Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Fen Edebiyat Fakültesi > Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü > Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları

Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü hakkinda Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları ile ilgili bilgiler


Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları-The differences between Ottoman ***8220;kaftan***8221; and ***8220;entari***8221; with their usage Extended Özet Osmanlı giyim kuşamının temelleri ikibin yıldan eskiye, Orta Asya***8217;da yaşamış olan atalarının

Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Arkeoloji sözcüğü, Yunanca Arkhaios (eski) ve logos (bilim) sözcüklerinin birleştirilmesi yoluyla türetilmiştir. Sanıldığının aksine arkeoloji, bir tarih bilim dalı değil; kazı ve araştırmalar yoluyla insanlığın kültür tarihini aydınlatmaya çalışan, bu bağlamda da tarih bilimine katkı veren bir bilim alanıdır.

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 07.08.08, 09:50
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları

Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları-The differences between Ottoman ***8220;kaftan***8221; and ***8220;entari***8221; with their usage Extended

Özet
Osmanlı giyim kuşamının temelleri ikibin yıldan eskiye, Orta Asya***8217;da yaşamış olan atalarının giyim kültürüne uzanmaktadır. Yaklaşık altı yüzyıl, Osmanlı kıyafetleri, kesim özellikleri açısından benzer şekilde devam etmiş, 19. yüzyıldan itibaren köklü değişikliğe uğramıştır. 19. yüzyıl başında erkek kıyafetleri, yüzyılın ortasından sonra kadın kıyafetleri Avrupa modası etkisiyle tamamen değişmiş-tir. Osmanlı giyiminde yüzyıllarca şalvar, iç gömleği, entari, kaftan ve hırkalar kullanılmıştır. Os-manlı kıyafetinin belirleyici unsurları kaftanlar ve entarilerdir. Kaftan ve entariler yüzyıllarca birlikte giyilmişlerdir. Entariler içte kalmakta, kaftanlar entarilerin üstüne giyilmektedir. Entariler herkes tarafından giyilirken kaftanlar özellikle, kamusal alana yönelik bir nevi üniforma görevi gören giysilerdir. Bu iki giysi kesim özellikleri açısından çok benzer ve bazen birbirlerine karıştırılır-lar. Türkçede, kaftan sözcüğü çok eskiden beri kullanılırken, entari sözcüğünün 16. yüzyıldan itibaren kullanıldığı bilinmektedir. Entari kullanılış amaçları ile var olan ve her durumda giyilen giysidir. Kaftan olarak adlandırılan giysi öncelikle saray giysilerini düşündürmektedir çünkü Topkapı Sarayı Müzesi***8217;nde büyük bir padişah kaftanları koleksiyonu yer almakta ve bunların dışında günümüze gelen pek fazla kaftan bulunmamaktadır. Kaftanlar itibarı temsil eden giysiler olmuş, değerli kumaşları ve aksesuarları ile itibar sağladıkları gibi kumaş desenleri ile sembolizm yaratmışlardır. Padişah giysilerinde, sultanın temsil ettiği güçler, kaftanlarda kumaş desenleri sembolize edilmektedir. 19. yüzyıl başlarında erkek kıyafetlerinin değişmesiyle kaftan kullanımı ortadan kalkar. Hem kadın hem erkek giysisi olan entari yalnızca kadınlara özgü olur. 18. yüzyıldan itibaren hafifleyen geleneksel giysiler, 19. yüzyıl sonunda ortadan kalkar.

__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 07.08.08, 09:53
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları

Abstract
Ottoman dressing culture has a history of more than two thousand years. This culture was the inheritance of The Turks***8217; ancestors from Central Asia. For many centuries in the Ottoman period, the articles of dress were similar of men and women and bore the same name. The main items were the şalvar (an-kle-length trousers), gömlek (under tunic), hırka (cardigan), entari (gown), which could sometimes be called a kaftan (caftan). Cardigans and gowns opened down the front and were generally collar-less. Narrow godets (peş) were added to the sides of these robes to give extra volume to the skirts, and they had inset pockets in the seams. This style of dress, the cut of which was known as ***8220;peşli***8221; con-tinued through to the mid 19th century, with minör modifications of the collar of cuffs. Gowns and caf tans were usually made of costly fabrics. in this study, Ottoman kaftan and entari examined and compared according to their usage with their sym-bolism. The 18th century***8217;s changes on costumes mentioned then after leaving to use kaftan in the early 19th century surviving entari and its different styles explained.
The most interesting items of Ottoman costumes were kaftan and entari. They were very similar in their cutting style. These two articles of dressing worn together for hundreds of years. The caftan worn över the inner robes (entari) was usually made of heavy printed silk fabric and had short sleeves, which meant that the puffed sleeves of the inner robes could be seen underneath. in winter this was worn with an outer caftan lined inside with a sable skin, beach martin***8217;s fır, squirrel fur or ermine fır.
Entari could be worn alone but kaftan needed an-other inner robe. Kaftan, the outer robe was show-ing the level of the person who wore it in the public. The sultan and government gave the kaftan as pleas-ing gift or to make higher the statute of the one who took it. So, kaftan carried a high symbolism on it
Caftans of various styles were the important items of dress for both men and women. Caftans are fairly simple in construction and tailoring, using mostly straight seams; it was the quality of the fabric that was intended to impress.
When we look at the caftans, fırstly the imperial kaf tans and the kaftans of inhabitants of the palace at-tract us. They pulled our interest on. Ottoman sultam used to attach great importance to their attire. They used to wear kaftans made of expensive and luxurious cloths. They generally have round necks, sometimes with a small stand-up collar. Women***8217;s caftans likewise had round necks: styles that had low round or square necklines or even came under the büst date to the late 18th century. 16th century caftans did not expose the bosom. They usually have buttons to the waist, either jewelled or covered in the same fabric as the caftan.
The sultan and his court would frequently wear gowns one with wrist length sleeves under another with short sleeves, under another with decorative ankle length sleeves, so their contrasting fabrics could ali be seen and admired.
in the 18th century, silk fabrics began to change. They become lighter both in design and the portion of silk. Also the style of the gowns was changed. Costumes were effected by European fashion and became lighter. The new style was very suitable with new style of social life. The dress of the 18th century
is vividly described by Lady Montague..... 772e
miniaturs of Levni and Abdullah Buhari also depict the dress of the time in close detail. Towards the mid eighteenth century, the length of the skirt rose to above the ankles and the neckline became deep enough to reveal the brests, while the right front panels of öpen fronted dresses were cut diagonally at the waist level to have an overlap över the left panel. Towards the end of the 18th century the neckline became so low that it exposed the breasts en-tirely.
in the early 19th century new styles emerged in women***8217;s fashions. The dresses, known as üç etek and dört etek (three and four panelled skirts, where the skirt was divided by waisthigh slits into three and four panels respectively) were highly favoured in capital and worn until 1875. Women in conserva-tive circles continued to wear them up to the end of the century. in the provinces and particularly in ru-ral areas the fashion continued even into the 20th century.


__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 07.08.08, 09:55
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları

Giriş
Osmanlı giyim kültürü, iki bin yıllık geçmişi olan, Orta Asya***8217;nın kuzeyinde yaşamış Türklerin, göçebe atalarının giyim kültürüne dayan-maktadır. İki bin yıllık süreçte, yaşadıkları coğ-rafya ve yaşam koşulları sürekli değişmiş, karşı-laştıkları kültürlerden etkilenen giyim, biçimsel olarak aynı ilkeler doğrultusunda kalmış, detaylar değişmiştir. Osmanlı İmparatorluğu, 20. yüzyılda ömrünü tamamlayana kadar, altı yüz yıl, Anadolu topraklarını merkez edinip, yerleşik olarak yaşamıştır. Göçebeliğin gerektirdiği, sürekli hareket halinde olmaları nedeniyle, hayatları at üstünde geçen, Orta Asya Türkleri, kendilerine benzer hayat tarzları olan kavimlerle ortak bir giyim kültürü yaratmışlardır. At üzerinde ve içinde mobilya bulunmayan çadırla-rında konforlu yaşayabilmek için şalvar benzeri bir pantolon, bir iç gömleği ile önden boydan boya açık , yırtmaçlı beli kemerle bağlanan bir üst entarisi ya da kaftan giymişlerdir. Bu entari ya da kaftan etek boyu zaman zaman değişerek 20. yüzyıla kadar temel biçimini muhafaza et-miştir.
Osmanlı giyim kuşamı, altı yüzyıl boyunca, benzer biçimdeki kıyafetlerden oluşmuş, batı etkilerinin baskın hale gelmesi ile, 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak, son yetmişbeş yı-lında, diğer doğulu ülkelerde olduğu gibi, büyük değişiklik göstermiştir.


__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 07.08.08, 09:56
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları

Entari
Osmanlı halkı, farklı dinlere mensup olup, farklı etnik kökenden gelmiş olsa da ortak bir kültür geliştirmiştir. Giyim kültürü temel ilkelerde bütünlük göstermiştir. Araştırmacılar tarafından, ev içi kıyafeti olarak anılan, oysa, sokak kıyafeti denilen ferace çarşaf gibi dışa giyilen üstlüklerin içine de giyildiği tartışmasız kabul edilecek entarileri, her kesimden kadın, erkek ve çocuk giymiştir.
Entariler, kaftanlarda kullanılan değerli Osmanlı ipekleri gözönüne alınırsa, hafif ipekli ve sade kumaşlardan (Tezcan, 1999), daha yumuşak ve vücudu saran konforlu giysiler olarak yapılmış-lardır. Etek boyu ayak bileklerine kadar, uzun kollu ve önden açık giysilerdir.
Osmanlı giyiminde kullanılan önden açık, uzun kollu boy entarisinin kesim tekniği ile paralellik gösteren, bilinen en eski örnekler, Pazırık kurganlarında görülmüştür. Bu kurganlar milattan önce 5. yüzyıla tarihlenmektedir. Kuzey Moğo-listan***8217;da milattan önce 2. yüzyıla tarihlenen mezar buluntularında tekrar aynı kesim tekniği ile hazırlanmış ipek kıyafetler ortaya çıkarılmıştır. Bunların Çin ipeğinden yapılmış olduğu anla-şılmıştır. Bu kurganlarda bulunan malzeme uzun yıllar donmuş ve buz içinde korunarak 20. yüzyıl başına kadar kalmıştır (İnan, 1967). Milattan önce 2. yüzyıldan kalan bu giysilerin Çinliler tarafından tasarlanmış olması mümkündür.
Türkçedeki giysilerle ile ilgili sözcüklere baktı-ğımızda, Divanü Lugat-it-Türk***8217;te entari sözcü-ğüne rastlamıyoruz ancak karşımıza iki sözcük çıkıyor. Bunlardan biri ***8220;ton***8221; diğeri ***8220;kaftan***8221; (Kaşgarlı Mahmut, 1985). Ton sözcüğü için, çok sayıda ifade ile karşılaşıyoruz. Bunlar ara-sında çok ilginç olan bir tanesi ***8220;etekli ton***8221; dur (Kaşgarlı Mahmut, 1985). Osmanlılar tarafın-dan, 20. yüzyıla kadar, uzun ya da kısa anlamında kullanılan, etekli entari ve eteksiz entari terimlerini buna dayandırmak mümkün görünüyor.
Reşat Ekrem Koçu***8217;ya (1967) göre entari kelimesinin aslı Türkçedir, elif harfi ile yazılır, Araplar bu Türkçe ismi almışlar ayın harfi ile yazarak ***8220;anteri***8221; demişlerdir. Nancy Micklewright, Pennsylvania Üniversitesi***8217;nde (1986) yılında tamamladığı ***8220;Women***8217;s Dress in 19th Century İstanbul: Mirror of a Changing Society***8221; adlı doktora tezinde Osmanlı kıyafetlerinin terminolojisi ile ilgilenmiş, entari sözcüğünü de ele almıştır. Entari kavramının biraz problemli olduğunu düşünen Micklewright, 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı kıyafetlerinden söz eden, kaynakları incelemiş, özellikle seyahatnamelerde, kıyafet isimlerinin kendi devirlerindeki gibi verildiklerini tesbit etmiştir. Yüzyıllarca kullanılan bu giysinin 16. yüzyılda entari olarak geçtiği anlaşılmaktadır.
İngiliz elçisinin eşi olarak Osmanlı İmparatorluğu***8217;na gelen Lady Mary Wortley Montagu (1998), 18. yüzyılın önemli bir tanığıdır. Kardeşi Lady Mar***8217;a Edirne***8217;den 1 Nisan 1717***8217;de gönderdiği mektubunda, kendisi için hazırlanan Türk kıyafetinin ayrıntılı bir tanımını yapmaktadır. Mektubunda Türkçe olarak ***8220;entari***8221; terimini kullanmaktadır.
Osmanlı Devleti topraklarında konuşulan, Türkçe dışındaki dillere de entari sözcüğü yerleşmiş-tir. Angeliki Hatzimichali (1984), Benaki Müzesi yayınları arasında çıkan ***8220;The Greek Folk Costume***8221; adlı Yunan halk kıyafetlerini incelediği kitapta sözlük kısmına ***8220;anderi***8221; sözcüğünü almıştır1. Eski Atina***8217;da karşılığı çizgili ve ya çiçekli dış giysi olarak verilmiş ve ***8220;tsoubes***8221; ile aynı biçimde olduğunu belirtmiştir. İkinci tanımda eski Veroia***8217;da önden açık, uzun kollu dış giysi olarak bilindiği söylenmektedir. Bir diğeri de Roumluki***8217;de gelinlikle birlikte giyilen ipek giysi ***8220;sayias***8221; altına giyilendir. Ayrıca Almyros***8217;ta ***8220;anderoforemenes***8221; diye bir sözcük var ki anderia giyen kadınlar anlamına gelir deniyor. Bölgesel olarak farklılık gösterdiği vurgulanıyor.
Türk giyiminde entari sözcüğünün kullanılışı, kaynaklarda 16. yüzyıla kadar geri gitmektedir. Bu sözcüğün kökeninin, Türkçe olduğunu ispat eden bir kaynağa rastlamadık ancak 16.yüzyıl dan 20. yüzyıla kadar Osmanlılarca kullanıldı-ğını biliyoruz.

__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 07.08.08, 10:00
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları

Kaftan
Kaftan, biçim itibariyle entari gibi, önden açık, boyu uzun üst giysisidir. Kolları uzun veya kısa olabilmektedir. Entarinin üstüne giyilen kaftan, Osmanlı kıyafetleri içinde, çok önem verilen ve itibar gören bir giysidir. Kaftan denince ilk akla gelen giysiler, padişah kaftanları ve saray mensuplarına ait olanlardır.
***8220;Ekseriyetle padişahlar tarafından giyilen bu elbisenin muhtelif isimleri vardır. Bunların tibyanı nafi denilen ve harpte zırhların üstüne giyilen içi pamukla doldurulmuş kalınca nevileri olduğu gibi giyenlerin derecelerine göre hasülhas, kuşluk, ala, bala, elvan gibi isimler alanları da vardır. Kaftan padişahlar tarafın-dan giyildiği gibi, vezirler, sadrazamlar ve diğer bazı yüksek saray ricali tarafından da giyilirdi (Gönül, 1975).
Arapça onur giysisi anlamına gelen ***8216;khilat***8217; (Atasoy vd., 2001), Osmanlılar tarafından kaftan anlamına kullanılmış, onurlandırılan kişilere bu isim ile hediye edilmiştir.
***8220;Hil***8217;at(kaftan):***8221;Üste giyilecek şey***8221;, üstlük anlamına gelen bu sözcüğün Türkçesi kaftandır. Padişahın başta sadrazam olmak üzere devlet görevlilerine, bunların da daha alt kademede bulunanlara rütbe aldıkları, bir işe atandıklarında ya da yaptıkları işin beğe-nildiğini göstermek için giydirdikleri değerli kumaştan ya da kürkten yapılmış giysidir (Şekil 1) Hil***8217;atlar değerine göre derecelenir ve ve başka başka adlar alırdı. Çok değerli hil***8217;at anlamına hil***8217;at-i fahire sözü çok kullanılır***8221; (Özön ve Özön, 2004).

***8220;Hil***8217;atlar Osmanlı saray hayatının vazgeçilmez parçasıydı. ...bir şehzadenin ya da elçinin ziyareti, bir askeri seferin başlangıcı, veya saltanat ailesindeki bir kutlama için....dini bayramların bir parçası olarak sunulurlar-dı....genel memnuniyeti göstermek,..bir hizmeti ödüllendirmek, yeni atamayı bildirmek ve yıllık maaşın bir bölümü olabilirlerdi. Bazı belgelerden bu giysilerin amaçsal farklılıkla-rını belirleyen isimleri olduğunu öğreniyoruz. Örneğin inam, hediye ve ödül için, alınan hediyeye karşılık anlamında; tasadduk, dini bağış anlamında; iydane ise büyük dini kutlamalarda verilen hediye anlamındaydı ..... Hil***8217;atlar
genellikle verilen kişinin konumuna ya da iletilmek istenilen onurun derecesine göre renk ve kalite de dokunurdu. (Atasoy, Denny vd., 2001).
Sultan tarafından saraylılar, devlet görevlileri, elçi heyetleri için hazırlatılması gereken hil***8217;atlar için saraya bağlı büyük bir terzilik sektörünün oluşmasını gerektirmiştir.
Hizmetkarların kıyafetleri için elbise imalathaneleri kurulmuştur; buralarda terziler ile dolamacılar çalışmaktadır; ...., özel bir esnaf hil***8217;at, yani padişahın şereflendirmek istediklerine armağan ettiği, ceketler ve kaftanlar imal etmektedir. Bu hil***8217;atlar değerli kumaşlardan yapılmakta ve çoğu zaman içlerine pahalı kürkler geçirilmektedir. Bunlar (17.yy. da) İstanbul***8217;da bu işte uzmanlaşmış olan ve yalnızca padişahın hesabına çalışan 105 terzi tarafından yapılmaktadır (Mantran, 1991)
Hil***8217;atlar verilen kişiler arasında, kalitesine ve sayısına göre rekabet duygusu uyandırmakta-dır. Hil***8217;at verilmesi, giderek artan ekonomik bir yükü beraberinde getirdiğinden, 18. yüzyıldan itibaren ekonomik gerilemenin önüne geçme arayışları başlayacaktır.
***8220;Giysiler için kullanılan terimlerin çeşitliliğine rağmen, kayıtlar bu kıyafetlerin aralarında-ki farklarla ilgili kesin bilgi vermez. Hil***8217;at terzilerinin diktiği kıyafetlerin biçimleri, büyük ihtimalle, uzun kollu, kısa kollu, ya da kolsuz uzun giysi olmak üzere, hep aynı kal-mıştır. 1713 ile 1767 yılları arasında, Kaptan-ı Derya için teşrifat defterini tutan Abdullah Naili Paşa***8217;nın belgelerinden de anlaşıldığı gibi, hil***8217;at olarak verilen hediyelerin, önceden dikilmiş giysiler yerine, bir elbiselik yani bir donluk top halinde verilmeye başlanmış olma-sı, o dönemde vücuda daha oturan kıyafetlerin moda olması olarak kabul edilebilir***8221; (Atasoy, Denny vd., 2001).
Kaftan, göstergesi olduğu itibarı, dokumasında kullanılan değerli malzemelerin yanı sıra, uzman kişilerce hazırlanmış, özellikle padişah giysileri için dokunmuş, ideolojik ilkeler doğ-rultusunda tasarlanmış desenleri ile sağlamak-tadır. Üzerinde yer alan aksesuarlar ve içine kaplanan kürkün değeri de bu vurguyu artır-maktadır.
***8220;İç ve dış kaftanları zamanın en yaygın kumaşları kemha, diba, seraser gibi ağır ipeklilerden dikilirdi. Kumaşlar ayrıca dokumasına katılan altın ve gümüş alaşımlı ipek iplik üzerine sarılmış klaptanla zenginleştirilir, bu metal telin kullanımı kumaşa pırıltılı, göz alıcı ve lüks bir görünüm katardı. .... Kaftanların önleri ya bir sıra aralıkla birit ilik-düğmeyle ya da bedene karşılıklı dikilen ve çaprast denen şeritlerle kapanırdı***8221; (Tezcan, 1999).
Kaftan sözcüğü, Türkçede çok eskiden beri kullanılmakta olup, bin yıldan fazladır aynı tür giysiyi tanımlamaktadır. Bahaeddin Ögel (1985), Türk Kültür Tarihine Giriş***8217;te entari sözcüğünü kullanmıyor daha çok kaftandan söz ediyor ve kaftanın bir tür üst giyim olduğunu vurguluyor.
Divanü Lugat-it-Türk***8217;te, kaftan için kaftanı omzuna aldı, kaftanı kurladı yani ona kuşak yaptı ve bağladı, bir başka ifade de kaftanı kurşadı yani kuşakla bağladı şeklindedir***8221; (Kaşgarlı Mahmut, 1985). Bu sözlük kaftan sözcüğünün Türkçe olduğunu düşündürmekte-dir. Genel olarak giysiyi karşılayan sözcük ise ***8220;don***8221;dur. Osmanlıca***8217;da da yerini alan bu sözcük ***8220;bir donluk kumaş***8221; gibi kullanımlarla karşımıza çıkmaktadır. Bahaeddin Ögel (1985), Türk Kültür Tarihine Giriş***8217;te kaftana ilişkin şunları söyler:
***8220;Kaftan sözünün aslının Farsça olduğu söylenir. Fakat Ahmet Vefik Paşa***8217;ya göre Farsça haftan sözünün aslı, Türkçe kaftandan gelmiştir. ... Kaftan, İran***8217;da giyilen bir nevi, pamuklu bir savaş elbisesi idi. İçine ham ipek de konurdu. Asım Efendi***8217;ye göre bu giyim, Türkistan***8217;da kalmaki ve Anadolu***8217;da çukal denilen zırhın karşılığıdır. Kaftan, Çağatay lehçesinde kaptan şeklinde söylenir. Herhalde Ahmet Vefik Paşa buna bakarak yukarıdaki hükmü vermişti. Orta Asya lehçelerinde ise bu söz pek görülmez. Daha çok Anadolu, Kırım ve Karaim Türklerinde yaygındır. Bu söz, Memluk Türk lehçesinde de kaptan şeklinde görülür....Kaşgarlı Mahmud***8217;un kaftandan söz açması da üzerinde durulacak mühim bir noktadır***8221;.
Kaftanların yapıldığı kumaşın rengi Türklerde özel anlamlara karşılık gelebiliyordu.
***8220;... kaftan sözünün karşıladığı giyim şekilleri, her çağa göre değişiyordu. Dede Korkut***8217;ta mutlu bir günde giyilen kırmızı kaftandan söz açıldığı gibi, gelinin güveye hediye olarak verdiği, ***8220;ergenlik kırmızı kaftan***8221; da bahsedilmekte idi. Ardı yırtıklu, yani ***8220;yırtmaçlı***8221; kaftanı da yine burada görüyoruz***8221; (Ögel, 1985).
Osmanlı devrinde farklı renk sembolizmi etkili olmuştur. Padişahların giyim kuşamında bazı renklerin özel durumlar için kullanıldığı bilinmektedir. Örneğin siyah, mor ve koyu mavi renkte giysiler cenazelerde kullanılmıştır. Busbecq, 1550***8217;lerde, bu renklerin Osmanlılarca uğursuz sayıldığını, mor rengin asalet belirtisi olarak görüldüğünü2 ancak savaş zamanında ölüm habercisi sayıldığını anlatmıştır. Beyaz renk Osmanlı-larca uğurlu sayılmış ve sultanlar tarafından törenlerde giyilmiştir (Atasoy vd., 2001).

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg şekil-1.JPG (38,1 KB (Kilobyte), 268x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 07.08.08, 10:04
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları

Osmanlı devrinde entari ve kaftan arasında fark var mıdır?
Kaftan itibarı temsil etmekte ve sembolik olarak kullanılmaktadır. Entari ise çağrışımlardan uzak, temel kullanım amacı olan bir giysi ol-muştur. Entari ile kaftan benzer kesim özellikleri gösterirler ve üst üste giyilmektedirler. Birbirlerinden kumaşları ile bazı kesiliş detayları ile ayrılmaktadırlar. Kullanılış alanları çoğu zaman örtüşür ancak kaftan giymenin zorunlu olduğu ya da olmadığı yerler ayrılabilir. Entari kadınlar erkekler ve çocuklar tarafından mutlaka giyilmektedir, ancak kaftan her zaman giyilmeyebilir. Kaftan, entariden daha saygın bir giysi olmuş bir prestij malı, bir gösterge olarak anlam yük-lenmiştir3. Saray tarafından bir onur ödülü olarak verilmiş ve rütbe gösteren özelliklere sahip olmuştur. Entari, kaftana göre daha sıradan, herkesin ihtiyaç duyduğu için giydiği bir giysidir. Tüm giysiler gibi entari de kumaşı, bezeme unsurları ve dikiş kalitesi ile gösterge olarak kullanılmıştır. Kaftan, saray çevresinde ve erkek giyiminde resmi bir nitelik kazanırken, kadınlar tarafından da kullanılan bir giysi olmuştur. Kadın kaftanları da varlık göstergesi ve prestij malı du-rumundadır. Kumaşı, işlemesi, kürkü ve aksesuarları ile kadının statüsüne işaret eder (Şekil 2.).
Geleneksel entari, özel günlerde ya da gündelik hayatta aynı biçimde giyilmiştir. İmal edildiği malzeme, entarinin fonksiyonunu belirlemiş, evde iş yaparken, fonksiyonel biçimi sayesinde etekleri belde toplanabilmiş ve ayağa dolaşmadan çalışılabilir bir giysi olmuştur. ***8220;eteği belinde***8221; gibi deyimler bu kullanılış tarzından dolayı mecazi bir anlam kazanmış olmalıdır.

Tarihi süreç içinde, entari ve kaftan kavramları, bazen birbirine karışmış gibi görünüyor. Üç dört kat, üst üste giyilen kıyafet parçalarından en üste giyilen dışında, içte yer alanlar iç kaftanı, entari dolama, mintan gibi isimler almakta, ancak her zaman aynı sayıda katman bulunmamakta ve hangisi nedir karışmaktadır. 17. yüzyılda İstanbul***8217;da bulunan seyyahlardan Thevenot***8217;un ***8220;doliman***8221; yani dolama adı verilen giysiyi tarif edişini Robert Mantran (1991) şöyle aktarıyor:
Tenlerinin üzerine, hem önden hem de arkadan kapalı bir don giymektedirler; ...gömlekleri uzun olup donun üstünden aşağı düşmektedir; gömleğin üstüne topuklara kadar inen ve dar kol ağızları olan ve elin sırtını kaplayan yuvarlak bir kısmı bulunan, doliman (dolama) denilen entarileri giymektedirler. Bu dolamalar, bez, saten, tafta veya çok güzel başka kumaşlardan yapılmaktadır ve kışın pamuklu kumaşla kaplanabilmektedir. ...bellerinin etrafına kuşak dolamaktadırlar, ...veya bellerine altın veya gümüş halkaları olan veya üç parmak genişliğinde deri bir kemer sarkmaktadırlar...Dolamanın üzerine Ferace giymektedirler. Tournefort tarafından tasvir edilen feraceye çoğu zaman kaftan denilmektedir, bu kıyafet parçası Türkler***8217;in olanakları olduğunda çok lüks olmasını istedikleri elbisedir: ***8220;Bunlar, İngiltere, Fransa, Hollanda yünlü kumaşlarından olup, alacalı, misk rengi, kahverengi veya zeytin yeşilidir ve eskilerin entarileri gibi topuklara kadar inmektedirler***8221;. Padişah birini şeref-lendirmek, bir komutanı ödüllendirmek istediğinde, ona genelde pahalı kürklerle kaplı, muhteşem bir kaftan armağan etmektedir.
Entari ve kaftan arasındaki en önemli fark anlam farkıdır. Bu giysilerin anlam taşımasından dolayı malzeme de farklılık göstermektedir. Entari yumuşak ve hafif kumaşlardan yapılırken, kaftan ağır ipeklilerden yapılan bir giysidir. 19. yüzyıla gelindiğinde, kaftanın kullanımı çok azalmıştır. Kaftan imajını vurgulayan, klasik ağır ipekli, Osmanlı kumaşları üretilmemekte-dir. Üretilen kumaşlar, entari yapımına uygun hafif ipekliler, ipek pamuk veya keten kumaşlardır.


Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg şekil-2.JPG (47,2 KB (Kilobyte), 281x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 07.08.08, 10:06
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları

Kaftanlar, sembolizm taşıyan giysiler olduğu için, kaftan yapılmak üzere dokunan kumaşlar, duruma göre, malzeme ve desen ile belirlenmiş-tir. Altın, gümüş ve ipekle dokunmuş olan, içine kürk kaplanan, maddi değeri yüksek olan, görüntüsü altını ve gümüşü andıran kumaşlar olduğu gibi, desenleri ile sembolizm yaratan örnekler vardır (Şekil 3.). Bunlardan en belirgin olan motifler, Güneş ve Ay, pars beneği, leopar çizgisi, lale motifidir. Güneş ve ay motifi, peygamberi ve onun temsilcisi padişahı, veya tanrı-yı ve halife olan temsilcisi padişahı simgelerken, lale motifi, Arap harfleriyle yazılışında kullanılan harflerin yer değiştirmesi ile ***8220;allah***8221; kelimesine dönüşebilmektedir. Pars beneği ve leopar çizgisi motifleri tahtlarda kullanıldığı gibi padişahların kaftanlarında da kullanılmış ve güç simgesi olarak görülmüştür.

Motiflerin, 16. ve 17. yüzyıllarda çok büyük tutulduğu görülür. Padişah kaftanlarında, uzaktan rahatça algılanabilen, büyük desenler yoğun olarak kullanılmıştır. Bu desenler, saray atölyelerinde çizilmiş, değerli malzemeler kullanılarak dokunmuş olduğuna göre, törensel durumlarda, padişahların yer aldığı çeşitli merasimlerde, uzaktan göründüklerinde dahi etkili olacak şe-kilde tasarlanmışlardır. Diğer devlet erkanının da rütbesine ve konumuna göre kumaşlarla hazırlanmış kaftan giydiği bilinmektedir. Padişahlar, şenliklerde ve belli saray törenlerinde saray-lılara kıymetli kumaşlardan yapılan kaftanlar armağan ederdi. ***8220;IV. Mehmet, şehzadelerinin sünnetleri dolayısıyla kutlamaya gelen ve arma-ğanlarını sunan vezirlere seraser kaplı samur kürkler vermiştir***8221; (Nutku, 1995).
***8220;III. Sultan Murat Han***8217;ın büyük oğlu
Veliahd-Şehzade Mehmet***8217;in sünnet .....
operasyonu(nu) 4. vezir Cerrah Mehmet Paşa yaptı. .... bu hizmetinden dolayı padişahtan.... değerli hil***8217;atler aldı***8221; ***8221;(Öztuna, 1969: 314). Ayrıca Valide Sultan da kendisine çeşitli ödüller ve kaftanlar hediye etti (Peirce, 1998: 257).
Padişahlar, yabancı elçilik heyetlerine kaftan armağan etmişlerdir, heyetler açısından, alınan kaftanların sayısı ve kalitesi önemlidir. Buna göre görevlerinin iyi veya kötü sonuçlanacağını tahmin edebilmişlerdir (Nutku, 1995). ***8220;...padişahlar, hil***8217;atları,... onay yerine memnuniyetsizlik ifadesi olarak da kullanabilirlerdi***8221; (Atasoy vd., 2001). Sarayda, padişah ve kaftan sembolizminin örtüştüğüne işaret eden, görevli tanımlamalarına ve bazı deyimlere rastlarız. Pa-dişahın özel hizmetini gören enderunlular için kullanılan ***8220;kaftan altına girmek***8221; sözü kaftanın yüklendiği itibarlı anlamı vurgulamaktadır.
***8220;Kaftan ağası: Büyük dairelerde iç ağalarının
başı.(anlamındadır) ..... Kaftan altı: Padişahın,
kendi özel işlerini gören has oda, hazine, kiler ya da seferli odasında bir yer açılınca, oraya alınacak biri için, ***8220;kaftan altına verdim***8221; diyerek seçtiği kimsenin durumu***8221;nu anlatır (Özön, 2004).


Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg şekil-3.JPG (40,7 KB (Kilobyte), 272x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 07.08.08, 10:07
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları

Günümüze ulaşmış giysi örnekleri bir çok müze ve koleksiyona yayılmıştır. Giysi saklama geleneği pek olmadığı için, örnekler geç dönemden ve az sayıdadır. Ahşap evlerde yaşayıp, yan-gınlarla yitirilmiş olması Bunun pek çok sebebi arasında sayılabilir. Günümüze gelen örneklerin çoğunluğunu 19. yüzyıl entarisi oluşturur. Kaftanlara bakacak olursak, kaftan olarak nitelenebilecek giysilerin neredeyse tamamı padişahlara ait olup, bir kısmı da padişahların ailelerinin ve saraylılarındır. Kaftan adı verilen giysi türünün örnekleri de Topkapı Sarayı Müzesinde bulunur. ***8220;Her padişahın en az bir takım elbisesinin hatıra olarak saklanması gelenek***8221; olmuştur (Öztuna, 1969). Bu gelenek bağlamında saklanan giysiler, itibar edilen kişinin yani padişahın onu sembolize eden giysilerinden seçilmiş olmalıdır.

18. yüzyıldan itibaren, Osmanlı giysilerinde değişiklikler olduğu defalarca belirtilmiştir. 18. yüzyıl halkın evinin dışına taştığı bir dönem olup, serbest ve sosyal yaşama eğilim gösterdiği, hoşgörünün bazı kesimlerde arttığı bir dönemdir. Giysilerde bir hafifleme başlamıştır (Şekil 4). Osmanlı evinin iç mekanı, fazla güneş almayan ve yaz kış serin olan, ısınma sistemi yetersiz bir mekandır. Bu nedenle Osmanlı giyim geleneği üst üste giyilen giysilerden oluşmuştur. 18. yüzyılda halk, sosyal yaşam biçimini değiştirerek evinin dışında vakit geçirmeye başlamıştır. Kadınlar ilk defa bu dönemde serbestlik kazanmıştır. İlkbahar ve sonbaharda, dış mekanın iç mekana göre daha sıcak olduğu göz önüne alınacak olursa, dışarıda çok vakit geçirmeye başlayan halk, Avrupa modasının da etkisiyle giysilerini hafifletmeye başlar. Bunların yanı sıra Osmanlı dokumacılığı, klasik dönemdeki kalitesini kaybederek, ekonomik zayıflamanın da etkisiyle hafif ipekli üretimine ağırlık vermektedir. Bu dönemi yansıtan, Levnî minyatürlerinde, Liotard***8217;ın resimlerinde kat kat giyilen giysilerin sayısının azaldığı ve figürlerin hafif ipekli entariler giydiği görülür.


Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg şekil-4.JPG (32,3 KB (Kilobyte), 278x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 07.08.08, 10:11
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Osmanlı kaftanları ile entarilerinin farkları ve kullanılışları

Sonuç
(19. yüzyılda Osmanlı kaftanının ortadan
kalkması ile giyim kültüründe değişiklikler)
19. yüzyılın ilk çeyreği sona erdiğinde, erkek giysileri batılı erkek giysileri ile özdeşleştirilip pantolon ceket kullanmaya başlanır. Önce devlet görevlileri, sonra erkeklerin geri kalanı entari ve kaftan kullanmayı bırakmıştır. Kadınlar bir süre daha geleneksel giysilerini kullanmışlar, yaklaşık elli yıl sonra, onlar da batılı gibi giyinmeye başlamışlardır. Kadınlar elli yıl botun-ca entari giymeyi sürdürmüşlerdir. Entarileri üzerine ise, kalçalarını örtecek boyda, Avrupalı-ların ceketlerine benzer ceketler ve çeşitli hırka-lar giymişlerdir. Entariler, kaftanlar kadar yüklü bir sembolizm taşımasa da, bu defa uzayan etekleri, Fransız saray kıyafetleri gibi, eteklerin kuyruklarını sürüyebilmek veya buna izinli olmamakla, statü göstergesi olmuşlardır. Yalnızca kadın kıyafetleri olarak varlıklarını sürdüren entariler, kadınlar arasında, maddi kıymetlerine ve işçilik kalitelerine göre prestij sergilemiştir.
19. yüzyıl başında, 18. yüzyılın karakteristik özelliklerini taşıyan entarinin boyu ayak bileklerini geçmemekte ve yakası derin bir U biçiminde açıklık göstermektedir. Batı etkilerinin başladığı 18. yüzyılda Avrupa modasında görülen kadının boynunu uzun, vücudunu daha zarif gösteren dekolte (Onur, 2004) geleneksel entari modelinin de yakasına yansımıştır.
Entari 19. yüzyıla gelene kadar, önden açık, yakadan karın altına kadar düğme ile iliklenen, uzun düşük kolludur. Nadiren kısa kollu olduğu görülür. Genel olarak boyu ayak bileklerine kadar olan bir giysidir.. Eteklerin iki yanında uzun yırtmaçları vardır. Yırtmaçlarının hemen üstünde iki yanda birer gizli cebi bulunur. 19. yüzyıl entarisinde göğüs üzerinde çoğunlukla içten astarda açılmış olan birer saat cebi yer alır. Zaman zaman etek boyları ve yaka açıklıkları farklılık göstermiştir. Bazen kol boyları abartılı olarak uzamış ve yan yırtmaçlar kalça hizasına kadar çıkmıştır.
19. yüzyılda entari önce derin yırtmaçlı ve Avrupa modasında görülen uzun kuyruklara benzer biçimde yerde sürüklenecek derecede uzun etekli, normal boyutların dışında biçimlenir. Bu, ömrünü tamamlayan her şeyde olduğu gibi abartıların, bozulmaların ortaya çıktığı bir dönemdir. Giysilerini fazla kumaş sarf etmemeye gayret ederek hazırlama eğilimini unut-muş olan toplum ekonomik koşullar kötüleş-tikçe savurgan olmuş, saraylı kadınlar kumaşları ve değerli taşlarla, incilerle işlenmiş giysileri savurganca tüketmiştir. İhtişamlı giysilerini çeşitli törenlerle sergileme fırsatı yaratmışlardır. Halktan kadınların giysileri de aynı biçimde aşırı uzamış etek boyları olan, zengin işlemeleri olan örneklerdir.
19. yüzyılın başında giyilen üçetek ve dörtetek adı verilen entarilerden (Tuğlacı, 1984) farklı olarak yüzyılın ortalarında önü kapalı olan ve ikietek entari adı verilen yeni bir model ortaya çıkar. Yanları bele kadar yırtmaçlı olan bu entari de şalvarla birlikte giyilmekte, eteğin uçları üç etekte olduğu gibi bele takılmaktadır. Leyla Saz (1974) iki etek adı verilen önü kapalı entarilerin moda olduğu dönemde Sultan Abdülaziz'in huzuruna çıkışını şöyle anlatır:
"Padişahın nazarı dikkati beni o kadar şaşırttı ki saçak öpüp çekilirken eteğime basmışım, iki etekli entari4 modası idi, eteklerimin uçlarını kuşağıma iliştirmiştim, sendeledim. Mahçup olarak yerime geldim,..".
Batılı kıyafet modasının hızlı bir biçimde yerleşmesi sırasında, evlere Avrupa mobilyası, özellikle masa sandalye gelmiştir. Bu dönemde Osmanlı evine yeni bir ısınma aracı, soba girmiş, koşullar değişmeye başlamıştır. Isınma sisteminin değişmesi ve konfor sağlanması ile yaz kış kalın giyinmek zorunda kalan Osmanlı halkı, giyim modasının da değiştiği bu dönemde rahatlamış olmalıdır.
Bir arada kullanmaya aykırı olan eşyaların ve giysilerin geleneksel olanları yerlerini yenilere bırakmıştır. Batı kültürünü bilinçle benimseyenlerin yanı sıra görüntüyü ön plana alan kişilerin bu modayı yerleştirmekte önemli payı olmuştur.


Kaynakpdf
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf itu-b_2006_3_1_L_Gorunur.pdf (1.003,4 KB (Kilobyte), 14x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
entarilerinin, farkları, kaftanları, kullanılışları, osmanlı

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 17:28 .