iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:44 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » Akaretler Projesi

Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.05.08, 15:04
Standart Akaretler Projesi

08.05.08, 15:04



Grafiti sanatçısı Banksy bugünlerde İstanbul'un Akaretler
semtine gelseydi hangi kapıyı, hangi evi eylem alanı
olarak seçerdi acaba?
Şu şehri İstanbul bir süreden beridir ki resmen ve
tescilli bir biçimde talan alanı olmuştur.

Son günlerde müthiş bir mimari proje olarak
İstanbullulara sunulan ve tamamlanmış Akartler
projesi'nin altından bir başka garabet görüntü çıktı
ortaya.
İstanbul-Akaretlerde Yeryüzünün en pahalı ticari
markaları sıra sıra dizilerek "güzide"
vatandaşlarımıza
hizmet sunmaya başladılar, lakin ne hikmetse tüm
mağazalarda inler ve cümle cinler şimdilik golf
oyunuyorlar! - (çünkü mahalle sakini ucuz pirinç
peşinde-can derdinde)- Akaret evlerinin balkonundan
sarkan eski günlerin o güzelim erguvanlarır
yerlerini
kapı hizmetçisi genç kızlar, erkeklere bıraktı ,
tuhaf
kokulardan, kuşkulu ve kulaklarında telsizli,
terminatör bakışlardan geçilmiyor artık! Bölgenin 50
yıllık sakinleri bile yollarını değiştirir oldular,
bir
başka gezegenden fırlamış 150 metrelik ucube
oluşumda
kiralar 20.000 dolardan başlıyor!
Bu evler Sultan Abdülaziz döneminde ve 1875 yılında
saray
çalışanları için yaptırılır, sonraki yıllarda
devletin
yüksek rütbeli askerleri ve aileleri(akrabaları ) da
belirli bir ücret mukabilinde bu evlerden yararlanır
olurlar, "ez-cümle" : Oğlu Balkan cepheleri ve daha
sonra
Çanakkaledeki savaş cephelerinde olan bir anne ve
ailesi!
O pak anne kimdi? Elbet ki Zübeyde hanım ve evin
kirası
her ay cephelerden gönderen onun fedakar oğlu
Mustafa
Kemal!
Kapı numarası 76 olan evde 1912-1918(oldukç a uzun
bir
dönem)yılları arasında bu evde çok önemli olaylar
yaşanır, bu evin her bir kerpici bir milletin en
büyük
sırlarına ev sahipliği yapar, bu evde Mustafa Kemal
dil
bilimci Ferdinand Saussure'i tanır ve ileride hayata
geçirecek "dil-tarih" kurumunun ilk nüveleri atılır.
Yıllar önce o evin konuğu sayılan ve Zübeyde hanımın
haftalık ve her perşembe günleri "hatim indirme"
merasimine katılan bir annenin torunu ile yaptığımız
yakın sohbette çok önemli bir gerçeği tesadüfen
öğrendik,
Mustafa Kemal kur'an mealini(Türkçe çevirisini) bu
evde
zihninde şekillendiriyor( annesinin yanında kur'an
okuyan
bir gence sorar: "evladım okuduğun ayetlerin
Türkçeye de
çevir ki buradaki tüm annelerimiz ne okuduğunu
bilsinler,
hepisi arapca bilmiyor bu annelerimizin, genç
adam "paşam
ben sadece okuyorum, çevirisini yapamıyorum" diyince
Mustafa Kemal'in zihnindeki "sorununun çözümü
şekilleniyor" ve iktidara geldiğinde o bu köklü
sorunu
sonuçlandırıyor( bugün en itibarlı kaynak olarak
geçerliğini koruyan ve üzerine daha bir ikincisi
yapılamayan Kur'an'ın Elmalı tefsiri-çevirisi
çıkıyor
ortaya). Bu gerçekleri resmi tarih yazmaz, ancak
eski çok
eski gazte arşivlerinden çekip çıkartabiliriz.
Çanakkale
destanının kareleri ile süslüydü o 76 numaralı ev
bir
zamanlar...
Peki, daha düne kadar Akaretlerde yerli yerinde
duran bu
ev ne oldu?
Hava oldu, su oldu, toz bulutu oldu, bina
yenilendi, içi
gıcır gıcır, ama tüm izler silindi kapı üzerinden,
içinden, dışından, çatısından ve ev "kiraya"
verildi!
Dünyanın her hangi bir ülkesine gidin, ismini,
cismini
belki de sadece o yaşadığı bölge insanın tanıdığı
yazar-resslamları n evleri vefatlarından sonra
hemen müze
olarak hizmete açılır.
Biz milyonlarca dolar harcayarak ve birçok ticari
markaları
geliri orta ölçekli olan bir mahalleye taşıyarak,
bununla kalmayarak-yetinmey erek bir HATIRAYI-
TARIHI BIR
MIRASI tümden unutturma yolunu seçiyoruz! Kimin
buna ne
hakkı var?
Kapısında on yıllardır asılı duran(nerdeyse o
levha bile
tarihi eser sayılır) "Bu evde Gazi Mustafa Kemal ve
Annesi Zübeyde hanım 1.Cihan harbi döneminde
oturdular"
levhası yerinden söküldü ve tüm izleri şimdilik
kaybettirildi, gidin, arayın ki 76 numarayı
bulasınız!
Buyurun size Akaretler projesi! Mimari şaheser
onarım!
Aranızda hiç yüreği bu ülkenin en pak hatırasına
gönül
vermiş kimseler yok mu? Ömrünün en verimli yılları
sayılan tam 6 senesini (1912-1918)bizim için
cephelerde
vuruşan ve o evde ancak ve sadece (toplamında)
annesiyle
300 gün yaşmamış bir büyük dehanın hatırası bunca mı
"değersiz"?
Şimdi gidin ve görün o evler birer birer ticari
kuruşulara kiraya verildi ve kapılarına da
gençlerimizi
diktiler!
O zaman okuyun:
(İngiliz Kralı Edward Atatürkü ziyaret ettiğinde,
kokteyl
hizmeti sunan bir gencin ayağı yerdeki halıya
ilişir ve
yere düşer, Atatürk oracıkta zekasını konuşturur ve
Krala
şöyle der: "ben bu millete her şeyi öğrettim bir tek
uşaklığı öğretmedim, o işi bilmezler"). .........

şimdi ey Gazi:
senin yerine biz ağlarız!

(yine o caddede birileri Akeretler ve Nişantaşı
arasındaki güzide müşterilerine Dodge marka eski-
tarihi
arabayla hizmet veriyorlarmış.
Galiba Dodge marka o eski araba kendi öznel tarihine
bizden daha çok vefalıdır....)

Tarihin belleği, yüreği daha nasıl deşilir?
76 numara:şimdilerde kederin tapınağıdır.
Bir başka senkronun binbir işaretinden bir
işarettir bu
garabet, iğrenç tablo.
başka söze ne hacet-ne gerek?

dereleri özlemdir artık bu vadinin,
çiçekleri ıssızlık....
gerisi?
boş teraneler!

ALINTI
__________________
Bilmek; en ağır yüküdür insanın.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
diyesi kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
oguzgolcik (08.05.08)
Sponsorlar