iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 19:13 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Genel Kültür » Genel Kültür -A- » Avrupa toplulukları

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29.11.08, 22:43
Standart Avrupa toplulukları

29.11.08, 22:43



Avrupa Kömür ve Çelik, Avrupa Atom Enerjisi ve Ortak Pazar adıyla da bilinen Avrupa Ekonomik topluluklarından oluşur.
Avrupa Topluluğu düşüncesi, Avrupa'nın büyük bölümünün yıkıldığı II. Dünya Savaşı' nın (193945) bitmesini izleyen yıllarda doğdu. 1950'de, zamanın Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman, Fransa ile Almanya Federal Cumhuriyeti'nin kömür ve çelik sanayilerini ortak bir yönetim altında birleştirmelerini önerdi. Öteki Avrupa ülkeleri de, bu örgüte katılmaya çağrıldı. İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg bu çağrıya uyarak, toplulukta yer aldılar. Gelecekte bir gün "Avrupa Birleşik Devletleri"ne bile dönüşebilecek bir Avrupa Ekonomik Topluluğu düşüncesi bu başlangıçtan doğup gelişti. O zaman Avrupa'da ülke sınırları kalkacak; işçilerin ve sermayenin serbest dolaşımı gerçekleşecek; sanayi ve tarımı ortak yasalar düzenleyecek; ortak bir para sistemi ve belki de tüm Avrupa'yı kapsayacak tek bir hükümet olacaktı.
1951 Paris Antlaşması'yla kurulmasına karar verilen Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT), altı ülkenin kömür, çelik ve demir cevheri kaynaklarını tek bir yönetim altında toplamak amacıyla 1952'de kuruldu. Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) 1957 Roma Antlaşması'yla doğdu ve altı ülkenin öteki tüm kaynaklarına ilişkin politikalarını birleştirmek amacıyla 1958'de örgütlendi. Ayrı bir Roma Antlaşması (1957) ile kurulması kararlaştırılan Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu altı ülke için ortak bir atom enerjisi sanayisi geliştirmek üzere 1958'de oluşturuldu. Hâlâ ayrı antlaşmalara dayanmakla birlikte, bu üç topluluk 1967'de yönetsel organlan bir araya getirilerek, kısaca "Topluluk" diye anılan Avrupa Topluluklan çatısı altında birleştirildi.
İngiltere, Avrupa birliği düşüncesinin gerçekleşmesinden yana olmakla birlikte, başlangıçta Avrupa Toplulukları'na üye olma girişiminde bulunmadı. Bunun bir nedeni, İngiltere'nin İngiliz Uluslar Topluluğu ve imparatorluğun geri kalan denizaşırı sömürgeleriyle (o sırada bunların birçoğu bağımsız yönetimlerini kurma yolundaydı) yaptığı ticarete önem vermesiydi. Ama 1961'de, İngiltere, Danimarka ve İrlanda Cumhuriyeti ile birlikte tam üyelik için başvurdu. 1962'de de Norveç üyelik başvurusunu yaptı. 1963'te Fransa, İngiltere'nin katılmasını kabul etmeyince (veto edince) görüşmeler kesildi. 1967'de bu dört ülke üyelik için yeniden başvurdu ve İngiltere'nin başvurusu Fransa tarafından gene veto edildi.
1970'te altı kurucu üye, başvuruda bulunan bu dört ülkeyle görüşmeleri yeniden başlattı. Bu kez, İngiltere'yle yapılan görüşmeler başarılı oldu ve İngiliz Parlamentosu Avrupa Toplulukları'na giriş ilkelerini kabul etti. Başbakan Edward Heath, Katılma Antlaşması'm 22 Ocak 1972'de imzaladı; 1 Ocak 1973'te İngiltere üyelik sıfatını resmen kazandı. Danimarka ve İrlanda da birliğe katıldı. Ama Norveç üye olmaktan vazgeçti.
İngiltere'de 1974'te iktidara gelen İşçi Partisi hükümeti, giriş koşullarını yeni görüşmelerle, yeniden belirledi ve sorun ülke tarihinin ilk referandumuyla halkoyuna sunuldu. Oylamaya katılanların yüzde 67'sinden fazlası, İngiltere'nin Topluluk'ta kalmasından yana oy kullandı.
Topluluk'ta, yeni üyelerin ekonomileri bir geçiş dönemiyle, Topluluk politikalarıyla uyumlu duruma getirilir. Bu geçiş dönemi İngiltere için 1973'ten 1978'e kadar sürmüştür. Geçiş döneminden sonra, yeni üyeler ile öteki üye ülkeler arasında her türlü, sanayi ve tarım ürünleri ticareti gümrük vergisi ödenmeden yapılır. 1980'de, Topluluk'un mali sistemini benimseyen İngiltere, öteki üye ülkeler gibi gümrük vergileri ve tarım ürünleri ithal fonlarının yanı sıra, katma değer vergisinden (KDV) elde edilen gelirin belirli bir oranını Komisyon'a aktarmaktadır. Topluluk giderlerinin karşılanması, üye ülkeler arasında zaman zaman anlaşmazlıklara yol açar. Ortak bir para sistemi oluşturmak için yapılan girişimler, üyeler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle, bugüne kadar sonuçlandırılmadı.
1976'da Avrupa Parlamentosu, üyeleri için doğrudan seçim yapılmasını kararlaştırdı. Bundan önce üyeler halkoyuyla değil, üye ülkelerin parlamentoları içinden seçilirdi. Üyeleri seçimle gelen ilk Parlamento 1979'da seçildi. Bu uygulama Avrupa Toplulukları için, ileriye doğru atılmış önemli bir adımdır. Çünkü seçimle gelmiş üyelerden oluşan Avrupa Parlamentosu topluluk işleri hakkında daha fazla söz sahibi oldu.
1981'de Yunanistan ve 1986'da İspanya ve Portekiz'in katılımıyla, topluluğun tam üyelerinin sayısı 12'ye yükseldi. 1963'te imzalanan Ankara Anlaşması'yla AET'ye ortak üye olan Türkiye ise, Avrupa Topluluklarına tam üyelik için 14 Nisan 1987'de başvuruda bulundu.
Avrupa Toplulukları (AT) üyesi ülkeler aralarında, tüm mal ve hizmetlerle sermayenin serbestçe dolaşacağı tek bir pazar oluşturma yolunda önemli adımlar attılar. 1987' de uygulamaya giren Tek Avrupa Senedi AT ülkelerinin arasındaki çeşitli engelleri aşamalı bir biçimde kaldırmayı amaçlıyordu. Buna göre, tek pazar 1993 başında gerçekleşecekti.
AT'ye üye ülkelerin bütünleşmesinde en önemli adım 7 Şubat 1992'de Hollanda'nın Maastricht kentinde imzalanan Avrupa Birliği Antlaşması oldu. Bu antlaşma üye ülkelerin ulusal parlamentolannda ya da halkoylamasıyla onaylandıktan sonra yürürlüğe girecektir. Antlaşmayla tek pazar, tek para birimi, tek merkez bankası, ortak ekonomi politikaları ve dış politika ile güvenlikte ortak eylem öngörülmektedir. Antlaşma İrlanda Parlamentosu tarafından onaylanırken, Danimarka'da yapılan halkoylamasında reddedildi, Fransa'da ise küçük bir farkla kabul edildi.
AT ile Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) arasında iki yıl süren görüşmeler Ekim 1991'de sonuçlandı. Mayıs 1992'de imzalanan anlaşma Avrupa Ekonomik Alanı'nın (AEA) kurulmasını öngörüyordu. Buna göre, 1993'ten başlayarak malların AEA içinde serbest dolaşımı sağlanacak, AT ile EFTA arasındaki uyum aşamalı olarak gerçekleştirilecektir.
1980'lerin sonlarında ve 1990'ların başında çeşitli Avrupa ülkeleri AT'ye tam üyelik başvurusunda bulundu. Ama AT, tek pazar kuruluncaya değin hiçbir aday ülke ile katılma görüşmelerini başlatmama karan aldı. Türkiye, Avusturya, Kıbrıs Cumhuriyeti, Malta, İsveç ve Finlandiya AT'ye tam üyelik için başvurmuş ülkelerdi. Aynca, AT Aralık 1991'de Polonya, Macaristan ve Çekoslovakya ile Avrupa Anlaşmalan olarak adlandınlan ortaklık anlaşmalarını imzaladı.
Türkiye ile AT arasındaki ilişkilerde son yıllarda görülen en önemli gelişme Türkiye' nin 14 Nisan 1987'deki tam üyelik başvurusuna AT tarafından yanıt yerilmesi oldu. Aralık 1989'da açıklanan AT Komisyonu raporunda, Türkiye'nin AT üyeliğine "ehil" bir ülke olduğu, ama bu konudaki görüşmelerin başlatılmaması gerektiği görüşüne yer verildi. Bunun nedeni olarak, AT'nin genişleme sorununu ancak 1993 başında tek pazann gerçekleşmesinden sonra ele alabileceği ileri sürüldü. Öte yandan, Şubat 1990'da AT Bakanlar Konseyi tarafından kabul edilen bu raporda AT ile Türkiye arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi de isteniyordu. Bu amaçla hazırlanan çalışma programı Türkiye ve AT Komisyonu tarafından Şubat


Kaynak:1 Cilt 2

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Genel Kültür » Genel Kültür -A-
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar