25 Ağustos 2007
Tufan TÜRENÇtturenc@hurriyet.com.tr
Yüz yıl önce bir genç subayın ortaya attığı tezYIL 1909... II. Meşrutiyet ilan edileli bir yıl olmuş.Cumhuriyet kurulduktan sonra önce başbakan, 1950 yılında da Cumhurbaşkanı seçilen Celal Bayar, o yıllarda İttihat ve Terakki’nin Bursa sorumlusudur.
Bayar, cemiyetin Selanik’teki kongresine bir delege gönderir.
O yılların iletişim koşulları nedeniyle kongreden bir haber alınamaz.
Bayar, kongredeki gelişmelerden ancak gönderdiği delegenin dönüşünden sonra bilgi sahibi olur.
Kongrede kendisini etkileyecek bir olayın yaşandığını da öğrenir.
* * *
Bu olayı Bayar yıllar sonra dostlarına şöyle anlatır:
"Selanik’e gönderdiğim delege bana kongredeki görüşmeleri bütün ayrıntılarıyla anlattı.
Anladığım kadarıyla kongrenin en önemli olayı Trablusgarp delegesi olan genç bir subayın ortaya attığı tezdi.
Bu genç subay, ordunun mutlaka partiden ayrılması, sadece talim ve eğitimle uğraşması gerektiği, ancak bu sayede modern bir ordu haline gelebileceği tezini savunmuştu.
Bu genç subay, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin orduya dayanmaya devam etmesi durumunda halk arasında örgütünü güçlendiremeyeceğini, bunun ise parti açısından çok sakıncalı olacağını ısrarla belirtmişti."
* * *
Bayar’ın anlatısı şöyle devam ediyor:
"O zamanlar bu genç subayın, bu önemli iddiasındaki büyük gerçek tam anlamıyla kavranamamıştı.
Buna rağmen bu öneri oylanmış ve kabul edilmemişti.
Bizim Bursa temsilcimiz de ordunun cemiyetten ayrılmasını doğru bulmadığı için karşı oy kullanmıştı.
Ancak beklenmedik bir olay olmuş ve genç subay oylamaya rağmen tezinde ısrar etmiş, Divan Başkanı Dr. Tevfik Rüştü’yü (Aras) de zorlamış.
Sonunda öneri bir kez daha oylanmış ve çoğunlukla kabul edilmiş."
* * *
Bayar’ın belirttiğine göre kongrede o genç subayın önerisi kabul edilmesine rağmen karar bir türlü uygulanmamıştı.
Daha sonraki yıllarda genç subayın dedikleri aynen gerçekleşmiş, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ordunun iç içe olmasının sakıncaları görülmüştü.
Ordu içindeki bitmek bilmeyen particilik kavgaları ile cemiyetin halkla bütünleşememesi ülkeyi felaketlere sürüklemişti.
Sonunda bir dünya imparatorluğu olan Osmanlı Devleti parçalanıp tarihe karışmıştı.
* * *
Celal Bayar Bursa delegesinin verdiği bilgileri dinledikten merakla sormuş:
"Trablusgarp temsilcisi bu subayın adı nedir?"
"Mustafa Kemal."
* * *
Bayar, Mustafa Kemal adını ilk kez o zaman duymuş ve çok etkilenmişti.
Yıllar sonra Bayar ve arkadaşları Demokrat Parti’yi kurarken o genç subayın "Halkla bütünleşemeyen bir parti varlık gösteremez" tezini hiç unutmamışlar ve bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmışlardı.
Bu tarihi olayı, son zamanlarda Atatürk’ü ve ona bağlı olanları darbeci olarak göstermek için çabalayanların dikkatine sunuyorum.
NOT: Bu öykü Akkan Suver’in yakında çıkacak olan "Çağdaşlık ve Atatürk" kitabından alındı. (T.T.)











Normal