Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Meslek Yüksek Okulları > Hemşirelik Yüksekokulu > Ven içi sıvı tedavisi: Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımı

Hemşirelik Yüksekokulu hakkinda Ven içi sıvı tedavisi: Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımı ile ilgili bilgiler


[coverattach=1] Ven içi sıvı tedavisi: Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımı-Intravenous Fluid Therapy Complications and Nursing Care Günümüzde ven içi sıvı tedavisi çeşitli amaçlarla tıpta oldukça fazla kullanılan minör cerrahi işlemlerden birisidir.

Like Tree12Likes
  • 2 Post By MelisAycan
  • 2 Post By MelisAycan
  • 2 Post By MelisAycan
  • 2 Post By MelisAycan
  • 2 Post By MelisAycan
  • 2 Post By MelisAycan

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03.01.09, 13:42
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 838
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Ven içi sıvı tedavisi: Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımı

[coverattach=1] Ven içi sıvı tedavisi: Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımı-Intravenous Fluid Therapy Complications and Nursing Care

Günümüzde ven içi sıvı tedavisi çeşitli amaçlarla tıpta oldukça fazla kullanılan minör cerrahi işlemlerden birisidir. Ven içi sıvı tedavisinin yaygın bir şekilde kullanılması tedavinin komplikasyonlarını önlemeyi gündeme getirmiştir. Bu makalede ven içi sıvı tedavisinin komplikasy onları, komplikasyonların önlenmesi ve tedavisinde hemşireye düşen sorumluluklar ele alınmıştır.

[coverattach=2] Nowadays intravenous fluid therapy is one of the most common minör surgical procedures that is used in medicine . Common use of intravenous fluid therapy has brought up issue of preventing the complications of t his procedure. This article is about the complications of intravenous fluid therapy and nurse 's responsibility to prevent and treat these complications.

Kaynak
Ayişe KARADAĞ
Arş. Gör. Dr. Hacettepe Ünv.Hemşirelik Yüksek Okulu
Hemşirelik Esasları ABD, Ankara

Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg PLIF.jpg (17,0 KB (Kilobyte), 70x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg IVbag.jpg (250,1 KB (Kilobyte), 49x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03.01.09, 14:38
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 838
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Ven içi sıvı tedavisi: Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımı

Ven içi sıvı tedavisi tanım olarak; büyük miktarlarda sıvının ven içine verilmesi işlemidir. (Tager ve ark 1983, Ulusoy ve Görgülü 1997). Bedük (1985)' ün bildirdiğine göre ven içi sıvı tedavisinin başlangıcını oluşturan ven içi uygulamalara ilişkin ilk bilgiler 15. yüzyıla dayanmaktadır. Bugün bilinen ilk ven içi uygulama, 1492 yılında Vatikan'da yapılan bir kan transfüzyondur. Sağlıklı iki Romalı'dan alınan kan ölümcül hastalara verilmiş, fakat olay ölümle sonuçlanmıştır. Başlangıçta oldukça basit araç-gereçler kullanılarak yapılan ven içi sıvı tedavisi, günümüzde teknolojisinin en son gelişmelerinden yararlanılarak gerçekleştirilmektedir. Buna ek olarak ven içi sıvı tedavisi uygulanması gerek hastane gerekse ev ortamında ö-zellikle evde bakım hizmetlerinin önem kazandığı Amerika Birleşik Devletlerinde (ABD) ve bazı Avrupa ülkelerinde en yaygın kullanılan minör cerrahi işlemlerden birisidir (Tully ve ark 1981, Lewis ve Hecker 1985, Wilson 1994, Pettit ve Kraus 1995). Bu durum gözönüne alındığında sağlık personelinin, dolayısıyla 24 saat süresince hastayla birlikte olan hemşirelerin en sık karşılaştıkları uygulamalardan birisinin ven içi sıvı tedavisi olduğu söylenilebilir. Ven içi sıvı tedavisinin yaygın bir şekilde kullanılması, çeşitli komplikas-yonlan ortaya çıkartmaktadır. Bu durum günümüzde ven içi sıvı tedavisi sonunda görülebilen komplikasyonların giderilmesine yönelik çalışmaları gündeme getirmiş ve pek çok ülkede konuya ilişkin özel eğitim görmüş sağlık personelinden -özellikle hemşirelerden- oluşan ven içi tedavi ekipleri oluşturulmuştur (Tomford ve ark 1984, Hershey ve ark 1984). Bu ekip üyeleri arasında hemşireler ö-nemli bir konuma sahiptirler. Ven içi tedavi e-kipleri ilk kez Amerika'da Hastalık Kontrol Merkezi'nin (Centers for Disease Control) önerisi ile kurulmuştur. Ekibin kurulmasının amacı; ven içi sıvı tedavisinin fîlebitten ölüme kadar uzanan komplikasyonlarını azaltmaktır. Ven içi tedavi ekibi, kateterin ven içine yerleştirilmesi, bakımı ve ven içi sıvı tedavisinin komplikasyonlanna ilişkin özel eğitimden geçmiştir. Ekibin eğitim ve ekip üyelerinin çalışmalarını izlemekten sorumlu olan bir ekip lideri vardır. Ven içi sıvı tedavisinin bir ekip tarafından yürütülmesinin getireceği yararlardan en önemlisi; infüzyona bağlı filebit ve sepsis oranını azaltmaktır. Ven içi tedavi ekibinin önemi bir çok araştırmacı tarafından dile getirilmektedir (Tomford ve ark 1984, Santamaria 1990). Böyle bir ekibin kurulmasına yönelik yapılan en ö-nemli eleştiri, ekibin dışındaki sağlık personelinin (hekim, hemşire, öğrenciler) ven içi sıvı tedavisine ilişkin bilgi ve becerilerini kullanmalarının engellenmesidir. Ancak öncelikle ekibin hasta için sağlayacağı katkılar göz önüne alınmalıdır (Maki ve ark 1973, Tomford ve ark 1984, Hershey ve ark 1984).
Hekim tarafından önerilen ven içi sıvılar hemşire tarafından hastaya uygulanmakta, izlenmesi ve bakım da yine hemşire tarafından yürütülmektedir. Ven içi sıvı uygulamalarında önemli sorumlulukları nedeniyle hemşireler, sıvıların hazırlanması, hastaya uygulanması ve hastanın daha sonraki bakımı aşamalarında yeterli bilgi ve beceriye sahip olmalıdır. Bunun yanısıra ven içi sıvı tedavisinin komplikasyonlarını önlemede hemşireye çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Genel olarak bu sorumluluklar; ven içi sıvı tedavisinin komplikasyonlarını, bu komplikasyonların belirti ve bulgularını, komplikasyon geliştikten sonra hemen uygulanması gereken girişimleri bilmeyi içerir. Hemşire, ven içi sıvı tedavisi uygulanan hastaya neden sıvı uygulandığı, sıvının ortalama ne kadar süre takılı kalacağı, tedavinin komplikasyonları ve bu komplikasyonlara ilişkin belirtiler konusunda açıklama yapmalıdır (Tully ve ark 1984, Uzun 1990). Bunlara ek olarak hemşire ilk kez karşılaştığı sıvılar ve ilaçların kullanımı sırasında ilaç-ilaç ve ilaç-sıvı etkileşimleri konusunda eczacılar ile sürekli iletişim halinde olmalı, farmakoloji bilgisini yenilemeli ve geliştirmelidir.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03.01.09, 14:39
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 838
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Ven içi sıvı tedavisi: Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımı

Ven İçi Sıvı Tedavisinin Amaçları
Bireyin sıvı-elektrolit gereksiniminin oral yolla karşılanmadığı ya da karşılanmasının riskli olduğu durumlarda (örneğin; şiddetli diyareler) çeşitli sıvılar Ven içi yolla doğrudan kan dolaşımına verilebilir. Ven içi sıvı tedavisi; (Elliot 1990, Uzun 1990, Maki 1991a, Pettit ve Kraus 1995, Lundergen ve Christina 1996, Ulusoy ve Görgülü 1997)
• Organizmada sıvı volümünü sağlamak ya da volümü sürdürmek,
• Elektrolit dengesini düzenlemek ya da dengeyi sürdürmek,
• Bireyin beslenme gereksinimini karşılamak amacıyla uygulanır.
Ven İçi Sıvı Tedavisinin Komplikasyonları
Çeşitli nedenlerle sıklıkla kullanılan ven içi sıvı tedavisi, doğru uygulanması halinde yaşamı kurtarıcı ve çok yararlı olmasına karşın, hatalı uygulamalar ve yetersiz bakım nedeniyle bazı komplikasyonlara yol açabilmektedir. Bu komlikasyonlar şunlardır;
• Elektrolit dengesizliği
• Dolaşım yüklenmesi ve akciğer ödemi
• Hava embolisi
• Sinir zedelenmesi
• Hematom
• İnfiltrasyon
• Enfeksiyon
Sözü edilen komplikasyonlar hastanın yaşamını tehdit etmenin yanısıra, hastanın hastanede kalış gün sayısının uzamasına gereksiz tanı işlemleri ve tedaviye maruz kalmasına, hasta ve yakınlarının stres yaşamasına, sağlık personeli için ekstra iş yüküne ve ekonomik kayıba neden olmaktadır (Freiberg ve Barnes 1992). Ven içi sıvı tedavisi komplikasyonlarının bir çoğu hastanın dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve iyi bir bakımı ile önlenebilir. Ven içi sıvı tedavisinin komplikasyonlarının önlenmesine yönelik uygulamaların ortak özellikleri olmasına karşın, komplikasyonların nedeni/nedenleriyle birlikte tek tek incelenmesi konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
Elektrolit Dengesizliği
Çeşitli nedenlerle hastaneye yatan hastalar, sıvı-elektrolit dengesizliği açısından risk altındadırlar. Hastanın elektrolit dengesizliğini gidermek amacıyla çeşitli elektrolitler sıvı içerisine konularak verilmektedir. Hastanın elektrolit dengesinin sağlanmasına yönelik olarak yapılan bu uygulama, aynı zamanda hastayı elektrolit dengesizliği açısından risk altına sokmaktadır.
Hastada gelişebilecek elektrolit dengesizliğini önlemeye yönelik yapılacak hemşirelik uygulamaları şunlardır:
• Aldığı-çıkardığı sıvı izlemi,
• Günlük elektrolit değerlerinin izlenmesi,
• Elektrolit dengesizliğinin belirti ve bulgularının izlenmesi,
• Sıvının istem edilen miktarda verilmesidir.
Alınan önlemlere rağmen hastada elektrolit dengesizliği geliştiğinde verilecek hemşirelik bakımı şunları içermelidir:
• Elektrolit infüzyonunun durdurulması,
• Damar yolunun açık tutulması,
• Bakım ve tedavinin etkinliğinin değerlendirilmesi,
• Gelişen elektrolit dengesizliğine ilişkin uygun izlemin yapılması
• Hekim istemi doğrultusunda uygun tedavinin yapılmasıdır (Lillian ve ark 1993, Erdil ve Özhan 1996).

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03.01.09, 14:40
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 838
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Ven içi sıvı tedavisi: Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımı

Dolaşım Yüklenmesi ve Akciğer Ödemi
• Dolaşım yüklenmesi; dolaşımdaki sıvı volümünün artmasını ifade eder. Ven içi sıvı tedavisi sırasında ( özellikle bebeklerde, çocuklarda, yaşlılarda ve dolaşım sistemi ile böbrek hastalığı olan bireylerde) sıvıların çok hızlı verilmesi sonucu gelişir. Dolaşım yüklenmesi son derece ciddi bir komplikasyon olup, akciğer ödemine neden olabilir. Dolaşım yüklenmesinin başlıca belirti ve bulguları; baş ağrısı, kırmızı yüz, hızlı nabız, solunum güçlüğü, siyanoz, huzursuzluk ve senkoptur ( Lillian ve ark 1993 Ulusoy ve Görgülü 1997).
Dolaşımın yüklenmesi ve akciğer ödeminin önlenmesine yönelik hemşirelik uygulamaları şunlardır:
• Hastanın kalp, akciğer ve böbrek hastalığı açısından değerlendirilmesi,
• Sıvının istem edilen miktarda verilmesi( riskli durumlarda sıvı pompasının kullanılması),
• Aldığı-çıkardığı sıvı izlemi,
• Günlük kilo izlemi,
• Sıvı tedavisi sırasında sakıncası yok ise hastaya yarı oturur pozisyon verilmesi.
Dolaşım yüklenmesi ve akciğer ödemi geliştiğinde verilecek hemşirelik bakımı şunları içerir:
• Sıvı akış hızının yavaşlatılıp hekime haber verilmesi,
• Dolaşım yüklenmesi ve akciğer ödemine ilişkin belirti ve bulguların izlenmesi,
• Sakıncası yok ise hastanın dik oturur pozisyona getirilmesi,
• Uygun izlemin yapılması (Julia 1993, Lillian ve ark 1993, Ulusoy ve Görgülü 1997).
Hava Embolisi
Hava embolisi ven içi sıvı tedavisi esnasında dolaşıma geçen hava kabarcıkları nedeniyle gelişir. Belirtileri; hipotansiyon, taşikardi, siyanoz, göğüs ağrısı, venöz basınçta artma ve bilinç kaybıdır (Lillian ve ark 1993, Ulusoy ve Görgülü 1997).
Hava embolisi gelişmesini önlemeye yönelik hemşirelik uygulamaları şunlardır:
• Ven içi sıvı tedavisine başlanırken kurulan sistemden havanın tamamen çıkartılması,
• İnfüzyon bölgesinin kalp seviyesinin üstünde olmasının engellenmesi,
• Şişe, torba, sıvı seti, pansuman v.b değişimi sırasında sisteme hava girişinin engellenmesi.
Hava embolisi geliştiğinde verilecek hemşirelik bakımı şunları içerir:
• Hastaya başı daha aşağıda olacak şekilde sol yan pozisyon verilmesi,
• Hekime haber verilerek uygun tedavinin yapılması,
• Hastanın pulmoner emboli açısından izlenmesi (Elliot 1990, Lillian ve ark 1993, Ulusoyve Görgülü 1997).
Sinir Zedelenmesi
Sinir zedelenmesi, damar içine yerleştirilen kateteri sabitleştirmek ve ekstremitenin hareketini kısıtlamak amacıyla kullanılan flasterler ve sıkı bandajlardan kaynaklanmaktadır. Sinir zedelenmesinin başlıca belirtisi; parmak ya da ellerin karıncalanmasıdır. Hastada gelişebilecek sinir zedelenmesini önlemeye yönelik yapılacak hemşirelik uygulamaları; flasterlerin dolaşımı engellemeyecek sıkılıkta olması ve ekstremiteyi sabitleştirirken destekli bandaj kullanılmasıdır.
Sinir zedelenmesi geliştiğinde verilecek hemşirelik bakına şunları içermelidir:
• Etkilenen ekstremiteye masaj,
• Etkilenen ekstremiteye eklemin her yöne hareketini içeren egzersiz,
• Hastanın saatte birkaç kez olacak şekilde avucunu kapatıp-açması,
• Gerekirse fizyoterapi programına alınması (Lillian ve ark 1993).
Hematom
Hematom dokuda kan toplanmasıdır. Kateterin vene uygun teknikle yerleştirilmemesi veya kateterin çıkartılması sırasında ven üzerine yeterli basıncın uygulanmaması nedeniyle gelişir. Başlıca belirtisi; kateter giriş yeri ve çevresinde şişlik ve ağrıdır. Daha sonra bölgede ekimoz gelişir.
Hematom gelişmesini önlemeye yönelik hemşirelik uygulamaları şunlardır:
• Vene uygun teknikle girilmesi,
• Kateteri çıkardıktan sonra giriş yerine 3-4 dakika basınç uygulanması (antikuagülan tedavi alan hastalarda bu süre daha uzun olabilir),
• Kateteri çıkardıktan sonra ekstremitenin kalp seviyesinin üstünde tutulması (Lillian ve ark 1993, Ulusoy ve Görgülü 1997).
İnfıltrasyon
İnfiltrasyon ven içi solüsyonların subkütan dokuya sızması ile gelişir. Sızma ise, ven içine yerleştirilen iğne ya da kateterin ucunun, ven duvarını delerek subkütan dokuya geçmesi ile gerçekleşir. Yapılan çalışmalarda infiltrasyon görülme hızının çelik iğnelerde daha yüksek olduğu belirtilmektedir. Tully ve arkadaşları (1981) tarafından yapılan bir çalışmada infiltrasyon oranı teflon kateterde %17.9 iken, çelik iğnede %40.1 olarak saptanmıştır. Ayrıca çelik iğneye bağlı infiltrasyon genelde infüzyonun başladığı andan itibaren oluşabilirken, plastik kateterlere bağlı infiltrasyon 24 saatten sonra kateterin ven duvarına penetre olmasıyla (sıkıca tutunması) gerçekleşmektedir. Her iki materyal içinde infiltrasyon riski damarın ekleme yakın olduğu durumlarda artmaktadır. İnfiltrasyonun başlıca belirtileri şunlardır: lokalize şişlik, yanma hissi ve ağrı, kateter giriş yerinde soğukluk ve solukluk, sıvı akış hızında azalma ve ciddi durumlarda nekrozdur (Tully ve ark 1981, Lillian ve ark 1993, Ulusoy ve Görgülü 1997).
İnfiltrasyon gelişimini önlemeye yönelik yapılacak hemşirelik uygulamaları şunlardır:
• Zorunlu olmadıkça eklem bölgesindeki venlerin kullanılmaması,
• Kısa süreli tedavilerde (Örneğin 1-2 saatlik tedavilerde) çelik iğne, uzun süreli tedavilerde plastik kateterlerin tercih edilmesi,
• İğne / kateterin uygun şekilde tespit edilmesi,
• Bölgenin komplikasyonlar açısından saat başı gözlenmesi,
• Sıvı akış hızının saat başı kontrol edilmesi,
• Sıvı akış sisteminin tedavinin uygulandığı ekstremitede damara girilen seviyenin altına indirmekten kaçınılması.
İnfiltrasyon geliştiğinde verilecek hemşirelik bakımı şunları içermelidir:
• İnfüzyonun durdurulması,
• İğne / kateterin damardan çıkartılıp, steril bir gaz bezi ile bölgeye birkaç dakika basınç yapılması,
• Bölgede venöz dönüşü hızlandırmak ve ö-demi azaltmak için ekstremitenin yükseğe alınması,
• Ilık (yaş ya da kuru) kompresin 20 dakikalık süreler ile uygulanarak ağrının azaltılması ve dolaşımın hızlandırılması,
• Gerekirse ven içi sıvı tedavisine, diğer ekstremitedeki bir başka venden devam e-dilmesi,
• Etkilenen ekstremitenin motor fonksiyonunun ve dolaşımının izlenmesi,
• Hekim/ ven içi tedavi ekibinin uyarılması. (Conly ve ark 1989, Julia 1993, Lillian ve ark 1993, Ulusoy ve Görgülü 1997).

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03.01.09, 14:42
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 838
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Ven içi sıvı tedavisi: Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımı

Enfeksiyon
Ven içi sıvı tedavisine ilişkin literatürün büyük çoğunluğu enfeksiyon komplikasyonu ve bu komplikasyonun önlenmesi üzerinde odaklanmıştır. Keenlyside (1992)'ın bildirdiğine göre enfeksiyon insidansı literatürde %0-100 gibi aşırı uçta değişen oranlarda bildirilmektedir. Tabii ki bu farklılık enfeksiyona ilişkin tanımlama farklılıkları, araştırmanın yapıldığı klinikler, kullanılan mikrobiyolojik yöntem ve kullanılan araştırma yönteminden kaynaklanmaktadır (Lewis ve Hecker 1985, Wilson 1994). Kateter ile ilişkili enfeksiyon oranını saptamanın güçlüklerinden birisi, enfeksiyon olarak kabul edilen durumların çeşitliliğidir. Bazı çalışmalar enfeksiyon kriteri olarak septisemi insidansını kullanırken, bazıları filebitin varlığını, bazıları ise kateter kolonizasyonu esas almaktadır. Ven içi sıvı tedavisinde enfeksiyon gelişmesine neden olan faktörler oldukça fazladır. Kateterin kendisi doğrudan mekanik irritasyon sonucu trombüs oluşumuna yol açabilir. Oluşan trombüs tromboemboliye yol açmasının yanısıra, mikroorganizmaların çoğalması için uygun bir ortam sağlayabilir. Kateter ile sıvı seti arasındaki bağlantının açılma sıklığı mikroorganizmaların infüzyon sıvısı ve katetere geçmesine yol açabilir. Kateter ilişkili enfeksiyondan sorumlu olan diğer bir faktör de cilt florasıdır. Maki ve arkadaşları (1973) tarafından yapılan bir çalışmada kateter etrafındaki cilt florası ile kateterin ucunda bulunan mikroorganizmalar arasında bir korelasyon olduğu saptanmıştır.
Enfeksiyon komplikasyonunu üç başlık altında toplamak mümkündür.
1. Lokal Bölge Enfeksiyonu (Selülît):
Selülit kelime anlamı olarak bağ dokusu iltihabı demektir (Kocatürk 1986). Selülit genellikle derialtı dokusunda oluşan ödemli, yaygın iltihap olup kateterin girdiği bölgede gelişir ve kateter giriş yerinde inflamasyon ya da iltihabın varlığı ile tanınır.
2.Venin İnflamasyonu (fîlebit)
Filebit tanım olarak venin intima tabakasının inflamasyonudur Trombofilebit ise damar duvarına sıkı bir şekilde tutunmuş trombüsün (pıhtının) eşlik ettiği ven iltihabıdır (Julia 1993). Ven içi sıvı tedavisinin komplikasyonu olarak daha çok yüzeyel trombofilebit gelişir (Lewis ve Hecker 1985, Pettit ve Kraus 1995). Maki ve Ringer (1991) tarafından yapılan literatür incelemesine göre ven içi sıvı tedavisi alan hastaların %27-70'inde filebit gelişmiştir. Ülkemizde Bedük (1985) tarafından yapılan bir çalışmada trombofilebit insidansı %29.3 olarak bulunmuştur. Ancak bu çalışmada filebit açısından risk grupları olarak nitelendirilen hastalar araştırma kapsamı dışında bırakılmıştır.
Araştırmacıların çoğu filebiti, görülen semptomlara göre tanımlamıştır. Bu semptomlar şunlardır; ağrı, hassasiyet, lokal ateş, şişlik, ven boyunca kızarıklık, ven boyunca hissedilen sertlik (palpabl venous cord) Filebitin ilk belirtileri ağrı ve kızarıklıktır. Daha sonra kateterin vene girdiği yerde şişme ve ven boyunca hissedilen sertlik gelişir. Kateter giriş yerinde sıcaklığın artması enfeksiyon göstergesi olabilir. Şiddetli filebit vakalarında kızarıklık kateter ucunun 5 cm proksimalinden daha öteye uzayabilir ve kateter giriş yerinde iltihap görülebilir. Böyle bir durumda ciddi süpüratif filebit ve / ve ya septisemi gelişebilir (Gaukroger ve ark 1988, Elliot 1990, Julia 1993). Bu belirti ve bulguların aylarca sürebileceği belirtilmektedir (Lewis ve Hecker 1985).
İnfüzyon flebitinin gelişme mekanizmasına ilişkin çeşitli görüşler vardır. Bu görüşleri temelde iki grupta toplamak mümkündür. İnfüzyon flebitine ilişkin ilk görüşler mikroorganizmalar üzerinde odaklanmıştır. Bu görüşü benimseyenler, filebitin cilt-kateter bileşimindeki bakterilerin dolaşıma girmesiyle geliştiğini savunmaktadırlar ( Maki 1991a, Pettit ve Kraus 1995). İkinci görüşü benimseyenler ise filebitin temelde fizyokimyasal bir fenomen olduğunu savunmaktadırlar. Bu görüşü savunanlara göre filebit, kateter-ven bileşimindeki fiziksel ve kimyasal etkileşimlerin bir sonucudur.(Friedland 1984, Adams ve ark 1986, Gaukroger ve ark 1988, Santamaria 1990, Maki 1991a)
3. Septisemi:
Ven içi sıvı tedavisinin yaşamı tehdit eden ekonomik ve kayıba yol açan, en ciddi ve önlenebilir komplikasyonu septisemidir (Maki ve ark 1981, Nicohols ve ark 1983, Maki ve ark 1991b). Septiseminin ABD'inde her yıl 25.000 kişiyi etkilediği belirtilmektedir (Maki ve ark 1981). Yine ABD'inde her yıl 50.000 hastanın nozokomiyal enfeksiyondan etkilendiği, tahmin edilmektedir. Amerikan Hastalık Kontrol Merkezinin ulusal nozokomiyol enfeksiyon çalışmalarından elde edilen veriler, üriner sistem, post operatif cerrahi yara ya da pnömoni gibi lokal enfeksiyonlardan kaynaklanan septisemi insidansının geçen 10 yılda sabit kaldığını göstermiştir. Ancak (çoğunluğu damar içine yerleştirilen araçlardan kaynaklanan) primer nozokomiyal hastane infekisyonları insidansı aynı sürede 2 misli artmıştır. Bu artışın ven içi sıvı tedavisinin kullanımındaki artış özellikle de santral venöz kateterlerin kullanımındaki artıtan kaynaklandığı belirtilmektedir (Maki 1991a). Ülkemizde ise henüz ulusal nozokomiyal infeksiyon sürveyans sistemi olmadığı için sağlıklı bir sonuç vermek söz konusu değildir. Septisemi ven içi sıvı tedavisi amacıyla kullanılan çeşitli araçlardan (kateter, flaster, uygun olmayan antiseptik kullanımı) ya da bu araçlar aracılığıyla verilen kontamine infüzyon sıvılarından kaynaklanmaktadır.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03.01.09, 14:44
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 838
MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.MelisAycan artık çok görkemli biri.
Standart Ven içi sıvı tedavisi: Komplikasyonlar ve Hemşirelik Bakımı

Kateter İlişkili Enfeksiyonun Önlenmesi:
Kateter ilişkili enfeksiyonun önlenmesine yönelik alınabilecek başlıca önlemler şunlardır:
Asepsi Uygulamaları:
• Kateter enfeksiyonlarının çoğunun ciltte kolonize olan mikroorganizmalara bağlı o-larak gelişitiği belirtilmektedir (Maki ve ark 1973, Cercenedo 1990, Wilson 1994).
Hastaneye yatan hastaların cildi kısa sürede hastanede bulunan mikroorganizmalardan oluşan bir flora ile kaplanır. Kateterizasyon süreci ise bu mikroorganizmaları ciltten vene taşır. Bu nedenle kaketer yerleştirme, işlemi minör cerrahi bir işlem olarak düşünülmeli ve işlem kesinlikle cerrahi asepsi ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmelidir (Elliot 1990). Kateter yerleştirilmeden önce cilt kolonizasyonunu azaltmak için cildin etkili bir antiseptikle temizlenmesi oldukça önemlidir (Wheeler ve ark 1991, Keenlyside 1992). Cilt antisepsi için Povidoniodin önerilmektedir. Cilt hazırlığına yönelik olarak cildi antiseptikle silmeden önce su ve sabunla yıkanmasını öneren kaynaklar da vardır. Antiseptik solüsyon kateter yerleştirilmeden önce en az bir dakika bölge ile temas etmelidir (Keenlyside 1992).
İdeal olarak ven içi kateter takılmadan önce eller klorheksidin ve povidoneiodine gibi bir antiseptikle yıkanmalıdır. Ancak bu uygulamanın pratik olmadığını su ve sabunla etkili bir el yıkamanın da yeterli olabileceğini savunan kaynaklarda vardır (Keenlyside 1992). Yüksek riskli hastalarda (lökopenililer gibi) tüm ven içi girişimlerde steril eldiven giyilmelidir. Flasterler steril olmamalarının yanısıra ııastanede bekledikleri süre içinde patojen mikroorganizmalar ile kontamine olmaktadırlar. Literatürde enfeksiyon kaynağı olarak belirtilen flasterlerin kateter giriş alanına doğrudan temas etmemesi gerektiği belirtilmektedir (McKee ve ark 1989, Maki 1991a, Keenlyside 1992, VVilson 1992). Yapılan çalışmalar eğitilmiş hemşire ya da teknisyenlerden oluşan özel ven içi tedavi ekibinin kullanılmasının kateter ilişkili enfeksiyonu azalttığını ortaya koymuştur. Ven içi tedavi ekiplerinin kurulmadığı durumlarda kurumlar hemşirelerini konuya ilişkin eğiterek, kateter bakım protokolleri oluşturarak kateter ilişkili enfeksiyon hızını büyük ölçüde azaltabilirler (Maki ve ark 1973, Tomford ve ark 1984, Hershey ve ark 1984, Maki 1991a).
2. Lokal Antimikrobial Merhemler
• Teorik olarak kateter giriş yerine lokal antimikrobial ajanların uygulanmasının mikrobiyal invazyona karşı koruma sağlayacağı varsayılır. Ancak yapılan çeşitli çalışmalar bunun gerçekte böyle olmadığını düşündürmektedir. (Maki ve ark 1981, Maki 1991a)
3. Pansumanlar:
Ven içi kateterin yol açtığı enfeksiyonda kateter çevresindeki cilt mikroflorasının önemli rol oynadığı bilinen bir gerçektir. Kateterin ileri-geri hareket etmesi ile ciltte bulunan mikroorganizmalar önce kateter yüzeyine oradan da kan akımına taşınarak enfeksiyona yol açmaktadır. Bu nedenle kateter damara yerleştirildikten, sonra üzeri steril bir pansuman materyali ile kapatılmalıdır. Kateter pansumanının amacı; kateter yarasının ve kateterin yerleştirildiği damarın travmatize olmasını, dışarıdan olabilecek kontaminasyonu önlemek, kateterin güvenle tespitini sağlamaktır (Richardson 1991, Wheeler ve ark 1991, Joyeux 1991, Julia 1993,).
4. Diğer Önlemler
• Gereksiz yere hastaya ven içi sıvı verilmemeli (Lewis ve Hecker 1985),
• Kateterin yerleştirilmesi esnasında güçlük yaşanırsa veni daha fazla travmatize etmeden daha becerikli bir personelden yardım istenmeli,
• Acil durumlarda işlem cerrahi asepsi ilkelerine uygun olarak yapılmadıysa katater mümkün olan en kısa sürede değiştirilmeli (Nicohols ve ark 1983, Keelyside 1992).
• Kateter rutin olarak her 48-72 saatte bir değiştirilmeli, enfeksiyondan şüphe edildiği durumlarda kateter hemen çıkartılmalı ve uç kültürü, kan kültürü alınmalıdır (Nicohols ve ark 1983, Hershey ve ark 1984, Mckee ve ark 1989, Elliot 1990, Santamaria 1990,).
• Sıvı setleri 24-48 saatte bir değiştirilmelidir. Ancak lipid emülsiyonları verildikten sonra sıvı setleri hemen değiştirilmelidir. Kan ve kan ürünlerinin verildiği setle sıvı tedavisi sürdürülmemeli, transfüzyon bittikten hemen sonra set değiştirilmelidir. Kan transfüzyonundan sonra kateter üzerinde bir fibrin tabakası oluşabildiği ve bunun enfeksiyon riskini arttırdığı gösterilmiştir. Bu nedenle kan transfüzyonundan sonra, kateter yerinin değiştirilmesini öneren kaynaklar da vardır (Maki ve Ringerl987,Elliot 1990, Keenlyside 1992, Julia 1993).
Kaynak
Ayişe KARADAĞ
Arş. Gör. Dr. Hacettepe Ünv.Hemşirelik Yüksek Okulu
Hemşirelik Esasları ABD, Ankara


Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 385.pdf (599,1 KB (Kilobyte), 108x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
bakımı, hemşirelik, içi, komplikasyonlar, sıvı, tedavisi:, ven

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 14:06 .