Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Kültür > Kültür Tarihi > Çok kültürlülük bağışlayıcımıdır

Kültür Tarihi hakkinda Çok kültürlülük bağışlayıcımıdır ile ilgili bilgiler


'' ....Öncelikle yaşam hakkım olsun istiyorum, sonra hayatın tüm dilimlerinde fırsat eşitliği istiyorum....Her şeyi dilediğimce eleştirmek, eleştirilmek istiyorum, sonra bağışlamak, bağışlanmak istiyorum....'', kısaltılarak alınmış bu ifadeler, kurumsallaşmış düzeyde çok kültürlü

Kültür Tarihi Kültürel hareketler, Bayraklar, Eğitim tarihi, Filateli, Heraldik, Kültürel hareketler, Nümismatik, Sanat tarihi, Soybilim,

Like Tree1Likes
  • 1 Post By Fehmide Zeytuna

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.11.08, 07:26
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Çok kültürlülük bağışlayıcımıdır

'' ....Öncelikle yaşam hakkım olsun istiyorum, sonra hayatın tüm dilimlerinde fırsat eşitliği istiyorum....Her şeyi dilediğimce eleştirmek, eleştirilmek istiyorum, sonra bağışlamak, bağışlanmak istiyorum....'', kısaltılarak alınmış bu ifadeler, kurumsallaşmış düzeyde çok kültürlü bir toplum olan Avustralya***8217;da yaşayan ve genç Türklerin katıldığı bir kompozisyon yarışmasında dereceye giren Evrim Günce' ye ait*

Avustralya***8217;daki Türklerin yerleşiminin 25' inci Yılı semineri çerçevesinde gerçekleştirilen kompozisyon yarışmasında Türk gençlerinin deneyim, yaşantı ve sorunlarını kendi kalemlerinden dile getirebilmelerine imkân sağlamak amacıyla, Ben Kimim? ( Who ** I?) konulu yarışmada, dereceye giren diğer kompozisyonlara da bakıldığında, Avustralya' da yaşayan gençlerin çoğunun, Avustralyalı Türk Evrim gibi aynı hasletler içinde oldukları görülür.

Evrim' in ifadesinde çarpıcı görünen bağışlama-bağışlanma, çok kültürlü toplumlarda yaşayanlar için gerçekten bir sorun mudur? Bağışlama-bağışlanma bir güç ilişkisi midir ? Uluslararası arenada bağışlayıcılığın rolü nedir ? Bağışlayıcılık, sadece Tanrı ve kul arasındaki bir iletişim midir ? Seküler yönüyle bağışlayıcılığın özelliği nedir?

Kaynak
EDİBE SÖZEN
İ.Ü. İLETİŞİM FAKÜLTESİ
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28.11.08, 07:26
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Çok kültürlülük bağışlayıcımıdır

DİNSEL, PSİKOLOJİK VE TERAPATİK BİR SÜREÇ OLARAK BAĞIŞLAMA

Dinsel, psikolojik, terapatik ve pedagojik bir kavram olarak bağışlama de facto iletişimi ve etkileşimi öngörür. İnsan doğasının spritüel yanıyla ilgili olan bağışlama, günümüzde özellikle klinik psikoloji ve tecrübî psikolojinin önemle üzerinde durduğu bir konu, kültürel olarak da bir eylemdir: Tarihsel günahlar, engizisyonlar, Holocaust konusunda Papa II. John Paul' un kamu konuşmalarındaki özrü, birkaç yıl önce Afrika ziyareti sırasında ABD Eski Başkanı Clinton' un, kölelik ve düşük ücret konusunda Afrikalılardan özrü, şahit olunan bağışlanma taleplerinden ancak bir ikisidir.

Bağışlama, kişinin kendisiyle ve kişilerarası ilişkileriyle gelişen bir süreç; (Martin&Danton, 1998) bağışlayıcılık ise terapatik bir strateji ve psikolojik bir iyileştirmedir. Psikolojinin bireyleri tek tek iyileştirmesinin yanında, din/lerin bağışlayıcılığı, antikiteden bu yana, hem bireysel hem de kolektiftir. Bağışlayıcılık kullanımında, çeşitli tipteki kırık ilişkileri düzeltme olarak algılanır ( Hargrave,1994).

Bağışlayıcılık, 'ilişki' boyutunda, bir 'alma- verme' eylemidir. Batılı ülkelerde yaşayan Türkler arasında kullanılan yaygın kültürel yorumlamalar -aleni olmasa da zımni bir şekilde yabancılara karşı geliştirilen- sıklıkla rastlanılan ifadeler özellikle Batılıların '' dürüst, temiz ve çalışkan'' olmaları üzerinedir.

İlişkisellik boyutuyla ***8216;alıp- verme***8217; sürecindeki ifadeler ise ''... yardımsever değiller, ama dürüstler'', ''... benciller, ama çok çalışkanlar '' şeklindedir. Anlaşıldığı üzere, iletişim esas alınarak yapılan bu türden yorumlar bireyselden, kolektif olana doğrudur. Oysa ki Batılı toplumlarda göçmenlere, azınlıklara ilişkin tanımlamalarda, iletişim değil, normatif boyut kullanılmaktadır. Bir Batılı söylem olarak biz-öteki ilişkisinin kendisi dahi normatif olmakla önyargı, yabancı düşmanlığı, nefret ve ayrımcılık pratiklerinde olduğu gibi, temelde kendinden farklı olana geliştirilen tutum/lar kolektiftir. Paradoksal bir biçimde, bireyselliğin tarihi Batı' ya özgü olmasına rağmen, farklı kültürlere karşı geliştirilen tutum kolektif olma özelliği gösterir. Yine sanıldığının aksine, Batı-dışı toplumlarda gözlemlenen ise bireyden kollektiviteye doğru genişleyen ortak yargı alanıdır.

Solingen'deki evlerinde yakılarak öldürülen beş Türkün cenazesinde, Türkler tarafından hazırlanan bez afişte ''Alman hükümetinin kararları ve Yabancılar Yasası nedeniyle Solingen' deki bu olay meydana geldi. Bunu protesto etmek için yarın çocuklarımı okula göndermeyeceğim '' yazmakta idi. Normatif boyutta gerçekleştirilmiş yabancı düşmanlığına karşı Türklerin tavrı, ''yarın okula çocuklarımı göndermeyeceğim'' ifadesiyle vurgulandığı gibi ilişkisel ve iletişimsel özellik göstermektedir.

Farklı kültürlerin farklı ritüellere sahip olması gibi, bağışlama da her bir kültürde farklı ritüellere sahiptir. Bağışlama ritüeli, seküler anlamda, yüz- yüze iletişimi gerekli kılar. Bir toplumda yüz-yüze iletişim imkânları daraltılmışsa, o toplumda bağışlamadan da söz edilemez. Aşırı bireyselleşmiş ( Kristeva,1991:195) yönüyle çok kültürlülük sürecinde, aslında daraltılmış, kısırlaştırılmış ya da ortadan kalkmış olan yüz-yüze iletişimdir.

Konuya ilişkin Alman filozof Habermas ''iletişimsel eylem'' kuramıyla öncül rolü üstlense de, çoğu sosyal teorisyen kültürün yeniden üretimi sürecinde konsensüs ilkesini ve eğitime dayalı imkanları biraraya getiren bir iletişim ve etkileşim sürecinin gerekliliğinden söz ederler. Çok kültürlülük projesi dahilinde eğitimde sınanan yollardan bugün için en yaygın gibi görüneni bilingual eğitim sistemidir. Ancak uygulamada ortaya çıkan aksaklıklar göstermektedir ki, normatif boyut ile iletişimsel boyut birbirleriyle uzlaşamadığından, bilingual eğitim sisteminin başarısı da tartışmalıdır.

Berlin' de bilingual eğitim yapan bir ilkokulda, Alman öğretmen gramer ödevini verdikten sonra, iki Türk çocuktan birine, diğerine ödevinin ne olduğunu izah etmesini ister. Çocuk ' Almanca mı ? diye karşılık verir. Ayrıca Alman ebeveynlerinin çocuklarını bu tür okullara göndermek istememesi de vakıadır (Roth, 2000).
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28.11.08, 07:27
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Çok kültürlülük bağışlayıcımıdır

''TOPLUM İLETİŞİMDİR''

Alman sosyolog N. Luhmann ölmeden bir yıl önce yayınlanan Die Gesellschaft der Gesellschaft (The Society of Society -1997) Toplumun Toplumu adlı eserinde, tek hakiki sosyal fenomenin iletişim olduğu fikrine odaklanarak, toplumun iletişim olduğunu ifade eder. Luhmann' a göre, toplumun temel birimi birey aktörler değil, iletişimdir. Toplum, sadece bireyler iletişim kurduğunda varolur. İletişim başlamadan bireyler de yoktur (Lee, 2000:322).

Platon'dan Hegel'e, Parsons'dan Habermas'a çoğu sosyal teorisyen rasyonalite ve insan aklının genel formlarının birleşen/bütünleşen yönü üzerinde durmuşlardır. Durkheim kollektif bilinci, Weber öznelerarasılığı, Marks sınıf bilincini, Luhmann'da toplumsal sistemin iletişim, gelişim ve farklılaşma olduğunu göstermeye çalışır. Luhmann'a göre iletişim kendini, sosyal, seküler ve anlamın fonksiyonel boyutlarına göre inşa eder (Lee, 2000: 325).

Siyaseten çok kültürlülük nasıl ki tanıma ve tanınma süreçlerini cari kılıyorsa, iletişimsel boyutta da, etkileşim ve iletişim imkânlarını hazırlamak durumundadır. Başta kişilerarası iletişim olmak üzere, basın, televizyon ve kitap dünyası farklı kültürlere temsil hakkı verdiğini öne süren(!) çok kültürlü toplumlarda, varsayıldığının aksine temsil imkânları zayıftır ve bu durum çok kültürlülüğün önemli bir problematiğini teşkil eder. Bir meta-teorik yaklaşım olarak iletişimsel süreç çok kültürlü toplumda kültürlerarası diyalogu öngörür.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 28.11.08, 07:27
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Çok kültürlülük bağışlayıcımıdır

İLETİŞİMDEN MAHRUM ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK

Göç ve diaspora bağlamında çok kültürlülüğün genel epistemolojisi, ''homojenleştirilmiş evrensellik'' ile ''gettolaştırılmış tikellikler'' arasında kurulur (Pollock,1998).

Çağdaş özgürlük kavramının bireyci özünü sorgulayan Taylor, çok kültürlülüğü 'farklılıklar' siyaseti olarak görür ve tartışmaya yer bırakmayacak ölçüde giderek daha fazla sayıda toplumun, bugün varlığını sürdürmek isteyen kültür topluluklarını içinde barındırma anlamında çok kültürlü duruma geldiklerini ifade eder (Taylor, 1996: 70,74).

Bir makro-anlatı olarak çok kültürlülük, şu anda uygulamada en çarpıcı görünen göçmen siyasetiyle kendine cismanilik kazandırmış olsa da, demokrasinin öngördüğü biçimde azınlık-çoğunluk ve tanıma-tanınma siyaseti; liberal görüşler çerçevesinde çoklu etnik yapılanmalarla; bir mikro-anlatı olarak da terapatik, psikolojik ve pedagojik süreçlerle yorumlanır.

Felsefi olarak çok kültürlülük, ırka dayalı görüşlerden kültürel görüşlere geçişle- anayasal vatandaşlık tartışmalarının ortaya çıkmasında olduğu gibi- sosyolojik olarak -her ne kadar tartışmalı olsa da- yabancı ya da göçmen olmaktan yerliliğe geçişle, kültürel olarak da Avrupalı monokültürlerin sonu(!) teziyle kurgulanır.

Panikkar, kültürler arasılığın bir ütopya olduğunu ve kültürlerarası felsefenin nesnesinin terra nullis yersiz/yurtsuz insan olduğunu öne sürer (Panikkar, 1998: 99). Kültürlerarasılık, bireylerin iki ya da daha fazla kültür arasında konuşlanmasıdır (situated). Avrupa'da kültürlerarasılık, göçmenler, savaşlar, çeşitli mübadeleler, gelenekler, kurumlar, sanat, çeşitli dinler etnik ve ulusal grupların mübadeleleriyle ortaya çıkan ve gelişen özellikleri itibariyle klasik Avrupa tarihinin bir parçasıdır.

Bommes ve Radtke, göçlerin homojen bir süreç olmadığını (göçmen talebi, sığınmacı, ailesel göç, mülteci, işgücü göçü, vs ), 1980'ler ve sonunda yoğun göç dalgasına maruz kalan Avrupa'nın çok kültürlülük meselesini siyaseten merkezi bir duruma getirdiklerini ifade ederler (Bommes and Radtke,1996).

Uluslararası arenada göçlerin artışıyla, Avustralya, Kanada ve ABD'nin çok kültürlülüğü, Avrupa ülkelerinin kültürler arasılık'ı, şimdiki duruşuyla da çok kültürlülüğü bir sosyo-politik proje olmaktan çok bir siyaset olarak belirledikleri gözlemlenmektedir. Kamu-hizmetleri, eğitim birimleri ve sağlık servisleriyle çok kültürlülüğün kurumsallaşmaya başladığı Almanya'da misafir-içi modelinin, İngiltere'de çoklu modelin, Fransa'da ise asimilasyonist modelin uygulandığı görülür (Schuerkens, 2000)

ABD'de çok kültürlülük başlangıçta, sol siyasetçe benimsenmiş anti-ırkçı, sosyal ve kültürel küçük gettolarda yaşayan göçmen grupların itibarının sağlanmasına ilişkin bir söylemdir; daha sonraki dönemlerde bir potada eritme siyasetinin (melting pot) hâkim söylem durumuna geldiği, şimdilerde ise çok kültürlülük konusunda eleştirel yaklaşımların filizlendiği gözlemlenmektedir. Bu türden gelişmelerin yanında, çok kültürlülük ya da kültürler arasılık, uluslararası arenada, kitlelerin mutlu olmalarına indirgenmiş bir fabl durumudur (Karnoouh, 98).
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 28.11.08, 07:27
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Çok kültürlülük bağışlayıcımıdır

''ELEŞTİREL ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK''

McLaren, çok kültürlülüğün farklı çeşitleri olduğunu ifade eder: ***8216;***8217;Muhafazakar çok kültürcüler***8217;***8217;, ***8216;***8217;liberal çok kültürcüler***8217;***8217;, ***8216;***8217;sol-liberal çok kültürcüler***8217;***8217; ve ***8216;***8217;eleştirel çok kültürcüler***8217;***8217;. Muhafazakar ve liberal çok kültürcüler, kültürel 'benzerlikler' üzerinde dururlarken, sol liberaller 'farklılıkları' vurgularlar. Çok kültürlülüğün kimlik siyaseti şeklinde benimsediği 'benzerlik' ya da 'farklılık' kategorileri, 'özcü/tözsel mantık' ın bir sonucudur (McLaren, 1995:47-55). Eleştirel çok kültürlülüğün sosyal dönüşüm projesine katkıda bulunduğunu ifade eden McLaren'a göre çok kültürlülük tarih, kültür, güç ve ideolojiye sahiptir ve onun ideolojisi ''politik doğruluk''tur.

Çok kültürlülük makro-anlatılara dayalı bir siyaset olduğu sürece, politik doğruluk ideolojisinden uzaklaşır ve herhangi bir ulus-devlet siyasetinin hegamonyasıyla, kendi dışındaki diğer bütün kültürleri etniklik konumuna getirerek, etnosentrik söylemin üreticisi olmaya talip olur.

A.Kaya, ''Türk Diyasporasında etnik stratejiler ve çok-KÜLT-ürlülük ideolojisi'' adlı makalesinde, Berlin'de çok kültürlülük pratiklerini yetkin bir analizle değerlendirirken, etnik ve kültürel azınlıkları topluma dahil etmeyi (inclusion) amaçlayan çok kültürlülük ideolojisinin aslında bu azınlıkları nasıl dışladığı (exclusion) ve hatta nasıl daha da azınlıklıklaştırdığını (ethnic minorisation) ayrıntılarıyla açıklar (Kaya, 1999: 25).

Bir değişim veya dönüşüm projesi olarak çok kültürlülük, dinamizmini hem devletlerin hem de kimliklerin 'yeniden inşası'ndan alır. Yapısal olarak bakıldığında, özellikle 19.yüzyılda Avrupa devletleri sanki hiç bitmeyen bir gençlik dönemi yaşıyorlarmışcasına kendilerini 'genç olarak tanımlama yoluna gitmişlerdi: Genç Almanya, Genç İtalya, Genç İngiltere (James, 1999:41). 1900 yılında Avrupa'da 25 civarında devlet, 1989'da 34, 1992'de 53 devlete yükselmiştir (Yurdusev, 1997:56).

Yeniden inşa sürecinde, devletler genç kalma arzularını sadece beden siyasetinin bir göstergesi olarak geliştirmekle kalmıyorlar, aynı zamanda yeni etnikliklerle bu siyasete, ulusal göstergeler yanında, tamamlayıcı bir estetik kazanım olarak etniklikleri ilave ederek, ruhsal anlamda da genç kalmaya çalışıyorlar. Böylesi bir yapılanmayla, ulusların semiyotiğinde yer alan ' güven' ve 'istikrar' unsurları, yeni oluşumlara/ etnik yapılanmalara karşı mukavemeti geliştirirken aynı zamanda da siyasi dinamizmini kazanıyor.

Çok kültürlülüğe getirilen eleştirilerin bir kısmı da yeni-sağ/yeni-muhafazakarlara ve onlar çok kültürcüleri ''toplumları Balkanlaştırdıkları'' iddiasıyla; yani insanları biraraya getirmekten ziyade onları ayıran bölen unsurları ön plana çıkardıkları iddialarıyla şiddetle eleştirirler (Stam and Shohat,1995)
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 28.11.08, 07:27
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Çok kültürlülük bağışlayıcımıdır

''BİZ KİMİZ DEĞİL, BİZ NE KADARIZ ?''

Fedorowicz, kimlik siyasetinin temel sorusunun ''biz kimiz ?'' yerine, ''biz ne kadarız?''a dönüştüğünü vurgulayarak, çok kültürlülüğün sosyal etkileşim ve bütünleşme (asimilasyon değil) olarak bir iletişim teorisini esas aldığını, çok kültürlü bir toplumun birçok farklı kültürel kimlik ve pratiklerin bir toplamı olmadığını, fakat onların birbirleriyle iletişim kurarken ayırdedici farklılıklara işaret ettiğini vurgular (Fedorowicz,1994:183).

Çok kültürlü toplum fikri, kültürel farklılığın ölçümü, hükümet siyasası (government policy), sosyal -siyasi proje ve kurumsallaşma sonucunda kültürlerarası diyalogun başlatılmasıyla açıklanır. Bu süreçler hesaba katılmadan, çok kültürlülüğün negatif ayrımcılığa varan uygulamalara dönüşeceği açıktır.

Çok kültürlülük üzerine bugüne değin söylenenler bir bütünlük arzetmemekle, kavram kolayca bir şekilden başka bir şekle dönüşebilmektedir. Örneğin ticari ve ideolojik sebeplerle etnik ''ayın renkleri''ni kullanan United Colors of Benetton pluralizmi bile çok kültürlü bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir (Stam and Shohat,1995).

Soğuk savaş dönemi siyaseti, küresel ekonomi, ekolojik kriz, sosyal hareketler, Avrupa bütünleşmesi ve Pasifik kuşağının doğuşuyla belirlenen 'Yeni Dünya Düzeni' ne ilişkin bir sosyo-politik ve kültürel proje olarak çok kültürlülük, bir yönüyle de Avrupa-merkezci düşünceye karşı geliştirilmiş bir söylemdir. Söylemi geliştirenler sadece Batı- dışı toplumlar değil, aynı zamanda Batılılardır.

Çok kültürlülük konusunda ***8216;***8217;liberal pluralizm***8217;***8217; ile ***8216;***8217;çok-merkezli çok kültürlülük***8217;***8217; arasında ayırım yapan Stam ve Shohat, çok-merkezlilik kavramının çok kültürlülüğü küreselleştirdiğini, dünya üzerinde hiçbir yer ya da topluluğun ekonomik ve politik gücü ne olursa olsun, epistemolojik üstünlüğe sahip olmadıklarını ifade ederler. ***8216;***8217;Liberal pluralistler***8217;***8217;, dünya kültür tarihini güç ilişkilerine göre incelerler; ***8216;***8217;çok-merkezli çok kültürcüler***8217;***8217; ise gücün dağılımı, düşüncenin dönüşümü ile ilgilidirler. Yine çok-merkezli çok kültürlülükte, kimliklerin sabitliği reddedilir; kimlikler istikrarsız, çoklu, tarihsel ve süregelen değişimlerin ürünü olarak değerlendirilir. Çok kültürlü toplumlarda bireyler en az iki kimliklidir. Kimliklerin oluşumu ve sürekliliği için asli unsurlardan ***8216;mensubiyet duygusu***8217; bu noktada problem teşkil etmekle beraber, çok kültürlülük siyasetinde ***8216;iki kimliklilik***8217; şimdilik çözümleyici görünmektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 28.11.08, 07:28
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Çok kültürlülük bağışlayıcımıdır

SONUÇ YERİNE: SINIRDA ANLATILAR ve ***8220;AZINLIK ULUSU***8221; TANIMA

Avrupa vulgar anlamda bir akrabalık düzenidir. Kimlik ve kültür siyasetlerinin de bu akrabalık düzeninden ayrı düşünülemeyeceğini ortadadır. Bireyler, birbirlerini tanıma imkânlarını ancak diyalog kurdukları ölçüde gerçekleştiriyorlarsa, farklı kültürlere mensup bireyler için de aynı süreç söz konusudur. Kültüre ilişkin anlatılar, birer meta-anlatı olduğu müddetçe farklı kültürlerle diyalog zordur. Bir meta-anlatı olarak evrensellik tek anlatı ve mutlak doğruluğu savunmuş ve farklı toplumları bir hizaya getirme işlemini/ misyonunu tamamlamıştır; evrenselciliğe karşı geliştirilen alternatiflerden biri, ''sınırdaki anlatılar***8217;'dır (border narratives).

Tekrar başa dönecek olursak, makalenin başında bağışlamanın deruni bir iletişim tarzı olduğunu ima etmeye çalıştım. Bu noktada çok kültürlülüğü siyasi yönden açıklamalar yerine, terapatik ve pedagojik unsurların dahil olduğu iletişim süreciyle belirlemeye, fakat uygulamada normatif boyutla (merkez), iletişim (çevre) arasında yaşanan derin krize değindim.

Birer pedagojik unsur olarak, bilginin üretimi, sosyal kimlikler ve sosyal ilişkilerin (Giroux, 1995: 326) önemine değinerek, kimliklerin yeniden inşası, iletişimsel yeterlilik ve diyaloga dayalı bir çok kültürlülük anlayışına ihtiyaç duyulduğunu ifadelendirdim. Bir nevi ahlaki bir düzene ilişkinmiş gibi görünen böylesi bir yaklaşımla, bağışlamayı nesnelleştirerek, aslında Batılı toplumlardaki iletişim yokluğunu öne sürerek çok kültürlülüğün eksik, amacından uzak bir proje olduğu üzerinde durdum.

Mikro-anlatı içindeki konumuyla, merkezde yer almayan bağışlama, aynı zamanda iletişimden yoksun merkez demektir. Eleştirel çok kültürelci yaklaşımlar dahilinde, madem ki çok kültürlülüğü, çok-merkezli kabul ediyoruz, o halde merkez- çevre/ler arasında etkileşimi sağlayan bir iletişime ihtiyaç vardır: Çevre anlatılar, merkeze taşınmalıdır. Daha doğru bir deyişle, literatürde yer aldığı biçimde ***8216;'sınırda anlatılara***8217;' ihtiyaç vardır. Diyalogun başlama noktası, sınırdaki anlatılardır. Siyaseten değerlendirme yapanlar, demokrasinin koşullarını gözden geçirerek, azınlık siyasetlerine ilişkin stratejilerini yeniden tartışmaya açmalıdırlar.

Kaufmann önemle işaret ettiği şey, gerçekleştirilen çoğu emprik ve teorik çalışmada tekrarlanan 'ulus' un çoğunluk, 'etnik' in ise azınlıkla eşit tutulmasıdır, bunları bir şemsiye alında toplayan da kültürdür. Başta Kymlicka olmak üzere, çağdaş teorisyenlerden Joseph Raz, Yael Tamir ve David Miller 'azınlık ulusu ' kavramını kullanırlar (Kaufmann, 2000:1088; Kymlicka, 1995:18).

Bugün özellikle Almanya' da nüfusu 2 milyona yaklaşan Türklerin, ne klasik anlamda anladığımız ulus, ne de etniklik kategorisinde yer almayacağı açıktır. Almanya' da yaşayan Türklerin siyasi ve sosyal statüleri ***8216;***8217;azınlık ulusu'***8217; ile belirlenmelidir. Şimdiye kadar adlandırıldıkları şekilde Türkler, ne büyük bir etnik grup ne yerleşik göçmen ne de sadece misafir işçi statüsündekilerdir. Böylesi bir belirleme, diğer göçmen ya da etnik ya da ulus azınlıkları için de geçerlidir. Aksi halde, çok kültürlülük, devam edegelen Avrupa-merkezci zihniyetin, etnik ayrımcı güç ilişkilerinin ve etnosentrik söylemin üreticisi olmaktan öte pek bir anlam ifade etmeyecektir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 15.05.10, 21:07
ust ust isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Acemi
 
Üyelik tarihi: May 2010
İletiler: 2
ust doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Çok kültürlülük bağışlayıcımıdır

güzel paylşaım teşekkür ederim
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
bağışlayıcımıdır, kültürlülük

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:33 .