iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:05 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » anadilin önemi

Tartışma Platformu Gündemdeki önemli konular ve onlar hakkında yapılan yorumları buradan okuyabilir, siz de kendi yorumunuzu paylaşabilirsiniz... Tartışmaya katılabilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 27.02.07, 21:57
Standart anadilin önemi

nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
Send PM

27.02.07, 21:57






07/02/2007 TARİHİNDE BADEN WÜRTTEMBERG EYALETİ MECLİSİNDEKİ "ANADİL
DERSLERİ- EVET LÜTFEN" İSİMLİ PODYUM TARTIŞMASINDAKİ KONUŞMA



Baylar ve Bayanlar,

Eski Ahit'n Yaradılış bölümünde bir efsane anlatılır: Babil Kulesi Efsanesi.
Buna göre insanlar, Babil'de yaşayan insanlar bir gün görkemli bir kule inşa
etmeye girişirler. Gün geçtikçe Babil Kulesi yükselir ve bir gün; kule artık
iyice yükseldiğinde Tanrı kuleye bakar ve bunu insanların kendisine bir
saygısızlığı olarak görür ve kuleyi yerle bir eder, O zamana kadar kulede
birlikte yaşayan insanlar dört bir yana dağılırlar:

Daha önce tek bir ulus olan, tek bir dili konuşan insanlar artık yeryüzünün
dört bir yanına dağılıp farklı dilleri konuşmaya ve bu nedenle birbirlerini
anlamamaya başlarlar. Tekvin'de bu durum/sonuç Tanrı'nın kuleyi inşa eden
insanlara verdiği bir ceza olarak anlatılır.

Çok etkileyici bir efsanedir bu. Benim burada Yaradılıştan farklı olarak
belirtmek istediğim Babil Kulesi'nin Tanrı tarafından yıkılmasından sonra
ortaya çıkan bu sonucun gerçekte bir ceza, ilahi bir ceza olmayıp tam
tersine insanlara, dünyamıza verilmiş olan bir ödül olduğudur.

Düşünsenize, eğer böyle bir ödül olmasaydı, insanoğlu sözgelimi Almanya'dan
Çin'e kadar gidiyor fakat yol boyunca hep Almanca konuşuluyor ve sonunda
Çin'de de Almanca konuşan bir Alman toplumuyla karşılaşıyor olacaktı.

Veya yolculuğumuzu Türkiye'den başlattığımızı düşündüğümüzde, bu durumda
Türkiye'den Çin'e kadar gidildiğinde her yerde yalnızca Türkçe konuşuluyor
ve sonunda Çin'de de Türkçe konuşulan ve Türk Kültürünün var olduğu bir
toplumla karşılaşıyor olurdu. Bu durumda dünyamızın, böyle bir dünyanın ne
kadar sıkıcı olabileceğini tasavvur edebiliyor musunuz?

Evet, Babil Kulesi'nin yıkılmasından önce, efsaneye göre tek bir ulus ve tek
bir dil; dolayısıyla dünyada tek bir kültür vardı. Efsaneye göre dünyadaki
dil çeşitliliği ya da çok kültürlülük ancak Babil Kulesi'nin Tanrı
tarafından bir ceza olsa da yıkılmasından sonra ortaya çıkmıştır.

İşte bu nedenlerdir ki Babil Kulesi'nin yıkılması gerçekte bir ceza değil;
insanoğluna verilmiş bir ödüldür.

Baylar, Bayanlar,

Bu bağlamda dünya için geçerli olan, bir ülkenin sınırları içinde yaşayan
bir toplum için de geçerlidir. Yani dünyada insanoğlunun dil ve kültür
bakımından zenginliğini sağlayan temel bir özellik olan çok dillilik ve çok
kültürlülük eğer bir toplum içerisinde varsa, bu durum o toplumu da
zenginleştirir. Yani çok dilli ve çok kültürlü bir dünya, ki böyle bir dünya
güzeldir; fakat çok dilli ve çok kültürlü bir toplum/ülke; böyle bir
ülke/toplum da mutlaka güzeldir.

Baylar, Bayanlar,

Çok dillilik ve çok kültürlülük üzerine elimizde uluslararası düzeyde
yeterince belge vardır. Bunlardan sadece birini zikretmek istiyorum. BM
Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 29. Maddesinin c) fikrası/bendi şöyledir;
,,Çocuğun ana-babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun
yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden
farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi;"



Anlaşmaya taraf olan devletler çocuk eğitiminin bu amaca yönelik olmasını
kabul etmişlerdir. (Madde 29, 1) Madde 30



Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların varolduğu
devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk,
ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen
yararlanma, kendi dinine, inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma
hakkından yoksun bırakılamaz.



UN-Kinderrechtskonvention im Wortlaut

Artikel29 [Bildungsziele; Bildungseinrichtungen]

a. Die Vertragsstaaten stimmen darin überein, dass die Bildung des

Kindes. darauf gerichtet sein muss,

a. die Persönlichkeit, die Begabung und die geistigen und
körperlichen

Fâhigkeiten des Kindes voli zur Entfaltung zu bringen;

b. dem Kind Achtung vor den Menschenrechten und Grundfreıheiten und
den in

der Charta der Vereinten Nationen verankerten Grundsatzen zu vermitteln;

c. dem Kind Achtung vor seinen Eltern, seiner kültürelleri
Identitât,

seiner Sprache und seinen kulturellen VVerten, den nationalen VVerten des
Lan des, in dem es lebt, und gegebenenfalls des Landes, aus dem es stammt,
sowie vor anderen Kulturen als der ergenen zu vermrtteln;

d. das Kind auf ein verantwortungsbewusstes Leben in einer freien

Gesellschaft

im Geıst der Verstandigung, des Frfedens, der Tcleranz; der
Gteicnberechtigung der Geschlechter und der Freundschaft zwischen ailen
VÖlkern und ethnischen, nationalen und religiösen Gruppen sowie zu
Ureinwonnern vorzubereiten;

e. dem Kind Achtung vor der natürlichen Umweit zu vermitteln.

b. Dieser Artikel und Artikef 2S dürfen nicht so ausgelegt vverden,
dass

sie die

Freiheit naturlicher öder juristischer Personen -beeintrachtigen,
Bildungseinrichtungen zu gründen und zu führen, sofern die in Absatz 1
Festgelegten Grundsâtze beachtet werden und die in solchen Einrichtungen
vermittelte Bıldung den von dem Staat gegebenenfalls festgelegten
Mindestnormen entspricht.

Artikel 30 [Minderheitenschutz]

in Staaten, in denen es ethnische, religiöse öder sprachlicrıe Minderheiten
öder Ureinwohner gibt, darf einem Kind, das einer solchen Minderheit
angehört öder Ureinvvohner ist, nicht das Recht vorenthalten werden, in
GemeinschafC mit anderen Angehörigen seiner Gruppe seine eigene Kultur zu
pflegen, sich zu seiner eigenen Religion zu bekennen und sie auszuüben öder
seine eigene Sprache zu verwenden.



Çocukların gelişimi için kişiliklerini bulmaları çok önemlidir. Kendi
kültürü ve anadili önemli faktörlerdir. Aksi takdirde kendilerini boşlukta
hissederler. Anadili derslerine katılan öğrencilein daha başarılı ve
bilinçli oldukları görülmekte. Türk Kültürünü ve anadilini Öğrenmenin,
köklerinin nereden gelmiş olduğunu bilmenin ve bir yere ait olmanın çok
önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Eğer bir çocuk anadiline vakıf
değilse, gelişiminde çevresini anlamak ve algılamakta çok büyük sorunlar
yaşayabilir. Anadil derslerine katılan öğrencilerin genel olarak daha
başarılı oldukları tespit edilmiştir.

Burada kalacak olan çocuklar için de Türk kültürünü ve anadilini öğrenmeleri
hem psikolojik açıdan hem de yaşadıkları sosyal çevrenin dışında kalmamaları
açısından da önem taşımaktadır.

Alman vatandaşlığına geçmiş olsalar dahi köklerinin nerede olduğu, nereden
geldiklerini ve kişilik sahibi olmaları açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu anlamda anadil dersleri geleceğe uzanan bir köprüdür.


Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar