iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 04:25 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » mimar sinan diye biri yok mu?

Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02.08.07, 18:43
Standart mimar sinan diye biri yok mu?

nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
Send PM

02.08.07, 18:43



Mimar Sinan hayali biri!

Prof. Uğur Tanyeli'den tartışma yaratacak bir iddia: Hakkında hiçbir veri yokken Mimar Sinan diye birini inşa ettik..

Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Tanyeli, Mimar Sinan konusunda bir mitoloji oluşturulduğunu söylerek yeni bir tartışma başlattı. Tanyeli, geçtiğimiz günlerde yayımlanan “Mimarlığın Aktörleri” adlı kitabı nedeniyle yaptığımız röportajda Mimar Sinan’a değinerek, hep tek aktörlü tek Tanrılı bir tarih tahayyül ettiğimize dikkat çekip “Hakkında hiçbir veri olmaksızın bir Sinan inşa etmek istedik” dedi.
2005’te Garanti Galeri’de “Mimarlığın Aktörleri” adlı sergiyi de hazırlayan Tanyeli’nin kitabı, 1900’lerden 2000’lere kadar olan süreçte Türk mimarisinin aktörlerini anlatıyor. Kitabın, mimarları ve mimar biyografilerini eksen aldığı halde, bir 20. yüzyıl Türkiye mimarları ansiklopedisi olmadığını söyleyen Tanyeli, kitabındaki mimarların her birinin Türk mimarisinin en önemli adları arasında yer almadığını da özellikle vurguluyor.


'Tek ünlüsü olan mimarlık’
Kitap nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
“Mimarlığın Aktörleri”, Türkiye’de mimar aktörlerle ilgili yaklaşımları eleştirmeye yönelik bir kitap.
Daha çok bu konudaki inançlarımızı sorgulamaya yönelik. İnançlarımızın temelinde de Mimar Sinan konusunda oluşturduğumuz mitoloji yatıyor. Sadece tek ünlüsü olan bir mimarlık tarihi geleneği yazdık. Bu durum, bir tarih yazımı anomalisi olarak nitelendirilmeli. Bir dönemde yaratıcı vardı, sonra bütün bu yaratıcılık Osmanlı mimarlığından silinip gitti, geriye bir ürünler toplamı kaldı diyemeyiz. O zaman şunu sorgulamalıyız:
Mimar Sinan’ı doğru dürüst anlıyor muyuz? Sinan gerçekten bugün anladığımız anlamda birey miydi, yaratıcı özne miydi? Yoksa yaratıcılık diye nitelendirdiğimiz şey o dönemin Osmanlısının amaçları arasında mevcut değildi de, biz onu ille de Sinan adında birine mal etmek için mi uğraşıyoruz?
Anlamlı bir mimarlık tarihi yazmak istiyorsak ünlü ünsüz herkesin içinde yer aldığı bir geçmiş tahayyül etmeliyiz. Kitap, kimsenin adını bile hatırlamadığı insanların da önemli özneler olarak bu hikayenin içinde rol oynadığını ortaya koymaya çalışıyor.


'Tüm bilgi üç sayfa’
Başrolün Sinan’a verilmesi süreci nasıl gelişti?
Biz hep tek aktörlü, tek Tanrılı bir tarih tahayyül ediyoruz. Erken 20. yüzyılla birlikte Türk mimarlık ve sanat tarihini, Türk ulusunu var etme çabaları çerçevesinde yazdık. Bunu yaparken de bizden önce bu yoldan geçenlerin metodolojilerini kullandık.
Bu metodolojileri yapanlar Rönesans’tan başlayarak dahi sanatçı mitolojisi üzerinden kurmuşlardı öyküyü. Biz de aynısını yapmak istedik. Ama elinizdeki malzeme buna uygun değil. Böyle olunca da Sinan’ı 1890’lardan başlayarak muhayyel bir kimlikle inşa ettik.
Oysa öznelliği hakkında tüm bildiklerimiz üç daktilo sayfasını geçmez. Tek malzeme Sinan’ın yapı listeleri. O listelerde de neredeyse onun mimarbaşılık döneminde bürokratlar ve hanedan tarafından yaptırılmış yapıların tümü var. Yani 400’den fazla yapıdan söz ediyoruz.
O günün olanaklarıyla bu kadar yapıyı bir mimarın bireysel tasarım iradesiyle gerçekleştirmesi mümkün değil.


'Büyük isim boşluğu’
Sinan’a ait olan ya da olmayanlar gibi bir ayrım yapılamaz mı?
Yapılamaz. 16. yüzyılda Osmanlı mimarı binanın ayrıntılı projesini yollayamaz. Üst tarafını, yollanan o planı alan adam nasıl beceriyorsa öyle tamamlar. O zaman yapının mimarı Mimar Sinan mıdır, yoksa onu tamamlayan adam mı?


Kitabınızı neden 20. yy ile başlatıyorsunuz?
Türkiye’de mimar aktörün 16. Yüzyıl’da ortaya çıktığını söyleyerek mimarlığı anlatmaya başlayamayız. Çünkü 20. yüzyıla kadarki süreçte büyük isimler boşluğu var. Mimar aktörler 20. yüzyılın içinde yavaş yavaş, çileli çabalarla çıkıyor.


Yıllardır toplanan belgeler
Kitapta yer alan mimarları nasıl saptadınız?
Birbirinden farklı mimari roller var oynadığımız. Farklı toplumsal roller oynayanları ayrıştırmaya çalıştım. Hocalar, profesyoneller, memurlar, amatörler, öğrenciler, kadınlar, ötekiler, yabancılar başlıkları altında toplanıyorlar. Bir de o toplumsal rolü anlamamızı sağlayacak en ilginç kişilikler kimlerdir diye sordum. Daha da önemlisi kimlerin hayatını yazmak mümkündür diye baktım.


Belge konusunda epey sıkıntı çekmiş olmalısınız...
Türkiye’deki mimarlar kendilerini birey olarak önemsemedikleri için malzemelerini toplamıyordu. Zaten belgelerin tamamına yakını da yıllardır topladığım için vardı.



Haber: Milliyet
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 02.08.07, 18:45
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: mimar sinan diye biri yok mu?

yok tabi canım
bu senaryo daha çok hoşuma gitti
bu eserleri bizim sıradan duvarcı ustaları bile yapabiliyor
sinan gibi onlarca isimsiz dehamız var
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03.08.07, 13:57
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: mimar sinan diye biri yok mu?

Mimar Sinan 1
Mimar Sinan 2
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03.08.07, 13:57
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: mimar sinan diye biri yok mu?

Bakan Koç: Mimar Sinan yaşasaydı Bayındırlık Bakanı olurdu

Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, "Mimar Sinan bugün yaşasaydı Bayındırlık Bakanı olurdu" dedi.
ANKA’nın sorularını yanıtlayan Bakan Koç, Mimar Sinan’a ait olduğu bilinen bazı eserlerin ona ait olmadığı iddialarını değerlendirdi.
Koç, Mimar Sinan’ın aynı yıl içinde 330 eser meydan getirdiğinin hayat öyküsünde yer aldığını, bu kadar çok eseri fiziki olarak meydana getirmesinin mümkün olmadığı görüşünde olduğu belirtti, ancak bu eserlerin planını kendisinin çizdiğini söyledi.
Koç, “Mimar Sinan, bugün yaşıyor olsaydı şimdinin Bayındırlık Bakanı olurdu" dedi.

“TİYATRONUN GELECEĞİ"
Bakan Koç, göreve getirildiği ilk günlerde herkesin kendisinden Karagöz ve Hacivat’ı yaşatmasını beklediğini belirterek, “17’nci yüzyılda kalmış bir temaşayı ben bugüne nasıl taşıyabilirim ki. Bazı şeylerin devam ettirilebilmesi için fonksiyonel olması lazım, modernleştirmek lazım. Örneğin tiyatro. Tiyatronun bile gelecekte ne olup ne olmayacağı belli değil. Tiyatro, dev prodüksiyonlar karşısında ne kadar ayakta kalabilir? Ayakta kalabilmek için, teknolojiden yararlanmaları şart. Almanya’da bunun örneği de bulunuyor" şeklinde konuştu.

SEÇİMLER VE SONUÇLARI
22 Temmuz seçimleriyle ilgili soruları da yanıtlayan Koç, Meclise çok sayıda kadın milletvekili girdiğini anımsattı. Koç, bu nedenle Meclis’te çirkin söz atışmalarının ve hareketlerin yaşanmayacağını dile getirdi.
Seçim sonuçlarının kendisini hiç şaşırtmadığını söyleyen Koç, “Siyaset sosyolojik bir vakadır, ama seçim matematiktir" dedi. AKP’nin sürekli olarak yüzde 34 oy alıp, Meclis’te yüzde 65 çoğunluğa sahip olmakla eleştirildiğini ifade eden Koç, bu suçlamanın 22 Temmuz seçimlerinde sonra geçerliliğini yitirdiğini belirtti. Tek partinin istikrar getirdiğini anlatan KOç, “Düşüncesi ne olursa olsun iktidarda tek parti olmalı. Koalisyon olduğu zaman milletin akılı karışıyor. Kimi cezalandıracağını, kimi ödüllendireceğini bilemiyor" dedi.(ANKA)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar