Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Kültür > Kültür Tarihi > Oğuz Türkçesinin Tarihî Gelişme Süreçleri

Kültür Tarihi hakkinda Oğuz Türkçesinin Tarihî Gelişme Süreçleri ile ilgili bilgiler


Oğuz Türkçesinin Tarihî Gelişme Süreçleri-The Historical Developing Processes Of Oguz Turkish Bu makalede Oğuz Türkçesinin tarihî gelişimi üzerinde durulacaktır. Başlangıcından günümüze Oğuz Türkçesinin tarihi, gelişim seyri ve günümüze kadar geçirdiği

Kültür Tarihi Kültürel hareketler, Bayraklar, Eğitim tarihi, Filateli, Heraldik, Kültürel hareketler, Nümismatik, Sanat tarihi, Soybilim,

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 25.11.10, 10:17
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Oğuz Türkçesinin Tarihî Gelişme Süreçleri

Oğuz Türkçesinin Tarihî Gelişme Süreçleri-The Historical Developing Processes Of Oguz Turkish
Bu makalede Oğuz Türkçesinin tarihî gelişimi üzerinde durulacaktır. Başlangıcından günümüze Oğuz Türkçesinin tarihi, gelişim seyri ve günümüze kadar geçirdiği devreler kuş bakışı olarak değerlendirilmiştir. Hatta makalede Oğuzca ile Hurrice arasındaki benzerlikleri dile getirilerek Oğuzların tarihi geçmişini MÖ 2300 yılına kadar götürebilmektedir.
The history of Oguz is trace back to B. C. 2300. In this article the historical developing process is emphasized. From the beginning to this day the history, developing process, periods of Oguz Turkish will be assessed generally. And in this article the similarities between Oguz Turkish and Hurri will be exlplained.
l.Türk Tarihinde Oğuzlar
1. Başlangıcı oldukça eski dönemlere uzanan bir dil veya lehçenin tarihî gelişme süreçleri üzerinde durabilmek için öncelikle o dili veya lehçeyi konuşan kavim veya toplulukların ilk oluşum
dönemlerini açıklamakta yarar vardır. Hele Oğuz Türkleri gibi ayn bir etnik kol durumuna gelinceye kadar öteki kollar arasında yer almış ve başka adlar ile de adlandırılmış bir kavim için bu durum daha da önceliklidir. Ayrıca, dildeki tarihî gelişme süreçlerinin daha sağlıklı birer sonuca ulaştırılabilmesi de konunun tarihî zeminlere dayandırılarak ele alınmasını gerekli kılar.
Türk tarihinde Oğuzların çok önemli ve kapsamlı bir yeri vardır. Çünkü Oğuzlar, hem siyasi hem de dil ve kültür tarihi açısından Köktürkler döneminden başlayıp gittikçe güçlenen, zamanla da büyük devletler ve imparatorluklar kurma başarısı gösteren dönemlerden geçerek günümüze uzanan; bugün de geniş bir dallanma ve yayılma ile genellikle birbirine yakın coğrafyalarda Oğuz-Türkmen temelinde devletler ve topluluklar ile bunların yazı dillerine, lehçe ve ağızlarına dayanan Güney-Batı Lehçeleri grubunu oluşturan bir kavimdir. Gerçi Türk tarihinin MÖ III. yüzyıldan başlayarak Orta Asya'nın doğu ve kuzeydoğusunda varlık gösteren, daha sonraki yüzyıllarda da, özellikle MS IV. ve V. yüzyıllarda Asya'dan Avrupa'ya doğru uzanan binlerce kilometrelik bir alana yayılmış olan, sistemli bir devlet yapısındaki büyük Hun Devleti 'ni oluşturan kavimler arasında Oğuzların adına rastlanmıyor. Bu konuda, Hun tarihine ilişkin en zengin bilgileri içeren Çin'in Han Hanedanlık tarihi Han Shih Chi (MÖ 145-MÖ 26 olaylarını içerir)'de de bunun 2. kısmını oluşturan (MS 32-92 olayları) Han-Shu da da (Onat ve diğerleri, 2004) Oğuzlara ait herhangi bir kayıt yer almamıştır. Demek oluyor ki bu dönemlerde Oğuzlar daha kavmi bir oluşum ortaya koyamamışlardır. Her hâlde, tarihî varlıklarını Köktürklere gelinceye kadar başka bir ad altında sürdürmüş olmalıdırlar. Çin kaynaklarında eski Hun boylarından biri olarak verilen ve içinde barındırdığı 50 kadar budunla bütün Doğu ve Orta Asya'ya yayılmış kalabalık Türk budunlarını temsil eden Tölösler (Çin. T'iele-ler) (Kafesoğlu 1993:90) varlıklarını Köktürkler döneminde de devam ettirdiklerine ve Oğuzlar daha sonra bu birlikten ayrıldıklarına göre (Kafesoğlu 1993:91) biz daha etnik bir oluşum geçirmemiş olan Oğuzların, bu dönemde, başka bir adla Tölös budunları arasında yer almış olduklarını düşünüyoruz. Bize böyle bir sonucu benimseten etken, T'ang devri belgelerinde (Tang-Shu ve Kiu T'ang-Shu yıllıkları ve ayrıca 5 hal tercümesi) geçen "dokuz kabile"nin bazen Türklerin (Köktürklerin) dokuz kabilesi, bazen de Tölöslerin dokuz kabilesi (Kafesoğlu 1993: 142) olarak kaydedilmiş olmasıdır. Tölöslerin dokuz kabilesi olarak kaydedilen bu etnik kol, her hâlde Köktürk Kağanlığındaki dokuz boydan oluşan Dokuz Oğuzlar olmalıdır.
Hun Devleti'nin yıkılmasından sonra yerlerine Sien-piler'in daha sonra da Juan-Juan denilen Avarlann geçtiği bilinmektedir. Juan-Juanlara karşı verdikleri büyük savaşlarla MS 552 yılında Bumin'in başkanlığında Kuzey Moğolistan'da Orhun Irmağının batısındaki Ötüken merkez olmak üzere yeni bir devlet kuran Köktürkler, aslında Büyük Hun Devleti'nin bir devamı (Ögel 1981: XVII) niteliğindedir. Hun devlet teşkilatı Köktürklerde de devam ettiği gibi, Hunların dağılması üzerine, Hunlar dahil, Doğu ve Orta Asya'daki büyük Türk budun birlikleri ile Türk olmayan bazı kavimler, Köktürk Devleti'nin sınırları içinde yer almışlardır. Bu bölge belki de İstemi'nin idaresindeki îli Vadisi, Isık Köl, Yedisu ve Talas bölgelerindeki Batı Köktürkleri bölgesidir (Ercilasun 2008/2: 230).
200 yıla yakın siyasi varlığı boyunca, yaptığı fetihlerle güneyde Çin sınırından batıda Hazar Denizi ve Karadeniz kıyılarına kadar uzanarak Bizanslılarla da komşu bir ülke genişliğine ulaşmış olan Köktürk Devleti, o zamana kadar Orta Asya'da kurulmuş olan devletlerin en büyüğüdür ve geniş bir imparatorluktur. Sınırları içinde birçok Türk boyunu ve budununu barındırmaktadır. Varlıklarını bu geniş alanda devam ettiren kavimler arasında Oğuzların da önemli bir yeri vardır. Orhun ve Yenisey Yazıtları 'nın bulunup okunmasından sonra, bu Yazıtlarda Oğuzlar ile Köktürk Devleti'nin ilişkileri konusunda epey bilgimiz olmuştur. Oğuzların Köktürk Devleti içinde, bir budun olarak önemli bir yer tuttuğu anlaşılıyor. Bu konuda yapılan tarihî araştırmalar ile Yenisey ve Orhun Yazıtlarında yer alan kayıtlardan Oğuzların VII. yüzyılın ilk yarısında Barlık Irmağı yöresinde (Yenisey bölgesi), VII. yüzyılın 2. yarısından başlayarak da Tula Irmağı boylarında, muhtemelen Ötüken yöresinde yaşadıkları anlaşılıyor. Yazıtlarda, yalnızca "kuzeyde yaşayan bir budun" olarak gösterilen Oğuzlar, yeni bir etnik kol olarak asıl varlıklarını önce İstemi'nin daha sonra da oğlu Talu'nun idaresindeki Batı Köktürk Devleti'nde (İli Vadisi, Isık Köl ve Talas civarı) göstermişlerdir. Ne var ki Oğuzlar, bu döneme kadar Oğuz adı ile değil, on kabileden oluşan ve On-Ok diye adlandırılan Batı Köktürkleri içinde yer almışlar; On-Ok'lar veya onlara bağlı Türgişler olarak görünmüşlerdir (Kafesoğlu 1993: 91, 132). Ercilasun'un tarihî kaynaklara dayanarak yaptığı açıklamaya göre de Oğuzlar, Aşağı Seyhun boylarına göçmeden önce bugünkü Kırgızistan'da yaşıyorlardı. Fakat o zaman onlara Oğuz değil, On-Ok ve Türgiş deniyordu (Ercilasun 2008/2: 228). Oğuzların, Oğuz adıyla yeni bir etnik grup olarak ortaya çıkması da şüphesiz Batı Köktürkleri dönemindedir.
Oğuz Türkçesine ait ilk belirtiler de Köktürkler dönemi ile ilgilidir. F. Sümer, Çin kaynaklarında yer alan "Batı Göktürklerinin
konuştukları dil Doğu Göktürklerinkinden biraz farklıdır" ifadesini "işte bu farkı Oğuz Türkçesi temsil etmektedir; yani Oğuzca Batı Göktürklerinin dilinin devamıdır" (Sümer 1999: 46; Ercilasun 2008/2: 228). Bizce, bu konu üzerinde, aşağıda belirtileceği üzere biraz daha ihtiyatlı olunmalıdır. Çünkü Batı Köktürklerinin oturduğu bölgede daha başka Türk boyları da yer almış bulunmaktadır.
Oğuz kavramı ile ilgili olarak bir de şu hususun açıklanmasında yarar vardır: Gerçi Oğuz sözü Kafesoğlu'nun da (1993:14), Golden'ın da (1992, 2006: 242), Ercilasun'un da (2008/2: 231) belirttikleri gibi, etnik bir boyu gösterme dışında, " boy, kabile" anlamındaki ok sözü ile çokluk bildiren +°z ekinin birleşmesinden oluşmuş (ok+uz>Oguz) biçimiyle "kabileler topluluğu" anlamındadır; üç oguz "üç kabile", sekiz oguz "sekiz kabile" gibi. Ancak, gerek Kül Tigin (G 2, D 22, K 4, 7) gerek Bilge Kagan (D 2, 12, 18, 23; G 9, 10) ve gerek Tonyukuk (K 6, G 8) Yazıtlarında bu sözcük Oğuz beyleri, Dokuz Oğuz beyleri veya Dokuz Oğuz budun şekillerinde geçtiğine göre, Oğuzlar artık 2. Köktürk Devleti döneminde, içinde bulundukları gruptan ayrılarak etnik oluşumlarını tamamlamış ve Oğuz adlı ayrı bir kavim olarak yerlerini almış görünüyorlar. Yazıtlardaki Dokuz Oğuz budun ifadesinden de o dönemde Oğuzların dokuz budundan oluşan bir etnik grup olduğu sonucuna varmak yanlış olmaz sanırız. Nitekim Sümer de "Oğuzlar dokuz boydan meydana gelmiş bir budun olduğu için bazen onlara Dokuz Oğuz budunu denilir" (Sümer 1999: 23) açıklamasını yapmıştır.
Yine yazıtlardan edinilen bilgilere göre, siyasi ve idarî ilişkiler açısından Köktürk Devleti'nin Oğuzlarla olan bağlantısı kimi zamanlarda gergin, döğüşlü ve savaşımlı ilişkiler biçimindedir. (Orkun 1936, C. I: 36, 102, 104; Korkmaz 2005/I: 206), kimi zamanlarda da kentü budunum söylemi ile dile getirildiği üzere, onların sadık bir metbuu olarak gösterilmektedir. Bizce, yukarıda özet olarak verilen bilgilerin ulaştığı sonuç şudur: Yazıtlarda sık sık Oğuzlara da yer verilmesi, İltiriş'in ve Köktürk Devleti'ni yeniden kurarken karşısında en güçlü budun olarak Oğuzları bulması, onlarla beş kez savaşma zorunda kalması (Ergin 1970: 81; Sümer 1999: 33), kimi dönemlerde de bu boyun devletin doğrudan doğruya dayandığı ikinci bir güç olarak belirtilmesi ve Yenisey Yazıtlarında Oğuz beyleri adına diktirilmiş mezar taşlarının bulunması vb. daha başka hususlar Oğuzların Köktürkler dönemindeki ağırlığına ve önemine işaret eden bilgilerdir.
2. Oğuzlar, Köktürklerin yerini alan Uygurlar döneminde de (VIII.-IX. yüzyıl) varlıklarını olduğu gibi sürdürmüşlerdir. Bu dönemde Orhun Irmağı bölgesinde yurt tutan
Bu makalede Oğuz Türkçesinin tarihî gelişimi üzerinde durulacaktır. Başlangıcından günümüze Oğuz Türkçesinin tarihi, gelişim seyri ve günümüze kadar geçirdiği devreler kuş bakışı olarak değerlendirilmiştir. Hatta makalede Oğuzca ile Hurrice arasındaki benzerlikleri dile getirilerek Oğuzların tarihi geçmişini MÖ 2300 yılına kadar götürebilmektedir.
The history of Oguz is trace back to B. C. 2300. In this article the historical developing process is emphasized. From the beginning to this day the history, developing process, periods of Oguz Turkish will be assessed generally. And in this article the similarities between Oguz Turkish and Hurri will be exlplained.
l.Türk Tarihinde Oğuzlar
1. Başlangıcı oldukça eski dönemlere uzanan bir dil veya lehçenin tarihî gelişme süreçleri üzerinde durabilmek için öncelikle o dili veya lehçeyi konuşan kavim veya toplulukların ilk oluşum dönemlerini açıklamakta yarar vardır. Hele Oğuz Türkleri gibi ayn bir etnik kol durumuna gelinceye kadar öteki kollar arasında yer almış ve başka adlar ile de adlandırılmış bir kavim için bu durum daha da önceliklidir. Ayrıca, dildeki tarihî gelişme süreçlerinin daha sağlıklı birer sonuca ulaştırılabilmesi de konunun tarihî zeminlere dayandırılarak ele alınmasını gerekli kılar.
Türk tarihinde Oğuzların çok önemli ve kapsamlı bir yeri vardır. Çünkü Oğuzlar, hem siyasi hem de dil ve kültür tarihi açısından Köktürkler döneminden başlayıp gittikçe güçlenen, zamanla da büyük devletler ve imparatorluklar kurma başarısı gösteren dönemlerden geçerek günümüze uzanan; bugün de geniş bir dallanma ve yayılma ile genellikle birbirine yakın coğrafyalarda Oğuz-Türkmen temelinde devletler ve topluluklar ile bunların yazı dillerine, lehçe ve ağızlarına dayanan Güney-Batı Lehçeleri grubunu oluşturan bir kavimdir. Gerçi Türk tarihinin MÖ III. yüzyıldan başlayarak Orta Asya'nın doğu ve kuzeydoğusunda varlık gösteren, daha sonraki yüzyıllarda da, özellikle MS IV. ve V. yüzyıllarda Asya'dan Avrupa'ya doğru uzanan binlerce kilometrelik bir alana yayılmış olan, sistemli bir devlet yapısındaki büyük Hun Devleti 'ni oluşturan kavimler arasında Oğuzların adına rastlanmıyor. Bu konuda, Hun tarihine ilişkin en zengin bilgileri içeren Çin'in Han Hanedanlık tarihi Han Shih Chi (MÖ 145-MÖ 26 olaylarını içerir)'de de bunun 2. kısmını oluşturan (MS 32-92 olayları) Han-Shu da da (Onat ve diğerleri, 2004) Oğuzlara ait herhangi bir kayıt yer almamıştır. Demek oluyor ki bu dönemlerde Oğuzlar daha kavmi bir oluşum ortaya koyamamışlardır. Her hâlde, tarihî varlıklarını Köktürklere gelinceye kadar başka bir ad altında sürdürmüş olmalıdırlar. Çin kaynaklarında eski Hun boylarından biri olarak verilen ve içinde barındırdığı 50 kadar budunla bütün Doğu ve Orta Asya'ya yayılmış kalabalık Türk budunlarını temsil eden Tölösler (Çin. T'iele-ler) (Kafesoğlu 1993:90) varlıklarını Köktürkler döneminde de devam ettirdiklerine ve Oğuzlar daha sonra bu birlikten ayrıldıklarına göre (Kafesoğlu 1993:91) biz daha etnik bir oluşum geçirmemiş olan Oğuzların, bu dönemde, başka bir adla Tölös budunları arasında yer almış olduklarını düşünüyoruz. Bize böyle bir sonucu benimseten etken, T'ang devri belgelerinde (Tang-Shu ve Kiu T'ang-Shu yıllıkları ve ayrıca 5 hal tercümesi) geçen "dokuz kabile"nin bazen Türklerin (Köktürklerin) dokuz kabilesi, bazen de Tölöslerin dokuz kabilesi (Kafesoğlu 1993: 142) olarak kaydedilmiş olmasıdır. Tölöslerin dokuz kabilesi olarak kaydedilen bu etnik kol, her hâlde Köktürk Kağanlığındaki dokuz boydan oluşan Dokuz Oğuzlar olmalıdır.
Turkish Studies
Hun Devleti'nin yıkılmasından sonra yerlerine Sien-piler'in daha sonra da Juan-Juan denilen Avarlann geçtiği bilinmektedir. Juan-Juanlara karşı verdikleri büyük savaşlarla MS 552 yılında Bumin'in başkanlığında Kuzey Moğolistan'da Orhun Irmağının batısındaki Ötüken merkez olmak üzere yeni bir devlet kuran Köktürkler, aslında Büyük Hun Devleti'nin bir devamı (Ögel 1981: XVII) niteliğindedir. Hun devlet teşkilatı Köktürklerde de devam ettiği gibi, Hunların dağılması üzerine, Hunlar dahil, Doğu ve Orta Asya'daki büyük Türk budun birlikleri ile Türk olmayan bazı kavimler, Köktürk Devleti'nin sınırları içinde yer almışlardır. Bu bölge belki de İstemi'nin idaresindeki îli Vadisi, Isık Köl, Yedisu ve Talas bölgelerindeki Batı Köktürkleri bölgesidir (Ercilasun 2008/2: 230).
200 yıla yakın siyasi varlığı boyunca, yaptığı fetihlerle güneyde Çin sınırından batıda Hazar Denizi ve Karadeniz kıyılarına kadar uzanarak Bizanslılarla da komşu bir ülke genişliğine ulaşmış olan Köktürk Devleti, o zamana kadar Orta Asya'da kurulmuş olan devletlerin en büyüğüdür ve geniş bir imparatorluktur. Sınırları içinde birçok Türk boyunu ve budununu barındırmaktadır. Varlıklarını bu geniş alanda devam ettiren kavimler arasında Oğuzların da önemli bir yeri vardır. Orhun ve Yenisey Yazıtları 'nın bulunup okunmasından sonra, bu Yazıtlarda Oğuzlar ile Köktürk Devleti'nin ilişkileri konusunda epey bilgimiz olmuştur. Oğuzların Köktürk Devleti içinde, bir budun olarak önemli bir yer tuttuğu anlaşılıyor. Bu konuda yapılan tarihî araştırmalar ile Yenisey ve Orhun Yazıtlarında yer alan kayıtlardan Oğuzların VII. yüzyılın ilk yarısında Barlık Irmağı yöresinde (Yenisey bölgesi), VII. yüzyılın 2. yarısından başlayarak da Tula Irmağı boylarında, muhtemelen Ötüken yöresinde yaşadıkları anlaşılıyor. Yazıtlarda, yalnızca "kuzeyde yaşayan bir budun" olarak gösterilen Oğuzlar, yeni bir etnik kol olarak asıl varlıklarını önce İstemi'nin daha sonra da oğlu Talu'nun idaresindeki Batı Köktürk Devleti'nde (İli Vadisi, Isık Köl ve Talas civarı) göstermişlerdir. Ne var ki Oğuzlar, bu döneme kadar Oğuz adı ile değil, on kabileden oluşan ve On-Ok diye adlandırılan Batı Köktürkleri içinde yer almışlar; On-Ok'lar veya onlara bağlı Türgişler olarak görünmüşlerdir (Kafesoğlu 1993: 91, 132). Ercilasun'un tarihî kaynaklara dayanarak yaptığı açıklamaya göre de Oğuzlar, Aşağı Seyhun boylarına göçmeden önce bugünkü Kırgızistan'da yaşıyorlardı. Fakat o zaman onlara Oğuz değil, On-Ok ve Türgiş deniyordu (Ercilasun 2008/2: 228). Oğuzların, Oğuz adıyla yeni bir etnik grup olarak ortaya çıkması da şüphesiz Batı Köktürkleri dönemindedir.
Oğuz Türkçesine ait ilk belirtiler de Köktürkler dönemi ile ilgilidir. F. Sümer, Çin kaynaklarında yer alan "Batı Göktürklerinin Oğuzlar, Köktürkler döneminde olduğu gibi, Uygurlar döneminde de kimi zaman savaşım (mücadele), kimi zaman da dostluk ilişkileri içinde bulunmuşlardır (Sümer 1967: 19-25; 1999: 41 ve öt.).
Oğuzların VI.-IX. yüzyıllar, Türkçemizde genellikle VI.-XI. yüzyıllar arasını kaplayan dönemi, daha sonra üzerinde durulacağı üzere, Türk dili tarihinde Eski Türkçe diye adlandırılır.
3. Tarihî kaynaklarda yer alan bilgiler, Oğuzların daha VIII. yüzyılın ikinci yarısından sonra başlayan (760-766) kitleler hâlinde yoğun göçlerle, Karluklar önünden çekilerek Sirderya bölgesine geldiklerini gösteriyor. Oğuzlar, IX. -X. yüzyıllar içinde Seyhun Irmağı'nın aşağı kesimleri ile Aral Gölü kuzeyindeki steplerde kısmen yerleşik hayata geçmiş, kısmen de göçebe yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Oğuzların bu bölgede bazı şehirler kurdukları ve Yeni-Kent merkez olmak üzere bir Yabgu Devleti oluşturdukları da bilinmektedir (Kafesoğlu 1999: 144; Sümer 1993: 31; Salman 1998: 86). Bölgede Oğuzlar dışında elbette Kıpçak, Karluk, Yimek, Yabaku, Kalaç, Basmil, Çiğil, Yağma gibi daha başka Türk boyları da vardır. Bu bölge ve bu dönem Oğuzların Karahanlı Devleti sınırları içinde yer aldıkları dönemdir. Boy teşkilatı açısından da Bozoklar ve Üçoklar olmak üzere iki gruba ayrılmışlardır. Boyların sayısı Kaşgarlı Mahmut'ta 22 (Atalay 1941/I: 55-58), İslam dönemi tarihçisi Reşideddin'in Cami'üt-tevârih'inde 24'tür (Kafesoğlu 1993: 145). Hattâ Kaşgarlı Mahmut, iki Halaç boyunun da asıl Oğuz boyu olmayıp 22 Oğuz boyuna sonradan katıldığını bildirir (Atalay 1941/III: 412-416).
4. MS 1000 yıllarına doğru Kıpçakların Oğuz bozkırları ile Seyhun Irmağı'nın aşağı yatağını işgal etmesi üzerine Yabgu Devleti yıkılmıştır.
Oğuzlar XI.-XIII. yüzyıllar arasında daha batıya uzanan göçlerle önce Maveraünnehirde Harezm bölgesinde yer almışlar; daha sonra da Selçuklu hanedanı yönetiminde Horasan'daki Gazneliler Devleti'ne son vererek 1040 yılında Büyük Selçuklu Devletfm ve 1071'de de Anadolu'nun fethi ile Anadolu Selçuklu Devletinin kurulmasını (MS 1077) gerçekleştirmişlerdir. XI.-XIII. yüzyıllar arasındaki dönemler, tarihî açıdan Oğuzların daha aydınlık dönemleri sayılır. Bu dönemler dil tarihi açısından da Orta Türkçe diye adlandırılır.
5. Anadolu Selçuklularının parçalanmasından (MS 1307) oluşan Anadolu Türkmen Beylikleri dönemi ile onun birtakım alt dönemlerden geçerek günümüze ulaşan çok yönlü dallanmaları,
oğuzların Türk tarihinde ne denli kapsamlı ve önemli bir yer tutmuş olduklarını ortaya koyan gerçeklerdir.

Zeynep KORKMAZ

makale devamı eklentidedir.
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Oðuz Türkçesinin Tarihî Geliþme Süreçleri-135x135_training_book_01.jpg  
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 627225654_1korkmazzeynep.pdf (545,3 KB (Kilobyte), 898x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
gelişme, oğuz, süreçleri, tarihi, türkçesinin

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 03:55 .