Sarıkamış Harekatı'nın Son Kara Kutusu Ali Rıza Efendi'nin Günlüğü Tartışma Yaratacak!
"Bir haftaya kadar taburlarda bir tek Ermeni kalmaz"

1914'teki Osmanlı - Rus savaşında sıhhiye onbaşı olarak görev yapan Ali Rıza (Eti) Efendi'nin günlüğü 93 yıl sonra torunu Gönül Eti tarafından yayımlandı! Savaşın bütün dehşetini, Osmanlı askerinin yaşadıklarını yansıtan günlükteki en ilginç bölümlerden biri de Osmanlı ordusundaki Ermeni askerlerle ilgili…
Sıhhiye müfettişi olan doktor ağabeyi Ömer Lütfü'nün yardımıyla Sarıkamış Harekatı'nda sıhhiye onbaşı olarak görev yapan Ali Rıza (Eti) Efendi'nin günlüğündeki ilk tarih 3 Ağustos 1914! Yani bugün Erzincan'ın Kemaliye İlçesi olan Eğin'in duvarlarına seferberlik ilanının asıldığı gün. İki gün sonra 5 bine yakın askerle hareket eden Ali Rıza Efendi'nin Eğin'den Erzurum'a uzanan yol hikâyesi, taburunun Pasin Ovası'nda hatt-ı harbe girmesiyle cephe hikâyesine dönüşür.
Yaşadıklarını ve hissettiklerini geçiştirmeden, gün be gün yazmaya çalışan Ali Rıza Efendi, sıradan bir askerin gözünden Sarıkamış Harekâtı'nı, cephe gerisini, yönetim, donanım ve eğitim zayıflıklarını; yiyecek, içecek, giyecek kıtlığını ve aşırı soğuk karşısında ordunun nasıl çözüldüğünü ayrıntılı biçimde kağıda aktarır.
Hatıratının bir gün okunmasını çok arzu eden Ali Rıza Efendi, harp psikolojisiyle zaman zaman ölüm korkusuna kapılır, yazdıklarının okunmayacak olmasından endişe duyar ve bunu "Bugün ve yarın vuku bulan harbe iştirak edeceğim. İhtimal arzukeş bulunduğum mevte kavuşacağım. Belki de hatıram burada bitecek, kim bilir dağlar başında bin müşkilatla yazdığım hatıracağımı kim alacak, ihtimal çürüyecek. Yok yok inşallah bir ele geçer de okunur. Ve benim gibi bedbaht bir nefere acırlar" sözleriyle dile getirir.
Ali Rıza Efendi'nin vasiyetini 93 yıl sonra yerine getirense "Dedem benim aşkımdı" diyen torunu Gönül Eti. 73 yaşındaki Gönül Eti, çocukluğundan beri Osmanlıca el yazısıyla yazılan günlükten haberdar olduğunu, zaman zaman babasının açıp okuduğunu söylüyor. "Gerçi ilkokulda öğrendiğim dilin yarısı var ama anlamazdık, babam anlatırdı."
Yaklaşık yirmi ev değiştirdikleri halde günlüğün kaybolmamasına şaşıran Eti, 1970'li yıllardan beri sakladığı günlükte neler yazdığını merak edip üç yıl önce bir uzman arayışına girer. Bir tanıdık vasıtasıyla tanıştığı Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü'nden tarihçi Yard. Doç. Dr. Murat Koraltürk'ten günlüğü okumasını ister. "Elime ilk aldığımda çok heyecanlandım. Birkaç sayfasının çevirisi vardı zaten ama tamamı çevrildiğinde, bir tarihçi olarak mutlaka yayınlanması, kamuya mal olması gerektiğini düşündüm" diyen Koraltürk, Sarıkamış'a ilişkin çok şeyin bilindiğini ama bu günlüğün, savaşın zorluklarının sıradan bir askerin gözünden anlatılması bakımından çok önemli olduğunu söylüyor. Ali Rıza Efendi'nin günlüğündeki en ilginç bölüm Osmanlı Ordusu'ndan firar eden Ermeni askerlerle ilgili. İhaneti anlayan askerlerin günde her taburdan üç, beş Ermeni'yi kaza'en vurduğu belirtilen satırları şu cümle izliyor: "Böyle giderse bir haftaya kadar taburlarda bir tek Ermeni kalmaz." Koraltürk bu cümlenin çok manidar olduğunu söylüyor. "Osmanlı üniforması giymiş Ermeniler'in Rusya lehine ordudan firar etmesinin, Osmanlı hukukuyla açıklamaya kalktığınızda haklı yanı yok. Dünyanın neresinde olursa olsun savaş sırasında kendi ülkesine veya askerse ait olduğu orduya aykırı davranışta bulunanlar, harp divanında yargılanır, genellikle de cezası idamdır. Burada en önemli husus, orduda o sırada hâlâ görev yapan Ermeni askerlerin potansiyel firari olarak görülüp bazılarının infaz edilmesidir. Bu doğru bir şey değil."
Koraltürk günlükteki hiçbir şeyin sansür edilmediğini de sözlerine ekliyor. "Resmi görüşü bire bir doğrulamayan bir metin var elimizde. Bu bölümler pekâla çıkarılabilirdi. Ama bir tarihçinin görevi, tarihsel bilgilerden beğendiğini sunup, beğenmediğini halının altına sürmek değildir. Ne insani vicdanım, ne mesleki vicdanım bir belgeyi çıkartmaya el vermez. Bir kere yazarın manevi şahsiyetine haksızlık olur. Haşa biz Tanrı mıyız ki, yazdığını sansürleyeceğiz."
devamı Aktüel dergisinin 95. sayısında









Normal