Nüve Forum


Masallar ve Hikayeler hakkinda Aşk Dalgası-Ömer Seyfettin ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Vapur dopdoluydu. Son düdük öttü. Iki yandaki çarklar, dar kafeslerinde birden uyanan aliskin ve müthis deniz aygirlari gibi, hiddetli bir gürültü çikararak, kimildandi. Bütün vapur hafifçe sarsildi. Hava gayet güzeldi.

Like Tree4Likes
  • 1 Post By aşk falı
  • 1 Post By aşk falı
  • 1 Post By aşk falı
  • 1 Post By aşk falı

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.10.09, 15:27
aşk falı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1.394
aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Aşk Dalgası-Ömer Seyfettin

[coverattach=1]Vapur dopdoluydu. Son düdük öttü. Iki yandaki çarklar, dar kafeslerinde birden uyanan aliskin ve müthis deniz aygirlari gibi, hiddetli bir gürültü çikararak, kimildandi. Bütün vapur hafifçe sarsildi. Hava gayet güzeldi. Kadiköy'e gidiyorduk. Sonu leylak renkli sisler içinde eriyen Marmara'nin kubbeli, ince minareli, uzun ve uyumus ufuklarinda, büyük ve beyaz kenarli bulutlar, parçalanmis köpük daglari halinde yavas yavas büyüyor, dagiliyor, toplaniyor, derin çukurlarinda, yüksek tepelerinde morluklar, koyu mavilikler birikiyordu. Haziranin yakici günesi, vapurun, dumanlardan ve yagmurdan esmerlenmis tentelerine düsüyor, bazi duran ve yine birden esmeye baslayan kararsiz rüzgâri sanki iliklastiriyor, sanki ona sarhosluk verici, hareket ettiren suh ve fettan bir sey katiyordu.

Uzak ve bilinmez masal adalarindan gelmise benzeyen süt gibi beyaz martilar etrafimizda uçusuyorlar, çikardiklari tatli ve derin sesleriyle sehirde kalmis, kalabaliktan, ugrasmalardan, hirslardan, kederlerden bunalmis zavalli insanlari kendi vatanlarina, gerçekten pek uzak, tenha, sakin yerlere biraz ask ve siir tatmak için çagiriyorlardi. Lacivert dalgalar içinde bir masal, bir efsane köskünü andiran Kizkulesi hayalime dokunuyor, ruhumu, hissimi beyaz ve aydinlik dualarıyla uyutarak aklimdan bütün çevremin, semtimin yankilarini siliyordu. Artik vapurda oldugumu unutuyordum. Ömrümde her gün birkaç siir okuyan ve düsünen bir adamin, o tuhaf ve hastalikli hali etrafimi bozuyor, Üsküdar ve Selimiye yakalarindaki evleri, kubbeleri, minareleri, selvileri, hatta koca Tip Fakültesini ve koca kislalari silerek hiç görmüyor; onlarin yerine, alanlarindan gümüs ve elmas selaleler akan, serin gölgelerinde çiplak ve pembe çiftler öpüsen, balta girmemis çam ve kayin ormanlari yapiyordum.

Gerçekte olmayan, yalniz kendi hayalimde yarattigim bu manzaraya, bu yüce ve büyük manzaraya bakarak, "ah, ask yeri... ah, iste ask yeri..." diyordum. Martilarin, "Geliniz, uzaklara, su leylak renkli sislerin öbür tarafina... Orada sizi beyaz çiçekler, ezeli ve yesil baharlar içinde bekleyen kizlar var, geliniz haydi oraya..." diyen ve pek derinlerden acele acele inleyerek gelen seslerini isittikçe, hayalim bütün bütüne dumanlaniyor, adeta basim dönüyor. Artik pek asagilarda kalan Kizkulesi'nin üstünde seffaf kanatli binlerce perinin uçustuklarini ve gidilse elle tutulabileceklerini açikça görüyordum. Ansizin omzuma bir el dokundu. Döndüm.
"Yahu, nedir bu hal, bu dalginlik ne?"
"Hiç... "
"Beni taniyamadin mi?" "Sey...'
"Uyan yahu. Ver elini bakayim."

Sicak ve kuvvetli bir elin, benim haberim olmadan kendi kendine uzanmis olan soguk elimi siktigini duydum ve uyanmaya basladim. Fakat hâlâ mahmurluktan kurtulamiyordum.
"Sen ha... "
"Ben ya!.."
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg Aşk Dalgası-Ömer Seyfettin.jpg (24,3 KB (Kilobyte), 5x kez indirilmiştir)
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09.10.09, 15:28
aşk falı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1.394
aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Aşk Dalgası-Ömer Seyfettin

Bu, en sevdigim okul arkadaslarimdan biriydi. On iki senedir görüsmemistik. On iki sene... Aman Yarabbim! Dün gibi... Hayat gerçekten en uzun olaylarıyla çabuk biten bir sinema seridinden baska bir sey degil! Okulda herkesi güldüren, herkesle alay eden, herkese isim takan, sen ve sevimli arkadasim çok degismisti. Kirmizi dudaklarinin üstünde sert ve kumral biyiklar çikmis, sakaklarindaki saçlari tek tük agarmis ve biraz sismanlamisti. Fakat gözleri... Ne oldugunu bilmedigimiz gerçegi bilinen "birinci sebep"in insan zekâsina sonsuz bir sekilde kapali kalacak karanliklari içinde sönen ruhumuzun sanki en çok bulundugu bu küçük ve parlak organlar... Onlar hiç de degismemisti. On iki sene evvel içlerinde gülen mavi nese hâlâ yasiyordu. Bilmem niçin, uzaklastikça muhabbetimiz artan, geçmisten bir yüze rastlamak beni mutlu etti. Seviniyordum. Ve bütün kuvvetimle ellerimdeki sicak eli sikiyordum. Vapurun üst katinda idi. Kanapelerde bos yer yoktu. Vapur, önünden geçen mavnalara *** *** düdük çaliyordu. Herkes süphesiz bir sikinti içinde gibiydi. Ortada hiç kadin görünmüyordu. Ihtiyarlar uyuklayarak gazetelerini okuyorlar ve yanindakilere kisaca bir sey söylüyorlar. Sismanlar sigaralarini içerek çarkların gürültüsünü dikkatle dinliyorlar, son moda giyimli *** gençler, tek gözlüklerini düsürmemek için dimdik duruyorlar ve dizlerinin burusmamasi için yukari çektikleri ütülü pantolonlarindan renkli acurlu çoraplarini gösteriyorlardi. Ama hepsi ihtiyarlamis, yorulmus, bunamis saniliyordu. Tüysüz ve tirasli yüzlerini, karinlari agriyor gibi, eksitiyorlar; rüzgârdan, kaslarini ve dudaklarini burusturuyorlardi.

Biz, beyaz boyali parmakliklara dayaniyorduk. Arkadasim. "Bir derdin mi var?" dedi. "Buraya çikinca seni gördüm. O kadâr dalgindin ki, yanina sokuldugumu duymadin. Ne var kuzum?"
"Hiç, hiç... Dalga geçiyordum." "Ne dalgasi?"
Gülerek cevap verdim: "Ask dalgasi."
"Daha bekâr misin?"
"Bekârim." Arkadasimin mavi gözlerindeki eski nese birden soldu. Üçüncü
derecede veremden yataga düsmüs bir zavalliya teselli ve cesaret vermek zahmetine girilmeden nasil mahzun ve çaresiz bakilirsa bir an bana öyle, acir gibi bakti. Sonra parmakliga dayadigi elini çekti. Ve cebine soktu. Biraz döndü. Ve ciddilesen gözlerini, gözlerime dikti:
"Hâlâ bekârsin ve ask dalgasi geçiyorsun ha" dedi; "Öyle ise azizim, sakin darılma sen bir serserisin.,. Okuldan çiktik çikali görüsmedik. Sormadan, istersen basimdan geçenleri sana söyleyeyim. Hâlâ ask dalgasi geçmene bakilirsa hayati anlamamis, açik ve bariz gerçegin farkina varmamissin. Ve madem ki, gerçege bu kadar yabanci kalmissin, mutlu degilsin ve ölünceye kadar mutlu olamayacaksin."
"Hangi gerçek?" diye gülümsedim.
"Hangi gerçek mi, dedin? Sosyal gerçek... Eger sen bu gerçegi sezebilseydin asla askla ugrasmayacaktin."
Anlamiyor ve hep gülümseyerek:
"Ama niçin?.." gibi yüzüne bakiyordum. O devam etti:
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09.10.09, 15:28
aşk falı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1.394
aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Aşk Dalgası-Ömer Seyfettin

"Her yerde basli basina bir çevre, bir sosyal vicdan vardir ki, bütün fenlerin, mantiklarin, ilimlerin, felsefelerin karsiti olarak, en mutlak ve zalim bir tarzda, hükmünü sürer. Iste bizim semtimizde, Türklerin semtinde de ask siddetle yasaktir. Bir cehennem makinesi, bir bomba, bir kutu dinamit kadar yasak... Bir
Türk on dört yasina girdi mi annesinden, ablasindan, kiz kardesinden ve nihayet teyzesinden ve halasindan baska bir kadinin yüzünü göremez... O halde kimi sevecek? Hiç. Bu çevrenin, bu sosyal vicdanin kuvvetini, dehsetini sana nasil anlatayim? Adini unuttum, bilmem hangi filozof; Allah'in insanlar üzerindeki etkisinden, insanlarla iliskisinden, ahlakindan bahsederken. "O, sosyal çevreden baska bir sey degildir..." diyor. Ben bu sözü biraz dogru buluyorum. Eski kutsal kitaplar ile bugünkü yeni dünyayi çeviren Allah her yerde, her devirde dinsizleri, kendisine karsi gelenleri baska sebepler ve baska tarzlarla eziyor. Eskiden Galile'yi yakan kuvvet, bugün Galile'nin o büyük korkunç suçunu ders diye okuyan milyonlarca okul çocuklarina aldirmiyor. Ispanya'da, Ferer'in kafasini delen kursunlar, Fransa'da patlayabilse ihtimal orada ihtiyar ve bunak kadinlardan ve papazlardan baska kimse kalmaz... Iste bu filozof da Allah'imizin, ezeli kanunu isletmek için, hep semti, hep semtin sosyal vicdanini kullandigini görerek o hükmü veriyor. Bu eski karsi konulmaz kanun, her yere, her kitaya, her memlekete degil, hatta her sehre, her köye göre degisiyor. Buradaki iyilik, orada cinayet; oradaki yararlik, burada fenalik sayiliyor; kutsal kitaplarin bütün doga, organ degisim kanunlarına inat olarak hiç degismemesi gereken emirlerine bile her yerde baska türlü boyun egiliyor; esaslari bir olan Hiristiyanlik, Avrupa'da baska, Amerika'da baska, Afrika'da baska... Islamlik da böyle! Hindistan'da baska, Liverpool'da baska. Buharada baska, Türkiye'de baska... Arabistan'a ve Acemistana git, oralarda bütün bütüne baska... Iste Allah'imizin Türkiye'deki eski ve karsi gelinmez kanunu, yani sosyal vicdan, aski bütün kuvvetiyle bize yasak ediyor. Türkiye'de kimse sevisemiyor. Ve kimse simdiden sonra sevisemeyecek... Çünkü sevmek için önce görmek lazim. Oysa genç bir kizla yuva yapmak ölünceye kadar mutlu yasamak için konusmak, anlasmak, sevismek degil; hatta bir kerecik olsun yüzünü görmek olanaksiz... Bu siddetli yasaga karsi duranlar, is devresine girmis anarsistlerin, nihilistlerin, yahut eski zamandaki dinsizlerin sonuna ugrarlar. Sosyal ve acikli bir ölümle sönüp giderler. Lakin kurnazları, yasak olan askin usta kaçakçilari, hirsizliklarindan tipki, ihtiyar ve cesur bir tütün kaçakçisi, Yunanli bir yankesicisi gibi, bikmazlar. Hep yürek çarpintisi içinde yasarlar. Gece tenha yollarda, karanlik bahçelerin süpheli köselerinde rüzgâr, soguk ve rutubet altinda saatlerce beklerler ve nihayet korku ile karisik iki anlamsiz kelime, tadi asla duyulmayan, acele ve çabuk bir öpme... Hepsi bu! Eski edebiyata Acemistan'dan, yeni edebiyata Fransa'dan gelen ask masallari, siirler ve hikâyeler sifa bulmaz bir frengi gibi bu kaçakçilarin bütün varligina geçmistir. Onlar daima, bir macera ararlar. Kadinlarin görülmesi pek açik ve belli bir tarzda, dehsetle yasak olan bir semte, zit ve yabanci çevrelerin âdetlerini, mesela sevismek hülyasini sokmak isterler. Kendilerini yabanci ve uzak memleketlerde geçen hayali romanlarin kahramanlari yerine koyarlar. Tabii edebiyat dergilerindeki birçok siirleri okuyorsun. Konu: Gece ve kadin... Oysa Türkiye'de ikisi de yoktur. Türk semtinde gece alaturka saat birden sonra bütün perdeler iner, sokaklar tenhalasir. Evli evine, köylü köyüne, evi olmayan siçan deligine girer. Gazinolar, balolar, tiyatrolar ve ilah... yani Beyoglu tarafi asla Türk degildir. Orada yabancilar kendi semtlerini, kendi âdetlerini yasarlar. Kadinlariyla kol kola genel bahçelerde, lokantalarda gezerler, konusurlar, eglenirler, gülüsürler. Aralarina, bilinen anlamiyla bir siçan deligi bulamayan Türkler de karisirlar. Masalarin basinda pineklerler. Yabancilarin kadinlarina, yabanci güzelliklere, yabanci gögüslere hasretle bakarlar. Uzatmayalim, Türklerin gecesi yoktur. Sonra yine bu yeni siirlerde boyuna göller anlatilir; hangi göller!.. Istanbul'da Terkos'tan baska göl hatirlamiyorum. Oraya da, eminim, sairlerin hiçbirisi gitmemistir. Özellikle Terkos'un civarında gece barinacak yer yoktur. Yüzlerce misralarla, uzun manzumelerle anlatilan sevismeler, sevgililer de yalan... Sairin bir sevgilisi var. Fakat nerede! Sair sevgilisiyle konusuyor, öpüsüyor. Fakat nerede! Ah, ancak hayalinde. Gerçekte sevismek ve genç bir kizla üç dört dakika konusabilmek ve bugünkü Türk semtinde, baliklârin sudan çikarak havada uçusmalari ve bostanlardaki ince kavakların dallarinda tünemeleri kadar imkânsizdir. Istanbul ve civarında, degil bir genç Türk kiziyla, geceleyin kol kola gezmek, bülbülleri dinleyerek ask kelimeleri söylesmek... hatta gündüz biraz taze görünen annemizle bir arabaya binmek ne kadar tehlikelidir, düsün... Piknik yerlerinde, ah bu zavalli, feci ve gülünç yerlerde de ask mümkün degildir. Kadinlarla erkekler asla birbirlerine yaklasamazlar. Aralarinda mutlaka birkaç yüz adim bulunur, birkaç yüz adimdan baska da birkaç düzine polis, semtin sosyal vicdanina ve bilinen yedi basli tutucu ve cehalet devinin arzusunu yerine getirmek için sanki bu polislerin, milletvekilsiz ve meclissiz ulu bir kral kadar yetkileri vardir. Kizkardesinize sokakta bir laf söylediginizi görmesinler, rezalet hazirdir. Hemen karakola... Kim oldugunuzu ve konustugunuzun kardesiniz, yahut anneniz oldugunu ispat edinceye kadar birkaç kilometre dayak yemezseniz, yine sansiniz varmis demek: Semtimizin dininden, geleneklerinden, âdetlerinden, büyüklerinden, ihtiyarlarindan, hükümetin zabitasindan fazla bu ask yasagini isteyen kimlerdir, biliyor musun? Kadinlar, Türk kadinlari... Bunlar askin ve güzelligin en korkunç düsmanlaridir! Disarida kendi milletinden hiçbir kadin yüzü görmeyen erkeklerine, evlerinde de bir bakacak yüz göstermezler. Disaridaki bekçilerin en dehsetlisi evdedir. Mesela hizmetçi alacaklar, degil mi? En çirkinini bulurlar. Çiçek bozugu, büyük agizli, kalin dudakli, çarpik disli, egri burunlu berbat bir sey... Her gün karsinizda gezen, yemeklerinizi getiren bu kizi daha fazla çirkinlestirmek için özel bir yetenekleri, bir dehalari vardir. Kuvvetli ve firlak kalçalari görünmesin diye gayet bol elbise giydirirler. 'Etrafa dökülüyor' bahanesiyle saçlarini simsiki bir yemeni ile baglatirlar. Zavalliyi halis bir orangutana çevirirler. 'Beyin hiç yüzüne bakmayacaksin, yaninda laf etmeyeceksin, bir sey sorarsa cevap vermeyeceksin... ' tembihlerini vermekte gecikmezler. Bir hizmetçinin aleyhinde bulunurken, 'Çaliskan, temiz, atik kiz, ama agzi burnu yerinde' derler. Agzi burnu yerinde olmak onlar için en affedilemez bir cinayettir. Genç kizlarla görüsmek ve sevismek asla mümkün olmadigindan "evlenmek" meselesi de onlarin elinde bir madendir. Istedikleri gibi isletirler. En birinci emelleri ogullarina, yahut kardeslerine çirkin bir kiz almaktir. Tanimadiklari evlere görücü giderler. Ve erkeklerin birçogu daha hâlâ bilmezler ki, bu görücü hanimlar güzelden ziyade bir çirkin ararlar. Ve mutlaka da bulurlar. Güzel bir kiz alirlarsa kardeslerinin yahut ogullarinin onu sevecegini, onun lafini dinleyecegini ve sonra kendi pabuçlarinin dama atilacagini düsünmek onlari çildirtir. Güzellikten dehsetle ürkerler. Bunun için Istanbul'da koca bulamayan, evde kalan kizlarin yüzde doksani en güzeller, en cazibeliler, en sevimlileridir.
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09.10.09, 15:29
aşk falı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1.394
aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Aşk Dalgası-Ömer Seyfettin

Bu zavalli güzel Türk kizlarini görücü hanimlar begenmez. 'A, kardes, çok güzel ama seytan gibi çok bilmis... Biz oglumuza ecinni degil, kiz almak isteriz' derler. Kimine alafranga, kimine siska, kimine sirret gibi kusurlar bulurlar. Istedikleri tombul beyazca, sessiz, miyminti, budala, cahil, islanmis tavuga benzeyen kizlardir. Böyle bir kiza rasgeldiler mi, 'Ah, iste bir melek!' diye haykirirlar ve baslarlar ogullarina, kardeslerine abartarak anlatmaya... Zavalli erkek talihin kendine bir peri gönderdigine inanir ve zifaf gecesi kalin duvagi kaldirinca karsisinda 'Adiniz ne efendim?' sorusuna cevap veremeyen saskin, temiz, beyaz ve biçimsiz bir et yiginindan baska bir sey göremez. Erkeklerini, hiçbir firsat kaçirmayarak, güzel görmekten, asktan, sevismekten mahrum birakan bu kadinlar, ayni zulmü kendi cinslerine de yaparlar. Tanidiklari bir kadinin basindan kazara bir macera geçer, mesela bir 'mektubu' yakalanir, yahut da kocasindan bosanip diger birine varirsa hepsi birden ona darilirlar ve dehsetle afaroz ederler. Aradan uzun seneler geçer, o kadini sokakta gördüler mi; yollarini degistirirler, bazilari yüzüne tükürmeye kalkar, en insaflilari biraz acir, 'Ah, zavalli kötü oldu, alninin yazisi imis' der. Semtimizde, 'Bir kadinin en birinci görevi güzel olmaktir' sözünün nasil tehlikeli

bir yalan oldugunu pek iyi bilen anneler, kizlarini, ellerinden geldigi kadar güzellikten, suhluktan, süsten, serbestlikten alikoyarlar. Bu annelerin sokaga çikarken kizlarinin kulaklarina fisildadiklari ögüdün degismez modeli budur: 'Kizim! Peçeni indir. Ellerini çarsafin içine sok. Basini öyle yukari kaldirma, asifte diyecekler. Önüne bak. Fransiz karilari gibi zip zip yürüme. Yavas, yavas. Gögsünü ileri çikarma, arkamiza takilacaklar. Sana azgin diyecekler. Adin çikacak. Evde kalacaksin, vs. vs...' Sonra, tanisan, görüsen her aile, sanki birbirlerinin dogal müfettisleridir. Sakin bir aile içinde küçük bir ask macerasi geçmesin. Rezalet, dedikodu birden göklere çikar, kahramanlarini tefe korlar. Ogullarinin ve kizlarinin gizlice görüsmelerine, mektuplasmalarina aldirmayan; göz yuman annelere bütün tanidiklari, yine birden darilir; 'Ah, ayol kadin bu yastan sonra boynuz dikiyor...' diye ondan igrenirler.

Bazi yeni romanlarda gösterilen, Türkiye'deki bilinen kibar dünyasina gelince... Bu dünya, bütün bütün bir hayal ürünüdür. Türklerin arasinda eskiden de, simdi de ayricalikli bir sinif yoktur. Olay büyücek memurlarin, eski devirden kalma pasalarin ve bir parça zengin olanlarin aileleri, yapay bir kibar dünyasi
yapmaya çalisirlar ve esaslarini feda ederek sözde Batililasirlar, Frenklesirler. Fakat netice? Bütün semt onlara düsman olur. Bir mahallede böyle, kadinlari, nikah düsen akrabalarina görünen bir aile oldu mu, evvela, 'Kötüler!..' lakabi takilir, sonra boykotaj baslar. Böyle kozmopolit ailelerin etraflarında yükselen nefret ve tecavüz sesleriyle bütün mutluluklari söner. Yerlerini, yurtlarini terk etmeye, kirlara, uzak ve tenha kösklere, ücra yalilara çekilmeye mecbur kalirlar. Evet, yeni siirlerdeki göller, geceler, asklar gibi, yeni romanlardaki o nikâh düsen akrabalarina, erkeklerinin arkadaslarina çikan kadinlarin vücudu yalandir. Uydurmadir. Bu romanlar Bati romanlarinin gölgelerinden, tekrarlarindan, tercümelerinden taklitlerinden baska bir sey degildir. Istanbul'da kadinlari, yabanci ve nikâh düsen erkeklere gözükür bir Türk ailesi bana gösterilsin, bes senelik kazancimi vermeye simdi hazirim. Bu romanlarda anlatilan Avrupalilasmis aileler, meshur sanatkârlarimizdan Kel Hasan'in ve Abdi'nin özel ve yazari bilinmez piyesleri kadar hakiki Türklüge aykiridir. O tiyatrolarda usagin, hanimlarin yanina zirt zirt çikmasi, 'Oh kaymak' diye süt ninelerin gögüslerini sikmasi gerçekte Türk aileleri arasinda nasil imkânsizsa ve bu rezaletler nasil son derece uydurma seylerse, yeni romanlardaki yabanci erkeklerin ellerini sikan, kocalarinin yaninda açik saçik, örtüsüz ve çarsafsiz, hatta bazen dekolte, yabanci erkeklerle konusan kadinlar da öyle kaba, münasebetsiz, gerçege taban tabana zit, soguk ve sahte hayallerdir.

Uzatmayalim, simdi bana cevap ver. Böyle diniyle, gelenekleriyle, âdetleriyle, kanunlariyla, hükümetleriyle, zabitasiyla, aile kurumuyla, hatta kadinlariyla aski yasak eden, nikâh düsen erkek ve kadini asla birbirine göstermeyen bir semtte ask aramak, sevismek inadi serserilik degil de nedir? Böyle bir çevrenin sosyal vicdanina karsi gelmek, en kuvvetli ve muazzam hükümetlere karsi anarsistlik etmekten daha delilik, daha çilginlik degil midir? Çok akilli sandigim senin de hâlâ bu imkânsiz hayal ile ugrastigini gördügüm için çok canim sikildi. Ah zavalli dostum, sen simdiye kadar piyangoyu çekmeli, kismetine düsen et yigintisina, et tarlasina razi olmali, orduya askercikler yetistirmeliydin... Ve ancak böyle mutlu olabilirdin. Halbuki sen hâlâ ask dalgasi geçiyor, sonu bulunmaz bir ümitsizlik çölüne, içi lav dolu bir cehennem uçurumuna, arkasinda ates fiskiran yanardaglar sakli uzak, aldatici, suni bir seraba kosuyorsun. Bilsen sana ne kadar acidim... "

Vapur Kadiköy'e gelmisti. Arkadasimi dinlerken, ökçelerimin üzerinde kalmis, hafifçe parmakliga oturmustum. Dogruldum. Sag ayagim fena halde uyusmustu. Yere basamiyordum.
"Biraz dur kuzum" dedim, "ayagim uyusmus. En sonra çikariz."
Gülüyor, "Ayagin degil, galiba beynin uyustu" diyordu.
Vapur iskele tarafina egilmisti. Üstten ve alttan adamlar çikiyordu. Günes kalin bulutlar altinda kaybolmus, hava esmer bir demir rengi baglamis, aglamaya hazirlanan, içi yas dolu dargin ve soluk bir göz gibi suskunlasmisti. Çikanlara bakiyordum. Yarim saat evvelki tatli dalgami korkunç bir firtinaya çeviren arkadasimin söylediklerini, fertlerini ikiye ayiran, asktan ve sevismekten mahrum birakan, annelerini, karilarini, kizlarini hapsederek asirlarca daldigi rüyasiz ve granit uykusundan asla uyanmayan bir kavmin, bir toplumun sonu ne olabilecegini düsünüyor; dar tahtalar üzerinde korkak bir dikkatle hizli hizli geçenlerin sessiz sedasiz çikislarini, ürkek bir hayvan sürüsünün acele kaçisina benzetiyordum. Bunlarin içinde hiç disi yoktu. Çoluk çocuk, ihtiyar, genç, zengin, fakir, hepsi erkekti. Elimle dizimi ogusturarak,

"Vapurda hiç kadin yokmus" dedim. Arkadasim yine güldü ve cevap verdi:
"Sabirli ol... Onlarin erkeklerle karismalari yasaktir. En sonra çikarlar..."
Vapur tamamiyla bosalmisti. Biz hâlâ davlumbazin üstünde, beyaz parmaklikta idik. Bacagimin uyusmasi geçmemisti. Arkadasimin yaninda topallayarak iskeleye dogru yürümeye basladim.

Artik simdi kadinlar da, her taraflari örtülü koyu siyah çarsaflarinin altinda sanki sangirtilari isitilmemek için pamuklara sarilmis gayet agir ve gizli esirlik ve zulüm zincirleri tasiyan lanetlenmis, hayattan kovulmus, hasta ve dilsiz hayaletler gibi sendeleyerek, titreyerek yavas yavas çikiyorlar ve baslarini önlerine egerek düsmemek, bir seye dokunmamak, birbirlerine çarpmamak, yanlis bir adim atmamak için kalin ve kara peçelerinin altinda bastiklari yeri görmeye çalisiyorlardi...
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
aşk, dalgası-ömer, seyfettin

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 07:21 .