iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:57 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » eğlence » Spiritüalizm » Parapsikoloji-Paranormal-Siddhi » Zen Tarihi

Parapsikoloji-Paranormal-Siddhi Astral seyahat, Backster etkisi, Bilokasyon, Bitkisel psişizm, Biyoenerji, Biyoplazma, Dermo-optik, Despot Dönem, Değişik şuur halleri, Durugörü, Duruişiti, Duyular-dışı, algılama, Düşünce aktarımı, Düşünce okuma, Edgar Cayce, Ekminezi, Empati (parapsikoloji), Felaket belirtisi, Ganzfeld uyarımı, Geller etkisi, Parapsikoloji, Parapsişik, Pirokinezi, Posesyon, Postkognisyon, Prekognisyon, Psi enerji, Psişik, Psişik yetenek, Ouija, Levitasyon, Lüsid rüya, Kaşık bükme, Kendiliğinden yanma fenomeni, Kirlian Fotoğrafçılığı, Jean Meyer, Hayvansal psişizm, Hidrokinezi, Hipnotizma, Hipnoz, Gustave Geley, Radyestezi, Recep Doksat, Reichenbach fenomeni, Rüya, Rüya yorumu, Seans (spiritüalizmde), Tekinsiz, Telekinezi, Telepati, Trans, Vizyon, Wolf Messing, Zener kartları, Ölüm döşeği görüntüleri, Ölüm-ötesi deneyimi, Ölüme Yakın Deneyimler, İkinci kişilik, İngiliz Psişik Araştırma Derneği, Şaman transı

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 04.11.08, 19:24
Standart Zen Tarihi

04.11.08, 19:24



Genelde zen hakkında pek fikri olmayan kişiler zen'in diğer pek çok doğu öğretisi gibi mistik ve doğa üstü güçlerle bir iletişim yöntemi olduğunu düşünüyor. Zen'in kendilerine esrarengiz ve açıklanamayacak gizemli yaşam formülleri sunmasını umut ediyor ve yaşadıkları sayısız problemleri aşmalarını sağlayacak içsel bir güç vermesini bekliyor. Hatta düşünce gücüyle eşyaları hareket ettirmeyi isteyenler bile vardır. Ama zen hiç kimseye hiç birşey vermeyi vaat etmiyor. Dahası bizde olan pek çok şeyi elimizden alıyor. Zen'e göre doğadaki tüm varlıklar (insan da dahil) eksiksiz, tam ve yeterli varlıklardır. Çünkü evrenin, dolaysıyla içerdiği her şeyin özü aynıdır.

Yani evrendeki pek çok varlık doğa üstü güçlere sahip, sadece ben yetersizim, ona ihtiyacım var diye düşünmek bu durumda biraz tuhaf ve komik oluyor. İnsanları bu duruma getiren şey ise egolarından, benliklerinden başkası değil. Yani bizim gerçekte mutlu olmaya, yaşamdan zevk almaya, sevgi vermeye ve almaya, huzur dolu koca bir gülümsemeye sahip olmaya yetecek bütün enerji doğamızda ezelden beridir var çünkü bu enerjinin kaynağı o ortak öz. Zen'e göre her bir varlık okyanusdaki bir dalga gibidir, her dalga farklı görünebilir ama hepsinin özü aynı okyanustur. Bu insanın içindeki sevgiyi tetikleyen bir düşüncedir. Ama maalesef insanların bu özün üzerine düşüncelerle kurdukları dev yapıtları ve şaheserleri olan egoları, onları evrenin bu basitliğinden uzaklaştırıyor.

İşte zen'in yapmaya çalıştığı şey bizim kurduğumuz ve bir gün ansızın öyle veya böyle yıkılacak olan bu koca yapıyı yok etmek ve kişinin o evrensel özünü görmesini sağlamaktan başka bir şey değil.

Doğu'da tarihsel olarak bunu ilk fark eden kişinin bir hint prensi olan Siddharta Guatama olduğuna inanılıyor. Siddharta Guatama bundan yaklaşık 2500 yıl önce çevresindeki pek çok çilekeş ve doğa üstü güçler vaat eden öğretilere rağmen o bunlara kulak asmayıp çok uzun yıllar boyunca denediği uygulamalarla sonunda o evrensel özü kavrayabilmiş ve bunun yolunu herkese öğretmeye başlamış. O gün bu gündür de bu iç görüyü sağlayabilen kişilere aydınlanmış kişi anlamında Buda denmektedir. Yani Buda gerçekte belli bir kişinin adı olmayıp bu aydınlanmayı sağlayan kişilere denir, günümüzde de pek çok buda yaşamaktadır.
Zamanla Siddharta Guatama'nın öğretisi çeşitli toplumlarda çeşitli şekiller almış hatta zamanla bazı toplumlarda bir çeşit dine bile dönüşmüştür. Zen ise Siddharta Guatama'nın uygulamasının Hintli bir Buda olan Bohidharma tarafından Çin'de öğretilmeye başlanması ve zamanla Çin ve Japonya'da yaygınlaşmasıyla diğer Budacı öğretilerden ayrılmıştır. Bu nedenle Zen okulunun kurucusu olarak Bodhidharma gösterilir.



Eklenmiş Resimin Önizlemesi
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...

Konu safran çiçeği tarafından (04.11.08 saat 19:53 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için safran çiçeği kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (05.11.08), lolipop (04.11.08), RepStaR (04.11.08)
Sponsorlar
  #2  
Alt 04.11.08, 19:28
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.457
Ettiği Teşekkür: 2.884
1.985 tane iletisine 4.599 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Zen Tarihi

Fransa'da yaşayan Zen Ustası Taikan Jyoji'nin Türkçeye çevrilmemiş kitabından alıntı. (Tarık Araslı)
Siz dünyanın merkezisiniz. Her şey sizden dışarı doğru yönelir. Evren ikiye ayrılır. Siz ve sizin dışınızdakiler. Maalesef işte ikiliği yaratan düşüncenin temeli budur.Özne ve nesne ikiliğini. Ancak herşey sizden dışarıya yöneldiği gibi dışarıdan da size dönecektir. Gerçekten özgür olursanız bu gidiş dönüşü kontrol edebilirsiniz. Fakat çoğu zaman bu geliş gidişler sizi kontrol eder. O zaman şu veya bu kişiyi şu veya bu ülkeyi suçlarsınız. İşte bu farklılık düşüncesi yaratır. Bununla birlikte bu geliş gidişler dünyadaki hayatın ritmini oluşturmaktadır. Bu geliş ve gidişler sırasında hiç bir şey kaybolmaz, her şey dönüşür. Hayat nefes alır, sizin nefes aldığınız gibi. Bu geliş ve gidişi, nefes alışı durdurursanız kısa sürede ölümle ta nışırsınız. Onu kontrol edebilirseniz kendinizin hakimi olursunuz. Kendinizin hakimi olursanız sonsuz evrenin de hakimi olursunuz. İnsanın saygınlığı, kaderini (karmasını) değiştirebilme onu yeniden belirleyebilme yeteneğinden gelir. Yoksa kadere (karma) mahkum oluşundan gelmez.

