Hepsini okumak isterdim ama gecenin bu vaktinde bunları okuyacak göz nerde bende.
Eminindir ki içeriği dolu bilgidir. Eline sağlık
|
#11
| ||||
| ||||
| Hepsini okumak isterdim ama gecenin bu vaktinde bunları okuyacak göz nerde bende. Eminindir ki içeriği dolu bilgidir. Eline sağlık
__________________ ... mezarcılar öldüğünde kazmalarını gömmezler. ...ruhum kokuşacağına ağzım koksun Ne verirseniz alırım, Ben bir DİLENCİYİM |
| Sponsorlar |
| |
|
#12
| ||||
| ||||
| Alıntı:
Eminim okuduğunuz zaman sizde değerli yorumlarınızla katkı sağlarsınız.. |
| Şebnem kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
huramiral (01.10.07) | ||
|
#13
| ||||
| ||||
| siz ne zaman okursanız okuyun ama mutlaka okuyun. Yorum yapmasanız da olur. Ama okuyun ve konuya vakıf olun. |
|
#14
| ||||
| ||||
| Kazadan belli bir süre önce emi komutanı olan Kudret Güngör, Moskovada deniz ateşesi idi. Ve orada görev yaptığı süre içinde çok gizli tasnif li bir rapor hazırlamış ama beklediği ilgiyi görememişti. Füzeler Kudret güngörün köprüüstüne çıktığından üç dört dakika sonra ateşlenmişti. Bunun yanın da deniz kuvvetleri 90 yılına kadar amerikan gemileri ile donatılırken bu kazadan bir kaç sene önce alman sınıfı gemilere doğru meyillenmişti. İlk iki gemi sonrası gemilerin gölcük tersanesinde yapılması çalışmalarına başlanmıştı. Bu kaza sonrası ve öncesinde aksiyon dergisi de bu konuyu işliyordu. Ama ne oldu ise bir anda yazı dizisi yayından kaldırıldı o zamanlar. Kimbilir belki bir gün bir yerde açıklanır. Aklımda kalanlar şimdilik bunlar alakası varmıdır yokmudur kimbilir. |
| huramiral kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
SELVILV (03.10.07) | ||
|
#15
| |||
| |||
|
|
#16
| |||
| |||
| Muavenet'in kelime anlamı 'yardım'dır. Çanakkale Savaşı sırasında Goliath adlı zırhlıyı batıran Osmanlı gemisinin adıdır. Daha sonraları bu isim Türk Donanması'ndaki bir destroyere ve savaş gemisi sınıfına verilmiştir. NATO'nun "Exersice Display Determination 1992" tatbikatının aktif olmayan bir safhasında Muavenet destroyeri USS Saratoga'dan ateşlenen iki güdümlü mermi ile vurulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri mahkemesi olayı "hukuken karar verilemeyecek politik bir sorun" olarak nitelemiştir. Çanakkale Geçilmez" sözü Büyük Türk Milletimizde her zaman coşku uyandırmıştır. Zamanın en güçlü zırhlıları, en büyük donanmalarınca saldırıya uğramış Osmanlı Devleti'nin, Mustafa Kemal'in üstün dehası ve Türk Askeri'nin kahramanlığı ile düşmanını bozguna uğratışının simgesidir bu söz. Fakat, Çanakkale'nin neden geçilmek istendiğini gözönünde tutmak, arası sekiz metre olan siperlere şehit olacağını bilerek giren yüzbinlerce gencin, kanlarıyla yazdıkları bu destanın büyüklüğünü daha açık ortaya koyar. Türk Halkı'nın emperyalist donanmasını Çanakkale'de durdurması, ardından da Kurtuluş Savaşı'nda saldırganları bozguna uğratması, emperyalizmin Ortadoğu ile ilgili günümüzde uyguladığı planlarını o zamandan gerçekleştirmesini engellemiştir. Çanakkale Savaşı'nın uzak görüşlü ve yiğit komutanı Mustafa Kemal, bozulan bataryaya 300 kilo ağırlığındaki top mermilerini sırtında taşıyarak yükleyen Seyit Çavuş, ve Çanakkale'de "binlerce kefensiz yatan" kahramanı yanında, bu Savaşı destanlaştıran bir diğer kahraman da Muavenet Muhribi'dir. Muavenet Muhribi, Çanakkale açıklarından mevzileri bombalayan Goliath Zırhlısı'nı batırarak emperyalist donanmasına tarihindeki en büyük darbelerden birini vurmuştur. Günümüzde, emperyalizmi durdurmanın yolu etkin teknolojiler geliştirmekten geçer. "Atom bombasından daha önemli bir teknoloji" olarak nitelenen yapay sinir ağları temelinde çalışan bu sisteme Muavenet adı verilmesinin nedeni budur. Not : Muavenet'in kelime anlamı 'yardım'dır. Çanakkale Savaşı sırasında Goliath adlı zırhlıyı batıran Osmanlı gemisinin adıdır. Daha sonraları bu isim Türk Donanması'ndaki bir destroyere ve savaş gemisi sınıfına verilmiştir. NATO'nun "Exersice Display Determination 1992" tatbikatının aktif olmayan bir safhasında Muavenet destroyeri USS Saratoga'dan ateşlenen iki güdümlü mermi ile vurulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri mahkemesi olayı "hukuken karar verilemeyecek politik bir sorun" olarak nitelemiştir. MUAVENET NASIL VURULDU ? (Türk Makamlarınca Hazırlanan Rapor) Asagidaki yazi olaydan sonra Donanma Komutan'ligi Askeri Savciligi tarafindan 11 Kasim 1992 tarihinde hazirlanan 1992/1317 esas no'lu rapordan alinmistir. O L A Y : 25 Eylul 1992-8 Ekim 1992 tarihleri arasinda Akdeniz ve Ege Denizinde icra edilmekte olan NATO Kararlilik Gosterisi 1992 Tatbikati sirasinda A.B.D.leri'ne ait USS Saratoga Ucak Gemisinden atilan 2 adet gudumlu merminin isabeti sonucu tatbikata istirak eden TCG Muavenet K.liginda maddi hasar meydana gelmesi,bir kisim personelin sehit olnasi,bir kisminin yaralanmasi olayi OLAY TARIHI : 1 EKIM 1992 HAZINE ZARARI : 155.866.667.235. -TL. Sorusturma konusu olayin meydana geldigi tatbikat, her sene NATO Uyesi Ulkelerin katilimi ile Orta ve Dogu Akdeniz ile Ege Denizinin Uluslararasi sularinda ve Muttefik Ulkeler Karasularinda icra edilmekte olan NATO Kararlilik Gcsterisi 1992 tatbikati olup,TCG Muavenet Komutanligi da verilen emirler dogrultusunda bu tatbikata istirak etmektedir. Tatbikatin taktik senaryosu icabi Yesil ve Kahverengi kuvvetlerin Safha-III icin tertiplenmeleri maksadi ile Safha-II bitimi (011000 Z) ile safha-III baslangici (012200 Z) arasinda 12 saatlik bir yesil peryod ayrilmistir. Kahverengi kuvvetler 040300 Z Ekim 1992 tarihinde Saros Korfezinde Amfibi harekat icra etmek maksadiyla Ege Denizine girecekler,020300 Z-032359 Z Ekim 1992 tarihleri arasinda Doganbey'de Anfibi prova icra edeceklerdir.Bu senaryo paralelinde Kahverengi Ucak gemisi gurubu on kuvvet birligi olarak Saros Korfezi istikametine intikal edecekler,TCG Muavenet'in de dahil bulundugu Yesil Kuvvetler ise 012200 Z Ekim 1992 tarihinden itibaren Kahverengi Kuvvetlere taarruzlar gelistirip imha etmek suretiyle Ege'de Deniz kontrolunu saglayacaklardir. Tatbikattaki planlama geregi 012200 Z'de Yesil ve Kahverengi Kuvvetler 38 30 N enlemi civarinda birarada ve birbirine yakin bulunmak durumunda kalmislardir. TCG Kilicalipasa,SPS Numancia ve TCG Muavenet'ten mutesekkil IV-Muhrip Flt.Kmnd.' nun gorevi de 012200 Z Ekim 1992'ye kadar 38 30 N Kuzeyine yukselerek bu bolgedeki ve Amfibi Tatbikat sahasindaki Kahverengi kuvvetlere Hucumbot gorev gurubu ile koordineli taarruzlar gelistirmek olup,bulunulan safhada taktik resim olarak gemiler TCG Kilicalipasa,SPS Numancia ve TCG Muavenet sirasiyla TCG Kilicalipasa'nin taktik kontrolu altinda,Nizam-1'de gemiler arasi mesafe 3000 Yd.olacak sekilde,341 rotasina 18 Knts.suratle ilerlemektedir.IV.Muhrip Flt.Kmd.'nun diger unsuru ITS Veneto muteakiben birlige mulaki olacaktir. TCG Kilicalipasa'nin DRT kayitlarina nazaran 012207 Z Ekim 1992 itibariyle TCG Muavenet'in cografi mevkii 38 38 00 N-25 17 48 E, Kahvereriginin icra edecegi on kuvvet harekati maksadiyla Saros Korfezine ilerleyen USS Saratoga'nin mevkii ise 38 40 36 N- 25 20 54 E olup,Pupasi istikametinde USS Thomas Gate ve USS Belknap bulunmakta,Tatbikatin bu safhasini izleyen Yunan gemisi HS Kriezis'in mevkii 38 35 00 N- 25 17 24 E olup,TCG Muavenet'in iskele kemeresi istikameti 5000 Yd.civarinda da BNS Westdiep bulunmaktadir. Bulunulan hazirlik durumu itibariyle Yesil ve Kahverengi birlikler 011000 Z Ekim 1992-012200 Z Ekim 1992 arasindaki 12 saatlik yesil peryodda safha-III igin mevkiilenmek uzere intikaldedirler. IV.Muhrip Flt.Kmd.ru 012200 Z Ekim 1992'ye kadar 38 30 N enlemi kuzeyine yukselmis ve kendisine verilen gorevi yerine getirmek maksadayla mevkiilenmek uzere intikal halindedir. Olay aninda TCG Muavenet ,genel hazirlik durumu 3,nateryal hazirlik durumu Burak'ta,l/3 vardiya savas nobbet yerinde olmak uzere seyir halinde olup bu durunda nobbet tutulan silahlarda belirli bir hazirlik seviyesi mevcuttur. Tanik beyanlarina nazaran 012000 Z'dan itibaren iskele kic omuzluk hizasinda bulunan USS Saratoga'nin takribi 26 mil suratle geriden yetiserek TCG Muavenet'in dumensuyundan sancak tarafina gectigi ve olayin yarim saat oncesinden beri gece gorus durbunuyle izlendigi anlasilmaktadir. TCG Muavenet yukarida belirtilen taktik durum icinde ve 012207 Z Ekim 1992'de 341 rotasina 18 Knts.suratle intikal halinde iken,nispi sancak 58 derecesinde ve 7200 Yd.mesafesindeki USS Saratoga Ucak gemisinden atilan 2 adet Sea-Sparrow G/M'si ile hasar almistir. Gelis acisina gore ucus yolu uzerinde G/M'yi gozle gorebilecek pozisyondaki sahislar mevkii itibariyle gemi komutani,vardiya subayi (U/S Yrd.Sb.) ve isaret kopruustundeki gozculerdir.Komutan Dz.Kur.Yb.Kudret GUNGOR,Vardiya Subayi (U/S Yrd.Sb.)Dz.Tgm.Alpertunga AKAN ve gozculerden biri (Top Er Recep AKAN) sehit olduklarindan G/M'yi tespit edip edemediklerini bilmek mumkun olamamistir. Ancak bu husus, mermilerin geldigini goren diger taniklar; Gozcu Dz.Eri Hakverdi AYDIN'in ifadesinde : ".......kopruustunde gozcu olarak gorevli idim.Saat gece tahminen 23.00 siralarinda Sancak taraftan iki tane isik havalandigini gordum, isaret amaciyla atilan isik mermisi oldugunu zannettim ve isiklara bakmaya devam ederken bir anda bir patlama ile kendimi yerde buldum,.....gemide yangin cikmaya baslamisti.Kbpruustu yaniyordu.......", Serdumen Dz.Onb.Tolga ISILDAR'in ifadesinde "........Ucak gemisinin bulundugu yonde bir aydinlik belirdigini farkettim.Ben bu durumu rapor etmeme firsat bulamadan siddetli bir patlama oldu, patlama komutanimizin oldugu on kopru ustunda meydana gelmisti........", Elektronik Astsb.Cvs. Taner KARAMAN'in ifadesinde :"........Atolyeden sancak vasatta bulunan kaportayi acip disariya ciktigimda kizil, isaret mermisini andiran cok parlak bir isigin geldigini gormemle birlikte buyuk bir patlama ayni zamanda oldu.......", Top Er Salih GUMUS'un ifadesinde : "..........Bizim sancak basomuzlukta nesafesini bilemiyecegim yanliz buyukce bir gemi oldugunu tahmin ettigim cok isikli bir gemi bulunuyordu.Birden sancaktaki geminin bulundugu yerden iki tane cok parlak isik havalandi ,yukseldikten sonra bizim gemiye dogru geldi ........" seklinde dile getirilmistir. Dosyada mevcut 19.10.1992 tarihli bilirkisi raporunda da taniklarin beyanlarina nazaran bir isik kumesinin havada gorulmesini muteakip cok kisa bir sure sonra infilakin meydana geldiginin anlasildigi,bundan da atis gemisi USS Saratoga'dan TCG Muavenet'in mesafesinin G/M hizina bagli olarak cok yakin olmasi nedeniyle 10 saniyeden daha az bir ucus muddeti igerisinde savunma maksadiyla herhangi bir silahi kullanma firsatinin mevcut olmadiginin degerlendirildigi belirtilmektedir. Bilirkisilerin istiraki ile TCG Muavenet'te yapilan kesif neticesinde tanzim olunan bu raporda TCG Muavenet'e nispi sancak 50-70 derecelerden isabet ettigi degerlendirilen G/M'lerden bir tanesinin geminin kopruustu on kismina isabetle ve meyadana getirdigi blast etkisi ile ust guverteyi ve kopruustunun on kisminda bulunan echizeyi parcaladigi,digerinin ise muhtemelen blast etkisi veya silah ozelligi ile gemiye isabet etmeden havada infilak ederek parca tesiri ile geminin hava radar anteninde,isaret kopruustunde,kopruustu on kisminda,hecok cephaneligi ve akaryakit devresi ile 52 top taretinde,sancak bordasi uzerinde parca tesiri ile bircok delinmne ve hasara sebebiyet verdigi, havada patlayan G/M'nin parcalanmasi sonucunda bir kisim parcalarin 52 top platformunu delerek once ikmal Sb.i ve II.Komutan kamaralarinda bilahare, ikmal Sb.i kamarasinin taban sacinin da delinmesiyle kidemsiz astsb.salonunda hasara,bir kisim parcalarinda hecok cephaneliginde yangina neden olarak hecok roket motorlari sevk barutunun yanmasina sebebiyet verdigi, Muteakip asamada ise hecok cephaneliginden baslayan yangin ve yangina karsi surdurulen mucadele sirasinda cihazlarin aleve,isiya ve suya maruz kalmalari nedeniyle telsiz,sonar,IFF ve SHM kamaralarinin kullanilmaz hale geldigi, Bunlarin haricinde seyir kamarasi dahil olmak uzere Komutan kamaralari,Subay salonu,kopruustu cikis iskelesi,52 top ve Chaff,hecok lancerleri,bas ve kic baca uzerinde de parca tesiri ile kismi hasarlar mevcut oldugunun goruldugu bildirilrmistir. Bu degerlendirmeler isiginda Komutan Dz.Kur . Yb.Kudret GUNGOR , Vardiya subayi U/S Yrd. Sb.Dz. Tgm. Alpertunga AKAN ve JL telefoncu ikmal Cvs.Mustafa KILINC'in on kopruustunde ilk G/M'nin direkt temasi ve blast etkisi ile, olay sirasinda isaret kopruustundeki gozcu mevkiinde bulunan top er Recep AKAN 'in da yine birinci G/M'nin blast etkisi ve Ikinci G/M'nin parca tesiriyle, Hadise aninda kidemsiz astsb. salonunda arkadaslari ile birlikte bulunan Tls.Astsb. Cvs.Serkan AKTEPE'nin, ikinci G/M'nin patlamasi sirasinda iki guverte asagiya nufuz eden parca etkisi ile sehit olduklari, Patlama aninda, yaralilardan; DSH Sb.i Fahrettin BALKIR.Muhabere Sb.Uluc KILIC, Muh. Yrd.Sb.i Ahmet TIRNOVA ile Top Astsb. Tuncer PINAR ve Serdumen Er Tolga ISILDAR,Makina Telgrafci Er Kerim ASLAN ve Pasaparola Er 0mer HEKIM'in kopruustunde, B.C.Fazli KESGUN ve Seyir Astsb. Faruk SARIY1LDIRIM' in iskele kirlangicta,Gozcu Er Hakverdi AYDIN'in isaret koprUustunde, II. Komutan Necati EROL ile ik.Sb.i liter OZDIL'in kamaralarinda, Top Astsb. Taner PISKIN in kidemsiz astsb. salonunda bulunduklari ve II. G/M'nin parca tesiri ile muhtelif yerlerinden yaralandiklari anlasilmis olup ; Dosyada mevcut bulunan muayene tutanaginda belirtigi uzere sehitlerin olumlerinin cok yogun sekilde tahribat meydana getiren bir merminin tesiri olarak atesli silah yaralanmasindan kaynaklanan agir doku kaybi ve harabiyeti ile buna bagli kan kaybi sonunda meydana geldigi tespit edilmistir. Olayin akabinde TCG Muavenet'in guvertesinden toplanan G/M Parcalarina ait ve dosya Dz.l49'da mevcut fotograflardan gemiye isabet eden G/M'nin Sea-Sparrow oldugu kesin olup, dosya Dz.l34'de bulunan bilirkisi mutalaasinda da Sea-Sparrow 'un temelde hava hedeflerine karsi kullanilan bir G/M oldugu, atisinin ve hedefi bulmasinin, tespit edilen ve radarina bilgileri aktarilan hedefin CW radar aydinlatmasini muteakip G/M'nin hedeften yansiyan bu enerjiye yonelmesi seklinde meydana geldigi, hava hedefleri ne karsi otomatik mod 'da atis yapmanin mumkun olmasina karsin suustu hedeflerinde bu bilgilerin radara yuklenmesinin ve merminin ateslenmesinin manuel olarak yapilmasi gerektigi , acil sartlarda hedef uzerindeki elektronik aydinlatmanin kaldirilmasiyla gudum ozelliginin de ortadan kalkacagi ayrica alcak isik sartlarinda gorme imkanina sahip optik trak sistemi ile gudumlu mermiyi suustu hedefinin istenilen belirgin bir noktasina sevk etmenin mumkun olabilecegi belirtilmistir. TCG Muavenet ve TCG Kilicalipasa jurnal kayitlarina nazaran G/M isabetini muteakip genel alarma basilarak; "Bu bir talim degildir,personel savas yerlerine .Sancak hecok cephaneliginde yangin , Selbasti valflarinin basina personel gitsin,Makina buro super hiterleri devreden cikar ,makinalar stop, telsizle Kilicalipasa'ya haber verin, Yekeden kumandaya hazir ol.doktor kopruustune, kopruustunde yarali var.burada yangin yok.yaralilari tasimak icin personel gelsin.kopruustune personel gelsin, tamirci parti hecok cephaneligine mudahale et, yangin sirayeti tehlikesine karsi 52 kavancadaki cephane ve 2 nolu U/S cephaneligini bosaltin " anonslarinin yapildigi, DSH Yrd.Sb.Mayin Sb, Silah Elk.Sb'i tarafindan kulenin, isaret kopuustunun kontrol edildigi.Top Er Recep AKAN 'in isaret kopruustundeki cesedinin tespit edildigi , ik.Cvs .Mustafa KILINC'in cesedinin yanmamasi icin kopruustune iskele basina kadar tasinmis oldugu, dumenevindeki kablo nozullarindan dumnan gelmesi uzerine bunlara minimaks sikilmis olup,Savasyerleri anonsunu muteakip tum personel ile tamirci partiler tesekkul ettirilerek etkili sekilde yangina mudahalede bulunuldugu, Veri tabancasiyla bir adet kirmizi fisek ateslendigi , sancak taraf dis alabandasinda alev ve yogun dumanin dumenevine de dolmaya basladigi ,bastaraf in elektriklerinin kesildigi, gemi jurnalinin emniyete alindigi . tamirci partiler yangina mudahale ederken diger personelin U/S platformunda cephane tasinmasina yardimci olduklari, diger bir kisim personelin verilen emir uyarinca kic ustunde toplandigi, bilahare derhal personel mevcudunun alindigi. yangin esnasinda bastarafin elektriklerinin kesilmis olmasi nedeniyle yangina mudahale maksadiyla aydinlatmanin vartalara ilaveten cadir tipi tenvirat donanimindan istifade ile saglandigi , yanginin hecok cephaneliginde buyumeye baslamasi ve 52 kavancadaki cephanenin infilaki ihtimali gozonunde bulundurularak IV.Muhrip Flt.Kmd.ru tarafindan "Gemiyi terk'e hazirol" emrinin verildigi,ancak tamirci partilerin hecok cephaneligindeki yangini 10 dakika gibi kisa bir surede kontrol altina almasiyla ve kavancadaki cephanelerin denize atilmasi ile birlikte bu emrin yine Komodor tarafindan iptal edildigi, personelin morali uzerinde menfi bir etki dogmamasi icin komutanin sehit oldugunun bir muddet personelden saklandigi, gemiyi terk rolesi usullerinde uygulandigi sekilde SHM terk edilmeden once geminin mevkii ve en yakin kara istikametinin telsize verildigi.emercensi telsiz kullanilarak tehlike frekansi Uzerinden Uluslararasi tehlike mesaji verildigi,alinan tedbirler kapsaminda yangin mahalline yakin yanici ve patlayici olarak mutalaa edilen benzin bidonlari ve hazirlik cephanelerinin (Hecok,5 pusluk,3 pusluk ve birkisim funye) tahliye edilerek denize atildigi,ayni zamanda selbasti basindaki personel tarafindan yakin cephaneliklere selbastirildigi,yangin esnasinda yakindaki servis sarnicina istirakli prop istasyonuna ve sarnic girisine fom basildigi,yangin suresinde olay mahalline komsu kompartimanlarin perdelerinin sogutuldugu, yangina mudahale ve bitisik kompartimanlarin sogutulmasi sirasinda sicaklik/alev ve suya maruz kalma nedeniyle kopruustu,SHM ile telsizin kullanilmaz hale geldigi.bu nedenle muhabere ve yardim isteklerinin el telsizleri kullanilarak TCG Kilicalipasa araciligi ile gergeklestirildigi. yangina mudahale sirasinda gemi doktoru nezaretinde yarali ve sehitlerin olay mahallinden tahliyesine baslandigi, yangin sonduruldukten ve koprustunde duman kesildikten sonra G/M parcalarinin toplandigi,G/M'nin giris deligi tespit edildikten sonra USS Saratoga'dan gelen bomba uzmanlarinin gemiye alindigi, saat 03.15'de bomba uzmanlarinca gemiye isabet eden