Nüve Forum

Nüve Forum > gazete haber ve makale yorumları > Tartışma Platformu > (rptj)kader bir kez vurmaya görsün

Tartışma Platformu hakkinda (rptj)kader bir kez vurmaya görsün ile ilgili bilgiler


Genelevde 24 saatte 70 adama satıldım 9 yaşında tecavüze uğradı. Kocası tarafından 240 YTL’ye geneleve satıldı. En sonunda kaçıp kurtulmayı başardı. 22 Temmuz’daki genel seçimlerde İstanbul 2’nci Bölge’den bağımsız milletvekili

Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz.

Like Tree2Likes
  • 1 Post By nuvekolik
  • 1 Post By nuvekolik

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11.06.07, 22:04
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart (rptj)kader bir kez vurmaya görsün

Genelevde 24 saatte 70 adama satıldım9 yaşında tecavüze uğradı. Kocası tarafından 240 YTL’ye geneleve satıldı.

En sonunda kaçıp kurtulmayı başardı. 22 Temmuz’daki genel seçimlerde İstanbul 2’nci Bölge’den bağımsız milletvekili adayı.

Temmuz’daki genel seçimlerde İstanbul 2’nci Bölge’den bağımsız milletvekili adayı olan eski hayat kadını Ayşe Tükrükçü’nün yaşamını özetleyen en acı cümlelerden biri bu... Kabus dolu günlerin başlangıcı ise 1976 yılı. Yani Ayşe henüz 9 yaşındayken. Amcasının tecavüzüne uğrayan Tükrükçü o günleri gözleri yaşlı şöyle anlatıyor: “Amca dahi demek istemediğim Ali Rıza isimli kişi evdeydi ve içki içiyordu. Sarhoş olduktan sonra beni bir odaya getirdi ve (sakın korkma) diyerek tecavüz etti. 3.5 ay süreyle her gece odamda tecavüze uğradım. Ölümle tehdit ettiği için kimseye anlatamıyordum. Bebeklerle oynayacağım yaşta kadın oldum. İşte ben o gün öldüm.” Sonrası ise... Kardeşleri kanala düşüp öldüğü için alkolik olan ve sürekli dayak atan bir baba... 22’sinde ilk evlilik... Yine dayak... İkinci koca, yine dayak... 240 milyon liraya satıldığı genelevde geçen acı dolu yıllar. Üçüncü evlilikle bir umut ama yeniden genelev hayatı... 2.5 yıl içinde 6 ayrı şehirde hiç istemediği halde bedenini satmak zorunda kalması... “Diri diri mezara girmesi.” En sonunda kendine uzanan bir yardım eli... Şimdilerde ise kendisi gibi yardım bekleyen kadınlara yardım eden olmak istiyor.

Genelevde neler yaşadınız?
Genelev, kedinin köpeğin bile orada kalmaması gereken bir yer. Sabah 09.00’da uyanırsınız. Saat 10.00’da kapılar açılır. Bu süre içerisinde süslenirsiniz. En “albenili” biçimde saat 10.00’da salona inersiniz. Mesainiz gece 23.00’e kadardır, yemek yemek için 15-20 dakikalık vaktiniz vardır. Çayı, kahveyi ayakta içersiniz. Kasaptan et alırken hani, ete bakılır ya öyle bakıp seçip, beğenilirsiniz. Günde 30’a yakın insan gelip paranızı verdiği için sizle birlikte olur. Bayram günleri ve asker sevkiyat dönemlerinde bu sayı 50’lilere yaklaşır. Hatta bir bayram gününde 70 erkekle birlikte olmak zorunda kaldım. Hasta olmanız diye bir şey mümkün değildir. Kürtajdan üç saat sonra işe dönersiniz.

Dinlenme günü, izin diye bir şey yok mu?
Genelevde çalışanlar yaşayan ölülerdir ve hiçbir hakkı yoktur. Gün içinde birçok kez baygınlık geçiriyordum. Gelip kolonya döküyorlar, “Hiçbir şeyin yok, hadi devam et” diyorlardı. Üzerinizden tren geçmiş gibi oluyorsunuz. Oraya gelenler önce güdülerini tatmin edip sonra “Neden o... oldun?” diye sorar. Dışarı çıkamazsınız, çıkarsanız da firar etmemeniz için mutlaka yanınızda birkaç kişi olur. Şunu herkes bilsin, geneleve düşen kadınların yüzde 90’ı tecavüze uğrayıp ailesi tarafından satılan kadınlardır. Ben de, o kadınlar da analarının karnından vesikayla doğmadı. Bu hayatı seçmedi.

Nasıl bir dayatma bu?
Bakın, ben genelevden çıktım ve vesikamın iptal edilmesi için Ahlak Masası’na bağlı Sağlık Komisyonu’na başvurdum. Bu başvuruda bulunan binlerce kadından birisi olarak vesikam iptal edilmedi. Bunun anlamı “Sen o... ve o.... yapmaya devam et” demektir. Bu sırada Konya’da bulunan Şefkat-Der Kadın Sığınma Evi’nin Genel Başkanı Hayrettin Bulan beni aradı. Telefonun ucundaki sesin, “Benim bir ablam var, gel buraya sen de benim ablam ol” cümlesi hayatımı yeniden şekillendirdi. Ancak beş çocuk sahibi ve baş örtülü bir kadının getirilip geneleve satıldığına da tanık oldum, kendini satmamak için patronuna direnen bir arkadaşımın ayağından vurulduğuna da. Kim çocuk sahibi olup evinin anası olmak istemez, ancak maalesef yasalarımız da toplum da genelevlerdeki kader kurbanlarını düşünmüyor.

Genelevler kapatılmalı mı?
Bu sorunun yanıtını erkekler vermelidir. Hangi erkek yakınının o koşullara düşmesini ister, hiç kimse istemez değil mi? Ama oraya düşenleri et olarak görüp bu sektörü ayakta tutan erkeklerdir. Benim üzerimde babam yaşında üç insan kalp krizi geçirip öldü. Tam ilişkiye girmiştik, bu sırada kalp krizi geçirmiş. Konuşmuyor ve üzerimde yatıyor. Meğer birkaç dakika bir ölüyle sevişmişim. Polisler geldi birkaç soru sordu. Cesedi alıp, gittiler. Hangi kadın bunu ister ve hangi kadın böyle bir şeye layıktır? Sadece insanımızın değil devletin de artık bu konuya eğilmesi gerekiyor.

Devlet ne yapmalı?
Genelevlerde çalışan kadınlar etlerini satarken, rahmetli Manukyan’a madalya veren devletimin mahkemeleri geneleve 18 yaşında düşen genç bir kıza 21 yaş belgesi vererek onun hayat kadını olmasına göz yummamalı. Devleti yönetenler, devletin emniyet güçleri geneleve gidip orada tutulanların kendi rızalarıyla mı baskıyla mı kaldıklarını sormalı. Devletin polisi, bekçisi genelevlerin kapısında vatandaşlarının satılmasına tanık olmamalı. “Sahipsiz bir kadın ceseti bulundu” diye haberler yaparsınız, o kadınların birçoğunun genelevden kaçmak istediği için öldürüldüğünü biliyor musunuz? Ben, Diyarbakır’da uyuşturucuya alıştırılan üç arkadaşımı kurban verdim. Onlar hayata o... olmak için mi gelmişti?


Yalvarıyorum, bataktan çıkmak
isteyenlere yardım eli uzatın

İstanbul 2’nci Bölge’den bağımsız adayım. Benim savaşım Meclis’e gidip bir koltuğa sahip olmak değil. Ben, benim gibi geçmişi çalınan binlerce kadının geleceğini istiyorum. Elbette seçilemeyebilirim ancak o yüce kapıdan girecek olan tüm milletvekillerine yalvarıyorum, bu hayattan kurtulmak isteyenlere yardımcı olsunlar. Ben 11 yıldır alnımın akıyla ayaktayım ve devletim, benim o hayata dönmemi beklercesine vesikamı iptal etmiyor. Ben vesikalı bir biçimde gömülmek istemiyorum. Bunu isteyen binlerce kadın var, bu sorunu çözmek, çözemesem bile duyurmak için öncelikle kadınlarımızdan sonra da kadına değer veren erkeklerimizden desteklerini bekliyorum. Bence burada en büyük görev erkeklere düşüyor çünkü. Ailemle görüşmüyorum ancak şunu söyleyebilirim, hayatımı ben karartmadım. Kurtuluşumu kendim seçtim. Ne olursa olsun, ölüm pahasına bile olsa Allah’ın izniyle bir daha o batağa geri dönmeyeceğim. Ve hayatımın geri kalanında da girdiği bataktan çıkmaya çalışan kadınlara yardım etmeye çalışacağım. Bir kadını bile kurtarsak kârdır. Herkesi, daha duyarlı olmaya çağırıyorum. Kimse bizlerin neler yaşadığını tahmin edemez ama en azından anlamaya çalışabilir.

3-4 milyar dolarlık
fuhuş sektörü

Türkiye’de kadın nüfusunun yaklaşık 35 milyon civarında olduğu hesaba katılırsa her 350 kadından biri fuhuş batağında.
Türkiye’de faaliyet gösteren 56 genelevde kayıtlı 3 bin hayat kadını bulunuyor.
Türkiye’de tescilli hayat kadını sayısı 15 bini geçiyor. Vesikasız olarak çalışanların sayısı ise yaklaşık 100 bin.

Genelevde çalışmak için gerekli olan vesika, taksi plakasından farksız. Üç büyük ilde, yaklaşık 30 bin kadın genelevde çalışmak amacıyla vesika bekliyor.

Fuhuş sektöründe bir yılda dönen paranın asgari 3-4 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Bu paradan, patron, bar, pavyon, disko, gece klüpleri, otelci, taksici, eğlence yeri sahibi gibi onbinlerce insan pay alıyor. Pasta bu kadar büyük olunca devreye fuhuş mafyası giriyor. Fuhuş mafyası, küçük kız çocuklarını kaçırmaktan tutun da zorla fuhuş yaptırmaya kadar her yola başvuruyor.

Kadınların yüzde 30’u kocası, yüzde 10’u baba, anne, ağabey gibi diğer yakınları, yüzde 3.4’ü de beraber oldukları erkekler tarafından satılıyor. Para karşılığı cinsel ilişkiye girenlerin yüzde 63.4’ü resmi, yüzde 12.2’si ise imam nikahlı olarak evli kadınlardan oluşuyor.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 11.06.07, 22:29
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: (rptj)kader bir kez vurmaya görsün

Fuhuş sektörüne düşürülmüş bir genç kızın itirafları"Seni teyzemin yanına götüreyim, orada kalabilirsin, çok iyi insandır."

Hani kötü adamlar tarafından içkisine ilaç atılarak iğfal edilen, sonra da geneleve düşen, dövüle dövüle çalıştırılan Türk filmleri vardır ya işte 23 yaşındaki Yeşeren'nin hikayesi bunlardan beter. İzmir'de sığındığı
evin sahibi tarafından satılıyor, kurtulup
Çorlu'ya kaçıyor; burada da bir mafya babası
tarafından yine fuhuşa zorlanıyor. Son olarak İstanbul'da buluyor kendini ve tabii kaderi değişmiyor... Ta ki Uluslararası Sosyal Hizmetler Derneği, USDER'e sığınana kadar.

18 YAŞ ALTI FUHUŞ ORANINDA YÜZDE 27'LİK ARTIŞ

Adalet Bakanlığı tarafından 2002-2005 yılları arasında 10 bin evli çift üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, boşanma oranındaki artış yüzde 35. Bu durumun sonucu olarak parçalanmış aile modelinin etkisiyle özellikle kız çocuklarının evden kaçışı da artmış durumda.
Aynı araştırmada evden kaçıp fuhuş yolunu seçen 18 yaş altı gençlerde artış oranının ise yüzde 27 olduğu ifade ediliyor. Yaşanan bu dramın beraberinde getirdiği bir diğer olumsuzluk da 18 yaş a it ı uyuşturucu madde bağımlılığında da artış yaşanması. Uyuşturucuya başlama yaşı da 12'ye kadar düşmüş durumda. Yaşanan bu sorunların bir yansıması eğitime ara verilmesi.

• Aileniz yok mu?
Gerçek ailemin kimler olduğunu bilmiyorum. Öz annem beni doğurduktan hemen sonra bir kadına vermiş, o da beni ailem bildiğim insanlara satmış. Beni Gaziantep'te evlat edinmişler, sonra Adapazarı'na gelmişler. 17 Ağustos depreminde ailemi kaybettiğimde evlatlık olduğumu öğrendim. Tek çocuklarıydım.
• Sizi nasıl bir ortamda yetiştirdiler? İyi davranıyorlar mıydı?
Bana çok iyi davranıyorlardı, sevgisizlik yaşamadım ama çocukluğumdan hiçbir şey anlamadım. Hiç sokağa çıkarmazlardı. Sürekli evde otururdum, anneme yardım ederdim. Bütün gün Müslüm Gürses dinlerdim. "Boyun çok uzun okula gidersen seninle alay ederler, kimsenin seni üzmesine izin vermeyiz" diyerek beni okula da göndermediler.
• Hiç arkadaşınız yok muydu?
Sadece birkaç bina ötemizdeki bir komşumuzla görüşürdük Kızları Elif tek arkadaşımdı. HayatImda ilk kez 17 Ağustos akşamı ailem Eliflerde kalmama izin vermişti, o gece de deprem oldu. Ailem depremde öldü.
• Sonra neler oldu?
Depremden sonra bir ay Eliflerin yanında kaldım. Sonra "Bizim durumumuz iyi değil, sana bakamayız" diyerek beni sokağa bıraktılar. Bir süre Adapazarı'nda sokaklarda dolaştım. Sonra başka başka şehirler...
• Hiç kimseden yardım istemediniz mi?
Bütün hayatim insan yüzü görmeden dört duvar arasında geçmişti, kimden yardım isteyebileceğimi bilmiyordum.
• Adapazarı'ndan ayrılıp nereye gittiniz?
Önce Ankara'ya gittim. Orada otogarda yatmaya başladım. Bir süre sonra tezkeresini almış köyüne dönmek üzere olan bir askerle tanıştım. Onunla birlikte memleketi Giresun'a gittim. İmam nikâhlı karısı oldum. Evliliğimiz dört ay sürdü. Ailesi türban takmamı istedi, kapandım. Orada da beni kapı dışarı salmıyorlardı. Sürekli evde ev işi yapıyordum. Ailesi fındık işiyle uğraşıyordu onlarla birlikte çalışıyor, sırtımda küfelerle çalı, çırpı, odun taşıyordum. Bana evlerini açmışlardı ve iyi davranıyorlardı. Bir sabah eşim bana "Seni artik istemiyorum, git buradan" dedi. Kimsem yok ki nereye giderim dediğimde ise "Beni ilgilendirmiyor" dedi. Beni otogara götürerek cebime yol paramı koyup gitti. O sırada 18 yaşındaydım.
• Sonra ne yaptınız?
Ne yapacağımı bilemiyordum, cebimdeki para sadece otobüse yetiyordu. Büyük şehir diye İzmir'e gitmeye karar verdim, izmir'de otogarda yatip kalkarken biriyle tanıştım. "Benim bir teyzem var seni ona götüreyim, onun yanında kalabilirsin, çok iyi insandır" dedi. Teyzem dediği kadının evi, randevuevi çıkti. Kâbus başlamıştı. Kapı dışarı bırakılmadan beş ay çalıştırıldım.
• Fuhuşa ilk olarak burada mı başladınız?
Beni orada köle gibi çalıştırıyor, tek kuruş vermiyorlardı. Babam yaşındaki adamlarla döve döve birlikte olmaya zorluyorlardı. Tam bir cehennem azabıydı. Görseniz genelev demezsiniz normal bir apartman dairesiydi, herkesi almıyorlardı. Doğru düzgün yemek bile vermiyorlardı.
• Günde kaç erkekle birlikte olmaya zorlanıyordunuz? Bu adamlar sizden uygunsuz şeyler yapmanızı istiyorlar mıydı? Günde 7-8 erkekle birlikte oluyordum. Ayda ortalama 60 kişiyle.. Sabah saat sekiz de adamlar gelmeye başlardı ve neredeyse 24 saat hiç durmadan bir öğün yemek bile vermeden çalıştırıyorlardı. Sadece ölmek istiyordum.

• Peki nasıl kurtuldunuz buradan?
Bir gün bir asker geldi, beni istedi. Odaya girdiğimizde kendisine ağlayıp yalvardım, daha yeniyim ne olur beni kurtarın dedim. O da kadına giderek burada yapmak istemediğini ve evine götürmek istediğin söyledi. Kadın askere pahalıya mal olur dedi. Çocuk parayı ödedi ve beni evine götürdü. Genelevin sürekli müşterisi olduğu için itimat ettiler ve peşimize adam takmadılar. Böylece oradan kurtuldum. Genelevde çalışırken ara sıra bir İM milyon bahşiş bırakanlar oluyordu. Kimseye sezdirmeden o paralan saklamıştım, 50 milyonum olmuştu. Bu para bana izmir'den ayrılırken yol parası oldu.
• İzmir'den sonra ne yaptınız?
Küçük yerin insanı daha iyidir, zarar gelmez diye düşünerek Çorlu'ya gittim. Sokaklarda yatarken bir kız ile tanıştım. Evim olmadığını sokaklarda yaşadığımı söyledim. Bana yardım edeceğini söyleyerek beni bir eve götürdü. Orası da Çorlu'da mafya olarak bilinen bir adamın sahibi olduğu bir genelev çıkti. Burada kaldım ama kazana yarı yarıya bölüşüyorduk Bu adamın iki çocuğu vardı ve her şeyi onların gözü önünde yapıyordu.
• Burası umuma açık, herkesin girebileceği bir yer miydi?
Hayır, tanıdık tavsiyesi üzerine gelenler girebiliyordu. Randevu usulü çalışıyorlardı. Yapmak istemediğimi söylediğim zamanlar başıma silahı dayıyorlardı. Bir gün yine böyle bir anda adamın biri silahı alnıma dayadı, korkudan bayıldım.
• Bütün bu yaşadıklarınızdan sonra erkeklere ne gözle bakar oldunuz?
Erkeklerden nefret ediyorum. Hiçbirini görmek istemiyorum.
• Çorlu'dan nasıl ayrıldınız?
Evliyim, çocuğum var. Çocuğumu görmek istiyorum beni bırakın diye yalvardım. Çocuğumu görmem için izin verdiler oradan da bu şekilde ayrıldım ama Çorlu'da kaldım. Yine sokaklarda yatmaya başladım. Özellikle parklarda yatıyordum. Burada kaldığım süre içinde 5 milyar para biriktirmiştim. Dört beş tane bilezik yaptim. Ama tinerciler tarafından soyuldum.
• Sonra istanbul'a mı geldiniz?
Önce Tekirdağ'a gittim. Orada da iki üç ay kaldım. Sokaklarda yatıyordum... Polisler gelip karakola götürüyor ifademi alıyorlardı. Sahip çıkan olmadığı için mecburen bırakıyorlardı. Tekirdağ'dan sonra artik son çare olarak istanbul'a geldim. Tek arzum düzgün bir iş bulup çalışmaktı. Okumam yazmam bile olmadığı için kimse iş vermiyordu.
• Bütün bu olanlardan sonra ne düşünür olmuştunuz?
Sürekli dua ediyordum. Allah'ım ne olur şu kuluna yardım et. Yardım etmiyorsan canımı al diye yalvarıyordum. Kendimi defalarca öldürmeye kalkıştım. Sayısız kez kollarımı bileklerimi kesmeye çalıştım ama olmadı. Bir şey tutuyor insanı, yapamadım.
• İstanbul'da neler oldu?
iki yıldır istanbul'dayım. En büyük zararları kız arkadaşlardan gördüm. Karnımı doyurabilmek için bildiğim tek iş olan fahişeliği yapmaya ama bu kez kendi başıma yapmaya karar verdim. Bu arada madde bağımlısı olduğum için vücudum sürekli istiyordu ama benim hiç param yoktu. Bir hapa, bir sanmlık sigara parasına 5-10 milyona birlikte olur duruma geldim.
• Nerelerde vakit geçiriyordu-nuz?
Genelde Taksim dolaylarında oluyordum ama son dönemde Kadıköy'de vakit geçirir olmuştum. Üsküdar, Harem ve Beşiktaş'a da takılıyordum.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
(rptj)kader, görsün, vurmaya

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 04:33 .