iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 02:39 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » ordu yıpranıyor ama ne uğruna

Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02.05.07, 16:38
Standart ordu yıpranıyor ama ne uğruna

02.05.07, 16:38



Yavuz Donat


Bir siyaset ya da şehir efsanesi

Siyasi iktidar ile asker arasında daha önce ufak tefek "sorunlar" yaşanmıştı. Askerin, iktidara karşı "kurumsal hassasiyeti" bilinmeyen şey değildi. Hassasiyet "güvensizlik boyutuna" tırmanmıştı. Ve son olarak askerin "geceyarısı söylemi" gündeme geldi.
Şimdi "bazı çevreler" diyor ki:
- Bu durum AK Parti'yi "mağdur" konumuna getirir... Seçimde oyu sıçrar.
Ve "gerekçesini" de söylüyorlar:
- Halk mağduru sever... Seçmen mağdurun yanındadır... Geçmişte de böyle oldu.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 02.05.07, 16:38
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: ordu yıpranıyor ama ne uğruna

"Geçmişte de böyle oldu" söylemi bir "siyaset ya da şehir efsanesidir."
"İşin aslı" şudur:
1. Halk, siyasete müdahale eden askere hoş bakmaz... Onun işaret ettiği partinin peşine takılmaz.
2. Aynı halk askerle didişen, askerin uyarısına muhatap olan partiye de aferin demez, prim vermez.
Adalet Partisi'nin 1969 seçimlerindeki oyu yüzde 46.5.
1973'teki oyu ise yüzde 29.8.
Düşüş 16.7 puan.
1969'la 1973 arasında ne oldu:
1. 12 Mart muhtırası verildi.
2. AP doğum yaptı... Demokratik Parti kuruldu.
Sonuç: Seçmen AP'ye "mağdur muamelesi" yapmadı.


1995 seçim sonuçları:
Refah Partisi: Yüzde 21.38.
DYP: Yüzde 19.18.
ANAP: Yüzde 19.65.
Ve 1999... Kapatılan Refah'ın yerine kurulan Fazilet Partisi'nin aldığı oy yüzde 15.41. (Düşüş 5.97 puan)
DYP yüzde 12.01. (Düşüş 7.17 puan)
ANAP yüzde 13.22. (Düşüş 6.43 puan)
1995 ile 1999 arasında "28 Şubat" var. Seçmen "askerle sürtüştü" diye baktıklarını "mağdur sınıfına" koymadı.
"Askerle işbirliği yaptı" diye baktığına da "iltifat etmedi."
"Topuna birden" ceza verdi.
"Seçmen mağdurun yanında" bu doğru. Ama "hangi mağdurun?"


Konu nuvekolik tarafından (02.05.07 saat 16:51 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02.05.07, 16:50
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: ordu yıpranıyor ama ne uğruna

AKP oylarının birkaç puan düşmesi tek başına seçimi kazanamaması uğruna,ordu veya silahlı kuvvetler değil,genel kurmay yönetimi AKP taraftarıyla karşı karşıya getiriliyor.Getirende tabiki genel kurmay.Halkın 1/3 lik oranı genel kurmayı desteklemiyor.(Dünya basını,sağduyusu demokrasi anlayışı da)Nereden nereye geldiğimizi farkedebiliyormusunuz?Halkın üçte biri genel kurmaya karşı...

Genel kurmay stratejisi çok yanlış ve bu daha fazla ileri adım atılmak istenirse istenmeyen sonuçlar doğurabilir.
Yazarın bir tespiti var.Genelde askerle didişenin oyu düşer.Askerde bunu biliyor ve ona göre davranıyor.bu tespiti bir kaç gün öncede söylemiştim zaten

burada
Abdullah Gül CUMHURBAŞKANI olmalı mı?


Alıntı:
CiwCiw´isimli üyeden Alıntı
kimse cevap yazmamış ben düşüncemi yazıcam eğer olursa ihtilal olma olasılığı yüksek ve türkiye .... yıl geriye gider bunu iyi düşünmek lazım...


sende forumu karıştırmaya bayılıyon hee
yazmadıysa vardır milletin bi bildiği

erken seçim olacak millet gerilim istemediği için Akp nin oyları birkaç puan düşecek tek başına gücü yetmediği için
CHP ile koalisyon olacak

başka kahinlik istermisin ?


ne kadar üzücü değil mi?

Konu nuvekolik tarafından (02.05.07 saat 17:03 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
m.salih (08.07.07)
  #4  
Alt 08.07.07, 11:42
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: ordu yıpranıyor ama ne uğruna

Gülay Göktürk
Tüm yazıları
Ordu yıpranmak istemiyorsa...

Genelkurmay günlerdir beklediğimiz açıklamayı yaptı. Ama doğrusu, bu açıklama kafamızdaki sorulara cevap vermek bir yana o soruları daha da artırmaktan başka bir işe yaramadı.

Önce, günlerdir süren sessizlikle ilgili söylenenlere bakalım: "Tartışmaların boyutlarını ayrıntılı olarak saptamak ve yaratılan bu ortamın arkasındaki aktörlerin gerçek yüzlerini ve niyetlerini ortaya çıkarmak maksadıyla, özellikle başlangıçta bir açıklama yapılmamış, beklenmiştir" Olmadı; hem de hiç olmadı! "Türkiye üzerinde oynanan dehşet verici oyunlara katılma" gibi büyük bir suçlamayla karşı karşıya kalan bir devlet kurumu böyle mi yapar?

Siz kendinizi ele alın; hükümeti yıkmaya çalışan bir komplonun içinde olmakla suçlanıyorsunuz; üstelik bu komplo hükümeti yıkacağım derken Türkiye'yi kana bulamayı da göze alıyor. Daha suçlamayı duyar duymaz, "İftiraya uğradım. Ben asla böyle bir komplo içinde olmadım" diye feveran etmez misiniz? "Bakalım kim var arkasında" diye susup bekler misiniz? Açıkçası, kamuoyu Genelkurmay'dan bir karşı suçlama değil, açıklama bekliyordu. Oysa Genelkurmay, artık bütün ayrıntıları ile önümüze serilen bu toplantıyla ilgili olarak kamuoyunu ikna edecek argümanlar getireceğine, üstten bir ifadeyle Çongar'ı suçlamaya girişti.

Çongar, maksatlı olmakla, yalanı yalanla örtmeye çalışmakla, hedef saptırarak orduyu karalamakla itham ediliyor. Bildiğiniz gibi, Yasemin Çongar haberini yalnızca bir takım katılımcıların sözlü beyanlarına dayandırmamış, belgelerle de desteklemişti. Milliyet Gazetesi, bu belgeleri, yani Hudson Enstitüsü'nün toplantıya dâvet mektubunu ve üzerinde tartışılmak üzere kaleme alınan senaryo metnini de birer gün arayla yayımlamıştı. Bunlara "yalan" demek, Çongar'ı resmen sahte belge tanzim etmekle suçlamaktır. İşte bu noktada durmak gerekir. Durmak ve tavır almak...

İşi kamuoyunu bilgilendirmek olan bir gazeteci, sırf işini yaptı diye, üstelik iyi yaptı diye, böyle ağır suçlamalarla karşı karşıya kalıyorsa, hedef alınıyorsa, açık toplumu savunan herkesin de ona güçlü bir şekilde sahip çıkması boynunun borcudur. Bu sahip çıkış, sadece Çongar'a yapılan haksızlığı düzeltmek için değil, aynı zamanda toplumun bilgi alma hakkını savunmak içindir. Bugün bir meslektaşımızın böyle ağır ithamlarla hedef alınışı karşısında susan kamuoyunun, yarın basından "cesur olmasını" "toplumu bilgilendirmesini" "gerçekleri aydınlatmasını" isteme hakkı da olmaz.

* * *

Yeniden şu meşhur klişeye, "orduyu yıpratma" suçlamasına dönecek olursak... Açıkçası, Şemdinli'den Atabeyler'e, Sarıkız'dan Ayışığı'na, Eryaman'dan Ümraniye'ye, ortaya çıkan her skandalda Genelkurmay tarafından tekrarlanan bu "orduyu yıpratma" suçlamasından artık hepimize gına geldi. Ordu üst kademeleri, kendileriyle ilgili her habere, her eleştiriye "orduyu yıpratmaya çalışıyorlar" fobisiyle yaklaşmak yerine, orduyu asıl yıpratanın ne olduğunu bir an önce görse iyi olur.

Orduyu asıl yıpratan, ortalığa saçılan her çetenin içinde yuvalandığını gördüğümüz emekli astsubaylar, subaylar ve bunların ordu içine doğru uzanan bazı bağlantılarıdır. Ordu malı bombaların suikast timlerinin ellerine geçmiş olmasıdır. Çete davalarının birer birer düşmesi, iddianamelerin değiştirilmesi, ceza taleplerinin azaltılması, davaların çete kapsamından çıkarılmasıdır.

Siyasi rakipleriyle siyaset alanında baş edemeyen CHP'nin tahriklerine kapılıp iç siyasete bulaşmaktır asıl orduyu yıpratan... Asker- sivil kimi cuntacı kliklerin, ABD'nin en gerici kliğiyle karanlık işbirliklerine girmesi, ülkeyi uçurumun kenarına götürme pahasına seçim sonuçlarını manipüle etmeye kalkışmasıdır.

Genelkurmay Yasemin Çongar'ı hedef alacağına, bu karanlık klikleri bulup çıkarmaya çalışsa, hem kendi itibarını kurtarmış, hem de bu ülke için hayırlı bir iş yapmış olur...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08.07.07, 13:22
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: ordu yıpranıyor ama ne uğruna

Devlet, ordu ve 'imaj'


H. Gökhan Özgün
08/07/2007 Reklamcılık ve pazarlama bir savaş telakki edilir. Bu yüzden birçok kavramını askeriyeden ödünç almıştır.
'Strateji', 'taktik', 'konumlama' (positioning) gibi en âlâsından askeri terimler, sanatçıdan daha sanatçı görünümlü insanların konuşlandığı şık ofislerde havada uçuşup durur. Sonunda ortaya 'kampanya'lar çıkar. 'Kampanya' belki de bu terimlerin en askerisidir. Anglosakson dillerinde 'büyük taarruz' anlamına gelir. Peki bunca 'savaş zihniyeti'yle donanmış iş, pazarlama ve reklam dünyasını, birbirini boğazlamaktan,
'arkadaş çeteleri' kurmaktan, bir diğerini ensesinden vurmaktan, 'vatan haini' ilan etmekten uzak tutan nedir?
Gerçi bu zihniyet, zaman zaman iş dünyasında da 'çeteleşmelere', 'arkadaş kuvvet birliklerine', 'mafya söğüşlemelerine' bol bol çanak tutmuştur. Bunu herkes bilir. Ama bu, daha ziyade devlet ihaleleri gibi tek bir güç üzerinden 'iş çeviren', 'tek darbede' parsayı toplamayı çalışan vurguncu iş dünyasının tercihi olmuştur. Kapitalizmin gelişmesi ve derinleşmesiyle, işadamlarına yepyeni bir iş kapısı daha açılmıştır: Rant vurgunuyla değil, kâr marifetiyle para kazanmak. Artık parayı 'kaparak' değil, mal satarak kazanmak zorunda kalan işadamlarının savaşçı zihniyetinin içine aniden 'imaj' diye belli ki askerleri pek de o kadar ilgilendirmeyen bir kavram girivermiştir. Üç-beş kişiyle ilişki kurarak 'toptan' para kazananları pek ilgilendirmeyen 'kamusal imaj', milyonlarca kişiyle ilişki kurarak 'perakende' para kazanmak zorunda kalan 'yeni işadamı' için belki de en önemli kavram haline gelmiştir.
Kapitalist iş dünyası, 'imaj'ı feda ederek yapılan savaşların kısa dönemde 'taktiksel' başarılar sağlasa bile uzun dönemde büyük 'stratejik' kayıplar verdiğini burnunu sürte sürte öğrenmiştir.
'İmaj mecburiyeti' hem girişimciyi girişimciye karşı, hem de halkı girişimciye karşı koruyan asgari bir 'hukuk'un temelini oluşturmaya başlamıştır.
Belden aşağı vurmaları tamamıyla önlemese bile, en azından teşhir edildiğinde büyük maddi zararlara yol açar bir hale getirmiştir.
Batı'da piyasanın derinleşmesiyle oluşan 'imaj' kavramı, zaman içinde devlet kurumları için de vazgeçilmez hale gelmiş, devlet kurumlarını 'toptancılıktan', 'perakendecilğe' geçmeye zorlamıştır. Yani tedarikçilikten, müşteri memnuniyetine.
İşadamı zemzemle yıkandığı için değil, kaybederek terbiyeli olmayı öğrenmiştir. Peki devlet kaybedebilir mi ki terbiye edilsin? Hele hele Türk devleti? Evet kaybedebilir.
Hayat görüşünden bağımsız olarak cebinde para olan herkes çocuğunu 'özel okula' gönderme yarışına giriyorsa, bundan 20-30 sene önce satılması mümkün olmayan devlet teşebbüslerinin satışları, bu satışları 'siyasi olarak' tercih etmeyenler tarafından alenen olmasa bile zımnen anlayışla karşılanıyorsa, devlet fena halde 'imaj' kaybediyor demektir.
Türkiye'de devletin bu kaybetme yarışına 'imajı doğuştan güçlü' ordu da sanki aniden dahil olmak istemiştir. Son üç-beş aydır olan biten Türk
askerine telafisi mümkün olmayan bir 'imaj kaybı'na mal olmuştur.
Hadi varsayalım ordunun imajı Türkiye'de taştandır, ne yapsa bir şey olmaz. Ama 'askerlik mesleğinin' böylesine 'imaj' kaybına uğradığı başka bir dönem ben bilmiyorum. Her gün bir 'emekli asker çetesi' ortaya çıkıyor. Arka odalarında kolilerle hatıra el bombaları bulunuyor. Görevli bir subay 'Bizim arkadaşların işi mi şu zıbartılan adam?' diye sorabiliyor. (Zıbartılan adam, Hrant Dink). Hani durum öyle ki, bir 'asker amca' eğilip çocuğumuzu sevmeye kalksa kaçacak delik arayacağız.
Kaybettiğini idrak edenin kazanma şansı hâlâ vardır. Ama Türkiye kaybedenlerin kaybettiğini idraka yanaşmadığı bir ülke. Milyonlarca insan sokakta yürüyor. Beğenseniz de beğenmeseniz de 'sivil' bir harekettir deyip hazmetmeye çalışıyorsunuz. O sırada ordu darbe kıvamında bir muhtıra veriyor. Sokakta yürüyenler bir anda 'cuntacı' oluyor ve kaybediyorlar. Ama onlar bundan gocunmuyor. Halbuki biraz 'imaj' dertleri olsa, en çok gocunması hatta buna isyan etmesi gereken öncelikle onlar.
Belli ki Türkiye'de bazı güçler ceplerindeki 'imaj'ı tükenmez sanıyor. Bunu söylemek pek bana düşmez ama toptancılıktan perakendeciliğe, tedarikçilikten satışa geçmeyi büyük ölçüde başarmış bir ülkede kazın ayağı öyle değildir.
Arzu ederlerse bundan üç-beş sene sonra bir 'imaj' araştırması yapsınlar da görsünler. Gördüklerine de şaşırıp arkasında bir komplo aramasınlar. Gören gözler biliyor, en büyük komployu kendi kendilerine yapıyorlar.
Savaşın silahsız olanı, perakendecilik ve satış zor iştir. Müşteriye büyük tahammül, çelikten sinir ve değişime açık olmayı gerektirir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
lolipop (08.07.07)
  #6  
Alt 08.07.07, 14:55
Şebnem - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Sep 2006
İletiler: 1.348
Ettiği Teşekkür: 1.403
961 tane iletisine 1.569 kere teşekkür edilmiş
Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: ordu yıpranıyor ama ne uğruna

Alıntı:
Orduyu asıl yıpratan, ortalığa saçılan her çetenin içinde yuvalandığını gördüğümüz emekli astsubaylar, subaylar ve bunların ordu içine doğru uzanan bazı bağlantılarıdır. Ordu malı bombaların suikast timlerinin ellerine geçmiş olmasıdır. Çete davalarının birer birer düşmesi, iddianamelerin değiştirilmesi, ceza taleplerinin azaltılması, davaların çete kapsamından çıkarılmasıdır.
Acaba tüm bu basına yansıyan görüntüler gerçektende ordunun iradesi dışında gelişen ve halk ile orduyu karşı karşıya getirmeye çalışan ve bunun yarattığı kaos ortamının getirdiği sonuçtan nemalanacak bir düzeneğin oyunu mu??

sonuç olarakta Türkiye yi basiretli düşünemeyen büyük bir kesimin gözünde istedikleri noktaya neredeyse getirdiler...

Allahtan sağduyulu davranmaya özen gösterenlerin gayreti ile hala tam olarak emellerine ulaşmış değiller..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08.07.07, 14:57
m.salih - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çekingen
Üyelik tarihi: Nov 2006
İletiler: 37
Ettiği Teşekkür: 15
3 tane iletisine 4 kere teşekkür edilmiş
m.salih doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Cevap: ordu yıpranıyor ama ne uğruna

Sayın arkadaşlar şu güzel ülkemiz bu Chp'lilerden çektiğini yunanlılardan, rumlardan bile çekmemiştir. Rahmetli Menderes'in asılmasına ön ayaklık yapanlar bu Chp'liler değilmi yine askerleri kışkırtan bunlar değilmiydi. Bu olup bitenlerden ah alan Chp'liler bir daha YÜCE ALLAH'ın takdiridirki hiç bir zaman iktidar sahibi de olamamışlardır, olamayacaklardır. Hiç kimse hayal kurmasın bu bir yazgıdır, onların kaderleridir, hiç bir zaman da dürüst insanlarda asla olamayacaklardır, ÇÜNKÜ O MUHTEŞEM ORDU' MUZU KUKLA GİBİ KULLANIYORLAR, ANAYASA MAHKEMEMİZE YAPTIKLARI GİBİ. Teşekkürler. SAYGILARIMLA
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 08.07.07, 15:15
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: ordu yıpranıyor ama ne uğruna

Alıntı:
Şebnem´isimli üyeden alıntı Mesajı göster

Acaba tüm bu basına yansıyan görüntüler gerçektende ordunun iradesi dışında gelişen ve halk ile orduyu karşı karşıya getirmeye çalışan ve bunun yarattığı kaos ortamının getirdiği sonuçtan nemalanacak bir düzeneğin oyunu mu??

sonuç olarakta Türkiye yi basiretli düşünemeyen büyük bir kesimin gözünde istedikleri noktaya neredeyse getirdiler...

Allahtan sağduyulu davranmaya özen gösterenlerin gayreti ile hala tam olarak emellerine ulaşmış değiller..
kaostan hükümetin nemalanamayacağı çok açık
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 08.07.07, 15:31
Şebnem - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Sep 2006
İletiler: 1.348
Ettiği Teşekkür: 1.403
961 tane iletisine 1.569 kere teşekkür edilmiş
Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: ordu yıpranıyor ama ne uğruna

Alıntı:
Şebnem´isimli üyeden Alıntı

Acaba tüm bu basına yansıyan görüntüler gerçektende ordunun iradesi dışında gelişen ve halk ile orduyu karşı karşıya getirmeye çalışan ve bunun yarattığı kaos ortamının getirdiği sonuçtan nemalanacak bir düzeneğin oyunu mu??

sonuç olarakta Türkiye yi basiretli düşünemeyen büyük bir kesimin gözünde istedikleri noktaya neredeyse getirdiler...

Allahtan sağduyulu davranmaya özen gösterenlerin gayreti ile hala tam olarak emellerine ulaşmış değiller..

kaostan hükümetin nemalanamayacağı çok açık
__________________
Kesinlikle hükümetin nemalanamayacağı ortada..Benim kastettiğim ortadoğunun yeniden yapılanma sürecinde yer alan Türkiye'nin nasıl istedikleri şekilde yönlendirilip önlerinde engel teşkil etmemesini sağlamak..Bu da kimlerin nemalandığının en açık göstergesi..
Bizim en hassas noktalarımız Ordumuz, Milliyetçiliğimiz, Dinimiz, Atatürk'ümüz... Bu konular herzaman dünya düzeninde bazı taşların oynaması durumunda gündemi kabaran konular..Artık kimse demicem ama mantık süzgecini muhakeme gücünü kullanan basiretli tabir ettiğimiz halk kesimi oyuna gelmiyor..Keşke siyasetçilerimizde bunun oyun olduğunu bilmelerine rağmen kendi siyasi iktidarlarının ne pahasına olursa olsun sürmesi için bu süreçten yararlanmaya kalkmasalar..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla