iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:09 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » Orhan Pamuk Nobel odulunu nasil kazandi ?!

Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 20.10.06, 18:30
Standart Orhan Pamuk Nobel odulunu nasil kazandi ?!

20.10.06, 18:30



Orhan Pamuk Dosyası
Sevgili dostlar edebiyata olan ilgimden dolayı aslına bakarsanız yazı insanlarının ufak tefek hatalarını maruz görür ve onları çok gündeme getirmemeye çalışırım. Çünkü yazar dünyayla sıkıntısı olan insandır ve temel olarak yaptığı sıkıntısını yazıya dökmektir. Bunu en iyi kendimden bildiğim için yazı insanlarının bazı çıkışlarını çok önemsemem. Orhan Pamuk’un son yaptığı açıklamalarla beni "yazara dokunma" prensibimi bozmak zorunda bıraktırdığı için üzgünüm. Nedense edebiyatçılarımız siyaset yapmadan duramıyorlar ve bu siyasetlerde ne hikmetse hep vatanımız aleyhine oluyor.


İstihbarat dünyasında "kuş yumurtası üretmek" diye bir değim vardır. Diyelim ki X ülkesinde bundan 20 sene sonra yapmak istediğiniz uzun vadeli bir operasyon var. Bu operasyon için size çeşitli provakatörler lazım ve en güvenilir provakatör kendi yetiştirdiğinizdir. Bu iş için yetenekli ama geleceği parlak olmayan zayıf karakterli bir "yumurta" bulunur. Mesela bu genç üniversitede devşirilir ve aşama aşama önce öğretim görevlisi daha sonrada medya parlatmaları ve şirket sponsorluklarıyla ülkede sözü dinlenen bir Profesör haline getirilir. Gerekirse tüm araştırma ve kitapları da eline hazır olarak verilir. Ülkedeki insanlar bu kişinin yazdığını sandıkları muhteşem eserleri okur ve ona olan saygıları artar. Böylece yumurta kuluçka aşamasını bitirmiş ve çatlayıp güzel bir kuş olma zamanı gelmiştir. Belirlenen zamanda bu profesör medya yoluyla müthiş radikal açıklamalar yapmaya başlar ve tüm ülkeyi karıştırır. Aynı anda kendisi gibi yetiştirilen diğer yumurtalarda farklı faaliyetlere girişirler. Neyse konu uzun benim yerim dar ama ilgilenenler için Doğu Bloğunun çöküş dönemine bakmalarını salık veririm.


Bu alakasız konudan sonra gelelim Orhan beye. Ferit Orhan Pamuk Beyin (kimsenin bilmesini istemediği göbek adı Ferit'tir) ülkesine bu kadar muhalif olmasını hiç anlayamamışımdır. Hani fakir ve hayatını zorluklar içinde geçirmiş birisi olsa belki anlayacağım ama Orhan Pamuk sülalece aristokrat tabakasına mensuptur ve bugün eleştirdiği devletin çok ekmeğini yemiştir. Mesela dedesi Cumhuriyetin ilk mühendislerindendir ve özellikle Atatürk, İnönü dönemlerinde yapılan demiryolu hamlesinde büyük ihaleler alıp kısa zamanda zengin olmuştur. Oğulları bu koca servetin büyük kısmını sefahatle tüketseler de Orhan Pamuk’un zengin bir hayat sürmesine yetecek kadar servet kalmıştır. Babası deseniz Türk özel sektörünün duayenlerinden Gündüz Pamuk. Amerikanın IBM şirketinin Türkiye'ye atadığı ilk genel müdürlerden. 1959-1964 yılları arasında IBM firmasının tüm devlet birimlerine ve silahlı kuvvetlere sattığı cihazları pazarlayan kişi. 1964 yılından sonra Koç Holding'de Aygaz Genel Müdürlüğü, Koç Holding Plan Grubu Başkanlığı, Arçelik müdürlüğü yapmış ayrıldıktan sonra iki senede PETKİM'in başında bulunmuştur. Yani Orhan Pamuk'un babası Türkiye'nin başarılı özel sektör yöneticilerinden biri. Bu kadarda değil Gündüz Pamuk İsmet Paşa'nın yakın dostudur ve SODEP'in kurucularındandır. Kısacası Pamuk ailesi dönemlerinde zengin oldukları Halk Partisine büyük bir sadakatle bağlı.


Anne tarafı deseniz o da aristokrat. Anne tarafından büyük dedesi 1700'lü yıllarda Girit Valiliği yapmış İbrahim Paşa. İbrahim paşa geniş torun yelpazesine sahip ve bu kanaldan Orhan Pamuk'un ilginç akrabaları var. Mesela Hürriyet Gazetesinde edebiyat yazıları yazan papyonlu Doğan Hızlan ve eski İş bankası genel müdürü Ferit Basmacı Orhan Pamuk’la uzaktan akraba. Karısı Aylin Pamuk bile aristokrat. Aylin hanımın anne tarafı Beyaz Rusya'dan göç etmiş ve daha sonra Osmanlı hizmetine girmiş bir Rus soylusuna dayanmakta. Babası ise Osmanlı Adliye Nazırı Kazım Beyin oğlu. Kısacası sevgili dostlar bugün Türkiye'deki sisteme binlerce eleştiri yağdıran Orhan Pamuk bu eleştirileri yapacak en son kişidir çünkü Osmanlıdan beri bu ülkeyi yöneten aristokrasinin tam bir üyesi kendileri. Peki Orhan Pamuk'ta oluşan bu sistem düşmanlığı nereden kaynaklanıyor ve acaba "yapay" bir düşmanlık mı sorularına cevap arayalım.


Orhan Pamuk'un hayatının ilk evrelerine baktığımız zaman koca bir başarısızlık olduğunu görüyoruz. 30 yaşına kadar iki okul değiştirmiş ve sırf askerliğini kısa dönem yapmak için Gazetecilik okumuş bir insan. İlk başlarda ressam olmak isterken sonra yazarlığa sarıyor. Yıllarca evinin odasına kapanarak ödüller alan ama kimsenin para vermek istemediği romanlar yazıyor. Tam artık buraya kadarmış aşamasına geldiği anda sihirli bir değnek değmiş gibi Orhan Pamuk'un kitapları satmaya ve yurtdışında tanınmaya başlıyor. Peki bu sihirli değnek acaba nerede değmiş olabilir. Benim kanaatimce bu değneğin izini Amerika'da sürmek lazımdır.


Amerika'ya gitmeden önce Orhan Pamuk üzerinde derin etkileri olduğu anlaşılan birisinden bahsetmek lazım. Bu kişi Orhan Pamuk'un erkek kardeşi Şevket Pamuk. Şevket Pamuk Orhan Pamuğun ilk dönemlerinin aksine oldukça başarılı bir insan. Amerika'da Yale,Berkeley gibi sağlam üniversitelerde ekonomi okuduktan sonra Türkiye'de bir çok üniversitede ders veren Şevket Pamuk Osmanlı ekonomisi üzerinde tanınmış bir uzman. Kendisi pek çok yabancı üniversitede Osmanlı ve Türkiye ekonomisi üzerine dersler vermiş. Bu üniversitelerden en ilginci İsrail'de bulunan Negev Ben Gurion üniversitesi. İsmini İsrail'in ilk başbakanı,İsrail'in kurucularından ve hatta anarşik faaliyetleri yüzünden Osmanlı tarafından Filistin'den kovulacak kadar fanatik siyonist olan David Ben Guriondan almıştır. Üniversitenin derslerini MOSSAD'ında ilgiyle takip edip raporlar hazırlattığı bir "Ortadoğu Çalışmaları" bölümü bulunmakta. İşte sayın Şevket Pamuk böylesine kaliteli bir bölümde ders verebilecek kadar yetenekli bir ekonomi uzmanımız. Ben Gurion üniversitesinin başında 14 sene Dünya Bankasında çalışmış ve daha sonra bu başarılarından ötürü Rotary ve Lions klüplerinin 2000 yılının adamı olarak seçtikleri Prof.Avishay Braverman bulunmakta. Böylesine başarılı bir ekonomistin yönettiği üniversitede ekonomi dersi vermenin önemini anlamışsınızdır. İşte Orhan Pamuk'un kardeşi Şevket Pamuk bu kadar değerli bir hocamız.


Evet biz Orhan Pamuk'un Amerika yolculuğuna dönelim gene. 1985-1988 arasında tam üç sene Amerika'da kaldı Orhan Pamuk. Bu dönemde Amerika'da harıl harıl kitap yazmanın dışında çok önemli bir kursuda başarıyla bitirdi. Bu kurs Iowa üniversitesi bünyesinde verilen International Writing Program (IWP) isimli çok ilginç bir kurs. Kursun amacı dünyanın değişik bölgelerinden gelen ve kendilerinde potansiyel görülen yazarların Amerikan hayatını tanımaları ve kitaplarını yazabilecek güzel bir ortama kavuşmaları. Bu "iyiliksever"programın bünyesinde her sene 20 kadar yazar ağırlanıyor. İşte Orhan Pamuk’un bu kurstan sonra hayatı değişti. Yani onun deyimiyle "Bir kursa gitti hayatı değişti".Bu arada kurstan 2004 senesinde mezun olan bir başka Türkün ismi de Mahir Öztaş aklınızda bulunsun çünkü geleceği parlak. İnsan düşünmeden edemiyor bu üniversite bu kadar insanı çağırıp onları aylarca yedirip içirecek ve ağırlayacak parayı nereden buluyor diye. Cevabı basit. Bu yazar eğitim kursu programının baş sponsoru Amerikan Dışişleri Bakanlığı.


Orhan Pamuk'un şansı Amerika'da bundan sonra oldukça açılıyor. Baktığımız zaman Orhan Pamuk'un Amerika'da basılan kitaplarının tamamına yakını aynı yayınevinden çıkmış. Bu yayınevi Random House. Yayınevinin sahipleriyse dünyaca ünlü Alman Bertelsmann yayıncılık. Bertelsmanın kurucusu ve şu anda emekli hayatı süren dünyanın en zenginlerinden Reinhard Mohnda sihirli değnek örneklerinden. Bay Mohn İkinci Dünya Savaşında general Rommelin Afrikakorps birliğinde asteğmen olarak savaşıyor. Burada Amerikalılara esir düşerek Kansasda bir esir kampına tıkılıyor. O zamana kadar kitaplara ilgi duymayan Mohn biranda kitap sever oluveriyor. Savaştan sonra komünizm tehdidi altındaki ülkesine dönen Mohn aniden bir yayınevi açarak ilahi kitapları ve dini kitaplar basmaya başlıyor. İşte Bertelsmanın kuruluşu böylesine mütevazi. 1991 senesinde emekli olduğu zaman Bertelsmann dünyanın en büyük yayıncılarından ve kendiside karun kadar zengin. Bu Amerikalılar asteğmen Mohna esir kampında ne yedirdilerse adam başarının sırrını buluveriyor bir anda. Bertelsmanın bir diğer ilginç özelliği Doğan Holdingle 2001 senesinde Müzik piyasasına yönelik bir ortaklığa gitmeleri. Bu ortaklığın tüm görüşmeleri bizzat Aydın Doğan'ın kızı Hanzade tarafından yapıldı. Buna göre şu an Türkiye'de yayınlanan pek çok yabancı müzik albümü hep bu ortaklığın sayesinde Türkiye'ye ulaşıyor. İşte bu büyük grup Orhan Pamuk'u çok sevmiş olacak ki tüm kitaplarını satsa da satmasa da ısrarla onlar basıyorlar.


Orhan Pamuk'un en büyük başarılarından biride dünyaca ünlü IMPAC Dublin ödülünü almış olması. Bu ödül öylesine basit bir plaket değil tabii ki çünkü ödül jürisi "Benim adım Kırmızı" kitabını öylesine beğenmiş ki birde hediyesi olarak 115 bin dolar vermişler. Peki bir Türk yazarına kendisiyle aynı mesleği yapan çoğu meslektaşının hayatları boyunca bir arada göremeyeceği meblağı veren kurumun arkasındaki güç kim. Bu şirket ödüle ismini veren IMPAC şirketi.


IMPAC tüm dünyada yaygın yönetim danışmanlığı hizmetleri veren bir Amerikan şirketi. Yönetim danışmanlığı adı altında güzel istihbarat hizmetleri verdiği de bilinir. Şirketin başındaki Dr James Irwin İrlanda'yı ve kitapları çok sevdiği için böylesine güzel bir ödül ortaya çıkarmış ve her sene başarılı bir yazara bu ödül veriliyor. Edebiyatsever dostumuz bay Irwin çok da aktif birisi. Kendisi Amerikanın önde gelen Cumhuriyetçilerinden ve Amerikan ordusuyla arası harika. O kadar harika ki Amerikan Askeri akademisi West Pointden üstün hizmet ödülü almış.


Orhan Pamuk'a verilen ödülün sponsoru bay James Irwin "International Democratic Union" derneğinin de baş üyesi ve muhasebecisi. Bu dernek dünya çapındaki merkez sağ partileri bir araya getirmek için kurulmuş. Kurucuları arasında Ronald Reagan,Margaret Thatcher,Baba George Bush, Helmut Kohl ve Jack Chirac gibi önemli isimlerde bulunmakta. Derneğin Türkiye'den de iki üyesi var. Bunlar Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi. Derneğin şu anki başkanı Avustralya'nın Amerikan yanlısı başbakanı John Howard.


James Irwin bunun dışında Washintonda bulunan "Center for Democracy" derneğinin de üyesi. Tüm dünyaya Amerikan demokrasisi getirme amacındaki bu derneğin en ilginç siması artık hepimizin tanıdığı Henry Kissinger. Kissinger dendi mi o demokrasinin nasıl geleceğini hepiniz tahmin edersiniz herhalde.


Orhan Pamuk'un otuz yaşlarına kadar odasından çıkmayan biri olarak çok büyük aşamalar kaydettiği büyük bir gerçek. Şu anda kazandığı ünün ve paranın keyfini çıkarmakla meşgul. Taksim meydanına yakın ve muhteşem boğaz manzaralı teras katında yeni eserleriyle uğraşıyor. Duvarlarında Japon edebiyatına kadar tasnif edilmiş yüzlerce kitap bulunan lüks dairesini sadece çalışma amaçlı kullanıyor ve bazen de yakın dostlarıyla yemek yiyor. Bu eve sık sık gelen yakın dostlardan biride Yahudi asıllı Amerikan gazetecisi Jeri Liberdi. Bu şahsiyeti hafızası güçlü okurlar hatırlayacaklardır. Kurucusu olduğu insan hakları izleme komitesini temsilen Türkiye'deki insan hakları ihlallerini konu alan bir rapor yazmıştı. Sonra bu rapor kitap haline de dönüştürüldü. Bu raporda Türk ordusunun Kürtlere katliam yaptığını iddia edilmiş ve Türk ordusuna açıkça "serseriler" diye hitapta bulunulmuştu Bu kitabın çevirisini yapan Ertuğrul Kürkçü ve Ayşe Nur Zarakoğlu hakkında dava açılınca Jeri Liber onlara destek vermek için hemen Türkiye'ye gelerek mahkemelere katılmıştı. Herhalde Sayın Orhan Pamuğun fikirlerinin oluşmasında Jeri Liberle özel teras katında yaptığı yemekli sohbetlerin büyük etkisi olmuştur.


Evet sevgili dostlar uzun bir yazının sonuna geldik. Keşke Orhan Pamuk gibi yazarlarımız bu şekilde açıklamalar yapmasa da bizde edebiyatçılarımızla ilgili böyle uzun yazılar yazmasak. Bu arada yazıyı yazarken sabahı etmişiz gene ve dışarıdan kuş sesleri geliyor. "Kuş sesleri" çok güzel ama her "kuşun" sesi değil tabii ki.

15.10.2006

Serdar Kuru
__________________
Ağalar bilmədi birdi bu TORPAQ <br />TƏBRİZ də, BAKI da AZƏRBAYCANdır. <br />Bir ELin DİLini, RUHunu ancaq <br />Kağızlar üstündə bölmək asandır<br /><br />YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 20.10.06, 20:19
Çekingen
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 85
Ettiği Teşekkür: 0
2 tane iletisine 2 kere teşekkür edilmiş
joco doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: Orhan Pamuk Nobel odulunu nasil kazandi ?!


Orhan Pamuk olayını yazmayacağım

Ali Haydar Haksal
19.10.2006


Kütüphanemde Orhan Pamuk imzalı bir tek kitap olmadığı gibi onu merak etmişliğim de yoktur. Çok şükür ki ondan bir tek satır okumuş değilim.

Onun hiçbir eseri beni kışkırtmadı. Hakkında söylenenler de bir çorba bulamacından öteye gitmemekte. Onu okumadım diye bir eksikliğimin olduğunu sanmıyorum.

BUSH ’un önemsediği ve ondan alıntı yaparak konuştuğu bir adam beni niçin ilgilendirsin ki...

Yazının Tamamnı okumak istermisiniz?.. Tıklayın..
http://www.milligazete.com.tr/index....rsnews&id=8942


Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 22.10.06, 11:24
Meraklı
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 156
Ettiği Teşekkür: 0
4 tane iletisine 5 kere teşekkür edilmiş
hahigo doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: Orhan Pamuk Nobel odulunu nasil kazandi ?!

Orhan pamuğa soruldu;
Ahmet Yıldız:
"Yaşar Kemal ya da Fazıl Hüsnü Dağlarca 'NOBEL'i asla alamazdı!"
Çünkü, Nobel Edebiyat Ödülü gerçekten "Muhalif!" olanlara verilmiyor!..
Kendi ülkelerinin ve halklarınınbaşı dik, bağımsız ve müreffeh
olmasıiçin "Batı" karşısında gerçekten muhalif olan yazarlar
değil tercih edilen. Pamuk gibi "Batı.." ve "Batı"nın "değerleri"
adına ülkesinin değerlerinin yeşermesinemuhaliflik yapanlara
veriliyor.
("Demokrat" olmak egemenlerin değil, halkının, yoksulların
yararınaişler yapmak demektir.
Bir buçuk milyon Ermeni'yi kestiniz, astınız iddiasını kabul etmek ya
da tartışmak nasıl bir demokratikleşme yaratacak ki, Batılı
finans çeteleri ve yerli işbirlikçileri tarafındanhaftada 1 milyar
dolar borç faizi öder duruma düşürülmüş bu yoksul halk, bu
korkunç sömürüden kurtulsun!)
Gerçek "muhalif"lik, feodal dönemden miras kalmışve Batı kapitalizmi
kaynaklıhalkıezenkötülüklere karşı olmaktır!
Gerçek "muhalif"lik, yerelden evrensele, insanın destanını dayatan
yapıtlar yaratmaktan, yoksul halkını gönendirmekten geçer!
İşte bunun için, kalpleri Anadolu halkıyla birlikte atan, Fazıl Hüsnü
Dağlarca'ya ya da Yaşar Kemal'e verilmez böyle ödüller!
Ne yazık ki gerçek edebiyatın, gerçek değerlerin yerini sentetik
değerler aldı!Orhan Pamuk 12 Eylül'le birlik olup önce sol
yazarları ezdi!Halktan yana yazarları generallerin
etkisizleştirmesini, "yazar politikayla ilgilenmez" görüntüsüyle
onaylayarak
sessizceseyretti.Meydan ona kalınca sesini yükseltti!Başıboş, şaşkın
kalmışsol veyükselişe geçen islamcıokurlar üzerinde
özgürcesemirdi!
Çünkü dünyanın çivisi çıkmıştı!
Dünya dünya olalı hiç bu kadar adaletsiz olmamıştı!
Sayın Orhan Pamuk,

1. Aşağıdaki alıntılar göstermektedir ki, size ait olmayan bir
kitaptan, yalnızcabetimlemeleri, tümceleri değil, olay örgüsünü de
kaynak göstermeden almışsınız. Diğer romanlarınızda da aynı yöntemi
uyguladınız mı?

2. Beyaz Kale'yi yazarken bunca kitaptan "yararlandığınız"(!) halde,
15. baskıya dek kaynak belirttiğiniz kitaplar listesini
niçin koymadınız?
Romanınıza temel aldığınız kitabın adını ise (Pedro'nun Zorunlu
İstanbul Seyahati) neden hiç koymadınız?

3. Aşağıdaki durum ciddi bir durumdur. Böyle bir durumda bir yazar
utanarak evine çekilir ya da bir açıklama yapar.

Tüm TÜRK YAZARLARI adına soruyorum: Sanatçı olmanın olmazsa
olmazlarından olan DÜRÜSTLÜK, ONUR, AÇIK YÜREKLİLİK gibi kavramlar
sizde ne anlama geliyor?


Aşağıdaki karşılaştırmada kullanılan bordo alıntılar, Güncel
Yayıncılık tarafından Ocak 1996 yılında yayınlanan, Fuad Carım
çevirisi, Pedro'nun Zorunlu İstanbul Seyahati adlı, 16. yy. da
Türkler'e esir düşen bir İspanyol'un anılarını anlatan kitaptan,
siyah alıntılar İletişim Yayınları tarafından Ocak 1996 yılında l7.
baskısı yapılan Orhan Pamuk'un Beyaz Kale adlı romanından
alınmıştır.




"...Cenova'dan Napoli'ye giderken, hareketimizi haber alarak Ponza
Adaları'nda bekleyen Türk donanmasının hücumuna uğradık..." (
Pedro s.11)

"Venedik'ten Napoli'ye gidiyorduk. Türk gemileri yolumuzu kesti..." (Pamuk s.11)

"...Ama ne olur ne olmaz, gene esir düşebiliriz korkusu ile,
kürekçileri sıkıştırmaktan vazgeçtiler. Malüm a, kürek çekenler ya
Türk, ya Mağribi. Gemi bir kere zaptedil mi, bunlar artık serbest. O
vakit, Türklere, bu bize şunu etti, şu bize işkence yaptı,
derler..." (Pedro s.12)


"... Türk ve Mağripli olan kürekçilerimiz sevinç çığlıkları atıyordu;
sinirlerimiz bozuldu... Esir düşerse cezalandırılmaktan
korkan kaptanımız kürek kölelerini şiddetle kırbaçlatmak için bir
türlü emir veremiyordu..." (Pamuk s.11)

"...İlk önce, öyle bir niyetimiz olmadı değil. Fakat bir borda ateşi
yiyince teslim olduk..." (Pedro s.13)

"Şiddetli bir borda ateşine tutulmuştuk, hemen teslim olmazsak gemimiz
batacaktı..." (Pamuk s.12.)

"...Birinin bileklerini, kulaklarını ve burnunu kesip omuzuna bir
pafta yapıştırdılar; paftada şu yazılı idi: 'Böyle eden böyle
olur'. Öbürünü kazığa çaktılar..." (Pedro s.12)

"Kazığa oturtulan korkak kaptanımız yeni ölmüştü. Kırbaççıları,
burnunu, kulağını kesip ibret olsun diye bir sala koyup denize
bırakmışlardı..." (Pamuk s.11.)

"...Rampacılar gemiye daldılar ve herkesi çırılçıplak ettiler. Beni
tepeden tırnağa soymadılar; sırtımdakiler, onların
hoşlanmadıkları ve beğenmedikleri şeylerdi. Hem, sırtımdakilerle
uğraşmaya bir lüzum görmediler; yattığım kamara çok daha değerli
eşyalarla doluydu..." (Pedro s.13.)

"...Rampacılar gemimize ayak basarlarken kitaplarımı sandığıma koyup
dışarı çıktım. Gemi ana-baba günüydü. Dışarıda herkesi
toplamışlar çırılçıplak soyuyorlardı..." (Pamuk s.14.)

"...Cerrah mısın, diye sordular. Hayır deyince, az kalsın partiyi
kaybediyordum. Bereket versin lafa, sözü geçen kaptanlardan
Durmuş Reis karıştı. Cenevizli dönme Durmuş Reis 'İdrar ve nabız
hekimidir, cerrahtan daha faydalıdır" dedi, kürekten işte bu
suretle kurtuldum..." (Pedro s.13.)

"...Sonradan Ceneviz dönmesi olduğunu öğrendiğim Reis iyi davrandı
bana; neden anladığımı sordu. Küreğe verilmemek için hemen
astronomi bilgimden, geceleri yön bulabileceğimden söz ettim, ama
ilgilenmediler. Bunun üzerine bende bıraktıkları anatomi cildine
güvenerek hekim olduğumu ileri sürdüm. Az sonra gösterdikleri kolu
kopmuş birini görünce cerrah olmadığımı söyledim. Öfkelendiler,
beni küreğe çekeceklerdi ki, kitaplarımı gören Reis sordu: 'idrardan
ve nabızdan anlıyor muydum?' Anladığımı söyleyince hem küreğe
verilmekten kurtuldum..." (Pamuk s.14.)

"...En üste Muhammed'in sancaklarını astılar; bunların altına, bizden
aldıkları bayrakları, haçları ve Meryem Anamız'ın
tasvirlerini astılar. Külhanbeyler, başaşağı asılan bu haçlarla
tasvirleri bir ok yağmuruna tuttular... Derken denizlerde eşine
rastlanmayan bir top ateşi koptu..." (Pedro s.18.)

"...Bütün direklerin tepesine sancaklar çektiler, altlarına da bizim
bayrakları, Meryem Ana tasvirlerini, haçları tersinden asıp
külhanbeylerine aşağıdan oklattılar. Derken toplar yeri göğü inletmeye
başladı..." (Pamuk s.14.)

"...Ulu-Türk, tutsakları görmek istedi. İki bine yakın tutsağı,
ayaklarından zincirleyip sıraladılar; kaptan ve zabit olanları
boyunlarından çemberlediler ve bizden aldıkları trampetaları çalarak,
boruları öttürek ve bayrakları sürükleyerek hepimizi saraya
götürtüler..." (Pedro s.19.)

"...Bizleri Padişah'a çıkarmak için zincire vurdular, askerlerimizi
gülünç göstermek için zırhlarını ters giydirdiler, kaptanların
ve subayların boyunlarına demir çemberler taktılar, gemimizden
aldıkları borularımızı, trampetlerimizi alayla ve keyifle çalarak
eğlene eğlene bizi saraya götürdüler..." (Pamuk s. 18)

"...Sinan Paşa'nın oniki yıldan beri çektiği nefes darlığı artmıştı.
Göstermediği hekim kalmamıştı. Sonunda beni de çağırdılar.
Paşa'ya elimle bir şurup hazırladım. Nasıl alınacağını sorunca, işi
çaktım ve bir kaşık isteyerek, gözü önünde, üç kere doldurup
içtikten sonra, 'alsana senyör' diyerek, kendisine de içirdim..." (Pedro s.22.)

"...Oysa, derdi, bildiğimiz nefes darlığıydı. İyice sorup soruşturdum,
öksürüğünü dinledim, sonra mutfağına inip orada
bulduklarımla naneli yeşil haplar yaptım; bir de öksürük şurubu
hazırladım. Paşa zehirlenmekten korktuğu için göstererek şuruptan
bir yudum içip haplardan bir tane yuttum..." (Pamuk s.17.)

"...Amcabey diye anılan, aslen Valencialı birini yollayarak, bir
hıyanette bulanmayacağıma dair yemin ettirip zincirimi
söktürdü..." (Pedro s.24.)

"...Bir hafta sonra bir gece gelen kâhya, kaçamayacağıma yemin
ettirdikten sonra zincirlerimi çözdü..." (Pamuk s.18)

"...yolda müslüman olmamı istedi. Yapamam, dedim. Koruya vardığımızda,
dostlarından olan ve Hristiyanlıktan dönme, iki kişi
beklemekte idi... Ne söylediğimi soran Paşa'ya, ben karşılık vererek,
öfkeyle, kestirin kafamı, callada da, sana verilen emri
yerine getir, dedim... 'Seni din düşmanı ve Muhammed düşmanı köpek
seni, biraz geçsin, ben sana yapacağımı bilirim...' deyip
yürüdü..." (Pedro s.28-29)

"...Bir kâhya kararımı sordu. Belki kararımı değiştirirdim, ama bana
bunu bir kâhya sordu diye değil! Şu sırada din değiştirmeye
hazırlıklı olmadığımı söyledim... İkisi, bir duvar dibinde durup
ellerimi bağladılar, pek de büyük olmayan bir balta vardı
ellerinde. Müslüman olmazsam, Paşa boynumun hemen vurulmasını
emretmiş. Kalakaldım...
(...) Orada ellerimi çözerlerken azarladılar beni: Allah, Muhammet
düşmanıymışım." (Pamuk s.30-3l.)

Kaynak:Edebiyat Eleştiri Dergisi



---------------- " Dünya, kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp,hiç birşey yapmayanlar yüzünden çok tehlikelidir."
Albert Einstein  --------------------
Hiç bir başarı merdivenine elleri cebinde çıkılmamıştır.

        www.***.com

__________________
http://www.hahigo.com
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 24.10.06, 23:43
CiwCiw - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Administrator
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 10.405
Ettiği Teşekkür: 11.364
3.008 tane iletisine 5.177 kere teşekkür edilmiş
CiwCiw isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
  Send PM
Standart Ynt: Orhan Pamuk Nobel odulunu nasil kazandi ?!

paylaşım için teşekkürler
__________________

Asla Başkalarının Umudunu Kırma, Belki Sahip Olduğu Tek Şey Odur..
BOL BOL TEBESSÜM ET GÜLÜMSE
Hem Maliyeti Ucuzdur Hem De Değerine Paha Biçilmez...

Corel Draw-Flash-Photoshop
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 09.11.06, 12:21
Meraklı
Üyelik tarihi: Sep 2006
İletiler: 132
Ettiği Teşekkür: 0
13 tane iletisine 14 kere teşekkür edilmiş
blackcrown doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: Orhan Pamuk Nobel odulunu nasil kazandi ?!

Nobel ödülünü almanız için vatan haini olmanız yeterli. Bu adamlar apo bir iki kitap yazsa ona da verirler bu ödülü.
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09.11.06, 12:50
Şebnem - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Sep 2006
İletiler: 1.349
Ettiği Teşekkür: 1.403
960 tane iletisine 1.568 kere teşekkür edilmiş
Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Ynt: Orhan Pamuk Nobel odulunu nasil kazandi ?!

Bu şahıs bizim için okyanusta küçücük bir balıktır..Bu balık belki birilerinin gözünü ve kendi cebini doyurmuş olabilir...
Ancak bu vesile ile Nobel Ödülünün bundan önce verilmiş ve sonra verilecek insanlara ne amaçla verildiğinin altını kocaman çizmiş oldular...Bizim için artık ne bu şahısın ne de nobel in hiç ama hiçbir değeri yoktur..
:03 :O0
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 09.11.06, 13:41
Meraklı
Üyelik tarihi: Sep 2006
İletiler: 132
Ettiği Teşekkür: 0
13 tane iletisine 14 kere teşekkür edilmiş
blackcrown doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: Orhan Pamuk Nobel odulunu nasil kazandi ?!

Alıntı:
Şebnem ´isimli üyeden alıntı
Bu şahıs bizim için okyanusta küçücük bir balıktır..Bu balık belki birilerinin gözünü ve kendi cebini doyurmuş olabilir...
Ancak bu vesile ile Nobel Ödülünün bundan önce verilmiş ve sonra verilecek insanlara ne amaçla verildiğinin altını kocaman çizmiş oldular...Bizim için artık ne bu şahısın ne de nobel in hiç ama hiçbir değeri yoktur..
:03 :O0


__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar