Nüve Forum


Genel Kültür -G- hakkinda Gözler ile ilgili bilgiler


gözler çoğl. a. Dikkatle inceleyen, gözleyen kimseler; bakışlar: Meraklı gözlerden kaçmak. Geçerken bütün gözler ona çevrildi. ***8212;ANSİKL. ***8226; insan anatomisi. I. Göz küresi. Göz karanlık bir odaya benzetilebilir. Çeperi, ön-arka

Like Tree1Likes
  • 1 Post By CiwCiw

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 15.06.10, 12:31
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Gözler

gözler çoğl. a. Dikkatle inceleyen, gözleyen kimseler; bakışlar: Meraklı gözlerden kaçmak. Geçerken bütün gözler ona çevrildi.
***8212;ANSİKL. ***8226; insan anatomisi. I. Göz küresi. Göz karanlık bir odaya benzetilebilir. Çeperi, ön-arka doğrultusunda bir eksene göre bakışımlı bir küre biçimindedir ve hemen hemen tümü ipliksi yapıda beyaz ve ince bir kabuk halindeki skleradan oluşur; bunun iç yüzü bir pigmentle kararmış, ince bir zarla (koroit tabaka) kaplıdır. Ko-roit zar önde iki katmanla sonlanır: kornea boyunca uzanan kirpiksi kas ve daha içte kirpiksi taç ya da çember. Skleranın ön kısmında yuvarlak bir açıklık bulunur; burayı skleradan biraz daha kabarık duran kornea liflerinin devamı örter Yarı saydam, koroide hafifçe yapışık bir zar olan ve görme sinirinin uç kısımlarından oluşan retina, gözün duyarlı alanıdır. Görme siniri göz küresine "papilla" denen ve arka kutbun üzerinde ve biraz aşağıda bulunan bir noktadan girer.
Görme organı, skleranın kornea ile birleştiği yerde iris denen ışık geçirmez bir zarla perdelenir; irisin ortasında çapı değişebilen ve gözbebeği denen bir delik yer alır. Gözün bu kısmı önden arkaya doğru bir dizi saydam ortamdan oluşur: 1.saydam kornea; 2. kornea ile iris arasında bulunan ön odadaki sıvı suyuk; 3. ön yüzü irise dayalı ve iki tarafı da dışbükey gözmerceği; 4. gözün geri kalan kısmını dolduran ve hiyaloit bir zarla kaplı bulunan jelatinimsi bir madde, yani camsı cisim. II. Gözün eklentileri. Arkadan lifsel bir oluşum olan Tenon kapsülüyle tutulan göz küresi, önde gözkapaklarının içini de kaplayan konjonktiva ile kaplıdır. Kendi çevresinde devinebilen göz küresi altı kasla hareket ettirilir: hepsi 3.,4. ve 6. kafa sinir

leriyle harekete geçirilen üst doğru kas, iç doğru kas, alt doğru kas, dış yan doğru kas, küçük eğik kas ve büyük eğik kas. Ayrıca gözçukurunda göz küresinin üstünde, çıkardığı salgıyla (gözyaşı) kon-jonktivayı kayganlaştıran gözyaşı bezleri bulunur.
***8226; Embriyoloji. Göz tümüyle ektoderm kökenlidir, ama insanda iki ayrı süreçle oluşur: 1. dördüncü haftaya doğru, ön beyin keseciğinin genişlemesiyle ilkel göz keseciği oluşur; gözün sklera, koroit, retina ve eklentileri bundan doğar; 2. epidermin çökmesiyle gözmerceği çukurcuğu oluşur, bundan da gözmerceği ve camsı cisim doğar.
***8212;Ağ. yet. Göz aşısı ilkbaharda yapılır ve tomurcuk yerine konduğu yıl içinde gelişirse (gül ağacı, meyve ağaçları) süren göz aşısı adını alır; hazirandan temmuza kadar yapılır ve tomurcuk ancak ertesi yıl gelişmeye başlarsa (meyve ağaçları) uyur göz aşısı denir.
***8212;Eczc. Göz damlalarının çoğunda, gözyaşıyla izotoni sağlamak İçin çözücü olarak sodyum klorür içeren damıtık su kullanılır. Eserin, baz prokain gibi suda çözünmeyen maddeler sözkonusu olduğunda sıvağ olarak zeytinyağı kullanılabilir. Göz damlalarının sterilize edilmesi ve kontrolü şırınga edilen ilaçlarda olduğu gibi gerçekleştirilir. Sterilliğin devamını sağlamak için antiseptik maddeler eklenir ve kirlenmeyi önleyen özel şişeler kullanılır. Bazı istisnalar dışında göz damlaları 15 günden fazla kullanılmaz, içerdikleri etken maddelere göre, göz damlaları, aneste-zikler (butateln), antiseptikler (gümüş ve çinko gibi madenlerin tuzları ya da boyar-maddeler), antibiyotikler (tek başlarına ya da başka ilaçlarla birlikte), antivirütikler (gammaglobülinler), antienflamatuarlar (kortikoitler), midriatikler (atropin), miyotik-ler, yara iyileştiriciler, iyot içerenler vb. olarak sınıflandırılırlar.
***8212;Ed. Divan şiirinde sevgilinin güzelliği dile getirilirken gözlerinden geniş biçimde söz edilir. Çeşm, dide, ayn diye de adlandırılan gözler ahu, avare kumru, cadı, hi-lekâr, şehla, şuh, mahmur, harami, cellat, katil, türk, afet, fitneci vb. diye nitelenir: "Dediler dü çeşm-i yâre ne demek olur dedim/iki nergis, iki badem, iki sahir, iki âhu" (Sevgilinin iki gözünü nasıl anlatmak uygun olur dediler; iki nergis, iki badem, iki sihirbaz, iki âhu demeli diye karşılık verdim) [Bağdatlı Ruhi], Gözlerin renginin ela, çoğunlukla da kara olduğu belirtilir; sevda sözcüğünün iki anlamı (sevgi ve kara) arasında tevriye yapılır. Biçimi bakımından sat harfine (cc), bademe, mahmur bakışı nedeniyle nergise benzetilir.
***8226; Göz için kafiye. Divan edebiyatında kafiye, arap abecesiyle yazıma göre son harfin kafiyeli sözcüklerde ortak olması temeline dayanır. Buna göre, sesleri benzediği halde yazılışları ayrı olan sessiz harflerle (3 tür h [ha, hı, he], 2 tür t [te, tı], 3 tür s [se, sin, sat], 4 tür z [zı, zel, zat, zı]) biten sözcükler kafiyeli sayılmıyordu. Ede-biyat-ı" cedide akımının doğmasına yol açan tartışma bu konuda ortaya çıkan bir anlaşmazlıkla ilgiliydi. Ayrı harflerle (se, sin) yazılan abes ve muktebes sözcüklerinin kafiyeli sayılamayacağı konusunda yapılan saldırılar üzerine Recaizade Mahmut Ekrem "kafiyenin göz için değil, kulak için olduğu" görüşünü savundu. (- ***8212;Karş. anat. Tüm omurgalılarda gözün yapısı ve embriyonsal kökeni insanınki gibidir. Balıklarda ve amfibyum larvalarında küresel ve ışığı kırma derecesi yüksek olan gözmerceği gözbebeğinin dışına doğru fazlaca çıkıntı yapar; bunu örten korneanın odaklama gücü suda hemen hemen sıfırdır. Gözmerceğlni retinaya bü-zülgen bir kas yaklaştırır ve uzağı görmek için gerekli uyumu sağlar. Karada yaşayan amfibyumlarda ve yılanlarda, gözmerceği yassı, ama serttir; yakını görmek için uyumu gerici bir kas sağlar. Öteki sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde gözmerceği uzağa ve yakına uyumu sağlamak için Zinn zonulasının etkisiyle biçim değiştirir. Kuşlarda camsı cismin içinde bulunan damarlı bir organ, yani tarak da belki gözün iç basıncını artırarak uyuma yardım eder.
Omurgalılarda retina arabeynin uzantısıdır ve bu nedenle tersine denilen bir işleyiş düzenine sahiptir: ışık, koni ve çomak hücrelere erişmeden önce gangliyon nöronlarından geçer. Bu yüzden bazen gözün görme ekseni üzerinde bir fovea bulunur; burada retina nöronları birbirinden uzaklaşır ve her koninin kendi çiftku-tuplusu ve gangliyonu bulunduğundan nöron sinyallerinin birleşmesi de olmaz. Bazı balıklarda, bazı sürüngenlerde, gündüz kuşlarında ve insan gibi bazı primatlarda bir fovea bulunur.
Omurgasızlarda, çoğunlukla yalın* gözler bulunur. Bunların en İlkel olanları yassı ya da kadeh biçimindedir; bunlar tam anlamıyla görme organı değil, sadece ışığa duyarlı organlardır. Yumuşakçalarda, kadeh göz kese biçimini alır ve bazen gözmerceğinin de bulunmasıyla, ahtapotta olduğu gibi omurgalılarınkine oldukça benzeyen, ama o denli mükemmel olmayan bir göz oluşur. Yalın gözlerin retinaları doğru ya da tersine olabilir. Eklembacaklılarda hem yalın göz, hem birleşik göz bulunur. Bu gözler yüzeycik denilen ışık algılayıcı hücre gruplarının yan yana gelmesiyle oluşur. Yüzeycik sayısı otuz-kırk ile birkaç bin arasında değişir. Her birinde bir petek, merceğimsi bir koni ve 3 ila 12 retina hücresinden oluşan ve ışık algılayıcı bir mikrotübül oluşturan bir bölge bulunur; mikrotübüller birleşerek rabdomu oluşturur. Birleşik gözler, gün ışığında, yüzeyciklerle sağlanan görüntülerin yan yana gelmesiyle görme işlevini başarır. Rabdomun yapısı, böcek-lerdeki birleşik gözlerin polarize ışıkta gösterdiği duyarlığın nedenini açıklamaya kuşkusuz yeter.
***8212;Kim. müh. ve Teknol. Elenecek malzemenin inceliği, eleğin tabanında, birim uzunlukta yer alan gözlerin sayısıyla belirlenir. Bu incelik genellikle mesh olarak, yani bir parmakta (25,4 mm) bulunan göz sayısıyla açıklanır. Dolayısıyla aşındırıcı tanelerin maksimum büyüklüğü, bu tanelerin geçtiği bir eleğin bir parmağında bulunan gözlerin maksimum sayısına göre belirtilir.
***8212;Krist. Koşutyüzlünün kurulmasını sağlayan üç â, 6, c vektörü kafesin taban vektörlerini oluşturur Bu şekilde yinelenen ko-şutyüzlülerin tepeleri kafesin düğümleridir. Kafesin düzlemdeş olmayan herhangi üç ötelenmesi de bir toşutyüzlü, yani bir göz tanımlar. Uzamın üç doğrultusunda bu göz dönemli olarak yinelendiğinde, tüm uzam örülerek, kafesin bütün düğümleri oluşuyorsa, bu göze basit göz denir. Buna karşılık, kafes düğümlerinin yalnız bir bölümü oluşuyorsa, buna n basamağından çoğul göz denir.
Üç vektör üzerine kurulmuş bir gözün basamağını tanımak için,determinantı ile temel göz denilen kafesi doğuracak başlangıç gözünün hacminin çarpımına eşit hacmi aramak yeterlidir Bu hacim kafesin üç (â, 6, c) temel vektörünün karma çarpımıdır. Kafes vektörlerinin Ui,Vj,Wj koordinatlarının tamsayı olması zorunlu olduğundan, göz basamağı da tamsayıdır Basit bir göz tek başına alındığında, kafesin bütünü içinde aldığı bakışım öğelerini taşıyorsa, birincil göz adını alır. ***8212;Patol. Göz flegmonuna "panoftalmi*"; göz İçi basıncın artışına glokom* denir. Gözde konjonktivada, korneada, iriste, ko-roitte, retinada, gözkapaklarında iltihaplar, hastalıklar ya da şekil bozuklukları olabilir; optik sinir yollarındaki bozukluklar körlüğe yol açabilir; göz merceğinin saydamlığını yitirmesi katarakta neden olur; göz (görme) bozuklukları ise astigmatlık, miyopluk, hipermetropluk ve presbitliktir. Göz yaraları ve hastalıkları göz küresinin erimesiyle ya da körlükle sonuçlanabilir. Gözler arasında bir çeşit dayanışma vardır, bir gözde olan hastalık ötekine de geçebilir.
***8212;Zool. Bir yaşındaki yavru geyiğin alnında iki kemiksi çubuk (ana boynuz) oluşur; daha sonraki ilkbaharda bu çubuklar düşer, ama yerine daha önceki dlvertikül ile birlikte yeni bir ana boynuz çıkar: erkekler arasındaki kavgaların tehlikeli silahı göz sürgünü ya da mücadele sürgünü. Buna her yıl bir göz sürgünü eklenir ve bu sayede hayvanın yaşı belirlenebilir: sekiz çatallı göz sürgünü taşıyan geyik dört yaşında, on çatallısı beş yaşındadır. Beş yaşından sonra ana boynuz yassılaşır ve boynuzun üstü küçük uçlarla (orta sürgünler) dolar.

kaynak:2-cilt:8
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
gözler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 20:55 .