iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:40 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » Kadinlar hakkinda yaratilmis yanlis bilgiler

Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 30.05.07, 03:21
Arrow Kadinlar hakkinda yaratilmis yanlis bilgiler

30.05.07, 03:21





Kadınlara dair bir başka kadın mitosda, kadınların erkeklere göre daha ince, daha duyarlı ve romantik olduğudur. Kadınlar daha yapıcı, daha incedir ve her zaman yanlarında kolonyalı mendil taşırlar. Bu doğrudur. Fakat gerçek romantikler erkeklerin arasından çıkar, romantik olan kadın değil erkektir.



Bu mitosun ortaya çıkmasının nedeni bence bir görüntü yanılsamasından kaynaklanmaktadır. Toplum kadının duygularını alabildiğine ifade etmesine izin verir. Bu konuda kadına konulmuş bir kural yoktur. İster zırıl zırıl ağlar, isterse olduğu yerde bayılır yada sinir krizi geçirir fakat iş erkeğe gelince durum değişir. Duygularını ifade etmesine izin verilmez, ketlemesi gerekir. Ağladığın zaman karı gibi ağlama derler. Kadına karı gibi ağlama denilmez çünkü ağlamak kadının en vazgeçilmez hakkı olarak kabul edilir. Bu noktada duygularını alabildiğine gösterme hakkına sahip cins diğerine göre daha duygusal görünüyor yada olduğundan daha duygusal ve romantik kabul ediliyor.



Erkeğin duygularını gösterememesi onun duygusuz yada daha az romantik olduğunu göstermez. Romantizm, duygu yoğunluğu vs. nedir gibi derin konulara girmeyeceğim. Tanımlar çok farklı ve kişiden kişiye değişiyor.



Bu noktada bir soru sormak istiyorum. Şairin romantizminden ve duygu yoğunluğuna kimse itiraz etmez sanırım. Peki kadınlar iddia edildiği gibi gerçekten bizden daha romantik ve duygusal iseler neden büyük şairler kadınlardan çıkmıyor. Kim ne derse desin kayda değer kadın şair yok denecek kadar azdır. "Bize birkaç erkek şair say" dediğinizde hemen gözü kapalı size üç dört tane isim sıralayabilirim, Nazım Hikmet, Cemal Süreyya, Yahya Kemal vs. tamam iyi hoş, peki ben de sizden kadın şair saymanızı istesem.

Evet, bekliyorum.



Ne oldu?



Erkeklerden daha duyarlı ve romantik olduğu iddia edilen kadınlar neden kayda değer şair çıkartamamıştır? "Erkek egemen toplum kadın şairlerin var olmasına izin vermemiştir" türünden sözler olayı açıklamıyor ve havada kalıyor. En kötü ihtimalle akıllı bir kadın şair, dikkate alınmak adına ve erkek egemen edebiyat dünyasının önyargılarını yıkmak için mahlas kullanabilir. Ayrıca gerçekten kaliteli ürün verirse kadın yada erkek olmasına bakılmaksızın kapılar onun için er yada geç açılacaktır. Belki bir erkeğe göre daha zor ve geç olacaktır ama sonuçta olacaktır. Tamam edebiyat dünyası da erkeklerin egemenliğinde ama sonuçta çok iyi bir şiire de onu sırf kadın yazdı diye red edileceğini sanmam. En azından iyi şiire şapka çıkartan bir erkek şair olarak ben böyle bir şey yapmam. Bir şiiri kötü olduğu için kötüdür, erkek yada kadın yazdığı için değil. Amacım aptalca bir erkek egemen sövenizmi yapmak değil.



Şair olmak içinde bir alt yapı lazım, erkek egemen toplum kadının bu kültürel alt yapıya erişmesine engel oluyor diyebilirsiniz. Bu da hava da kalıyor. Bir sürü iyi kadın romancı var. İşin garip tarafı iyi kadın romancılar sayabilirim (Pınar Kür, Latife Tekin, Adalet Ağaoğlu vs.). Roman bence kadına daha yakın duruyor. Duygusuzluk değil, kadının o bitmek bilmeyen ayrıntılı anlatım tarzları roman için çok idealdir. Bir erkek saçımı kestirdim der. Kadın ise röflesinden tutunda, berberin yerine kadar her şeyi anlatır.



Tamam belki ortalık yerde gönlümüzce ağlayamıyoruz ama romantik olan, şavaşcı değerlerine sahip çıkan, idealler adına acı çeken, kendi kabına sığmayan, arkadaşı için hayatını tehlikeye atan biz erkekler. Sanıldığının aksine, gerçekci olan, ayakları yere basan, gerçek ve paradigmalı dünyaya daha yakın olan ve tabi ki yuvayı yapan dişi kuştur. Romantizm, kenarları çicek işlemeli anı defterleri tutmak ve mum ışığında yemek yemek değildir. Dünyanın yakamozlu ve hatta tuhaf bir halidir. Algılayışın tuhaf çocuksu bakışıdır.

Erkek egemen toplumu yaratan erkeklerdir.



Yanlış.



Erkekler kadınları genel olarak toplumsal yaşayışta, ekonomik, sosyal ve hatta fiziksel güçlerini kullanarak boyunduruk altında tutuyorlar. Eziyorlar demiyorum, boyunduruk altında tutuyorlar. Ezme olayı kadın çizgi dışına çıktığı zaman gerçekleşiyor. Yine de sistemin sorunsuz çalışması için erkeğin sürekli baskı uygulaması yada hizaya getirmesi yetmez. Düzen sürekli höt zötle yürümez. Kadının bu egemenliği kabul etmesi ve bir şekilde içselleştirmesi gerekir. Bu durum tıpkı kölelerin durumuna benzer. Köle düzeninin sürmesi için kölelerin köle olduklarını kabul etmeleri gerekir. Kabul etmezlerse, kölelerin hepsini döverek yada başka şekilde zor kullanarak devam ettirmek imkansızdır. Bu içsel kabullenişin olması şarttır. Ezmek, karşı tarafı yok etmeye yönelik bir eylemdir. Neyse. Bu tür bir düzenin devamının sağlanması için, sosyologların dediği gibi "yeniden üretimi" için, yani masum küçük kızların acizleştirilmiş kadınlara dönüştürülmesi işleminin bir şekilde toplum tarafından yapılması lazım. Bir tür psikolojik iğdiş etme işlemi. Benzetme çirkin belki ama tam oturuyor. Neyse.



Mantıki olarak şöyle bir önerme doğru olabilir, erkek egemen bir toplumda erkeğin yetiştirdiği kadın, kadının yetiştirdiği kadına göre çok daha aciz olmalıdır. Hayır, tam tersi. Çeşitli nedenlerle (eşinden ayrılmış yada eşi ölmüş) bir erkeğin yetiştirdiği kız aciz bir kadın olmuyor, bilakis ayağı yere sağlam basan güçlü bir kadın oluyor.





İşin çok ilginci, toplum adına bu işi erkekler değil kadınlar, en başta anneler yapıyor.



Tuhaftır ki kadınları "kadın" haline getiren yine kadın. Kadınların şikayet ettikleri, acısını çektikleri ve ezildikleri düzeni oluşmasını sağlayan yine kadınlardır. Tuhaf hatta paradoksal. Tamam, baba evde gerektiği durumda duruma müdahele edip kızına tokatı çarpıyor ve "hizaya" getiriyor belki ama esas en önemli olanı, yani ikna ve tatlı baskı ile olan içselleştirme kısmını "anneler" yapıyor. Kızlar aciz kadınlara dönüşünce sistem tıkır tıkır işliyor.



Mantıki olarak şöyle bir önerme doğru olabilir, erkek egemen bir toplumda erkeğin yetiştirdiği kadın, kadının yetiştirdiği kadına göre çok daha aciz olmalıdır. Hayır, tam tersi. Çeşitli nedenlerle (eşinden ayrılmış yada eşi ölmüş) bir erkeğin yetiştirdiği kız aciz bir kadın olmuyor, bilakis ayağı yere sağlam basan güçlü bir kadın oluyor.



Peki neden böyle? Anneler neden kızlarını acizleştiriyorlar? Bunun altında bir sürü neden var. Toplumsal, psikolojik ve hatta ekonomik. Açıklama işlemi beni aşar.



Neyse. Bu "kadınlaştırma işlemi" özellikle ergenlik döneminde acımasızca yürütülür. Kadın olmaya atılan ilk adımlarda baskı artar. Birey olabilmiş yada bireyselleşme çabası içine girmiş kadınların hemen hepsi ergenlik döneminde annelerini öldürmüş kadınlardan çıkar. Bunun istisnası yoktur. Annesini öldürememiş bir kadın, her zaman uslu bir kız olmaya mahkumdur. Maalesef ülkemizde hep uslu kızlar vardır.

Annesini öldürüp kendi doğuşunu sağlayan kadını toplumsal bir sürü engel bekler ama bunlar annenin aşılması kadar vahim, zor ve yaralayıcı değildir. Ekonomik özgürlüğü kazandığı anda tam anlamıyla zaferle çıkar bu savaştan ama her koşulda başlangıçta annenin öldürülmesi şarttır.

Annenin öldürülmesinden, anneye nefret duymak, anne ile olan bağların koparılması değil, o simbiyotik ilişkinin aşılması ve iğdiş edilme işleminin yapılmamasını kastediyorum.


Erkekler için durum daha sakin daha mutedil gibi görünüyor. Anne oğlan çocuğa belirgin bir baskı uygulamaz, bilakis onu yüceltir. Bu yüzden annenin öldürülmesi erkek için çok daha zorlaşır. Erkek de çoğu durumda kendini aşamaz. Bu durum sanırım etrafta bu kadar yetişkin oğlan çocuğun olmasını açıklıyor.

Neyse, sonuç olarak kadını taciz eden, onu zor durumda bırakan, trafikte sıkıştıran yada kadın olduğu için iş vermeyen erkekten daha çok kadına zarar veren yine kadındır çünkü kadın içsel olarak güçsüzleştirilmediği sürece erkek kadın üstündeki bu zülmünü ve baskısını ilelebet sürdüremez

Bir kısmı internetten alıntıdır
-

Konu nuvekolik tarafından (30.05.07 saat 05:40 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
9 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için kullancısına teşekkür ediyor :
Bahar (30.05.07), deluyarinsizim (02.06.07), destina75 (02.06.07), emellim (02.06.07), freefly (18.06.07), melancholy_ (02.06.07), pandekt (29.06.07), SELVILV (01.06.07), zynpp (01.07.07)
Sponsorlar
  #2  
Alt 02.06.07, 02:00
Acemi
Üyelik tarihi: Jun 2007
İletiler: 14
Ettiği Teşekkür: 26
4 tane iletisine 13 kere teşekkür edilmiş
emellim yakında çok ünlü biri olacak!
  Send PM
Standart Cevap: Kadinlar hakkinda yaratilmis yanlis bilgiler

slm hayirli geceler yazilarinizi okudukca cok mutlu oluyorum acik ve net yazdiginiz icinde ayriyeten tskr
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar