iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:23 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » işkencecilerin copunu çok sevmiştim

Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.07.07, 14:17
Standart işkencecilerin copunu çok sevmiştim

nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
Send PM

09.07.07, 14:17



İşkencecilerle ülkem için el ele veriyorum!

"Dün bana işkence etmiş olanlarla bugün el ele vermeyi yurtseverliğin doğal ve sade gereği sayıyorum..."

Cumhuriyet Gazetesi’nde MHP’yi öven yazısıyla çok tartışılan gazetenin Başyazarı İlhan Selçuk dün köşesinde kendisine yönelik eleştirilere ilginç bir değerlendirme ile yanıt verdi. Selçuk, “Ben, laik Atatürk Cumhuriyeti’nin bütünlüğü için dün bana işkence etmiş olanlarla bugün el ele vermeyi yurtseverliğin gereği sayıyorum” dedi. Selçuk, “Seçimden sonra bir CHP-MHP koalisyonu olasılığı dinci ve dönek solcu tayfasını çıldırtıyor” yorumunda bulundu.

MHP ilan verdi

Cumhuriyet gazetesi başyazarı ve Yayın Kurulu Başkanı İlhan Selçuk 26 Haziran’da Cumhuriyet Gazetesi’nde MHP’nin seçimler öncesi “canlanıp kanlandığını” belirterek, “Dincilere karşı çıkan MHP aslına rücu etti ve milliyetçilik şiarını benimsedi. Bu da entel-liboş takımını korkutuyor, uykularını kaçırıyor” yorumunu yaptı.

Selçuk’un, bazı çevrelerin sert eleştirilerine neden olan bu yazısı MHP yönetimi tarafından ise memnuniyetle karşılandı. Bu gelişmelerden sonra geçtiğimiz cumartesi günü de MHP’nin seçim ilanlarından biri, Cumhuriyet Gazetesi’nde İlhan Selçuk’un köşe yazısının yer aldığı 2. sayfada yayınlandı.

İlhan Selçuk dün, MHP ile ilgili yazısı nedeniyle kendisini eleştirenlere yanıt verdi. Selçuk dünkü yazısında şu görüşleri ifade etti:

Eleştirilere yanıt verdi

“Geçen hafta MHP için yazdığım yazıda bilimsel bir gerçek vurgulanıyordu; ama, bizim medya gerçeğin özünü bırakıp işi şamataya dönüştürmek istedi. Konuyu saydamlaştıralım: Bush yönetiminin desteğini almak için AKP’nin PKK terörüne teslimiyetçi yaklaşımı, bölücülere göz kırpması, Talabani ve Barzani ile aşna fişnesi, ülkeyi yabancılara parça parça taksit taksit satması artık açık seçik ortalıkta sergileniyor. Yalnız MHP mi? AKP’nin teslimiyetçi satılmışlık politikasına CHP, DP, GP, SP de karşı çıkıyorlar.. Sonuç: AKP teslimiyetcilik ve satılmışlık siyasetinde yalnızdır. Hem bunca gürültüye ne gerek var? Vaktiyle Ecevit’in DSP’si ile Devlet Bahçeli’nin MHP’si koalisyon yapmadılar mi?

Takiyeci ve dönek solcu kesimindeki telaş boşuna.

Türkiye tehlikenin farkındadır. Tüm sağcılar, solcular, ilericiler, gericiler, vaktiyle birbirlerine diş bilemiş ve can yakmış olanlar Cumhuriyet Türkiyesi’ni yaşatmakta buluşacaklardır. Geçmiş geçmişte kaldı, dünden kalma kin güdüleri bugün eskimiş bakkal defterinde veresiye hesabının değerinde bile değil.

Kan davası aydınlık ve çağdaş insana yakışmaz. Ben laik Atatürk Cumhuriyeti’nin varoluşu ve bütünlüğü için, dün bana işkence etmiş olanlarla bugün el ele vermeyi yurtseverliğin doğal ve sade gereği sayıyorum.”

Konu nuvekolik tarafından (01.02.08 saat 19:17 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 09.07.07, 14:19
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: işkencecilerin copunu çok sevmiştim

Okay Gönensin ogonensin@gazetevatan.com09.07.2007 İlhan Selçuk ve MHP



Geçen hafta CHP-MHP koalisyonu ihtimalinden söz ederken İlhan Selçuk’un da bu olasılığı desteklediğini yazmıştık. Birkaç yazısında biraz da üstü örtülü olarak bu konuya değinen, MHP’nin milliyetçiliğini “ilerici” olarak gördüğünü söyleyen İlhan Selçuk, dünkü yazısında MHP’yi destekleyişinin gerekçelerini yazdı.

Selçuk’a göre AKP hükümeti “satılmışlık siyaseti” yürütmektedir ve buna karşı çıkanların bir cephe oluşturması gerekiyor.

İlhan Selçuk bu “cephede” MHP dışında CHP, DP, Genç Parti ve Erbakan’ın Saadet Partisi’ni de sayıyor.

“Tüm sağcılar, solcular, ilericiler, gericiler, vaktiyle birbirine diş bilemiş ve can yakmış olanlar Cumhuriyet Türkiye’sini yaşatmakta buluşacaklardır.”

Bu cümle İhan Selçuk’un basit stratejisini özetliyor: Her ne pahasına olursa olsun, hangi nedenle olursa olsun, AKP’ye karşı olan herkes bir araya gelmelidir.

***

Ona göre siyasi İslamın şu andaki en açık savunucusu olan Saadet Partisi de desteklenmelidir, çünkü AKP’ye karşıdır. AKP karşıtı cephenin içinde siyasi İslamın, yani AKP’yi yumuşamakla suçlayanların da dahil edilmesini anlamak zordur.

Yayın hayatının her döneminde yolsuzlukların üzerine gitmiş olan, bu konuda en titiz şekilde yayın yapmış olan Cumhuriyet’in İlhan Selçuk’un kalemiyle Genç Parti’yi de desteklemesi kolayca açıklanamaz. Genç Parti lideri Cem Uzan, Cumhuriyet’in şiddetle eleştirdiği televizyonun fiilen özelleştirilmesinin başını çekmiş, Özal’ın oğluyla ortak olmuş ve babası ile kardeşi “banka hortumlamak”la suçlanan, halen yurt dışında firarda olan bir iş adamı-politikacıdır. İmar Bankası’nda parası batmış binlerce kişi halen çaresizlik içinde sağa sola başvuruyor. Bu insanların bir bölümünün alacaklarını devlet, yani Türk halkı ödemiştir.

İlhan Selçuk’un siyasi İslamcı partiyi ve Genç Parti’yi bile sadece AKP’ye karşı oldukları için desteklemesi öyle birkaç cümleyle açıklanamaz.

***

İlhan Selçuk’un yazısının son cümlesi şöyle: “Ben laik Atatürk Cumhuriyeti’nin varoluşu ve bütünlüğü için, dün bana işkence etmiş olanlarla bugün el ele vermeyi yurtseverliğin doğal ve sade gereği sayıyorum.”

Yani İlhan Selçuk kendisine işkence etmiş olanları affetmiş. O affedebilir, ama sırf elinde Cumhuriyet Gazetesi bulunduğu için öldürülenlerin yakınları, Cumhuriyet okuduğu için dayak yiyenler, bıçaklananlar, kurşunlananlar da affeder mi?

İlhan Selçuk’un her şeyi unutarak ve kendisine işkence etmiş olanları bile affederek MHP taraftarı olması gerçekten kolay hazmedilebilir bir durum değildir, özellikle yıllarca İlhan Selçuk okuyan, onu okumadan güne başlamayanlar için.

Yıllarca döneklik hakkında yazı yazan ve Türk basının en önemli solcu yazarlarından biri olan İlhan Selçuk’un böylesine sert bir dönüş yapmasına herhalde eski MHP’liler pek sevinmektedir.

Eski solcular liberal demokrasiyi savunduklarında İlhan Selçuk tarafından en ağır şekilde döneklikle, liboşlukla suçlanmışlardı. Son tavrı dolayısıyla Selçuk, kendisi için uygun sıfatı bulacaktır...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09.07.07, 17:08
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: işkencecilerin copunu çok sevmiştim

Geçmiş geçmediyse suç bizde


Yıldırım Türker
21/05/2007 (9989 kişi okudu) Evet, kaldığımız yerden devam ediyoruz. Solcu olmayan sol partilerin birleşmesi için dua edip asker muhtıralarına şükrediyoruz.
Tartışmaya itildiğimiz konular, tartışmakla görevlendirildiğimiz sorunlar, hayatımızı bizden kaçırmak üzerine kurgulanmış.
Asal soruyu Rakel Dink, Başbakan'a soruyordu. Mektubunu okudunuz mu?
"...Ayrıca sevgili eşim ne savaşta öldü ne çatışmada ne de çekişmede. Onu seçerek, bilerek, kasten ve arkadan vurarak öldürdüler. Devletin bakanı onu sağken hain ilan etmişti, öldürüldükten sonra da devletin askeri ve komutanı ona hâlâ hain diyebiliyorlar (Giresun Jandarma Bölge Komutanı'nın 9 Nisan'da şehit cenazesinde yaptığı konuşma) ve katili yakalamakla görevli devletin polis ve jandarması cinayetin tetikçisiyle poster havasında hatıra fotoğrafı çektirmek için birbiriyle yarışıyor, Türkiye bayrağı önünde poz veriyorlar. Bunun gibi söylemleri, davranışları engelleyebilecek cesaretiniz var mı? Bu söylemler değişmedikçe bebekleri katil olmaktan kurtaramayız. Bunlar şerefli ve onurlu bir devlete yakışmadığı gibi, o devletin başbakanı olarak devletin şerefini ve onurunu yükseltmek size ve arkadaşlarınıza düşmektedir. Bize vatandaşlar olarak hangi kapıyı çalmamızı önerirseniz lütfen bildirin. Kınama yayımlayan devletlere de hain diyorlar, yoksa Türkiye devleti, böylesi bir cinayeti kınamıyor da tasvip mi ediyor?"
İşte, sorulması gereken soru budur.
Rakel Dink'in parantezleyip andığı konuşmadan haberiniz var mı? Giresun Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Dursun Ali Karaduman 9 Nisan'da bir şehit cenazesinde duygularına esir düşmüş ve emekliliği bekleyemeden haykırıvermişti: "Bugün Amerikan Senatosu, Fransız Meclisi, İngiliz Lortları, AB Parlamentosu, şehidimizi katledenler için kınama mesajı göndermedi. Onlar ancak hainler öldüğü zaman kınama mesajı gönderirler."
Kısacası, askerin her dem düşman ilan ettikleri, her fırsatta işaret edip andıçladıklarının başta yaşama hakkından başlayarak bütün hakları
askıya mı alınmıştır?
Şemdinli konusunda kim bilir ne tür pazarlıklar sonucu korkup geri çekildiği için yakında kafasına yediği muhtırayı hak etmemişse de o muhtıranın yolunu açmış olan sayın Başbakan bakalım bu mektubu değerlendirebilecek mi?

Geçmişin adaleti
Türkiye 78'liler Girişimi yeni bir dosya açtı.
Evet, asıl sorun işte tam da buradan kanıyor. Birlikte okuyalım.
"Bugün 18 Mayıs. Evet bundan tam 25 yıl önce 1982 yılında; Diyarbakır Cezaevi'nde, insanlığa karşı olan tüm askeri darbelerin tarihsel karanlığında, işkencenin karanlık odalarında, insan kişiliği ve kimliği, yine insanlar tarafından yok ediliyordu.
2 Nisan 1984 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı'nın; '53 ölüm olayına rastlandığı, bu ölüm olaylarında 14 kişinin kendini astığı ve yaktığı, 23 kişinin çeşitli hastalıklardan öldüğü, 7 kişinin ölüm orucu ve açlık grevinde öldüğü, 7 kişinin işkencede öldüğü, bazı münferit hadiseler dışında işkence olaylarının olmadığı' ile ilgili açıklamaları, alevler, ölüm askıları ve çeşitli hastalıklar yazan 'ölüm raporları'nın soğukluğunda yalanlanarak, mezarlıklara doğru, sessiz bir çığlığın geri dönüşü gibi akıp gidiyordu.
Bu ülkenin cezaevlerinde ve Diyarbakır Cezaevi'nde de insanlar ölüyordu. Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Necmi Öner, Mahmut Zengin kendilerini yakarak, 12 Eylül 1980-Mart 1984, ağır, sistematik, yaygın ve sürekli işkencenin uygulandığı binlerce mağdurun tanıklığında ölüyorlardı.
Bugün Cumhuriyet tarihinin en derin kırılmalarıyla seçime gidiliyor. Demokrasinin evrensel yolculuğuna çıkarken, toplumun tüm kesimlerine saçılmış kırıklar, kanamaya devam ediyor.
Camdan kırığımız: Türkler ve Kürtler!
12 Eylül darbesi tüm demokrasi güçlerine karşıydı ama Kürtlerin payına daha ağır olanı, olağanüstü vahşet düştü. Ağır sansür; "Görme, duyma ve
konuşma" diyordu. Bu Türkiye toplumunun yaşanan vahşetten haberdar olmasını engelledi.
Daha fazla dayanamayan Kürtler ise dağlara çıktı.
Şimdi soruyoruz: Böyle başlamadı mı?
Kürt sorunu hep vardı. 12 Eylül sürecinde Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlar Kürt sorununun boyutunu ve niteliğini değiştirdi. Diyarbakır'da insanların kişilikleri ve kimlikleri üzerine gidildi. Bu Türkiye toplumu içinde kırılma, hatta derin bir yarılma yarattı. Cuntanın Diyarbakır Cezaevi'nde uyguladığı ırkçı-kafatasçı vahşetle yüzleşmeyenler, Kürt sorununun neden çözülmediğini bugün dahi anlayamazlar.
Yine soruyoruz: Dünden bugüne süreç böyle yaşanmadı mı?
Bizler: Türklerin/Kürtlerin, birbirimizi anlamanın yolunun Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananları/yaşatılanları sorgulamaktan geçtiğine inanıyoruz.
Bizler: Diyarbakır vahşetinin sorumlularının toplum vicdanında ve insanlığın ortak değeri hukukta yargılanmasının toplumsal yaraları
adalet duygusuyla saracağı görüşündeyiz.
Bizler: Adalet ve toplumsal barış için bu ülkenin tüm demokrasi güçlerini, 'Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma ve Adalet Komisyonu'nu kurarak; yok edici karanlıkları var edenleri ve bu karanlıklarda var olanları, insan kişiliğini ve onurunu yok edenleri, insanlık suçu işleyenleri; Demokrasinin aydınlığına, gün ışığına çıkarmaya davet ediyoruz.
Diyarbakır Cezaevi karanlık sayfasını kapatmanın yolu budur!
Barışa giden yol budur!
18 Mayıs 2007: Kaldığımız yerden devam ediyoruz!
Türkiye 78'liler Girişimi"

Hasan Cemal aktarmıştı
Hasan Cemal'in benzersiz çalışması 'Kürtler'in girişinden bir bölümü aktararak ben de hepinizi destek olmaya çağırıyorum.
Hasan Cemal, "Felat Cemiloğlu'nun başından geçenleri ilk kez bir Diyarbakır akşamında 1990'lı yılların başında kendi ağzından dinlemiştim" diyor. Cemiloğlu, "Hapishaneden çıktıktan sonra genç olsaydım, dağa çıkardım" diye başlıyor sözlerine.
İşte anlattıklarının son bölümü:
"Seni psikolojik olarak çökertmek, yıkmak için her şey yapılırdı. Kapının önüne çıkararak cop sokmak....Seyredene de o copu yalatırlar. Kusarsan, öbürüne yalatarak yeri temizletirler.
PKK'nın ismini daha önce hiç duymamıştım.
İçeri alındıktan sonra öğrendim. O zamana kadar biz bu örgütü 'Apocular' diye bilirdik.
Bu anlamda siyasetle hiç ilgilenmemiştim.
Dişlerimin çoğu sallanıyordu. Neden mi? Çünkü hep kalas dayağı vardı ceza olarak. Aç ağzını derlerdi, kalası getirir, iki elleriyle tutar ve küt
diye çenenin altından yukarı doğru vururlardı.
O kalın kalası çenene alt taraftan yedin mi, eğer tecrübesizsen dilini ısırırsın. Tecrübeliysen dilini ısırmazsın ama bu sefer de dişlerin birbirine girer. İşte böyle bir şey. Bana bir gün bir avuç *** yedirdiler de, sallanan dişlerimden kurtuldum!
Tek ayak üstünde, duvar dibinde duruyordum. Ceza! Ama bir süre sonra yoruluyorum. Ayağım düşüyor yere, tutamıyorum. Emre itaatsizlik!
Cezası: Duvarın dibinde, kanalizasyonun kapağını kaldırdılar, bir avuç *** alıp ağzıma attım. Sonra ağzımda pislik, hazır ola geçtim, öylece duruyorum.
Kıpırdamak yok. Temizlemek yok. Yere tükürmek yok. Öylece ağzın kapalı, kımıldamadan ayakta, hazır olda bekliyorsun.
Bir süre sonra bıraktı, içeri girdim.
Elazığlı arkadaş. İsmi Ramazan. Allah razı olsun, bazı dişlerimi iple çekti. Çünkü temizleyemedim dişlerimi...Altın kaplama olan iki dişten birini cebine attı, birini bana verdi hatıra olarak. Hapishaneden çıktıktan sonra ilk işim dişçiye gidip takma diş yaptırmak oldu.
Sekiz ay yattım, Diyarbakır E Tipi Askeri Cezaevi 33 No'lu koğuşta.
Elli beş yaşındaydım.
Sekiz ayda 18 kilo verdim. İğne iplik kaldım. Çıktığımda kimse tanımadı beni."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10.07.07, 12:11
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: işkencecilerin copunu çok sevmiştim

Ergun Babahan
Sabahİşkenceciyle el ele vermek10.07.2007 03:55Cumhuriyet yazarı İlhan Selçuk, yurtseverliğin gereği olarak dün kendisine işkence edenlerle el ele vermeyi görev saydığını yazdı.
İnsan sadece kin ve öfkeyle yaşayamaz.
Geçmişte kendisine kötü davranan, hatta işkence eden insanları bile affetmesi doğal karşılanabilir.
Bu kişisel bir tercih ve duruştur.
Ama toplumlar için bu iş bu kadar kolay mıdır acaba?
Ankara'da yedi genci telle boğup öldürenlerle el ele verebilir miyiz veya Sivas'ta 37 kişiyi diri diri yakanlarla?..
Çorum veya Kahramanmaraş'ta yaşananlar hiç olmamış gibi davranabilir miyiz yurtseverlik adına?
Geçmişle, sorumlularıyla hesaplaşmadan hafızamızı tamamen silebilir miyiz?
Nedir yurtseverlik?
İşkencecilerle, elini kana bulamışlarla, hukuk dışına çıkmakta hiç beis görmeyenlerle el ele verebilme yeteneği midir?
Türkiye bugüne kadar işkencecileriyle el ele vermese bile, işkencecilere hep el verdiği için bugün içinde bulunduğumuz durumlara düşmemiş midir?
Çetecilerine hesap sormadığı, kırmızı pasaport sağladığı için binlerce fail-i meçhul meydana gelmemiş midir?
İlhan Selçuk o binlerce faili meçhul kurbanının yakınlarıyla el ele vermekten niye vazgeçiyor, bunun cevabını verebilir mi acaba?
Türkiye her türlü hukuksuzluğun mubah sayıldığı bir ortamdan hukuki bir zemine geçmenin mücadelesini veriyor.
Çeteler birbiri ardına ortaya çıkıyor.
Aynı insanların farklı kimliklerle cinayet işledikleri, bombalar attıkları su yüzüne geliyor.
Selçuk gazetesine bomba atanlarla el ele vermeyi de düşünüyor mudur merak ediyorum.
Dediğim gibi, bu toplumun bir bireyi olarak kendisine işkence edenlerle el ele verebilir.
Ancak bunu toplumsal bir tavır olarak talep edemez.
Böyle bir talep yurtseverlik olarak algılanamaz çünkü işkenceciyle el ele vermek faşizme davetiye çıkarmaktır.
En kötü demokrasi bile faşizmden daha iyi bir rejimdir oysa.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 12.07.07, 15:13
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: işkencecilerin copunu çok sevmiştim

Şu işkence meselesi EMRE AKÖZ







Cumhuriyet gazetesinin başyazarı İlhan Selçuk, bir süredir MHP'ye övgüler düzüyor. Milliyetçi sağcılarla, ulusalcı solcuların, birlikte (Kızılelma Koalisyonu), 'dinci' AKP'ye karşı çıkması gerektiğini savunuyor.
Halbuki 1970'li yıllarda, MHP çevresinde örgütlenen ülkücülerin en çok saldırdıkları kesimlerin başında Cumhuriyet okurları gelirdi.
O dönemi yaşayanlar, İlhan Selçuk'taki bu keskin dönüşe fena halde içerliyor.
Bardağı taşıran damla ise Selçuk'un geçen gün yazdığı şu cümleler oldu:
"Kan davası aydınlık ve çağdaş insana yakışmaz... Ben laik Atatürk Cumhuriyeti'nin varoluşu ve bütünlüğü için, dün bana işkence etmiş olanlarla bugün el ele vermeyi yurtseverliğin doğal ve sade gereği sayıyorum."
Bundan sonra tartışma daha da alevlendi. Eski defterler açıldı. Ona buna 'dönek' diyen Selçuk'un bizzat kendisinin dönek olduğu yazıldı.
Kimi "MHP bu sözlerden memnun olmuştur" dedi, kimi "Geçmişlerindeki kara sayfalar hatırlatıldığı için MHP'liler kızmıştır" yorumunu yaptı.
İyi, güzel de...
Burada kocaman bir yanılsama var.
12 Mart 1971 darbesinin ardından, İlhan Selçuk'a, İstanbul Ziverbey'deki MİT'e ait Zihni Paşa köşkünde işkence yapanlar MHP'liler değildi...
Ya kimlerdi?
12 Martçı komutanlar. Hadi adlarını da verelim: Faik Türün ve Memduh Ünlütürk.
Peki bu komutanlar MHP'li miydi?
Org. Faik Türün, dönemin İstanbul Sıkıyönetim Komutanıydı. Daha sonra Süleyman Demirel'in Adalet Partisi'nden milletvekili seçildi.
Tümg. Memduh Ünlütürk ise işkence köşkünün 'patronu' konumundaydı. Birçok işkenceye bizzat katılmıştı. Emekli olduktan sonra Dev-Sol tarafından 1991'de öldürüldü. Benim bildiğim kadarıyla Ünlütürk'ün de MHP ile doğrudan bir bağı yoktu.
Dönelim bugüne...
Madem Selçuk'a işkence yapanlar dönemin generalleriydi... O halde adresi MHP'ymiş gibi görünen bu "İşkencecimi affediyorum" lafı nereden çıkıyor?
Hafıza bozukluğu mu?

Bana kalırsa İlhan Selçuk'unki bir dil sürçmesi. 1971'in işkenceci komutanlarıyla, MHP'lileri birbirine karıştırıyor. Ve her dil sürçmesi gibi bu da bir gerçeğe işaret ediyor.
Nedir bu gerçek?
2006 mayısında Danıştay saldırısı oldu. Bunu yapan kişi (Avukat Alparslan Arslan) sanki bir İslamcı militanmış gibi sunuldu. Cumhurbaşkanı Sezer dahil, birçok mevki sahibi, hiç vakit geçirmeden, olup biteni doğru dürüst anlamadan "Bu saldırı laik cumhuriyete yapılmıştır" dedi.
Saldırıda ölen Mustafa Yücel Özbilgin'in cenazesinde hükümet üyeleri yuhalandı, hakaretlere uğradı.
Derken Arslan'ın "dinci militan" değil, aşırı milliyetçi, kuvvacı oluşumların bir parçası olduğu anlaşıldı.
Avukat Arslan, saldırıdan önce Cumhuriyet gazetesini bombalamıştı ve attığı bombalar ordu malıydı.
(Merak ediyorum: Acaba gazeteyi bombalarken yakalansaydı, "Turhan Selçuk'un çizdiği 'Türban takmış domuz' karikatürüne kızdım" mı diyecekti?)
Heyhat! Bütün bunlar olurken İlhan Selçuk hâlâ 'şeriatçıları' suçluyordu.
Ben de 25 Mayıs 2006 günü "İşkencecisiyle kol kola" başlıklı yazımın son bölümünde şöyle yazdım:
Siyaset ylesine büyük bir tutkudur ki insana kendi geçmişini dahi unutturur. İlhan Selçuk'un haline bakın: 12 Mart'ta generallerin emriyle işkenceden geçirildi. Bugünse, 'Gazetemize bomba atarak provokasyon yapıyorlar' diyeceğine, işkencecisinin halefiyle ittifak kuruyor."
Özetle: İlhan Selçuk'un "İşkencecimi affettim" sözünün adresi MHP değil, bugünkü darbe heveslileridir.
"Sizi affettim, işbirliği yapabiliriz" diyor.




Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 21.08.07, 17:15
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: işkencecilerin copunu çok sevmiştim

İşkenceci ile ittifak


Murat Belge
21/08/2007 (3728 kişi okudu)
Bu yaz işler, randevular öyle denk geldi, epey bir zamanı yurtdışında geçirdim. Türkiye'nin çok önemli bir zamanıydı bu yaz, ben de bulunduğum yerlerden becerebildiğim kadar izliyordum. Ama bu koşullarda gidişatı ancak genel, en kalın çizgileriyle izleyebiliyorsunuz, 'ayrıntı' denecek birçok şey kayıp gidiyor.
Onun için bir süredir, birikmiş gazeteleri tarıyorum, bu ayrıntılardan yakalayabildiklerimi yakalamak üzere.
9 Temmuz tarihli Sabah'ta, İlhan Selçuk'tan bir iktibasla karşılaştım. 'MHP hakkında yazdığı övücü yazı nedeniyle işkencecilerini unutmakla suçlanan yazar', 'işkencecilerini yurtseverlik adına affettiğini ilan etti'. Gazete böyle özetlemiş, Selçuk'tan bir alıntı: "Kan davası aydınlık ve çağdaş insana yakışmaz."
Evet, yakışmaz. Ben de bugün kendi işkencecilerimle karşılaşsam oturup sohbet ederim. Bir kin duygum yok, benim de.
Ama 'Cumhuriyet Türkiye'sini yaşatmakta buluşacaklardır' edebiyatına girince, orada bir duralım. Bu 'işkenceci' yaptığı işlerin inandırıcı bir özeleştirisini yapmış ve davranış biçimini gerçekten değiştirmiş midir ki, herhangi bir şeyi 'yaşatmakta' buluşacağız?
Yoksa, onun yalnızca Kemalist ve yalnızca milliyetçi olması yetiyor mu da, 'Geçmişte olanları unutalım, el ele tutuşalım, yeniden yola çıkalım' diyoruz?
Bana işkence yapan adamla bundan ötürü bir 'kan davam' yok. Ama 'işkence' kurumuyla var. Bunu sistemin onsuz edilmez bir parçası haline getirenlerle, uygulayanlarla, entelektüel düzeyde savunan ve haklı gösterenlerle 'kan davam' değil, ama siyasi, ahlaki, ilkesel kavgam elbette var ve bu kavga sürecek.
İlhan Selçuk'un bu söylediklerinde birileri bir 'alicenaplık' ve kişisel kaygıları aşmasını bilen bir 'yurtseverlik' buluyordur. Kendisi de öle bulunsun diye yazıyordur.
Bu bakımdan, bu sözlerin farkına varmadan ele verdikleri, yalnız yazının değil, genişçe bir kesimin bilinçaltına ve ruh haline ışık tuttuğu için ilginç.
Örneğin, dünkü işkencecilerin şimdi AKP'ye karşı 'Cumhuriyet Türkiye'sini yaşatma' mücadelesi verdikleri ifşa ediliyor. Bundan zaten fazla şüphemiz yoktu.
AKP'ye ve onun temsil ettiklerine bu kadar düşman olabilen birinin 'işkenceci' ile bu kadar kolay anlaşabilmesi, şüphesiz son kertede bir tercih sorunu. Ama Selçuk'la birlikte bu tercihi yapanlardan bazıları belki bu 'itiraf' üstüne bir kere daha düşünme gereği duyarlar, neyi neye tercih ettiklerini.
AKP'ye karşı omuz omuza dövüşeceğiz, 'işkenceci' ve ben: AKP-sonrası Cumhuriyet Türkiye'sini kuracağız. Bu herhalde İlhan Selçuk'un sürekli 'Aydınlanma' dediği yolu yeniden açacak. Bunun, insanları söyletmek için çok parlak ışık altında sorgulama anlamında bir 'Aydınlanma' olacağını bilmem ama kendi tanıdığım kadarıyla o kişiler 'falaka' ile 'elektrik' arasında 'ulusal' ve 'teknolojik' bir bağlantı kurmuş kişilerdir. Parlak ışık onları kesmez, çünkü daha çok göz bağlamaya alışmışlardır.
İlhan Selçuk hayatını ordudan darbe bekleyerek geçirmiş bir kişi olduğu için, 12 Mart'ta olanları bir 'kaza' olarak değerlendiriyor olabilir. Bugün olacağına inandığı ittifak o gün olsaydı, 'işkenceci'si ile aralarına o mesafe de girmeyecekti; işkence kendisi hep vardı ve olacaktı, ama ne yapalım, hedef 'Cumhuriyet Türkiye'sini yaşatmak' olduktan sonra.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 22.08.07, 18:43
kanlica - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 1.458
Ettiği Teşekkür: 491
335 tane iletisine 567 kere teşekkür edilmiş
kanlica ... O'nu tanımayan yok ki.kanlica ... O'nu tanımayan yok ki.kanlica ... O'nu tanımayan yok ki.kanlica ... O'nu tanımayan yok ki.kanlica ... O'nu tanımayan yok ki.kanlica ... O'nu tanımayan yok ki.kanlica ... O'nu tanımayan yok ki.kanlica ... O'nu tanımayan yok ki.kanlica ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: işkencecilerin copunu çok sevmiştim

Alıntı:
Selçuk'tan bir alıntı: "Kan davası aydınlık ve çağdaş insana yakışmaz."
Yakışıp yakışmıyacağı davasına bağlı..çağdaşlık ta kabullenilebilir kalıplara göredir benim için..
neye ve kime göre çağdaşlık???..
Benim kalıplarıma uymayan çağdaşlığı gericilikle mi itham etmeliyim!!

İşkencecilik ise her dönemde vardır..
Siyasi rantçılar, hizipçi zihniyetler uygulamada olmasa da düşünce bazında işkencecilerdir.
__________________
Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki !
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar