| Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz. |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
Bunlara Baktınız mı?
25.04.07, 17:44
Bu Türk’ün kaçıncı ‘’ateşle imtihanıdır’’ bilinmez. Türkiye’nin coğrafî yeri çekiçle örs arasındadır. Tarih, yüzyıllardan beri Türk’ün ateşle yaptığı raksı seyrediyor. Haddeden geçilen ‘’nezaket’’ değil, Türk’ün hayat kabiliyetidir, kızgın potalarda ‘’nâr-ı beyzâ’’ haline gelinceye kadar kaynatılan, her türlü belaya karşı gösterdiği tahammüldür. Örsle çekiç arasında dövülen tarihî tecrübedir. Böyle olunca; ‘’Yâri güzel olanın gözünü uyku tutmaz’’ denilmiştir. Türkiye’nin coğrafî yeri, tarihin dünya düzenine savurduğu en acı nüktelerden biridir. İslâm, her Müslüman’ı aynı şeylere inanmaya, belli durumlar karşısında aynı tavırları almaya sevk ediyor ama insanlar bu davetlere her defasında farklı karşılık veriyorlar. Önceleri dünyayı, ‘’darü’l-Harb’’ ve ‘’darü’l-İslâm’’ diye ikiye ayırmakla yetinen Müslümanlar, ta ‘’harîm-i ismet’’ ine kadar nüfuz eden ‘’harbî’’lerin bu yapışkan ve rahatsız edici temaslarından bir türlü sıyrılamadı... O güne kadar ciddiye alınmayan dış dünya, pek etkili (çoğu kere de pek yetkili) bir şekilde darü’l-İslâm’a delâlet etmeye başlayınca, üstelik az zaman sonra temaslar ‘’zoraki’’ bir mahiyet kazanınca ‘’Ümmet-i Muhammed’’ mukaddeslerini korumak kaygısıyla harekete geçer. ... Köylüyü köyünde tutmak teşebbüsleri bir biri ardına hezimete (Tarım ve çiftçinin hali ortada) uğradı. Köylüler kentlere taşındılar. Artık ‘’zorba Osmanlı’’ yasaları da yürürlükte değildi. Kent yeni misafirlerine ‘’ edep erkân ‘’ öğretecek vakti de yoktu, isteği de. Kentlere akın edenler orada kentli değerleri dikte edecek sosyal muhitle karşılaşmadılar. Kentin yeni sakinleri, kent hayatını kentlilerden değil, şehirde kendilerinden daha kıdemli hemşehrilerinden öğrendiler. Şehir, uğradığı istila karşısında kendi değerlerinden vazgeçmişti. Yeni gelenler şehir de tutunabilmek ve hayatta kalabilmek için yeter miktarda para kazanmak kâfiydi. Para kazandılar gerisini bildikleri gibi yaptılar. Köyden şehre taşınan değerler içinde en fazla olan ‘’din’’ unsuruydu. Şehirde dinî değerlerin Cumhuriyetin tek... yılarında dizgisiz bırakılan kültür şokunun ve onun uzantısı modernizmin tesiriyle baskı altında tutulması onları şaşırttı. Köyde pek de önem vermedikleri ‘’dînî sembollerin’’ , kente pekâlâ bir ‘’sosyal parola ‘’ teşkil edebileceğini fark ettiler. Köy hayatının kendi içinde taşıdıkları fark edilmeyen ayrılıklar şehirde pekâlâ bir dışlama veya yandaşlığa kabul edilme parolasına dönüşebiliyordu. İslâm’ın köylü pratiği, tam anlamıyla olmasa bile buna benzer faktörlerle şehirde yaşanan ve yorumlanan İslâm pratiğinin önüne geçti. İslâmî pratiğin sözcüleri, bu gelişmeyi yanlışlıkla ‘’İslâm’ın yükselişi ‘’ olarak değerlendirdiler. Halbuki kemiyet artmış, keyfiyet kayba uğramıştı. İslâm’ın şehir pratiğinin fidelikleri olan medreseler ve tekkeler, kent hayatının bağrından... atılınca,... medrese ve tekkeler ‘’kırsal’’ a çıkmışlardı. Kent atmosferinden tamamen uzakta, tozlu samanlık loşluklarında ve pencereleri şıkı şıkıya kapalı yerlerde faaliyetlerini sürdüren ‘’alternatif medrese ve tekke ‘’ lerin, şehir pratiğinin birikimine nüfuz etmesi mümkün değildi. Sonraki yıllarda açılan İmam-Hatip okulları ve Kur’an kurslarıyla köylü pratiği, devletin ilan ettiği ‘’ateşkesten’’ istifade ederek yeniden şehirlere döndü. Ama aradan geçen otuz-kırk yıl zarfında Şehir kendi pratiğini kaybetmişti ne de olsa... baskısı, Şehirlerde daha yakından hissedilmişti. ... Komşuluk geleneklerinden Ramazan adetlerine, Türkçe’yi doğru telâffuz kaygısından, kaldırım âdâbına, kanaat ve nezaket endişesinden dînin yorumlamasına kadar hemen her alanda köylü pratiği, şehirli değerleri fersûdeleştirdi. Sert, hırçın, hoyrat ve düz hayat yorumu, bir nevi radikalizm tarzında şehirlerde neşv ü nema buldu. .... Suç kimdedir? İslâm’da olmadığına göre kimde? (Ahmet Turan Alkan – Ateş Tecrübeleri kitabından alıntı yapılmıştır.)
__________________ ... mezarcılar öldüğünde kazmalarını gömmezler. ...ruhum kokuşacağına ağzım koksun Ne verirseniz alırım, Ben bir DİLENCİYİM |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| eleştiri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|