Yazılı bilgiler yani kitaplarda yer alan bilgiler beyinin gıdasıdır. Bunlardan bir miktar almak gereklidir. Ancak bu bilgiler insanı uzağa götüremez. Bu nedenle hem bedeni hem de ruhu besleyecek gıdalarla beslenmelidir. Zen yolunda bu gıda Zazen uygulayarak elde edilir. Varlığınızı Zazen enerjisi ile beslemeyi ihmal etmeyiniz. İnsan vücudunda bu enerjiyi saklama ve depolama imkanı mevcuttur. Bu depo Haradır. Zihninizi, enerjinizi Hara bölgesine yöneltiniz. Burada depolanan enerji gerektiği yerde ve gerektiği zamanda kullanımınıza hazır olacaktır. Elektrik düğmesini açtığınızda ışık yanacaktır. Ancak elektrik kesikse istediğiniz kadar düğmeye basın ışık yanmaz. İnsan vücudu için de durum aynıdır. Düğme görevini beyniniz görür hareketlerinizi yönetir. Fakat enerjiniz yoksa beyniniz boşa komut verecektir. Kolunuz kalkmayacak, adımınız ileriye gitmeyecektir.

Vücut enerjisinin büyük bir bölümü teneffüs edilen havadan elde edilir. Kötü nefes almak, bir depoya erzakı gelişi güzel, birbiri üstüne yığmaya benzer. Er veya geç bu erzak bozulur ve kokuşur. Ciğerlerimizde bulunan hava da buna benzer. Eğer doğru nefes almayı bilmiyorsak ciğerlerdeki hava da kötü kokulu olur. Deponuzdaki erzakı düzenli yerleştirirseniz hem daha fazla erzak depolarsınız hem de orada ne bulunduğunu bir bakışta görebilirsiniz. İyi nefes almak da Harada daha fazla enerji depolamanızı sağlar. Bu enerjiye Ki adı verilir. Eğer Ki düzeyiniz yüksekse ve bunu düzenli bir şekilde depoladıysanız eylem yeteneğiniz de yüksek olur. Bu enerji, istediğiniz zaman ve yerde çeşitli faaliyetlerde bulunmanızı sağlar."
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için safran çiçeği kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (05.11.08), RepStaR (04.11.08)
  #3  
Alt 04.11.08, 19:29
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.457
Ettiği Teşekkür: 2.884
1.985 tane iletisine 4.599 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Zen Tarihi

Zen Yolu (Tarık Araslı)
"Zen yolu, bir 'kendini tanima yolu' olarak nitelenir. Aydınlanma kavramı da kendini tanıma kavramı ile özdes.

Kendini tanimaya calismak, kendi ic derinliklerine dalmak, gizlere acilan kapidan girmek, büyük gizeme dogru cikilan bir yolculugun baslangicidir.

Eğer ruh, bu eğitime hazır geldi ise dünyaya, ona en uygun olanına yönelir.

Zen, budizm kökenli kendini tanıma yolu. Zor bir yol mu? Eğitimin hangisi kolay? Zen yolu herkese açık bir yol değil. Diğer tasavvuf
yolları da öyle.

Hinduizm kökenli kendini tanıma yolu yoga. (Batıda ve bizde beden eğitimi yanı alındı ve buna yoga deniyor. Zihinler karışıyor. Şimdi tai chi moda oldu. Bu da taoculuk içerisindeki kendini tanıma yolu. Ama batı anlayışında beden eğitimi)

İslam kökenli kendini tanıma yolu, islam tasavvufu, sufizm. Anadoluda yaşayan insanların imkanları çok fazla.

Ne gerekiyor. Bu yollara yönelecek ruhlar artık
evrimlerinin son aşamalarına gelmiş ruhlardır.
Yalın deyimle, ben kimim? sorusunu kendine ciddi şekilde sorabilen ruhlardır bunlar.

Zen yolunu bir dağa dik yamaçtan tırmanmaya benzetiyor ustalar. Fakat bu söz ne ifade eder? Eğer bu eğitime dahil olduysanız bu zorluk kolay hale gelir. Bu zor eğitimden geçen ulu kişiler hep aynı şeyi söyler.

Örnek: Yunus Emre, ne diyor? "Bir kamil mürşide
varmayınca olmaz"

Zen ustaları da aynı şeyi söyler. Yoga ustaları da. Tao ustaları da.

Eğitim, ustaya ulaşmakla tamamlanır. Ondan öncesi ancak hazırlıktır. Hazırlık da usta yanında yapılırsa ne güzel. İmkan bulunamazsa, Ustaların yazdıkları bilgilendirme yazılarından yararlanmak da güzel.

Burada dikkat gerek. Kendisi bu eğitimden geçmemiş ancak okuma yolu ile bilgi edinmiş kişilerin tavsiyeleri yolu uzatabilir.

Buda Gotama'nın dediği üzere kendisi bataklıktan çıkamamış kişinin başkalarını bataklıktan kurtarma imkanı olabilir mi?


Yolumuz açık; yol gösterenlerimiz yetkin olsun...
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için safran çiçeği kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (05.11.08), RepStaR (04.11.08)
  #4  
Alt 04.11.08, 19:30
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.457
Ettiği Teşekkür: 2.884
1.985 tane iletisine 4.599 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Zen Tarihi

Zen ustası Taikan Jyoji'den çeviri. (Tarık Araslı)
Bir çok kişi Zazen yaparken ayaklarının veya sırtının dayanılmayacak derecede ağrıdığını söylüyor. Onlara ilk olarak şöyle cevap veriyorum: Meditasyonun ilk adımı, ilk aşaması, ağrının deneyimlenmesidir. Bu yolla kişinin vücudunun ve zihninin farkına varması mümkün olur. Ağrıyı hissetmek ve onu aşmak gerekecektir. Acı çekmek zihnin bir olgusudur. Yüzeyseldir. Kişinin kendi öz varlığının derinlerine inmesini engelleyen ve benlik tarafından yaratılan bir olgudur. Bir kişi Zazen yaparken acıdan şikayet etiğinde acısı daha da artar. Bu ağrı duygusunun yarattığı acı çekme korkusundan ileri gelir. Zazen yaparken vücudunuzu unutmaya çalışınız. Bunun kolay olmadığını biliyorum. Ancak şunu da biliyorum. Acı arttıkça özgürleşme duygusu da onunla birlikte artar. Düşmüş olan yükselecektir. En alta inen en yukarı çıkacaktır.


Zazen sırasında hissedilen acı özneldir. Bu acı hissi mutlaka gerçek değildir. Meditasyon uygulamasında belli bir aşama kaydedildiğinde kosantrasyon duygunuzun acıyı ortadan kaldırdığını fark edersiniz. Zihnin odaklanması acı duygusunun bağlarını kesecektir. Hücrelerden doğan bu duygu yine aynı hücreler tarafından ortadan kaldırılacaktır.

Ayaklarınızı çaprazlayıp meditasyon yapmaya karar verdiğinizde, acı üzerinde, benlik üzerinde ilk zaferi elde ettiniz demektir. Bu yalnızca başlangıçtır. Yolun ortasında durmayınız. Zazene devam ederseniz güç elde edersiniz. Acı duygusunun sizi alt etmesine fırsat vermeyiniz. Siz onu alt etmeye devam ediniz. Hepimiz değişik tohumlara sahibiz. Kötülük tohumlarına sahip olduğumuz kadar iyilik tohumlarına da sahibiz. Kendimizdeki iyilik veya kötülük tohumlarının yeşermesi imkanı bizim elimize verilmiştir. Üstelik, bizlerde öyle bir tek tohum var ki bu tohum öz benlik tohumudur. Bu tohumun yeşermesi için her güçlüğe katlanmalı her hazırlığı yapmalıyız. Zira bu tohum yeşerdiğinde kötülük tohumları kendiliğinden azalacaktır.

Zen Ustası Taikan Jyoji'den çeviri. (Tarık Araslı)
Kimler ki hayat ve ölümün anlamı onlar için çok önemlidir işte Zen yoluna girebilecek olanlar onlardır.


İnsan hayatının anlamı nedir? Bu sorunun cevabını, herkes er veya geç, kararlılıkla ve ısrarla aramaya başlar. Doğu insanları için hayata anlam veren ölümdür. Batı dünyasında ise ölümü anlamlı kılan hayattır diye düşünülür. Her iki yaklaşım da bir noktada kesişir. Hayatsız ölüm olmadığı gibi ölümsüz hayat da mevcut değildir. Hayatımızın bütün boyutlarını kavramaya ve dünyaya niçin geldiğimizi sorgulamaya yöneldiğimiz zaman yeni bir dönem başlar. Asyalı insanlar, temel problemin insanda var olan "öteki şeyi" kavramak olduğuna inanırlar.

Bu öteki şey herkeste mevcuttur. Fakat çok az insan doğuşundan sonra bu öteki şeyi çıplak olarak görme şansını elde edebilir. Yaşamak, günlük hayatta en sıradan eylemde veya en soylu davranışta bu öteki şeye ulaşmak imkanını elde etmektir. Öteki şey hepimizdedir. Benliklerimizin derinliklerinde mevcuttur ve ona ulaşmak imkanı bize verilmiştir. Ancak ona ulaşmak için ölmeden önce ölmek gerekir.

Zen için bir dindir demeyiniz. Zira bir Zen yolcusu bu tanımlamayı kabul etmeyecektir. Zen başka bir şeydir. Daha çok bir hayat tarzı olarak nitelenebilir. Sonuçta Zen hiçbir şeydir. Boş bir sözcüktür. Ona yükletilen anlamları da boşaltmak epey zordur. Evet yine de boşaltmak gerekir. Zira boş olan her şeyi kapsayabilir. Boşluk çok güçlüdür. Orada her şey yer alabilir. Boş bir tabağa bakalım. Boş olduğu için onun içerisine çok çeşitli yiyecekler konulabilir. Boş bir bardak da çeşitli içeceklerle doldurulabilir. Boş bir vazoya farklı çiçekler konulabilir. Boş bir odaya değişik eşyalar yerleştirilebilir. Geleneksel savaş sanatlarına göre, boşluk, vücudun ve bazı araçların kullanımı ile doldurulur. Bu insan varlığının uzaydaki ifadesidir. Eğer uzay boş olmasaydı, dünyayı, gökyüzünü, yıldızları, varlıkları bir kelime ile hayatı ihtiva edemezdi. İşte uzay boş olduğu için bütün bunları ihtiva etmektedir. Zen de insanın içerisindeki boşluğa ulaşma yolundan başka bir şey değildir. Böylece, benlik yükünün altındaki saklı hazineye ulaşma imkanı doğabilir. Bu hazine ki ta en baştan beri orada mevcut bulunmaktadır. Onu aramak için benlik tarafından yaratılan sınırları aşmak zorunludur. Burada şu soru aklınıza gelebilir. Zazen yaparak içimizdeki boşluğa ulaşmaya çabalamak bu boşluk düşüncesine bağlanmak sonucunu vermez mi? Eğer yalnızca böyle bir amaç çin Zazen yaparsak bu tehlike mevcuttur. Eğer zihnimiz gerçekten boşalırsa boşluğa ulaştığını da düşünmeyecektir, böyle bir bağlılık ta ortaya çıkmayacaktır. Zazen sırasında zihninizi yoğunlaştırmakla yetininiz. Herhangi bir durumu yargılamayınız. Zazeninizi derin veya yüzeysel, iyi veya kötü olarak değerlendirmeyiniz. Zira böyle bir girişim zihninizde yeni düşüncelere ve yeni kıpırdanmalara yol açar. Oysa Zen'de istenilen durum bunun tersidir.
Nüve Forum » eğlence » Spiritüalizm » Parapsikoloji-Paranormal-Siddhi »
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...

Konu safran çiçeği tarafından (04.11.08 saat 19:33 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için safran çiçeği kullancısına teşekkür ediyor :
CiwCiw (05.11.08), RepStaR (04.11.08)
Sponsorlar