G/M'nin muhtemelen Sparrow oldugunun bildirildigi, gemide herseyin emniyette oldugunun ve durumun musait bulundugunun tespitini muteakip IV.Muhrip Flt.Kmd.ru tarafindan TCG Kilicalipasa'ya, TCG Muavenet'i en yakin limana yedeklemesi emrinin verildigi.bilahare Golcuk'e intikale gecildigi anlasilmis olup; Gerek dosya Dz.l24'deki bilirkisi raporunun S.maddesinde izah edildigi sekilde atis gemisi ile hedef arasindaki mesafenin cok kisa olmasi ve 10 saniyeden daha az bir ucus suresinde savunma maksadiyla herhangi bir silahin kullanilmasi firsatinin bulunmadigi, gerekse dosyada mevcut tanik beyanlan ve TCG Muavenet ile TCG Kilicalipasa nin jurnal kayitlarinda agikca goruldugu ve bilirkisi raporunun 7.maddesinde belirtildi uzere olaydaki can kaybi ve yaralanmalann sadece G/M'lerin infilaki sirasinda blast ve parca tesiri ile meydana gelmis oldugu.daha sonra geminin aldigi tedbirlere bagli olarak ilave can kaybi ve yaralanmanin vuku bulmadigi, G/M isabetinden kaynaklanan yangina karsi personelin mevcut imkanlariyla etkin bir mucadele gosterip yanginin buyumesinin ve buna bagli olarak daha fazla can ve mal kaybinin meydana gelmesinin onlendigi gorulmustur. ABD MAHKEME KARARI ABD 11.daire mahkemesi ilginc bir sekilde Muavenet'in vurulmasi olayini "adli olmayan politik mesele" olarak yorumladi ve bu konuda tazminat davasi bile acilamayacagina hukmetti. Bu durumda akla hemen su sorular gelmekte: 1.Kaza oldugu iddia edilen bir olay nasil politik bir mesele olabilir? 2.ABD ile Turkiye arasinda nasil bir politik mesele var idi ki Muavenet vuruldu? Bu ilginc kararin ingilizce orijinal metninden alinmis "KARAR" kismi asagidair. United States Court of Appeals, Eleventh Circuit. No. 96-2167 III. CONCLUSION This case presents a nonjusticiable political question because it would require a court to interject itself into military decisionmaking and foreign policy, areas the Constitution has committed to coordinate branches of government. AFFIRMED |
| kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
huramiral (03.10.07) | ||
|
#17
| |||
| |||
| orjinal belge United States Court of Appeals, Eleventh Circuit. No. 96-2167. Ahmet AKTEPE, as personal representative of the estate of his son, Serkan Aktepe, deceased, Celal Kilinc, as personal representative of the estate of his son Mustafa Kilinc, deceased, Karim Aslan, Tayfun Balkan, Fahrettin Balkir, Mehmet Basal, Meftun Dirman, Necati Erol, Murat Gunes, Nizamettin Guz, Fazli Kesgun, et al., Plaintiffs-Appellants, v. USA, Defendant-Appellee. Feb. 20, 1997. Appeal from the United States District Court for the Middle District of Florida. (No. 94-946-CIV-J-20), Harvey E. Schlesinger, Judge. Before COX and BLACK, Circuit Judges, and FAY, Senior Circuit Judge. BLACK, Circuit Judge: Approximately 300 Turkish Navy sailors appeal the district court's order granting summary judgment in favor of the United States on their claims for death and personal injury suffered when two missiles fired from the USS SARATOGA (Saratoga) struck their vessel during North Atlantic Treaty Organization (NATO) training exercises. As this case presents a nonjusticiable political question, we affirm the district court's grant of summary judgment. I. BACKGROUND The underlying facts are uncontested. During the fall of 1992, the United States, Turkey, and several other NATO members participated in "Exercise Display Determination 1992," a combined forces naval exercise under the overall command of Admiral J.M. Boorda of the United States Navy. The forces of participating nations were assigned to either of two multinational teams. Vice Admiral T. Joseph Lopez of the United States Navy led the "Brown Forces," which included the United States aircraft carrier Saratoga. The opposing "Green Forces," including the Turkish Destroyer TCG MUAVENET (Muavenet), were under the direct control of Admiral Kroon of the Netherlands. During the "enhanced tactical" phase of the training exercises, the Brown Forces were to attempt an amphibious landing at Saros Bay, Turkey against the resistance offered by the Green Forces. Admiral Boorda ordered the units comprising each force to actively seek and "destroy" each other. Both task force commanders had full authority to engage the enemy when and where they deemed appropriate and to use all warfare assets at their disposal to achieve victory. Needless to say, all confrontations were intended to be simulated attacks. On October 1, 1992, the Combat Direction Center Officer aboard the Saratoga decided to launch a simulated attack on nearby opposition forces utilizing the Sea Sparrow missile system. After securing the approval of the Saratoga's Commanding Officer and the Battle Group Commander, the Combat Direction Center Officer implemented the simulated assault plan. Without providing prior notice, officers on the Saratoga woke the enlisted Sea Sparrow missile team and directed them to conduct the simulated attack. Certain members of the missile firing team were not told that the exercise was a drill, rather than an actual event. As the drill progressed, the missile system operator used language to indicate he was preparing to fire a live missile, but due to the absence of standard terminology, the responsible officers failed to appreciate the significance of the terms used and the requests made. Specifically, the Target Acquisition System operator issued the command "arm and tune," terminology the console operators understood to require arming of the missiles in preparation for actual firing. The officers supervising the drill did not realize that "arm and tune" signified a live firing. As a result, the Saratoga inadvertently fired two live Sea Sparrow missiles at the Muavenet. Both missiles struck the Muavenet, resulting in several deaths and numerous injuries. On September 29, 1994, some of the Turkish Navy sailors serving aboard the Muavenet instituted this action by suing the United States under the Public Vessels Act, 46 U.S.C.App. §§ 781-790, and the Death on the High Seas Act, 46 U.S.C.App. §§ 761-768. The present action encompasses 2 wrongful death claims and 299 personal injury claims arising out of the inadvertent missile firing. On September 22, 1995, the United States filed a motion for summary judgment, contending that this case presents a nonjusticiable political question. The district court granted the motion by order issued January 2, 1996. [1] On appeal, Appellants contend that the district court erred by dismissing its claims under the political question doctrine. II. ANALYSIS The justiciability of a controversy depends not upon the existence of a federal statute, but upon whether judicial resolution of that controversy would be consonant with the separation of powers principles embodied in the Constitution. See Dickson v. Ford, 521 F.2d 234, 235 (5th Cir.), cert. denied, 424 U.S. 954 , 96 S.Ct. 1428, 47 L.Ed.2d 360 (1975). Separation of powers is a doctrine to which the courts must adhere even in the absence of an explicit statutory command. Tiffany v. United States, 931 F.2d 271, 276 (4th Cir.1991), cert. denied, 502 U.S. 1030 , 112 S.Ct. 867, 116 L.Ed.2d 773 (1992). Restrictions derived from the separation of powers doctrine prevent the judicial branch from deciding "political questions," controversies that revolve around policy choices and value determinations constitutionally committed for resolution to the legislative or executive branches. Japan Whaling Ass'n v. American Cetacean Soc., 478 U.S. 221, 230 , 106 S.Ct. 2860, 2866, 92 L.Ed.2d 166 (1986); Abebe-Jira v. Negewo, 72 F.3d 844, 848 (11th Cir.), cert. denied, --- U.S. ----, 117 S.Ct. 96, 136 L.Ed.2d 51 (1996). In Baker v. Carr, 369 U.S. 186, 217 , 82 S.Ct. 691, 710, 7 L.Ed.2d 663 (1962), the Supreme Court identified six hallmarks of political questions, any one of which may carry a controversy beyond justiciable bounds: [1] a textually demonstrable constitutional commitment of the issue to a coordinate political department; [2] a lack of judicially discoverable and manageable standards for resolving it; [3] the impossibility of deciding without an initial policy determination of a kind clearly for nonjudicial discretion; [4] the impossibility of a court's undertaking independent resolution without expressing lack of the respect due coordinate branches of government; [5] an unusual need for unquestioning adherence to a political decision already made; or [6] the potentiality of embarrassment from multifarious pronouncements by various departments on one question. For invocation of the political question doctrine to be appropriate, at least one of these characteristics must be evident. Id. at 217, 82 S.Ct. at 710. Foreign policy and military affairs figure prominently among the areas in which the political question doctrine has been implicated. The Supreme Court has declared that "[m]atters intimately related to foreign policy and national security are rarely proper subjects for judicial intervention." Haig v. Agee, 453 U.S. 280, 292 , 101 S.Ct. 2766, 2774, 69 L.Ed.2d 640 (1981). The Constitution commits the conduct of foreign affairs to the executive and legislative branches of government. See, e.g., Oetjen v. Central Leather Co., 246 U.S. 297, 302 , 38 S.Ct. 309, 311, 62 L.Ed. 726 (1918); Dickson, 521 F.2d at 236. At the same time, it is error to suppose that every case or controversy which touches foreign relations lies beyond judicial cognizance. Baker, 369 U.S. at 211 , 82 S.Ct. at 707. Ultimately, whether a foreign relations controversy lies beyond judicial cognizance requires "discriminating analysis of the particular question posed, in terms of the history of its management by the political branches, of its susceptibility to judicial handling in light of its nature and posture in the specific case, and the possible consequences of judicial action." Id. In a related manner, the political branches of government are accorded a particularly high degree of deference in the area of military affairs. Owens v. Brown, 455 F.Supp. 291, 299 (D.D.C.1978). The Constitution emphatically confers authority over the military upon the executive and legislative branches of government. U.S. Const. art. I, § 8, cls. 11-16 (granting Congress the power to declare war and to provide for, organize, arm, maintain, and govern the military); U.S. Const. art. II, § 2 (providing the President shall be the Commander-in-Chief of the armed forces); see also United States v. Stanley, 483 U.S. 669, 682 , 107 S.Ct. 3054, 3063, 97 L.Ed.2d 550 (1987) (noting the insistence with which the Constitution granted authority over the Army, Navy, and militia to the political branches). The Supreme Court has generally declined to reach the merits of cases requiring review of military decisions, particularly when those cases challenged the institutional functioning of the military in areas such as personnel, discipline, and training. See, e.g., Chappell v. Wallace, 462 U.S. 296, 304 , 103 S.Ct. 2362, 2368, 76 L.Ed.2d 586 (1983) (concluding that unique disciplinary structure of the military establishment precluded enlisted military personnel from seeking to recover from their superior officers for alleged constitutional violations); Gilligan v. Morgan, 413 U.S. 1, 5-13 , 93 S.Ct. 2440, 2443-47, 37 L.Ed.2d 407 (1973) (refusing to review and assert continuing regulatory control over the training of the Ohio National Guard); Orloff v. Willoughby, 345 U.S. 83, 90-92 , 73 S.Ct. 534, 538-39, 97 L.Ed. 842 (1953) (holding that commissioning of officers in the Army was a matter of discretion within the province of the President). As with many cases that directly implicate foreign relations and military affairs, the instant controversy raises a nonjusticiable political question. This suit exhibits most, if not all, of the indicia of political questions identified by the Supreme Court in Baker v. Carr. First, the Constitution commits the issues raised by this action to the political branches of government. The underlying events involve two nations engaged in a NATO training exercise. The relationship between the United States and its allies, like the broader question of which nations we number among our allies, is a matter of foreign policy. As courts are unschooled in "the delicacies of diplomatic negotiation [and] the inevitable bargaining for the best solution of an international conflict," the Constitution entrusts resolution of sensitive foreign policy issues to the political branches of government. See Smith v. Reagan, 844 F.2d 195, 199 (4th Cir.) (quoting Holtzman v. Schlesinger, 484 F.2d 1307, 1312 (2d Cir.1973), cert. denied, 416 U.S. 936 , 94 S.Ct. 1935, 40 L.Ed.2d 286 (1974)), cert. denied, 488 U.S. 954 , 109 S.Ct. 390, 102 L.Ed.2d 379 (1988). Similarly, the Constitution reserves to the legislative and executive branches responsibility for developing military training procedures that will ensure the combat effectiveness of our fighting forces. See Gilligan, 413 U.S. at 5 -13, 93 S.Ct. at 2443-47; Nation Magazine v. United States Dep't of Defense, 762 F.Supp. 1558, 1567 (S.D.N.Y.1991). Second, no judicially discoverable and manageable standards exist for resolving the questions raised by this suit. In order to determine whether the Navy conducted the missile firing drill in a negligent manner, a court would have to determine how a reasonable military force would have conducted the drill. As the Supreme Court noted in a related context, "it is difficult to conceive of an area of governmental activity in which the courts have less competence." Gilligan, 413 U.S. at 10 , 93 S.Ct. at 2446. Decisions relative to training result from a complex, subtle balancing of many technical and military considerations, including the trade-off between safety and greater combat effectiveness. See Boyle v. United Technologies Corp., 487 U.S. 500, 511 , 108 S.Ct. 2510, 2518, 101 L.Ed.2d 442 (1988). Courts will often be without knowledge of the facts or standards necessary to assess the wisdom of the balance struck. Rappenecker v. United States, 509 F.Supp. 1024, 1029 (N.D.Cal.1980). More particularly, courts lack standards with which to assess whether reasonable care was taken to achieve military objectives while minimizing injury and loss of life. See DaCosta v. Laird, 471 F.2d 1146, 1155 (2d Cir.1973); Rappenecker, 509 F.Supp. at 1030. Third, resolving this case inevitably would require that courts make initial policy decisions of a kind appropriately reserved for military discretion. For example, a court could not conclude that the Navy behaved negligently when it declined to advise each member of the Sea Sparrow missile team that the firing was a drill without rendering a policy determination regarding the necessity of simulating actual battle conditions. Trained professionals, subject to the day-to-day control of the responsible civilian authorities, necessarily must make comparative judgments on the merits as to evolving methods of training, equipping, and controlling military forces with respect to their duties under the Constitution. Gilligan, 413 U.S. at 8 , 93 S.Ct. at 2444-45. It would be inappropriate for a district court to undertake this responsibility in the unlikely event that it possessed the requisite technical competence to do so. Id. at 8, 93 S.Ct. at 2445. Fourth, adjudicating this case would express a lack of respect for the political branches of government by subjecting their discretionary military and foreign policy decisions to judicial scrutiny, notwithstanding the judiciary's relative lack of expertise in these areas. The interjection of tort law into the realms of foreign policy and military affairs would effectively permit judicial reappraisal of judgments the Constitution has committed to the other branches. Tiffany, 931 F.2d at 278. Appellants' effort to cast their suit as a common negligence action directed at lower-level military operatives is unconvincing. The allegations of the complaint launch a far more sweeping assault on the Navy's practices than Appellants acknowledge. The complaint alleges negligence relating to Navy communication, training, and drill procedures. Moreover, even if the complaint actually targeted only operational level personnel, that fact would not eliminate the justiciability problem. The court would still have to decide how the weapon system operator should have behaved. In the present context, such an inquiry might require the judiciary to determine whether members of the Sea Sparrow missile team should have demanded confirmation of their superior's apparent instruction to fire a live missile. Such judicial intrusion into military practices would impair the discipline that the courts have recognized as indispensable to military effectiveness. See, e.g., Chappell, 462 U.S. at 300 , 103 S.Ct. at 2365-66 (noting that "the habit of immediate compliance with military procedures and orders must be virtually reflex with no time for debate or reflection"). III. CONCLUSION This case presents a nonjusticiable political question because it would require a court to interject itself into military decisionmaking and foreign policy, areas the Constitution has committed to coordinate branches of government. AFFIRMED. |
| kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
huramiral (03.10.07) | ||
|
#18
| ||||
| ||||
| Dz.Kur.Yb. Kudret GÜNGÖR harp okulunda ki bölük komutanlarından (sınıf subaylarından) biri idi. Bana göre 4 dörtlük bir deniz subayı ve örnek alınacak bir komutandı. Olay gecesi intikal seyrinde,kamarasında istirahat halinde iken uyuyamamış ve köprüüstüne çıkmıştı. Vardiyanın II.Komutanda olmasına rağmen ondan vardiya yı teslim almış ve istirahat etmesini söylemişti. II.komutan vardiyayı komutana teslim etmiş ve Kudret Yarbay'a bir kahve söylemişti. Kudret Yarbay kahvesinden bir yudum alırken "içimde bir sıkıntı var" sözleri dökülmüştü dudaklarından. Komutan koltuğuna oturduğunda ki son sözleri idi bunlar. Ve 3 dakika sonra sancak tarafta gecenin zifiri karanlığını aydınlatan iki adet ışık topuda son gördükleri idi. Teşekkürler hayati araştırmaların için. Sağolasın. |
| huramiral kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
SELVILV (03.10.07) | ||
|
#19
| ||
| |