
12.03.07, 18:35
|
"8 mart dünya kadınlar günü" degil ... Ziyaretçi
İletiler: n/a
12.03.07, 18:35
1910 yılında Clara Zetkin, 8 Mart gününün "uluslararası emekçi kadınlar günü" olarak ilan edilmesini önerdiğinde, önerisi hemen kabul edilmiştir. Ve bu tarihten itibaren 8 Mart günü uluslararası bir gün olarak özel bir yere sahip olmuştur. Kimi çevrelerde, salt "dünya kadınlar günü" olarak kabul edilen 8 Mart'ın emekçi, yani kapitalizm koşullarında çalışan kadınların mücadelesini simgeleyen ve onun kurtuluşunun ele alındığı bir gün olması büyük bir öneme sahiptir.
8 Mart, yalın bir "kadın günü" ya da "dünya kadınlar günü" değil, kapitalizm koşullarında çalışan, emek-gücünü en elverişsiz koşullarda satan kadınların günüdür. Bu boyutuyla, 8 Mart, tıpkı 1 Mayıs gibi, işçi sınıfının kapitalizme karşı, sömürü düzenine karşı son kavgasının bir simgesidir. Bir başka deyişle, 8 Mart, çalışan, emekçi kadınların sömürüye karşı mücadele günüdür. Bu nedenle işçi sınıfının, bütün insanlığın gerçek ve kalıcı kurtuluşu yönündeki tarihsel mücadelesinin bir parçasıdır.
Dünyanın neresinde olursa olsun, insanlığa karşı her hareketin, faşizmin, ırkçılığın, ulusal baskının karşısında gelişen her mücadelede kadınlar yer almışlardır. Naziler tarafından idam edilen Sovyet partizanları, Amerikan emperyalizmine karşı savaşarak ölen Vietnamlı kadınlar, Sandino'nun kızları, Pinochet diktasına karşı direnen Şilili kadınlar, Arjantin'in Mayo Meydanı anaları, Güney Afrika'da ırkçılığa karşı meydan okuyan siyah kadınlar ve ülkemizin kadınları küçük bir örnektir.
1976-1980 arasında devrimci mücadelenin hız kazandığı, tüm toplumu derinden sarstığı, yeni bir düzene, yeni bir topluma duyulan özlem için mücadelenin yükseltildiği bu dönemde kadınlarımız yerlerini almışlar ve üzerlerine düşen görevi yerine getirme çabasına girişmişlerdir.
Kadınlarımız faşistlerin saldırılarında direnenlerdi. Saldırılara ve katliam girişimlerine karşı gece gündüz demeden mahallelerde gecekondularda şehirlerde nöbet tutanlardı. Çatışmalarda, kavganın en ön saflarında bizzat savaşanlardı.Boykotlarda en ön saflarda yer alanlardı. Bulundukları her alanda fabrikada, tarlada, imalathanelerde, büroda mücadele edenlerdi. Onlar greve çıkanların arasında ön saflarda yer aldılar. Faşist katliamlarda, üniversite kapılarında öldürüldüler. İnsanlığın gerçek kurtuluşunun direnişle sağlanabileceğini gördüler. Bu amaçla, her zaman ön saflarında yer aldılar. Her türlü zorluğa rağmen çekinmediler.
12 Eylül faşist askeri darbesinin ardından, ülkede halka karşı estirilen ağır terör ortamında gözaltına alınanlar, en ağır işkencelere maruz kalanlar, gözaltında tecavüze uğrayanlar, baskınlarında katledilenler arasında yine onlar vardı. Kendi elleriyle kuracakları, insanın insan tarafından sömürülmesinin son bulacağı, insanlar ve cinsler arasında her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılacağı bir gelecek uğruna mücadele etmesini bilenlerdi.Her yer ve ortamda seslerini yükseltenler onlardi...
8 Mart böyle bir gerçekliğin bir simgesidir. |