iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 21:44 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Konularına göre tarih » Osmanlı Tarihi » Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10.08.07, 16:13
Standart Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

aysesahan - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 3.246
Send PM

10.08.07, 16:13




Bir ülkede deprem sözkonusu olursa jeologlar, hastalıklar sözkonusu olursa doktorlar, savaş sözkonusu olursa siyasiler ve askerler konuşurlar. Bu bizim ülkemizde de böyledir. Ancak bizde iki konu vardır ki bunlar üzerinde herkes konumuna, birikimine, eğitimine bakmadan üstelik de allame edasıyla konuşur. Bu konulardan bir tanesi dindir diğeri tarih.
Tarihle ilgili bir şeyler söz konusu olduğunda siyasetçi konuşur, gazeteci konuşur, televizyoncu konuşur vs. Bir Allah kulunun aklına da bu işin profosörleri bulup konuşturmak gelmez. Veya gelir de, onların söyleyecekleri işlerine gelmez.
Tarih deyince her zaman revaçta olan konulardan bir tanesi de Osmanlı ve haremidir.
Bunu içoğlanları takip eder. Ardından valide sultanlar, kadınlar saltanatı, devşirmeler vs. böyle gider.
İlim ahlakına sahip bir tarihçinin Osmanlı haremi konusunda söyleyeceği şeyler çok azdır. Çünkü elinde bu konuyla ilgili yeterli belge, döküman vs. yoktur.
Kalın duvarlarla çevrili harem binası, etrafındaki harem ağalarına ait binalar ve diğer ocakların daireleriyle adeta ulaşılması imkansız bir kale gibidir. İçinde değil, etrafındaki kendilerine ait binalarda yaşayan, zorunlu hallerde Haremin içine girmeleri gerektiğinde salavat-ı şerife getirerek dolaştıkları bir ortamdır. Her odanın kapısının girişinde, duvarlarında ayetler, hadisler, dualar bulunan bir mekandır Harem.
Zorunlu hallerde ancak harem ağalarına ve tabiplere açılan bu mekana yabancı seyyahların, tarihçilerin nasıl girip, orada adeta gezmiş dolaşmıs gibi haremi anlatışlarına şaşmamak elde değil. Kaldı ki bizimkilerin en çok esas aldıkları, kullandıkları kaynaklarda, ilmi otoritelerce yüzlerce kez tenkid edilmis, çürütülmüş bu batı tarihçilerinin kitaplarıdır.
I. Ahmed döneminde saraya gizlice girdiğini iddia eden Venedik elçisi Ottavinano, ancak Revan Kasrı'nın önündeki havuza kadar olan yerleri görebildiğini söyledikten sonra padişahın odasındaki cariyesiyle nasıl ilişki kurduğunu detaylarıyla anlatmakta ve insanlar da bu anlatıma değer vererek kaynak gösterirken yapılan ilmi ahlaksızlığa çanak tutmaktalar.
18. yüzyılda bile ancak yazlık sarayların boş haremlerini gezebilen batılı birkaç yazar, nedense göremedikleri kısmı hayalleriyle doldurmayı denemişlerdi. Havuzu gördüler ama havuz sefalarını kendileri uydurdular sonra da uydurduklarının resmini çizdiler. Hata yaptıklarını belki de hiç bir zaman düşünmediler çünkü kendi kırallarının kadınları ile yaşantıları öyleydi. Birlikte oldukları düzinelerce kadının yarı çıplak resim ve heykelleri ile saraylarının duvarlarını süsleyen bir zihniyetin Osmanlı hükümdarlarındaki edep kavramını anlayabilmelerini zaten beklemiyoruz.
Ama anlayamadığımız, bizim bize bunu nasıl yapabildiğimiz. Yıllarca Topkapı sarayını gezdiren rehberlerin turistlere Harem'in duvarlarında yazılı Arapça metinleri göstererek bunların padişahların cariyeleri için yazdıkları aşk şiirleri olduğunu söylemelerini, ellerindeki broşürlerde de böyle yazmasını hangi düşünceyle izah etmek gerek bilemiyoruz. Zira bu Arapça metinlerin tamamı Kur'an ayetlerinden ve dualardan başka bir şey değil. Hükümdarların çıplak cariyelerin danslarını seyrettiği idda edilen Hünkar Sofası Daire'sinin duvarlarında Bakara Suresi 257. ayetinden itibaren yedi ayet yazılıdır ki bir ayetin meali aynen şöyledir: "Allah kendisine hükümranlık verdi diye (şımarıp azarak) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi?" Sanki adeta Osmanlı hükümdarı bu ayetle gerçek hükümdarın kim olduğunu, hükümdarım diye şımarıp azdığı taktirde Nemrutlaşabileceği ihtimalini, hergün bilinç altına kazıyor, iman edenlerin karlı bir konumda, Nemrut gibi imansızların ise ne derece zararda olduğunu görüyor ve okuyordu.
Doğru! Bu sofada padişah eşleri, çocukları, kızları, validesi ile birlikte oturur ve helal dairesinde (yani kimseyi huzurunda yarı çıplak oynatmadan) sazlar çalınıp ilahiler söylenip eğlenilirdi. Ancak bugünkü insanların eğlence kavramından anladıkları şey otomatikman Osmanlı padişahının da öyle eğlenmiş olması gerektiğini düşündürtüyordu onlara.
Onlar bunları yaptıklarına dair (yani hamam havuz sefaları, yarı çıplak cariyelerin dans etmesi gibi) belge bırakmayınca bizimkiler hayallerini belge-vesika-kaynak haline getirdiler.
Öyle ya; bir erkeğin elinin altında 300-500 cariye olur da nasıl bunlarla gününü gün etmez ki. Hele hele 36 Osmanlı padişahının içinden 15 tanesinin sadece bir veya iki kadınla birlikte olduğu diğerlerinin de en fazla yedi sekiz kadınla aile hayatı yaşadığı belgelerle gözlerine soksanız bu sefer de pişkin pişkin sırıtıp Osmanlı padişahlarının erkekliklerini sorgulamaya kalkacaklar.
Hemen şunu da belirtelim; şu an tek eşli (ama çok metresli) evlilik sisteminin içindeki insanlar olarak, Osmanlı padişahının birlikte olduğu 7-8 kadın bile bize çok abartılı gelecektir. Ancak unutmamak gerekir ki Osmanlı'nın yaşadığı dönemde tıpkı dünyanın her yerinde olduğu gibi bir kralın güzel kölesini istediği gibi kulllanması ve bunların sayısının yirmiye otuza çıkması normaldi. O kadar normaldi ki krallar bu kadınlarının heykellerini yaptırıp saraylarının yüksek duvarları üzerine herkesin görebileceği şekilde koydurabiliyorlar ya da yüzlerce genç ve güzel kadınla hamam sefası yapabiliyorlardı. Bizim haremi sorguladığımız gibi Avrupalılar kendi krallarının bu hallerini asla sorgulamadılar. Tarihlerinin yaşanmış bir gerçekliği olarak tarihlerinde bıraktılar.
Oysa biz, asla yaşanmamış sahneleri alıp, doğru gibi kabul edip, kendi kendimize duyduğumuz saygıyı ve özgüveni aramızdan kaldırdık.
1909 yılına kadar Harem Dairesi'ne padişahtan başka, ancak mecburiyet halinde Harem Ağaları ve doktorlar girebiliyorlardı. Son onüç yıllık dönem ise Haremi görenlerin hatıratlarında oldukça net bir biçimde anlatılıyor. Yazık ki (!) orada bile havuz - hamam sefaları yok.
Peki o zaman "Bu Harem nasıl bir yer?" denilebilir.
Kısa ve net bir cevap verelim: Tek idarecisinin Valide Sultan olduğu (yani padişahın annesi) kendisine ait, padişahın bile bozamadığı çok kesin ve katı kuralları bulunan yüzlerce genç kızın, dönemin ilim anlayışına göre en iyi eğitimi aldığı, nihayetinde de devletin önemli kademesindeki görevlilerle evlendirilerek teliyle-duvağıyle-çeyizi ile gönderildiği bir bayanlar mektebidir.
Evet, tam anlamıyla böyledir. Çünkü saraya çeşitli yollarla (esir alınarak veya satın alınarak) alınan kadın köleler yani cariyeler "Acemi" statüsü ile saraya girerler. Bunların padişahla görüşebilmesi mümkün değildir. Öncelikle padişahla karşılaşabilecek, konuşabilecek bir eğitime tabi tutulmaları gerekmektedir. Eğer bunların içinden gerek zekası, gerek güzelliği ve kabiliyetleri ile dikkati çeken birisi olursa bunlar daha özel bir eğitime tâbi tutulurlar ki saraydaki 500-600 cariyenin ancak %10'u bu guruba girebilir. Bu %10'un içinden onları yetiştiren kalfalar ve Valide sultanın dikkatini çekebilenler ancak, has odalık olabilir ki bunlar padişahın özel hizmetlisi konumundadır.
Eğer Has Odalık olarak ayrılan cariyeler padişahın dikkatini çekmeyi başarabilirlerse, yani padişahla karı-koca hayatı yaşarsa ikbal mertebesine yükselir. Genellikle de ikballer padişahın çocuğunu doğurduğunda Kadın Efendi olurlardı. Bunun bir üst mertebesi Kadın Efendinin Valide sultan olmasıdır ki o da ancak doğurduğu çocuk tahta çıkarsa mümkündür .Özetle bütün kıyamet 600 cariyenin içinden aynı anda sayıları dördü beşi geçmeyen Kadın Efendi ve İkballer yüzünden kopmakta.
Şunu da belirtelim ki, Osmanlı padişahı dileseydi o dönemde dünyanın her yerinde olduğu gibi bu 500-600 cariyeyi önünde resmi geçit yaptırıp içlerinden dilediğini de seçebilirdi. Bunu yapabilecek siyasal otoriteye de, cariye köle konumunda olduğu için dinsel özgürlüğe sahipti. Oysa o hareme girerken içeriye haber verilir ve onun geçeceği yol üzerindeki bütün dairelerin kapıları kapatılır, kazara bir cariye padişahla karşılaşacak olursa yaptığı edepsizlik sayılır ve o cariye cezalandırılırdı. Öyle ki kitaplar, bu "kazara" karşılaşmalara tahammül edemeyen padişahların yüksek ökçeli takunyalar yaptırıp Harem'in içinde iken bunlarla dolaştığını yazdı. Geldiği anlaşılsın ve yolunun üzerinden çekilsinler diye. Cariyeleri bırakın, çıktığı seferde nikahlı karısını bulunduğu şehre getirtmeyi unuttuğu için karısının sitem dolu mektuplarını alan padişahları yazdı arşiv vesikaları.
Koca Sultan'ın sitem dolu mektuba cevabı ise;
"Varın söyleyin Hafsa Sultan'a: Biz gaza kılıcını kuşanmışız. Gayrısından başkasını gözümüz görmez" olacakdı.
Buraya hatıralarına ve mahremiyetlerine hürmetsizlik olmasın diye isimlerini yazmayacağımız bir hükümdarımızın gözdesi ile arasında geçenleri de almak durumunda kalacağız. Zira köle bile olsa, rızası olmadan padişah ile karı-koca hayatı yaşamadıklarının pratikte delili gibidir bu hatıra.
Koca Sultan'ın aziz ruhundan özür dileyerek;
Kızı anlatır padişahımızın: "........... kumraldı, ela gözlü idi, 23 yaşında kadardı. Gayet de iyi tahsil görmüş, son derece zarifti. Daha saraya intisab ettiği (girdiği) günden itibaren babam kendisinden pek hoşlanmıştı. Artık, daima onu yanında gezdiriyor, kendisi ile uzun uzun, tatlı tatlı konuşuyordu. Lakin bütün bu "iltifatı şahaneye" rağmen elâ gözlü dünya güzeli, hükümdarın bazı arzularına "evet" demiyordu. Onun bu şiddetli mukavemeti babamın kendisine karşı alâkasını daha ziyade arttırıyordu. Bu hal böyle tam beş sene devam etti. Elâ gözlü güzelde hiç bir değişiklik yoktu..........".
Bir bayram günü, çok güzel görünen kız padişahın huzuruna girer tebrikini yapar. Hünkar "Hâlâ inadında devam mısın?" diye sorar. Genç kız gözlerini yere indirip susar. Bunun üzerine Hakan " Hem sen bugün ne kadar güzelsin!" der. Genç kızın bu iltifata cevabı şu olur: "Efendimiz!! Ömrüm oldukça size canımı feda etmeye daima hazır olacağım. Yanınızdan ayrılmam. Fakat bütün dünyayı bağışlasanız asla hareminiz olmam!.. Çünkü kocam olacak erkeğin yalnız ve yalnız bir karısı, yani tamamen bana ait olmasını isterim, aksi halde kimse ile evlenmem....."
Güzelden ümidini kesen Hükümdar ona bir konak alır, içini donatır. 45 Yasında gayet dindar bir kıranta (oturaklı, gösterişli, bakımlı, orta yaşlı) zatla evlendirir. Kocasının tek eşi olarak hayatını devam ettirir.
Binyediyüzlü yılların başında İstanbul'a gelen İngiltere Büyükelçisi'nin eşi Lady Montague'nin hatıraları batılıların pek hoşuna gitmedi. Hareme girebilen Lady'nin yazdıkları daha önceki ve sonraki batılıların yazdıklarına ters düştüğü için, gerek o dönemde, gerekse daha sonra Lady Montague'yi yalancılıkla itham eden pek çok yazar çıkacaktı. O'nun ülkesi olan İngiltere'de üstelik de 1800'lü yıllarda, evli bir erkek çok rahatlıkla karısını gazeteye "ihtiyaçtan satılık ev kadını" ilanı vererek satabildiği için, Osmanlının saraya giren kadın köleye maaş bağlamasını, eğitim vermesini, sonra da değerli çeyiz ve mücevherleri ile saraydan âzâd etmesini elbette anlamakta zorlanacak ve inkâr yolunu tercih edeceklerdi.
Aşağıda, onun mektuplarından yaptığımız alıntı, ne demek istediğimizi daha da iyi izah edecektir:
"Bu milletin din ve töreleri hakkında eksik bilgimiz var. Dünyanın bu tarafına seyrek geliniyor. Gelenler de ticaretten başka bir şey düşünmeyen tüccarlar. Türkler ise, bunlarla yüz-göz olmayacak kadar ağırbaşlılar. Bu sebeple tüccarların getirdikleri bilgiler yalan yanlış oluyor.
Belki de dünyanın bütün kadınlarından daha hür..... Hayatı hiç aksatmadan, zevkle süren, kaygılardan uzak yaşayan, boş vaktini komşu ziyaretleriyle, hamamlarda yıkanmakla, ya da bol para harcayıp yeni yeni modalar çıkarmakla geçiren yeryüzündeki tek kadın.
Avrupa'da hiç bir saray düşünemem ki, orada yabancı bir kadına karşı bu kadar namusluca davranılsın.
Hamamda ikiyüz kadar kadın vardı. Hiç birinde bizdeki gibi alaycı gülüşmeler ve fısıldaşmalara rastlamadım. Üstelik benim için "güzel, çok güzel" dediklerini işittim. Bir kadının, bir başka kadın için "güzel" diyebilmesi hâyâl bile edilemez.
Konakların hepsinde bir harem dairesi ve cariyeler var. Ancak bu cariyeler evin hanımına âit hizmetçiler. Evin erkeği ömrü boyunca bunları yolda görse tanımaz. Ne kadar garip değil mi?
Kış geceleri toplanıyorlar, geç vakitlere kadar öyle güzel ve saf eğleniyorlar ki zamanın nasıl geçtiği hissedilmiyor. Her evde misafir odaları var. İkram ve misafirperverlik Türklerin yaşama kudreti gibi bir şey......."
Çok zor ve ağır bir konu olan Harem'i böyle bir kaç satırda özetlemek elbetteki mümkün değil. Ancak kendimizle, geçmişimizle barışma çabasının içinde küçük bir damla olmaktı niyetimiz.
Yazımıza bir soru ile son vermek istiyoruz:
Biz, zamanın hiç bir diliminde ve dünyanın hiç bir coğrafyasında sarayına aldığı bir köleden "valide sultan" dediğimiz zamanının "first lady"sini çıkaran bir başka medeniyet bilmiyoruz.
Siz biliyor musunuz?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
27 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için aysesahan kullancısına teşekkür ediyor :
alphaville (11.08.07), Arthas (10.08.07), Aten (12.08.07), birdal (11.08.07), Cortes (13.08.07), gazice (13.08.07), glorien (18.08.07), gunsazak (11.08.07), HAYALCİ (05.11.07), Jeli (11.08.07), lolipop (10.08.07), Lord-70 (11.08.07), mavili (11.08.07), musterk (21.08.07), mylove (10.08.07), nadircevik (17.08.07), nisannn (12.08.07), okka.meral (11.08.07), peksimet (14.08.07), pinky (25.08.07), problem27 (17.08.07), SELVILV (27.10.07), SerdarK (10.10.07), tahsin (11.09.07), ulku.basaran (11.08.07), water (27.09.07), Şebnem (13.08.07)
Sponsorlar
  #2  
Alt 10.08.07, 22:21
birol25
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

binlerce defa tsklr yüreginize saglık. keske hepımız gercek tarıhımızı gercek yazarlardan ,gercek arsıvlerden ögrenme ımkanına sahıp olsak
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
aysesahan (10.08.07)
  #3  
Alt 10.08.07, 23:20
yaseryy - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: eskişehir
İletiler: 394
Ettiği Teşekkür: 26
30 tane iletisine 65 kere teşekkür edilmiş
yaseryy yakında çok ünlü biri olacak!yaseryy yakında çok ünlü biri olacak!
  Send PM
Standart Cevap: Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

mükemmel bir anlatım yakalamışsın çok güzel değerlendirmiş kim değerlendiridyse işte gerçekten bizim tarihimizi bizim anlatmamız ve hatta işin uzmanı kişilerin anlatması fevkelade mükemmel ..
ayrıca teşekkürler
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
yaseryy kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
aysesahan (11.08.07)
  #4  
Alt 10.08.07, 23:37
lolipop - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Editör
Üyelik tarihi: Apr 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 4.466
Ettiği Teşekkür: 6.001
872 tane iletisine 1.512 kere teşekkür edilmiş
lolipop isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
  Send PM
Standart Cevap: Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

Bahsettiğiniz üzere haremin asıl işlevi ve anlayışı hep geri plana itilmiş ve yeterince değerlendirilmemiştir. Ancak harem hayatının mahremiyeti herkesçe malum olduğu halde sizinde dikkat çektiğiniz konu batılı yazarlar tarafından hiç bilinmediği ve sanki en bilinen kısmıymış gibi harem hakkında anlatılanlar basit ilişkiler üzerine kurulmuştur. Bu bilgilerle kurgulanan çeşitli roman, film ve tiyatrolarda da maalesef çok geniş bir teşkilata sahip bulunan haremin asıl fonksiyonu göz ardı edilmiş veya maksatlı olarak unutturulmaya çalışılmıştır.
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
3 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için lolipop kullancısına teşekkür ediyor :
aysesahan (11.08.07), nisannn (12.08.07), pinky (25.08.07)
  #5  
Alt 10.08.07, 23:47
Acemi
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 12
Ettiği Teşekkür: 0
2 tane iletisine 2 kere teşekkür edilmiş
ankebut-57 doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Cevap: Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

Kardeşim yazı çok güzel teşekkür ederim. Lakin benim için yazarını öğrenmek oldukça mühimdir. Sizden bu yazarın ismini veya aldığınız kaynağın linkini rica edeceğim. Özelden veya buradan irtibata geçebilirsiniz. Teşekkürler...




Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
ankebut-57 kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
aysesahan (11.08.07)
  #6  
Alt 11.08.07, 00:10
gunsazak - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çekingen
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nereden: kahramanmaraş
İletiler: 78
Ettiği Teşekkür: 52
10 tane iletisine 11 kere teşekkür edilmiş
gunsazak doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Cevap: Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

eyvallah...elinezi fikrinize sağlık...
__________________
patron
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
gunsazak kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
aysesahan (11.08.07)
  #7  
Alt 11.08.07, 00:43
Acemi
Üyelik tarihi: Apr 2007
İletiler: 5
Ettiği Teşekkür: 2
2 tane iletisine 2 kere teşekkür edilmiş
Ersen Gürpınar doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Cevap: Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

Ne kadar güzel dünyada çağdışı insanlık ayıbı kölelik varken bizler bunu ortadan kaldırmışız
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Ersen Gürpınar kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
aysesahan (11.08.07)
  #8  
Alt 11.08.07, 10:13
Acemi
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 21
Ettiği Teşekkür: 19
5 tane iletisine 5 kere teşekkür edilmiş
memet doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Cevap: Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

teşekkürler ayşe hanım emegine ve yüregine saglık
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
memet kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
aysesahan (11.08.07)
  #9  
Alt 11.08.07, 17:41
cnn14 - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Acemi
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nereden: mersinde yaşıyorum
İletiler: 1
Ettiği Teşekkür: 1
1 tane iletisine 1 kere teşekkür edilmiş
cnn14 doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Cevap: Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

çok güzel bir konuya açıklık getirmişsiniz teşekkürler
__________________
:wubclub:canan:wubclub:
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
cnn14 kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
aysesahan (11.08.07)
  #10  
Alt 11.08.07, 20:02
baysun - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Acemi
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 3
Ettiği Teşekkür: 1
2 tane iletisine 2 kere teşekkür edilmiş
baysun doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Cevap: Osmanlı' da haremin gerçek yüzü

Bu yazinin yazarini tebrik ederim. Bu foruma ilk defa katiliyorum. E-mailim de Osmanlinin harem hayati basligini gorunce sinirlenmeden yapamadim ve tabii ki daha once, yazarin da bahsettigi gibi batili yazarlarin iftiralarini gormekten ve milletimizin de neredeyse hicbir arastirma yapmadan benimsemesinden dolayi uzuntu duyardim. Gercekten guzel bir yazi ve zahmet olmazsa e-mailim kanaliyla yazarin ve de kitabin adini verirseniz cok memnun olurum. Ayse Sahan a boyle bir yaziyi foruma tasidigi icin tesekkur ederim.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
baysun kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
aysesahan (11.08.07)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
haremin gercek yuzu, harem, gercek, osmanli, osmanli da harem

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz