Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Kültür > Nüve Müze > İstanbul Boğaziçi Yalıları

Nüve Müze hakkinda İstanbul Boğaziçi Yalıları ile ilgili bilgiler


Mediha sultan yalisi Koruma No: 128 Baltalimanı-Hisar Yolu No:52 (Ada 77/parsel 3). Yüzölçümü: 2337.5 m2. (kârgir). Üslubu: Neo-klasik. İnşası: XIX. yüzyıl ikinci yarısı başı (1853-1863). Mimari: Karabet Amira Balyan (1800-1866)

Like Tree30Likes

Konu kapatılmıştır.

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #21  
Alt 18.11.08, 16:22
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Istanbul bogazici yalilari

Mediha sultan yalisi
Koruma No: 128
Baltalimanı-Hisar Yolu No:52 (Ada 77/parsel 3).
Yüzölçümü: 2337.5 m2. (kârgir).
Üslubu: Neo-klasik.
İnşası: XIX. yüzyıl ikinci yarısı başı (1853-1863).
Mimari: Karabet Amira Balyan (1800-1866) ve Sarkis Balyan (1835-1899)
İç taksimatı: Giriş katı; 22 oda, 8 sofa, 1 büyük orta hol, 13 servis odası.
İkinci kat; 11 salon, 7 sofa, 7 servis odası, 1 büyük aydınlık.

Plan Özellikleri:
Cadde ile deniz arasında batı/doğu uzunluğu 55; Emirgan/ Rumelihisarı (kuzey/güney) uzunluğu 42.5 metredir. Kayık barınağı -kısmen dolmuş olarak- güney yanında; mutfak bölümü güney/batı ucunda bulunmaktadır. Cadde duvarındaki çeşmeyi 1955 yılında baştabip Dr. Baha Oskay ihya etmiştir.
Sekizer mermer sütunlu, mermer kaideli, bahçe ve sandal girişleri neo-klasik üslubunu belirten başlıca simgelerdendir. Zemin katının üst kata çıkan üç merdiveni mevcut olup, birincisi hole çıkan ana merdiven, ikincisi ana merdiven sahanlığından havuza inen merdiven, üçüncüsü de tam devir yelpaze basamaklı servis merdivenidir. Sahilhanenin plan bakımından pek ilginç özelliklerinden biri, son zamanlarda üzeri kapatılarak, çevresine bir takım hizmet kabinleri yapılmış olan iç havuzdur. Buraya temelden deniz suyu alınmış ve üzeri -ikinci kat damında- piramit ferforje camekanla kapatılmıştır. İnşasından kalma bu ışık camekanı halen mevcuttur. Zamanında -bahçede rıhtım kenarında bulunan, açık yüzme havuzundan ayrı olarak- kapalı bir deniz hamamı şeklinde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bahçe yönündeki, ön sofa ve salonlarla yatak odalarını birleştiren uzun sofa, hanım efendi yatak odasındaki kufi ayetli (edebhane) çeşmesi; kenarları mor ve hareli mermerle, üzerleri kırksekiz kristal parçadan meydana gelmiş şömineleri, her bölümde ayrı desen gösteren ağır süslemeli tavanlar, kemerli sütunlar bilhassa kayda değer.
Bahçede bulunan Hünkâr Köşkü haraplığından; tepenin yamacında bulunan hamamı yol genişletilirken yıktırılmıştır. Kemik ve Mafsal Veremi Hastanesi yapılarak, bir çok tarihi eserler gibi yanlış kullanış içinde bulunan bu geniş yapı, Boğaziçi'nin bilhassa iç dekorasyonu bakımından üzerinde durulması gereken sahilsaraylarından birisidir.
Tarihçesi
Binanın aslı, Büyük Reşit Paşa tarafından inşa ettirilmiş, Reşit Paşa'nın oğlu Galip Paşa Sultan Abdülmecid'e damat olması itibariyle saray Fatma Sultan namına kaydedilip, o tarihten itibaren sultan sarayı olmuştur. Daha sonra Abdülmecid'in diğer kızı Mediha Sultan'a tahsis edilip son zamanlara kadar Sultan Sarayı ve Sultanın kocası olan Ferit Paşa zamanında sadrazam konağı ittihaz olundu. Sonra metruk bir halde kalarak hükümet tarafından Balıkçılık Enstitüsü yapıldı. Enstitünün lağvı üzerine yine boş kalmış, çoluk, çocuk girmişler; sonra binanın esas kısmı Sıhhat ve İçtimaî Muavenet Vekaletince Kemik Veremi Hastalarına mahsus hastane yapılmış, paşa dairesi kısmı da İstanbul Üniversitesi Hidrobiyoloji kısmının deniz mahlukatı için akvaryum ittihaz edilmiştir. Abdülmecid devrinde yapılan büyük binaların ekserisinde olduğu gibi, kompoze bir stilde ve iç kısımları tezyinatlı bir şekilde yapılmıştır. Mermer ve granit direklerle süslenmiş antreler ve salonlar saray inşaatı numunelerindendir.
Balıkçılık Enstitüsü zamanında binanın bir çok kısımları tahrip edilmiş, Kızılay binayı tamir ederken iç tezyinatının bir kısmını bozmuştur. Asfalt yolun yapılması münasebetiyle, karşısında bulunan teferruat daireleri, mutbaklar, haremağa odaları, hamam kısmı tamamen yakılmıştır. Dört dış kapısından ikisi kapatılarak, biri kübik hale getirilmiş, biri aslî durumunda kalmıştır.
Sonradan Nafıaca yapılan tamiratta restorasyon usulüne mümkün olduğu kadar riayet olunduğu ve bu işi deruhte eden mimarın vakıfane olarak, bakiye kalan aksamını kurtarması şayanı şükrandır. Elyevm ortadan kaldırılan rıhtım pik parmaklıkları ve mermerler ve hamam bakiyesi olan iki (kurneteyn*)den başka diğer mermer kısımları mevcut değildir. Isıtma tertibatı için kalorifer konulmuştur.
Yapı hakkında, Haluk Şehsuvaroğlu (8 Kasım 1947 tarihli) Akşam Gazetesinde şu malumatı vermektedir:."Baltalimanı eski Boğaziçi'nin meşhur mesirelerinden biri idi. Mevkiinin güzelliği buraya zamanla rağbeti arttırmış ve Baltalimanı kıyılarında bazı rical ve ulema sahilhaneleri inşa olunmuştu. Selim III. için de, burada küçük bir biniş kasrı yaptırılmıştı. XIX. asırda köyün en meşhur binası Mustafa Reşit Paşa'nın Yalısı idi. Reşit Paşa eski ahşap yalısı yanında kagir olarak haremli, selâmlıklı yeni bir saray da inşa ettirmiş, bu saray eski yalı ile beraber Reşit Paşa'dan oğlu Galip Paşa ile evlendirilen Fatma Sultan için hazine tarafından 250.000 altına satın alınmıştı. Reşit Paşa'da, Emirgan'daki, geniş divanhaneli, eski bir Türk yalısı olan yalısını yeni tamir ve ilavelerle güzelleştirdi ve oraya taşındı. Kırım harbi zamanına rastlayan Sultanın düğünü Baltalimanında yapılmıştı. Baltalimanı Sarayı somaki mermerden yapılmış ocakları, pek itinalı hazırlanmış parkeleri ve göz kamaştıran nakışlı tavanlarıyla devrinde Boğaziçi binalarının en güzellerinden biriydi.
Bahçenin ucunda sonradan selâmlık diye anılmaya başlayan binanın ismi de Hünkâr Dairesiydi. Fatma Sultan Baltalimanı sarayına yerleştikten sonra eski Reşit Paşa sahilhanesi de, paşa, bendeğan ve meşkhane olarak kullanılmıştı. Rumelihisarı tarafında bulunan bu bina yeni Baltalimanı sarayına uzun bir yolla bağlanmıştı. Fatma Sultan'ın pek sevmediği ilk zevci Galip Paşa bir gece sandal kazasıyla ölmüş; ikinci zevci Nuri Paşa da Yıldız Mahkemesi tarafından mahkum edilerek geri dönmemek üzere Taife sürülmüştü. Fatma Sultan biraderleri arasında en çok V. Murat'ı sevmiş, onun tahttan indirilmesine çok üzülmüştü, kardeşiyle gizlice mektuplaşırdı. Tahta çıkmasının da bütün kalbi ile temenni eden Sultan, II. Abdülhamit'in gazabını üstüne çekmiş ve ömrünün sonuna kadar hapis hayatı yaşamıştı. Fatma Sultan 1882'de öldüğü zaman sarayın bakımsızlıktan alt katında yosunlar bitmişti. O yıllarda Tarlabaşı Sarayında oturan II. Abdülhamit'in küçük hemşiresi Mediha Sultan ilk zevci Necip Paşa'yı kaybetmiş ve VI. Mehmet Vahdettin'in sadrazamı damat Ferit Paşa ile henüz evlenmişti. Padişah olan II. Abdülhamit***8217;ten, büyük hemşiresi Fatma Sultan'ın sahilsarayında ikamet etmek istediğini söyledi ve Padişah tarafından da kabul edildi."
İstanbul Ansiklopedisi'nde Baltalimanı Sahilsarayı: "Köyün 19. asırda meşhur binası Mustafa Reşit Paşa'nın yalısıydı. Reşit Paşa eski ahşap yalısı yanında kagir olarak haremli, selâmlıklı yeni bir saray da inşa ettirmiş, saray eski yalı ile beraber Reşit Paşa'dan oğlu Galip Paşa'yla evlendirilen Fatma Sultan için hazine tarafından 250.000 altına satın alınmıştı. Sultanın Kırım Harbine rastlayan düğünü Baltalimanında yapılmış, çayıra kurulan büyük çadırlarda vükelâ, rical, ulema ağırlanmışlar, günlerce ziyafetler çekilmiş; çengiler, zuhuri kolları oynatılmış ve her türlü eğlenceler tertip olunmuştu. Harp dolayısıyla düğün emsaline nispetle pek parlak yapılamamış, buna rağmen Sultana hazinei hassaca tertip edilen gayet ağır çeyiz takımları Çırağan Sarayından Baltalimanı Sarayına kayıklarla gönderilmişti. Fatma Sultan Baltalimanı Sarayına yerleştikten sonra eski Reşit Paşa Sahilhanesi de Paşa, bendeğan dairesi ve meşkhane olarak kullanılmıştı. Fatma Sultan 1882 yılında henüz genç yaşında iken öldüğü vakit Baltalimanı sarayının alt katları, birçok daireleri rutubetten, bakımsızlıktan yosun tutmuş, ot bağlamış, kapılarının üzerinde yabani ağaçlar bitmiş bir halde bulunuyordu. O yıllarda Tarlabaşı Sarayında oturan İkinci Abdülhamit'in küçük hemşiresi Mediha Sultan da ilk zevci Necip Paşa'yı kaybetmiş ve Ferit paşa'yla da henüz evlenmişti. (Altıncı Mehmet Vahdettin'in Sadrazamı Damat Ferit Paşa). Mediha Sultan, büyük hemşiresi Fatma Sultan'dan kalan ve Sultan saraylarının en güzeli bulunan Baltalimanının kendisine verilmesini padişahtan bir mektupla rica etmişti. 1887'de, İkinci Abdülhamit sevgili hemşiresinin bu isteğine, mesut ve bahtiyar olması dileğiyle kabul mektubu göndermişti."
Baltalimanı Sahilsarayında yaşanmış diğer tarihi olaylardan biri Zeynep Kamil Hastanesini tesis eden Zeynep Hanım ve Yusuf Kamil Paşa; diğeri Damat Ferit Paşa ile ilgilidir. Mısır (Genel Valisi) Hidivi, politik vesaire sebeplerle, Mısırda Yusuf Kamil Paşa'dan Zeynep Hanım'ı ayırtmıştı. Yusuf Kamil Paşa'nın Reşit Paşa'ya müracaatı üzerine İstanbul'a davet edilerek, burada nikahları yenilenmiş ve Baltalimanı Sahilsarayında misafir edilmişlerdi.
Diğer hatıra şudur: Bilindiği gibi, Milli Mücadele aleyhinde gayretlerinin neticesiz kalması üzerine 18 Ekim 1920'de Sadrazamlıktan istifa mecburiyetinde kalarak bu yalısına çekilmişti. Bir ara Avrupaya gitti, Anadolu zaferi haberiyle İstanbul'a dönüp, iki ay sonra tamamıyla memleketi buradan terketti. Yalı(sahilsaray)ın, tarihi ve kıymetli eşyası, yağlıboya tabloları, Damat Ferit Paşa'nın meydana getirdiği çok zengin kütüphane 1925 senesi Ocak ayında müzayede ile satılmıştı."
(İstanbul Ansiklopedisi C.V, Sf. 2084)
Hastane Başhekimi Dr. Semih Erem'in 1976 yılında bize verdiği bazı bilgiler:
"Bahçede kaskatlı havuz vardı. Şimdi yoktur. Sahilsarayı, deniz sofası altından, peş usulü, yerden çıkan sıcak hava ile ısıtılıyormuş, şimdi bu tesisat deniz suyu doludur, çalışmamaktadır. Deniz/güney odasındaki (M) (S) kabartmaları altın yaldızlıdır. Duvarların birçokları renkli mermerdir. Salonlarda meşe kaplama mozaik parkeler var. Şimdi 6. koğuş olan sütunlu mermer salon müzik odası imiş. Üstte dinleme kafesleri var. Güneydeki kubbeli kagir kısım hazine dairesi idi. Sahilsarayında mermer ve döner merdivenler de var.
Sahilhanenin Sarıyer Tapu Sicil Muhafızlığındaki kaydı:
İlçesi: Sarıyer, mahallesi: Rumelihisarı.
Mevkii: Baltalimanı Caddesi.
Ada 77/parsel 3
Yüzölçümü: (arsası) 11159 metrekare.
Kadastro tesbit tarihi: 15.5.1957
Son maliki: Maliye Hazinesi. Mehmet Çavuşzade Feyzullah Efendi Vakfından, II. Abdülhamid uhtesine geçerek.
Mediha Sultan Sahilhanesi hakkında 28 Haziran 1993 günü Hastanede aldığımız ek bilgiler:
Bu sahilhanenin "Kemik Hastanesi" olarak açılışı 19 Haziran 1944 (Başhekim Operatör Dr. Raif Sirer)
1955'te "Baltalimanı Kemik Hastalıkları Deniz ve Güneşle Tedavi Enstitüsü".
1960'da da bugünkü adı olan "Kemik Hastalıkları Hastanesi" adını alıyor.
İlk açıldığında 4 operatör, 1 dahiliye uzmanı, 1 röntgen uzmanı, 1 diş doktoru, 1 eczacı görev alıyor. Bugün 11 ortopedi ve travmatoloji, 1 genel cerrahi, 1 dahiliye, 2 fizik tedavi, 1 nöroloji, 1 anestezi, 1 cilt hastalıkları uzmanı, 2 diş tabibi, 3 eczacı, 1 psikolog, 45 hemşire, 14 tıbbi teknisyen çalışmaktadır.
Eski sahilhanenin solundaki Selâmlık Bölümü İstanbul Üniversitesine veriliyor. Harem Bölümü (asıl bina) halen hastane, sağ tarafındaki arsası Oba Gazinosu'na kiraya verilmiştir. Hastanenin bugünkü başhekimi Dr. Nurettin Ozak'tır. (1994)
Mimari Biçimi
"Baltalimanı Sahilsarayı da denilen yapısı Mustafa Reşit Paşa zamanına aittir. Damad Ferit Paşa haremi Mediha Sultan Sarayı diye anılması sonradandır (1887). Planı aksiyal olmayan bir düzen içindedir, yalnız bahçeden girişte başlayan bir aks çizmekte ve arkasından büyük hol ile diğer mekanlara geçilmektedir. Zemin katı servis bölümüne ayrılmıştır.
Birinci kata, holün sağ yanındaki kolonad arkasından, üç kollu esas merdivenler ile çıkılmakta; bu katta salonlar ve yatak odaları yer almaktadır. Tabii en önemli olanı sultan yatak odasıdır; fazla dekore edilmiştir; zemin kattan buraya, ayrı bir antresi bulunan, özel bir merdivenle çıkılmaktadır. 1. kat ortasındaki, esas merdiven ve koridorlar için, ışık avlusu zemin katta deniz hamamı (yüzme havuzu)na dönüştürülmüş ve üstüne de cam kaplanmıştır. Genelde ampir taklitli mimari elemanları arabesk biçimlere de bürünmüştür, bundan karma ve melez (kozmopolit) bir tarz ile karşılaşılıyor. Bununla birlikte kemer üzengilerinin doğru oturmayışı, kolonların Entasis'siz oluşu, yol üzerindeki ağır konsollar... gözleri abartılı süsleme ve malzeme kaplamaları da mimari prensiplerin dışına çıkmış bulunmaktadır. Yapıcıları Balyan'lardan Garabet ve oğlu Sarkis kalfa sanılıyor. Pastis yapıtlarından anlaşılan bunların, Büyük baba Balyan gibi, Paris'te klasik bir eğitimden geçerek mimarlığa soyunduklarını sanmıyorum ?!"
Behçet Ünsal
Orijinal kaynak: Orhan Erdenen "Boğaziçi Sahilhaneleri"
kaynak
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
  #22  
Alt 18.11.08, 16:23
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Istanbul bogazici yalilari

Rahmi Koc yalisi
İnşa tarihi : 1895.
Üslûbu : Art nouveau üslubu esintili
Halen art nouveau üslubu esintili, rengi / müştemilatları ve konumuyla, varlıklı bir ailenin restore ettirdiği Boğaziçi'nin Anadolu yakasının dikkat çeken bu yalısının (1993'e göre) 98 yıllık mülkiyet durumu şöyle:
İnşası 1895 (II.Abdülhamit dönemi) Nuri Paşa'nın oğlu, ressam Hami bey yanlarındaki yalının sahibi olan Marki Necip'in kızı markiz ile evlenmiştir. Hami beyden yalıyı CHP ziraat vekillerinden Muhlis Erkmen satın almış; ondan da Sadıkzade'ler satınalmışlardır. (Macide Ekimoğlu, Tez, 1970.)
Son sahibi Rahmi Koç'tur.
Mimar Turhan Giritlioğlu'nun (29.01.1991) notu:
"Rahmi Koç yalısı, Boğaziçi yalılarından farklı olarak, organik balkonu, pencerelerinde Fransız kepenkleriyle bir geçiş dönemi yapısıdır. Son devir dejenerasyonunu yansıtıyor."
kaynak
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
  #23  
Alt 18.11.08, 16:26
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Istanbul bogazici yalilari

Sait Halim pasa yalisi
Köybaşı Caddesi No:117 (Ada 296/parsel 20-21).
Üslubu : Neo-klasik (ahşap/bağdadî). (Ev Mecmuası 1977/9'a göre:
II. Bozuk ampir üslubu, Batı derlemeciliği).
İnşası : XIX. yüzyıl son çeyreği.
Yerleşim alanı : 1.535 m2.
Mimarı : Petraki Adamantini (Ev-1977/9)
Rıhtımındaki iki arslan heykelinden dolayı "Arslanlı Yalı" ismiyle de anılan Sait Halim Paşa Yalısı, üslubuna uygun olarak, daha sakin dış görünüşüne karşın, dekorasyonunda ağır arabesk unsurlar kullanıldığından, küçük bir Arap sarayını andırır. Yalının planında harem ve selamlık aynı çatı altında düşünülmüştür. Her iki bölüme -güney ve kuzeyden- ahşap, camekanlı bölmelerle giriliyor. Kuzey yönü harem, güney yönü selamlık.
***8220;Sait Halim Paşa (1861-1921): Osmanlı Sadrazamlarından Kavalalı Mehmet Ali Paşa***8217;nın dört oğlundan biri olan Mehmet Abdülhalim Paşa***8217;nın oğludur. II. Abdülhamit***8217;in sivil paşalarından***8221;
Yan cephelerde, giriş camekanları üzerleri, bahçe ağaçları arasında ahşap korkulukla balkonlar. (1974 yılı yazında Turizm Bankası tarafından yaptırılan onarım sırasında, bu balkonlar da tamir ettirilmiştir.) İkinci kat üzerinde fırdola, dam korkuluğu, doğu, kuzey ve güney yönlerinde korkulukların tam ortasında üç ayrı kabartma dua levhaları. Dam üzerinde, cihannüma şeklinde kare planda ışıklık. Beş baca. Duvarlar, merdivenler, rıhtımlar, sağ ve sol bahçelerde dökme kapı ve parmaklıklarda tüm bir beyazlık, önündeki Boğaziçinin mavi suyunu kireçlemiş gibi, temiz bir aydınlık yapıyor.
Tarihçe
Yalının yarı inşasına Sait Halim Paşa'nın kardeşi Hidiv Abbas Halim Paşa katkıda bulunmuştur. Sait Halim Paşa ölünce yalı varislerine kalıyor. Araplara kiraya veriliyor. Hatta bir dönem Kral Faysal'a bütünüyle yazlığına kiraya verilmiştir. Bina Turizm Bankası'na geçince, bir müddet sadece yabancıların girebildiği kumarhane yapıldı. Yangın tehlikesi ve benzeri sebeplerle kumarhane 1972 yılında Hilton'a nakledildi. Bina halen kapalı bulunmakta, ancak güney bahçesi yazlık lokanta, kuzey bahçesi plaj olarak kullanılmaktadır. Bahçenin kuzey ucunda, minik bir deniz hamamı (lido) var; üç yönden denize girilebiliyordu.
Her iki yöndeki bahçe girişlerinde: önce yedi mermer merdiven; camekanlı ön antre, sonra tekrar üç mermer merdivenle hollere çıkılıyor. Hollerin tavanında alçı nakışlar; Selamlık kısmında duvarlarda arkalıkları yüksek geniş oturma / bekleme kanapeleri. Harem holü, Beylerbeyi, Dolmabahçe saraylarında ve bazı köşklerde görüldüğü gibi, ihtişamlı unsurlarla düzenlenmiş. Döşemeler parke. Merdiven, başlarında ahşap yarım sütunlar üzerinde, ahşap heykelciklerle holün ortasına doğru uzanmış. Merdiven sahanlığında kare kristal bir ayna var. Bu sahanlıktan sonra merdiven sağa ve sola olmak üzere ikiye ayrılıyor. Dökme korkuluklar önemsiz.
Giriş katında, solda -şimdi sahilhanenin müzesi olan- deniz cephesi bölümü, Sait Halim Paşa dairesi, kapılarındaki keçe kaplamalarıyla, sedef kakmalarla; halı, avize, dolaplar ve deri duvar kaplamaları ile arabesk dekorasyon hakkında tam bir fikir verdiği gibi, sahilhanenin en zengin kısmını da teşkil ediyor. Duvarlardaki deri kaplamalara, kapılardaki kadife üzerine yapılmış kuşlara, tavandaki çiçek resimleriyle, yağlı boya panolara, kristal aynalara, kornişlere, kabartmalı tekne tavana, sağ köşedeki odanın güllü ve yaldızlı oluşuna, çok alçak, modern mimariyi dahi ilgilendirecek minik koltuklara, avizelere, büfelerdeki, kapılardaki ihtişama ayrı bir kitap gerekli oluyor. Dört metre yüksekliğindeki sedefli, nakışlı kapılar için, İstanbul'un -sarayları dahil- en zengin, en ihtişamlı kapıları diyeceğiz.Yazı levhaları önemli. Abidevî, arabesk büfede kufî yazılar var.
Güney camekanlı harem kısmına girişte, (kuzey girişindeki camekandan farklı olarak) kavukluklar ve holde 1865'de Kahire'de yapılıp, yalıya getirilmiş, Sait Halim Paşa'yı avda gösteren, duvar boyu yağlı boya tablo dikkati çekiyor. Selâmlık kısmı batı yönü koridorundaki bir gemi tablosunda olduğu gibi, bu av tablosuna bakış yönüne göre perspektif değişiyor. Yerler parke.
Selâmlık koridorundan yirmialtı iskemleli, geniş masasıyla, yalının tek modern pencereli (5x5 m. ebadında camlı) yemek odasına gidiliyor. Pencereleri kuzey bahçesini görüyor. Kabartmalı tavanda haki renk hakim; ortasında kristal avize sarkıyor. Holdeki büyük tablo Clement'in eseri. Büfe ahşap, iskemleler "SH" markalı. Yemek odası yanında mutfak servis merdiveni var. Merdiven mozaik. Üst katta merdiven sofasından bütün odalara girilebiliyor. Burada zengin kornişler var. Duvarlarda çerçeveli yağlı boya. Aplikler sadece burada var. Harem odaları bütün hatıralarını yitirmişler; basit bir görünüm içinde. Bu kata deniz cephesinde olduğu gibi caddeye bakan cephede de üç oda var. Pencereler giyotin tarzı, üçlü. Orta cam kepenkli.
Hamamı mermer, sadeliği ile dikkati çeken kurnaya yeni devirde bir basit mermer kurna daha ilave edilmiş. Kubbeli hamam ancak bir banyo odası kadar küçük. Bahçeye bakan kuzey odalarında devrinin mobilyaları pek eski vaziyette, atılmış olarak duruyorlardı. Her odanın süslemeleri, tavan ve halısı farklı. Ancak bir çok kısımlarda sıvalar, boyalar bozulmuş, devrinin inşa tarzını yansıtan bağdadîler yer yer çökmüş. Fakat bina halen oldukça sağlam görünüyor.
Cumhuriyet devrinde kalorifer konmuş. Yalının (Sait Halim Paşa'nın) tepedeki geniş, güzel korusu Yapı ve Kredi Bankası tarafından satın alınmıştır. Yalının altı mermer. Bu kısım hem rutubet, hem serinlik için hava cereyanı temin ediyor. Sıcak bir Ağustos günü bu zemin katın mermer kafesli küçük dehlizlerden biri önünde durulunca air-condition cihazı konulmuş gibi, soğuk ceryan insanı adeta üşütüyor. Binanın saçak korkuluğu üzerinde yine ahşaptan başlıklar ve kuzey, güney ve doğu yönünde üç ayrı üslupta eski Türkçe üç pano var: "Ya malikül mülk" ("Mülkün sahibi" anlamlarına gelerek; Allah için: "Herşeyin sahibi sensin" deniliyor.) Ahşap yarım sütunların bazıları kenger yapraklı eklektik.
Yemek salonu ve üst arka harem dairesi hariç, pencerelerde ahşap kepenkler var. Hareminkiler üçlü giyotin pencerelerde, inip kalkan tekli kafesler bulunuyor.Beş bacası ile damdan inen çinko su olukları da var. Yalının ikinci katından, altından yol geçen, kafesli koru bağlantısı 1958'de cadde genişletilirken diğer istimlakler gibi, yanlış olarak yıktırılmıştır.
Yalının orijinal eşyalarının ekserisi Hacı Ömer tarafından satın alınmış olup, Emirgan'daki önünde at heykeli bulunan yine satın aldığı köşkte bulunmaktadır. Sait Halim Paşa'nın ölümünden sonra oğulları yalıyı satışa çıkarmışlar, bu sebeple Turizm Bankası tarafından satın alınmıştır. Caddedeki dükkanlar yalının mutbakları idi. Sait Halim Paşa'nın sağlığında kapısında (Aç olan buyursun yesin) yazar, bir çok kimse de bu mutbaktan yemek yerdi.
Yalıda sofalar etrafındaki trabzanlı localar, çok eski bir geleneğin devamı olmuştur. Merdivenleri, avizeleri, kakma kapıları, Atatürk Köşesi, kristal aynaları, yıldızlı masaları, büfeleri tam bir saray havası vermektedir.
Refi Cevad Ulunay yaşadığı hatıralarından olarak şöyle yazmıştı: "Boğazın incilerinden olan bu muhteşem binayı iyi bilirim. Burası Türkiye'nin ve Türk musikisinin bir akademisi idi. İstanbul'un en büyük üstadları burada toplanırlar; muazzam salonda avizelerden süzülen ziyalar nur şelâleleri gibi denize dökülür; yalının önü hanımiğnesi kayıklar, piyadeler, kiklerle dolar; Nedim, Üsküdarlı Fuat Beyler, Hacı Kerameler, Hafız İsmailler arkadaki koruda bülbülleri çatlatırlar; setreli ağalar büyük gümüş tepsilerle rıhtıma yanaşan yüzlerce kayığa dondurmalar, şerbetler ikram ederlerdi."
Samiha Ayverdi'nin kaleminden Sait Halim Paşa ve Yalısı: "XIX. asır sonlarında hemen tamamıyla Türklerin eline geçen Yeniköy sahilerinde, bir de 1914 Türk-Alman ittifakının, içinde imzalanmış olduğu Mısırlı Prens Sait Halim Paşa Yalısı vardı. Bir vakitler Osmanlı devletini haysiyetinden, canından, malından, topraklarından eden asi bir dedenin bu zavallı torunu, bir göktaşı gibi nereden düştüğü belli olmadan, gelip devletin baş köşesine yerleşti. Böylece de İttihat ve Terakki Fırkasının elebaşıları olan Enver, Talat ve Cemal Paşalar, muazzam bir servetin ve prenslik unvanının etrafında kabinelerini örgütleştirdiler. Enver Paşa, bu mağrur ve basiretsiz adam, o en basit siyasi gerçeği dahi kavrayamayarak Alman ideal ve menfaatlerine adeta gönüllü bir yardımcı oldu. Kabinede, harbe tarafdar olmayan birkaç nazır istifa etti. Bu arada işte, Sait Halim Paşa'nın Yeniköy'deki yalısında, İmparatorluğun ölüm fermanı olan o meş'um Türk-Alman ittifakı imzalandı."
1980-84 yıllan arasında Turizm Bankası tarafından esaslı bir onarım görmüştür. Yalı ve arsasının Sarıyer Tapu Sicil Muhafızlığındaki kaydı: Sait Halim Paşa Yalısı ve arsası 5302 m2.
Köybaşı Caddesi 4.6,1968 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bankası A.Ş.'ne 926 ada/21 parsel, arsa ve yarım masura tatlı su ifrazen 926 ada/ 7 parsel, bahçeli ahşap yalı.
Yalının rıhtımda bulunan arslan heykelleri hakkında Yeniköy'lü Nubar Horanyan şu bilgiyi verdi: "Sait Halim Paşa kılıç kuşanınca hediye olarak İtalya'dan dişi arslan heykeli geldi. Paşa'nın ikinci kuşağında da erkek arslan heykeli Almanya'dan hediye olarak gönderildi. Sait Halim Paşa ölünce cenazesi yalıya getirildi, sonra mezarlığa götürüldü.
Bugünkü durumu ile Sait Halim Paşa Yalısı:
Bahçesi : 56x92 m.=5152 m2. Yalı: 41x35 m.= 1535 m2.
Harem ve Selâmlık halinde bulunan yalıda;
alt katta : 3 salon, 3 wc, 7 oda, 1 mutfak, 2 antre bulunmaktadır.
üst katta : 1 salon, 4 wc, 1 (alaturka) hamam, 2 banyo, 14 oda, 2 balkon bulunmaktadır.
Mimari Biçimi
"Bu Mısırlı Yalısı içten ve dıştan orijinal olarak korunmuştur. Dış yüzü ampir etkili (Pastiche), içeride Arabesk ve Eklektik derleme dekorasyonu ile eklemeli stil sergilemektedir. Harem ve Selâmlık dairesi aynı çatı altında planlanmıştır. Yaklaşık 5 dönüm bahçesinin görkemli boğaz peyzajı içinde 41x35 m. boyutlu bir saray yavrusu gibi durmaktadır. Şimdilik turistik amaçlarla kullanılagelmektedir. Planı geleneksel boğaz yalısı tipinde, orta sofa etrafında odalar ile çevrelenmiştir; kubbeli-kurnalı hamamı özel Türk hamamı örneğini yaşatmakta. Su ihtiyacı terkos ve büyük bir sarnıç ile karşılamyormuş. Eski tarz ahşap yapılı iki kat altında mermer kaplama ve kafesli bodrum katı bava akımım ve rutubeti karşılamaktadır diğer Boğaziçi yalıları gibi. Yan cepheler giriş camekam ve üst balkon teraslar ile belirgin bulunuyor; buralardan sofa, kabul ve yemek salonlarına geçiliyor, üst kat ise yatak odalarına tahsis edilmiş idi. Deniz cephesinde ise sade ve sakin bir mimari yeğlenmiş bulunuyor. Koni ve bahçesi dışında yalı, Osmanlı mimarisinin XIX. yüzyılda içinde bulunduğu derleme ve kararsız bir yabancılık göstergesi gibidir."
(Behçet Ünsal)
Orijinal kaynak: Orhan Erdenen "Boğaziçi Sahilhaneleri"
(Prof. Dr. Behçet Ünsal "Mimari Biçim" notlarıyla)
kaynak
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
  #24  
Alt 18.11.08, 16:28
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Istanbul bogazici yalilari

Serasker Riza pasa
Vaniköy Vapur İskelesi Sağ Şeridi

1992

Vaniköy Caddesi No: 74. (Ada 926 / parsel 4)
XIX. yüzyıl ikinci yarısı eseri. Su basman katı üzerinde art-nouveau/ arabesk karakterli ve geniş saçaklı yalı cadde yönüne doğru genişliyor.

Yalının Deniz Cephesi
Şöhretleri, zenginliği ve azametiyle halk arasında "Cihan Seraskeri" denilen Rıza Paşa, Sultan Abdülmecid devrinde sivrilmiş müşirlerdendir. 1809-1877 yılları arasında yaşamış, öldüğünde Divanyolu/Sultan Mahmut Türbesi haziresine gömülmüştür.


Yalının Kuzey Cephesi

Yalının Güney Cephesi
Şimdi sadece selamlık bölümü kalmış olan yalının ilk sahibi Mustafa Nuri Paşa (1824-1889)'nın biyografisi: "Netayic-ül Vukuat adlı tarihi ile tanınmıştır. Babıali kalemlerinden ilerleyerek 1862'de Sultan Abdülaziz zamanında Mabeyn Başkâtibi olmuş, nazırlıklarda, Sadaret Müsteşarlığında bulunmuş 1885'de de Evkaf Nazırı olmuştur. İstanbul'da ölmüş ve Süleymaniye Camii bahçesine gömülmüştür."
(Y.Mimar Nihat Hasekioğlu)


Serasker Rıza Paşa Yalısı Kesit

"Yalının son sahibi Mehmet Özderici olup, restore ettirerek içinde oturmaktadırlar."
(İ. Alaaddin Gövsa, Türk Meşhurları, 1945/46, Hürriyet)

1974
Boğaziçi İmar Müdürlüğü dosyasından:
(Ada 926/parseI 4),
16.10.1963'de tapu senedi maliki;
Aydın Tarlan.
İlaveler; garaj, peyzaj projesi olmadan
havuz ve bahçe tanzimi yapıldığından
yıkılma kararı
(7.8.1990)
Kaynak : Orhan Erdenen "Boğaziçi Sahilhaneleri"
(Prof. Dr. Behçet Ünsal "Mimari Biçim" notlarıyla)
kaynak
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
  #25  
Alt 18.11.08, 16:29
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Istanbul bogazici yalilari

Serifler yalisi
Fotograf: 1970'de. Kaynak: DGSA Arşivi
Emirgan-Boyacıköy Yolu (deniz kapısı) No: 38/1,
arka bahçe kapısı (Safsaf Sokağı) No: 7.
(Ada 88 parsel 19).
Üslubu : Barok (ahşap bağdadî).
İnşası : Aslı XVIII. yüzyıl ortası.
(Yüzölçümü: 290 m2 + XX. yüzyıl başında batı yönüne ilave edilen İftariye Odası 60 m2.
Toplam: 350 m2.) (1945'den sonra yıktırılan Harem binası 900 m2. idi.)
Mimarı: A. İgnace Melling
(Kaynak: D.Kuban-Türk Barok Mimarisi Hakkında bir deneme, İTÜ Mimarlık Fak. Sf.24)
1972 yılında satın alınmak suretiyle, Türk ve İslam Eserleri Müzesi'ne bağlanmıştır.
İslam Ansiklopedisi'nin (Cüz 53. 1967): "Rumeli Yakasında en eski ve iç süslemeleri bakımından en dikkate değer yalı, Emirgan'da XVIII. yüzyıl sonlarına ait Şerifler Yalısı***8217;dır" kaydına ilave olarak, bazı tarih ve görüş farklarıyla, mevcut kayıtları ayrı ayrı buraya alıyoruz.

Şerifler Yalısı'nın harem kısmı yıkılmadan önce (sol baştaki üç katlı bina)
Önce bir özet verelim:
A. XVIII. yüzyıl son çeyreği IV. Murat zamanında yalı Emirgûne Han'ın saray ve bağçesinin divanhanesidir.
B. 1764'te Şerif Abdi Hüseyin Paşa***8217;ya intikal ederek bugünkü planını alır.
C. Abdülhamid'in son devrinde Mekke Şerifi Abdiilâh (Abdullah Paşa)'nın yaptırdığı ilaveler: İftariye Salonu, bahçede Bendeğan Dairesi.
D. 1945 istimlakinde (güney yönünde bulunan) Harem Bölümü yıktırılır.
E. 1971 yılında, Sait Çiftçi veresesinden Milli Eğitim Bakanlığı, çok harap ve boş olarak, müze yapmak üzere satın almıştır. Restorasyon devam etmektedir. (1976)
"1640'da Dördüncü Sultan Muradın ölümünden az sonra, onun hizmetinde çok kirli bir şöhreti olan Yusuf Han (Yusuf Paşa) idam edildi ve Boğaziçi'ndeki bağçesi, kendisine bahsedilen diğer emlak ile birlikte müsadere olundu ve Boğazdaki bağçe Sadrazam Kemankeş Karamustafa Paşa'ya verildi. Karamustafa Paşa'nın ölümünden sonra bir müddet metruk kaldı, sonra Şeyhülislâm Mirza Mustafa Efendi***8217;ye temlik edildi; bu zat 1135 (M.1722-1723)de bu yalıda öldü; bu yalı Mehmet Salim Efendi'ye verildi. Onun da 1152 (M.1739-1740)de ölümü üzerine mirî bağçe ve yanı Şeyhülislâm Vassaf Abdullah Efendiye verildi, ondan oğlu Esat Efendiye kaldı, onun da 1192(M.1778)de ölümü üzerine tekrar mirîye intikal etti.
Şerif Abdiilâh (Abdullah) Paşa da mükellef bir ahşap yalı yaptırmıştır. Bu yalının harem kısmı 1935 (Burada harem bölümünün yıktırılması 1950 olarak gösteriliyor. Demek ki 1935-1950 yılları arasında) yıktırılmıştır. Ve hiç şüphesiz ki, Boğaziçi pek kıymetli binalarından birini kaybetmiştir."
(İstanbul Ansiklopedisi C.9-sf.5092, İstanbul, Koçu Yayınları)
1993
Planda açık olarak görüldüğü gibi Şerifler Yalısı'nın tarihi selâmlık dairesine mermer döşeli ve bol ışıklı bir koridor ile girilir; bu koridorun sonunda, harem kısmına geçen ve ahşap direkler üzerinde kurulmuş örtülü bir köprü-koridor eklenmiştir; Sağda da arka bahçeye açılan bir camekan kapısı vardır. Soldaki üç basamaklı mermer merdivenle dikdörtgen bir sofaya çıkılır. Bu sofanın sol tarafında mermer bir çeşme, yanında ayakyolu ve bir küçük oda, sağında da yemek odası vardır; geride ise denize bakan büyük fıskiyeli salon bulunmaktadır. Yemek odasıyle fıskiyeli salonun, sağa düşen şahnişini arasında da, pencerelerle bir hizada gayet güzel bir mermer havuz vardır. Bu fıskiyeli salon, mermer döşeli bir göbek etrafında üç geniş şahnişinden mürekkeptir. Göbek kısmının tavan tezyinatı nefisdir; ortasından, renkli camlardan yapılmış sarmaşık ve güllerden Venedik işi bir çiçekli avize sarkmakta idi (bu avize bugün yoktur). Bu mermer göbeğin ortasında da yekpare mermerden bir fıskiye bulunmaktadır; yanına da billurdan bir şamdan konulmuştur (Bu da halen yoktur.)
Salondan diğer bir güzel salona, mermer döşemeli salona geçilir; buraya eskilerin tabiriyle ocaklı oda diyebiliriz. Tavanın ve duvarların oyma tahta tezyinatı çok güzeldir. Kapının iç tarafı nakışlı bir yüklük kapağı şeklinde yapılmıştır, öylesine ki kapandığı vakit, kapı kaybolur, içerdekilerin gözü önüne, orta yerinde bir ocak, iki yanında da nakışlı iki yüklük bulunan bir duvar çıkar. Şerifler Yalısının bu selâmlık dairesi, yahut Emirgûne Han sahilsarayının zamanımıza kadar gelebilmiş son parçası.

Gümüş ve altın yaldızlı baş oda
1814-15 senelerinde tanzim olunan Bostancıbaşı Defterinde Rumelihisarı İskelesi ile (Emirğan) Mirgünoğlu iskelesi arasında bulunan yalılar listesinden anlaşıldığına göre, 63 no.da kayıtlı Feyzi Beyzade Mehmet Beyin Yalısı yerinde Şerifler Yalısının selâmlık dairesi diye bilinen (Sait Çiftçi veresesinden satın alınmıştır.) bina bulunmaktadır.
Hadikatülcevamı ve Lütfi Tarihi ve çeşitli kaynaklardan: IV.Muradın ölümünden sonra Emirgûne oğlu sahilsarayı şeyhülislâm Mirza Mustafa Efendiye verilmiş, Efendinin ölümünde ise yalı oğullarına kalmış, ondan sonra da Vassaf Abdullah Efendiye temellük olunmuştur.
Abdullah Efendiden sonra yalıda oğlu Mehmet Esat Efendi oturmuş, Efendinin ölümünde yalı mahlûle kaldığından, 1. Abdülhamid burada bir köy kurulmasını irade etmiş ve bunun üzerine bir cami, bir hamam ve dükkanlar inşa olunmuştu. Bugün selâmlığı mevcut olan ve Şeriflerin yalısı diye anılan binanın Emirgûne oğlu yalısından zamanımıza intikal etmiş bir kısım olduğu kabul edilmektedir.
1876 senesi yaz mevsiminde de bu yalıyı Mithat Paşa kiralamış ve orada hir müddet oturmuştu. 1938'de Bebek-İstinye asfalt yolunun inşası sırasında istimlak edilip yıkılmak istenmişse de, taşıdığı mimari değer bakımından vazgeçilerek muhafaza edilmiştir. Sedad Hakkı Eldem'in yalı hakkında yazdıkları ise şöyledir:
"Yalıköşkü 1782-5 etrafında, yanındaki Harem Yalısı ile bir bütün olarak inşa edilmiş, ancak yalı 1850-60 senelerinde tamamen değiştirilmiş veya yeniden inşa edilmiş olduğundan, eski külliyeden yalnız yalı köşkü kalmıştır.
1791 senesinden 1810 senesine kadar malikanenin Hazne-i Hümayun Başyazıcısı Feyzibeyzade Mehmed Bey'in uhtesinde olduğu o devir Bostancıbaşı Defterlerinde kayıtlıdır. 1791 tarihinin ifraz senelerine yakınlığı dolayısıyla, yalı ve köşkün ilk sahibinin bu zat olduğu ve dolayısıyla binaların camiin yapılış tarihi olan 1782 (1192 H.) senesinde veya bundan az bir müddet sonra inşa edildikleri kabul edilebilir.
(Köşkler ve Kasırlar-DGSA. Yayını 1973, İstanbul, sf.275-81)
Şerifler yalısı güney çıkmaları arasındaki havuz, 1940'larda.
Sahilhanenin Sarıyer Tapu Sicil Muhafızlığındaki kaydı:
Boyacıköy-Emirgan Yolu
Ada 88 / parsel 19.
Yüzölçümü (arazisi): 2175.10 metrekare.
Ahşap ev.
İstimlak suretiyle 21.9.1967***8217;de Maliye Hazinesi adına.

Macar Yüzbaşı Mühendis Johann Von Reben'in 1764 tarihli "Boğaziçi Haritası***8221;nda Şerifler Yalısı***8217;nın yeri işaretlenmiştir.
9.12.1976 günü, uzun yıllar Şerifler ailesine yalıda hizmet etmiş B.Haydar Gürdik'ten aldığımız notlar: "Eski Mekke Emiri, Şerif Abdiilah Paşa yalıyı Ağa Hüseyin Paşa'nın varislerinden satın alarak, tamir ettirdi.
Abdiilah Paşa ölünce bu yalı varislerine kaldı; kızı ve torunları Sait Çiftçi ailesine sattı. Sait Çiftçi de Milli Eğitim Bakanlığı'na satmış bulunuyor.
Eski kaloriferi Abdiilah Paşa koydurmuş, mimar Vedat Bey yalıyı tamir ederken, pencerelere çift cam koymuş, sonra bu camların dış taraftakileri kaldırılmıştır. Havalandırma tesisatı vardır. Kalorifer tesisatı tekrar konulacaktır.
Bina 400 seneliktir, fakat çok tamir görmüştür. Duvarları ahşap/bağdadîdir. Yer yer eski boyalar hala görülmektedir. Yaldızlı oda denilen yan küçük odada, altın ve gümüş yaldız vardır. Salona girişte, sol duvardaki mermer çeşmenin musluğu gümüştü. Cumbanın sol tarafı, yani (cadde), deniz girişi üstü eskiden balkonmuş. Kapı gibi kullanılan pencerelerden bu balkona çıkılırmış."
Kültür Bakanlığı tarafından satın alınarak, Türk ve İslam Eserleri Müzesine bağlandıktan sonra restorasyona başlayan mimarlar şunlardır: Keşifler, (merhum) Mustafa Ayaşlıoğlu, Mualla Anhegger. Devam eden Hüsrev Tayla.
Mimari Biçimi
"Aslında Mirgûne sahil sarayının inşasına 1635'den sonraki yıllarda başlanmış, zamanla yapılan tadiller ile bugünkü planını almıştır. Önceleri görkemli bahçeleri içinde ayrı ayrı iki bina halinde Harem ve Selâmlık dairesi lebideryada imiş. Benim gördüğüm 1930 başında bir rıhtım üzerinde bulunmuyor idi.

Şerifler Yalısı bendegân müştemilat binası yeniden inşa edildikten sonra, 1976.
Ve kayıkhanesine, tonoz başı yarım yuvarlak kemerle, denizden giriliyordu; rıhtım üstü tonoz sırtında tümsekli idi.
Ve 1930 sonlarında sahil yolu istimlakinde alt kat cephesi için bir duvar şekline dönüştürüldü, yalı set duvarı üstünde kaldı. Harem dairesi ise 1947'den sonra enkazcıya satıldı, yıkıldı gitti. Bugüne kalan yalının selâmlık kısmıdır.
Planı bahçe ve deniz aksı üzerinde şekillenmiş geleneksel biçimdedir: bahçeden bir revak ile devam ediyor ve üç yapraklı yonca biçiminde kuşatılarak sonuçlanıyor. -Bu tarz eyvanlı klasik türde planlama tipidir.- Enteriyör Amca Hüseyin Paşa Yalısı (1699) ve Mustafa Paşa (Sofa) Köşkü (1707) ile emsal teşkil ediyor. Orta sofanın yan taraf eyvanı, büyük bir havuz ve bir su teknesi uzantısı ile, Hareme doğru bir aks istikameti çizmektedir, bu da klasikleşmiş çok eski bir Türk planı şemasıdır. Ancak diğer yandaki Ocaklı oda (baş oda) Barok stili eğiliminde, bir de tavan koltuk silmeleri ve frizler dekorasyonu bu etkidedir.
XVIII. yüzyıl ortalarına doğru filizlenen Türk Baroku hemen klasik Osmanlı mimarisini terketmiş değildi. İşte bu yalı da bu olgunun sivil yapı örneğidir. Bahçe içindeki XX. yüzyıl başına ait Bendegân binası 1972 restorasyonunda yeniden inşa edilmiştir. Şimdi idare binasıdır. Emsali belirtilen eserlerdeki gibi bu yalının dikleme pencereleri de enleme şekilde Boğaz***8217;a açılmış idi belki de."
Behçet Ünsal

Şerifler yalılarının ve civarının vaziyet planı (Köşkler ve kasırlar II'den)
A. 40 sene kadar evvel yıkılan harem bölümü, B. Selamlık köşkü
C. I. Hamid Camii D. Direkler üzerindeki bağlantı galerisi
E. Şerifler tarafından ilave edilen salon F. Yeni hizmetler evi
G. Kayıkhane H. Tonoz ile örtülü Emirgan deresi

Şerifler yalısı doğu cephesi

Şerifler yalısı güney cephesi

Şerifler yalısı giriş cephesi

Şerifler yalısı enine ve uzunluğuna kesitler, pencereler üzerindeki silmeler eski
şekillerinde gösterilmiştir.
Şerifler yalısı zemin kat planı a. Sofa, b. Altın ve gümüş tezhipli baş oda,
c. Küçük hizmet odası, d. Giriş direkliği

Şerifler yalısı tavan planı

Kaynak : Orhan Erdenen "Boğaziçi Sahilhaneleri"
kaynak
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
  #26  
Alt 18.11.08, 16:30
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Istanbul bogazici yalilari

Zarif Mustafa pasa
Körfez caddesi No: 37 - Anadoluhisarı. (Ada 65/parsel 2)
Üslubu: Neo-klasik espiride, geleneksel Türk yapı tarzı bağdaştırılmış; hakim olan görüntü geleneksel üslup. Harem ve kayıkhane bölümleri yıkıldı. Bugün mevcut olan sarı renkli yalı "Esat Bey Yalısı" diye de anılır.
İnşası : Zarif Ongun ve S.Hakkı Eldem***8217;e göre XVII.yüzyıl sonu veya XVIII.yüzyıl başı (İslam Ansiklopedisi, cüz 53,1967). Behçet Ünsal'a göre 1792. Bugünkü şeklini XIX.yüzyıl başında almıştır.
Yüzölçümü: 1000m2.
Yalının Tarihçesi
Zarif Mustafa Paşa -torunlarından birinin elinde bulunan ve kendi el yazısı ile yazmış olduğu- hatıratında, yalıyı 1848 senesinde aldığını zikretmektedir. Demek ki Paşa, yalının ilksahibi değildir; fakat kimden aldığı da kaydedilmemiştir. Yakınlarının söylediğine göre: Paşa yalıyı, II.Mahmut'un (1784-1839) Kahvecibaşı'lık hizmetinde bulunmuş olan Kani Mustafa Bey'den (Enderun'dan yetişmiş, Sarıkçıbaşılıktan ikinci Deftereminliğe kadar bir çok devlet memurluklarında bulunmuş 1849'da ölmüştür) almış. Ancak Kani Bey'de yalının üçüncü sahibi imiş.
"Meşruta" veya "Amcazade Yalısı" ile birbirine benzer kısımları çoktur. Yanındaki, Ferruh Efendi Yalısı'na Yunan şilebinin çarpması ile harem kısmı üzerine yıkılması, burayı oturulmaz hale getirmiştir. (Sonra da yıkılmıştır.) Bugün için, koca yalıdan sağlam olarak Esat Bey Yalısı diye bilinen Selâmlık kısmı kalmıştır. Devlet Şûrası azalarından olan Esat Bey, Zarif Mustafa Paşanın torunudur.
Yapılar, zamanla iki ayrı yalı durumuna gelmiş olduğundan, ayrı ayrı bahsedilmesi icap etmektedir. Vaziyet planında da görüleceği gibi, bugün, Zarif Paşa yalıları gurubundan sadece Selâmlık bölümü ile, çok değişmiş olarak "Mehtabiye" den bir kısmı kalmıştır. (Bu mehtabiye'den kalan, sol taraftaki kısım, III.sınıf olarak tescil edilmişti. 1977'de içi yenilenmiştir.) Bordürler tamamen iki yalıda da aynıdır. Panolardaki tezyinat esası da birdir; aynı ekolün devamı olduğunda şüphe yoktur.
I.Dünya Harbi senelerinde yalının ortasından bir kısmı yıktırıldığı için, 1938'de) bu büyük bina ayrı ayrı üç yalı halinde bulunmaktadır. Tezyinatlı odanın bulunduğu kısım herhalde binanın en eski parçasıdır.
Diğer kısımları belki de, Kani Mustafa Bey yahut da ondan evvelki sahipleri ilâve ettirmişlerdir. Zira tezyinatlı oda ile, diğer kısımlar arasında farklar bulunmaktadır. Zarif Paşa'nın erkek torunları, yalının odalarını özelliklerine göre isimlendirmişlerdir: "Ocaklı Oda", ve tezyinatlı kısıma da "Yaldızlı Oda" demişlerdir. Yaldızlı odaya girildiği zaman, insan kendisini bol ışıklı bir yerde; denizden aksedip odaya dolan ziya huzmeleri arasında, duvarlardaki ve tavandaki rengârek çiçekli ve meyveli tezyinatın ve altın yaldızlı kısımlarının parıldamasından hâsıl olan tatlı bir renk armonisi içinde hisseder. Bu odada 6,60m.boy ve 2,05m.eninde ve altı parçadan meydana gelen fevkalâde bir pano bulunmaktadır. Odanın iki yan duvarlarında da bu panodan ayrı tezyinatta ve üzerlerinde ayet veya diğer yazılar için kitabe yerleri bulunan başka bir tahta tezyinatı da vardır. Buradaki çiçek guruplarının sadeliği, bordürdeki ahengi nadir bir güzelliktedir. Tavan, ortada güneş, etrafında sekizer köşeli yıldızlarla ve halkâr (Halkâriye dair: Dr.S.Ünver, Arkitekt Mecmuası. 10/11, 1938 ) tezyinatlı çifte bordürü ile odanın güzelliğini tamamlamaktadır.
Balkan Harbinde boş bulunan haremin selâmlık kısmına asker konulduğundan bu kısım harap olmuş, I.Dünya Harbinde de ''yine asker iskân edilir ve yangın çıkar endişesiyle de" sahipleri tarafından yıktırılmıştır. Böylelikle bir parçanın yıktırılmasıyle harem ve selâmlık kısımlarının bağlantısı kalmamış ve iki ayrı yalı meydana gelmiştir. Yıktırılan kısımda, alt katındaki suyunu denizden alan havuzunun mermerden bordür taşları ve üç katlı fıskiyesinden parçalar durmaktadır. (Meşruta Yalı'nın havuz fıskiyesi iki katlı fakat daha gösterişlidir.)

Selâmlık Bölümü
(Ada 65/parsel 2)
Zarif Paşa Yalısı'nın selâmlığı olan bu kısım "1935'te ölen" Esat Bey'e aitti. (Macide Ekimoğlu, Tez, İ.Ü.Ed.Fak.1970)
Bu kısımda bulunan hamam, tezyinat bakımından önemlidir. Ayrıca, yalının kahve ocağı önündeki üç ayrı panolu barok devri mermer bir su haznesinin mevcudiyeti bilinir.
Zarif Orgun'un "Boğaziçi'nde Eski Bir Türk Yalısı" adlı makalesi (Arkitekt. sayı 1/2) Zarif Paşa Yalısı'nın harem kısmındaki tezyinatlı oda ve tezyinat motifleri, panoları, bu odanın perspektivi ve Meşruta yalı ile Anadoluhisarı hakkında malûmatı ihtiva etmektedir.
Hamam plân ve kesitinden de anlaşılacağı üzere umumî (genel) hamamlardaki esastan ayrılarak biri soğukluk "camekân" ve diğeri "yıkanma yeri" olmak üzere iki kısımdan oluşmuştur. Bir de apdeshanesi vardır. Soğukluk kısmında karşılıklı iki mermer set mevcuttur. Vaktiyle burada kerevet üzerine, döşekler konulur, bohçalar içinde hamam takımları, silecekler, havlular getirilir ve burada soyunulurdu. Yıkandıktan sonra yine bu yerde bir müddet istirahat etmek adet idi. (Bugün Boğaziçi'nin eski yalı arsalarında acaip tarzda binalar kurulmaktadır. E.Rıfkı Atay'ın Ulus'ta. T.Öz'ün Yapı'da ileri sürdükleri örnek planların dikkate alınmadığı, bir çok yerde görülmektedir.)
Eski Eserleri Koruma Encümeni'ndeki dosyasından:
İnşaası: XVIII.yüzyılın başı.
Şöhreti: Zarif Mustafa Paşa Yalısı.
Aslı ve bugünkü kullanımı: İkametgâh.
Bir şilep çarpması dolayısıyla, bir bölümü yıkılmıştır. Mal sahipleri tarafından takibat yapılmaktadır. (1965)
Bazı notlara göre: XVIII.yüzyılın birinci yarısında yapılmış olan bu yalı, Zarif Mustafa Paşa'ya 1848 yılında intikal etmiştir. Ondan evvel bir kaç sahip daha değiştirmiştir.
Yalının dış kısmının bir çok tamirlerden sonra, kaplama ve pencereleri ampir üslubunda görülmekte ise de; içinde ilk yapılışından kalma, devrinin üslubunda ahşap ve boyalı tavanlar ile lambriler mevcuttur. Tezyinatı Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı'ndakilere benzemektedir.
Bostancıbaşı Defteri'ne göre:
Listedeki (39.sıradaki) sabık berberbaşı Mustafa Ağazade Bey'in yalısı bilâhare (daha sonra) Zarif Mustafa Paşaya intikal etmiştir ve halen de Paşa'nın varislerinin mülkiyetindedir. (Macide Ekimoğlu, Tez, İ.Ü.Ed.Fak.1970)
Mevcut en eski Bostancıbaşı Defteri'nde (1791-1792) Kanlıca ile Anadoluhisarı arası yalıları sayılırken: Yağcıoğlu Emin Ağa***8217;nın yalısı, Mütevelli meşrutası Rıfat Bey'in yalısı, sabık Berberbaşı Mustafa Ağazade Beyin yalısı, Yasincizade Efendinin yalısı...denilmektedir.
Zarif Mustafa Paşa'nın yalısı, Mütevelli meşrutası olan ve Meşruta yalı adı ile bilinen Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa yalısı ile Yasincizade Şeyhülislâm Abdülvehap Efendi yalısı (yanlış olarak aileye damat olan Mizancı Murat Bey yalısı da denirdi, yıktırılmıştır) arasında bulunduğundan Zarif Paşa'nın yalıyı satın aldığı Sultan Mahmut'un Kahvecibaşısı Kani Mustafa Beyden (1817'de Kahvecibaşı olmuş, 1818'de azledilmiştir) evvelki sahibinin Berberbaşızade olduğu neticesini vermektedir.
Bugünkü durumu: Bu yalının Esat Bey Yalısı diye bilinen selâmlık dairesi hariç diğer kısımları yıkılmıştır. Harem, selâmlık, mehtabiye ve kayıkhane bölümleri; harem ve selâmlık bahçeleri, limonluk ve ahırları ile Boğaziçi'nin en büyük yalılarından idi. Ailenin damatlarından S.Daniş Koper'in 1972 yılında bize yazdırdığı notlar: "Yalının arkasındaki yolu, Esat Bey (Esat Bey -dede- Devlet Şûrası azası. Babası Sadık Bey -yalıda tablosu var- Zarif Mustafa Paşa'nın kızının kocası) Belediye'ye hibe etmiş. Harem'in bir bölümü 1918-1919'da yıkılmıştır. 1971'de kalan bölümü de gemi çarpması sonucu yıkıldı. Sahipleri:Zarif Orgun, Ertuğrul Kayıhan ve diğer bir ortaktı. Değerli eşyalar, Londra ve Paris'ten getirilmişti. Büyük murassa aynalar var. Çatı, makas sistemi, kalın kalaslarla tutturulmuş, 800m2.1ik komplike bir çatı. Bu çatı aynı zamanda yüklük olarak kullanılıyordu. Damın kiremitleri eskiden üçgen biçiminde idi, şimdi Marsilya tipi. Dış duvarlar bağdadî/ahşap kaplama; ısı derecelerini ayarlamak için arada hava boşluğu bırakılmış. Orta sofa: 11,75x7m. Bazı kısımlarda kartonpiyer; bazı kısımlarda 150-200 senelik ıstampalar, çiçekler ve nakışlar var. Yalının yüklük dairesinden başka bazı odalarda da yüklük var. Aile kalabalıklaştıkça küçük bölmeli dairelere ihtiyaç duyulduğundan, iç bölmeler yapılmış. Bina ile irtibatlı (birleşik) yüz ölçümü 1000m2. kadar olan alaturka hamamı, şimdi örnekleri çok azalmış yalı hamamlarından. Yalının alt tarafındaki dehlize iç kemer altı deniliyor. Yalının bahçeye bakan yüzünde kuvvetli bir ihtimalle ayazma olabilir. Esat Bey zamanında bahçede ser bulunuyordu.
5 Ekim 1974 günü, Arkeolog Ergun Ataçeri ile beraber yalının dışında yaptığımız inceleme sırasında, Ataçeri şu görüşü belirtmişti: "Hamam alt çıkmaya kadar XVI.yüzyıl." Sonra tuğla ve taş, derzli duvar, üstlerinde de kirpi saçak. Zemindeki ahşap küçük kapı, eski -tünel halindeki- 3m.lik dar geçite açılıyor.
Mimar Turhan Giritlioğlu'nun notu:
"Frontonlu, Avrupa etkili (içten açılan Fransız) pancurlarla cephede yabancı elemanlar var."

Mimari Biçimi
"Sağlam olarak kalan Selâmlık dairesi bugünün Esad Bey Yalısı 'dır. Yol açımı sonucu arka bahçesi, limonluk ile mutfak ve ahırları yıkılmış olan (1962) Yalı grubunun diğer binaları da yokolmuştur. Bu yönde bulunan hamam yapısı ve de banyo tekneli olarak, klasik Türk hamamı plan tipindedir. Bu yalının planı orta sofalı anonim bir sahilhane gibidir. Deniz cephesinin orta motifi -eliböğründe- konsol profili ile alt kat döşemesine kadar inen destekleri ile ve üst kat cumbasının yarım yuvarlak kemerli dikey pencereleri ile ve defronton teşkil eden çatı kalkanı ile ve diğer kat ve pencere silmeleriyle ampir stili andırıyor; fakat Türk yalı ruhuna sadık kalmaktadır.
Yalının Harem dairesi dıştan aşıboyalı kaplamaları ve beyaz pencere pervazları ile belirlenmiş iken Selâmlık sarımsı renkle boyalı durmaktadır. İç mimarisi ise renkli zengin bitkisel motifli nakışlarla süslemelidir; Yaldızlı oda'nın duvar başpanoları ise Kırmızı Yalı panolarını andırmaktadır, fakat daha zarif görünümlüdür.
XIX.yüzyılda başlayan Türk eklektizmi ile, burada da uygulanan tarzda klasik mimarimizin yabancılaşmaya yönlendiğine şahit oluyoruz." Behçet Ünsal
Yalının alt kat güney köşe odasına 28 Haziran 1990 günü gemi çarptı. Bununla ilgili gazete haberi: "Şehir Hatları İşletmesinin (Yeniköy) yolcu vapuru, dün sabah dümeni kilitlenince, Anadoluhisarı'ndaki tarihi Zarifi Mustafa Paşa Yalısı'na çarptı.Vapur 7.15'te Anadoluhisarı iskelesinden kalktıktan sonra, dümeni kilitlenince kontroldan çıktı. Önce bir yata sonra 300 yıllık yalıya bindirerek durdu. Yalının çarptığı odada uyumakta olan Ali Çalım ile eşi Meryem Çalım kazadan yara almadan kurtuldular. Yalıdaki zararın 1 milyar lira olduğu tahmin ediliyor." (Milliyet, 29 Haziran 1990)

Harem Bölümü

Koruma No: 86


(Ada 65/parsel 4)



Yunan şilebinin Ferruh Efendi Yalısı'na çarpması üzerine büyük hasara uğrayan bu binanın harem kısmının ikinci katında eliböğründelerle denize taşan ve ailenin verdiği adla:

"Yaldızlı Oda" memleketimizde ilk defa Ayasofya yanındaki Ahmet III. çeşmesiyle ve ahşap üzerine olan, Topkapı Sarayı Ahmet III. yemek odasında uygulandığını gördüğümüz Türk barok mimarisi naturalist motiflerinin en güzellerinden kompoze edilmiş, 6.60 m. boy, 2.05 m eninde ve altı bölümlü muhteşem bir panoyu bulundurduğu gibi; altındaki yüklük kapılarının tezyinatı ve odanın yan duvarları kitabelikli ahşap kaplaması üzerindeki serpme çiçekler, Bursa Kemerli giriş payandası, stilaktikli ve hatâili bordürler, tatlı renkler yanında, altın yaldızlı bu odaya eşsiz tezyini bir zenginlik verilmiştir.

Kaynak : Orhan Erdenen "Boğaziçi Sahilhaneleri"
kaynak
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
Konu kapatılmıştır.

Tags
boğaziçi, yalıları, ıstanbul

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 16:35 .