| Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz. |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
|
10.05.07, 19:55
Mahşerin üç atlısı(Merdan-Hulki-Tuncay):Özgür Gündem Yazı İşleri Müdürlüğünden Ulusalcı Kanaltürk Patronluğuna May 8th, 2007 by selami Ulusalcı Merdan’ın manşetleri Silahlı Kuvvetler’i zor durumda bırakmış Kanaltürk televizyonunda Tuncay Özkan’ın yol arkadaşı olan Merdan Yanardağ’ın, PKK’ya yakınlığı ile bilinen Özgür Gündem Gazetesinin kurucusu ve yazı işleri müdürü olduğunun ortaya çıkması şok etkisi yaptı. Yanardağ’ın yalan haberlerle attığı manşetler Türk Silahlı Kuvvetleri’ni uluslararası platformda çok zor durumda bırakmış. Terörle mücadele sürecinde etkin rol almış olan emekli komutanlar, şimdi Merdan Yanardağ’ın manşetlerini tartışıyor. Bir internet sitesinde yazan emekli Yarbay Şenol Özbek, 6 Eylül 1992′de Özgür Gündem’in “İnsanlık Sürükleniyor’ manşetiyle Türkiye ile AImanya arasında krize yol açtığını açıkladı. Türk askerine yönelik sert ifadelerin yer aldığı haberden sonra Yunanistan olayı pankart yaptırıp dünyaya duyurmuş. Söz konusu olay 6 Eylül 1992 tarihinde Şırnak’ın Cizre ilçesi Şeyh Değirmenci Köyü’nde yaşanmış. Vatandaşların ölü olarak bulduğu bir terörist için olay yerine gelen jandarma, savcı, doktor ve yerel bir fotoğrafçı çağrılır. Ceset üzerinde gerekli kontrollere başlamadan önce bubi tuzağına karşı ceset yerinden oynatılmak istenir. Bu amaçla da BTR denilen askeri araç kullanılır. Ancak PKK sempatizanı olan fotoğrafçı, görev esnasında çektiği fotoğrafları Özgür Gündem gazetesine ulaştırıyor. PKK yanlısı gazete, 16 Ekim 1992 tarihli nüshasında bu fotoğrafları “İnsanlık Sürükleniyor” başlığıyla çarpıtarak okuyucularına sunuyor. Emekli Yarbay Özbek, Özgür Gündem’in haberinin hem özü hem de Silahlı Kuvvetler’in konsepti açısından yalan olduğunu vurgulayarak, “Çatışmalarda ele geçen teröristlere dahi dokunulmadığını, hatta karınlarının bile doyurulduğunu, kandırılmış vatan çocukları olarak onlara mümkün olduğunca şefkatle yaklaşıldığını yakından biliyorum.” diyor. Özgür Gündem’in bu haberinin terör örgütünün propagandadan sorumlu kadroları tarafından, daha da çarpıtılarak, söz konusu gazete haberi ile birlikte Avrupalı parlamenterlere aktarıldığını ifade eden Özbek, şöyle devam ediyor: “Olayda kullanıldığı iddia edilen BTR 60 tipi araç Alman yapımı olduğundan, haber üzerine Almanya, Türkiye ile olan ilişkilerini askıya aldığını ve Türkiye’ye silah ambargosu uygulayacağını açıklıyor, Türkiye Almanya ilişkilerinde çok ciddi bir kriz yaşanıyor. Avrupa parlamentosu üyelerinden, Türkiye’de insanlık sürükleniyor şeklinde sert açıklamalar geliyor. Yunanistan bu olay ve haberin bütün dünyada duyulması için pankartlar dahi hazırlatıyor. Dünya kamuoyu önünde zor günler yaşayan Türkiye, günlerce bu mesele ile uğraşmak zorunda kalıyor.” Haberin yayınlandığı gün bu gazetenin yazı işleri müdürünün bugün ulusalcı olan Kanaltürk televizyonunun hem yayın kurulu üyesi hem de program yapımcılarından olan, Hulki Cevizoğlu ve Tuncay Özkan’ın yol ve dava arkadaşı Merdan Yanardağ olduğunun altını çizen Özbek, internetteki yazısında şu ifadeleri kullanıyor: “Özgür Gündem için bu soruyu sormak komik de olsa, yazı işleri müdürünün onayı olmadan bir gazetede bu ve benzer haberler yayınlanabilir mi? Asla yayınlanamaz. Ve son sorumuz: Hulki Cevizoğlu, yol ve dava arkadaşının terör örgütüne aleni gerilla diyen ve başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere güvenlik kuvvetlerimizi zan altında bırakan haberleri konusunda özel bir program yaparak bizi aydınlatmayı düşünüyor mu?” Emekli Yarbay Yanardağ’ın hakkındaki iddiaları kabul ettiğine dikkat çekerek, “Haberi yalanlamıyordu ama üslup bildiğimiz üslup: Bir ulusalcıya laf mı söyledin, orda bittin işte, ya Fethullahçısın ya da emperyalistlerin ve küresel gücün uşağı.” diyor. ——————————————————————————– Haberin aslı:Afyon kocatepe gazetesinde afyonkocatepehaber.com/ |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| |||
| |||
| Mahşerin Üç Atlısı(Tuncay-Hulki-Merdan):Kanaltürk Gecesinde Sezerle Sohbette May 8th, 2007 by selami Sezer ilk kez bir yayın kuruluşunun kokteyline katıldı Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 6 yıl 6 aylık görev süresinde bir ilke daha imza attı. Sezer, bir resepsiyonda 4 saat 10 dakika kaldı. Cumhurbaşkanı Sezer, eşi Semra Sezer’le birlikte Kanaltürk’ün Ankara Sheraton Otel’de dün düzenlenen yeni dönem resepsiyonuna katıldı. Resepsiyonda 4 saat 10 dakika kalan Sezer, görevi süresince bir ilke daha imza atmış oldu. Sezer, 19.35’te eşi Semra Sezer’le geldiği resepsiyonda konuklarla sohbet etti, şarap içti ve müzik dinledi. Salondan 23.45’te eşiyle birlikte ayrılan Sezer, bugüne kadar geçen 6 buçuk yıllık görev süresi boyunca ilk kez bir resepsiyonda bu kadar uzun süre kalmış oldu. Sezer, resepsiyona gelişinde Kanaltürk’ün kurucuları gazeteci Tuncay Özkan, Emekli Orgeneral Kemal Yavuz ve gazeteci Cüneyt Arcayürek tarafından kapıda karşılandı. Diğer konuklarla selamlaşan ve ellerini sıkan Sezer, kırmızı şarap içtiği kokteyde DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, ASO Başkanı Zafer Çağlayan ve TESK Başkanı Derviş Günday’la uzun süre sohbet etti. Kokteylin ardından yemek salonuna geçen Sezer, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kenan Nehrozoğlu, Vali Kemal Önal, Emekli Orgeneral Kemal Yavuz, gazeteciler Özkan ve Arcayürek ile birlikte oturdu. Sezer gecede gazetecilerden Tuncay Özkan, Hulki Cevizoğlu ve Kanaltürk program yapımcılarından Merdan Yanardağ ile konuştu. 10’UNCU YIL MARŞINA TEMPO Sezer, gecede Erol Evgin’in “Mustafa Kemal’i Gördüm Düşümde” adlı programını ve Emel Sayın’dan, Türk Sanat Müziği eserlerini dinledi. Sezer’in, masasındaki konuklarla birlikte 10’uncu Yıl Marşı’na tempo tutarak eşlik ettiği gözlendi. Sezer, Emel Sayın’ın son şarkısını da bitirmesinin ardından 23.45’te resepsiyondan ayrıldı. Sezer, dinlenmek üzere eşi Semra Sezer’le Çankaya Köşkü’ne gitti . milliyet.com.tr/ |
|
#3
| |||
| |||
| Genelkurmay Raporunda Mahşerin Üç Atlısı:Hulki Cevizoğlu,Tuncay Özkan,Merdan Yanardağ May 8th, 2007 by selami Türk medyası bugün Nokta Dergisi’nde yer alan Genelkurmay ile medya arasındaki ilişkileri TSK nezdinde özetleyen raporla sarsıldı. Nokta, Genelkurmay Başkanlığı’nda basın kuruluşlarına ilişkin değerlendirmeleri içeren yazışmaları kapağına taşıdı. Genelkurmay tarafından hazırlanılan ve Nokta Dergisi’nde yayınlanan medya raporunda hangi kurumların hangi hataları yaptığı tek tek anlatılıyor. işte Kanaltürk Raporu (7) Kanaltürk: Gazeteci Sevimcan Kaval, Havva Uslu’nun sahipliğinde görünen ancak Tuncay Özkan’ın gizli sahipliğinde yayın yapan bir haber kanalıdır. Kanalın yayın akışında Cüneyt Arcayürek ve Tuncay Özkan tarafından sunulan “Politika Durağı”, Hulki Cevizoğlu tarafından sunulan “Ceviz Kabuğu”, Merdan Yanardağ’ın sunduğu “Yolsuzluk ve Yoksulluk” adlı programlar öne çıkmaktadır. Özellikle Politika Durağı adlı program 17 Eylül 2005, 18 Kasım 2005 ve 04 Kasım 2006 tarihlerinde işlem yapılmak üzere Adli Müşavirliğe gönderilmiş olup; Adli Müşavirlikçe yapılan inceleme neticesinde yapılan ağır eleştirilerin suç teşkil etmediği sonucuna varılmıştır. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı, Kanaltürk Televizyonunda 16 Nisan 2006 tarihinde yayınlanan Politika Durağı adlı programda eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ‘ün bir demecini yorumlayan Cüneyt Arcayürek ve Tuncay Özkan ile program müdürü Adnan Bulut hakkında Türk askerini aşağıladıkları gerekçesiyle dava açmıştır. Sonuç: Özellikle Politika Durağı ve Ceviz Kabuğu programlarının dikkatle takip edilip, incelenmesini müteakip, kanalın akreditasyonun tekrar gözden geçirilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. “ Mustafa OĞUZ İs.Kur.Alb. İletişim D.Bşk. Basın İnc. Uzm. B.NARİNGörsel Basın ve İnt.İnc.Sb.Bnb.T.BÜYÜKYURTSEVER Basın İnc.ve Değ.Ş.Md.Yb.E.ÖZALP Gensek.Tümg.S.Z. ÇOLAK Gnkur.II nci Bşk.Org.E.SAYGUN Kaynak: Nokta Dergisi / Ahmet ŞIK |
|
#4
| |||
| |||
| Tuncay Özkanın Sağkolu Ulusalcı Merdanın Pkk Manşetleri May 7th, 2007 by selami Ulusalcı Merdan’ın PKK manşetleri Kanaltürk’ün etkin ismi Merdan Yanardağ, PKK yanlısı Özgür Gündem’de yazı işleri müdürüyken yayınladığı haberler, akılları karıştırdı. 06 Mayıs 2007 17:06 Yazı boyutunu büyütmek için Erkan Acar’ın haberi Kanaltürk’ün sahibi Tuncay Özkan’ın sağ kolu Merdan Yanardağ, bir dönem Özgür Gündem’in yazı işleri müdürüydü. Yanardağ, PKK katliamlarının en üst seviyede olduğu 1991-1992 yılları arasında terör örgütünün propagandasını yapan Özgür Gündem’de haberlerin mutfağında etkin isimdi. Kendisini savunurken ‘Çizgimde değişiklik yok.’ diyen Yanardağ’ın yönettiği gazetede, devlete, askere, polise ağır hakaretler yer alıyor. O dönemde gazete hakkında çok sayıda dava açılmış. Yanardağ bugün ulusalcı kitlelere yönelik yayınları ile tanınan Kanaltürk Televizyonu’nun sahibi Tuncay Özkan ile birlikte hareket ediyor. Televizyonun yayın kurulunda görev yapan Yanardağ, Özkan’ın sağ kolu olarak kabul ediliyor. Özgür Gündem’in PKK’nın lehine yazdığı bazı haberler: Özgür Gündem’in PKK’nın lehine yazdığı bazı haberler: 2 Kasım 1992: PKK lideri Öcalan, BBC’ye “Samimi ateşkese hazırız.” dedi. 2 Kasım 1992: Polisin işkencede ölüme bahanesi çok. 6 Kasım 1992: PKK Genel Sekreteri Öcalan: K. Irak harekâtı dolaylı işgaldir. 9 Kasım 1992: Önceki gün 4 saat top ve tank ateşine tutulan kentte 7 kişi öldü. 9 Kasım 1992: Tunceli’de oğlu dağa çıkan ailenin evini yaktılar. 16 Kasım 1992: Kürtçe konuşan askere polis dayağı. Özgür Gündem gazetesi bölücü terör örgütü PKK’nın ülkemizdeki propaganda çalışmalarında önemli bir yere sahip. 1990′lı yılların başından bu yana bebek katili terör örgütüne destek veren Özgür Gündem gazetesi, mahkemeler tarafından sık sık kapatılsa da değişik isimlerle yayın hayatını sürdürdü. Gazetede bölücü terör örgütü başı Abdullah Öcalan, bir liderden bahsedilir gibi anılırdı. Güneydoğu’da öldürülen teröristler için de gazete sayfalarında taziye ilanları yayınlanıyordu. O zamanlar devrimci bugün ise ulusalcı olan Yanardağ’ın, kuruluşunda bulunduğu gazete son olarak Ülkede Özgür Gündem adıyla yayın hayatındaydı. Büyükanıt’ın Özgür Gündem tepkisi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 10 Kasım 2006′da Gazi Orduevi’nde düzenlediği basın kokteyli’nde, Ülkede Özgür Gündem gazetesinin zararlı faaliyetlerine dikkat çekerek, “PKK’nın dergileri ve günlük gazeteleri yayımlanıyor.Bunlara müsaade edilmemesi gerek.” şeklinde açıklamada bulunmuştu. Açıklamadan sonra gazetenin yayını 16 Kasım 2006 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla 15 gün süreyle durduruldu. Merdan Yanardağ, Kanaltürk televizyonunun internet sitesine yaptığı açıklamada kendini savundu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın rahatsızlığını açıkça dile getirdiği söz konusu gazeteyi Yanardağ, “Özgür Gündem, yasalar çerçevesinde çıkan; bütün eksikliklerine karşın birlik, kardeşlik ve barış ilkelerini savunan ve bu yönde yayın yapan bir gazeteydi.” diye savundu. Terörle mücadelenin etkin olarak yaşandığı 1990′lı yıllarda Jandarma Asayiş Bölge Komutanlığı yapan emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, Özgür Gündem için, “Gazete psikolojik savaş yapıyordu. O dönemin vali ve emniyet müdürlükleri gerekli önlemleri alıyordu. Biz de zaman zaman bu yayın organının faaliyetlerini gerekli yerlere bildiriyorduk.” diyor. antiulusal.wordpress.com/ Haber7.com |
|
#5
| |||
| |||
| |
|
#6
| |||
| |||
| Şamil Tayyar:Tuncay Özkan menfaatçi May 6th, 2007 by selami Son günlerin en çok konuşulan gazetecilerinden Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar Turktime’a olay yaratacak açıklamalarda bulundu. Tuncay Özkan’la kavgasından Muharrem Sarıkaya ile hesaplaşmasına… ropörtajın konu ile ilgili kısmı… > Tuncay Özkan da mı ulusalcı değil? > Açıkçası Tuncay Özkan’ın ne olduğunu anlamış değilim. Geçende yine konuşmuş; “sağcıysanız MHP’ye, solcuysanız CHP’ye oy verin” demiş. Ben böyle bir ideolojik kafayı hiçbir şekilde kategorize edemiyorum. Olsa olsa bunun ortak paydası menfaat olur. Dün Mesut Yılmaz’la kol kola siyaset yaptınız bugün CHP’ye oy istiyorsunuz. Mesut Yılmaz’ın siyasi mirası Anavatan partisi, orada devam edin o zaman. Ama hayır, o zaman güç onlardaydı. > Şimdi de güç Ak Parti’de. Bu durumda Ak Parti ile ilişkilerinin iyi olması gerekmez miydi? > Anlıyoruz ki, Ak Parti ile uyuşamadığı için, Başbakan’a ters düştüğü için onlara alternatif olabilecek her türlü siyasi oluşumun arkasında. Demek ki burada bir menfaat var. Dolayısıyla Tuncay Özkan’ı da ulusalcı olarak değil menfaatçi olarak tanımlamak mümkün. Geçenlerde Tuncay Özkan ile bir telefon görüşmem olmuştu. Kanaltürk’te “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, uğruna ölen varsa vatandır” diyordu. Tuncay’a “Üniversite yıllarında bunu biz söylüyorduk ve siz çıkıp bize faşist diye bağırıyordunuz. Biz kırkından sonra devrimci olduk, siz faşist mi oldunuz şimdi?” dedim kahkahalarla gülüp “Ne yapalım şartlar böyle” dedi. Demek ki arkadaş şartlara göre uyum sağlayabiliyor. Şimdi siz Tuncay’a ulusalcı diyebilir misiniz? > Yazılarınıza baktığımızda sadece ulusalcı olmayıp öyle görünmesinin eleştirisinden daha fazla şeyler olduğunu görüyoruz. Neden bu kadar sertsiniz Özkan’a karşı? > Tuncay, bir işçi oğluydu ve üniversiteyi üç kot pantolonla bitirdi. Şimdi Polat Towers’da oturuyor, 17 milyon dolardan bahsediyor. Demek ki ortada yanlış giden bir şeyler var. Biz diyoruz ki bir gazeteci kendi gücünü başka alanlarda kullanıyor ve bunu ranta dönüştürüyorsa bu yanlıştır. Dolayısıyla bir gazeteci olarak buna tepki gösteriyorum. TUNCAY ÖZKAN’LA GEÇMİŞ DÖNEME İLİŞKİN BİR TANE PROBLEMİM OLDUĞUNU GÖSTERSİNLER, GAZETECİLİĞİ ŞU ANDA BIRAKIRIM. > Tuncay Özkan’la karşı karşıya gelmeniz okul döneminde başlayan siyasi husumetin bu güne yansıyan görüntüsü olarak yorumlanıyor. Var mı böyle bir şey?> Ben 1982 girişliyim, Tuncay 83 girişli. Ben üniversiteye girdiğimde sıkıyönetim vardı. 86’da okulu bitirdim ve o tarihte de sıkıyönetim kalktı. Yani öğrenci olaylarının, ideolojik çatışmaların, kutuplaşmaların olmadığı bir dönemde okuduk. Dolayısıyla o dönemde biz istesek de öyle bir siyasi atmosfer yoktu. Bunu herkes çok farklı ve yanlış yorumladı. Ayrıca biz üniversite yıllarında çok iyi arkadaştık. Bu yazıların öncesine kadar da iyi bir hukukumuz vardı. 1985 yılında ben Milliyet’te işe başladığımda üç ay sonra Tuncay da Cumhuriyet’te işe başladı ve bana “Sen hangi alanla ilgileniyorsan ben de o alanla ilgileneyim. Görevlere beraber gider geliriz” dedi. Ben de polis-adliyeye bakıyorum dedim ve o da polis-adliyeyi istedi. Ve bir süre eş zamanlı o Cumhuriyet, ben Milliyet’te polis-adiye muhabirliği yaptık. Arkasından beni eğitime verdiler, o da eğitime geçti. Sonra ben Başbakanlık muhabiri oldum o da Cumhuriyet’te Başbakanlık muhabiri oldu. Yakın tarihe kadar da hiçbir problemimiz yoktu. > Madem bu kadar hukukunuz, dostluğunuz vardı şimdi ne oldu? Neden bu kavga? > Olan şu; Tuncay artık gazeteci değil. Benim dostum, arkadaşım Tuncay gazeteci Tuncay’dı. Şimdi siyasetçi, menfaatçi ve provokatör Tuncay var. Dolayısıyla ben kafamda kendimi ondan ayırdım. Çünkü birilerini örgütleyeceksin, meydanlarda konuşacaksın, kendi televizyonunda parti beyanları vereceksin… Böyle bir anlayış yok ki. Yani bizi birbirimizden ayıran Tuncay’daki bu farklılaşmadır. Yoksa Tuncay’la geçmişte hiçbir problemim olmadı. Geçmiş döneme ilişkin bir tane problemim olduğunu göstersinler, ben gazeteciliği şu anda bırakırım. SİYASETE GİRİŞİMİ GAZETECİLER SABOTE ETTİ> Siyasete ilginizi biliyoruz. Bu kavganın fitilini biraz da Tuncay Özkan’ın artık gazetecilikten çok siyasi bir figür olarak ortaya çıkması ateşledi diyebilir miyiz? > Bu konuda da çok yanlış şeyler konuşuluyor. Ben resmi olarak sadece 1999 yılında DSP’den aday oldum. O dönemde Meclis’te çalışan gazeteci arkadaşlarımın önemli bir bölümü aleyhimde kampanya yaptılar. Rahşan Ecevit’ê, Bülent Ecevit’e gittiler ve “Bu adam faşisttir, bunu listeye koymayın. Seçilirse başka partiye gider” diye kulis yaptılar. O dönemde Ecevitlere yakın gazetecilere de Rahşan hanım sormuş, “Şamil’i tanıyor musunuz” diye. Onlar da aşağı yukarı benzer şeyler söylemişler. Bunun üzerine beni listede son sıraya koydular. Ben de Yüksek seçim Kurulu’na başvurdum ve adaylığımı geri çektim. > Siz de Tuncay Özkan gibi gazeteciyken siyasete girmiş olmuyor musunuz? Ne farkı var peki? > Fark şu; Ben o tarihte gazeteden izin almıştım ve bu girişimim gazete yönetiminin bilgisi dahilindeydi. Liste kesinleştikten sonra gazeteciliği bırakacaktım. O tarihte bir haber bile yapmadım. Ve başvurumu geri çekince gazeteye geri döndüm. Ama birçok kişi beni yıpratmak adına DSP’den aday olduğum halde ANAP’tan, MHP’den aday oldu diye laflar ettiler. > Bundan sonrası için siyaseti düşünüyor musunuz?> Hayır. O hatayı 1999 yılında yaptım, bir daha yapmam. > Tuncay Özkan ile bundan sonra da yazmaya devam edecek misiniz? > İlla Tuncay’ı yazacağım diye bir derdim yok. Ama elimize önemli bilgiler gelirse tabii ki yine yazarım. > Sizin gündeme getirdiğiniz ve daha sonra da çok konuşulan 17 milyon doları nereden bulduğu sorusuyla ilgili Tuncay Özkan’ın yaptığı açıklamayı yada açıklamamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?> Açıklayamaz. Çünkü bunun hesabını veremez. Bizim ortak bir hocamız İstanbul’da Tuncay’ı ziyaret etmiş. Sohbet sırasında kanalı nasıl kurduğunu sorunca hocaya “Transferlerden 3,5 milyon dolar param vardı. Bunu tanıdığım bir fon yöneticisine verdim. O da bu parayı biriktirdi” demiş. Orda da mı mizah yaptı bilmiyorum ama gerçek şu ki herkese ayrı bir hikaye anlatıyor. Buradan da şu çıkıyor, Tuncay’dan iyi bir hikaye yazarı olur. ÜÇLÜ SACAYAĞI: MESUT YILMAZ-ŞENKAL ATASAGUN-TUNCAY ÖZKAN > Tuncay Özkan’ın el altından MİT mesajları vermesi kadar sizin de MİT ilginiz dikkat çekici. Bu ortak ilgi birilikte takıldığınız dönemden gelen bir şey mi?> Tuncay’ın okul yıllarında katıldığı arkadaş toplantılarını bir süre sonra polis basarmış. Şimdi polisin neden bastığını daha iyi anlıyorum. Yani o dönemde başlayan heyecanlı bir süreç vardı. Mesut Yılmaz’ın Başbakan olduğu dönemde Şenkal Atasagun ile çok yakın bir ilişkisi olduğu kesin. Bu muhbirlik midir, elemanlık mıdır, dışardan destek midir, istihbarat alanında nasıl adlandırılır açıkçası bilmiyorum. Ama iyi ilişkilerinin olduğu kesin. Hatta o dönemde bu ilişkilerle bağlantılı olarak Uğur Dündar gibi bir gazeteciyi yedi Tuncay. Fatih Altaylı’yı bile kısmen sahanın dışına itti. Bu, çok tesadüfi bir şey değildir. Üç sacayağı vardı o dönem. Başbakan olarak Mesut yılmaz, istihbarat olarak Şenkal Atasagun, medyada da Tuncaydı. Bunlar üçlü bir yapıyla o dönemi götürdüler. Mesut Yılmaz Sadettin Tantan’ı görevden almayı düşününce o zaman Tantan’a ilk muhalefeti Tuncay Özkan başlattı ve Tantan aleyhine yazılar yazdı. Tuncay Özkan, Mavi Akım’ı savunan ilk yazardır. Böyle bir stratejinin parçası oldu. Ben Tuncay Özkan’ı çok defa Mesut Yılmaz’la kol kola, omuz omuza gördüm. Örneğin Mahir Kaynak’ın MİT ile ilgili çok yüzeysel bilgiler verdiği kitabına MİT dava açtı ama Tuncay Özkan’ın yazdığı kitapta MİT ile ilgili çok daha gizli bilgi ve belgelere yer verilmesine rağmen Tuncay’a dava açılmadı. Bütün kareleri yan yana getirdiğiniz zaman ortada bir gariplik var. > Peki sizin MİT ilginiz? Ben, son dönemde MİT ile ilgili birkaç yazı yazdım. Ama benim yazılarım MİT kaynaklı özel bilgiler değil. Ve bir tavır koyuyorum, duruş sergiliyorum. Benim kamuoyuna mal olmuş, özel mit kaynaklı bir tane yazım yokkaynak:http://www.gulum.net/haberler/haber_goster.php?id=8061 |
|
#7
| |||
| |||
| Ulusalcı ama vergi de vermiyor Kanaltürk televizyonunun sahibi Tuncay Özkan’ın vukuatlarına her gün bir yenisi ekleniyor. Daha önce, Kanaltürk için CHP’den 3 trilyonu faturasız 4.1 trilyon TL para aldığı ortaya çıkan Özkan’ın, şimdi de devlete 2 milyon 32 bin 585 YTL (2.32 trilyon TL) sigorta prim borcu olduğu ortaya çıktı. Özkan’ın sahibi bulunduğu Kanaltürk Grubu’na ait olan ve aynı adreste faaliyet gösteren Yaşam Haber Ajansı, Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri, Gökcan Prodüksiyon ve Rek Tur Reklam Pazarlama şirketlerinin, 2005 Mayıs ayından bu yana işsizlik primlerini de ödemediği tespit edildi. Dört şirkete ait işsizlik prim borçlarının taksitlendirildiği ancak Aralık 2006'da yapılan dışında taksit yatırılmadığı kaydedildi. Daha önce de maaşından biriktirdiği paralarla ve transfer ücretleriyle Kanaltürk’ü kurduğunu iddia eden Tuncay Özkan’ın yalanını Vakit gazetesi, Özkan’ın Çukurova Grubunda bulunduğu 2003 yılındaki toplam kazancının 4 bin 900 YTL olduğunu açıklayarak ortaya çıkarmıştı. Ardından, Kanaltürk’ün eski genel yayın yönetmeni Ahmet Kaplan şok bir iddiada bulunarak Tuncay Özkan’ın kanalı CHP adına 15 yıllığına partiden alınan parayla 28 milyon dolara kiraladığını açıklamıştı. İddialar üzerine Maliye Bakanlığı müfettişleri, kanalın hesaplarında yapılan incelemeler sonucunda CHP’den Kanaltürk’e 3 milyon dolar aktarıldığını tespit etmişti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek ise konuyla ilgili olarak, Kanaltürk’e 3 milyon doların hibe olarak değil avans olarak verildiğini söylemişti. |
| Sponsorlar |
| |