iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 23:48 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » derin devlet kazığı

Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.07.07, 12:23
Standart derin devlet kazığı

08.07.07, 12:23



Gülay Göktürk
Tüm yazıları
“Vefasız devlet”

Hrant Dink cinayeti azmettiricisi Yasin Hayal'in, hâlâ dışarı çıkamamış olmaktan derin bir hayal kırıklığı içinde olduğu anlaşılıyor. Devlete yazdığı "Sitemkarım" başlıklı mektupta "Bizi kullandınız, neden şimdi korumuyorsunuz" diye isyan etmiş.

"Size samimi itirafta bulundum, önemli bilgiler verdim. Efendi olmam karşılığında beni çıkaracağınızı söylemiştiniz. Karşılığı bu mu olmalıydı" diye sitem etmiş savcıya. "Devlet görevinde kullanıldıysak haklarımızı korumak devlete düşmez mi" diye de sorumluluklarını hatırlatmış. "Hak" lafı da onun durumuna pek güzel oturmuş doğrusu...

Hayal devlete bu hizmeti karşılığında nasıl bir hakkı doğduğunu düşünüyor acaba? Azmettiricilikten emeklilik bağlanmasını, sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlanmayı filan mı? Öyle ya; bizim devletimiz sosyal devlet. Herkes devletten bir şey istiyor da, "devlet için" adam öldüren niye istemesin! Aslına bakılırsa, şu anda devletten kazık yediğini düşünen Hayal, bu işlere bulaşmadan önce ülkücü abileriyle biraz konuşsaydı, 12 Eylül dönemini biraz anlattırsaydı onlara, devletin bu tip vefasızlık hikayelerinden bol bol dinlerdi. O dönemde "devleti kurtarmak için" silaha sarılan nice ülkücü 12 Eylül darbesiyle birlikte kendini zindanda ayak tırnakları çekilirken bulmuştu da aynı isyanı yaşamıştı Hayal'le... "Bu nasıl iştir, fikirlerimiz iktidarda, biz ise hapisteyiz, diye çok sitem etmişlerdi o zamanlarda da; ama kulak asan olmamıştı.

* * *

Derin devletin parmak izlerini taşıyan cinayetleri daha önce de gördük. Ama hiçbirinde perde arkasındaki failler bu kadar korkusuz, bu kadar pervasız olmamışlar, böyle küstahlık düzeyine varan bir rahatlıkla davranmamışlardı. Bu kez her şey o kadar ayan beyan ve herkesin gözü önünde yürürken, cinayetin nerede, ne zaman hangi silahla ve ne şekilde işleneceği bilinirken, polis- jandarma - ajan - istihbaratçı işbirliği bu kadar kör gözüm parmağına ortadayken arka plandaki çetenin bu kadar rahat oluşunu neye yoracağını bilemiyor insan.

Adalet mekanizmasına olan "güven" mi? Susurluk ya da Şemdinli davalarının gidişatı karşısında duyulan rahatlık mı? Yoksa tetikçilerin "çözülmeyeceğine" duyulan inanç mı? Eğer sonuncusu ise iplerini pek de sağlam kazığa bağladıkları söylenemez. Yasin Hayal, emniyette bir grubun kendilerine kumanda ettiğini söylüyor ama isimlerini şimdilik koz olarak kendine saklamayı tercih ediyor.

Erhan Tuncel de Hrant'ın Agos'un önünde ensesinden vurularak öldürüleceğini rapor ettiği sekiz istihbaratçının adını vermekle tehdit ediyor "şeflerini"... Yani henüz bir çözülme yok... Şu anda sitemkar mektuplar, üstü kapalı tehditler ve göz dağı verme aşamasındayız. Göreceğiz bakalım, gelecek duruşmaya kadar "şefler" mesajları alıp piyonları kurtarmak için kolları sıvayacak mı... Yoksa Hayal'i "delidir ne dese yeridir" taktiğiyle zararsız hale getirip kendi kaderine mi terk edecek...

Bizim şimdilik tek umudumuz, Yasin Hayal'in kendisini kullananlarla ilgili olarak daha fazla hayal kırıklığına uğraması; Polis muhbiri Erhan Tuncel'in de şeflerine daha fazla kızması, daha fazla öfkeye kapılması; ayrıca ikisinin de daha birbirine düşmeleri ve sökülmeleri... Yoksa ne polis soruşturmasından, ne iddianameden bir şey öğreneceğimiz yok.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar