HSBC BANK’TA ERMENİ SOYKIRIMININ SES GETİRMESİ İÇİN SPONSOR OLMUŞTU
ŞİMDİDE FORTİSBANK - PKK İŞBİRLİĞİ
Belçika-Hollanda ortaklığı Fortis tarafından satın alınan Dışbank, dünden itibaren Ülkemizdeki banka müşterilerini Fortis Bank adıyla kabul etmeye başladı. Fortis Bank Yönetim Kurulu Başkanı Karel De Boeck, 2010 yılına kadar şube sayısının 183′ten 300′e çıkarılacağını açıkladı.’ Bu haber, Türkiye’nin mümtaz basın ve yayın organlarının hemen hemen tümünde yer aldı. Fakat hiç kimse, Fortis Bank’ın, PKK’nın kullandığı mayınları üreten firmaya ortaklığından bahsetmedi. İşte gözden kaçan! o detay:
Dünya üzerindeki bankaların hareketlerini izleyen Netwerk Vlaanderen adlı kuruluş, aralarında Fortis Bank’ın da bulunduğu 5 bankanın, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından üretimi yasaklanan misket bombası, nükleer bomba, seyreltilmiş uranyum silahları ve mayın gibi mühimmat üreten silah şirketleriyle ortak olduğunu belgeledi.
Netwerk Vlaanderen tarafından hazırlanan 52 sayfalık raporda, Belçika’nın önde gelen finans kuruluşlarından biri olan Fortis Bank’ın, dünyanın en büyük mayın üreticisi Singapore Technologies Engineering-STE’de 1,376,600 adet hissesinin bulunduğu ortaya çıkarıldı.
Raporda Fortis Bank’ın ortak olduğu Singapurlu mayın üreticisi STE’nin VS-50 ve VS-69 tipi mayınlar ürettiği belirtildi. Singapurlu STE firmasının ürettiği VS-50 ve VS-69 tipi mayınlar, Güneydoğu’da PKK tarafından sıklıkla kullanılıyor.
Dünya Mayın İzleme Komitesi’nin 1999 tarihli raporunda Singapur’un tek mayın üreticisi STE’nin Valsella Valmara 69 ve Valsella VS-50 mayınlardan milyonlarca adet ürettiğini belgelemişti.
HSBC BANK’TA ERMENİ SOYKIRIMININ SES GETİRMESİ İÇİN SPONSOR OLMUŞTU
Ülkemizde sayıları hızla çoğalan yabancı bankaların bir yandan ekmeğimizi yerken bir yandanda ülkemizin birlik bereberliğini bozan şer odaklarıyla çeşitli ilişkileride bulundukları da çeşitli şekillerde ıspatlanmıştı.
“Dünyanın yerel bankası” sloganıyla, 110 milyonun üzerinde müşteriye hizmet veren HSBC Bank’ın dünyanın dört bir yanındaki şubelerinde güya Türkler tarafından yapılan ermeni soykırımının dünya kamuoyuna anlatılması noktasında maddi destek verdikleri ve bunun içinde sponsor olduğunu da unutmayalım.
Nail Armudi"nin bu konuya yorumu
PKK MAYINLARINA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN TEPKİ!..
“Sivil Toplum Örgütleri’nden PKK Mayınlarına Karşı ‘Acil Eylem’ Çağrısı!..”
Uluslararası toplumun tepkisinden çekinen ve “şiddete” dayalı varlığını gizlemek için her yolu deneyen PKK, “bir daha mayın kullanmayacağını” kamuoyuna deklere etmesine rağmen, mayınlarla can almaktan bir türlü vazgeçmiyor.
PKK, mayınlama eylemleri ile ilgili gerçekleri kamuoyundan gizlemeye çalışsa da, uluslararası kuruluşların ve Türkiye’deki sivil toplum örgütlerin tepkisini almaktan kurtulamadı.
Basın-yayın organlarına yansıyan haberlere göre, son bir hafta içerisinde Diyarbakır’ın Dicle ve Van’ın Çatak ilçelerinin kırsal kesiminde PKK mayınları yine can aldı: 2’si güvenlik görevlisi, 1’i çocuk 3 kişi öldü, 5 kişi de ağır yaralandı.
Geçen hafta Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri’nde incelemelerde bulunan Uluslararası Mayın Yasaklama Kampanyası Editörü Loren Persi, PKK’nın mayınlama eylemlerine sert tepki gösterdi. Loren Persi tarafından yapılan basın açıklamasında (15 Mayıs 2007), PKK tarafından köy ve mezraların yakınlarına döşenen mayınlar neticesinde birçok suçsuz insanın (özellikle küçük çocukların) ve güvenlik görevlilerinin öldüğü belirtilerek, PKK’nın mayınlama eylemlerine derhal son vermesi çağrısında bulunuldu.
PKK mayınlarına en sert tepki Diyarbakır’daki sivil toplum örgütlerinden geldi. Diyarbakır İnsan Hakları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (YURT-SAV) Başkanı Ahmet Büyükburç tarafından yayınlanan basın açıklamasında (16 Mayıs 2007), Dicle ve Çatak kırsalında PKK tarafından uzaktan kumanda ile patlatılan mayınların 1’i çocuk, 2’si güvenlik görevlisi 3 kişinin ölümüne neden olmasının şiddetle protesto edildiği vurgulanarak, şöyle denildi; “İnsan hakları savunucuları, PKK’nın insanlık dışı eylemlerine karşı sessiz kalmamalılar. Aksi halde, PKK cinayetlerine ortak olacaklardır. Kör terörün, ne zaman ve nerede kimi hedef alacağı belli değildir. Bugün barış, kardeşlik, demokrasi, insan haklarından bahseden sivil toplum örgütlerinin, en kalleş ve vahşi yöntemlere başvuran PKK’ya karşı sessiz kalmalarını anlamakta güçlük çekiyoruz. İnsan hakları dernekleri başta olmak üzere, tüm sivil toplum örgütlerini PKK’nın mayınlama eylemlerine karşı ‘acil eylem’ kampanyasına katılmaya çağırıyoruz.”
“Mayınsız Bir Türkiye Girişimi”nin Bölge Temsilcisi Cengiz Analay ise, Diyarbakır’daki İnsan Hakları Derneği’nde yaptığı basın toplantısında (17 Mayıs 2007), mayınların bilinenin aksine savaşlardan daha fazla barış zamanlarında yoğun şekilde kullanıldığını, cins, dil, inanç ve düşünce farkı gözetmeksizin masum insanları hedef aldığını belirterek, “Maalesef, mayınlar Türkiye’de ve dünyada can almaya devam ediyor. Türkiye’de tablo hiç iç açıcı değil. Her yıl ortalama 180 kişi mayınların kurbanı oluyor veya sakat kalıyor. Uzaktan kumandayla patlatılan mayınlar, güvenlik güçlerinin yanı sıra, çocukları, kadınları da hedef alıyor. Toplumumuz mayınlar konusunda daha duyarlı olmalı ve sivilleri hedef alan bu tür saldırıları nefretle kınamalılar” diyerek, PKK mayınlarına karşı tepki gösterilmesi gereğine dikkat çekti.
Handicap International adlı uluslararası sivil toplum kuruluşu tarafından 17 Mayıs 2007 tarihinde açıklanan “Terörizm Raporu”nun mayınlarla ilgili bölümünde de; “Mayınların insanlık için felaket olduğu, 84 ülkenin mayınlar nedeniyle sıkıntı yaşadığı, dünyada her yıl yaklaşık 20 bin çocuğun ve yetişkinin mayınların kurbanı olduğu, özellikle terör örgütlerinin son yıllarda mayınlama eylemlerine yöneldiği ve bu tür eylemlerden en büyük zararı sivillerin gördüğü” vurgulandı.
Terör örgütleri tarafından kolay bir eylem biçimi olması nedeniyle son yıllarda yaygın şekilde kullanılan mayınlar, PKK için de özel bir anlam içeriyor. PKK’lı teröristlerce döşenen mayınlar, başta çocuklar olmak üzere, masum ve korunmasız yüzlerce kişinin ölümüne ya da sakat kalmasına neden oluyor. Oysa, 26 Temmuz 2006’da PKK’nın yayın organlarına yansıyan haberlerde, “PKK, İsviçre’de Cenevre Çağrısı Örgütü yetkilileri ile yaptığı görüşme sonrasında, mayın kullanmamayı kabul etti” deniliyordu. PKK’nın televizyonu Roj TV’ye konuşan örgüt sözcüsü Fehman Hüseyin, mayınlardan en fazla sivillerin zarar gördüğünü, PKK’nın, kara mayınlarının kullanılmaması yönündeki anlaşmaları kabul ettiğini ve bu konuda uluslararası kuruluşların denetimine açık olduklarını ilan etmişti. Bu açıklamalarının üzerinden 6 ay geçmedi, aralarında 88’i çocuk, 100’ün üzerinde insan mayınların kurbanı oldu. PKK tarafından son dönemde yaygın olarak kullanılan uzaktan kumandalı bomba ve mayın patlatma türü eylemler, hedef gözetmemesi nedeniyle insanlık dışı olarak nitelendiriliyor. Türkiye’de terör örgütünün mayınlarına en çok kurban veren illerin başında; Tunceli, Bingöl, Siirt, Diyarbakır ve Van geliyor.
Gözü dönmüş örgüt mensupları, yerleşim bölgelerinde, mezralarda veya herhangi bir köyün etrafında, yolunda, patikasında mayın arazileri oluşturmaya devam ediyorlar. Bu arazilerde yaşayan siviller her gün ölümle ve uzuvlarını kaybetmek riskiyle karşı karşıyalar.
PKK kadrolarının birbirleriyle yaptıkları telsiz konuşmalarında “Mayın tarlasında hasılat nasıl?.. Birkaç yüz ölü, bin kadar bacak, yarısı baldırdan aşağı, bir de el ve çok sayıda parmak, birkaç göz, kulak…” diyerek sohbet ettikleri yönünde internet sitelerine yansıyan haberler, insanın kanını donduruyor.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Araştırma Merkezi Müdürü Prof.Dr.Muammer Kaya’nın, “mayın mağdurları”nı konu alan basın toplantısındaki şu sözleri, aslında terörün korkunç boyutunu gözler önüne sermeye yetiyor; “PKK terör örgütü tarafından döşenen mayınlara basma sonucunda Türkiye’de 1999-2006 yılları arasında 589’ü sivil, 989 kişi öldü, 3 binin üzerinde kişi de sakat kaldı.”
PKK paramiliter örgütü ile mücadelede en küçük bir olayda dünyayı ayağa kaldıran İnsan Hakları Dernekleri, elini, kolunu, bacağını, yüzünü, gözünü, canını PKK mayınına kurban veren çocukların acı çığlıkları karşısında da suskun kalabilecekler mi?.. Susmak, onaylamaktır. Sivil toplum örgütleri, isimlerine yakışır hareket etmezlerse, bırakın toplumu, kendi vicdanlarına karşı nasıl dürüst kalacaklar?..
Aklıma takılan ve dikkatimi çeken küçük bir ayrıntıyı da sizlerle paylaşmak istiyorum; PKK, mayınlama eylemlerine son verdiğini ve bu konu ile ilgili Cenevre’de PKK yöneticilerinin imza attığını yayın organlarında “flaş” haber olarak bir hafta boyunca duyurmamış mıydı? Peki, PKK mayınları sonucu ölen insanlarla ilgili haberler, neden aynı yayın organlarında “es” geçiliyor, yani verilmiyor. Hem yap, hem de gizle… Acaba PKK sorumluları, gerçeklerin sonsuza kadar gizli kalacağına mı inanıyorlar?..
Nail Amudi
ŞİMDİDE FORTİSBANK - PKK İŞBİRLİĞİ
Belçika-Hollanda ortaklığı Fortis tarafından satın alınan Dışbank, dünden itibaren Ülkemizdeki banka müşterilerini Fortis Bank adıyla kabul etmeye başladı. Fortis Bank Yönetim Kurulu Başkanı Karel De Boeck, 2010 yılına kadar şube sayısının 183′ten 300′e çıkarılacağını açıkladı.’ Bu haber, Türkiye’nin mümtaz basın ve yayın organlarının hemen hemen tümünde yer aldı. Fakat hiç kimse, Fortis Bank’ın, PKK’nın kullandığı mayınları üreten firmaya ortaklığından bahsetmedi. İşte gözden kaçan! o detay:
Dünya üzerindeki bankaların hareketlerini izleyen Netwerk Vlaanderen adlı kuruluş, aralarında Fortis Bank’ın da bulunduğu 5 bankanın, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından üretimi yasaklanan misket bombası, nükleer bomba, seyreltilmiş uranyum silahları ve mayın gibi mühimmat üreten silah şirketleriyle ortak olduğunu belgeledi.
Netwerk Vlaanderen tarafından hazırlanan 52 sayfalık raporda, Belçika’nın önde gelen finans kuruluşlarından biri olan Fortis Bank’ın, dünyanın en büyük mayın üreticisi Singapore Technologies Engineering-STE’de 1,376,600 adet hissesinin bulunduğu ortaya çıkarıldı.
Raporda Fortis Bank’ın ortak olduğu Singapurlu mayın üreticisi STE’nin VS-50 ve VS-69 tipi mayınlar ürettiği belirtildi. Singapurlu STE firmasının ürettiği VS-50 ve VS-69 tipi mayınlar, Güneydoğu’da PKK tarafından sıklıkla kullanılıyor.
Dünya Mayın İzleme Komitesi’nin 1999 tarihli raporunda Singapur’un tek mayın üreticisi STE’nin Valsella Valmara 69 ve Valsella VS-50 mayınlardan milyonlarca adet ürettiğini belgelemişti.
HSBC BANK’TA ERMENİ SOYKIRIMININ SES GETİRMESİ İÇİN SPONSOR OLMUŞTU
Ülkemizde sayıları hızla çoğalan yabancı bankaların bir yandan ekmeğimizi yerken bir yandanda ülkemizin birlik bereberliğini bozan şer odaklarıyla çeşitli ilişkileride bulundukları da çeşitli şekillerde ıspatlanmıştı.
“Dünyanın yerel bankası” sloganıyla, 110 milyonun üzerinde müşteriye hizmet veren HSBC Bank’ın dünyanın dört bir yanındaki şubelerinde güya Türkler tarafından yapılan ermeni soykırımının dünya kamuoyuna anlatılması noktasında maddi destek verdikleri ve bunun içinde sponsor olduğunu da unutmayalım.
Nail Armudi"nin bu konuya yorumu
PKK MAYINLARINA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN TEPKİ!..
“Sivil Toplum Örgütleri’nden PKK Mayınlarına Karşı ‘Acil Eylem’ Çağrısı!..”
Uluslararası toplumun tepkisinden çekinen ve “şiddete” dayalı varlığını gizlemek için her yolu deneyen PKK, “bir daha mayın kullanmayacağını” kamuoyuna deklere etmesine rağmen, mayınlarla can almaktan bir türlü vazgeçmiyor.
PKK, mayınlama eylemleri ile ilgili gerçekleri kamuoyundan gizlemeye çalışsa da, uluslararası kuruluşların ve Türkiye’deki sivil toplum örgütlerin tepkisini almaktan kurtulamadı.
Basın-yayın organlarına yansıyan haberlere göre, son bir hafta içerisinde Diyarbakır’ın Dicle ve Van’ın Çatak ilçelerinin kırsal kesiminde PKK mayınları yine can aldı: 2’si güvenlik görevlisi, 1’i çocuk 3 kişi öldü, 5 kişi de ağır yaralandı.
Geçen hafta Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri’nde incelemelerde bulunan Uluslararası Mayın Yasaklama Kampanyası Editörü Loren Persi, PKK’nın mayınlama eylemlerine sert tepki gösterdi. Loren Persi tarafından yapılan basın açıklamasında (15 Mayıs 2007), PKK tarafından köy ve mezraların yakınlarına döşenen mayınlar neticesinde birçok suçsuz insanın (özellikle küçük çocukların) ve güvenlik görevlilerinin öldüğü belirtilerek, PKK’nın mayınlama eylemlerine derhal son vermesi çağrısında bulunuldu.
PKK mayınlarına en sert tepki Diyarbakır’daki sivil toplum örgütlerinden geldi. Diyarbakır İnsan Hakları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (YURT-SAV) Başkanı Ahmet Büyükburç tarafından yayınlanan basın açıklamasında (16 Mayıs 2007), Dicle ve Çatak kırsalında PKK tarafından uzaktan kumanda ile patlatılan mayınların 1’i çocuk, 2’si güvenlik görevlisi 3 kişinin ölümüne neden olmasının şiddetle protesto edildiği vurgulanarak, şöyle denildi; “İnsan hakları savunucuları, PKK’nın insanlık dışı eylemlerine karşı sessiz kalmamalılar. Aksi halde, PKK cinayetlerine ortak olacaklardır. Kör terörün, ne zaman ve nerede kimi hedef alacağı belli değildir. Bugün barış, kardeşlik, demokrasi, insan haklarından bahseden sivil toplum örgütlerinin, en kalleş ve vahşi yöntemlere başvuran PKK’ya karşı sessiz kalmalarını anlamakta güçlük çekiyoruz. İnsan hakları dernekleri başta olmak üzere, tüm sivil toplum örgütlerini PKK’nın mayınlama eylemlerine karşı ‘acil eylem’ kampanyasına katılmaya çağırıyoruz.”
“Mayınsız Bir Türkiye Girişimi”nin Bölge Temsilcisi Cengiz Analay ise, Diyarbakır’daki İnsan Hakları Derneği’nde yaptığı basın toplantısında (17 Mayıs 2007), mayınların bilinenin aksine savaşlardan daha fazla barış zamanlarında yoğun şekilde kullanıldığını, cins, dil, inanç ve düşünce farkı gözetmeksizin masum insanları hedef aldığını belirterek, “Maalesef, mayınlar Türkiye’de ve dünyada can almaya devam ediyor. Türkiye’de tablo hiç iç açıcı değil. Her yıl ortalama 180 kişi mayınların kurbanı oluyor veya sakat kalıyor. Uzaktan kumandayla patlatılan mayınlar, güvenlik güçlerinin yanı sıra, çocukları, kadınları da hedef alıyor. Toplumumuz mayınlar konusunda daha duyarlı olmalı ve sivilleri hedef alan bu tür saldırıları nefretle kınamalılar” diyerek, PKK mayınlarına karşı tepki gösterilmesi gereğine dikkat çekti.
Handicap International adlı uluslararası sivil toplum kuruluşu tarafından 17 Mayıs 2007 tarihinde açıklanan “Terörizm Raporu”nun mayınlarla ilgili bölümünde de; “Mayınların insanlık için felaket olduğu, 84 ülkenin mayınlar nedeniyle sıkıntı yaşadığı, dünyada her yıl yaklaşık 20 bin çocuğun ve yetişkinin mayınların kurbanı olduğu, özellikle terör örgütlerinin son yıllarda mayınlama eylemlerine yöneldiği ve bu tür eylemlerden en büyük zararı sivillerin gördüğü” vurgulandı.
Terör örgütleri tarafından kolay bir eylem biçimi olması nedeniyle son yıllarda yaygın şekilde kullanılan mayınlar, PKK için de özel bir anlam içeriyor. PKK’lı teröristlerce döşenen mayınlar, başta çocuklar olmak üzere, masum ve korunmasız yüzlerce kişinin ölümüne ya da sakat kalmasına neden oluyor. Oysa, 26 Temmuz 2006’da PKK’nın yayın organlarına yansıyan haberlerde, “PKK, İsviçre’de Cenevre Çağrısı Örgütü yetkilileri ile yaptığı görüşme sonrasında, mayın kullanmamayı kabul etti” deniliyordu. PKK’nın televizyonu Roj TV’ye konuşan örgüt sözcüsü Fehman Hüseyin, mayınlardan en fazla sivillerin zarar gördüğünü, PKK’nın, kara mayınlarının kullanılmaması yönündeki anlaşmaları kabul ettiğini ve bu konuda uluslararası kuruluşların denetimine açık olduklarını ilan etmişti. Bu açıklamalarının üzerinden 6 ay geçmedi, aralarında 88’i çocuk, 100’ün üzerinde insan mayınların kurbanı oldu. PKK tarafından son dönemde yaygın olarak kullanılan uzaktan kumandalı bomba ve mayın patlatma türü eylemler, hedef gözetmemesi nedeniyle insanlık dışı olarak nitelendiriliyor. Türkiye’de terör örgütünün mayınlarına en çok kurban veren illerin başında; Tunceli, Bingöl, Siirt, Diyarbakır ve Van geliyor.
Gözü dönmüş örgüt mensupları, yerleşim bölgelerinde, mezralarda veya herhangi bir köyün etrafında, yolunda, patikasında mayın arazileri oluşturmaya devam ediyorlar. Bu arazilerde yaşayan siviller her gün ölümle ve uzuvlarını kaybetmek riskiyle karşı karşıyalar.
PKK kadrolarının birbirleriyle yaptıkları telsiz konuşmalarında “Mayın tarlasında hasılat nasıl?.. Birkaç yüz ölü, bin kadar bacak, yarısı baldırdan aşağı, bir de el ve çok sayıda parmak, birkaç göz, kulak…” diyerek sohbet ettikleri yönünde internet sitelerine yansıyan haberler, insanın kanını donduruyor.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Araştırma Merkezi Müdürü Prof.Dr.Muammer Kaya’nın, “mayın mağdurları”nı konu alan basın toplantısındaki şu sözleri, aslında terörün korkunç boyutunu gözler önüne sermeye yetiyor; “PKK terör örgütü tarafından döşenen mayınlara basma sonucunda Türkiye’de 1999-2006 yılları arasında 589’ü sivil, 989 kişi öldü, 3 binin üzerinde kişi de sakat kaldı.”
PKK paramiliter örgütü ile mücadelede en küçük bir olayda dünyayı ayağa kaldıran İnsan Hakları Dernekleri, elini, kolunu, bacağını, yüzünü, gözünü, canını PKK mayınına kurban veren çocukların acı çığlıkları karşısında da suskun kalabilecekler mi?.. Susmak, onaylamaktır. Sivil toplum örgütleri, isimlerine yakışır hareket etmezlerse, bırakın toplumu, kendi vicdanlarına karşı nasıl dürüst kalacaklar?..
Aklıma takılan ve dikkatimi çeken küçük bir ayrıntıyı da sizlerle paylaşmak istiyorum; PKK, mayınlama eylemlerine son verdiğini ve bu konu ile ilgili Cenevre’de PKK yöneticilerinin imza attığını yayın organlarında “flaş” haber olarak bir hafta boyunca duyurmamış mıydı? Peki, PKK mayınları sonucu ölen insanlarla ilgili haberler, neden aynı yayın organlarında “es” geçiliyor, yani verilmiyor. Hem yap, hem de gizle… Acaba PKK sorumluları, gerçeklerin sonsuza kadar gizli kalacağına mı inanıyorlar?..
Nail Amudi












Normal