|
#1
|
|
17.06.08, 14:50
Herhangi bir hayvanın tanımlanması için, diğerlerinden ayırt edilebileceği bir sınıflandırmaya sokulması gereklidir. Müzelerde gördüğümüz hayvan ve bitkiler bu tür bir sınıflandırma içinde sunulur. Bu; plak, pul ve kitap koleksiyonlarında da olduğu gibi birgruplandırmadır. Hayvanların sınıflandırılmasında bir farklık, kan bağlarıdır. İnsanlarda en yakın kan bağları anne-baba ile çocuklar arasındadır. Sonra kardeşçocukları olan kuzen-er, daha sonra yeğenlerle amca, dayı, hala, teyze gibi ilişkiler yer alır. Bilim adamları, hayvanlar arasındaki bu tür yakın ilişkileri araştırır. Sı-nıflandırmalardaki en alt bölüm, türlerdir. Türün tanımı, kendi aralarında çiftleşen bireylerin oluşturduğu küme biçimini anlatır. İnsanoğlu renk, sınıf yada din ayrımı olmaksızın birleşerek Homo sapiens türünü oluşturur. Genel bir kurala göre, farklı türler arasında birleşemez. Bu çarprazlama ile ortaya çıkan kendi kendini üretmesi olanaksızdır. Karışık birleşmelerin en bilinen örneği at ile eşeğin çiftleştirilmesiy-le doğan katır türüdür. Melezleştiril-me denilen bu birleşmeden doğan katır da, bir melezdir. Kafes kuşlarında, tropikal balıklarda ve kaplan ile aslan arasında melezleştirme uygulanır. Önceleri doğa bilimcileri, hayvanları yalnızca benzerliklernie dayanarak gruplara ayırmıştı. Buna göre, bir kuş ile yarasa, kanatları olan ve uçan hayvanlar olarak aynı grup içine giriyordu. Aynı biçimde bir balıkla balina da, yüzme yeteneği olan hayvanlar grubu içinde birleşebili-yordu. Oysa, bu hayvanların yapıları oldukça farklıdır. Örneğin yarasa, kuşlar sınıfına değil, memelilere aittir. Aynı biçimde, balina bir balık değil, memeli bir hayvandır. Hayvan ve bitkilerin yapılarına göre sınıflandırılma yöntemi, ilk kez XVIII. yy'da, isveçli botanik bilimcisi Cari ve Linne tarafından uygulanmıştır. Latin dilinde Linnaeus adıyla tanınan bilim adamı, bu sınıflandırma yöntemini Doğa Sistemi olarak tanımlamıştı. İsveç'in güneyinde 1707'de doğan Lienne, bir kasaba papazı olan babasının etkisiyle doğa bilimine eğilmiş, ülkesinin yabani güzelliklerini incelemeye itilmişti. Üniversite öğreniminden sonra, Upsala'da botanik kürsüsü öğretim üyesi olarak çalıştı. Cari, topladığı bitkileri renk ve biçimlerine göre değil, yapılarına göre sınıflandırmak üzere bir sistem geliştirmeyi deniyordu. Çiçeklerin dişi ve erkek organlarını inceliyor ve tek ya da çift ercikli olmak üzere gruplara ayırıyordu. Linne tek ercikli bitkileri Monandria, çift erciklileri Di-andria, üç erciklileri Triandria olmak üzere Latince adlarla tanımlamıştır. Bugün bir botanik bilimcisi, çiçekleri bu yönteme göre tanımlar. » Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Biyoloji » Zooloji » Hayvan Sınıflandırması Kaynak 11 Syf: 219..221 |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| LİNNE'NİN GELİŞTİRDİĞİ SİSTEM Linne, geliştirdiği sınıflandırma sistemini bitki ve hayvanlara uyguladı. Bu sınıflandırma sistemini açıklamak üzere, sıradan bir kurbağa örneğini alabiliriz. Linne, iki-yaşamlı kurbağaları Latin dilinde Rana te-mporaria olarak adlandırmıştır. Rana sözcüğüj kurbağa anlamında olup, temporaria sözcüğü ılıman anlamındadır ve hayvanın ılıman iklimlerde yaşadığını belirler. Yakın ilişkiler içfndeki kurbağaların pek çok türleri vardır. Familya denilen ve birbiriyle ilişkili kurbağa takımlarını içeren grup ranidea sözcüğüyle tanımlanır. Bufonidea familyası ile ka-rakurbağaları içerir. Bunların dışında kalan familyalar, "kuyruksuz" anlama gelen Anura takımı içinde birleşir. Takımları içine alan genel grup, "Amphibia" sınıfıdır, iki-yaşamlılar anlamına gelen bu sınıf, Urdela denilen kuyruklu örnekler takımını da içine alır. Tüm bu örneklerin orkak özelliği, omurgalı olmalarıdır. Buna göre, Amphibia sınıfı, omurgalılar koluna bağlıdır. Omrga-lılar filumu, diğer filumlarla birlikte tüm hayvan dünyasını oluşturur. Şimdi kurbağa ve karakurbağaların sınıflandırmışını bir tabloyla gösterelim: Tür....karakurbağaları, bufo bufo cins.....bufo Familya...Kurbağa..bufonidea Takım...rana...anura Sınıf...temporaria...amphibia Filum...Rana..Omurgalılar Kol...Ranidea...hayvan Rana tamporaria Linnaeus, 1758 Böylelikle, yukarıdaki tanımın 1758 yılında Linne tarafından yapıldığı açıklanmış olur. Kendi Doğ£ Sistemi tablosunda aynen bu biçimde yazılıdır. Sınıflandırmalarda zaman zaman yanlışlıklar yapıldığına rastlanır. Linne, karakurbağa türünü bildiğimiz kurbağa türüyle yakın ilintili sandığı için, Rana bufo olarak adlandırmıştı. Oysa, bu başka bir familyaya aittir. Daha sonraki yıllarda başka bir doğa bilimcisi tarafından karakurbağanın doğru tanımı Bufo bufo (Lin-neaus 1758) biçiminde yazılır. Lin-ne'nin adı parantez içine alınarak bu yanlışlık belirtilmiştir. Sistem ilk bakışta karmaşık görünebilir, ama türlerin doğru sınıflandırmalara girmesi için gereklidir. 1758 yılından bu yana mikroskobik örneklerden dev balinaya kadar binlerce hayvan bu sistemle adlandırılmıştır. Örneğin böcekler sınıfı, 800.000 türün saptandığı başarılı bir araştırma olmuştur. Hayvan ve bitkilerin bilimsel adları ya Latin dilinde ya da Latinceleş-tirilmiş Yunan dilindedir. Dünya ülkelerinin kullandığı ortak bir dil olarak, yerel adlandırmaların yarattığı karmaşıklığı engelleyen bir sistemdir. Örneğin kendi dilimizde kurbağa olarak adlandırdığımız hayvan, Fransızca'da kırmızı kurbağa anlamına gelen bir sözcükle tanımlanır. Al-manca'da ise, ot kurbağası anlamında bir sözcük kullanılır. Oysa bütün bu ülkelerin doğa bilimcilerine göre, Ranatemporariasözkonusu belli bir kurbağa türünü tanımlar. |
|
#3
| ||||
| ||||
| Türlerin adlandırılması Bazı doğa bilimcileri, kendi buldukları bitki ya da hayvanlara kendi adlarını verir. Linne, öğrenciliği sırasında çok ender rastlanan kutup çiçeklerini incelemek üzere Japon-, ya'ya gönderilmişti. Bu çiçeklerden birine "Linne'nin küçük kuzey çiçeği" anlamına gelen Linnaea borealis adını vermişti. Bu çiçek, İskoç-' ya yükseltilerinde çam ormanlarında yetişir. Linne, tanımını yaparken "Kendine benzeyen Linnaeus'un adını alan bu çiçek, çok kısa bir an için açan,, önemsiz alt sınıf bitkisidir" demişti. Evcil kedinin tanımında ise şöyle yazmıştı: "Fareler açısından aslan gücünde bir yaratık; avına yaklaşırken kuyruğunu sallar, eşini ararken huysuz huysuz bağırın korktuğu zaman yüzünü yalar; pisliğini gömer; yüksekten fırlatıldığı zaman dört ayağı üzerine düşer" Linne, çok dikkatli bir gözlemciydi. |
| Sponsorlar |
| |