| Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz. |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
|
28.03.07, 15:20
Emniyet müdürlüğü kaldırılsın. Evet değerli dostlar, Emniyet müdürlüğü kaldırılsın diyorum. Neden bunu diyorum izah edeyim. Dış düşmanlarımız belli,artık kim acaba diye soracak kadar saf dilli birisi sanırım ki yoktur. İç düşmanlarımız da belli..Keza o konu da da soruşturma yapacak araştırma yapacak saflıkta insan içimizde yoktur. Peki bizi yönetenere ne demeli? Sadece şimdiki yöneticilere değil,yıllardır yönetmeye talip olanlara,yönettiğini sanan saftiriklere söylüyorum. Bu milleti saf sanan akıllı geçinenlere söylüyorum. AB diktatörlüğü altında inim inim inleyip te hala demokrasiden bahsedecek kadar ileri giden cühelalara söylüyorum. Hala görmüyormusunuz?PKK denen illet nasıl da yasaları istediği şekilde meclisimizden geçirmeye yeltenmektedir? Bunu saf sandiğınız vtandaş gördüğü halde sizler neden hala görmüyorsunuz ki? Sayın Tantan zamanında çıkarılmaya çalışılan bir yasa var idi. Terörle mücadele yasası kapsamında bazı düzenlemelerden bahsediyorum. Ne oldu? Sayın Tantan görevinden alınınca istifa etti.Vatandaş onu destekledi mi?Neden desteklemedi o da ayrı bir yazı konusudur. Gelelmim şimdiki uygulamalara. İstanbul'u geçiyorum.Çünki adeta bir devlet ,bir ülke görüntüsü arzetmekte ve değişik bir başlıkta inceleme konusudur. Gelelim taşra teşkilatlarına. Benim yaşadığım yerde ne yazık ki emniyet teşkilatından hiç bir haber yoktur. Yani sarhoşu trafikte,ayyaşı öyle,ehliyetsizi keza aynı,hız tutkunlarının gazabı değişen birşey yok. Peki tüm bunların suçlusu kimdir? Polis teşkilatı mı? Tabii ki hayır. Asayiş konusuna bakalım. Bir hırsızı yakalayacaksınız,tutup önünüze yeni uyum yasaları geliyor.Bundan da önemlisi kameralar devrede. Vay efendim suçluya kötü muamele yapılmış. Bak hele bak şu işe... Yahu kardeşim bir terörist kadar yasadan anlamayan insanlar bizi yönetiyor da haberimiz yok desem acaba yanlış mı demiş olurum? Cenevre sözleşmesinin bir maddesini teröristler emniyet teşkilatından daha mı iyi biliyor da,uzaktan kumandalı mayın kullanıyor? Çünki,uzaktan kumanda ile patlatılan bombalar ne yazık ki cenevre sözleşmesine göre mayın niteliği arz etmiyor. Peki bunu teröröist biliyor da emniyet bilmiyor mu? Elbet ki biliyor. Lakin yöneticilerimiz bunu bile bile emniyet mensuplarımızı teröristlerin kucağına cuk diye oturtmaktan geri kalmıyorlar. Peki neden? Çünki AB uyum yasalrına göre davranmak durumundalar. Öyle söz verdiler. Polis suçluyu kovalayacak,lakin benzin yok.Suçluyu yakalayınca onun hakları var lakin polisin hakları yok. Hadi polisi feda ettik. Peki vatandaşın da mı hakları yok. Evet yok,çünki bizler AB üyesi değiliz. AB üyesi olmak için de yüzlerce polisimiz,yüzlerce askerimiz,yüzlerce vatandaşımzın kurban edilmesi bekleniyor. Öyle ise bırakın şu polis teşkilatını iptal ediniz. Belki o zaman adalet yerini bulur. Ne de olsa aziz milletimiz haklıyı haksızı öyle ya da böyle belirleyecektir. Çünki yasalar ne yazık ki teröristlerden yana işlemekte,suçsuz vatandaşlarımız suçlu muamelesi görmekte,vatan sever insanlarımız da vatan haini ilan edilmektedir. Bırakınız da vatandaşlarımız kendi yasalarını kendisi oluştursun desem suç işlemiş olacağım. Tabii ki böyle bir dilekte bulunmak mümkün değildir. Ancak durum öyle bir hal almaktadır ki,Mafya dan olmayan,Siyasal iktidardan yandaşı olmayan,tanıdığı olmayan artık harcanacak sıradan bir konuma gelmiştir. Daha evvel ki yazılarımda da değinmiş idim. Siyaset sahnesine her ne hikmet ise,zengin ve kazancının kaynağını açıklayamayacak kadar varlıklı insanlar girmekte,bunlar bazen aşiret,bazen de mafya olarak kendini göstermektedir. Neden sayın Erdoğan iktidara ilk geldiğinin hemen akabinde"Artınız,Çoğalınız"fetvası vermiştir hiç düşündünüz mü? Peki bu iki yüzlü nüfus palanlamalrından kimler sebeplenmektedir hiç düşündünüz mü? Spiker soruyor: -Kaç çocuğunuz var? -Ne bilem bacı sanırem ki 35-40 olsa gerek. -Peki bunların adını,ör:Şu çocuğun adını biliyormusunuz? Kısa bir sessizlik ve ardından.. -Kız Hatçeeeee,bu kimdendir? -Buyur bey ne dedin? -Bu çocuh bizden midir diyem ya! -Vllah bey,bu sanirem ki Fadik'ten dir? -Kız Fadikkkkkk' -Buyur bey! -Bu seninmider? -He gurban benden dir. Spiker dayanamaz... -Neden yaptınız bukadar çocuğu?Der. yanıt gayet basittir. -peygamberimiz dememişmidir ki "Ben Ümmetimin çokluğu ile övünürüm"İşte bu yüzden dir. -Siz daha çocuğunuzun adını bilmiyorsunuz.Nasıl olacak ta bunlara Dinlerini öğreteceksiniz ki? İşte değerli dostlarım.Görüldüğü üzere ne yazık ki iki yüzlü nüfus palanlamaları,yani nüfus artışına verilen mesnetsiz ve de sebepsiz artış emrivakisi ne yazık ki bu gidişatın en büyük etkenlerinden dir. Peki bu neden yapılmaktadır? Gayet basittir. Bataklık yaratılmaya çalışılmaktadır. Çünki bu bataklık kuruyacak olur ise buradan beslenen sürüngenlerin de besin kaynakları kurumuş olacak ve ülkenin altına konmaya çalışılan dinamit işlerine yaramayacaktır. Tabii ki bunun suçlusu şu anki Hükümet mi derseniz hayır derim. Çünki bunun suçlusu ne yazık ki Atatürk'ten sonraki tüm hükümetlerdir. Ben şahsen çocukluğumdan hatırlıyorum. Sayın İnönü başbakan iken aynı uygulamayı yapmış ve çocuk başına para vermiştir. Belki o dönemde haklı gibi görülen bu uygulama ne yazık ki diğer hükümetlerce de sürdürülmüş ve gelinen nokta gözler önüne serilmektedir. Peki bunun çözümü nedir derseniz çok basit ancak çok uzun solukludur. Yani radikal kararlarda yatmakta ve öncelikle de AB uyum yasaları adı alştında yerleştirilmeye çalışılan yasaların tamamen iptalinde gizlidir. Bir örnek olmasa da bir film den izlenimleri sunmak istiyorum. Kıssaa dan Hisse: Bir kadın Eroin bağımlısıdır.Ne yaparlarsa yapsınlar eroin den ve dolayısı ile de Fuhuştan kendisini alamamaktadır. Ne yazık yaklaşık hemen her uzun süreli ilişikisinden de hamile kalmakta ve doğan çocuğuna gereken yaşam koşullarını sağlayamadığı gibi o çocuklar büyüdüğü zaman da eroin bağımlısı olma ihtimali çok yüksektir. Komşuları her seferinde kadını şikayet ederler ve her seferinde aynı bölge hakimi davaya bakmaktadır. Hakim defalarca uyarır.Bunu yapmamalısın der. Kadın her seferinde bir özür ve bazı gerekçelerle,çocuklarının bakacak kimsesi olmadığı gibi nedenlerle serbest kalır. Hakimin karşısında tekrar gelir. Ve hakim sorar neden bu yola başvuruyorsun? Hadi bu yola baş vurdun.Neden bu ülkenin kaynaklarını senin densiz kişiliğine harcatıyorsun der. Yanıt tabii ki yoktur. Çünki akli melekelerini kullanma vasfını artık yitirmiş bir kişiliktir. Onun için varsa yoksa eroin vardır.Gerisi ise devletin ve dolayısı ile vergisini veren toplum üyelerinin sorunu olmaktadır. Artık en son gelişinde hakim kararı açıklar. Ve bu karar tüm insanlık için ibret vesikasıdır. Yasa zoru ile Kısırlaştırılmasına karar verir. Hakim bu kararının gerekçesini de açıklar.Der ki: Biz bu topluma karşı sorumluyuz.Herkesin verdiği vergilerden toplanan paralar senin doğurduğun ve sorumsuzca yaptığın hataların düzeltilemsi için harcanamaz.Bu kararı seni düşündüğüm için değil,Öncelikle senden çıkan zavallı çocukları,sonra da bu ülkenin gelirinin kaynağı olan sorumlu insanları düşündüğüm için veriyorum der. Ve karar uygulanır...... Burada öenmli olan hakimin verdiği kararmı dır?Yoksa kadının topluma verdiği zararın önüne geçilmesimidir?Herkesin kendi vicdanına bırakıyorum. Lakin doğru olan şey hiç kimsenin,hiç bir zümrenin, vatandaşlarının canı ile tırnağı ile ödediği vergilerin sorumsuzlar tarafından har vurup harman savrulamayacağı nın bilinmesi gerçeğidir.... Üniversite yıllarımda bir hocam var idi. Atatürk İlkeleri dersine giren bir doçent. Bir söyleşimizde demişti ki: "Arkadaşlar,bizler birer birer artyoruz,ekonomik ya da diğer nedenler ile,oysa onlar 20 şer 20 şer artıyor.Birgün gelecek ki Türkiye Cumhuriyeti'n den söz edemiyeceğiz" Sayın Hocam yaşıyor ise saygı ile,aramızda değil ise de Rahmet ile anıyorum. Şimdilerde dedikleri çıkıyor ve ne yazık ki haklı olduğunu biliyor mu bilmiyor mu onu da ben bilmiyorum. Evet dostlarım, Şimdi soruyorum,tekrar ediyorum. Bu AB yasaları bize bol mu geliyor,dar mı? ABD'ye karşı oluşturulan AB'ye bakınız.Ne kadar ilginçliklerle doludur değil mi? Oysa bir ABD polisi dur deyince sıkıysa durmasın. Bizde öyle mi? Tabii ki bu yazdıklarmdan Polisimize bir hakaret kimse çıkartmasın.Bu hayale ise hiç kapılmasın. Bizim devletimizin ya da yasalarımızın neresinde yanlışlık var acaba,onu soruyorum. Öğretmen yetiştiriyor,lakin güvenmiyor ve tekrar sınava tabii tutuyoruz. Polis yetiştiriyor güvenmiyor,silahını kullanma yetkisi vermiyoruz.O silahı beline süs diye mi takıyoruz?Bu polisimizin neyi ne zaman yapacağına güvenmiyormu yuz? Sayın Tantan'ın iç işleri bakanlığı döneminde Polis silahının kabzasını ters çevirmek sureti ile tepkisini koymuş idi. Lakin o derenin altından çok sular geçmiş olmalı ki unutuldu. Polise selahiyet vermiyor iseniz iptal edin o teşkilatı kardeşim. Vatandaş kendi yasasını kendisi yapar da sağlar da diyeceğim yine diyemiyorum. Zaten yasalar parası olandan,mafya olandan yana değil mi? Evime hırsız girecek,neymiş efendim ben onu vurursam suç işlemiş olacakmışım. Vay be! Hangi akla hizmettir bu yasalar. Üstüne üstlük benim hakkımı da hiç bana sormadan affedecekler,af çıkartacaklar. Bir de Allah(cc)nün dahi kulumun hakkına ben dahi karışmam dediği yerde ve kendisini müslüman nitelendirenlerce çıkarılıcak olursa çok gülünç olmaz mı? Tabii ki bu geçmişte yapılan hatalardan ders alınmadığını gösterir ancak. Ne güzel değil mi? Onlar dokunulmaz,üstelik vekil,Lakin asıl olan biz millet önemli değil,dokunulur yegane unsur oluyoruz. Dokunulmazlıkların bu millete maliyeti nedir bilirmisiniz? 1850 ler ile 1900 arasında Osmanlı'da kaç dokunulmaz vardı bilen var mı? İlla ki vardır.Ancak ben yine de hatırlatayım. Bazı kaynaklara göre 200 bin,bazı kaynaklara göre de 250 bin adet.Ne yazık ki Osmanlı'nın yıkılma sürecinde önemli rol oynayan bu dokunulmazlar ne yazık ki Kenan Evren Yasaları ile tekrar gündeme getirilmiş,belki de özel emirlere uymak amacı güdülerek hayata geçirilmiştir,ne malum? Bunu derinlemesine bir düşünmekte fayda vardır diyorum. Hanımefendiler,Beyler,Efendiler, Siz ne yaptığınızın ya farkında değilsiniz ya da resmen milleti galeyana teşvik içindesiniz diyebilirmiyim ki?. Açınız şu polisin önünü de vatandaş kendi infazını yapmaya zorlanmasın demek istemiyorum. Yoksa istediğiniz kaos bunun ardında mı gizli de biz anlamamakta ısrar ediyoruz? Hegün evine sağ mı ,ölü mü haberi geleceğini bekleyen kaç yüz tane polis ailesi var hiç düşündünüz mü? Kaç askerin anası şehit haberi alacakmıyım diye bekiliyor hiç düşündünüz mü? Tabii ki sizlerin tuzu kuru. Neden kuru olmasın ki? Ülkenin kaynaklarını paylaşmak,gerektiğinde acımasızca peşkeş çekmek meslek olmuş,adına da AB süreci ya da uyum yasaları denmekte ve bu kılıf hazır bekletilmektedir.. Birgün bu millet sizden bunun hesabını o mahvetmeye çalıştığınız hukuk içerisinde elbet ki soracaktır. Çünki bu millet,devletinin yasalarına son derece bağlıdır.Bu nedenle de hukuk içerisinde bu hesaplaşmasını yapacaktır. Er ya da Geç. Mutlaka sorulacaktır. Lakin siz o vakit mezarınızda iseniz lanetle mi anlılacaksınız bilinmez. Yaşıyor olmak istemiyeceğinizden eminim. Yasalar elbet ki bir gün yerine bulacaktır. Er ya da geç,İlahi adalet dahi tecelli edecek ve sizlerin ızdırap çığılklarınızdan zevk almasak ta bunları hak ettiğinizi düşünecek milyonlarca tüyü bitmemiş hak sahipleri başınızı bekliyor olacaktır. Allah O günleri bu milletten yine de uzak tutsun. Dilerim ki bizler yanılmış olalım. Dilerim ki yanlış düşünmüş olalım. Lakin bir kural vardır. Bu millette tokat atmadan giden,Ahiret'e borçlu gideceğine inanmış birkere. Ne derseniz deyin sivrisinek saz misalidir. Allah Bu milleti de bu vatanı da Korusun. Saygı ile... Ahmet Dursun |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Kıssadan hisse,tahlilde netlik,tedavide ölçü ve bu iş bitmiştir.Sistem kendi düşmanını üretmiştir..Teşekkürler dostum,düşünce ve tezlerine katılıyorum..Sistemin büyük ölçüde(!) yenilenmesi ve yeni doğumlara geçmesi gereklidir.Aksak doğumlarda neşterin atılması kati ve sonuçlu olmalıdır.. |
|
#3
| ||||
| ||||
| Sayın İlpar, Haklı olmaya haklıyız da ne yazıkki körler ile sağırlar ortamında yaşamaktayız. Belki söyleyeceklerim Radikal gelebilir lakin yine de söylemem gerekeni söyleyim istiyorum. Radikal kararlar almadan bu işler sala düzelmez. İki yüzlü nüfus palanlamaları,aile palanlamaları sonuç vermedi.Neden iki yüzlü diyorum? Çünki bir nüfus planlaması yapmak istiyorsunuz lakin gizlice artın politikası güdüyorsunuz.Eh buna iki yüzlülük denmez de ne denir ki? Birkere herkesin geliri ile orantılı bir yaşam elde etmesine çalışılmalı ve gelir düzeyi toplumun tüm fertlerinde en az yıllık 40 bin YTL gelir düzeyi sağlanmalıdır. Eğitimden eşit yararlanma imkanları açılmalı ve diğer sosyal devlet ilkesi tam ve eksiksiz yerleştirilmelidir. Bu da tabii ki yasaların hiç bir dokunulmaz olmaması ile sağlanabilir. Çünki diğer yazılarımda da belirttiğim gibi,dokunulmaz sayısı 1850 ler ile 1900 başlarında osmanlı da 200 bin bazı kaynaklara göre de 250 bin civarında idi. Bu dokunulmaz zümre de ne yazık ki Osmanlı nın sonunu hazırlamıştır. Şimdi de durum oraya doğru gidiyor. Neyse, Kanun herkese eşit uygulandıkça ve istisnasız oldukça adalet te yerini bulacaktır. Bundan sonra yapılaması gereken asıl radikal kararlar da işte o aşama sağlandıktan sonra alınmalıdır. Yani, Dünyaya getirdiğiniz her çocuğa bir oda,bir eğitim hizmeti,sağlık hizmeti gibi olanaklardan yararlandıramıyor iseniz fazla çocuk yapmayacaksınız. Tabii ki bunu yasalarla zorunlu hale getireceksiniz. Aksi halde o çocuğun yaşam haklarını devlet karşılamalı ve o Anne-Baba yı da yasa ile kısırlaştırma yoluna gitmelidir. Bunu siyonist fikir ile suçlamaya çalışanlar da olabilecektir,ancak müslüman nüfusunun artmasını istemediği için bunları yazıyor demek gerçekten çok komik kalacaktır.Bunları diyebilecekler olduğu için ben evvelden söyleyim istedim. Zira adını bilmediğiniz insana dinini nasıl öğreteceksiniz o da ayrı bir sorudur. Zaten nüfus sayısı herşeyi halletse idi,bir avuç israil dedikleri topluluğu milyonlarca Arap alemi tükürseler boğmazlarmıydı ki? Devam edyim,Af çıkarma imkanı kaldırılmalı,suç mutlak olarak yasadaki karşılığını bulmalı hakimlerin vicdani kanaat kullanma hakları sınırsız olmamalıdır. Bu konuda daha fazla yazmak isterdim lakin değişik görüşleri de almadan yeni ilaveler yapamak istemiyorum. Kolay gelsin.... Ahmet Dursun |
|
#4
| ||||
| ||||
| Yukarıda yazdıklarıma bazı ilaveler yapmam gerkiyor. Ör- Nüfus Palnlamaları yapın diye söylemlerde bulunan bazı misyonar faaliyetler de mevcut olduğu süeekli söylenmektedir.Lakin bu anlamda söylemiyorum.Benim söylediğim planlama o tipteki söylenen nüfus palnalamalarıile hiç bir bağlantısı yoktur. Şöyle ki: Bazı mason örgütlerin ya da Emperyal güçlerin tetiklediği Nüfus planlamaları ve söylemleri farklıdır. Gizli veya asikar soyup sogana çevirdikleri sömürge ülkelere tellallari vasitasi ile birtakim tavsiyelerde bulunurlar: Silahsizlanin, Nüfus planlamasina gidin, Tasarruf yapin, Et'i az yiyin, Ot'u çok yiyin,Dünya dilini konusun,Savasmayin sevisin,Toplumsal degil Bireysel düsünün, Evlilik sart degil hatta ilkel bir sorumluluk alma modelidir o yüzden evlenmeyin beraber yasayin,Mutlaka bir psikologunuz olsun,Sizi istedigim saglik problemlerine hangi ölçülerde mahkum ettigimi anlayabilmem için senede iki defa tepeden tirnaga muayene edildiginize dair Hastahane yahut doktor raporlarinizi tanzim ettirin,Sakin açikta satilan bir seyler yiyip içmeyin Süper marketlerinizde sagliginizi düsünerek özenle ambalajlatip hizmetinize sundurttugum her türlü illete deva hormon destekli yiyecekleri tüketin,Güneste dolasmayin "E" vitamini almis olursunuz ,Tereyagi ve ayrandan uzak durun,Sakatat'in yanindan bile geçmeyin onlar ilkel topluluklarin gida türüdürler vs., vs., vs., Dünya'yi Siyasi, Iktisadi, Askeri ve kültürel anlamda nasil sekillendireceklerinin direktifini TEVRAT'tan alan bu Köktendincilerin Küresel Programları ile benim söylediğim Nüfus Palnlamasının hiç bir bağlantısı yoktur. Tam tersine Eğitilmiş,Kaliteli insan gücü ile bağlantısı vardır. Çünki eğitilmemiş olursanız çok ya da az olmanızın hiç bir değeri yoktur. Bu belirttiklerim tamamen insanın insan olarak yaşam hakkını içermektedir. Bu konuyu da açıklığa kavuşturmayı zorunlu gördüm. Saygı ile... Ahmet Dursun **** Arkadaşım Duygu'dan bir Batman anısını da sizlere sunmak istiyorum... Batman'da Sağlık Paneli... Dün Ankara'dan Batman'a gelme hazırlıkları içerisinde iken, karlı bir Ankara sabahına uyanmam biraz yormuştu düşüncelerimi. İki hafta önce yapmayı planlayıp zorunlu nedenlerden dolayı ertelediğimiz Batman'daki sağlık panelimizin bir kez daha ertelenmesi ya da iptal edilmesi hoş olmayacaktı. Yoğun kar yağışı uçuşları etkiler mi düşünceleri arasında iken kendimi Batman'da buldum. Ertesi sabah da karlı bir Batman sabahına uyandım. Kış şartları işte, havanın ne sürprizler yapacağı belli olmuyor. Urfa, Adıyaman'dan sonra, sağlık panellerimizin üçüncüsünü Batman'da yaptık bugün. Gerek sağlık camiası, gerek yerel medyası, gerekse sivil vatandaşın başından beri bu panele ilgi göstermesi, Batmanlıların kendi sorunlarına karşı duyarlılığının göstergesi oldu. İki hafta önce yapmayı planladığımız bu panelin, aşırı soğuklar nedeniyle, gelen talep üzerine, ilan edilmiş tarihinin ertelenmesi, sonrasında yerinin değiştirilmesi ve en sonunda da saatinin değiştirilmesi, taksit, taksit duyurularla verilse de, katılımcı üzerinde bir olumsuz etki yarattığı muhakkak. Bizden kaynaklanmayan bu değişiklikler elbette ki panele katılımı olumsuz etkiledi. Bir de aniden gelen kar ve soğuk hava. Eh artık, katılımcının minimum düzeyde olmasını gerektiren her şey mevcut bulunuyor. Buna rağmen iyi bir panel, başarılı bir sunum olduğu kanaatindeyim. Katılımcı sayısı da, bu kadar olumsuz şarta rağmen az denemeyecek oranda idi. Özellikle Batman'ın spesifik sağlık sorunlarının temel başlıklarla saptanması, çözüm önerilerinin dillendirilmesi ve soru-cevap kısmında konuşmacı ve katılımcı doktorlar arasındaki tartışmaların ilgiyle izlenmesi kayda değer nitelikteydi. İlk konuşmacının Batman İl Sağlık Müdürü olması dolayısıyla, şehrin sağlık sorunları konunun en yetkili kişisi tarafından dillendirilmiş oldu. Bununla beraber sorgulayan bir grup sağlık personelinin de katılımcı olması, nitelikli bir tartışma ortamı yaratmış oldu. İl Sağlık Müdürü Sayın Hasan Demir'in "Güneydoğu'nun sorunlarına sahip çıkmak isteyen birilerinin böyle bir panel yapılması önerisiyle bizimle iletişim kurmaları bizi heyecanlandırmıştır, kendilerine teşekkür ediyoruz" şeklindeki sözleri bizi onore etmiştir. Sadece Batman'ın ya da Güneydoğu'nun değil tüm Türkiye'nin sorunu olan sağlık konusuna, kendi şehirlerinde sahip çıktıkları ve konuyu spesifikleştirerek çözüm arayışları çabasında oldukları için, gerek konuşmacılar Sayın Hasan Demir ve Esen Tiğiz'e gerekse katılımcılara; ayrıca bu çalışmada bize destek veren, yer temininde yardımcı olan ve her türlü katkıyı sağlayan kurum ve kişilere, kendim ve Güneydoğum Derneği adına teşekkür ediyorum. 04.02.2007 / Batman Duygu Sucuka'nın paylaşımıdır. |
| Sponsorlar |
| |