15takdir belgeli YAŞ'zede Yüzbaşı Alpay Yıldız anlatıyor: “Benim yasal olmayan zeminde faaliyet gösteren hiçbir örgütle, cemiyetle, cemaatle ilişkim olmadı. Somut bir şekilde bunu ispatlamak da mümkün değil. Dinimi yaşamaya çalıştım, bunu yaparken de aşırılığa kaçmadım.”
Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Yüksek Askeri Şûra kararlarının ardından TSK’dan toplam 37 personelin uzaklaştırıldığı açıklanmıştı. Önceki yıllarda uzaklaştırılanlar için disiplinsizlik gerekçe gösterilirken; son uzaklaştırmada 2 kişinin irticai, diğer personelin ise disiplinsizlik gerekçesiyle uzaklaştırıldığı bildirildi. Biz de ‘irtica’ gerekçesiyle TSK’dan ilişiği kesilen 2 kişiden biri olan Piyade Yüzbaşı Alpay Yıldız’la görüştük. Bursa Işıklar Askeri Lisesi’nde başlayıp Ankara Kara Harp Okulu’na uzanan, Bingöl Dağlarından Yavru Vatan Kıbrıs’a kadar ülkenin değişik bölgelerinde 17 yıl boyunca, “Vatan sana canım feda” nidalarıyla görevini ifa etmeye çalışan Yıldız’ın hangi irticai suçu işlediğini kendisine sorduk.
- Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ne zaman girdiniz, hangi eğitimleri aldınız?
- Ben 14 yaşındayken, babam elinde askeri okullara müracaat formlarıyla geldi ve “Oğlum, asker olmak ister misin?” diye sordu. O zaman çocuk olduğumuz için girip girmemek konusunda tereddüt ettim. Bu tereddütümü gören annem, “Oğlum, rüyaya yat. Beyaz görürsen gir, siyah görürsen girme” dedi. Ben de annemin bu teklifine uyarak yattım. Rüyamda Peygamber Efendimiz’le namaz kıldığımı gördüm. Bu rüyanın tasdik-i manevi olduğunu düşünerek sınava girmeye karar verdim. Zaten bu meslek, Peygamber mesleği, Peygamber ocağı... Sınavlara girişimizle ilgili böyle duygusal bir durumumuz da var. Severek isteyerek sınavlara girdik ve askeri liseyi kazandık. Önce Bursa Işıklar Askeri Lisesi’nde 4 sene okuduk, daha sonra da 4 yıl Kara Harp Okulu’nda okuduk. Okulu bitirdikten sonra 1999-2000 yıllarında Bingöl’de görev yaptım. 2000-2002 tarihlerinde Kıbrıs’ta, 2002-2006 tarihleri arasında Amasya’da görev yaptım. 2006’da Kars’a tayin oldum, ancak burada bir yılımızı doldurmadan ilişiğimizi kestiler.
ASKERİ LİSEDEN BERİ NAMAZIMI KILIYORDUM
- Kasım ayının sonunda Yüksek Askeri Şûra kararlarıyla ordudan uzaklaştırıldınız. Böyle bir şey bekliyor muydunuz?
-TSK’dan uzaklaştırılmam benim için sürpriz olmadı. Çünkü ben askeri liseden beri namazımı kılıyordum. 17 yıldır da hemen hemen namazımı kıldım. Komutanlarımca, dindar bir yapım olduğu biliniyordu. Tabii, bu yapıda olanların başına gelenleri bildiğim için, ben de bir gün mutlaka bu bedeli ödeyeceğim diye bekliyordum. Onun için çok da sürpriz olmadı.
- Dindar bir yapıda olduğunuzun bilindiğini söylüyorsunuz, peki şimdiye kadar niçin uzaklaştırılmadınız?
- Bu konuda çok fazla bir fikrim yok. Belki de devamlılığımızı anladıkları için bunu bahane etmiş olabilirler. Yoksa benim gayrimeşru, yasal olmayan zeminde faaliyet gösteren hiçbir örgütle, cemiyetle, cemaatle hiçbir ilişkim olmadı. Somut bir şekilde bunu ispatlamak da mümkün değil. Dinimi yaşamaya çalıştım, bunu yaparken de aşırılığa kaçmadım.
KARAR TEBLİĞ EDİLİNCE “HAYIRLISI OLSUN” DEDİM
- YAŞ kararlarıyla uzaklaştırıldığınızda ilk aklınıza ne geldi, ne düşündünüz?
- Sadece “Hayırlısı olsun” dedim. Bana bunu tebliğ edenleri kendim teselli ettim. “Üzülmeye gerek yok, nasibimiz buraya kadarmış” dedim. Bana tebliğ edenler ve birliğimdeki herkes de buna çok üzüldü. Çünkü insanların gözünde, terbiyeli, çalışkan bir subaydık. Duyan herkes, “Böyle bir yüzbaşı niçin ayrılır?” diye çok üzüldü. Ben de 14 yaşında giymiş olduğum üniformayı yüzbaşıyken böyle tatsız bir olaydan çıkartmış olmaktan dolayı rencide oldum ve kısa süreli bir şok yaşadım. Ama biz kadere iman ediyoruz. Başa gelen her şeyi Allah’tan bildiğimiz için inancımızın kuvvetiyle bu hadiseyi çok da uzun sürmeden atlattık.
- YAŞ kararlarıyla toplam 37 kişi uzaklaştırıldı. Bunlardan 2 kişi irticai gerekçelerle uzaklaştırıldı. Bu 2 kişiden biri de sizsiniz. İrticai faaliyet olarak sizin önünüze konan somut bir şey oldu mu?
- Şûra’dan önce bana 7 kadar soru soruldu. Bu soruların hepsi, “Herhangi bir cemaate mensup musunuz?”, “Nurcu musunuz, değil misiniz?”, “Dışarıda görüştüğünüz cemaatler var mı?” şeklinde sorulardı. Ancak ilişiğimin kesildiğini tebliğ ederken, ‘disiplinsizlik’ nedeniyle uzaklaştırıldığım söylendi. Halbuki benim bu konuya gerekçe oluşturacak hiçbir suçum sözkonusu değil. Dindar olduğum bilindiği için pek çok konuda bana takdir vermediler, buna rağmen 15 kadar takdir belgem var.
- Ailenizden veya çevrenizdeki kişilerden dolayı uzaklaştırma almış olabilir misiniz?
- Babam namaza 40’ından sonra başlamış birisi, annem de bildiğiniz Anadolu kadını. Kız kardeşim öğretmen, erkek kardeşim de Ankara Üniversitesi’ni bitirdi. Yani ailem normal bir Anadolu ailesi, göze batacak hiçbir şey yok.
- Aileniz kararı duyduğunda ne tepki gösterdi?
- Kararı öğrendiğimde eşimi arayıp, “Bizi ayırmışlar, bilgin olsun” dedim. O da, “Ben senin arkandayım, moralini bozma” dedi. İkimiz de bunu Allah’tan bildiğimizden, kendimizi koyvermedik. Bizim için üzülen eşimize dostumuza teselli verdik.
AMACIM HELAL YOLDAN HAYATIMI KAZANMAK OLACAK
- Uzun süren bir askerlik hayatının ardından uzaklaştırıldınız, bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?
- 17 yıldır sivil ortamlardan uzakta yaşadık. Bundan sonra yapmam gereken, sivil hayata hızlı bir şekilde intibak edip, bir işin ucundan tutarak hayatıma yön vermeye çalışacağım. Kimseye muhtaç olmadan, helal yoldan hayatımı kazanacağım; vatanımıza, milletimize menfaatli olmaya çalışacağım. Bunu Silahlı Kuvvetler’de sürdürmeyi yeğlerdik, ama nasip olmadı.
- YAŞ kararları özellikle yargıya açık olmadığından dolayı eleştiriliyor. Siz de YAŞ kararlarıyla uzaklaştırıldınız. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?
- Hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkede, adaletten, haktan, hukuktan bahsetmek çok zor. Her türlü kamu veya özel kurumun, kişilerin hak ve özgürlüklerini koruması gerekir. İnsanlar haksızlığa uğradığına inandığı zaman buna itiraz edebilmesi lazım. Ben haksızlığa uğradığımı düşünüyorum. Böylesine ağır bir cezayı hak etmediğimi düşünüyorum. Fakat bu kararın haksız olduğunu çok net bir şekilde bilmeme ve bunu herkese ispatlayabileceğime rağmen bu hususta hiçbir şey yapamıyorum. Bu ülkede hukukun üstünlüğünden bahsedebilmemiz için elbetteki bu YAŞ kararlarının yargıya açılması lazım. Çünkü Silahlı Kuvvetler’in çekineceği, korkacağı bir husus olmadığını düşünüyorum. Bir yüzbaşıyı ayırdıysanız, bunun da sebeplerini açıklayabilmelisiniz ve buna beni de ikna edebilmeliler.












Normal