Nüve Forum


Heyelan Etütleri hakkinda Samsun Heyelanı ile ilgili bilgiler


7. SAMSUN HAVA ALANI JEOFİZİK ÇALIŞMALARI Samsun hava alanı jeofizik çalışmaları, derin rezistivite etütleri ve karşılıklı atışlarla gerçekleştirilen sismik refraksiyon çalışmalarını içermektedir. Çalışmalar heyelanın en fazla zarar verdiği bir profil

Like Tree16Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #21  
Alt 31.08.07, 10:01
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 171
Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!
Standart 7. Samsun Hava Alanı Jeofizik Çalışmaları

7. SAMSUN HAVA ALANI JEOFİZİK ÇALIŞMALARI

Samsun hava alanı jeofizik çalışmaları, derin rezistivite etütleri ve karşılıklı atışlarla gerçekleştirilen sismik refraksiyon çalışmalarını içermektedir. Çalışmalar heyelanın en fazla zarar verdiği bir profil üzerinde yani, heyelan ekseni üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Rezistivite çalışmalarına öncellikle başlanmasının nedeni, eklemeli-sismik-refraksiyon çalışmaları için
müsait off-set (yani dinamitin patlatıldığı noktayla ilk jeofon arası) mesafesini saptamak içindir. Mevcut heyelan sahası civarında derin mekanik sondajlar bulunmamaktadır. Rezistivite ve sismik çalışmalar bu nedenle derinlerde yer alan jeolojik birimlerinde ortaya konulmasına yöneltilmiştir. Hava alanında pist kenarına paralel olarak seçilen jeofizik kesit üzerinde: formasyon rezistiviteleri, zeminin dinamik özelliği (dinamik kayma modülü, Gmax, dinamik poisson oranı,***963; gibi) ve farklı sismik hıza sahip tabaka derinlikleri göstermiştir.(Şekil 7a). jeofizik çalışmalar aşağıda iki bölüm halinde derlenerek sunulmuştur.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/logooson.jpg[/IMG][/URL][/CENTER]

University of Istanbul, Institute of Geophysics Imperial Collage, University of London
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 31.08.07, 10:03
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 171
Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!
Standart 7.1. Derin Elektriki Rezistivite Sondajları

7.1. Derin Elektriki Rezistivite Sondajları

Şekil- 5a da Samsun hava alanı uçak pistinin güneydoğusundan başlamak üzere, kuzeye doğru müsait aralıklarla elektriki rezistivite ölçü noktaları atılmıştır. E.H.A.1 ile E.H.A.20 ölçü noktalarını kapsayan profil hattı üzerinde, heyelan sahası topografyasının olanak verdiği ölçüde derin rezistivite sondajlarının yapılmasına çalışılmıştır. Rezistivite noktalarının arasındaki mesafeler E.H.A.1 ile E.H.A.9 ölçü noktaları arasında 50 şer metre, E.H.A.9 ile E.H.A.20 noktaları arasında aktif heyelan sahasına girildiği için 25 şer metre olarak alınmıştır. Rezistivite ölçüleri sırasında 300 metre derinliğe nüfuz edebilmek için açılım yapılarak, dış akım elektrotlarından yere akım tatbik edilmiş ve iç elektrotlar vasıtasıyla daha önce saptanan elektrot aralığı mesafeleri için ***961;a (görünür rezistivite)
değerleri ölçülmüştür. Logaritmik bir kağıt üzerinde her elektrot açıklığı (a) için görünür rezistivite ***961;a değerleri belirlenmiştir. Şekil (7.1a-7.15)

Wenner açılımı için ***961;a = 2***960;.a.(V/I) formülü kullanılmıştır. Burada a, elektrod aralığı(metre), V/I ise alet üzerinde okunan potansiyel farkının akım şiddetine olan oranıdır. Rezistivitenin birimi bu hesaplarla ohm.m olarak hesaplanmıştır. Wenner dizilimi için bulunan bu görünür rezistivite değerleri Şekil 7.1(a-s) da elektrot aralığının (a) bir fonksiyonu olarak
log-log ekseninde gösterilmiştir. Eğri tefsirleri aynı şekilde logaritmik bir abak çakıştırılması suretiyle yapıldığı için, log-log ekseninde gösterilmişlerdir. Eğri tefsirleri aynı şekilde logaritmik bir abak çakıştırılması suretiyle yapıldığı için, log-log grafikleri üzerinde saptanan derinlikler gerçek derinliklere tekabül etmektedir. Böylelikle (a) eksenine paralel
kolonlar boyunca çakıştırma yöntemi ile bulunan tabaka derinlikleri, formasyon gerçek rezistivite değerleri, sismik verilerle elde edilen P ve S dalga hızları bir arada gösterilmişlerdir. Bu tür bir gösterim tekniği rezistivite ölçü sisteminin Wenner olması halinde mümkün olabilmektedir. Elektriki rezistivite çalışmaları İsveç firmasınca yapılan ABEM TERRAMETER cihazı ile sürdürülmüştür.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/logooson.jpg[/IMG][/URL][/CENTER]

University of Istanbul, Institute of Geophysics Imperial Collage, University of London
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 31.08.07, 10:12
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 171
Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!
Standart 7.2. Sismik Refraksiyon Çalışmaları

7.2. Sismik Refraksiyon Çalışmaları

Hava alanı heyelan sahasında, rezistivite ölçü noktalarında karşılıklı atışlarla gerçekleştirilen sığ refraksiyon ve ayrıca eklemeli-sismik-refraksiyon çalışmalarıyla derinde yer alan zeminlerin dinamik özellikleri incelenmiştir. Sismik refraksiyon çalışmalarının heyelan sahalarındaki uygulamasından gerçek amaç: gevşek zeminlerin uzanımlarının tayini,
özel süreksizlik gösteren seviyelerin tanınması,ve ayrıca tabaka kalınlıklarının saptanmasıdır. Ölçülen P dalga hızının zeminin sıkılığı ile yakından ilişkisi olması, sismik refraksiyon çalışmalarının önemini bir kat daha artırmıştır.(Kuran 1975). Killi zeminlerin gevşek-sert arası yerlerinin araştırılmasında sismik refraksiyon çalışmaları oldukça başarılı neticeler
vermektedir. Derin rezistivite çalışmaları sonucu sahanın genel jeolojik birimlerinin kalınlıkları saptanmış, ve eklemeli-sismik-refraksiyon çalışmaları için müsait off-set mesafesi hesaplanmıştır. Konglomeranın 125 m yi bulan derinliklerde yer aldığı saptandıktan sonra müsait off-set mesafesinin 200-300 m arasında alınmasına yarar görüldü. Sığ sismik refraksiyon çalışmaları için Nimbus firmasının ***8220;Engineering Seismograph ***8211;6c)***8221; aleti kullanılmıştır. Bu cihazla yerinde S dalgası (yani kesme dalgası ) elde edilmiştir. Sismik
refraksiyon çalışmaları karşılıklı atışlarla yapılarak, sismik hızlar hesaplanmış bilahare bunlardan kayma modülünün bulunmasına geçilmiştir. Kayma modülü aşağıdaki formül yardımıyla hesaplanmıştır.


Etüt sahasında alınan numunelerin D.S.İ. laboratuarlarında elde edilen yoğunluk değerleri 2.65 gr/cm3 olarak bulunmuş ve yukarıdaki formülde yerine konmuştur. Derin sismik refraksiyon atışları için 12 kanallı S.I.E. firmasınca imal edilen RS-4 sismik refraksiyon cihazı kullanılmıştır. RS-4 sismik cihazına Jeofon aralıkları 50 feet olan jeofon kablosu bağlanmıştır. Sismik refraksiyon çalışmaları sırasında kısa off-setli mesafesi alınmış ve böylece ilk varışların kaydedilmesine olanak sağlamıştır. 1.2 m olarak alınan off-set mesafesinde 300 gr dinamit patlatılarak enerji hasıl edilmiş ve kayıtlar alınmıştır.

Sismik kayıtların sıhhatli okunması ve uzun süre muhafaza edilebilmesi için, aleti yapan firma tarafından gönderilen kimyasal bir madde kullanılmıştır. 10 milisaniyelik zaman aralıkları içindeki ilk varışları hassasiyetle okuyabilmek için, büyütmesi 50 olan bir mikroskop kullanılmıştır. Sismik dalgaların jeofonlara varış zamanlarını hesapladıktan sonra şekil(7.2a-7.2n) de gösterilen zaman-mesafe eğrileri çizilmiştir. Bu eğrilerin tefsirlerinden sonra tabaka hızları hesaplanmış ve bu hızlardan istifade edilerek standart intersept tekniği uygulanarak tabaka kalınlıkları hesaplanmıştır. Hesaplama esnasında aşağıdaki formül kullanılmıştır.


Bu formülde ;
ti = intercept zamanı
V1= İlk tabaka hızı
V2= İkinci tabaka hızı
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/logooson.jpg[/IMG][/URL][/CENTER]

University of Istanbul, Institute of Geophysics Imperial Collage, University of London
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 31.08.07, 10:27
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 171
Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!
Standart 7.3. Alınan Neticeler Ve Tefsirleri

7.3. Alınan Neticeler Ve Tefsirleri

Sismik refraksiyon ve rezistivite ölçü neticeleri Şekil 7.a da , yatay ekseni 1/1000 düşey ekseni 1/200 ölçekli bir kesit üzerinde gösterilmiştir. Bu kesit üzerinde: 1968 de yapılan istinat duvarlarının konumu, aktif heyelan başlangıcı, pist ucu ve ayrıca kayma yüzeylerinin saptanması için yerleştirilen plastik tüplerin kırıldığı noktalar belirlenmiştir. Heyelan sahasında sismik refraksiyon, elektriki rezistivite mekanik sondaj ve standart penetrasyon test sonuçlarının müşterek analizi aşağıdaki hususları ortaya koymuştur.

i) Sismik hızların formasyonun ihtiva ettiği suyun kondüktivitesinden ziyade, sıkılık ve sertlik derecesine bağlı olması nedeniyle heyelan sahasında sismik hızlarla önemli bölümlere ayırmak mümkün olacaktır. Örneğin, 126-226 m/s gibi düşük hız veren, yüzeydeki ilk birimler, S.P.T. testleriyle elde edilen ortalama darbe adetleri N=4-5 olarak bulunmuştur.

EARTH MANUAL Sayfa 313 de doygun ince taneli silt ve kil toprakların nisbi sıkılığı ile penetrasyon mukavemeti arasındaki tabloda, darbe adedi 2-4 arasında olan birimler ***8220;yumuşak***8221; olarak sınıflandırılmıştır. Bu yumuşak seviyenin kalınlığı 2.14 ile 5.50 m arasında değişmektedir. Bu seviye rezistivite ölçüm neticelerinde , 5-16 arasında düşük rezistivite
değerleriyle karakterize edilmişlerdir.

ii) Yumuşak olarak nitelendirilen üst seviyenin altında, sismik P-dalga hızları 970-1875 m/s arasında değişme göstermektedir. Ancak şekil-7a da kolaylıkla görülebileceği gibi, bu yumuşak kil birimlerinin altında sismik P-dalgası hızlarının 703-1524 m/s arasında değişen değerleri S.P.T. verilerinin N= 11 darbe sayısına tekabül etmektedir. (E.H.A.12 noktası).
S.P.T. değerlerinin 8-15 değer aralığında kalan birimler, ***8220;katı***8221; olarak sınıflandırılmıştır Bu seviye, etüt sahasında daha önce yerleştirilmiş olan plastik tüplerin kopma derinliklerinin meydana gelmiş olduğu, suyla doygun birimleri içermektedir. El burgusu ile yapılan birçok sondajlar, yer altı su seviyesinin ortalama 4 m derinlikte başladığını kanıtlamıştır. Şekil 7.a
dan da görülebileceği ***8220;katı***8221; olarak sınıflandırılan bu killi birimin tabanı önemli derecede ondülasyon göstermektedir. E.H.A.12 ölçü noktasında yerinde kesme hızlarının elde edilmesini takiben G değeri hesaplanmış ve 7994 kg/cm2 olarak bulunmuştur. Kayma modülünün (G) en düşük elde edildiği nokta E.H.A.11 ve E.H.A.12 noktaları olup bunlar 1968 yılında yapılmış bulunan istinat duvarının hemen üzerindedir. Plastik tüpün kırıldığı
seviye, ***8220;katı***8221; olarak sınıflandırılmış birimleri içinde yer almaktadır. Ancak bu N=11 darbe adedi ile karakterize edilen seviyeye ait kalınlık, sismik hız değerleri kullanılmak suretiyle 27.8 m olarak bulunmuştur. (E.H.A.12).

iii) Sismik P-dalga hızlarının 1700 m/s değerlerine eriştiği veya bu değeri aştığı seviyeler, heyelan mekanizması ile yakından ilişkili olduğu dikkati çekmektedir. Kesitten bu 3. Seviyenin düzgün bir topografyaya sahip olmadığı, önemli ondülasyonlar gösterdiği izlenmektedir. Bu ondülasyonlardan en önemlisi E.H.10 ile E.H.A. arasındadır. 1700 m/s hızı aşan tabaka kalınlığı E.H.A.10 noktasında 4.82 m , E.H.A.11 noktasında 11.8 m ve E.H.A.12 noktasında ise 27.8 m derinlikte bulunmaktadır. Satıhta aktif heyelan başlangıcı olarak bilinen ve şekil 7.3a(a), (c) lerde görülen kopmalar, E.H.A.10 noktası üzerinde yer almaktadır. E.H.A.10 noktası ile E.H.A.12 noktaları arasında 1700 m/s hız seviyelerini aşan noktalar birleştirildiğinde doğrunun E.H.A.10 noktasını kestiği görülür.
Ayrıca E.H.A.11- E.H.A.12 noktaları arasındaki plastik tüpün kesildiği seviyeye dikkat edilecek olursa, I nolu kayma yüzeyinin E.H.A.10 noktasından geçerek yüksek hız değerleriyle karakterize edilen formasyon sınırına paralel gelişme gösterdiği düşünülebilir. Kesik çizgilerle gösterilen II. Nolu kayma yüzeyi; plastik tüplerin kesildiği derinlikler ve sismik hızlardan elde edilen tabaka sınırlarının müşterek analiz sonuçları; II Nolu kayma yüzeyinin, I Nolu kayma yüzeyine paralel olacak biçimde geliştiğini göstermektedir. Benzer şekilde III Nolu heyelan kayma yüzeyi de, elde edilen bilgilerin ışığında kesit üzerinde kesik çizgilerle belirlenmiştir. Kesitten görüleceği gibi maksimum kayma ekseni boyunca dairesel ve ardışıklı bir heyelan örneği etüt sahamızın karakteristik görünümünü teşkil etmektedir. Aktif heyelan başlangıcının güney-batısındaki kesimde altta büyük hız değerleriyle karakterize edilen seviyenin, heyelanın kuzey-doğusundaki görünüme benzer biçimde aşırı derecede dalgalanma göstermekte olduğu dikkati çeker. 1700 m/s den daha büyük hız değeri
veren seviyenin, S7 sismik noktasında ve E.H.A.10 noktasında yüzeye çok yakın olduğu, fakat güney-batıya doğru gidildiğinde, süratle derine daldığı sismik verilerin ışığında kanıtlanmıştır. Yüksek hız değeri veren seviye S2 ve S7 noktaları arasında bir çukurluk göstermekte, S7-E.H.A.10 noktaları arasında ise yukarıdaki durumun aksine bir tepe görünümü kazanmaktadır. Yukarda da izah edildiği gibi yüksek hız tabakasındaki bu ondülasyonlar; aktif heyelan başlangıcının kuzey doğusunda daha sık ve kısa mesafeler
içerisinde dalgalanma göstermektedir.

iv) Etüt sahasındaki sismik refraksiyon çalışmalarda derinlikleri 33-47 m arasında değişen ve 1886-2032 m/s gibi nispeten yüksek hız değerleri ile karakterize edilen dördüncü bir sismik zon elde edilmiştir. Yukarıdaki birimlere ait hızlardan daha büyük mertebelere ulaşan ve dolayısıyla daha sıkı bir seviye olarak düşünebileceğimiz bu zon kuzeydoğuya doğru dalımlı görülmektedir. 33-47 ö derinliklerde yer alan bu seviye potansiyel bir kayma yüzeyi olarak düşünülebilmektedir. Ancak bunun daha iyi bir yaklaşımla saptanması 50 m derinliğe indirilecek bir plastik tüpün yerleşmesini gerektirebilir. Bu deneme sırasında tüpün ilk kayma yüzeylerinden kırılmasını önleyici bir tedbir olarak plastik tüpün ilk 30 metresi daha geniş çaplı bir demir boru içine alınmalıdır.

v) Samsun ve civarının aktif Kuzey Anadolu Fay hattına yakınlığı nedeniyle bir makro bölgeleme çalışmasının yapılmasını gerekli kılmıştır. Sismik refraksiyon çalışmalarının avantajları sadece özel süreksizlik gösteren ***8220;yumuşak***8221; ve ***8220;katı***8221; birimleri birbirlerinden ayırmakla kalmayıp fakat aynı zamanda mikro bölgeleme çalışmalarının da esasını teşkil
etmektedir. Sismik hız ve tabaka kalınlıkları belirli olduğu için aşağıdaki yolda bir mikro bölgeleme çalışması yapılmıştır. Zeminlerin toplam sismik şiddet artışı Prof. Medvedev (1963) tarafından aşağıdaki formül ile ifade edilmiştir.



Burada n =sismik şiddet artışı (GEOFIAN) skalasına göre değeridir.
***961;***959; =Granite göre yoğunluk (2,9 gr/cm3), Vo= Sismik refraksiyon çalışmaları ile elde edilen granite ait P-dalga hızı (5600 m/sn). Granite ait sismik şiddet artışı n0=0 olarak alınır. Diğer malzemelerin deprem şiddetini artırıcı özellikleri buna göre sınıflandırılır. Zeminlerin akustik sertliklerine hesaplama prensibine dayanan sismik-mikrozonlaşma çalışmaları,
Samsun heyelan sahasında yukarıdaki formül kullanılmak suretiyle yapılmıştır. Bu yolda yapılan bir çalışmanın çok önemli avantajı: muhtemel bir depremden en fazla veya en az zarar görebilecek sahaları saptama olasılığıdır.

Yukarıdaki formülde (h) yer altı su tablası derinliğidir. Yer altı suyunun ilk 10 metre derinlerde bu ifade ihmal edilmektedir. Yer altı suyu hemen yüzeyde ise (h=0) bu değerde 1 olmaktadır. Yer altı suyu derinliğinin saptanmasında mekanik sondaj kuyu verileri ve sismik hız neticeleri göz önünde bulundurulmuştur. P-dalgası hızının 900-1000 m/sn aştığı seviyeler
yer altı suyuna doygun kabul edilmiştir. Etüt sahasındaki zeminlerin yoğunlukları, laboratuarda hesaplanmış, 2,65 gr/ cm3 olarak bulunmuştur. Şekil 7a***8217;dan görüleceği gibi sismik şiddet artış değerleri 1,62-2,35 arasında değişmektedir. En büyük sismik şiddet artışı değerinin E.H.A.11 noktası üzerinde 2.35 olarak bulunması, son derece dikkate değerdir. Zira
en büyük sismik şiddet artışı olan noktada en düşük kayma modülü değeri G=7081 kg/cm2 olarak bulunmuştur. Birçok noktada sismik S-dalga hızları bilindiğinden KANAİ***8217;nin formülü uygulanarak zeminlerin hakim titreşim periyodu T=4h / Vs formülünden hesaplanarak ölçü noktaları üzerinde saniye olarak belirlenmiştir. Hakim titreşim periyodu değeri E.H.A.12
noktasında 0.2 saniye olarak S8. noktasında ise 0.18 saniye olarak bulunmuştur.

vi) Derin elektrik re4zistivite sondajları, killi birimler içerisinde meydana gelen sıkılık farklılıklarını bize verememektedirler. Bunun nedeni yukarıda izah edildiği gibi, ölçülen rezistivite değerinin, formasyon suyunun kondüktivitesine kuvvetle bağlı olmasıdır. S9 nolu noktada 5 m derinlikten alınan yer altı su numunesinin 1 litresinde (1760) mg sülfat bulunmuştur.

Aynı suyun laboratuarda ölçülen rezistivite değeri 1.70 ohm-m dir.

Rezistivite sondajlarının ortaya koyduğu en önemli veriler şunlar olmaktadır: 300 metre elektrik sondajında 125 metreye kadar kayda değer rezistivite değişmesi olmamıştır. Bu durum derinlikle sıkılığın artması halinde bile mineral sularının derinlere kadar formasyon içerisine hakim durumda olduğunu göstermektedir. Rezistivite eğrilerinin Şekil 7.1a-7.1s den
de görülebileceği gibi 125 derinliğin altında dikkate değer şekilde artışlar göstermiştir. 300 metre derinliğe inen bu elektrik sondajlarında 125 metre kalınlığında hesaplanan Neojen yaşlı marn***8217;ların çok kondüktif olmaları nedeniyle abak ile çakıştırma anında iki tabaka problemi çözülüyormuş gibi davranılmıştır. 125 m kalınlıktaki marn tabakası altında yer alan
formasyonun hakiki rezistivitesi 38-150 ohm-m arasında değişmektedir. Bu rezistivite değerleri ile karakterize edilen formasyon, Samsun Limanı Feneri karşısındaki yamaçta mostra veren, Eosen yaşlı volkanik ara tabakalı konglemera üzerinde kısa elektrot aralıklı (a=1 m) rezistivite ölçümleri yapılarak, bu birime ait 77-156 ohm-m rezistivite değerleri bulunmuştur.

Gerek Samsun Hava Alanı etüt sahasında yapılan derin elektrik sondaj verileri, gerekse Samsun Feneri karşısındaki birimden alınan ölçüdeğerleri, birbirlerine so derece yakın sonuçlar vermiştir. Şekil 7.2 m de Heyelan sahası civarındaki gevşek killi birimlerin altındaki marn (b), Zeytinlik mahallesi alanındaki sulu mağara olarak bilinen Aglomera ile ilgili (a) fotoğraflar görülmektedir. Şekil 7.2 m(c) de jips ara tabakalı marn üzerindeki heyelanlar görülmektedir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/logooson.jpg[/IMG][/URL][/CENTER]

University of Istanbul, Institute of Geophysics Imperial Collage, University of London
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 31.08.07, 10:44
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 171
Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!
Standart 7.4. Yeraltı Suyu Hareket Yönünün Saptanması İle İlgili Jeofizik Çalışmalar

7.4. Yeraltı Suyu Hareket Yönünün Saptanması İle İlgili Jeofizik Çalışmalar

Etüt sahasında bulunan yer altı sularını toplamak ve heyelan sahası dışına akıtmak amacı ile 1973 yılında derin yer altı drenajı yapılmıştır. Drenaj sisteminin doğrultusu yer altı sularına dik konumda tutulmalıdır. Bu husus yer altı sularını drenaj sisteminde toplayabilme açısından çok önemlidir. Jeofizik çalışmaları heyelan sahasında sürdürülürken drenaj doğrultusunun isabetli yönde seçilip seçilmediği araştırmak amacıyla kısa süreli ve pratik
faydası olan bir jeofizik yöntem, drenaj hattının güneyinde Şekil-7.4a(b) de görüldüğü gibi uygulanmıştır. Bu uygulama sırasında elektriki rezistivite çalışmaları yapılmıştır.

Bir formasyonun rezistivitesi, formasyonun ihtiva ettiği suyun kondüktivitesine bağlıdır. (Sismik hız, suyun kondüktivitesine bağlı olmayıp, formasyonun sıkılık derecesi ile doğru orantılıdır.) Rezistivite tekniği yukarıda izah edilen sebeplerden dolayı rezistivitenin suyun kondüktivitesi ile yakından ilişkili görünmesi bu yolda bir çalışma yapmamıza olanak vermiştir. Killi birimler üzerinde yapılan, elektriki rezistivite sondajları formasyon rezistivitesinin (4-16 ohm-m) arasında değiştiğini göstermektedir. Şekil(7.1a-7.1s).

Laboratuarda şekil(5a) da görülen tuzlusu konan noktadan 4 m derinlikten alınan bir suyun rezistivite değeri ölçülmüş (1,76-1,87 ohm-m)olarak bulunmuştur. Su rezistivitesinin
bu derece düşük değer vermesi etüt sahamızda mevcut jips seviyelerinin bulunmuş olmasındandır. Zira rezistiviteye etkiyen en önemli katyonlar Sülfat ve klor olarak bilinmektedir. Yer altı suyunun hareketini kolaylıkla izleyebilmek için, önce el burgusu ile zemin delinmiş ve yer altı su seviyesine 3.97 metrede bırakılmıştır. Bundan sonra, 10 kg tuz (NaCl) büyük bir kap içinde suda eritilerek açılan kuyuya dökülmüştür. Şekil- 7.4.a(b) den de görüleceği gibi 4 sabit elektrot doğrultusunda yere çakılmıştır. İkinci 4 elektrot N-S doğrultusunda elektrot açıklığı 5 m olacak şekilde yere çakılmıştır. 3. Bir 4 elektrot ise N45oW doğrultusunda a=5 m olacak şekilde çakılmıştır. Bu doğrultu uçak pistine dik olarak seçilen doğrultudur. Daha sonra 2 dış elektrottan yere akım verilmiş, 2.iç elektrottan da potansiyel farkı ölçülmüştür. Aşağıdaki formülden a=5 m için görünür rezistivite değeri hesaplanmıştır. kuyu içerisine boşaltılan tuzlu suyun rezistivitesinin 0.0877 ohm-m gibi çok düşük bir değer taşıması yer altı suyunun kil içerisindeki hareketi sırasında çok küçük rezistivite değerlerinin elde edilmesine olanak vermiştir. Şekil-7.4a(a) da görüldüğü gibi burgu ile açılmış sondaj kuyusundan itibaren daha önce seçilmiş olan elektrot doğrultuları esas olmak şartıyla 1***8217;er m lik mesafeler ilerlemek suretiyle elektrotlar yer değiştirmişlerdir. Bu şekilde yapılan bir ölçü sistemiyle yer altı suyunun daha fazla hareket gösterdiği doğrultuda düşük rezistivitenin elde edilmesi
beklenmekteydi. Nitekim , S-N , doğrultularında 1 Nolu, 2 Nolu, 3 Nolu durumlar için önemli bir rezistivite farkı göstermemiştir. Buna rağmen 4 Nolu elektrot durumu için doğrultusunda rezistivitenin 3.85 ohm-m den 1,93 ohm-m***8217;ye düştüğü görülmüştür. Diğer iki doğrultuda hiçbir rezistivite değişmesi kaydedilmemiştir. Aynı şekil üzerinde kolaylıkla görülebileceği gibi 5-12 Nolu ölçü durumları içinde rezistivite değerlerinin istikametinde 1,93 ohm-m den 1,62 ohm-m ve 1,06 ohm-m gibi çok düşük rezistivite değerleri elde edilmiştir. S-N , doğrultularındaki elektrotlar 5 ve 12 Nolu durumlar için hiçbir kayda değer düşüş göstermemiştir. Bu çalışmada ortaya konan sonuç: yer altı su hareketinin heyelanın kayma eksenine (yani doğrultusuna paralel
olduğu) paralel olarak geliştiğini göstermektedir. Ayrıca su hareketi drenaj sistemine dikey olarak gelişme göstermektedir. Bu çalışma pratik bir jeofizik yöntemi ile drenaj hattının isabetli doğrultuda seçildiğini kanıtlamıştır.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/logooson.jpg[/IMG][/URL][/CENTER]

University of Istanbul, Institute of Geophysics Imperial Collage, University of London
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 31.08.07, 10:46
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 171
Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!
Standart 8. Heyelan Sahasında Deformasyon-Zaman Olayı

8. HEYELAN SAHASINDA DEFORMASYON-ZAMAN OLAYI

8.1. Kullanılan Metod ve Teknik: Milimetrenin binde biri hassasiyetindeki deformasyonları okuyabilecek güçte İsviçre yapısı TENSO marka 3 ekstensometre Şekil-8.1a(a) de görüldüğü gibi 1.5 m uzunluğundaki çelik bir çubuğa takılmıştır. Çelik çubuğun vidalı olan ucu, yere düşey olarak 50 cm kadar sokulan diğer bir çelik çubuğa vidalanmıştır.

Göstergenin duyarlı ucu karşısına yine düşey olarak yere sokulmuş ve bilahare betonlanmış ikinci bir çubuk yerleştirilmiştir. Çubuğun düşey hareketlerini sınırlamak ve yatay hareketlerini düzenli sağlayabilmek için 3. Bir halkalı çubuk orta kısımdan yere sokularak etrafı betonlanmıştır. Böylece belirli bir (l) uzunluğundaki bir çubuğun sabit iki nokta arasındaki zamana bağlı olan w, deformasyon miktarı her saat başı veya yarım saatte bir göstergeden alınan okumalarla belirlenmiştir. Ekstentometreler üzerine Şekil-8.1a(a) de görülebileceği gibi müsait bir tahta kapak konularak atmosferik koşulların cihazı etkimesi önlenmiştir. Ekstensometrelerin dış gürültülere karşı son derece duyarlı olması nedeniyle okuma sırasında alete yaklaşırken büyük dikkat gösterilmiştir. E-W doğrultulu ekstensometrenin ölçüsü alınırken, cihaza S-N istikametinden yaklaşılmıştır. N-S doğrultulu ekstensometrenin ölçüsü alınırken de cihaza, E-W istikametinden yaklaşılmağa çalışılmıştır.
N-S ve E-W doğrultularındaki ekstensometreler yukarıda izah edilen biçimde ölçü alınır duruma konulmuştur. Düşey ekstensometrenin arazide çalışır duruma getirilebilmesi için farklı yöntem uygulanmıştır.

Düşey ekstensometreyi tatbik etme ihtiyacının duyulması, özellikle istinat duvarında izlenen önemli düşey yer değiştirmelerin şekil-8.3 (b) fark edilmesi üzerine olmuştur. Düşey ekstensometre 5.11.1976 günü ölçü alınır duruma getirilmiştir. Bu ekstensometrenin arazide ölçüye hazırlanması sırasında el burgusu yardımı ile önce 1.40 m derinliğe düşey bir delik açılmıştır. Göstergenin takılı olduğu 1,5 m lik çelik çubuk, açılan delik içerisine 10-15 cm sokulmuştur. Göstergenin dışarıda kalan ucu üzerine, müsait yükseklikte bir kapak konmuştur. Cihazı rüzgar gürültüsü ve diğer atmosferik etkenlerden korumak için de cam bir kapak kullanılmıştır. Şekil-8.1a(b).
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/logooson.jpg[/IMG][/URL][/CENTER]

University of Istanbul, Institute of Geophysics Imperial Collage, University of London

Konu Ugur Kuran tarafından (31.08.07 saat 10:51 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 31.08.07, 10:49
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 171
Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!
Standart 8.2. Deformasyon Zaman Olayının Tanımı

8.2. Deformasyon Zaman Olayının Tanımı

Deformasyon-zaman olayı Şekil-8.2a(a) da etüt sahasında yer alan 3 ekstensometrenin konumu ve istikametinde belirlenmiştir. S-N doğrultusunda yerleştirilen mekanik ekstensometre Şekil-82a(b) de görüldüğü gibi bir ucu heyelanın çok aktif kısmına diğer ucu ise önemli ölçüde yer değiştirmelerin görülmediği kısma yerleştirilmiştir. Böylece S-N doğrultusundaki deformasyonlar zamanın bir fonksiyonu olarak çizilmiştir. 22.10.1976 ile 11.11.1976 tarihleri arasında 3 doğrultuda elde edilen deformasyon-zaman eğrileri şekil-8.2a(a) da görülmektedir. Düşey eksende deformasyon miktarı 10-3 mm veya ***916;w/l = Strain (birim deformasyon) yer almaktadır. Bu eksende sıkışma yukarıya doğrudur. Ölçülerin alındığı günler ise yatay eksende gösterilmiştir. Ayrıca ayın safhaları N-S doğrultusundaki ekstensometre üzerinde belirlenmiştir. Bu grafiklerden elde edilen sonuçlar aşağıdadır:
Ölçülerin okunmasına başladığı 22 Ekim 1976 tarihinden sonra E-W doğrultusundaki ekstensometre E-W istikametinde zeminde sıkışmaların meydana geldiğini göstermektedir. Bu deformasyon artışı monotonik tek yönlü bir artış olmayıp, çeşitli artma ve azalmalar gösteren biçimdedir. Genellikle gündüz saat 12.00 a doğru maksimum değerlere ulaşan bu
deformasyon , güneşin batıya kaymasıyla azalmalar göstererek minimum değerlere düşmektedir. 31.10.1976 gününe kadar E-W doğrultusundaki ekstensometre, etüt sahasında kompresif bir yükün mevcut olduğu dikkati çekmektedir. Hesaplanan deformasyon hızı değeri dw/dt , E-W doğrultusundaki ekstensometre için 31.10.1976 tarihinden sonra 0.00075
mm/saat olarak bulunmuştur. Etüt sahasında N-S doğrultusunda yerleştirilen ekstensometre 22.10.1976 ile 31.10.1976 tarihleri arasında pek önemli bir değişme görülmemiştir. Ancak ayın dolunay safhasına girdiği 1.11.1976 tarihinden sonra deformasyon hızı dw/dt =0.0022 mm/saat değerine ulaşmıştır. Bu ekstensometre kayıtlarından görülen saat 12.00 e kadar kompresif bir kuvvet etkisiyle meydana gelen sıkışma, güneşin batıya doğru kaymasından sonra, yerini yük boşalmasıyla oluşan bir deformasyon eğrisine bırakmıştır. N-S doğrultusunda meydana gelen deformasyon hızı E-W doğrultusuna hasıl olan deformasyon hızının 3 katı daha fazla olarak hesaplanmıştır. Şekil-8.2a(a) da aynı zamanda 5.11.1976 ile 11.11.1976 tarihleri arasında düşey ekstensometrenin bir kaydı görülmektedir. Düşey ekstensometre kayıtlarının kısa süreli olmasına rağmen diğer doğrultularda elde edilen deformasyon-zaman olayından farklı; şüphesiz ki, deformasyon değerlerinde önemli derecede büyük artışların elde edilmiş olmasındandır. Özellikle bu büyük deformasyonlara öğle saatlerinde ulaşıldığı dikkati çekmektedir. Deformasyon hızının dw/dt=0.0015 mm/saat değeri N-S doğrultularındaki ekstensometre neticelerine çok yakın olduğu dikkati çeker. Ay***8217;ın dolunay safhasından kurtulduğu 10.11.1976 tarihinden sonra düşey ekstensometrenin
deformasyon-zaman olayında ters yönde kuvvetlerin sebep olduğu bir deformasyon-zaman eğrisi oluşmaktadır. 10.11.1976 ve 11.11.1976 tarihlerinde elde edilen deformasyon amplitüdleri oldukça büyük mertebelerde gelişme göstermiştir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/logooson.jpg[/IMG][/URL][/CENTER]

University of Istanbul, Institute of Geophysics Imperial Collage, University of London

Konu Ugur Kuran tarafından (31.08.07 saat 10:52 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 31.08.07, 10:51
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 171
Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!
Standart 8.3. Deformasyon Hızının Yıllara Göre Değişimi

8.3. Deformasyon Hızının Yıllara Göre Değişimi

Kısa süreli hassas aletlerle yapılan ölçümler yanı sıra pist başı ile istinat duvarı arasındaki mesafenin ölçümünü kapsayan çalışmalar, Karayolları 7. Bölge Müdürlüğünce de sürdürülmüştür. Şekil-8.3a(b) de istinat duvarıyla pist başı arasındaki mesafenin iki nokta arasındaki değişmelerin zamana göre bir grafiği görülmektedir. 45 m enindeki uçak pistine ait iki ucun, istinat duvarına olan mesafelerin zamana göre değişimi şekilden görülebileceği gibi oldukça farklılıklar göstermektedir. Şekil-8.3a(b) den açıkça anlaşılacağı gibi deformasyon hızı 1969 ve 1970 yıllarında en büyük değerlere erişmiş bulunmaktadır. 1 Nolu ölçü noktasına ait deformasyon hızı 2 Nolu ölçü noktasına ait deformasyon hızından daha büyük mertebelere erişmektedir. 1971 yılından itibaren deformasyon hızında dikkate değer azalmalar görülmektedir. Bu durum gerek 1 Nolu, gerekse 2 Nolu, ölçü noktalarında kendini göstermektedir. Deformasyon hızındaki bu değişmeler, etüt sahasında elektronik cihazları kullanarak ortaya çıkartılan kısa süreli bilgilerin ışığında aşağıdaki şekilde yorumlanabilir:

Mekanik ekstensometrelerin kaydettiği zamana bağlı deformasyon değişmelerinin aynı doğrultuda bile sabit olmadığını göstermiştir. Buna sebep olan etkenin sadece iklim şartları olmayıp Ay ve Güneşin gravitasyonel çekim kuvvetlerinin zamanla farklılıklar göstermesi olarak yorumlanmaktadır.(Kuran 1975). 15 gün içerisinde deformasyon hızında meydana gelen değişikliklere benzer tarzda, yıldan yıla değişebilen deformasyon hızları, gravitasyon alanının zamanla farklılıklar göstermesi açısından izah edilebilir. 1973 yılında yapımı tamamlanan yer altı çevre drenaj sisteminin 2 Nolu ölçü noktası arasında, deformasyon hızını azaltıcı yönde bir etkisi görülmemektedir. Ancak 1 Nolu ölçü noktası arasında 1973 yılında deformasyon hızında hissedilir derecede azalma görülüyorsa da, 1974 yılı başlarında önemli deformasyon hızı artışları kaydedilmiştir. 1974 yılı ortalarıyla 1975 yılı arasında deformasyon hızında önemli bir azalma görülür. Ancak 1976 yılı başlarında yeniden dikkate değer bir artış farkedilmektedir. Şekil-8.3b(a,b)de pist başı istinat duvarında meydana gelen çatlakların, yatay hareketlerin ve düşey oturmaların, Kasım 1976 tarihinde saptanan durumları görülmektedir. Pist başı istinat duvarının üstten görünüşü, bize deformasyonun hızı ve etkisi olduğu sahaları göstermesi bakımından dikkate değerdir. Bu şekilden kolaylıkla görülebileceği gibi duvar, bir çok yerlerinden geniş açıklıklar bırakarak kopmalar göstermiştir. Kopmaları takiben istinat duvarı boyunca yatay hareketler tespit edilmiştir. 1/500 ölçekli bir kesit üzerinde görülen en büyük hareketlerin, yüksek deformasyon hızlarının 2 Nolu ölçü noktasında kolaylıkla saptanması dikkati çekmektedir. Duvar üstü profilinde ise, yatay hareketlerin hakim bulunduğu yerlerde, düşey hareketlerinde yoğunlaştığı açıkça izlenebilmektedir.

Yer altı çevre drenaj sistemi, heyelanı önleyici tedbir olarak 1973 yılında devreye sokulmuştur. Deformasyonun yıllara ait deformasyon hızında, tatmin edici bir azalma görülmemiştir. Şekil 8.3c de, istinat duvarı üzerindeki aşırı yatay 8.3c(b) ve düşey 8.3c(a) hareketlerin durumunu gösteren fotoğraflar görülmektedir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/logooson.jpg[/IMG][/URL][/CENTER]

University of Istanbul, Institute of Geophysics Imperial Collage, University of London
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 31.08.07, 10:57
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 171
Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!
Standart Maihak Deformasyon Ölçeri İle Elde Edilen Deformasyon-Zaman Olayı

8.4. M.D.S. 18b. Maihak Deformasyon Ölçeri İle Heyelan Sahasında Doğrultusunda Elde Edilen Deformasyon-Zaman Olayı

Şekil(8.4a) da Maihak firmasınca imal edilen M.D.S.18.b Deformasyon ölçerinin araziye tatbiki görülmektedir. 2,42 m boyunda bir çelik çubuğa takılı bulunan deformasyon ölçeri, şekilde görülen trafik babalarının betonu delinerek vidalanmıştır. Belli bir frekansta titreşim yapan tellerin, herhangi bir yük altında frekanslarının değişmesi prensibine dayanan Maihak ölçü sistemi 26.11.1976 tarihinde araziye monte edilerek, 200 m. mesafede treyler içerisinde bulunan M.D.S. 4r. Alıcısı ile sürekli kayıtlara hazırlanmıştır. 10 cm eninde bir kağıt rulo üzerine her 5 dakika arayla beş haneli kayıt yapabilen bu aletle, gece gündüz devamlı kayıt alınmıştır. Şekil(8.4b) de Maihak deformasyon ölçerinin 27.10.1976 ile 9.11.1976 tarihleri arasındaki sürekli deformasyon-zaman kaydı görülmektedir. Düşey eksende deformasyon miktarı mm olarak, yatay eksende ise ölçü alınan günler gösterilmiştir. Şekilden açıkça görülebileceği gibi N45oE doğrultusundaki bu ekstensometrede öğle saatlerinde en büyük değerlere erişilmektedir. En küçük deformasyonlar sabahın erken saatlerinde güneşin doğuda olduğu zamanlara tekabül etmektedir. Sadece günlük deformasyon miktarı 1 mm mertebesinde bulunmaktadır. Deformasyon-zaman eğrisinden kolaylıkla görülebileceği gibi, 24 saat içinde heyelan sahasında fasılalı yükleme-oşalma sonunda oluşan bir deformasyon-zaman eğrisi görülmektedir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/logooson.jpg[/IMG][/URL][/CENTER]

University of Istanbul, Institute of Geophysics Imperial Collage, University of London
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 31.08.07, 11:01
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 171
Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!Ugur Kuran yakında çok ünlü biri olacak!
Standart 8.5. Pist Başı Ve Apron Üzerinde Saptanan Kırıkların Doğrultu Ve Boyutları

8.5. Pist Başı Ve Apron Üzerinde Saptanan Kırıkların Doğrultu Ve Boyutları

Heyelanın aktif olduğu, sadece Şekil(8.5a) da yapısal hasarın görülmesiyle değil, fakat aynı zamanda pist başı ve apron üzerinde önemli boyutlara ulaşan en-echelon tip kırıklarla da kanıtlanmıştır. Pusula yardımı ile saptanmış bulunan kırık doğrultuları, Şekil(8.5b) de hazırlanmış bulunan gül diyagramı üzerinde açıkça görülmektedir. Bu çalışmaların amacı, saptanmış olan kırık doğrultularıyla, aktif fayların arasında herhangi bir ilişkinin mevcut olup olmadığını araştırmak içindir. Gül diyagramı-hazırlanması için önce bir daire çizilmiş, bu daire üzerinde sağ taraf doğu, sol taraf batı, yukarı kısımda kuzey olacak şekilde belirlenmiştir. Pusula yardımı ile Pist üzerinde görülen kırıkların kuzeyle yaptıkları açılar belirlenmiştir. Kırık doğrultuları önce kuzey-batı ve sonrada kuzey-doğu olarak iki grup
altında toplanmıştır. E.H.A.9 ve E.H.A.5 noktaları arasında doğrultuları saptanmış bulunan 88 adet kırığın 0o-10o-20o . . . 80o-900 ler arasındaki tekerrür sayıları hesaplanmıştır. En fazla tekerrür eden açı sayısı, (50o-60o arasında bulunmuştur.) dairenin yarı çapının tüm uzunluğuna tekabül ettirilmiş, diğer açılar arasındaki tekerrür sayıları buna göre kıyaslanmıştır.

Gül diyagramında simetriyi sağlamak için; siyah renkle belirlenen açılar SE, SW doğrultularında da belirlenmiştir. Böylece hakim durumdaki kırıkların hangi doğrultuda yoğunluk kazandıklarını görmek mümkündür. Şekil(8.5b) den açıkça görüleceği gibi enechelon tipi kırıkların hakim olduğu doğrultu N. 50o-60odir. Bu kırıkların boyları 0.50 metre ile 10 m arasında değişmektedir. Kırıklar arasında bazı kademeler oluşarak pistin bir başından
diğer başına kadar ulaşmaktadırlar. Bu kırıkların açıklıkları 1 mm ile 100 mm arasında değişmektedir. Hava alanı pist betonunun üzerinde sonradan oluşan çatlaklar siyah renkli bitüm (zift) ile doldurulmuştur. Bu görünüm en-echelon tip kırıkların çok uzaktan dahi seçilebilmesine olanak sağlamıştır. 1/1000 ölçekli heyelan sahası ile ilgili Şekil (5a) da önemli boyutlara erişen bu kırıkların durumları görülmektedir. Ayrıca beton plakalarda hasarların artarak çökmelere varan kısımları 1964 yılında değiştirilmiştir. Değiştirilen bölge Şekil (5a) da taranmak suretiyle lirlenmiştir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/logooson.jpg[/IMG][/URL][/CENTER]

University of Istanbul, Institute of Geophysics Imperial Collage, University of London
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
heyelanı, samsun

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 19:47 .