|
#1
|
|
17.06.07, 14:10
Demokrasi mimarı Çelebi'yi unuttukBugünlerde demokrasi ve anayasa kavramlarıyla yatıp kalkıyoruz. Türkiye'de demokrasinin var olup olmadığı tartışılıyor. Osmanlı tarihindeki en önemli isimlerden biri olan Kâtip Çelebi, demokrasi, parlamento, anayasa, akademi ve benzeri pek çok siyaset ve bilim tarihi terminolojisini, 17. Yüzyıl'ın ilk yarısında ilk kez Türkçe literatürde kullanan ve tanıtan âlimdi. Buna rağmen Üsküdar Belediyesi dışında hatırlayan olmadı Türk tarihinde birçok başarılı devlet adamı ve komutan çıkmıştır. Ancak aynı oranda bilim adamı ve aydın çıkaramadık. Çıkardığımız üç beş kişiye de fazla itibar etmedik. Osmanlı İmparatorluğu'nun Piri Reis ve Evliya Çelebi ile birlikte en önemli aydın ve yazarı Kâtip Çelebi'dir. Sessiz sedasız geçen 2007 yılı, Kâtip Çelebi'nin ölümünün 350. yıldönümü. OSMANLI AYDINI Dünyada en çok tanınan Osmanlı yazarı, Piri Reis'ten sonra Kâtip Çelebi (Hacı Kalfa)'dir. Asıl adı Mustafa olan Kâtip Çelebi, mesleği kâtiplik, yani memurluk olduğu için bu isimle meşhur olmuştur. Meslektaşları arasında ise Hacı Halife diye tanınırdı. 1609'da İstanbul'da doğan Kâtip Çelebi, beş yaşına gelince eğitime başladı. Okuma yazmayı öğrendikten sonra İslâmiyet'le ilgili kitaplar okudu. Kur'an-ı Kerim'i ezberleyip hafız oldu. Hat dersleri aldı. Kâtip Çelebi'nin babası Osmanlı bürokrasisinde görev yapan bir memurdu. Osmanlı bürokrasisinde görev yapan memurlara kâtip denirdi. İmparatorlukta memurluk bir aile mesleği şeklindeydi. Bir büroda çalışan memur öldüğünde veya emekli olduğunda büyük oğlu bu işi yapabilecek kabiliyete sahip ise onun, babasının kadrosuna tayin edilmesi kanun gereğiydi. Memurların çocukları küçük yaşlardan itibaren babaları ile birlikte bürolara devam eder ve bürokrasinin inceliklerini öğrenirlerdi. Yetiştikten sonra kadro temin edemezlerse kadrosuz olarak çalışırlar, babalarının ölümüyle onun kadrosuna geçerlerdi. Tanzimat öncesinde Osmanlı bürokrasisindeki bürolar kendi memurunu yetiştiren birer okul durumundaydılar. Sekiz-on yaşlarında yetenekli çocuklar bürolara şâkird (çırak) olarak alınır ve burada kıdemli memurların yanında yazı çeşitleri ile yazışma usullerini öğrenirdi. Şakird (çırak) olarak bürokraside görev alan kişi, daha sonra Kâtip olur, eğer kabiliyetli ise hacegan (bürokrat) olurdu. Kâtip Çelebi de dönemin geleneğine uygun olarak 1622'de 14 yaşındayken babasının yanında memuriyete adım attı. Osmanlı maliyesinin bürolarından birisi olan Anadolu Muhasebesi'nde hesap kurallarını ve siyakat gibi özel yazıları öğrendi. Babasının ölümünden sonra 1627'de Kapıkulu süvarilerinin işlerine bakan Süvari Mukabelesi Kalemi'ne geçti. KİTAP SEVGİSİ Memurluk hayatı sürerken İstanbul'daki ilim meclislerine devam edip, bilgisini artırıyordu. Babasından kalan mirasın tamamını kitaba yatırmış, zamanını tarih, tabakat ve vefeyât ilimleriyle ilgili olarak topladığı kitapları incelemekle geçirmeye başlamıştı. Parasının bittiği bir dönemde 1638'de akrabası olan zengin bir tüccarın mirasından hissesine bir miktar para düşmesi Kâtip Çelebi'ye kitap alması için yeni bir imkân yaratmıştı. Kâtip Çelebi, kitap için "Kitap ne hayırlı arkadaştır ve ne güzel dosttur. İnsan onunla konuşmaktan sıkılmaz; ulu bir cömertler cömerdidir ki, kendisinde bulanan nefis incilerden hasislik etmez, zengine de verir" derdi. Kâtip Çelebi, 1640'lı yıllardan sonra özel dersler vermeye ve eserler telif etmeye başladı. Ölene kadar kitap toplamaya, okumaya ve yazmaya devam etti. 6 Ekim 1657 Cumartesi günü sabah kahvesini içerken fenalık hissederek fincanı elinden düşmüş ve vefat etmiştir. Mezarı, Zeyrek'de Unkapanı'na inen caddenin solunda ve Kâtib Çelebi İlköğretim Okulu'nun yanında iken, 1950'lerde yol çalışmaları dolayısıyla, caddenin karşısındaki Voynuk Şücâ Camii kabristanına kaldırılmıştır. İLİM AŞKI HİÇ BİTMEDİ Osmanlı İmparatorluğu'nda ufak bir memur olarak görev yapan Kâtip Çelebi, ilim aşkıyla yanıp tutuşan ve hiç durmadan okuyup araştıran bir kişiydi. Yıllarını geceli gündüzlü olarak okuyup araştırmaya veren Kâtip Çelebi, bazen bir kitabın üzerinde kendisini unutur ve odasında güneşin batmasından doğmasına kadar mum yanardı ve o hiç bıkmadan sabaha kadar mum ışığında kitap okuyup, notlar alırdı. Kâtip Çelebi başlıca tarih, bibliyografya, biyografi, coğrafya, haritacılık, fıkıh, astronomi ve sosyoloji alanlarında olmak üzere değişik türde 25'e yakın eser kaleme almıştır. Kâtip Çelebi, toplum ve devletle ilgili görüşlerini, Düstûrü'l-amel li-ıslâhi'l-halel, yani Bozuklukları düzeltmek için ne yapılacağını gösteren düstûr isimli kitabında anlatır. Kitabının birinci bölümünde halk, ikincisinde asker, üçüncü bölümünde de hazineyle ilgili durumu anlatır. Devletin içine düştüğü buhrandan çıkması için şu tedbirleri ileri sürer: "Devlet giderlerinin azaltılması için bürokrasideki yersiz harcamaları azaltıp, işin ehli ve dürüst insanları görevlendirmektir. Böylece, bir iki yılda harcamalar azalır. Halkın güçsüzlüğüne çare, üzerlerindeki bazı vergilerin bir miktar indirilmesinden sonra halka zulmetmeyecek memurları uzun süre çalıştırmaktır. Halka zulmedenin hakkından gelinirse bir iki yılda vergi veren insanlar kendine gelir ve ülke ekonomik açıdan rahatlar." Doğu ve Batı kaynaklarını kullanarak kaleme aldığı Cihânnümâ, Osmanlılar'ın coğrafya görüşünde yeni bir devir açan bir eserdir. Bir dünya coğrafyası olan Cihânnümâ Osmanlı ülkelerinin yegâne sistematik coğrafya kitabıdır. Kâtip Çelebi, İrşâdü'l-hayârâ ilâ tarîhi'l-Yunan ve'r-Rum ve'n-Nasârâ, yani Yunan ve Hıristiyan tarihi hakkında hayırlıları irşad isimli eserinde ise Avrupa ülkeleri ve toplumları hakkında Osmanlı yazarlarını bilgilendirmeyi amaçlamıştı. Bazı İslâm tarihlerinde, Avrupa ülkeleri hakkında yalan, hurafe ve gülünç şeyler yazıldığını görmüş ve düşmanlarının durumundan Müslümanlar'ın bilgisiz kalmaması ve gafletten uyanmaları için bu eseri kaleme almıştı. İrşâdü'l-hayârâ'da Avrupalılar'ın dinleri, hükümdarları, idare tarzları, seçim usulleri, âdet ve kanunları çerçevesinde bilgiler verip, kompleks yapmadan Avrupalılar'ın ileri olduğu hususları açıklar. Demokrasi kelimesi de ilk kez bu eserle Türkçe literatüre girmiştir. Kâtip Çelebi'nin araştırmaları ve eserleri sayesinde Türkçe literatüre ilk kez, monarşi, aristokrasi, demokrasi, anayasa, parlamento, centilmen ve akademi birçok siyaset ve bilim tarihi terminolojisi girmiştir. KATiP ÇELEBi iÇiN NELER DEDiLER "Hacı Kalfa, bilgisi akla gelebilecek bütün sahalara yayılmış olan en büyük Osmanlı tarihçisidir" (Prof. Dr. Franz Babinger) "Kâtip Çelebi, Batı'daki tarih görüşüne doğru ileri bir adım atan Türk tarihçisidir" (Szekfü Gyula). "Kâtip Çelebi'nin takvim ve coğrafya eserleri olmasaydı, Osmanlı İmparatorluğu tarihinin yazımına girişecek olan tarihçiler, çoğunlukla körü körüne karanlık içinde yürüyebilecekti" (Joseph von Hammer) "Kâtip Çelebi gibi zâtlar yetiştiren millete, uygar, ileri ve kabiliyetli denir" (Vambery) "Kâtip Çelebi, döneminin en büyük Müslüman âlimlerinden biridir" (Prof. Dr. Bernard Lewis). "Kâtip Çelebi, XVII. asır Türk ilim dünyasının müspet ve hür düşünceyi temsil eden en kuvvetli ve bâriz siması olup, büyük bir yekûn tutan eserlerinin kıymet ve ehemmiyeti dolayısıyla gerek bizde, gerekse Avrupa'da yakın bir dikkat ve alâka uyandırmıştır" (Orhan Şâik Gökyay). KATiP ÇELEBi ÜSKÜDAR’DA ANILIYOR 2007 Kâtip Çelebi'nin vefatının 350. yılı. Bu Osmanlı aydınını fazla hatırlayan olmadı. Kâtip Çelebi'yle ilgili ilk programı Üsküdar Belediyesi düzenledi. Program üç temel bölümden oluşuyor. Birinci bölümde ülkemizin en önde gelen Kâtip Çelebi ve Cihannüma uzmanı Fikret Sarıcaoğlu ile Coşkun Yılmaz'ın düzenlediği sergi yer alıyor. Bu sergi dünyada ilk defa gerçekleşiyor. Çünkü ilk defa Fikret Sarıcaoğlu'nun araştırmaları sayesinde netlik kazanan Kâtip Çelebi'nin Cihannüması'ndaki bütün harita, resim, astronomik şekiller ve cetvellerin tamamının fotoğrafı bu sergide yer alıyor. Şimdiye kadar, çok azı yayınlanan ve tamamlanması için ayrı kütüphanelerde onlarca cihannüma taranarak bir araya getirilen bu görsel materyal bilim tarihimiz açısından da çok büyük önem taşıyor. Bu materyalin en önemli özelliklerinden birisi de, ilk matbaamız olan Müteferrika Basımevinin en önemli resim koleksiyonu olmasıdır ki ilk defa bu sergide bir arada sunulmuş olacak. Sergide ayrıca Kâtip Çelebi'nin el yazısından örnekler, müellif hattı eserlerden reprodüksiyonlar ve kendi çizdiği haritalardan da örnekler yer alacak. Üsküdar Belediyesi'nin katkılarıyla hazırlanan bu sergi mutlaka çok daha geniş mekânlarda ve farklı ortamlarda devam etmeli! Programın önemli bir diğer bölümü de, benim de konuşmacı olarak katıldığım oturumdur. Bu bölümde, Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç, Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Prof. Dr. İdris Bostan, Prof. Dr. Feridun Emecen ve Dr. Coşkun Yılmaz gibi sahalarının önde gelen ilim adamları Kâtip Çelebi'nin çeşitli yönlerini anlatacaklar. Programın son bölümünde ise Mehmet Güntekin Yönetimindeki Yine Bir Gülnihal Grubu, Kâtip Çelebiye ait olduğu belirtilen besteleri ve döneminin ünlü müzik eserlerini seslendirecekler. Kâtip Çelebi gibi önemli aydını hatırlayıp, bu programı ve sergiyi hazırlatan Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır ile bu programa emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. |
| Sponsorlar |
| |