iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:46 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Konularına göre tarih » Cumhuriyet Tarihi » Atatürk’ün geometri isimli bir kitap yazdığını biliyor muydunuz?

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10.09.06, 07:46
Standart Atatürk’ün geometri isimli bir kitap yazdığını biliyor muydunuz?

10.09.06, 07:46



* Atatürk’ün geometri isimli bir kitap yazdığını biliyor muydunuz?

Atatürk, ölümünden bir buçuk yıl kadar önce, üçüncü Türk Dil kurultayından hemen sonra 1936 – 1937 yılı kış aylarında kendi eliyle Geometri isimli bir kitap yazmıştır. Bu 44 sayfalık yapıttaki boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesit, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı,eksi, çarpı, bölü, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı gerekçe gibi terimler Atatürk tarafından türetilmiştir.

Bu konuyla ilgili Ömer L. Örnekol’un tarihsel bir anısını sizlerle paylaşıyorum



Atatürk, Sivas'a son kez 13 Kasım 1937 tarihinde geldiklerinde, kendilerini, Sivas Lisesinin Kızılırmak oymağı İzcileri olarak istasyonda karşıladık. Yanlarında Kültür bakanı Saffet Arıkan, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Sabiha Gökçen, İsmail Hakkı Tekçe ve yaveri Naşit Mengü bulunuyorlardı.

Atatürk, lise müdürü matematik öğretmeni Ömer Beygo ve baş yardımcısı, felsefe öğretmeni Faik Dranaz ve öteki ilgililerle birlikte, doğrudan doğruya liseye geldiler. Burada, ilkin, 4 Eylül 1919'da tarihsel kongrenin toplandığı kongre salonunu ve özel odalarını gezdiler ve duygulandılar. Sonra topluluk halinde, lisenin 9 A sınıfında, programdaki geometri (o zamanki adıyla hendese) dersine girdiler. Bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırdılar. Öğrenci, tahtada çizdiği koşut iki çizginin, başka iki koşut çizgiyle kesiştiğini kesişmesinden oluşan açıların arapça adlarını söylemekte zorluk çekiyor ve yanlışlıklar yapıyordu. Bu durumdan etkilenen Atatürk, tepkisini “Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle öğrencilere bilgi verilemez. Dersler Türkçe yeni terimlerle anlatılmalıdır” diyerek belirtip ve tebeşiri eline alıp, tahtada çizimlerle “zaviye” nin karşılığı olarak açı, “dılı” nın karşılığı olarak “kenar”; müselles”in karşılığı olarak üçgen gibi Türkçe yeni terimleri kullanarak, birtakım geometri konularını ve bu arada Pisagor teoremini anlattılar.

Atatürk, bugün dilimizde karşılığı “koşut” olan “muvazi” sözcüğünün yerine kullandıkları “paralel” teriminin kökenini açıklarken, Orta Asya'daki Türklerin, kağnının iki tekerleğinin bir dingile bağlı olarak duruş biçimine “para” adını verdiklerini söylediler.

Büyük Önderimiz Atatürk, bu derste aynı zamanda Kültür Bakanına, ders kitaplanın birkaç ay içinde Türkçe terimlerle yeniden yazdırılıp, bütün okullara ulaştırılmasını buyurdular.

Bu tarihsel olaya, Sivas Lisesinin öğrencisi olarak tanık olmam benim için mutlu ve unutulmaz bir anıdır.

Ömer L. Örnekol, Bilim ve Teknik Dergisi, Kasım 1982.




<a href=http://www.nuveforum.net/index.php?action=thankyoupost;topic=4631.0> !!! Beğendiyseniz Burayı Tıklayın Lütfen !!! </a>


biltek.tubitak.gov.tr
__________________

Asla Başkalarının Umudunu Kırma, Belki Sahip Olduğu Tek Şey Odur..
BOL BOL TEBESSÜM ET GÜLÜMSE
Hem Maliyeti Ucuzdur Hem De Değerine Paha Biçilmez...

Corel Draw-Flash-Photoshop
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 10.09.06, 10:10
surveyan
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Atatürk’ün geometri isimli bir kitap yazdığını biliyor muydunuz?

Müthiş bir zeka ne kadar ileri görüşlü ve çağdaş düşündüğünü gösteriyor.Bir kez daha minnet ve saygıyla önünde eğiliyorum... :01
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01.12.06, 13:33
CiwCiw - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Administrator
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 10.405
Ettiği Teşekkür: 11.364
3.008 tane iletisine 5.177 kere teşekkür edilmiş
CiwCiw isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
  Send PM
Standart Ynt: Atatürk’ün geometri isimli bir kitap yazdığını biliyor muydunuz?

Alıntı:
surveyan ´isimli üyeden alıntı
Müthiş bir zeka ne kadar ileri görüşlü ve çağdaş düşündüğünü gösteriyor.Bir kez daha minnet ve saygıyla önünde eğiliyorum... :01
teşekkür surveyan
__________________

Asla Başkalarının Umudunu Kırma, Belki Sahip Olduğu Tek Şey Odur..
BOL BOL TEBESSÜM ET GÜLÜMSE
Hem Maliyeti Ucuzdur Hem De Değerine Paha Biçilmez...

Corel Draw-Flash-Photoshop
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14.01.07, 03:05
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart DİN VE KUANTUM FİZİĞİ (VE ATATÜRK)





DİN VE KUANTUM FİZİĞİ (VE ATATÜRK)


Behzat ŞAŞAL / Behzat.sa...@mynet.com


Yazının başlığı okunur okunmaz bazı kişilerin, "hoppala kuantum fiziğinin din ile ne ilgisi var, bu kadar da olmaz artık" dediğini duyar gibi oluyorum. Bunu bu şekilde söyleyenler de, düşünenler de haklıdırlar, çünkü din ve din anlayışı biz insanlara belli kurallar ve belli kalıplar içinde anlatıldı ve öğretildi. Yani, öğretilen kuralları uygularsan dindarsın, uygulamazsan dindar değilsin gibi bir anlayışın ve mantığın etkisi ile yetiştik. Dinin, belli şekillerin ve belli kalıpların uygulanması olmadığını çok geç öğrendik. Bu öğrendik sözcüğünü belirli kişiler açısından söylüyorum, yoksa bunu halâ öğrenememiş büyük bir çoğunluk bulunmaktadır.


Din nedir; sorusunu soralım ve bunun cevabını bilimsel verilerde hep birlikte araştıralım.


Din; adına Allah dediğimiz bir yaratıcının ve bu yarattıklarını yöneten bir gücün varlığına inanmaktır.


Peki , varlığına inandığımız bu yaratıcı ve yönetici gücün varlığını nerede ve nasıl göreceğiz?


Öncelikle Allah'ın yaratıcı ve yönetici varlığına bakalım. Allah'ın varlığını görebilmemiz için, adına "doğa" dediğimiz doğa varlığının var oluşunu sağlayan, oluşturan varlıkların var oluş ve işleyiş sistemlerini bilimsel olarak incelemeye çalışalım. İncelemenin özüne inmesek bile hiç olmazsa yüzeysel olarak fakat akılcılıkla bakmaya çalışalım.


Doğa varlığının işleyiş sisteminin öz yapısına inebilmemiz için, o varlıkların en alt birimine inmeliyiz. Doğa varlıklarının en alt birimi "Atom ve Hücre'dir".


Doğadaki varlıkları oluşturan en alt birim olan atom ve hücre, insan denen varlığın yapısının da en alt birimini oluşturmaktadır. Dolayısıyla doğayı olsun, insanı olsun tanımak ve anlayabilmek için öncelikle onların oluşumunu oluşturan atom ve hücre yapısını çok iyi bilmemiz gerekir. Atom ve hücre yapısının işlevini bilmeyen bir insanın, ne doğayı ne insanı ve de ne Allah'ı bilmesi ve anlaması mümkün değildir.


Gelin, çok basit ve anlayacağımız bir şekilde maddelerin ve varlıkların temel taşlarından biri olan atom varlığını yüzeysel de olsa anlayabileceğimiz bir şekilde öğrenmeye ve anlamaya çalışalım.


AT O M :


Atomun, varlığını ve maddenin en küçük parçası olduğunu sanıyorum. Atomun varlığı eski Yunan medeniyetlerinde M.Ö 'den beri bilinmektedir. Yakın bir tarih diyebileceğimiz zamana kadar okullarda kimya dersinde, "maddenin en küçük parçası atomdur"- "atom, maddenin parçalanamayan en küçük parçasıdır" diye öğretilirdi. Laboratuarlarda elektro mikroskopla atom yapısının iç varlıkları görünüp incelenmeye başlandıktan sonra, atom hakkındaki bütün bilinenler değişime uğradı. Önceleri bütün maddelerde ortak bir atom varlığı kabul edilirken, atomun elektro mikroskoplarla incelenmeye başlanmasıyla, daha doğrusu atomun iç yapısına girildiğinde, her maddenin kendine özgü atom yapısına sahip olduğu görüldü. Atomun içinde bir çekirdek denilen parça ve bu çekirdek denilen parçanın etrafında dönen nötron ve elektronlar. İşin en enteresan ve orijinal tarafı her maddenin, atomun içindeki nötron ve elektron sayısının değişik olmasıdır. Her atomdaki elektron sayısının değişik olması, o atomun nitelik ve özelliklerinin değişik olmasını ifade etmektedir.


./...... *********************************


ATATÜRK'ÜN ÖNGÖRÜSÜ :


Bütün bu oluşumlar, atom ve hücre yapımızdan bizim kontrolümüz dışında yayınlanan ve bizim varlığımızı yansıtan frekanslar sayesinde olmaktadır.


Yalnızca bir kumandan ve devlet adamı değil, aynı zamanda büyük bir düşünür ve bilge kişi olan "ATATÜRK" bakın 1936 yılında Profesör Afet İNAN'a bu konudaki düşüncelerini nasıl açıklıyor ? Profesör Afet İnan, Atatürk'ün bu sözlerini "Atatürk'ten Hatıralar ve Belgeler" isimli kitabında yayınlamıştır.


"Tabiatta bilirsiniz ki hiçbir şey yok olmaz, ne bir ses, ne bir söz, ne bir hareket... Oldukları çağ ne kadar eski olursa olsun, bütün bu oluşlar oldukları andaki gibi tabiat içindedirler. Bu dalgalanmada zaman ve mesafe mefhumu yoktur. Yarın, bizi saran tabiat unsurları içinde binlerce ve binlerce sene evvel söylenmiş sözleri olduğu gibi toplayıp tespit etmek imkânına elbette varılacaktır. Tabiatın bu gün için esrar dolu sinesine gireceği muhakkak olan insan zekâsı, beklenen hakikatleri ortaya koyacaktır. Çünkü, tarih belgelerinin ilerdeki keşifleri buna dayanacaktır. Her tarihi şahsın söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyeceğiz" demektedir.


Atatürk'ün bu düşüncelerini, Kur'an da belirttiğimiz ve belirtemediğimiz bu yöndeki ayetlerle, birlikte özellikle elektromanyetik alanda ki teknolojik bulguların nasıl birbirini tamamladığını lütfen dikkatle inceleyiniz. Ayrıca, bizim burada belirtemediğimiz bu ve buna benzer ayetlerle, teknolojik bulgular ve uygulamalar üzerinde bilimsel olarak düşününüz ve bilimsel araştırmalar yapınız. İnanın, bizim düşünüp burada belirtemediğimiz daha birçok derinliklere, gizliliklere ve bilinmeyenlere ulaşacaksınız.


Atatürk'ün bu sözleri ile elektronik ve elektromanyetik sistemle çalışan son teknolojik bulguları ve uygulamaları da dikkate alarak, bunların üzerinde düşününüz.


Örneğin, görüntülü cep telefonları ile bilgisayar üzerinde düşününüz. Küçücük bir cep telefonu veya bir bilgisayarla dünyanın neresinde olunursa olunsun, karşılıklı konuşur gibi birbirinizi görerek konuşabilmektesiniz. Buna bir de televizyon yayınlarını ekleyin.


Bu iletişim olayı nasıl gerçekleşmektedir ?


Bu ve buna benzer bütün iletişim olayları uydu aracılığı ile uydu sistemi ile olmaktadır. Dünyamızdan binlerce kilometre uzağa atılan uydularla dünyamızdaki iletişim sağlanmaktadır. Bu iletişimin sağlanma olayı da birkaç saniye içinde olmaktadır. Atatürk'ün sözleri ile, yalnızca iletişim ve haberleşme alanında kullanılan teknolojiyi değil, belirttiğimiz Kur-an'daki ayetlerle bağlantı kurarak birlikte düşününüz ve değerlendiriniz.


"Göklerde ve yerde inanmak isteyenler için ibret dolu mesajlar vardır"


Casiye suresi : 45/3


"Her şey Allah'ın plânı, idaresi ve ilmi dahilinde gerçekleşmektedir"


Maide suresi: 5/57


"Gayb (bilinmeyen) aleminin, bilgi alanı dışındaki güçlerin ve imkânların anahtarı, şifreleri Allah'ın elindedir. Anahtarı, şifreleri O'ndan başkası bilmez. Karada, denizde ve havada ne varsa O bilir. O'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlıkları içinde tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru (hücre ve atom) canlı ve ölü ne varsa, hepsi, her şey doğruları, hak'ı ortaya koyan kâinatın kayıp sicilinde Kanunlar ve İlkeler kitabında bilgi işlem merkezinde (Levh-i Mahfuzda) yazılıdır."


Enam suresi: 6/59


Buradaki açıklamaları lütfen bir bütün olarak ele alın ve bütün olarak değerlendirin.


Özet olarak; Atatürk'ün açıklamalarından başlayarak cep telefonları, televizyonlar ve bilgisayarlardaki internet ve karşılıklı görüşmeleri sağlayan sistemleri, yukarıdaki ayetlerle birlikte düşünüp değerlendiriniz. Bu değerlendirmeden bir sonuç elde etmek istiyorsanız, adına doğa dediğimiz, tabiat kanunlarını ve bu kanunların değişmez, şaşmaz işleyiş sistemini inceleyiniz. Bunu incelebilmeniz için de, tabiat varlıklarının temel yapısını oluşturan atom ve hücrenin iç yapısına giriniz. Hücre yapısı içindeki DNA, RNA ve genetik yapının özüne ve işleyişine, atomun iç yapısındaki nötron, elektron, pozitron ve çekirdek, çekirdeğin içinde kuantum parçacıklarını inceleyiniz. Bunların hepsi doğa, tabiat denilen sistemin işleyiş kanunlarını oluşturmaktadır. Bütün bu oluşumları da Kur'an, bakın ne kadar kısa, açık, öz ve veciz bir şekilde açıklamaktadır:


Kur-an: "tabiat kanunları için Allah'ın İlâhi Kanunları" demektedir.


Fetih suresi: 48/23


Daha ne söylenilsin, daha nasıl açıklansın ?


"Anlayan için sivri sinek saz, anlamayan için davul zurna az..."


Daha ne söylenebilir ki !...


Buraya kadar yazdıklarımızın ve yaptığımız açıklamaların dikkate alınarak, sizleri haddim olmayarak, bilimsel düşünmeye, bilimsel araştırmaya ve bilimsel değerlendirmeye davet ediyorum.


Evrende bütün varlıkların temel taşı olan atom ve hücreyi, isterseniz ayrı-ayrı, isterseniz ikisini birlikte birleştirerek, özleştirerek ele alınız. İnsanlar, yani bizler, atomun ve hücre nin iç yapılarından kaynaklanan manyetik ve biyomanyetik dalgalarla, yani oluşturdukları frekanslarla, Allah denilen varlıkla ilişki kurmakta, O'nunla iletişim içinde olmaktayız. Bu işin olasılığı üzerinde düşününüz.


Kısaca; Atom, yapısı içindeki kuantum parçacıkları ile yayınladığı frekanslarla hem kendisinin hem de bizlerin Allah ile bağlantımızı, iletişimizi sağlamaktadır.


Beden
...
DİN VE KUANTUM FİZİĞİ (VE ATATÜRK)
Behzat ŞAŞAL / Behzat.sa...@mynet.com


Yazının başlığı okunur okunmaz bazı kişilerin, "hoppala kuantum fiziğinin din ile ne ilgisi var, bu kadar da olmaz artık" dediğini duyar gibi oluyorum. Bunu bu şekilde söyleyenler de, düşünenler de haklıdırlar, çünkü din ve din anlayışı biz insanlara belli kurallar ve belli kalıplar içinde anlatıldı ve öğretildi. Yani, öğretilen kuralları uygularsan dindarsın, uygulamazsan dindar değilsin gibi bir anlayışın ve mantığın etkisi ile yetiştik. Dinin, belli şekillerin ve belli kalıpların uygulanması olmadığını çok geç öğrendik. Bu öğrendik sözcüğünü belirli kişiler açısından söylüyorum, yoksa bunu halâ öğrenememiş büyük bir çoğunluk bulunmaktadır.


Din nedir; sorusunu soralım ve bunun cevabını bilimsel verilerde hep birlikte araştıralım.


Din; adına Allah dediğimiz bir yaratıcının ve bu yarattıklarını yöneten bir gücün varlığına inanmaktır.


Peki , varlığına inandığımız bu yaratıcı ve yönetici gücün varlığını nerede ve nasıl göreceğiz?


Öncelikle Allah'ın yaratıcı ve yönetici varlığına bakalım. Allah'ın varlığını görebilmemiz için, adına "doğa" dediğimiz doğa varlığının var oluşunu sağlayan, oluşturan varlıkların var oluş ve işleyiş sistemlerini bilimsel olarak incelemeye çalışalım. İncelemenin özüne inmesek bile hiç olmazsa yüzeysel olarak fakat akılcılıkla bakmaya çalışalım.


Doğa varlığının işleyiş sisteminin öz yapısına inebilmemiz için, o varlıkların en alt birimine inmeliyiz. Doğa varlıklarının en alt birimi "Atom ve Hücre'dir".


Doğadaki varlıkları oluşturan en alt birim olan atom ve hücre, insan denen varlığın yapısının da en alt birimini oluşturmaktadır. Dolayısıyla doğayı olsun, insanı olsun tanımak ve anlayabilmek için öncelikle onların oluşumunu oluşturan atom ve hücre yapısını çok iyi bilmemiz gerekir. Atom ve hücre yapısının işlevini bilmeyen bir insanın, ne doğayı ne insanı ve de ne Allah'ı bilmesi ve anlaması mümkün değildir.


Gelin, çok basit ve anlayacağımız bir şekilde maddelerin ve varlıkların temel taşlarından biri olan atom varlığını yüzeysel de olsa anlayabileceğimiz bir şekilde öğrenmeye ve anlamaya çalışalım.


AT O M :


Atomun, varlığını ve maddenin en küçük parçası olduğunu sanıyorum. Atomun varlığı eski Yunan medeniyetlerinde M.Ö 'den beri bilinmektedir. Yakın bir tarih diyebileceğimiz zamana kadar okullarda kimya dersinde, "maddenin en küçük parçası atomdur"- "atom, maddenin parçalanamayan en küçük parçasıdır" diye öğretilirdi. Laboratuarlarda elektro mikroskopla atom yapısının iç varlıkları görünüp incelenmeye başlandıktan sonra, atom hakkındaki bütün bilinenler değişime uğradı. Önceleri bütün maddelerde ortak bir atom varlığı kabul edilirken, atomun elektro mikroskoplarla incelenmeye başlanmasıyla, daha doğrusu atomun iç yapısına girildiğinde, her maddenin kendine özgü atom yapısına sahip olduğu görüldü. Atomun içinde bir çekirdek denilen parça ve bu çekirdek denilen parçanın etrafında dönen nötron ve elektronlar. İşin en enteresan ve orijinal tarafı her maddenin, atomun içindeki nötron ve elektron sayısının değişik olmasıdır. Her atomdaki elektron sayısının değişik olması, o atomun nitelik ve özelliklerinin değişik olmasını ifade etmektedir.


./...... *********************************


ATATÜRK'ÜN ÖNGÖRÜSÜ :


Bütün bu oluşumlar, atom ve hücre yapımızdan bizim kontrolümüz dışında yayınlanan ve bizim varlığımızı yansıtan frekanslar sayesinde olmaktadır.


Yalnızca bir kumandan ve devlet adamı değil, aynı zamanda büyük bir düşünür ve bilge kişi olan "ATATÜRK" bakın 1936 yılında Profesör Afet İNAN'a bu konudaki düşüncelerini nasıl açıklıyor ? Profesör Afet İnan, Atatürk'ün bu sözlerini "Atatürk'ten Hatıralar ve Belgeler" isimli kitabında yayınlamıştır.


"Tabiatta bilirsiniz ki hiçbir şey yok olmaz, ne bir ses, ne bir söz, ne bir hareket... Oldukları çağ ne kadar eski olursa olsun, bütün bu oluşlar oldukları andaki gibi tabiat içindedirler. Bu dalgalanmada zaman ve mesafe mefhumu yoktur. Yarın, bizi saran tabiat unsurları içinde binlerce ve binlerce sene evvel söylenmiş sözleri olduğu gibi toplayıp tespit etmek imkânına elbette varılacaktır. Tabiatın bu gün için esrar dolu sinesine gireceği muhakkak olan insan zekâsı, beklenen hakikatleri ortaya koyacaktır. Çünkü, tarih belgelerinin ilerdeki keşifleri buna dayanacaktır. Her tarihi şahsın söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyeceğiz" demektedir.


devamı altta
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 14.01.07, 03:05
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Atatürk’ün geometri isimli bir kitap yazdığını biliyor muydunuz?

Atatürk'ün bu düşüncelerini, Kur'an da belirttiğimiz ve belirtemediğimiz bu yöndeki ayetlerle, birlikte özellikle elektromanyetik alanda ki teknolojik bulguların nasıl birbirini tamamladığını lütfen dikkatle inceleyiniz. Ayrıca, bizim burada belirtemediğimiz bu ve buna benzer ayetlerle, teknolojik bulgular ve uygulamalar üzerinde bilimsel olarak düşününüz ve bilimsel araştırmalar yapınız. İnanın, bizim düşünüp burada belirtemediğimiz daha birçok derinliklere, gizliliklere ve bilinmeyenlere ulaşacaksınız.


Atatürk'ün bu sözleri ile elektronik ve elektromanyetik sistemle çalışan son teknolojik bulguları ve uygulamaları da dikkate alarak, bunların üzerinde düşününüz.


Örneğin, görüntülü cep telefonları ile bilgisayar üzerinde düşününüz. Küçücük bir cep telefonu veya bir bilgisayarla dünyanın neresinde olunursa olunsun, karşılıklı konuşur gibi birbirinizi görerek konuşabilmektesiniz. Buna bir de televizyon yayınlarını ekleyin.


Bu iletişim olayı nasıl gerçekleşmektedir ?


Bu ve buna benzer bütün iletişim olayları uydu aracılığı ile uydu sistemi ile olmaktadır. Dünyamızdan binlerce kilometre uzağa atılan uydularla dünyamızdaki iletişim sağlanmaktadır. Bu iletişimin sağlanma olayı da birkaç saniye içinde olmaktadır. Atatürk'ün sözleri ile, yalnızca iletişim ve haberleşme alanında kullanılan teknolojiyi değil, belirttiğimiz Kur-an'daki ayetlerle bağlantı kurarak birlikte düşününüz ve değerlendiriniz.


"Göklerde ve yerde inanmak isteyenler için ibret dolu mesajlar vardır"


Casiye suresi : 45/3


"Her şey Allah'ın plânı, idaresi ve ilmi dahilinde gerçekleşmektedir"


Maide suresi: 5/57


"Gayb (bilinmeyen) aleminin, bilgi alanı dışındaki güçlerin ve imkânların anahtarı, şifreleri Allah'ın elindedir. Anahtarı, şifreleri O'ndan başkası bilmez. Karada, denizde ve havada ne varsa O bilir. O'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlıkları içinde tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru (hücre ve atom) canlı ve ölü ne varsa, hepsi, her şey doğruları, hak'ı ortaya koyan kâinatın kayıp sicilinde Kanunlar ve İlkeler kitabında bilgi işlem merkezinde (Levh-i Mahfuzda) yazılıdır."


Enam suresi: 6/59


Buradaki açıklamaları lütfen bir bütün olarak ele alın ve bütün olarak değerlendirin.


Özet olarak; Atatürk'ün açıklamalarından başlayarak cep telefonları, televizyonlar ve bilgisayarlardaki internet ve karşılıklı görüşmeleri sağlayan sistemleri, yukarıdaki ayetlerle birlikte düşünüp değerlendiriniz. Bu değerlendirmeden bir sonuç elde etmek istiyorsanız, adına doğa dediğimiz, tabiat kanunlarını ve bu kanunların değişmez, şaşmaz işleyiş sistemini inceleyiniz. Bunu incelebilmeniz için de, tabiat varlıklarının temel yapısını oluşturan atom ve hücrenin iç yapısına giriniz. Hücre yapısı içindeki DNA, RNA ve genetik yapının özüne ve işleyişine, atomun iç yapısındaki nötron, elektron, pozitron ve çekirdek, çekirdeğin içinde kuantum parçacıklarını inceleyiniz. Bunların hepsi doğa, tabiat denilen sistemin işleyiş kanunlarını oluşturmaktadır. Bütün bu oluşumları da Kur'an, bakın ne kadar kısa, açık, öz ve veciz bir şekilde açıklamaktadır:


Kur-an: "tabiat kanunları için Allah'ın İlâhi Kanunları" demektedir.


Fetih suresi: 48/23


Daha ne söylenilsin, daha nasıl açıklansın ?


"Anlayan için sivri sinek saz, anlamayan için davul zurna az..."


Daha ne söylenebilir ki !...


Buraya kadar yazdıklarımızın ve yaptığımız açıklamaların dikkate alınarak, sizleri haddim olmayarak, bilimsel düşünmeye, bilimsel araştırmaya ve bilimsel değerlendirmeye davet ediyorum.


Evrende bütün varlıkların temel taşı olan atom ve hücreyi, isterseniz ayrı-ayrı, isterseniz ikisini birlikte birleştirerek, özleştirerek ele alınız. İnsanlar, yani bizler, atomun ve hücre nin iç yapılarından kaynaklanan manyetik ve biyomanyetik dalgalarla, yani oluşturdukları frekanslarla, Allah denilen varlıkla ilişki kurmakta, O'nunla iletişim içinde olmaktayız. Bu işin olasılığı üzerinde düşününüz.


Kısaca; Atom, yapısı içindeki kuantum parçacıkları ile yayınladığı frekanslarla hem kendisinin hem de bizlerin Allah ile bağlantımızı, iletişimizi sağlamaktadır.


Beden yapımızı oluşturan Atom ve atomun içindeki kuantum parçacıkları dahil olmak üzere, ataom ve hücre yapımızdan ve bizi yansıtan frekanslarımızla insan ve Allah bağlantısını böyle görüyor ve böyle açıklamaya çalışıyoruz.


Bundan sonraki değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.


Sonuç olarak:


Bazı çevreler atomu cansız, hücreyi canlı varlık olarak kabul etmektedirler. En büyük yanılgımız ve aldanışımız buradadır. Lütfen, şöyle bir varlık düşünün. İçinde akıl almaz bir hız ve hareketlilik ve yine akıl almaz bir enerji bulunsun. İçinde hareketlilik ve enerji bulunan bir varlığı cansız olarak kabul edebilir misiniz ? Eğer kabul ederseniz bu akılcı ve bilimsel olur mu ? Oysa hücre yapısının canlılık özelliği başka, atom denilen varlığın canlılık özelliği başka görünümdedir.


Bu iki farklılığın özde birleştiğini, bütünleşip özdeşleştiğini neden göremiyor ve kabul edemiyoruz. Ne zaman ki bilim, atom ve hücre ikilisinin özde birleştiğini görecek ve bilimsel araştırmalarını bu anlayışla yapmaya başlayacaktır. İşte o zaman insanlığın önünde yepyeni bilim kapıları açılacak ve insanlık yepyeni bilimsel sonuçlara ulaşacaktır.


Örneğin; bu günkü bilim düzeyinin yetersizliğinden, fizikötesi, bilimdışı metafizik denilen birçok olay ve oluşumların hiçte sanıldığı gibi fizikötesi, bilimdışı ve metafizik olaylar olmadığı ortaya çıkacaktır. Tam aksine bunların hepsinin bilimsel birer olay ve oluşum oldukları anlaşılacaktır.


İşte o zaman insanlar, din ve Allah varlığına bilimsel yollarla ulaşacak ve bilimsel olarak inanacaktır.


Tıpkı Kur-an da belirttiği gibi;


"Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu ?" Zümer suresi: 39/9


"Allah'a ancak, bilgin kulları gereğince saygı gösterir."


Fatır suresi 35/28


YARARLANILAN KAYNAKLAR:


1.. Kur-an Mesajı - Meal, Tefsir, Muhammed Esed,
2.. Kur-an - Hükümler Dizisi, Feridun Narin
3.. Quantum Fiziği, Dr. Hakkı Açıkalın
4.. Tıp Ansiklopedisi, J.A.C. BROWN
5.. Sağlık Ansiklopedisi, Arkın Kitabevi
6.. Sağlığımız, Herkesin Tıp Ansiklopedisi, Gelişim Yayınları
7.. Atatürk'ten Hatıralar ve Belgeler, Prof. Afet İnan


ÖNEMLİ NOT :


Bu makaledeki açıklamalar bütün insanlığa aittir. Makalede işlenen konulara katılıyorsanız; lütfen bu makaleyi mümkün olduğu kadar yayınlayıp çoğaltmak suretiyle bütün insanlığa duyurup mâlediniz. Teşekkürler.


SAYGILARIMLA, Behzat ŞAŞAL e.Mail : behzat.sa...@mynet.com


TAMAMI VE DEVAMI: www.turkcelil.com / BAK: YAZARLAR

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar