Nüve Forum

Nüve Forum > gazete haber ve makale yorumları > Köşe Yazarları > Ahmet Doğan Şimşek > Siyaset, Uzay ve zamanda altılık sistem

Ahmet Doğan Şimşek hakkinda Siyaset, Uzay ve zamanda altılık sistem ile ilgili bilgiler


Siyaset, Uzay ve zamanda altılık sistem sohbeti Bir matematikçi ile yazışmalar ve düşünceler Sayın Necat Bey Dost insanın içinden gelerek söylediği nadir kelimelerdendir. İçtenliği hissettiğim için hem duygulandım, hem çok

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.03.13, 11:58
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nereden: Mersin
İletiler: 244
ahmetdogansimsek gerçekten çok iyi biri.ahmetdogansimsek gerçekten çok iyi biri.ahmetdogansimsek gerçekten çok iyi biri.ahmetdogansimsek gerçekten çok iyi biri.ahmetdogansimsek gerçekten çok iyi biri.ahmetdogansimsek gerçekten çok iyi biri.
Standart Siyaset, Uzay ve zamanda altılık sistem

Siyaset, Uzay ve zamanda altılık sistem sohbeti
Bir matematikçi ile yazışmalar ve düşünceler
Sayın Necat Bey
Dost insanın içinden gelerek söylediği nadir kelimelerdendir. İçtenliği hissettiğim için hem duygulandım, hem çok memnun oldum, hem kimliğinizi de açıkladığınız ve biraz da dert dökecek kadar yakınlık gösterdiğiniz içinde şeref duydum. Çok teşekkür ederim. Birbirimizi şahsen tanımasak da bu dostluğun başlamış olması dahi yeterli bir ilahi güzelliktir. Çünkü her hangi bir dünyevi çıkar ve başka bir hesabı olmadan insanların dost olmasının Allah katında en sevimli amellerden olduğu şimdi hatırlayamadığım dini kaynaklardan da okumuştum. Gerçi ben okumalardan çok kendi iç alemimde ki (enfüsi alemdeki) hisler veya birtakım izahı olmayan haller ile, belki de hissi kablel vuku denilen (olay olmadan önce hissetmek) gibi içgüdülerimizin daha doğru sonuç ve kabulleri olduğunu da düşünürüm ama galiba kişiye göre farklılıklar arz ediyor. Her ne ise, çocukluğumda en sevdiğim ders matematikti sonradan ilgilenemedim. Sadece belki 35 yıl kadar önce okuduğum bir yazıdan dolayı Asal sayılar dikkatimi çekmişti. Bu sayıların hem neden nasıl oluştuğunu hem de sonlu olduğunu, sadece asal sayıları bırakıp diğer sayıları eleyen bir elek buldum. Yani bu elekten elenen trilyonların üzerindeki bir sayı sahiden asal mıdır diye hesap yapmayı gerektirmiyordu. Çünkü elek o sayıya kadar hiç bir hata yapmıyor alsal olmayan sayıları atlayıp doğrudan asal sayıları ve kendisi kendisini doğruluyordu. Böyle büyük bir sayıyı alıp getirseler ve asal mıdır diye sorsalar cevap veremezdim. Çünkü cevap verebilmek için eleği 1 den başlayıp o sayıya kadar çalıştırmam lazımdı, Ama benim eleğimden çıkmış o sayının defalarca katları olan bir sayı dahi kesinlikle asal demekti. Sistemi sıradan bir kimse olduğum ve diplomatik bir misyonda gündüzler dışında gece de çok geç saatlere kadar çalıştığım için emekli olana kadar yakınlarım hariç sadece bende kaldı. Bir ara İnternet gruplarında bir kere söz ettim illa açıkla diye ısrar edildi ABD bu konuya bir milyon dolar ödül koyduğu dönemlerdi. Sıradan bir hayat yaşadığım için Mehmet Akif gibi sadece para için uğraşmamıştım. (belki imkânım da olmamıştı) Herhangi bir kariyerim olmadığı için belki kariyer sahibi olmayan biri olarak dikkate alınmayacağımı da düşünmüş olabilirim. Sonunda İnternet gruplarından İstanbul da yaşayan bir Yahudi Arkadaş ABD deki dostların gönderdiğini söyledi. Sonrada kabul görmediğini yazdı. Bende kendisine gönderdiği ödülün süresi geçmedi ise alır sende payını al dedim.
Gerçi bende çok iyi bir sunum yapamamıştım ama bir milyon dolar ödül koyacak kadar konuya eğilenlerin fark etmemiş olacaklarını da zannetmiyorum.
Yazışma arkadaşlarımızdan abu deyam mahlası ile yazan halen Bosna da bir üniversitede matematik ve bazı diğer dersleri veren, Matematikçi Prof. Mehmet Can hoca kendi bilgisayarında benim verdiğim sistemi uygulayıp otomatiğe bağladı ve sonsuza doğru sadece asal sayıları veren sistemi uyguladı. Bana da bu sistemin ta falan zamanda eski bir matematikçi tarafından uygulandığını ama bunu kendisine hatırlatmış olduğum için teşekkür edip sevindiğini söyledi. Ama sistemin aslını kavrayamadı ve asal sayıların sonlu olduğunu hatta olabileceğini kabul edemedi. Kafasındaki bilgiler, sade (yalın) olarak düşünmesini engellediği için anlayışına perde oldu.
Ne ise nereden başladık nereye gelmiş olduk.
Konumuz Türkiye'nin düzeni idi. Ben siyaseti Ülkemiz ve milletimiz üzerinden düşünürüm. Böyle olması gerektiğine inanırım. Ülkemizde aydınlarımız ya da aydın denilerek şişirilmiş olanlarımız Rejim üzerinden düşünmeye programlandıkları için ülke ve millet açısından baktıklarını zannetseler de pek bakamıyorlar bu yüzden hem bir gelişme yaratamıyorlar hem de çalışanı kendileri gibi dar alana sıkışıp düşünmüyor diye kınama taşları ile recim etmeyi pek seviyorlar. Özgür düşünceden söz ediyorlar ama asla sırtlarındaki ve beyinlerindeki bagajlarını yere indirip bellerini doğrultup etrafa bakmaya yanaşmıyorlar. Bu bana sistemin, insanlarımızın geleneksel diğerkamlık faziletini yiyip bitirdiğini hepimizi ben merkezli düşünür hale getirdiğini düşündürüyor üzülüyorum. Devlet adeta milletin önünü kesmekte bürokrasiyi kullanıyor. Mülkiyeliler önce mülkiye sonra Türkiye diyerek yetiştiriliyor. Asker vatanı ve milleti değil işgalcilerin çekilirken dayattıkları zorunlu olarak kabul etmek zorunda kaldığımız rejimi milleten korumak asli görevi sandığı için dış savunmayı eski işgalci şimdi sözde müttefik olan ama akıllarının bir tarafında en iyi Türk ölü Türk dür, Batılılar mutlaka Türklerden temelli kurtulmalıdır diye düşünen iki yüzlü sözde dostlarımıza bırakıyor.
Başka ülkelerde olduğu gibi yer altı zenginliklerini halkın aramasına bulmasına sonrada devlet ile paylaşmasına kendi arazilerinde bile izin vermiyor. Sizin gibi nice buluşları icatları keşifleri olanlar asla dikkate alınıp desteklenmiyor. Bilakis engellenip köstekleniyor. Bunlar gibi pek çok melanet rejim perdesi arkasında gizlenerek hareket ediyor. Arasında sadece yarısı gerçek olan diğer yarısı körelmeye yönlendirici yalanlar ile dolu tarih ve çakma kültür dersleri öğretilerek millet kendi kimliğinden başka bir kimliğe sokulup batının uşaklığını gönüllü kabule zorlanıyor ve biz adam olmayız diye büyüyen çocuklar da istisnalar hariç adam olmak gibi bir amaç taşımıyor. Aslanlar kedilere boğduruluyor. Sonrada mevzuat böyle deyip işin içinde çıkıyorlar. Mevzuatın düzeltilmesi çabaları için gayret edenler ya komünist ya Şeriatçı ilan edilip susturuluyorlar. Çocuklar gibi öcüler ile korkutuluyoruz.
Hele siyasi alanda bir köyün köylülerinin imece ile yaptığı çeşmesi yolları gibi konularda dayanışmasını ve uyum sağlayışını bir türlü beceremiyoruz.
Ya Demirel gibi onlar ne verirse ben beş lira fazla vereceğim palavrası ya da o ne yaparsa yapsın ağzı ile kuş tutsa onu onursuzca indiririz peşin kararı ile hareket ediyor bu durumumuzdan utanmıyoruz. İşte bu yüzden düşünce âlemimizin bu düzeni kuran galipler tarafından, İngilizlerin köpeğe hardal yedirme taktiğinde olduğu gibi taktikler ile nasıl düşünce hayatımızı bataklığa dönüşmek üzere kurgulandığını fark edemiyor, araştırmak için merak dahi etmiyoruz. İdeolojik savunma hatlarımız yüzünden sorgulayanları düşmanlarımız zannediyoruz.
Çok uzattığımın farkındayım.
Asal sayılar ile ilgilenirseniz pek anlatmayı beceremesem de sizde matematikçi olduğunuz için rahatça anlatmaya çalışırım. Çünkü bu konu insanlığı geometri, uzay zaman hesaplarında evrensel sırları açıklamakta çok önemli olan altılık sisteme dayanıyor. Ondalık sistem ile tam olarak hesaplanıp çözülemeyen uzay geometrisinde çığır açabilecek bir altılık sistemin gelecekte geliştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. İngilizlerin kullandığı 12’lik sistem belki de bunun ilkel veya tam incelenmemiş bir türünden oluşuyordur. Bunu bilemem ama ben iddiasız olarak bu altılık sistem ile Pi sayısının ifade etmeye çalıştığı ama ondalık sistem yüzünden ve ya ondalık sistemin belki de altılık sistem ile kesiştiği bir koordinat olarak sonu gelmez bir küsurat olarak devam eden durumun sonucunu kısaca tam sayı olarak ortaya koyabileceğini zannediyorum. Ancak bunun için ondalık sisteme paralel ve ondan bağımsız bir altılık sistemin geliştirilmesi gerekiyor.
Uzay ve zaman hesaplamalarında ondalık sistemin başarısız kaldığını mutlaka altılık bir sistemin geliştirilmesi gerekeceğine inanıyorum.Eğer geliştirilebilirse Pi sayısının başka bir şekilde tam sayı olarak ifade edilebileceğinin dışında müthiş gelişmelerin yolunu açacağını düşünüyorum.
Gene dinci bakış demez iseniz Eski ahitte (Tevrat da) geçtiği gibi Kuranda da farklı yerlerde geçen uzay ve zamanı da kapsayan kâinatın altı günde yaratılmış olduğunun boşuna açıklanmadığını, ileride bunun üzerinde araştırmalar yoğunlaşırsa belki de eşyanın Saba Melikesi Belkıs'ın tahtı gibi zaman ve mekândan arınmış bir sitem ile Süleyman'ın sarayına getirilişi gibi eşyanın anında internette ki bir tıkla gönderilen ve ya alınan mailler resimler filmler gibi akıl almaz mesafeler de ki dünyalara götürülüp getirile bilecek bazı bilimsel gelişmelere kapı açacağını düşünüyorum.
Bunları çok mu uçuyor komik mi olurum diye de dert etmeden yazıyorum.
Bana El Hazermi'yi tanıttığınız içinde size ayrıca çok teşekkür ediyorum.
Bu altı günde yaratılış konusunda Kuranda geçen ayetler.
A’râf 54
(Mekkî 39) Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istiva eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
Yûnus 3
(Mekkî 51) Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri yerli yerince idare ederek arşa istiva eden Allah'dır. Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte O Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hala düşünmüyor musunuz!
Hûd 7
(Mekkî 52) O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı gündeyaratandır. Yemin ederim ki, (Resulüm!): "Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz" desen, kafir olanlar derhal "Bu, açık bir büyüden başka bir şey değildir" derler.
Furkân 59
(Mekkî 42) Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a istiva eden (ona hükmeden) Rahman'dır. Bunu bir bilene sor.
Ankebût 55
(Mekkî 85) O günde azap, onları hem üstlerinden hem ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara): "Yaptıklarınızı (cezasını) tadın!" diyecektir.
Secde 4
(Mekkî 75) Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçınız vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?
Kâf 38
(Mekkî 34) Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı gündeyarattık. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.
Hadîd 4
(Medenî 94) O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'ın üzerine
istiva edendir. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.
Bu vesile ile tanıştığımıza memnun olduğumu açıklarken gönülden selamlar ve çalışmalarınızda başarılı sonuçlar almanızı dişlerim.
A.D.Şimşek
Konu devam edebilir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
altılık, sistem, siyaset, uzay, zamanda

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 13:56 .