iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:36 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Konularına göre tarih » Osmanlı Tarihi » Osmanlı kalkanları

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11.08.07, 22:24
Standart Osmanlı kalkanları

nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
Send PM

11.08.07, 22:24



Osmanlı Kalkanları
Osmanlı Dönemine Ait Eserler
Günümüze dek orijinal haliyle konxnmuş olan kalkanlann çoğu ya
Osmanlı kökenlidir ya da Osmanlı kalkanlan örnek alınarak
yapılmıştır.
Bunlann özel olarak incelenmesi ve bir “tarihi eserler grubu” içinde
yorumlanmaları gereklidir. Bu konudaki arşivlerin araştırılması da
Türk bilim adamlarının görevi olmalıdır. Özellikle Alman, İngiliz,
Amerikan ve Türk bilim adamları tarafından birkaç kuşaktan beri
ayrıntılı olarak incelenen minyatürlerdeki betimlemeler, bu konuda
faydalı olabilir. Ancak Osmanlı minyatürlerinde İran minyatürlerine
oranla çok daha az sayıda kalkan betimlemesi görülür. Ayrıca Osmanlı
askerlerinin Macar kalkanlanndan esinlenerek yapılmış, üst kısmı
diyagonal kesimli, dışbükey, dikdörtgen biçimli bir tür kalkan da
kullanmış olduğu minyatürlerde görülmektedir.
Başka minyatürlerde de, örneğin Topkapı Sarayı atölyelerinde
yaklaşık 1555 yılında hazırlanan Süleymannâme'deki 1552 Rodos
Kuşatması'nı betimleyen minyatürde, kalkan taşıyan yeniçeriler
betimlenmiştir.15 Kalkanlı yeniçeriler, 16. yüzyıl sonunda Bağdat
minyatür okulu tarafından gerçekleştirilen ve tahtta oturan Hülagu
Han'ı gösteren minyatürlerde de göze çarpar.16
Birçok başka eserde de görüldüğü gibi, kalkanların yapıldığı malzeme
ve bezemeleri, kullanıcılarının hiyerarşik konumunu yansıtır. En iyi
malzeme, biçim ve bezemeler padişahların, vezirlerin,
beylerbeylerinin, yüksek rütbeli subaylann ve devlet memurların
kullandıkları eşyalarda göze çarpar. Kalkanın yüzündeki bezeme türü,
belli bir sınıflandırmanın ölçütü de olabilir.
Avrupa koleksiyonlarındaki Osmanlı kalkanlarının çoğu, özellikle
1683 Viyana Kuşatması'nda ve sonraki bazı seferlerde ele geçirilen
savaş ganimetleridir. Kalkan her zaman cazip bir ganimet olmuş ve
özenle korunmuştur. Türkiye'deki, özellikle lstanbul'daki müzelerin
dışında Viyana, Dresden, Karlsruhe, Venedik, Budapeşte, Krakov,
Varşova, Pozna D, Moskova gibi pekçok müzenin koleksiyonunda
kalkanlara rastlanmaktadır. Aynca özel koleksiyonlarda da yayınlara
geçmemiş ömeklerin varolduğu bilinmekte ve korunagelmiş kalkan
sayısının birkaç yüzü tahmin edilmektedir.
Kayıtlarda rastlanan kalkanlar üç gruba ayrılabilir: İlk grup
yalnızca askeri amaçlarla kullanılan bezemesiz kalkanlardır. İkinci
grupta, savaşta ya da törenlerde kullanılan, göbekligi, metal
kısımları, perçin başları ya da plakaları sade veya bezemeli
kalkanlar vardır. Üçüncü grup ise simgesel anlam taşıyan ve yalnızca
törenlerde kullanılan, simli kumaşla kaplı, işlemeli, altın, gümüş
kaplamalı ve kıymetli taşlarla bezeli kalkanlardan oluşur.
Sade savaş kalkanı, üstünde düz çelik bir göbekliğin yerleştirilmiş
olduğu ahşap bir parça etrafına 16-20 sıra, iple sarılmış kalın saz
ya da söğüt dalı kullanılarak yapılırdı. Bu kalkanların iç yüzeyi
kumaş ya da deri kaplıydı ve çelik başlı perçinlerle tutturulmuş
deri kayışlardan bir de sapı vardı. Bu grupta Dresden Tarih Müzesi
Silahhanesinde ve Karlsruhe'deki Baden Müzesi'nde Ernest Petrasch
tarafından ayrıntılı olarak tanımlanan ve çoğunluğu büyük olasılıkla
1683 Viyana kuşatmasından kalma çok sayıda örnek vardır.
İkinci gruba giren süslemeli kalkanlara ait ömekler, diğerlerine
göre daha çok sayıda günümüze ulaşmıştır. Bunlar yalnız cazip
ganimetler değil, aynı zamanda değerli armağan ve ticari mal olarak
değerlendirilmişlerdir. Renkli bir kalkan çoğu zaman saray, şato ve
hatta soylu köşklerindeki silah koleksiyonunun en önemli parçasıydı.
19. yüzyıldan itibaren bu kalkanların müze sergilerinde de şekilde
önemsendikleri gözlenmektedir. Ortalama 60 cm çapında olan bu
bezemeli kalkanlann ortasında yaklaşık 20 cm çapında, ıhlamur
ağacından yuvarlak bir göbeklik vardır. Ortalama 40 sıra hasır örgü,
bu göbeğe tutturulmuştur. Çok esnek ve dayanıklı olan bu saz türü,
ilk grupta kullanılan sazdan daha incedir. Renkli ipek ipliklerin bu
saz örgüye büyük bir incelikle ve sıkıca sarılmasıyla, Osmanlı
sanatına özgü geometrik selvi ağacı, çiçekli dallar, arabesk
desenler, Çin bulutları ve kitabeler içeren süslemeler
yapılmaktaydı. Kırmızı ana renk mavi, yeşil ve sanyla
vurgulanıyordu. Üzerinde "Allah", "Muhammed" ve "Ali" ya da
Kuran'dan ayetlerin görüldügü kısa yazılar da yer alabilmekteydi.
Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan ve hayli tartışma konusu olan
kalkanın yüzeyi, tümüyle karanfil ve lale motifleriyle kaplıdır.
Göbekliği ise sadedir. Ancak, bu gruba giren kalkanlann göbeklikleri
metal kesilerek yapılmış Osmanlı zambak motifiyle ya da üzeri
değerli taşlarla süslü gümüş kaplama örneklerde olduğu gibi
genellikle süslemeli olur. Krakov'da Wawel Kraliyet Şatosu'nda
bulunan zarif kalkanın (res. 4) yüzeyi tipik saz yaprağı ve
göbekliği savat tekniğinde helezoni rozet motifiyle bezenmiştir.
İran ve erken dönem sanatından esinlenerek yapılmış bu helezoni
rozet motifiyle, yapımı çok kolay olan dalgalı Çin bulutu gibi
motifler, Osmanlı kalkanları üstünde sıkça görülmektedir.
Krakov'daki Czartoryski Müzesi'nde, bu gruba giren iki eşsiz kalkan
bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi ünlü Polonyalı Hetman Stefan
Czarniecki'ye (öl. 1665) aittir (res. 1). Göbekliği oymalı ve gümüş
kaplama olan kalkanın yüzeyinde beş kollu yıldız motifi vardır.
Diğeriyse, Hetman Mikolaj Hieronim Sieniawski tarafından Viyana
kuşatması sırasında ganimet olarak alınmıştır. Bu kalkanın saz örme
yüzeyinin üstünde "X" biçiminde bir bitki motifinden oluşan bezeme,
savatlı gümüş göbek üstünde birkaç kez tekrarlanmıştır (res. 3).
Kısa bir süre öncesine kadar Thurnau Şatosu'nda Von Giech
Kontları'nın koleksiyonunda bulunan, 1685 Türk seferinden kalma
kırmızı bir kalkanın üstünde, ender rastlanan bir bezeme
görülmektedir; bu kalkanın üst kısmında iki flama, alt kısmında da
Arapça yazı kartuşu vardır. Varşova'daki Polonya Ordu Müzesi'nde de
gümüş kaplama göbekliğin üstünde rozet motifi çevresine kakılmış
firuzeler ve üç hilal motifi bulunan, kırmızı, mavi ve yeşil iplikle
çalışılmış bir kalkan bulunmaktadır. Bu motifler gizemli bir insan
yüzü ifadesi yansıtmakta ve bir Osmanlı motifini insan formuna
dönüştürme çabasının nadir örneklerinden birini oluşturmaktadır. Bu
kalkanın yüzeyinde bu motife benzer altı yuvarlak motif daha
bulunmaktadır (res. 5).
Varşova'daki Polonya Ordu Müzesi koleksiyonlarında yer alan, bir
muhafazası, taşınması için deri bir kılıfı ile bakır bir kutusu olan
kalkan, çok ender rastlanan bir parçadır (res. 7). Buna bakarak tüm
Osmanlı kalkanlarının ve özellikle de üçüncü gruba girenlerin benzer
kılıfları olduğu düşünülebilir.
Üçüncü grup, değerli taşlarla bezeli kalkanlardan oluşmaktadır.
Bunlar da örülmüş sazlardan yapılmış olmakla birlikte, tümüyle altın
simli kumaş ve nakışlarla ya da tümüyle değerli taşlarla bezeli
gümüş kaplama metal bir plakayla kaplanmıştır. Bu tür kalkanlarda
orta tabaka göbeklik işlevi görür, ancak bu göbeklik birinci ve
ikinci gruptaki kalkanlarınkinden daha küçüktür. Ortada değerli bir
taş, firuze ya da Seylan taşı görülür. Bu gruba dahil olan
kalkanlarda, yukarıda sözü edilen ve Kral III. Zygmunt'un tabutundan
çıkarılan Wawel'deki İran kalkanına benzemekle birlikte, bazı
farklılıklar göze çarpmaktadır. Bunlar İstanbul'da saray
atölyelerinde yapılmış örneklerdir ve 16. yüzyılda, özellikle de
Kanuni Sultan Süleyman döneminde gelişen zengin süslemeli bir
Osmanlı üslubunu yansıtmaktadır. Bu bezeme üslubunun kullanıldığı
parçalar, eyer, koşum takımları, kılıç, mızrak ve silah gibi askeri
gereçler, altın, gümüş, firuze ve nefrit kullanılarak âdeta birer
mücevhere dönüştürülmekteydi. Murassa kalkanlara sahip çok az
koleksiyon vardır. Bunlardan büyük olasılıkla 1683'te Viyana'da ele
geçirilmiş olan iki tanesi Krakov'daki Czartoryski Müzesi'nde (res.
2), bir tanesi Wawel'de, ikisi Moskova Kremlin Oruzheynaya
Sarayı'nda, biri Budapeşte Magyar Nemzeti Müzesi'nde ve İsveçliler
tarafından Polonya'da ele geçirilen diğeriyse, halen İsveç'te
Skokloster'da General Wrangel'in şatosunda bulunmaktadır.


s.savat
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar