iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 21:55 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Konularına göre tarih » Osmanlı Tarihi » Kanije Destanı

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01.06.07, 19:16
Standart Kanije Destanı

01.06.07, 19:16




*Kanije Destanı*



Kanije Destanı Estergon gibi, Avrupa içlerindeki serhad kalelerimizden biri
de Kanije Kalesi idi. 1600 yılında ele geçirilen kale, 1601 yılında 100 bin
kişilik bir düşman ordusu tarafından kuşatıldı. İşte bu destan, kalede
bulunan 9 bin Türk gazisinin, ihtiyar mücahid Tiryaki Hasan Paşa komutasında
bu 100 bin kişiye karşı verdiği şanlı mücadeleyi anlatır...

Yıllardan beri Osmanlı'nın karşısına hiç bir devlet yalnız çıkamıyor, en az
üç - beş devletin ordusu bir araya gelerek hareket ediyordu. Yine öyle oldu.
Avusturya, İtalyan, İspanyol, Malta ve Papalık askerleri ile Macar ve
Fransız gönüllüleri geleceğin imparatoru Arşidük Ferdinand komutasında
Kanije Kalesi'ni kuşattılar.

Kanije Kalesi'nin etrafı bataklıkla ve kaleye ulaşmak için köprüler kurmak
gerekiyordu. Daha bir yıl önce Türkler başarmıştı ama, şimdi onların
yaptıklarını taklide kalkışan düşman bunu beceremiyordu. Kurdukları
köprülerin gece vakti kale içine çekildiğini görüp neye uğradıklarını
şaşırıyor, çok sayıda kayıp veriyorlardı.

Bu arada iki düşman askeri esir alınmıştı. Tiryaki Hasan Paşa onları sorguya
çekince, düşman ordusu içinde bulunan Macarlara pek güvenilmediğini anladı.
Peygamber Efendimizin "Harp hiledir" Hadis-i Şeriflerini hatırladı ve
düşündüklerini Kara Ömer Ağa'ya anlattı.

Kara Ömer Ağa iki esiri alıp götürdüğü ve onlara :

- "Aslında kendisinin de onlardan olduğunu, küçükken devşirilip orduya
alındığını" anlattı. "Her gece bin kadar Macar fedaisinin kaleye geçip
Türklere yardımcı olduğunu, bu durumda işlerinin çok zor olduğunu" söyledi.
Kalede bulunan asker ve mühimmat hakkında da oldukça abartılı rakamlar verip
onları salıverdi.

Esirlerin götürdüğü haberler düşman ordusunun moralini bozmaya yetmişti.
Ferdinand bunu önlemek için askerlerine büyük vaatlerde bulundu. Burçlara
ilk çıkacak olanlara 10 köy, Tiryaki Hasan Paşa'yı yakalayacak olana ise 40
köy vaad ediyordu. Böyle dolduruşa getirilen düşman ordusu ertesi sabah
toplu bir hücuma giriştiyse de Tiryaki Hasan Paşa'nın ustaca manevraları
karşısında sonuç alamadılar ve üstelik 18 bin ölü verdiler.

Artık karşılıklı toplar konuşuyor ama Türk ordusunun stokları gittikçe
azalıyordu. Bu savaş bir güç gösterisinden çok Tiryaki Hasan Paşa'nın
kurnazlıkları ve harp hileleriyle ayrı bir havaya bürünmüştü. Türk
ordusundan kaçan iki devşirmenin, kaledeki gerçek durumu düşmana
bildirmeleri üzerine yeni bir oyun oynadı. Ellerinde bulunan esirlere,
onların kendi adamı olduğunu inandırıp salıverdi. Böylece düşmanın yeni bir
toplu hücuma kalkması önlenmiş oldu. Sahte mektuplarla Avusturyalılarla
Macarların arası iyice açıldı. Avusturyalıların Macar beylerini idam etmeyi
kararlaştırdıkları bir sırada Macar askerleri durumu öğrenip kaçtılar.

Böylece zaman kazanılmış ve kış günleri gelip çatmıştı. Düşman ne yapacağını
düşünürken Kara Ömer Ağa yanına 300 kişi alıp dışarı çıktı ve baskın
hareketlerinde bulundu. 900 kişiyi öldürüp 150 esir aldı ve ele geçirdiği 12
topla geri döndü. Düşman panik halindeydi. Bu durumu değerlendiren Tiryaki
Hasan Paşa kalede yalnızca 600 kişi bırakarak dışarı çıktı ve hücum emrini
verdi. Artık düşman dağılmış, kaçıyordu. Akşama kadar 30 bin ölü verdiler ve
kalenin çevresi tamamen boşaldı. Geriye düşmandan 47 büyük kuşatma topu, 24
bin tüfek, 60 bin çadır, 14 bin kazma - kürek, binlerce araba dolusu yiyecek
- giyecek, barut ve ilaç erzak ve mühimmat kaldı.

Bu, dünya tarihinde eşi görülmemiş bir gerçek destandı. 9 bin Türk askeri,
kendisinden en az 10 kat fazla bir orduya karşı arslanlar gibi dövüşmüş ve
düşmanı adeta topyekun imha etmişti. İşte, "Bir Türk on düşmana bedeldir"
sözünün isbatı ve işte bu destanın gerçek kahramanı 70 yaşındaki bir Türk
büyüğünün bizlere verdiği ders...

Bu akıl almaz derecedeki büyük başarı üzerine Cihan Padişahı Üçüncü Mehmed
Tiryaki Hasan Paşa'ya vezirlik rütbesi veriyor ve alışılmışın aksine bizzat
kendi eliyle hazırladığı "Hatt-ı Hümayun"u gönderip şöyle diyor:

"Yerin ve ğöğün sahibi olan Yüce Allah'a hamdolsun ki, Osmanlı Devleti'ne
senin gibi paşalar ve askerlerin sayesinde nice zaferler nasib eyledi.

Sevgili Peygamberimize salât ve selâm olsun ki, seni ve Devlet-i Aliyye
askerlerini kendi yolunda cihad eylerken görürüz.

Ettiğin hizmetler yüce dergâha arzedilip adın iyi adlılar defterine yazılır
olmuştur. Berhudar olasın; sana Vezirlik verdim. Seninle birlikte bulunan
askerlerim dahi manevi oğullarımdır, yüzleri ak ola... Bu mektubumu al
kahraman askerlerime okuyup, 'Allah'a, Peygamber'e ve sizden olan devlet
reisine itaat ediniz' mealindeki ayet-i kerimenin yüce manasını onlara
bildiresin. Seninle orada bulunanlara dilediklerini ver. Hepinizi Cenab-ı
Hakk'a emanet ederim."

Ve işte, iltifat karşısında mahçup olan, gözyaşlarını tutamayıp ağlayan ve
sevinecek yerde üzülen o büyük insanın yine gözyaşları içinde söylediği
sözler:

"Kanije'de ettiğimiz küçük bir hizmet karşılığı bize vezirlik vermişler ve
'Hatt-ı Hümayun' göndermişler. Halbuki, Kanuni Sultan Süleyman Makbul
İbrahim Paşa'yı tam bir selahiyetle kendi yerine vekil tayin ettiği zaman
bile O'nun eline böyle bir yazı vermemişti. Rahmetli Piyale Paşa Yavuz
Sultan Selim Hazretlerinin damadı olduğu ve Sakız Adası'nın fethi gibi nice
zaferler kazandığı halde kendisine vezirlik çok görülmüştü. İslam
Halifesi'nin Hatt-ı Hümayun'u Kanije savunması gibi küçük bir hizmete
mükafaat olmaya başladı. Devletin vezirliği benim gibi kocamış kimselere
kaldı. Buna üzülmeyeyim de neye üzüleyim?"

Tiryaki Hasan Paşa'nın, o eli öpülesi pir ü fani'nin altın harflerle yazılıp
günümüzde her evin, her makamın baş köşesine çerçeveletilip asılması gereken
bu sözleri üzerine söz söyleyip yorum getirmeye bilmem lüzum var mı?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
destanı, kanije

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz