Nüve Forum


Genel Kültür -T- hakkinda Takma Ad ile ilgili bilgiler


Herhangi bir nedenle ya da amaçla asıl (gerçek) ad yerine kullanılan addır. Takma ad bir kişiye başkalarınca verildiği gibi, kişi kendi kendine de takma ad koyabilir. Osmanlıca'da bu anlamda "müstear

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10.01.09, 21:55
Şebnem - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Sep 2006
İletiler: 6.442
Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Takma Ad

Herhangi bir nedenle ya da amaçla asıl (gerçek) ad yerine kullanılan addır. Takma ad bir kişiye başkalarınca verildiği gibi, kişi kendi kendine de takma ad koyabilir. Osmanlıca'da bu anlamda "müstear ad" ya da "nam-ı müstear" sözü kullanılırdı. Şairlerin edebiyat dünyasında kullandıkla-n takma ada "mahlas" denirdi. Bir şair kendi kendine mahlas alabileceği gibi usta bir şair genç bir şaire mahlas verebilirdi. Sözgelimi "Fuzuli", asıl adı Mehmed olan ünlü Divan şairimizin kendine uygun gördüğü, kullandığı mahlastır. Divan ve halk edebiyatımızda "mahlas" kullanmak gelenekleşmiştir.
Takma ad daha çok sanatçılar tarafından kullanılır. Asıl adıyla ünlenmiş bir sanatçı para kazanmak amacıyla yarattığı sıradan bir ürüne kendi imzasını koymak istemeyebilir. Yazar ya da ressam, edebiyat ya da resim sanatı açısından bir iddiası olmayan bir ürününü takma bir adla ortaya çıkartabilir. Bir sanatçı yaratıcılık alanında denemek istediği değişik bir çalışmada, alacağı tepkileri ya da karşılaşacağı önyargilan hesaba katarak takma ad kullanabilir. Edebiyat dünyasının değişik alanlarında ürün veren bazı yazarlar da asıl uğraş alanları dışındaki çalışmalarını takma adla yayımlayabilirler. Örneğin şair olarak ün kazanmış bir sanatçı düzyazılannda takma ad kullanabilir. Ciddi yazılanyla ünlü bir gazeteci gülmece alanında verdiği ürünleri takma adla yayımlayabilir. Sözgelişi, ünlü romancımız Refik Halit Karay gülmeceyle ilgili ürünlerini "Kirpi" takma adıyla yayımlamıştır. Ayrı türlerde kitap yazan yazarlar batı dünyasında da vardır. Sözgelişi, şair C. Day Lewis'in yazdığı dedektif öykülerinde "Nicholas Blake" adını kullanmasını buna örnek olarak gösterebiliriz. Hemen hemen herkesin okuduğu Tom Sawyer'in Maceralan (The Adventures of Tom Sawyer, 1876) adlı kitabın yazarı "Mark Twain" olarak bilinir ve Mark Twain edebiyat tarihine geçmiş bir yazardır. Oysa Mark Twain'in gerçek adı Samuel Larıghorne Clemens'dir (bak. Twain, Mark). Alis Harikalar Diyarında (Alice's Adventures in Wonderlarıd; 1865) adlı ünlü yapıtın yazarı "Lewis Carroll" diye bilinir ama yazarın gerçek adı Charles Lutvvidge Dodgson'dur (bak. CARROLL, LEwis). Görevi gereği kendi adıyla yazı yazması sakıncalı olan kimseler de takma adla yazı yazabilirler.
Takma ad konusunun batı edebiyatında oldukça ilginç bir serüveni vardır. 19. yüzyılda yayıncı ve okuyucular kadın yazarları pek önemsemiyor, bu nedenle de kadın yazarlar takma ad olarak erkek adları kullanıyorlardı. Ünlü roman yazan George Eliot'ın asıl adı Mary Anne Evans'tı. Charlotte, Emily ve Anne Bronte adlı üç kız kardeş başlangıçta gerçek adlarını gizleyerek Currer, Ellis ve Acton Bell takma adlarını kullandılar (bak. Bronte Kardeşler). Bizim edebiyatımızda da Peyami Safa, Nâzım Hikmet ve Attilâ İlhan takma ad kullanan yazarlardan bazılarıdır. Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı), Yaşar Kemal (Kemal Sadık Göğçeli), Cemal Süreya (Cemalettin Seber) ve Aziz Nesin (Mehmet Nusret) gibi yazarlarımız ün kazandıkları bu takma adlarıyla tanınırlar ve asıl adlarıyla hemen hemen hiç bilinmezler.
Takma ad yalnızca sanat dünyasına özgü değildir. Tarihte ve günlük yaşantımızda da takma adlarla karşılaşabiliriz. Bir kişinin ruhsal ya da bedensel bir özelliği göz önünde tutularak o kişiye takma bir ad uygun görülebilir. Burada söz konusu olan, bu takma adın başkaları tarafından takılmış, uygun görülmüş olmasıdır. Böylesi takma adlara "lakap" dendiği gibi "san" ya da "unvan" da denir. Timur'a, bir ayağı aksak olduğu için "Timurlenk", Atatürk'e "kurtarıcı gazi" anlamına gelen "Halaskar Gazi", İstanbul'u alan Osmanlı Padişahı II. Mehmed'e "fetheden" anlamına gelen "Fatih" lakapları verilmiştir.
Günlük yaşamımızda da çevremizdeki kimselere özelliklerine göre fazladan adlar takıldığı, daha doğrusu takma adlar verildiğini biliriz. Aşın derecede telaşlı birine "telaşe müdürü" ya da "telaşeci", çok iyimser ve inanan birine "Hüsnü bey" diye takma ad veririz. Konuşurken belli bir sözcüğü fazla kullanan kimseye kullandığı bu sözcüğü takma ad olarak uygun görürüz.


Kaynak:1 Cilt 16
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
takma

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 04:41 .