iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:41 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » A.b.d. Nin Kuzey Irak Politikasi Ve Türkiyenin çikarlari üzerindeki Etkileri

Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz.

Anket Sonuçlarını Göster: Türkiye üzerine komplo teorileri hakkında ne düşünüyorsunuz
evet bu tür komplolor mevcuttur 1 100,00%
biz "TÜRKÜZ" bize birşey yapamazlar 0 0%
sanmıyorum 0 0%
hiçbiri 0 0%
Katılımcı sayısı: 1. Sizin bu ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.06.07, 21:26
Cool A.b.d. Nin Kuzey Irak Politikasi Ve Türkiyenin çikarlari üzerindeki Etkileri

28.06.07, 21:26



Haziran’07, Stratejik Analiz 31
Şanlı Bahadır KOÇ
ASAM ABD Uzmanı
sbkoc@asam.org.tr
Kapak Konusu
ABD’nin Irak’taki yeni güvenlik planı sonrasında
sonbahara kadar kayda değer bir
ilerleme sağlanamaması halinde, bazı Cumhuriyetçilerin
de yer alabileceği iç muhalefet, Bush
yönetimi için dayanılması güç boyutlara ulaşabilir.1
Bu nedenle ABD’nin Irak’a yönelik politikasında
sonbahardan sonra bazı temel değişimler beklemek
yanlış olmayabilir. Muhtemelen bu politika değişikliğinin
Kuzey Irak’la ilgili de önemli yansımaları
olacaktır. Bu makale, Kuzey Irak’a yönelik ABD
politikalarını ve bunların Türkiye’nin çıkarları üzerindeki
etkisini tahlil ve tahmin etmeye çalışacaktır.
Bu çerçevede, ABD’nin muhtemel bir Kürt devleti,
Kerkük, bölgedeki askerî varlığının geleceği,
olası bir Türk askerî harekatı ve PKK’nın bölgedeki
varlığı gibi konulardaki çıkarları, politikaları ve seçenekleri
irdelenecektir.
ABD Politikasının Analizinde
Dikkate Alınması Gerekenler
ABD’nin Kuzey Irak politikasının analizinde bu politikanın
farklı boyutları olabileceği düşünülebilir:
ABD’NİN KUZEY IRAK POLİTİKASI ve TÜRKİYE’NİN
ÇIKARLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Irak’ı bölmek ABD’nin resmî olarak ilan ettiği bir politika değildir. Ama bu gerçekten arzu edilmiyor da olsa, uyguladığı politikalar böyle bir sonucu yaratabilir.
32 Stratejik Analiz, Haziran’07
Kapak Konusu
a-Yönetimin üst kademelerinde kararlaştırılan politika,
b-İlan edilen politika (declaratory policy),
c-Uygulamada gerçekleşen politika,
amacın çok dışında sonuçlar verebileceği de görülmüştür.
Bu uygulamalar şöyle sıralanabilir: Anayasadaki
hükümler yoluyla ve hükümetin yapısı itibarıyla
Kürtlere sayısal durumlarının gerektirdiğinden
daha fazla güç kazandırması, Türkmenlerin siyasi
süreçten büyük ölçüde dışlanması, Kerkük’ün ağırlıklı
olarak Kürtlerin kontrolüne verilmesi, buradaki
demografik dengenin Kürtler lehine değişmesine göz
yumulması, referandumun tarihinin, gerekliliğinin
ve meşruiyetinin sorgulanmasından kaçınılması.
Vaşington’un kendisi de, ilan edilen hedefler ile gerçekleşenler
arasındaki çelişkinin farkında olsa gerektir.
Bu çelişki, ABD’nin bölgeyle ilgili gizli bir
gündemi olduğunu kanıtlamaya tek başına yetmese
ve Irak’ın bölünmesinin kaçınılmaz olduğunu göstermese
bile, Türkiye açısından tedirgin edicidir.
Aslında ABD’nin uygulamada yapacağı bazı değişikliklerle
Kuzey Iraklı Kürtlerin bağımsızlığına giden
yolları tıkaması halen mümkündür. Ancak bu yönde
yapılacak bir değişiklik için zamanın sınırlı olduğu
görülmektedir. ABD yönetimi dışında prestijli bazı
kurum ve kişiler de (Uluslararası Kriz Grubu, Baker-
Hamilton Komisyonu gibi ) Bush yönetimini bu
konuda uyarmışlardır.
Diğer taraftan, ABD yeterince güçlü kırmızı çizgiler
çizmeyerek, Kuzey Iraklı Kürt liderlere Kürt halkına
bağımsızlığın ciddi bir ihtimal olduğu hissini vermiştir.
ABD uyguladığı politikalarla Kürtlerle yakın
ilişkisini koruyarak şu amaçları güdüyor olabilir:
1- Kendine yardım edenleri ödüllendirdiğini göstermek,
2- Irak macerasından geriye Kuzey Irak’ta bir “başarı
hikayesi” bırakmak ve yapılan harcama ve fedakarlıkların
“tamamen boşa gitmediğini” kanıtlamak,
3- Irak’ın diğer bölgelerinde kalıcı üslerin varolması
şansının giderek azalması nedeniyle bu işe Kuzey
Irak’ı hazırlamak,
4- Dünyadaki petrolün yüzde 3 ya da 4’üne karşılık
geldiği söylenen Kuzey Irak petrolünü kendi kontrolüne
almak2,
5- Kürtler konusunda geçmişte yaptığı hataları bir
ölçüde telafi etmek,
6- İsrail’den sonra Orta Doğu’da koşulsuz olarak
kendisine dost olacak yeni bir devlet yaratmak,
7- Türkiye ve bölgeye komşu diğer ülkeleri, Kürt
kartı sayesinde ABD politikalarına karşı daha “yapıcı”
olmaya sevk etmek.
Kürt devletinin ABD için stratejik bir yük olacağı
her fırsatta vurgulanmalıdır. ABD’nin;
denize çıkışı olmayan, izolasyon nedeniyle doğal
zenginliklerini pazarlayamayan Kürtleri askerî,
siyasi, ekonomik ve psikolojik açıdan uzun yıllar
desteklemek zorunda kalacağı anlatılmalıdır.
Bu şartlarda ABD kamuoyu “Kürt devleti
projesi”ne çok sıcak bakmayabilir.
d-ABD’de “bazı çevreler”in yürüttüğü ileri sürülen
politika,
e- Diğer tarafların ABD adına rasyonel olduğunu
düşündüğü politikalar.
Gözardı edilmemesi gereken diğer ihtimal ise,
ABD’nin bölge ile ilgili kapsamlı, rasyonel, tutarlı
ve uzun soluklu bir politikasının olmamasıdır.
ABD dış politikası diğer bir çok ülkede olduğu gibi
değişik kurum ve bireylerin katılımı sonucunda ortaya
çıkmaktadır. Kurumlar sorumlulukları, kabiliyetleri
ve kültürlerindeki farklılıklar nedeniyle aynı
konuya oldukça değişik açılardan bakabilmektedir.
Kuzey Irak konusunda da durumun böyle olduğunu
varsaymak yanlış olmayacaktır. Bu nedenle
ABD’nin Kuzey Irak’a yönelik politikasında gizli,
muğlak, çelişkili, zaman içinde değişen ve uygulamaya
tam olarak başarıyla yansıtılamayan boyutların
bulunması şaşırtıcı olmamalıdır. ABD’nin Kuzey
Irak’la ilgili çıkarlarının çok çeşitli olması, bunların
muğlaklığı, kendi içindeki çelişkileri, diğer birtakım
gelişmelere bağlı olması, ABD politikası için çok
net ifadeler kullanılmasını güçleştirmektedir. Bu
nedenle çıkarsama ve spekülasyon yöntemleri ister
istemez devreye girmektedir.
ABD’nin Resmî Politikaları,
Uygulamaya Geçirilenler ve Düşündürdükleri
ABD’nin Kuzey Irak ile ilgili açıklanan politikası
ve amacı bölgenin Irak’ın federal bir parçası olarak
kalması şeklindedir. ABD’nin resmî açıklamalarında
bu çizginin dışına çıkılmamıştır. Ancak ABD’nin
işgalden sonraki uygulamalarının resmî söylemdeki
Haziran’07, Stratejik Analiz 33
Kapak Konusu
Pek tabii söz konusu amaçlara ulaşmanın bedeli,
riskleri ve zorlukları da vardır. Kesin olan, Amerikalıların
Kuzey Irak’ı, Irak’ta varolabilecek olumlu
yapı ve unsurların kanıtı ve modeli olarak gördükleridir.
Kuzey Irak’ın güvenlik, ekonomik faaliyetler,
etnik ve dinî gruplar arasındaki ilişkiler açısından
diğer bölgelere göre daha iyi durumda olması Amerikalıların
bu düşüncesini desteklemektedir. Buna
karşılık Kürtlerin yönetimindeki bu bölgede demokrasi
sorunları, yaygın yolsuzluk ve azınlıklara kötü
muameleler gibi konularda yapılan eleştiriler yeterince
dikkate alınmamaktadır. Oysa Kuzey Irak’ta
Kürtler dışındaki etnik grupların daha fazla sorun
yaratmamalarının nedeni durumdan memnun olmaları
değil, Kürt yönetimine direnmek için kendilerini
yeterince güçlü hissetmemeleriyle alakalıdır. Peşmerge
kuvvetlerinin sayı, örgütlenme, eğitim ve moral
olarak iyi durumda olmaları bölgedeki direnişin
şiddetini sınırlamıştır.
ABD’nin Kuzey Irak politikasını etkileyebilecek bir
diğer husus, İsrail’in durumudur. Zira, Amerikalı
karar alıcılar “İsrail için ne iyidir” sorusunu genel
ABD’nin Irak’tan çekilme planları çerçevesinde askeri birliklerini kalıcı olarak ülkenin kuzeyinde konuşlandırması,
ayrılıkçı eğilimleri daha da teşvik edebilir.
34 Stratejik Analiz, Haziran’07
Kapak Konusu
olarak ciddiye almaktadır. Irak’ın bölünmesinin İsrail
için de bazı önemli sorunlar yaratabileceği iddia
edilmektedir. Ayrıca, Kürtlerin en azından bir süre
haline gelebilir. Eğer ABD bir Kürt devletine açık
ve dolaylı olarak destek verirse bu durumda Şiilerin
de kendi devletçiklerini kurma ihtimali oldukça
artacaktır.
Bu komplikasyonların yanı sıra olası bir Kürt devletinin
ABD için şu türden daha ağır bedelleri olabilir:
- Kürtlerin bağımsızlığı Şiilerin de aynı yola girmelerine
neden olabilir,
-Şiilerin bağımsızlıklarını elde edememeleri halinde
dahi Irak’ın geri kalanında Şii hâkimiyeti pekişebilir,
buna paralel olarak da Irak’taki İran etkisi
artabilir,
- Kürtlerin bağımsızlığı Sünni Arap devletlerinin
ABD’ye daha fazla cephe almalarına, Arap halklarının
Amerika’ya yönelik “nefret”inin artmasına ve
terörün tırmanmasına neden olabilir.
- Derecesinin tam olarak tahmin edilmesi güç olsa
da, Türk-ABD ilişkileri önemli yaralar alabilir.
ABD’nin Yakın Gelecekteki
Muhtemel Hareket Tarzı
ABD’nin Kuzey Irak’la ilgili olarak hepsi birbirini
dışlamayan bazı seçenekleri olduğu düşünülebilir:
- Kürtleri bağımsızlıktan tamamen ya da bir süreliğine
vazgeçirmek,
- Kürtleri çıkışı olmayan bir federasyona razı etmek,
- Kürtleri tamamen “ortada bırakmak”,
- Askerlerin bir kısmını Kuzey Irak’a taşımak,
- Kürtlere bağımsızlık ilan ettirip sembolik bir kuvvet
bırakarak çekilmek,
- Kürtleri Türkiye ile “barıştırarak” çekilmek,
- Kürtleri uzaktan korumak,
- Hiçbir pozisyon almadan beklemek.
Bir diğer seçenek olarak ABD, Kürt devletinin kurulmasına
yeşil ışık yakmasa bile Kürtlerin güvenliğini
“yerinden” ya da “uzaktan” güvence altına alabilir.
Ya da Kürtlere, resmî anlamdaki bir bağımsızlıktan
vazgeçmeleri ya da bu amacı ertelemeleri karşılığında
güvenlik garantisi ve kendilerini yönetme noktasındaki
kazanımlarını korumaları vaat edilebilir.
Pek çok kimse, ABD’nin desteği olmadan Kuzey
Irak’ta görülebilir bir gelecekte bir Kürt devleti
kurulmasının çok düşük ihtimal olduğunda hemfi-
Bir Kürt devleti kurulmasının önündeki en
ciddi engel, ilgili tarafların Türkiye’nin böyle
bir gelişmeyi önleme gücüne ve iradesine sahip
olduğunu algılamasıdır. Vaşington yönetimi
Türkiye’nin her türlü zorluğu çıkaracağını bilmeye
devam etmelidir. Ama ABD, Türkiye’yi
ikna edebileceğine inanırsa Kürt devleti için
düğmeye basabilir.
daha Irak’ın içinde kalarak gerektiğinde veto güçlerini
kullanmalarının ABD ve İsrail açısından daha
“yararlı” olabileceği de iddia edilebilir.
ABD Açısından Kürt Devleti
Kurulmasının Bedelleri ve Sakıncaları
Irak’ı bölmek ABD’nin resmî olarak ilan ettiği bir
politika değildir. Ama bu gerçekten arzu edilmiyor
da olsa, uyguladığı politikalar böyle bir sonucu yaratabilir.
Irak’ta bölünme değişik şekillerde gerçekleşebilir.
Ülke kesin olarak üçe veya ikiye bölünebileceği gibi,
kağıt üzerinde tek ama pratikte birden fazla parçaya
da bölünebilir. Kürtler ülkeden tamamen koparken,
Şii ve Sünniler aynı ülkede kağıt üzerinde
birlikte ama uygulamada farklı konumlarda yaşayabilir.
Ancak Irak’ın bölünmesi çözümden daha
çok, sorun yaratacaktır. Bütün büyük şehirler karışık
nüfusa sahiptir. Ülkenin bölünmesi buralarda
akan kanın kontrol edilemez hale gelmesi ve milyonlarca
insanın etkileneceği çok büyük çaplı etnik
temizlikler yaşanması anlamına gelebilir. Ülkenin
bölünmesi yine, petrolün paylaşımı ve pazarlara
güvenli bir şekilde ulaştırılması sorununu daha da
karmaşık hale getirebilir. Bölünmeden sonra ortaya
çıkacak yeni devletlerin istikrarlı, barışçı, demokrat
ve müreffeh olacaklarına dair umutlar beslemek
zor olabilir. Kürt devleti başta Türkiye olmak üzere
komşu ülkeler için, Sünni devleti ise başta Ürdün
olmak üzere Sünni Arap devletleri için, Şii devleti
de Şii nüfus barındıran birçok bölge ülkesi için yeni
sorunlar ortaya çıkarabilir. Bölünmeden sonra ya
da bölünme sırasında komşu ülkelerin açık ve gizli
müdahalelerini önlemek ABD için daha da zorlaşabilir.
3 Sünni üçgeni, tam bir terör üretim merkezi
Haziran’07, Stratejik Analiz 35
Kapak Konusu
kirdir. Kürtler bu noktada, ABD’nin mevcut muğlak
yaklaşımı sürerken “sahada” geri çevrilemez kazanımlar
elde etmeyi ve Vaşington’un nihai kararını
vereceği “an” geldiğinde onu kendi saflarında olmaya
zorlamayı umuyor olabilir. Kuzey Iraklı Kürtlere
karşı sempati, ihtiyaç, suçluluk ve takdir hisleri
duyan Amerikalıların onları bir kez daha “ortada
bırakmaları” düşük bir ihtimaldir ama tamamen de
imkânsız değildir.
ABD şimdilik Kürt sorununun çözülmeden mevcut
haliyle kalmasını kendisi için en doğru tercih olarak
görüyor olabilir. Bu belirsizlik ABD’ye bölgedeki ülkelere
karşı birçok stratejik imkan sunabilir. Ayrıca,
şu aşamada bir Kürt devletinin kurulması ya da
bu ihtimalin ortadan kalkması ABD’ye değişik sorumluluklar
ve bedeller yükleyebilir. İlkinde Kürtleri
koruma zorunluluğu, ikincisinde ise onları bir kez
daha “ortada bırakmanın” sorumluluğu olacaktır.4
Kuzey Irak’ın geleceğinde köklü etkiler bırakacak
gelişmelerden biri de, ABD askerlerinin ülkenin
kuzeyine çekilmesi olabilir. Bush’un Irak’ta asker
arttırma planının başarılı olmadığının yaz sonu ya
da sonbaharda açıkça görülmesiyle, Kuzey Irak’a
“yarı-kalıcı” bir şekilde çekilme seçeneği çok ciddi
biçimde gündeme gelebilir. ABD’nin askerlerini
daha güvenli olan kuzeye konuşlandırması karşılığında
kendini Kürtlere daha fazla destek vermek
zorunda hissedip hissetmeyeceği şimdiden merak
konusudur.
Ancak her halükarda kuzeyde kurulacak üsler
Kürtleri de koruma altına almış olacaktır. Bu üsler
Türkiye’yi bölgeye müdahaleden caydırma işlevi
görebilecektir. ABD, İran ve Suriye’yi sınırlarının
hemen yanı başındaki bir noktadan tedirgin edebilecektir.
Kuzey Irak’ta konuşlanacak ABD birlikleri
Irak’ın geri kalanına göre çok daha güvende olacaktır.
Ama bu süreçte direnişçiler ve teröristler Kuzey
Irak’taki faaliyetlerini muhtemelen arttıracaklardır.
Türkiye’de de taraftarı olan bir görüş, ABD’nin
Irak’taki askerî varlığını tamamen çekmesinin büyük
olumsuzluklara yol açacağı görüşüdür. Ancak
böyle bir çekilmenin olumlu yönleri de olabilir. Bunlar
şu şekilde sıralanabilir:
- Türkiye, PKK’ya yönelik sınır ötesi harekâtlar konusunda
rahatlayabilir,
- Kürt liderlerin zihninde Türkiye’nin Kerkük’le ilgili
bir oldu-bittiyi kabullenmeyeceği düşüncesi yeniden
güç kazanabilir,
- Kürtler, Sünni ve Şii Araplara karşı Türkiye’nin
desteğine ihtiyaç duyabilir. Kendilerini korumasız
hisseden Kürtler Türkiye’ye yaklaşabilirler.
Kerkük referandumu, ABD’nin Kuzey Irak’ın geleceği
konusundaki planının ve niyetinin okunabilmesinde
çok önemli bir gösterge olacaktır. ABD’nin
Kerkük referandumunda ısrar edip etmeyeceği, ısrar
etmeyecekse nasıl bir geri adım atacağı merak
edilmektedir. Kerkük’ü alan Kürtlerin Irak’ın diğer
bölgelerindeki kaosu da bahane ederek bağımsızlık
için harekete geçebileceklerini ABD’li yetkililerin
hesaplamış olması gerekmektedir. Bu noktada referandumun
ertelenmesinin tek başına çok önemli
olmadığı hatırlanmalıdır. Çünkü referandum ertelense
bile aradaki sürenin Kerkük’e daha fazla Kürt
getirilmesi, daha fazla Arap’ın baskı ve teşvikler
sonucu kenti terk etmesi amacıyla değerlendirilmesi
söz konusu olabilir. Bu nedenle asıl önemli olan
husus, ertelemenin belli bir zaman için mi, yoksa
bazı şartlar oluşuncaya kadar ucu açık bir şekilde
mi olacağıdır. ABD’li yetkililer Kerkük konusunda
Kürtlerle her türlü pazarlığı yapabilecek konumdadırlar.
Yakın gelecekteki Amerikan politikaları hakkında
öngörüde bulunmaya çalışırken, bu ülkedeki iktidar
değişikliğinin de dikkate alınması gerekir. “Bush
yönetiminin Kürtler ile yakın ilişkisi muhtemel bir
Demokrat Başkan döneminde de devam eder mi?”
sorusunun yanıtı aranırken, Irak’ın üçe bölünmesi
(Joe Biden-Leslie Gelb) ve Amerikan askerlerinin
Barzani, ABD’nin Irak’ı işgalinden bu yana Türkiye’ye karşı
cüretkar davranışlar sergiliyor.
36 Stratejik Analiz, Haziran’07
Kapak Konusu
Kuzey Irak’ta konuşlanması (Richard Holbrooke5)
gibi fikirlerin daha çok Demokrat stratejistlerden
gelmesi bir fikir verebilir. Kürtlere açık çek veriltadır.
Buna karşılık, Irak Kürtlerinin bir devlete
sahip olmaları halinde daha olgun ve ölçülü olacaklarını
iddia edenler de vardır. Ancak yine de, Kuzey
Irak’taki bağımsız bir yapının PKK’ya yataklık
yapmamasının, Türkiye’nin iç siyasetine karışmaya
yeltenmemesinin, Türk toprakları üzerinde hak iddia
etmemesinin, Türkmen azınlığa baskı uygulamamasının,
Kerkük’ü ele geçirmemesinin ve Amerikan
askerî varlığına ev sahipliği yapmamasının bir
garantisi yoktur. Neticede, kendi ayakları üzerinde
duracak bir Kürt devletinin bölgede revizyonist politikalar
izlemesi, zayıf bir Kürt devletinin de yabancı
güçlerin politikalarına alet olması kuvvetle muhtemeldir.
Şurası bir gerçek ki, ABD Kuzey Irak’ta Kürtlere
bu kadar büyük bir açık çek vermese de bölge Türkiye
için her zaman potansiyel bir sorun kaynağıydı.
Ancak problem bugünkünden daha kontrol edilebilir
boyutlardaydı. Bugün itibarıyla, Türkiye’nin ABD
politikaları karşısında izleyebileceği politikalar için
şunlar söylenebilir:
a- Bölgesel Kararlılığı Arttırmak
Kuzey Irak, Suriye ve İran için ABD ile ilişkilerindeki
en önemli kalem değildir. Suriye ve İran’ın
Irak Kürtlerinin bağımsızlığı konusunda Türkiye
kadar doğrudan, büyük ve acil bir tehdit algılamadıkları
söylenebilir7. İki ülkedeki Kürt nüfusu
da Türkiye’dekine göre daha küçüktür. Türkiye bu
noktada Kuzey Irak’ın özellikle Suriye ve İran için
de öncelikli tehdit olduğuna ikna edebilmelidir. Bunun
ardından da Irak’ın tüm komşularının ABD’nin
Irak’ın bölünmesini hazırlayan politikalarından
vazgeçmemesi halinde ödenecek bedelin ne olduğunu
Vaşington’a şüpheye yer bırakmayacak kadar
net bir şekilde göstermeleri gerekir.
Irak’ın içindeki gruplar ise Kürt bağımsızlığına büyük
ölçüde karşı olmakla beraber, yaşadıkları iç
savaş, Bağdat’taki siyasi manevralarda Kürtlere ihtiyaç
duymaları ve Kürtlere karşı askerî güç kullanma
kapasiteleri olmaması gibi nedenlerle Türkiye’ye
anlamlı destek verecek durumda olmayabilirler.
b- ABD Kamuoyunu ve Devletini İkna Etmek
Iraklı Kürtlerin geçmişte yaşadıkları acılar,
Vaşington’un birkaç kez Kürtleri yarı yolda bırakmış
olması ve ABD’ye en fazla destek veren grubun
Kürtler olması gibi nedenlerle Kürtlere sempati du-
Kürtler, bağımsızlığa giden yolda kendilerini
korumanın en uygun yolunun, bölgelerindeki kalıcı
ABD üslerinden geçtiğini düşünebilir. Türkiye
bu yöndeki gelişmelerin önünü almak için
şimdiden net bir tavır almalıdır. Uyarılarının
içinde, kuzeye taşınacak üsler için kendi toprakları
üzerinden lojistik akışına izin verilmeyeceği
de yer almalıdır.
mesine nispeten mesafeli bakanlar ise daha çok
Cumhuriyetçi Parti’nin realist kanadındadır (Robert
Gates, James Baker, Brent Scowcroft, Anthony
Cordesman).
Yukarıda ABD için belirtilen politika seçeneklerine
karşılık Kürt liderler, genel anlamda ABD’nin kendilerine
borçlu ve ihtiyaçları olduğuna ve bu nedenle
de yardım edeceğine inanmaktadır. Bunun da etkisiyle,
pek çok “genç milliyetçi” harekette görüldüğü
üzere nerede durmaları gerektiğini kestiremeyebilirler.
Arkalarından esen rüzgarın verdiği gücü sonuna
kadar kullanmak isteyebilirler. Ama sağlıklı
olan, Kürtlerin federalizm, bağımsızlık, Kerkük,
petrol, ABD koruması, güvenlik, dış dünya ile ilişki,
milliyetçiliğin duygusal dışa vurumları, pan-Kürdist
dayanışma6, refah ve saygınlık gibi amaçların hepsine
aynı anda ulaşmayı ümit etmiyor olmalarıdır.
Kürtlerin bu değerler arasında zaman, nitelik ve nicelik
olarak tercihler yapması gerekmektedir.
Kuzey Irak Bağlamında Türk-Amerikan
İlişkileri ve Yapılması Gerekenler
Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulmasının Türkiye
için ne tür somut ve psikolojik sonuçları olabileceği
henüz yeterince ayrıntılı, çok yönlü, objektif ve titiz
şekilde tartışılmamıştır. Bazı sloganlar, klişeler, evhamlar,
refleksler ve temenniler politika pozisyonları
olarak sunulmuştur. Iraklı Kürtler şu anda ticaret,
tüketim malları, dış dünya ile iletişim, elektrik,
işlenmiş petrol gibi bir çok konuda Türkiye’nin iyi
niyetine ihtiyaç duymaktadır. Buna rağmen zaman
zaman izledikleri dostane olmayan politika, Kürtlerin,
devlet zırhına büründükten sonra daha da pervasız
ve talepkâr olacakları endişesini yaratmakHaziran’
07, Stratejik Analiz 37
Kapak Konusu
yan Amerikan kamuoyu, bağımsız Kürt devletinin
sonuçları konusunda aydınlatılmalıdır. Olası bir
Kürt devletinin ABD için stratejik bir yük ve ayak
bağı olmasının kaçınılmaz olduğu her fırsatta vurgulanmalıdır.
ABD’nin; denize çıkışı olmayan, izolasyon
nedeniyle doğal zenginliklerini bölge dışına
çıkaramayan Kürtleri askerî, siyasi, ekonomik ve
psikolojik açıdan uzun yıllar desteklemek zorunda
kalacağı anlatılmalıdır. Bu şartlarda ABD kamuoyu
“Kürt devleti projesi”ne çok sıcak bakmayabilir.
Bu gerçeklik Amerikan devletine de daha sık hatırlatılabilir.
Vaşington gerçekleri ne kadar erken
görür ve Kürtlerin maksimalist taleplerini azaltmak
için ne kadar erken davranırsa, durum ABD, Türkiye
ve bölge için o kadar olumlu olacaktır. Nitekim
devletler, hayati derecede önemli olan konular hariç,
dış politikalarında genelde esnek olurlar. Kuzey
Irak konusunda da ABD’nin nihai hedeflerinden
çok eğilimlerinden, umutlarından, endişelerinden ve
arzularından bahsetmek daha doğru olacaktır. Bu
çerçevede, ABD’nin Kürt devleti kurmayı “tarttığı”
varsayımından hareket edilerek, böyle bir şeye
kalkışmasının kendisi için ciddi bir bedeli olacağı
gösterilebilirse, muhtemelen bu hesaplardan vazgeçecektir.
c- Olası İkna Çabalarına Direnmek
Bir Kürt devleti kurulmasının önündeki belki de en
ciddi engel, ilgili tarafların Türkiye’nin böyle bir ge-
ABD’nin Türkiye ile ilişkileri açısından, olası bir Kürt devletinin taşınamayacak kadar ağır bir stratejik yük olacağını anlaması gerekiyor.
38 Stratejik Analiz, Haziran’07
Kapak Konusu
lişmeyi önleme gücüne ve iradesine sahip olduğunu
algılamasıdır.
işbirliğini en aza indireceğini şimdiden ABD tarafının
zihninde şüphe bırakmayacak şekilde belli etmiş
değildir. Bu durum Vaşington’da bazı çevrelerin,
“Türkiye’yi ikna etmenin yolu bir şekilde bulunur”
düşüncesine kapılmasına neden olmaktadır.
d- ABD’ye Telkin Edilecek Hareket Tarzı
Türkiye, ABD’ye Kuzey Irak konusundaki iyi niyetini
gösterebileceği bazı davranış kalıpları önerebilir
ve bunların ne kadar dikkate alındığını test edebilir.
Kürtlerin Amerikan tarafını dinlememe gibi bir
lüksleri olmadığından hareketle, Türkiye ABD’den
Kuzey Iraklı liderlerin dikkatini bazı hususlara çekmesini
isteyebilir. Bunlardan biri, afâki taleplerini
yumuşatmalarını istemek olabilir. Diğeri ve daha
önemli olanı ise, bağımsızlığa yönelmeleri halinde
onları koruyamayacaklarını bildirmeleridir.
Kürtler, bağımsızlığa giden yolda kendilerini korumanın
en uygun yolunun, bölgelerindeki kalıcı ABD
üslerinden geçtiğini düşünebilir. Gerçekten de böyle
bir durum bağımsızlık ihtimalini önemli ölçüde
güçlendirir. Türkiye bu yöndeki gelişmelerin önünü
almak için şimdiden net bir tavır almalıdır. Uyarılarının
içinde, kuzeye taşınacak üsler için kendi toprakları
üzerinden lojistik akışına izin verilmeyeceği
de yer almalıdır.
Ankara-Vaşington ilişkilerindeki en can alıcı konularından
biri de PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığıdır.
ABD bugüne kadar sembolik ve çok fazla asker gerektirmeyen
operasyonlarla, PKK’nın lojistik, eğitim,
propaganda, finansman, istihbarat, ulaştırma
faaliyetlerini önleyebilecek ya da zorlaştırabilecekken
bu yola gitmemiştir. ABD’nin bu tepkisizliğinin
nedenlerini şu ihtimaller ifade edilebilir:
- Irak’ta yeterince askerinin olmaması,
- 1 Mart olayı nedeniyle Türkiye’yi cezalandırma
güdüsü,
- Iraklı Kürt gruplarla arasını bozmaktan kaçınması,
- PKK’yı İran ve belki de Suriye’ye karşı kullanma
beklentisi,
- PKK’yı Türkiye ile İran gibi bir konuda bir pazarlık
unsuru olarak kullanma beklentisi,
- Ankara’nın uyarılarının Vaşington’u harekete geçirecek
kadar güçlü olmaması.
PKK konusu gerek kendi özelindeki terör eylemle-
Türkiye’nin hareket tarzının inandırıcı ve etkili
olması için sınır ötesinde askerî güç kullanma
iradesini yeniden kazanması gerekir. Ankara
ABD aleyhine adımlar atma isteğinde olmadığını
ama gerektiği zaman bunu yapmaya kapasitesi
ve cesareti olduğunu Amerikalı karar
alıcılara gösterebilmelidir.
Ancak buna rağmen, ABD’nin Türkiye’ye Kürt devletinin
muhtemel ve kaçınılmaz olduğu ya da zararlı
olmadığı yönünde telkinleri olabilir. Benzer şekilde
Türkiye iç kamuoyunda, Kürt devletinin kurulmasının
artık kaçınılmaz olduğu ve ona Türkiye’nin hamilik
yapmaması halinde başkalarının yapacağı, iyi
ilişkilerin ise Kuzey Iraklı grupların PKK’ya tavır
almasını sağlayabileceği ve ABD ile önemli bir pürüzü
ortadan kaldırabileceği yönündeki söylem güçlü
bir perdeden dillendirilebilir. Bu tür girişimlere
karşı hazırlıklı ve ihtiyatlı olunması gerekmektedir.
Ankara’ya PKK’ya karşı bazı önlemler alınması
karşılığında Türkiye’nin Kürtlere hamilik yapması
yönünde telkinlerde bulunulabilir. Ancak, ABD’nin
Kuzey Iraklı Kürtlerle Türkiye arasında hakemlik
yapmak yönündeki girişimlerinin yaratabileceği bir
anlaşma zemininin kalıcı olacağına güvenmek doğru
olmayabilir. Çünkü, Iraklı Kürtler olgun ve tamahkar
davransalar bile Kuzey Irak’ta kurulacak
bir Kürt devletinin yaratacağı emsal ve “enerji”nin
kontrol edilebileceğinden emin olunamaz.
Türkiye’nin, Kürt devletine olan muhalefeti konusunda
ikna edilebileceği havasının oluşmasına
izin verilmemelidir. Bu noktada gerekli olan şey
“diplomatik caydırıcılık”tır. Ama aşırı ön tepkiler
vermek de, Türkiye’nin kaybedildiği, artık onun
“gönlünü almanın” mümkün ve dolayısıyla gerekli
olmadığı şeklinde algılanabilir. Vaşington yönetimi
Türkiye’nin Kürt devletine elinden gelen her zorluğu
çıkaracağını bilmeye devam etmelidir. ABD, bir
Kürt devletinin Türkiye’yi tehdit etmeyeceği ve hatta
yararına olacağı noktasında Türkiye’yi ikna edebileceğine
inanırsa Kürt devleti için düğmeye basabilir.
Oysa Ankara, ABD’nin Irak’ın bölünmesine giden
adımlar atmaya devam etmesi halinde kendisiyle
Haziran’07, Stratejik Analiz 39
Kapak Konusu
ri, gerek Irak Kürt hareketiyle daha büyük ortak
hedeflere hizmet etme bağlamında Türk-Amerikan
ilişkilerinin merkezinde yer almaya devam edecektir.
ABD, Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik ilgisini
ve enerjisini azaltmak istiyorsa, PKK konusunda
anlamlı adımlar atmak zorundadır. Bu çerçevede
Ankara’nın PKK’yla ilgili talepleri arasında şunlar
da olmalıdır:
- ABD’li üst düzey liderlerin PKK’nın amaçlarına ve
K Irak’taki varlığına karşı açık ve güçlü ifadelerle
karşı çıkmaları,
-ABD’nin çok fazla asker gerektirmeyen operasyonlarla
PKK’nın hareket kabiliyetini zorlaştırması
(haberleşme, finans, lojistiğinin kesilmesi, Türk-
ABD ortak keşif uçuşları),
-Iraklı Kürtlere PKK konusunda daha fazla baskı
yapılması, Türkiye ile daha yoğun ve etkili istihbarat
paylaşımına girmesi,
-Türkiye’nin PKK hedeflerine karşı, ABD’nin bilgisi
ve desteğiyle; coğrafi derinliği, kullanılan şiddetin
derecesi ve süresi itibariyle sınırlı olabilecek bir askerî
harekatta bulunması.
Diğer taraftan, ABD Türkiye’yi müdahale etmekten
sonsuza dek alıkoyamayacağı düşüncesiyle,
Ankara’nın müdahalesine ses çıkarmayabilir. Ancak
böyle bir müdahaleden sonra ABD’nin bu kez
çok net ve aşılmaz “kırmızı çizgiler” koyması söz
konusu olabilir. Bir başka ihtimalse, Türkiye’nin
harekete geçmeye karar verdiği anda onu eyleminden
alıkoymak için, Kuzey Iraklı liderler vasıtası ile
bazı üst düzey PKK’lıların Türkiye’ye teslim edilmesi
olabilir.
Ankara, taleplerinin karşılık bulmaması halinde,
Kuzey Irak’la ticaret yapılmasını, elektrik verilmesini
ve lojistik akışını kesebileceğini; ABD’nin
İncirlik’teki faaliyetlere sınırlama babında, belli bir
süre ya da süresiz olarak üssün faaliyetlerini durdurma
gibi yollara gidebileceğini gündeme getirmesi
söz konusu olabilir.
Kerkük referandumu ABD’nin bölgedeki niyetleri konusunda çok önemli bir gösterge olacak.
40 Stratejik Analiz, Haziran’07
Kapak Konusu
Sonuç: ABD’yle İlişkilerde
Alışılmışın Dışına Çıkabilmek
Kuzey Irak ile ilgili olarak durum kritik noktaya
geldiğinde ne karar vereceğini ABD’nin kendisi
bile daha bilmiyor olabilir. Olaylar beklemediği bir
noktaya geldiğinde ABD vites ve hatta yön değiştirebilir.
Vaşington’un, Irak’ın genelinde olduğu gibi
Kuzey Irak’a yönelik politikasının da, iyi düşünülmüş
ve uygulanan bir “master plan”dan çok güncel
gelişmelerin ve tartışmaların girdabında sürüklenerek
oluşuyor olabileceği ihtimali de küçümsenmemelidir.
Ancak yine de, ABD Kuzey Irak’ta uzun süreli askerî
güç bulundurarak çevre ülkelerinin iradelerinin
kırılmasını beklemeyi planladığı düşünülebilir.
ABD’nin Kuzey Irak’ı “nadasa bırakmak” istediğinden
şüphelenmek haksız bir endişe değildir. Vaşington
zamanla çevre ülkelerinin zaten güçlü olmayan
ortak iradelerinin çatlayacağını ve aralarında zaten
mevcut güvensizliklerin artacağını umuyor olabilir.
Bu ülkeler “sona kalmaları” halinde Kürt yönetimi
ve ABD ile işbirliği yapmanın getirilerini diğerlerine
kaptıracaklarını düşünebilirler. Kürtler ve ABD bu
yönde şüpheler yaratmak için adımlar atabilirler.
Türkiye, ABD’nin Kuzey Irak politikasını daha köklü
biçimde etkileyebilecek bazı adımları henüz atmamıştır.
Türkiye, bir Kürt devletinin kurulmasının
ABD’ye yarardan çok zarar getireceği konusundaki
ikna çabalarını her şartta sürdürmelidir. Ancak bu
ikna çabaları, sözlü mesajlarla sınırlı kaldığında yeterli
olmayabilir.
Türkiye’nin hareket tarzının inandırıcı ve etkili olması
için sınır ötesinde askerî güç kullanma iradesini
yeniden kazanması gerekir. Ankara ABD aleyhine
adımlar atma isteğinde olmadığını ama gerektiği
zaman bunu yapmaya kapasitesi ve cesareti olduğunu
Amerikalı karar alıcılara gösterebilmelidir.SA
Dipnotlar
1 Carl Hulse ve Jeff Zeleny, “G.O.P. Moderates Warn Bush Iraq Must Show
Gains”, New York Times, 10 Mayıs 2007.
2 ABD Kuzey Irak’ın mevcut bilinen ve potansiyel enerji kaynaklarının merkezi
yönetimin mi yoksa Kürtlerin elinde olmasını mı tercih eder? Normalde,
nüfusu az olan, güvenlik ve siyasi destek açısından ABD’ye bağımlı olan
Kürtlerin petrol gelirlerini Amerikan şirketleri ile paylaşmaya daha açık ve
muhtaç olacakları söylenebilir. Ama çevredeki ülke ve gruplar bunu kabul
ederler mi? Kendi topraklarından boru hatları geçmesine izin verirler mi?
3 Kenneth Pollack ve Daniel Byman, Things Fall Apart: Containing the Spillover
from an Iraqi Civil War, Brookings Institution, Saban Center Analysis,
Number 11, Ocak 2007.
4 Şanlı Bahadır Koç, “Türk-Amerikan İlişkileri: ‘İkinci Bahar’ mı, ‘Sonun Başlangıcı’
mı?”, Stratejik Analiz, Haziran 2006. s. 24.
5 Richard Holbrooke, “Opportunity For Turks And Kurds?”, Washington Post,
12 Şubat 2007; Richard Holbrooke, “The Guns Of August”, Washington
Post, 10 Ağustos 2006.
6 Kuzey Iraklı Kürt liderler komşu ülkelerdeki Kürtler üzerinden politika yapmaya
bu ülkeleri korkutmak ve müdahalelerini caydırmak için mi, yoksa
ancak büyük bir Kürt devletinin ayakta kalabileceğine inandıkları için mi
girişmektedir? Bu konuda ABD ile Kürt liderler arasındaki danışma, ortak
plan ve işbirliğinden söz edilebilir mi? “Iraq’s Barzani Interviewed on Kurdish
Affairs, Iranian Role, Ties with Israel; Al-Arabiya TV,” BBC Monitoring
Middle East, 8 Nisan 2007.
7 Komşular içinde askerî, siyasi ve ekonomik olarak en zayıf ülke ve Kürtler
için denize en yakın çıkış yolu olan Suriye’nin de orta ve uzun vadede “havuç
ve sopalarla ikna edilmeye” çalışılması beklenebilir. Bir süre sonra Kuzey
Irak’taki Kürt gruplar denize açılmalarını sağlaması karşılığında Suriye’ye
ekonomik sıkıntılarını hafifletebilecek öneriler yapabilirler. Şam, Kuzey Irak
petrolünün Akdeniz’e akmasına izin verirken, buradan ucuz petrol almak,
kendi içindeki Kürtlerin “uslu durmalarının sağlanması”, Kuzey Iraklı yeni
sermayenin burada yatırım yapması, transit ekonominin nimetlerinden istifade
etmek gibi ödüllerle “baştan çıkarılmaya” çalışılabilir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar