber halife Ömer***8217;e ulaştı. Ömer:
Kız kardeşini onunla evlendirmekten alıkoyan şey nedir? O iyi bir insandır
ve kardeşine ödeyeceği mehir de yeterlidir. Kureyşli şu cevabı verdi:
Ey müminlerin emiri, bizim soyumuz, sopumuz bellidir. İtibarımız yerindedir.
O, kardeşimin dengi değildir. Bunun üzerine Ömer şöyle konuştu:
O, dünya ve ahiret saygınlığı ile sana gelmiştir. Dünyada saygınlık
mal, ahirette ise takvadır. Eğer kız kardeşin razı ise adamla evlendir.
Kureyşli kız kardeşine sordu, razı olduğunu öğrenince o adamla evlendirdi.
80
Divan teşkilatını oluşturduğunda kendisinden önceki halifeden farklı
bir uygulama yaptı. O da kişilerin dindeki yeriydi. Ömer, insanlara mallarından
ve sosyal statülerinden dolayı insanlara değer vermezdi. Bazı durumlarda
ihtiyaç sahibi birini bulduğunda onu İslam***8217;a ilk girenlere tercih ederdi.
Onun nezdinde sınıfsal bir sistem yoktu. Adiy b. Hatim et-Tai hakkında şu
olay anlatılmaktadır. Adiy Hıristiyanken Peygambere gelerek müslüman
oldu ve Ebu Bekir döneminde de isyan hareketlerinde bulunmadı. Ömer***8217;in
halifeliği döneminde halkından ve yakınlarından bir grupla Ömer***8217;e geldi.
Ömer herkese ödenek veriyor, ona vermiyordu. Adiy ödenek için birkaç kez
halifenin huzuruna çıktıysa da istediğini alamadı. Bunun üzerine Adiy şu
soruyu Ömer***8217;e sordu:
Ey müminlerin emiri! Beni tanıyor musun? Ömer gülerek:
Vallahi seni tanıyorum. Onlar küfre saptıklarında sen inandın. Onların
yüzlerini çevirip arkalarını döndüklerinde sen müslümanların yardımına koştun. Onlar iki yüzlülük yaptıklarında sen vefalı davrandın. Onlar inkarda
bulunduklarında sen tasdik ettin. Allah Resulü ve sahabelerinin yüzlerini ilk
güldüren sadaka (zekat), Tai***8217;nin sadakasıdır. sadakayı sen Allah Resulüne
getirmiştin dedi.
Bunun üzerine Tai, Ömer***8217;den özür diledi. Ömer konuşmasına şöyle
devam etti. Onlara ödenek ödememin sebebi içinde bulundukları şiddetli
ihtiyaçtır. Aşiretlerin ileri gelenleri olmalarına rağmen neredeyse açlıktan
ölecekler. Adiy: Durum böyle olduktan sonra benim birşey söylemem gerekmez,
dedi.81
Bir gün Ali b. Ebî Talib***8217;e biri Arap, diğeri ise Arap olmayan onun azatlı
cariyesi iki kadın başvurarak yiyecek konusunda yardım istediler. Ali
de onların her birine birer ölçek buğday ile kırkar dirhem para verdi. Cariye
payını alıp gittikten sonra diğeri Ali***8217;ye şöyle dedi:
***8220;Ey müminlerin emiri! Bana da bu kadına verdiğin kadar ihsanda bulundun.
Halbuki ben Arabım, o ise Arap olmayan bir köledir.***8221; Bunun üzerine
Hz. Ali:
***8220;Ben Allah***8217;ın kitabına baktım, içinde İsmail (as)***8217;ın soyundan gelenlerin,
İshak soyundan gelenlere üstün olduğuna dair hiç bir şey görmedim***8221;82
diyerek insanlar arasındaki ayırıma iltifat etmemiştir.
Ömer de insanları sosyal statülerinden dolayı ayırt etmezdi. Peygamberin
dayısı Sa***8217;d b. Ebî Vakkas***8217;ı Fars bölgesine ordu komutanı olarak atarken
şu tavsiyede bulundu: Ey Sa***8217;d! Sakın Allah Resulü***8217;nün dayısı ve sahabesidir
diye söylenen sözler, seni aldatıp gururlandırmasın. Çünkü Allah ile hiç bir
kimse arasında, ona itaat etmenin dışında bir bağlantı yoktur. İnsanların
tamamı Allah***8217;ın huzurunda eşittir. Allah, onların Rabbi***8217;dir. Onlar da Onun
kullarıdırlar. Fakat afiyette olmak hususunda birbirinden üstündürler. Onun
yanındakini ise ancak itaatle elde edebilirler. 83
Allah Resulü insanları müslüman olmaya zorlamamış, Arap müşriklerini
zimmî statüsünde kabul ederek cizyeye tabi tutmuş, müslüman olanlardan
ise bu vergiyi kaldırmıştı. Kendisinden sonra gelen dört halife aynı uygulamaya
devam etti. Ancak Emeviler bu uygulamanın dışına çıkarak Arapların
dışında müslüman olanları mevali kabul etmiş ve bunlardan cizye almaya
devam etmişlerdir. Ömer b. Abdulaziz ihtida ederek müslüman olanlardan
alınan cizyeyi kaldırmıştır. Cizyenin kaldırılması ile vergilerin azaldıkların
gören valiler bu verginin alınmasını istemek için mektup yazdıklarında
Ömer b. Abdülaziz: ***8220;Allah Hz. Muhammed***8217;i İslam***8217;a davet edici olarak gönderdi, vergi memuru olarak göndermedi***8221;84 diyerek bu vergiyi Müslüman
olanlardan almayı yasaklayarak Allah Resulü ve Ömer dönemindeki
uygulamaya döndü.

Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 10.07.08, 08:30
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

3.3. Ehli Kitapla İlişkiler
İslam devlet yönetiminde gayri müslimlere de son derece iyi davranılmıştır.
Halife Ömer döneminde fethedilen topraklar için yeni bir uygulama
yöntemi belirledi. Buna göre fethedilen araziler eski sahiplerinde bırakıldı.
Ayrıca onlara taşıyamayacağı vergiler de konulmadı. O, Irak***8217;ta alınan arazilerin
tesbiti ve vergiler için Huzeyfe b. Yeman ve Osman b. Huneyf***8217;i85 görevlendirdi.
Onlar görevlerini bitirip geldiklerinde Ömer: Ümit ederim ki
amili bulunduğunuz topraklara taşıyamayacağı yükü yüklememişsinizdir
dedi. Onlar da halkın taşıyamayacağı vergileri yüklemediklerini söylediler.
Konuşmalardan sonra Hz. Ömer: Bakınız! Araziyi işleyenlere, taşımakta
zahmet çekecek miktarda vergi yüklemeyin. Ben eğer bir müddet daha halife
olarak kalırsam, Irak halkının dullarını, benden sonra gelecek emire muhtaç
olmayacak şekilde müreffeh bırakacağım***8221;86 dedi.
Ömer Medine***8217;de gezerken kör ve yaşlı birine rastladığında kendisine
şöyle sormuştu.
Sen ehli kitabın hangisindensin? Adam:
Yahudi***8217;yim.Ömer:
Seni bu hale düşüren nedir? İhtiyar adam:
Beni bu hale getiren cizye ödemem,günlük ihtiyaçlarım ve ihtiyarlığımdır.
Ömer, daha sonra bu ihtiyarın elinden tuttu, evine götürdü, ihtiyaçlarını
karşılaması için bir şeyler verdi. Daha sonra beytülmale götürüp oradaki
görevliye şöyle dedi:
Bu adamın başına gelenlere bak. Gençliğini bitirip, ihtiyarlığın verdiği
güçsüzlükle onu bu hale getirirsek vallahi ona insaf etmemiş oluruz diyerek
maaş bağlattı.87

Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 10.07.08, 08:31
Tez
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ekonomik ve toplumsal sorunları çözmede Dinin rolu

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Bir fikir taraftarları arasında uygulanır hale gelirse önem kazanır. Kültürleşmeyen
bilgi unutulmaya mahkumdur. İslam Peygamberi ilkelerini önce
kendisi hayatının her vechesine uygulayarak örneklik yapmıştır. Onun arkasından
gelen sahabe Peygamberi uygulamalarıyla takip etmişlerdir. Böylece İslam müntesipleri arasında bir kültür oluşturmuştur. Buna da İslam kültür
ve medeniyeti denmiştir. Kültürlere etki eden dinsel yaptırımlar yasal müeyyideler
kadar tesirli olmuştur. Toplumsal olayları önlemede birtakım yaptırımlar
vardır. Bunları:
1.Yasal yaptırımlar.
2. Toplumsal yaptırımlar.
3. Dinsel yaptırımlar.
Yasal yaptırımlar:Yasal yaptırımlar, siyasal yönetimlerle ilgilidir. Siyasal
iktidarlar kanunları toplumsal ve evrensel ilkeleri göz önünde bulundurarak
yapmalı, müeyyideyi de etkili bir biçimde koymalı ve takip etmelidir.
Yasal boşluklar illegal örgütlenmelere neden olmaktadır. Çek-senet mafyası
vb. örgütlenmeler buna örnek teşkil edebilir.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
çözmede, dinin, ekonomik, rolu, sorunları, toplumsal

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 17:59 .