iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 23:09 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Biyoloji » Zooloji » Hayvan Sınıflandırması » Omurgasızlar » Eklem Bacaklılar » Karıncalar - Karıncanın biyolojik yapısı,çene yapısı, göz yapısı, baş yapısı

Eklem Bacaklılar Altı bacaklılar, Kabuklular, Keliserliler, Mandibulata,Trilobitler,Deniz örümcekleri,Merostomata,Trilobita,Çiyanlar

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05.12.07, 00:10
Standart Karıncalar - Karıncanın biyolojik yapısı,çene yapısı, göz yapısı, baş yapısı

05.12.07, 00:10



Karıncalar

Güneş ışıklarıyla yıkanan çayırda tam bir sessizlik hüküm sürüyor ... En ufak bir gürültü bile duyulmuyor ... Sanki bütün tabiat öğle uykusuna yatmış ...
Bununla birlikte dikkatli bir gözlemci, otların arasında, küçücük siyah yaratıkların çevik hareketlerle koşuştuklarını, telaş içinde gidip geldiklerini ve hummalı bir çalışmaya koyulmuş olduklarını görür. Bu küçücük yaratıklar karıncalardır. Gerçekten karıncalar ünlü Fransız yazarı La Fontaine'in «Cırcır böceği ile karınca» adlı hikayesine konu olmaya değer bir çalışma gücüne sahiptirler.



Biz de dikkatli bir gözlemci olarak bu ilgi çekici yaratıkların hareketlerini inceleyelim:
İşte çayırın bir köşesinde karıncalar, ölü bir hamam böceğinin başına toplanmış, elbirliğiyle bunu yuvalarına sürüklemeye çalışıyorlar ...
Zorlu bir çabadan sonra avlarını yuvanın kapısına kadar getiriyorlar. Burada, kasaplık görevini üzerine almış işçi karıncalar ölü hamam böceğini teslim alıyor ve hemen işe koyulup küçük parçalar haline getiriyorlar. Daha sonra yuvanın içinde görevli olan genç işçiler bu küçücük parçaları yiyecek depolarına taşıyıp yığıyorlar.

Bu hummalı çalışmayı izledikten sonra gözlerimiz biraz uzakta, kendinden üç dört defa daha büyük bir ekmek kırıntısını sürükleyen bir başka karıncaya takılıyor. Küçük bir çöp le onun bu çabasına engelolmaya, yiyeceğini elinden almaya kalkalım: Hayretle görürüz ki bizim bu davranışımız onu hiç yıldırmaz. Karşılaştığı engeli hiçe sayarcasına gayretini bir kat daha artırır ve sendeleyip düşmesine rağmen ekmek kırıntısını ağzından hiç bırakmaz.

Gözlerimizi şimdi de bir ormana çevirelim: Sağda solda denilmiş bir sürü ağaç kütüğü vardır. Biraz soluk alıp dinlenmek için bunlardan bir tanesinin üzerine oturmaya kalkarsak kütüğün: büyük bir çanrdıyla altımızda ezildiğini görür ve kendimizi yerde buluruz.

Bu sırada binlerce karıncanın uğradıkları felaketten telaşlı, yumurtalarını Ye onlardan daha kıymetli olan kraliçelerini kurtarmak için disiplinli bir ordu gibi derhal harekete geçtiğini görürüz. Yıkılan yuvalarının kalıntıları arasında bütün güçleriyle çalışmaya koyulurlar.

Çam ormanlarında dolaşırken yerlerde iğne yapraklardan meydana gelmiş tümsekler gözümüze çarpar. Bu höyük biçimindeki yığınları kimlerin yaptığını hiç merak ettiniz mi?

Bu çam yapraklarından meydana gelmiş yığınlardan birine yaklaşıp merakla üzerine eğildiğimiz zaman tümseğin üzerinde binlerce karıncanın kaynaştığını görürüz. O zaman iğne yapraklarda meydana gelmiş bu tümseklerin, karınca yuvalarından başka bir şey olmadığını anlamış oluruz.

Ilımlı iklim bölgelerinden ayrılıp kuzeyin geniş ormanlarındaki küçük derelerin kenarlarına. ekvatordaki büyük nehir kıyılarına, tropikal ormanlar içinde kaybolmuş ufak bir Afrika köyünün sazdan yapılmış kulübesine ya da büyük bir şehrin modern bir evine gidelim, hemen hemen: her zaman bir karınca topluluğuyla karşılaşırız.
__________________

#sadece remşit#
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için remşit kullancısına teşekkür ediyor :
bitirim (05.12.07), lolipop (14.12.07)
Sponsorlar
  #2  
Alt 05.12.07, 00:18
remşit - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Jul 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 1.427
Ettiği Teşekkür: 321
260 tane iletisine 362 kere teşekkür edilmiş
remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
  Send PM
Standart Karıncanın biyolojik yapısı

Karıncanın biyolojik yapısı, (karıncanın çene yapısı, göz yapısı, baş yapısı)


Karıncaların çeşitli türleri, toplumsal örgütleri, çalışma düzenleri, günlük hayatları bazı bilim adamlarının sürekli araştırma ve gözlemlerine konu olmaktadır.

Zoolojinin, Mirmekoloji (Yunanca, mirmen = karınca, logos = bilim, söz) adı verilen bir dalı özellikle karıncaların hayatlarını inceler.
Karıncalar, Böcekler (İnsecta) sınıfının Zarkanatlılar (Hymenoptera) takımındandırlar.
Aynı takımın diğer üyelerini de Arılar meydana getirirler.

Karıncalardan söz edildiği zaman hemen hemen hepimizin aklına kendinden büyük işler görebilecek nitelikte ve ince, ufak yapılışta bir yaratık gelir. Ama bu küçücük böceklerin 7000'den fazla türü olduğunu bilenimiz azdır.
Bundan ötürü bizim topluca karınca diye adlandırdığımız bu küçücük böceklere zoologlar, özellikle mirmekologlar çeşitli isimler vermişlerdir. Nasıl sarı ırktan bir insanın siyah ya da beyaz ırktan olan insanlara göre farklı özellikleri bulunuyorsa karıncaların da dahil oldukları türlere göre değişik özellikleri vardır.
Karıncalar dünyası, Hayvanlar Alemi'nin en ilgi çekici bölümlerinden biridir. Gelin, birlikte bu dünyayı gözleyelim ve karıncaların çeşitli türlerini ve onların tipik özelliklerini bulup çıkartmaya çalışalım.

Karıncaların vücut yapıları oldukça küçüktür. En küçük karınca türünün boyu 2 milimetre, en büyüğününki ise 1,5 santimetredir. Renkleri de sarıdan esmere, kırmızıdan kahverengine, griden siyaha kadar değişir.
Bir karıncanın dış yapısını incelediğimiz zaman vücudunun öteki bütün böceklerde olduğu gibi baş, göğüs ve karın olmak üzere birbirinden farklı üç bölümden meydana geldiğini görürüz.

Birbirinden farklı olan bu vücut parçaları incecik kitinli deri eklemlerle birleşmişlerdir. Bunlardan göğüsle karnı birleştiren kitinli eklem, karnın değişikliğe uğramış bir parçası olan ve pedonkül adı verilen uzantılı bir bağlantıdır. Bazı karınca türlerinde pedonkül ile karnın birinci bölütü üzerinde ince birer kabuksu uz antı bulunur. Bu uzantılar birbirlerine sürtündüğü zaman kendine has bir ses verirler.

Karıncaların bütün vücudu kitinli kalınca bir katmanla örtülüdür. Bu katmana kutikula adı verilir. Kutikula bir sıra gözeden yapılmış olan üst - derinin dış yöne salmış olduğu gözesiz koruyucu bir kattır. İşte kitin denilen özel azotlu karbonhidrat bu koruyucu kat yani kutikula içinde bulunur.

Karıncaların ağız yapıları öteki bütün böcekler gibi üst ve alt dudaklarla birer çift alt - çene (mandibula) ve üst - çene (maksila)'den meydana gelmiştir.
Alt - çeneler (mandibula) oldukça gelişmiştir. Karınca bunlarla hemen hemen her işini yapar:
Avını yakalar, toprakta ya da çürümüş ağaç gövdelerinde delikler açar, testere gibi keser, kemirir, yiyeceğini taşır.

Karıncalarda alt çeneler yapacakları işlere göre çeşitli biçim ve nitelikdedir. Buna örnek olarak tane toplayan karıncaları örnek gösterebiliriz. Bu görevi yapanların alt çeneleri kısa ve güçlüdür.

Tahta kemirenlerde alt - çene çok keskindir. Düşmanlarına karşı yuvayı koruyan savaşçı karıncaların alt - çeneleri ise sivridir ve düşmanının başını delecek güçtedir. Karıncalar alt - çeneleriyle yemek yeme dışında bütün işlerini yaparlar. Besinleri öğütmek için ağızlarının öteki parçalarını kullanırlar.
Karıncaların bu özellikte bir ağız yapısına sahip olmaları onları tarım yönünden zararlı böcekler sınıfına sokmamıza yol açar.
Bunlar güçlü alt - çeneleriyle bitki filizlerini kemirirler, çiçekIeri doğrayıp yok ederler, uzun tüneller açarak ağaç gövdelerini tahrip ederler, yaprakları ya sapından keserek ya da kenarlarını kemirerek ağaçlara zarar verirler.
Güney Amerika'da alt - çenelerini birer makas gibi kullanarak ağaç yapraklarını saplarından kesip bir günde koskoca bir koruluğu mahveden karınca türlerine rastlanmıştır.

Hatta bu bölgede oturan çiftçiler bunlara karşı açtıkları savaşı kazanamayınca yerlerini yurtlarını bırakıp başka bölgelere göç etmek zorunda kalmışlardır.
Bundan ayrı olarak karıncalar, bitki özsuyunu çok sevdikleri için çiçek saplarına, dolayısıyla çiçeklere de büyük zarar verirler. Alt - çeneleriyle sap üzerinde açtıkları küçük deliklerden bitki özsuyunu doya doya emerler.
Bazı ilkel kabilelerde karıncaların alt - çenelerinden yara dikmek için yararlanılır. İnanılması güç bu cerrahi usulde iri karıncalardan birkaçı yaraya yaklaştırılır. Karıncalar alt - çeneleriyle yaranın iki kenarından ısırır ısırmaz başları koparılır.
Böylece yara dikilmiş (!) kanamanın önü alınmış olur. Günümüzde de bazı yaraları, özellikle yüz ve baştakileri dikmek için karıncaların alt - çenelerine benzeyen pensler kullanılmaktadır.

Oval bir biçimde olan karıncanın başında «sade» ve «bileşik» (veya petek) olmak üzere iki tip göz bulunur.
«Osel göz» veya «nokta göz» adı da verilen sade gözler karıncalarda üç tanedir. Bunlar başın tam tepesinde eşkenar bir üçgenin üç noktasını meydana getirecek biçimde yer almışlardır.

Sade gözler birer çomak taşıyan «görme gözeleri» yle «boya gözeleri» neden yapılmıştır. Bu gözelerin önündeki kitinli saydam örtü kalınlaşmış ve bir «göz billüru» durumunu almıştır.

Başın iki yanında ise «bileşik göz» ya da «petek göz» adı verilen iki göz bulunur. Bunlar başa yapıştırılmış birer konveks mercek görünüşündedir.
Petek gözlerden birini bir büyüteçle inceleyecek olursak yüzeyinin birbirine yapışık sayısız altıgenlerden meydana geldiğini görürüz.

Petek gözü meydana getiren ve basit birer çomağı andıran ommatidyumların her birinde görme duygusu alan «görme gözeleri» yle «destek gözeleri» vardır. Görme gözelerinden çıkan sinir iplikleri beyin görevini yapan «sinir düğümleri» ne gider.
__________________

#sadece remşit#
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için remşit kullancısına teşekkür ediyor :
bitirim (05.12.07), lolipop (14.12.07)
  #3  
Alt 05.12.07, 00:23
remşit - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Jul 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 1.427
Ettiği Teşekkür: 321
260 tane iletisine 362 kere teşekkür edilmiş
remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
  Send PM
Standart Ommatidyum'lar ve karıncanın görmesi

Ommatidyum'lar ve karıncanın görmesi



Ommatidyum'ların yapısı çok ilgi çekicidir. Bunların esasını bir eksen etrafına dizilmiş olan görme gözeleri teşkil eder. Görme gözeleri, görme sinirinin uzantılarıyla bağlantılıdır. Her birinin eksene bakan iç bölümlerinde küçük çubuklar vardır. Bu çubukların birleşmesiyle de «rabdom» denilen bir kalınlık meydana gelir. Rabdomlar ileticidir. Görme gözelerinin etrafında boya gözeleri bulunur. Komşu sade gözler birbirlerinden bu boyalı gözelerle ayrılmıştır. Görme gözelerinin üstünde gene aynı eksen etrafında toplanmış olan başka gözelel'in meydana getirdikleri koni biçiminde bir «göz billuru» bulunur. Göz bilItirunun üzerine raslıyan küçük gözeler de farklılaşarak petek biçiminde ince saydam bir tabaka meydana getirirler.

Petek gözler nasıl görür?

Bu sorunun çözümlenmesi bilim adamlarından çoğunun uzun ve dikkatli gözlemlerini, çalışmalarını gerektirmiştir. Varılan sonuç oldukça ilgi çekicidir: Ommatidyumlardan her biri eşyanın bir bölümünü görür. Böylece görüntü bağımsız bölümlerin tıpkı bir mozaik gibi birleşmesinden meydana gelir. İşte bundan ötürü petek gözlere bileşik göz adı da verilir.

Karıncalar nasıl görürler? Eşyayı bizim gibi mi, yoksa bizden çok farklı mı görürler? Renkleri bizim gördüğümüz gibi mi görürler? Onlar için dış dünyanın başka renkleri var mıdır?
.
Bilim adamları henüz bu soruların kesin cevaplarını bulamadılar. Bununla birlikte bazıları, karıncalarda renk ayırımının insanlardan daha zayıf olduğunu iddia etmektedirler. Işığın eşya üzerine çarpmasıyla yansıyan ışınların niteliğine göre gözümüzde meydana gelen duyumlardan her birine «renk» adının verildiğini düşünecek olursak karıncaların insanlardan ayrı olan göz yapısı bu iddianın doğruluk derecesini artırır.

Bu iddiayı kuvvetlendiren olaylardan biri de bal arılarının gelinciğin kırmızı çiçeklerini mavi olarak gördüklerinin ispatlanmış olmasıdır. Bal arılarının karıncalarla aynı takımdan oldukları gözönüne alınırsa bu küçük hayvanlarda renk ayırımının insanlardan daha zayıf ve farklı bulunduğu gerçeği ortaya çıkar.
Bilim adamlarından bazıları da karıncaların petek gözlerini pusula gibi kullandıklarını, yönlerini bulmak için güneş ışıklarından yararlandıklarını iddia etmektedirler. Bu konuda yaptıkları deneyler onların bu tezlerini ispatlamıştır. Gerçekten de güneş ışıklarının yönü bir aynayla değiştirildiği zaman karıncanın da hemen yönünü değiştirdiği görülür
__________________

#sadece remşit#
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için remşit kullancısına teşekkür ediyor :
bitirim (05.12.07), lolipop (14.12.07)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
antenler, bocekler, femur, insecta, karinca, koksa, pedonkul, tarsus, tibya, trohanter, zarkanatlilar

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz