iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 03:50 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Konularına göre tarih » Cumhuriyet Tarihi » kurtuluş savaşında Kıbrıs'tan Yunana destek

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01.03.07, 21:58
Standart kurtuluş savaşında Kıbrıs'tan Yunana destek

01.03.07, 21:58




TÜRK KURTULUŞ SAVAŞi’NDA YUNANİSTAN’A KIBRIS’TAN GELEN DESTEK

Engin Berber



4 Haziran, 1 Temmuz ve 14 Ağustos 1878 tarihlerinde imza olunan; “mukavelename, lâhike [ek] ve ittifakname”de belirtilen koşullar gereğince, Osmanlı Devleti’nin “işgal ve idare olunmak üzere [İngiltere’ye] terk ve tahsis” etmiş olduğu Kıbrıs, iki devlet arasında savaş ilan edilince, 5 Kasım 1914 tarihli bir kraliyet emirnamesi ile, İngiltere tarafından “ilhak” edilmişti. [1] Yaklaşık bir yıl sonra: 1915 Ekimi’nde , bir hafta içinde İttifak Devletleri’ne savaş ve Bulgaristan’a karşı seferberlik ilan etmesi karşılığında, İngiltere’nin Ada’yı Yunanistan’a bırakma önerisi, [2] Aleksandros Zaimis başkanlığındaki Yunan Hükümeti’nce reddedildi. [3]



26 Haziran 1917’de, başbakanlık koltuğuna üçüncü kez oturmasının ardından, ülkesini İtilaf Devletleri yanında “resmen” savaşa sokan Venizelos, [4] savaştan sonra, Ortadoğu haritasının yeniden çizileceği Paris Barış Konferansı’nda müttefiklerinden birkaç yıl önce resmen önerdikleri “Kıbrısı değil” [5] , 17 Nisan 1917 tarihli St. Jean de Maurienne Antlaşması gereğince, İtalya’ya söz verilmiş olan “Batı Anadolu Bölgesi”ni istemişti. Konferansın, 6 Mayıs 1919 tarihli oturumunda onay verdiği bu isteği, [6] 15 Mayıs’ta İzmir’e asker ihraç ederek gerçekleştirmeye başlayan Yunanistan’a Kıbrıslı Rumlar, çeşitli biçimlerde katkıda bulunmuştu.



<!--[if !supportLists]-->1. Yunan Ordusuna Gönüllü Yazılma



Kıbrıslı Rumların ilk kez 1821 yılında “gönüllü olarak”, Mora Yarımadası’ndaki soydaşları safında Türklere karşı savaştıkları anlaşılmaktadır. Çoğu General Hacipetros komutasındaki,“Özel Kıbrıslılar Alayı”nda bulunan Kıbrıs’lı Rumlardan yüz otuz kadarı,1827’de Atina Savaşı’nda öldürülmüşlerdi. [7] 1897’de Osmanlı Devleti ile Yunanistan Krallığı savaşa tutuşunca, Lefkoşa’daki Yunan Konsolosu Kıbrıslı Rumları hiç saklama gereği duymadan, Yunan Ordusu’na gönüllü kaydetmişti. [8] Kıbrıslı tarihçi Amandos [9] , Balkan Savaşları sırasında da 1897 yılında olduğu gibi binlerce Kıbrıslı Rumun Yunanistan’a giderek Türklere karşı savaştığı, 6 Aralık 1912’de Epir’deki İlyas Peygamber tepesinde vurularak ölen Limasol Belediye Başkanı Hristoforos Sozos’un bunlar arasında bulunduğunu ve Adanın gelmiş geçmiş en önemli politikacısı olduğunu düşündüğü Yoannis Kiriakidis (1853-1955)’in Nikolaos Lanitis [10] ile birlikte, üç yüzün üzerinde gönüllünün Atina’ya geçişine, bizzat refakat ettiğini yazmaktadır. [11] Rumca yayınlanan bir Kıbrıs gazetesinin haberine göre, 1913 Şubatı itibariyle, iki bin beş yüz civarında Kıbrıs’lı [Rum] savaş meydanlarında vatanı [Yunanistan] yanında savaşıyordu. “Eğer Yunan Hükümeti gönüllüleri kabul etmeyeceğini başlangıçta bildirmemiş olsaydı, bu sayı çok daha yüksek olacaktı.” Böylece Kıbrıs savaşta etkin bir şekilde yerini almış, çocuklarının dökülen kanlarıyla Yunanlığını gerçek anlamda kanıtlamış ve anası Yunanistan’la arasındaki sarsılmaz bağları daha da pekiştirmişti. [12]



Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra, Ada’daki İngiliz Yüksek Komiseri’nin, “özgürlük lehine savaşmaları” [Üçlü İttifak’a karşı] yolunda Kıbrıslılara yaptığı çağrı, Rum liderlerce desteklenmişti. [13] Enosise varan yolu kısaltacağı düşüncesiyle verildiğini sandığımız bu desteğin ,ne kadar gönüllüyü Yunan Ordusu’na kattığını tesbit edemedik ama, onbinlercesinin İngiliz Ordusu’na özellikle ulaşım alanında lojistik katkıda bulunduğu bilinmektedir. Nitekim 1921 yılında “Resmi Gazete [The Cyprus Gazette, Türkçe uyarlaması: Ceride-yi Resmiye-yi Kıbrıs]’de, savaşta Makedonya’daki Nakliye Kolordusu’nda hizmet eden personelin, hakkı olan Britanya Bakır Savaş Madalyalarını almaları için, bölge komutanlarına köylerinin isimleriyle alaylarının numarası yazılı bir dilekçeyle... başvurması gerektiği belirtiliyordu. [14]

Lefkoşa’daki Yunan Konsolosu, 18 Şubat 1918 tarihli bir duyurusunda: “Yunan uyruğunda olup son yasalara göre yaşından ötürü askerlik hizmeti yapmakla yükümlü ve şimdiye kadar seferberlik belgesi almış yedek herkesin”, 2 Mart Cumartesi günü Magosa’da toplanmasını rica etmişti. [15] Bir buçuk yıl sonra, Kıbrıs’ın Türkçe gazetelerinden: “Doğru Yol” ve “Söz”ün 29 Aralık[1919] tarihli nüshalarında okunan “Rum Gönüllüler” başlıklı yazılar [16] ,Yunan Ordusu’na “gönüllü yazılma” işleminin İzmir’in işgalinden sonra Adada ilk kez, bu sırada başladığını göstermektedir. Bu gelişmeyi, Osmanlı Devleti’nin Mondros Mütarekenamesi’ni imzalamasından sonra, Kıbrıslı Rumların çeşitli platformlarda enosis çalışmalarına hız vermesiyle, Adalı Türkler arasında daha bir rağbet gören Türk Milliyetçiliğinin, [17] Kıbrıs’taki yönetimini hedef yapmasından kaygılanan İngiliz Hükümeti engellemek istemişti. Rum Basını, Mayıs ayı [1920] başında “İngiliz sömürge idaresi valisinin bir hükümet emri ile, Elenizmin Küçük Asya mücadelesine katılmak isteyen Kıbrıslıların, kayıt işlemlerini yasaklama kararı aldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Liberal bir hükümete yakışmayan bu karar, Kıbrıs Rumlarının İngiliz idaresinin ağırlığını daha da hissetmesi ve ulusal açıdan tatmin edilmemiz için vermekte olduğumuz mücadeleye, daha bir şevkle katılmamız görevini bizler için kaçınılmaz kılmaktadır” diyerek, İngiltere’yi protesto ve enosisi ima ederek tehdit etmişti. [18]



Bir müddet sonra, Rumca gazetelerden: “Foni tis Kipru”nun 5 Haziran tarihli sayısında “kendi isteği ile silah altına alınma üç, altı aylık ve yıllık olacaktır. Ordu saflarına katılanlar, diğer askerlerin maaşları dışında, hizmet sürelerine göre 100 (üç aylık), 120 (altı aylık) ve 150 (yıllık) Drahmi maaş alacaklardır. Gönüllüler yeni bölge [Anadolu]deki birliklerden terhis edilen eski sınıfların boşluğunu kapatacaklardır” şeklinde bir telgrafın çıkması üzerine, Adanın değişik bölgelerinden Lefkoşa’daki Yunan Konsolosluğu’na kayıt yaptırmak üzere iki binin üzerinde coşkulu gencin geldiği, Lefkoşa içinden pek çok kişinin de aynı arzuda oldukları, bir başka Rumca gazetede okunuyordu. Yunan Konsolosu A.Artemis, [19] “Foni tis Kipru”da yayımlanmış telgrafta bahsedildiği gibi, “Atina’ya gitmeyi kafasına koymuş olanların mutlaka kabul edileceklerini belirten bir emri bugüne kadar almış değilim” diyerek tekzip ederken, “gürbüz ve vatansever gençlerin yeni iller [Batı Anadolu] ve Trakya’daki Yunan Ordusu’na gönüllü yazılmak için konsolosluk bürolarına arzulu ve coşkulu bir şekilde başvuruları hiçbir kesin emrin olmadan, her zaman olduğu üzere gençlerin vatanın [Yunanistan] sesine soyluluk ve vatani hislere karşılık vermek gibi, çok duygusal fakat aynı zamanda bir görev yerine getirme bilinci içinde, övgüye değer bir isteklilik sergilemelerinin doğal bir sonucudur” [20] ifadesiyle gerçekte “gönüllü yazılma”yı teşvik ediyordu. Nitekim, birkaç gün sonra Kıbrıslı Rumlar, Anadolu’da savaşmak üzere gönüllerden oluşan bir tümen kurmak üzere harekete geçmişler, Baf Metropoliti’nin “… vatanın kutsal sesine uyarak, bayrağın gölgesinde toplanmalarını” isteyen yazılı duyurusunun da katkısıyla, Lefkoşa’dan 2.158, Baf’tan 1000, Maraş’tan 974, Limasol’dan 850, Larnaka’dan 600 ve Girne’den 390 kişi olmak üzere, kaydını yaptıranların sayısı :5.972’ye ulaşmıştı. [21]



Yunan Hükümeti’nin 21 Aralık’ta, yoklama kaçağı ve firari durumunda olanları affeden bir kanun hükmünde kararname çıkarmasından sonra Artemis, askere alma kanunu gereğince mecburiyeti bulunan gençler ve ihtiyatların, 18 Nisan’a kadar ordu saflarına katılma konusunda, gerekli hassasiyeti göstermelerini isteyen bir duyuru yayımlamıştı. [22] Mart ayı [1921] başında, gönüllülerin Yunan Ordusu’na yazılmaları ve Adadan ayrılmalarına izin verilip verilmeyeceği konusunda, Yunan milletvekillerince gönderilen mektuba cevaben İngiliz Yüksek Komiseri’nin [23] “daha önce Yunan Konsolosluğu’na (Kıbrıs’taki) bildirildiği üzere, sadece Yunan uyruğundakilere izin verileceğini” yinelemesi, “Rumların bir Kıbrıs Rum Tümeni kurma izni verilmiyor” [24] şeklindeki yakınmalarına neden olmuştu.



Kıbrıs’ta bir tümen kurmalarına izin verilmeyen Rumların, Anadolu’daki Yunan Ordusu’na katılımının önüne geçilmedi / geçilemedi. “Kıbrıslı Savaşçının Mektubu” başlıklı bir yazı, bu gerçeği tüm çıplaklığı ile tespit etmektedir: “İngilizlerin bizim ulusal vicdanımıza ve ırkımızın tarihine karşı resmi ve gayri resmi olarak en üst düzeyde saygısızlık ettiği bir sırada [enosis, 14 Kasım 1919’da İngiliz Başbakanı Lloyd George tarafından “belirsiz bir süre için” resmen rafa kaldırılmıştı] Yunanlılığı şüphe götürmez Kıbrıs’ın kahraman evlatları, Küçük Asya’nın yayla ve vadilerinde, kardeşleriyle birlikte büyük vatan ideali için mücadele ettiklerinden, gururlu olmaya hakları var” denildikten sonra, bir gönüllünün Lefkoşa’daki ailesine Sapanca’dan gönderdiği, 2 Nisan 1921 tarihli “mektubundan kısa ancak anlamlı bir alıntı”yla devam ediliyordu: “Benden mektup almadığınız için sızlanıyorsunuz. Bir aydan beri dağda karlar içinde inanılmaz bir soğukla boğuşurken, yazmam nasıl mümkün olabilir? Cephedeki durum: bize pahalıya mal olmakla birlikte Onları [Türkler] hırpalamış olduğumuzu kuşkusuz gazetelerde görmüş olmalısınız. Geyve Boğazı’nı almak için yeni bir saldırıya hazırlanıyoruz. Şu anda tehlikede değiliz ve benim sizi, sizin de beni yeniden görebileceğini umut ediyorum”. İngiliz yönetiminin kovuşturma yapması kaygısıyla mektubun altında, gönüllünün açık kimliği yerine, sadece isminin baş harfi olan “K” okunmaktaydı. [25]



“Ulusal Savaşa Kıbrıs Kanıyla Katkı” başlıklı haberi de, bu çerçevede değerlendirmek gerekir.” İkinci ve On ikinci Tümenlerin son harekat sırasında verdiği ölüleri havi olup Atina gazetelerinde yayınlanan şeref listesinde üç Kıbrıslı askerin [gönüllünün]: 7 Temmuz’da Akkin Savaşı’nda şehit düşen Gadura[Magosa bölgesindeki “Korkuteli” Köyü]’dan G.H Karayeorgu, 8 Temmuz’da Akpınar’da şehit düşen Akakiu[Akaça]’dan Hristu İ. Kuçubi ve 2 Temmuz’da Çavuş Çiftlik Savaşı’nda şehit düşen Larnaka’dan Evpl. Vilaridu’nun isimlerini gururla okuduk. [Eski Yunanistan’daki dinsel törenlerde] yere şarap serpildiği gibi, kutsal milli sunak [Yunanistan] için kanlarını akıtan soylu evlatlarıyla özgürlüğe susayan Kıbrıs’ın, bu kadar değerli bir sıvıyla [Kan] suladığı topraklarında, özgürlüğün sürgün vermemesi mümkün değildir. Milyonlarca yıl önce Anadolu’dan ayrıldıkları, jeoloji bilimince kanıtlanan Ege’deki adalarla Kıbrıs’ın Rum diasporasının,oradaki savaş meydanlarında ön saflarda çarpışmaları, her zaman olduğu gibi, Kıbrıs’ın soyluluğuna işaret eden bir gelişmedir. Böylece, Kıbrıslı kahramanların büyük fedakârlığı, tüm Yunanlılığın birbiriyle yardımlaşmasının ötesinde... çok eski Yunanlılığın beşiği, antik vatan (Anadolu)ın karşısı (Kıbrıs) ndan fışkıran son derece doğal bir eylemdir”. [26]



“Rumca gazetelerde okunduğuna göre (Omorfo) Kazası’ndan elli kadar Palikarya gönüllü kaydedilmeleri için despothane [metropolithane] ye müracaat etmişler!” diyen bir gazete haberi [27] , gönüllü yazılma işleminin 1922 Mayısı’nda dahi devam ettiğini göstermektedir. Omorfo Rumlarının Lefkoşa’daki girişimleri, İngiliz yönetimini, daha önce Resmi Gazete’de yayımlanan: Kıbrıs’ın tarafsızlığına ilişkin 1881 senesi kanununa göre, gerek kara ve gerekse denizde kullanılmak maksadıyla, herhangi bir hükümet namına Adada asker kaydının yasak olduğunu belirten emirnameyi, kamuoyuna yeniden duyurmaya itmişti”. [28]



Başında Aristidis Stergiadis’in bulunduğu, İzmir’deki Yunan Yönetimine, Anadolu’daki idari ve askeri birimlerde iş bulmak için çok sayıda Kıbrıslı Rum da dilekçe vermişti. Bu dilekçelerden, bazı Rum gönüllü ailelerinin Anadolu’ya gelerek İzmir’e yerleştikleri ve ekonomik sıkıntıya düştükleri anlaşılmaktadır. [29]



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 01.03.07, 21:58
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: kurtuluş savaşında Kıbrıs'tan Yunana destek

<!--[if !supportLists]-->2. Yunan Ordusu’ndaki Kıbrıslı Rum Subaylar ve Anadolu’daki Etkinlikler



Birinci Dünya Savaşı sonu itibariyle, Yunan Ordusu’nda bulunan Kıbrıs doğumlu Rum subaylardan en üst rütbede olanı: Yarbay Fotios Pandacis’ti. Kithrea [ Lefkoşa’nın “Değirmenlik” köyü ]’dan olan Pandacis, Bulgarlara karşı savaşırken yaralanınca (altın) kahramanlık madalyası ile ödüllendirilmiş, ardından Makedonya’daki 25. Alay komutanlığına getirilmişti. Rumca basının “Kıbrıs doğumlu bu seçkin subayı tebrik eder, süratle daha üst rütbelere yükselmesini ve buradaki alicenap İngiliz yönetiminden özgürlüğü alacak Kıbrıs İşgal Ordusu’na önderlik etmek şeklindeki ateşli arzusunu, biran evvel gerçeklertirmesini” dilediği [30] Pandacis’in, Anadolu’da savaşmadığı anlaşılmaktadır.



Anadolu seferinde katılan Rum subayların en rütbelisi Lapithos[ Lapta]’ lu : Süvari Binbaşısı Yoannis Çangaridis (1887-1939) di. Çangaridis, Lefkoşa’daki Pankiprios Ortaokulunu bitirdikten sonra, girdiği (1910) Atina Askeri Okulu’ndan süvari teğmeni olarak çıkmıştı. Balkan ve Birinci Dünya Savaşları’na katılan Çangaridis, 1920 Haziranı’na gelindiğinde Kurmay başkanlığını üstlendiği Anadolu’daki “Yunan Süvari Tugayı”nın aynı zamanda 3. Alay 2. Tabur komutanıydı. Bu görevde iken “1921 Martı”nda gerçekleştirilen operasyonlarda sergilediği davranışlardan ötürü “Altın Kahramanlık Madalyası ile ödüllendirilmeye layık bulunan” Çangaridis’in [31] Haziran ayında, aynı tugayın 3.Alayının komutan yardımcılığı görevini üstlendiği anlaşılmaktadır.



Ağustos ayı başında, üç farklı tümenden seçilmiş birlikler ve 9. Tümenin topçu destekli bir piyade taburundan oluşturulan: “karma süvari müfrezesi”ne komuta eden Çangaridis,Sakarya Savaşı’nın iyice kızıştığı 30 Ağustos günü müfrezesiyle, Güzelce Kaleköy’ün kuzeyinden hareketle ulaştığı Pazarköy [Kale Groto]deki çarpışmada yaralanmıştı. [32] “Kıbrıs’lı Subayın Ankara Önlerinde Yaralanması” başlığını taşıyan 15 Eylül 1921 tarihli bir gazete haberi, olayı Adalı okuyucularına şöyle duyuruyordu; “Sakarya devler savaşı sırasında ordumuzun Ankara’ya ilerleyişindeki şerefimize, övünç ve kıvancımıza, Kıbrısımız da yiğit evladı, aydınlık subayı: süvari binbaşı ve 3. süvari alayının komutan yardımcısı İo. H. Çangaridis’in şahsında katıldı. Bay Çangaridis, Ankara’yı ele geçirmek için yapılan savaşlarda şu koşullar altında yaralandı. Savaşın en kritik döneminde, süvarilere hücum emri verildi. Düşman dağılmıştı. Türk komutanını askerleri terk etmişlerdi. Türk komutan çalıların ardından tabancası ile süvari binbaşısına ateş ederek omuzundan yaraladı. Süvari binbaşısı, atının sırtından kılıcı ile türk subayını öldürdü.Yiğit binbaşı alayın komutanı olarak[!] yarasını sık sık eliyle bastırarak, atı ve kendisi kanlar içinde hücuma ve savaşa devam etti. Biraz ötede bir Türk askeri, süvari binbaşısını süngülemeye çalıştı. Ancak binbaşı onu önledi ve kılıçtan geçirdi. Türk askeri, kılıcıyla süvari komutanının kolunda ufak bir sıyrık yapmayı başardı. Üç dakika geçmeden, kurşunla sol baldırından yaralanır ve aynı zamanda atı da ölür ve ikisi birlikte yere düşerler. Atların ilerleyişi ve kılıç hücumu devam eder. Kimse yaralı süvari binbaşısına yardıma gelmez. Savaş bittikten on bir saat sonra kahraman süvari binbaşısı yaralandığı yerde baygın bir halde bulunur. Yaraları bağlanır ve ameliyathaneye götürülür. Oradan Bursa[daki] hastanesine sevkedilir. Daha sonra da Atina’daki Evagelismon Hastanesi’nde tedavi edilir. Çok şükür ki hayati tehlikesi yoktur. Kıbrıs ta, böyle bir yiğit dünyaya getirdiği ve yetiştirdiği için, gurur ve onur duymaktadır”. [33]



İyileştikten sonra Anadolu’ya dönmediği anlaşılan Çangaridis [34] dışında, Anadolu’da savaşan Rum subayların tamamı teğmen rütbesindeydi. Yunan Ordusu üniformasıyla mesleki kariyerlerinin henüz ilk basamağında bulunan bu subaylar içinde özellikle birini, Kıbrıs Türkleri sonraki yıllarda yakınen tanıma talihsizliğine uğrayacaklardı. “Bir köylü ailesinin çocuğu olarak doğup Yunanistan için kanını dökmek rüyasıyla büyüyen ve harbiye’den mezun olduktan kısa bir süre sonra, Anadolu’daki kıtasına katılan bu genç subay, sonradan E.O.K.A.’nın kurucusu ve lideri olacak: Yeorgios Grivas Digenis’ti”. [35]



“Alithia” gazetesi’nin 27 Ağustos 1991 tarihli sayısında, “Bilinmeyen Konu, Kıbrıs’ın Küçük Asya Mücadelesi’ne Katkısı”başlıklı ve Dimitrios Talyadoros imzalı bir makalede, aslen Maraşlı, sağlık birimlerinde teğmen olarak bulunan, Eskişehir’de yaralanan, 1922 yılında İzmir Askeri Hastanesi’ne müdür atanan “altın kahramanlık payesi” [madalyası olmalı] sahibi Konstantinos Fanu’dan söz edilmektedir. Bu bilginin düzeltilmesi gereken çok yönü vardır. Öncelikle 1922 yılında Yunan Ordusu’nun İzmir’de bir değil, tam dört hastanesi bulunmaktadır. İkinci olarak, İzmir’in işgalinden sonra, Anadolu’da açılan Yunan ordu hastanelerinde müdürlük verilen askeri tabiblerin rütbesi binbaşı ve üzeridir. Ve herşeyden önemlisi, Yunan Harp Tarihi Dairesi’nin, Anadolu harekâtında ordusunun sağlık yapılanmasını inceleyen: Ordunun Sağlık Hizmeti 1919-1922 (İ İgionomiki İpiresia tu Stratu) Atina (1963) başlıklı ayrıntılı yayının da, bu isme rastlayamadık. Bu bakımdan, Talyadoros’un makalesinde zikrettiği, iki kez kahramalık bir kez de şeref madalyası ile taltif edilen sağlık hizmetlerinde teğmen Kulis Meli ile, Sakarya’daki operasyonlar sırasında yaralanan Lefkoşa’lı süvari teğmeni Sofoklis Zografos’un varlığını, ister istemez ihtiyatla karşılıyoruz. [36]



3. Yardım Kampanyaları ve Nakdi Bağışlar



Kıbrıslı Rumlar öteden beri sadece “gönüllü yazılarak” değil, ayni ve nakdi katkılarıyla da, Yunanistan’a destek olmuşlardır. Yunan Krallığı’nın kuruluşu sürecinde, çok miktarda silah ve parayı Mora’ya gönderen Ada Rumlarının, 1880’lerin başında Kıbrıs’a gelerek Osmanlı Devleti’ne karşı bir savaşta kullanılmak üzere, kendilerinden 143 katır alan Yunanlı Subaylara 107 tanesini de hediye ettiği, [37] ve Balkan Savaşları sırasında yüzlerce gönüllüyü, Atina ‘ya yolladığını belirttiğimiz Kiriakidis- Lanitis ikilisinin topladığı bağışları, Yunan Başbakanı Eleftherios Venizelos’a teslim ettiği bilinmektedir. [38]



Yunan Ordusu’nun Anadolu’ya çıkmasından sonra, Kıbrıs’ta hasılatı Yunanistan’a aktarılacak ilk yardım kampanyasının, 1921 baharında Lefkoşa’da başlatıldığı anlaşılmaktadır. “Vatan İçin Bağış” başlıklı bir gazete haberinde “Kıbrıs’ın dini ve milli önderi [Başpiskopos] nin , Yunan Kızılhaçı ve savaşın [Birinci Dünya] öksüz ve yetimleri yararına yardım davetine, Rum halkının ekonomik gücü oranında büyük bir arzuyla icabet edeceğine şüphe etmiyoruz. Ana kucağı [Yunanistan] ndan uzakta olan biz Kıbrıslılar [Rumlar] arslan öfkesine sahip Yunan alaylarının eşi benzeri görülmeyen fedakarlıklarla süsledikleri bağımsızlık uğraşının değerini burada mükemmelen öğrenmiş durumdayız. Bu nedenle, Yunan şerefi ve özgürlüğü yolunda ön safta savaşanlara karşı kutsal görevimizi, maddi destek vermek suretiyle yerine getirmek isteriz” denmekteydi. [39] 4 Mayıs itibarıyle yani bir hafta içinde toplanan: 523 paund 7 p.’lik hasılatın kamuoyunu pek tatmin etmediği, şu yazıdan açıkça anlaşılmaktadır: “Başkent [Lefkoşa] te milli yardım geçtiğimiz hafta başladı ve devam ediyor, hasılat Balkan Savaşları’nda Lefkoşa’nın yaptığı bağışın altında olmakla beraber, süregiden ekonomik krize paralel olarak herkesin tahmin ettiği kadar kötü değildir. Bu nispi gerilik, başka nedenlere bağlı olmaktan çok, açılmasına karar verilen yardım kampanyalarının biçiminden kaynaklanmaktadır. Başpiskoposun diğer yetkilerle birlikte, milli gayemizin eksiksiz ve süratle gerçekleştirilmesi için, gerekli olan her türlü girişimde bulunacağını umut ediyoruz. Bunun gerekliliği ve önemi hakkında Küçük Asya Cephesi’nden henüz gelmiş olan Bay F. Dragumis’in Rum halkına tavsiyesi..: sivillerin genel katkıları ve herbirimizin yakın çevresini devreye sokarak ve elden geldiğince, bu yüce mücadelenin başarısı için her zaman yardımcı olduğumuz gayemizin büyüklüğünün tamamen bilincinde olmaları gereklidir. Vatansever halkımızın vatani görevini yerine getirme konusunda her zaman olduğu gibi eksiği olmayacağı kanaatindeyiz”. [40]



Atina ‘da yayımlanmakta olan “Hronika” gazetesinin, şehirde yaşayan Kıbrıslı Rumların “gerçekte küçük ve fakir olan yardımlaşma derneğinin dişinden tırnağından arttırdığı üç beş kuruşu da savaş [Anadolu’da devam eden] gazilerine bağışladığını “Fakir Kıbrıslılar” başlığı altında haber yapmasını Rum basının, Kıbrıs’taki kampanyaya ivme kazandırmada malzeme yaptığı “Yunanistan’da bulunan hemşerilerimizin bu bağışı, yaptığımız bağışlarla ulusal ödevlerimizi tamamladığımızı düşünecek kadar acınacak bir yanılgı içinde olanlarımızı hiç değilse uyararak işe yarasın. Yüzyıllık düşmanımız [Türkler] a karşı yapılan tüm mücadelelerde, Yunanlılığın bir bütün halinde göreve katılımı, eskiden olduğu gibi özellikle son ulusal savaşımızda da, karşı konulmaz bir şekilde kendini gösteriyor. Hemşehrilerimizin geçim sıkıntısı çeken küçük bir kısmı dışında, burada [Kıbrıs] ekonomik durumları iyi olanların varlığı, reddedemeyeceğimiz bir gerçektir” [41] diye yazmasından açıkça görülmektedir. Yunan filosunu güçlendirmek için, Adada yıllardan beri satılmakta olan “donanma piyangosu”na olan talep te, “küçük büyük hepimiz donanma piyangosu edinmeliyiz. Drahminin develüe edilmesinden ötürü, tanesi neredeyse hiç düzeyinde: sadece 3 kuruştur. Biletleri Maraş’ta Bay Savva Yoanni’nin, Lefkoşa’da Ticaret Kulübü’nün karşısında Bay Hristodulu Loyzidi’nin, Larnaka’da Bay S.İkonomidu’nun, Omorfo’da Bay Haralambidi’nin mağazalarıyla, Baf’ta coşkulu öğretmen Bay F. Fil aktu’da bulacaksınız” [42] denilerek özendirilmekteydi.



Kıbrıs Türk basınında çıkan bir dizi haberden, 1922 yılı baharında Rumların yeni bir yardım kampanyası başlattıkları anlaşılmaktadır. “Ankebut” 17 Mayıs’ta, “Birkaç gün evvel bağış toplamak maksadıyla, müzakere etmek üzere Larnaka’da, Rumlar tarafından bir meclis toplanmıştır.Alınan kararlara göre, Anadolu’daki palikaryalara! muntazam suratle yardımda bulunmak için bir abone defteri düzenlenerek, bağış kabulüne başlandı” diyordu. Lefkoşa’da avukat Paskal’ın 40 ve doktor Koriyadi’nin 20 lira bağışlayarak destekledikleri bu kampanyayı [43] , Rumların “kapı kapı dolaşarak kolaylaştırdıklarını” Kahire’de yayımlanmakta olan “Egypt Gazette” bile yazmıştı. [44]

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01.03.07, 21:59
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: kurtuluş savaşında Kıbrıs'tan Yunana destek

4. Psikolojik Boyut: Anma, Kutlama ve Karşılama Törenleri



Yunanistan’a değişik biçimlerde verilen desteğin “sürdürülebilir” olması, Rumların moralinin yüksek tutulmasıyla mümkündü. Bu nedenle, başta Ortodoks kilisesi mensupları olmak üzere, bu gerçeğin farkında olan Adadaki Rum ileri gelenleri ve basın “milli veya dini” anlam taşıyan günleri, araç olarak kullanmışlardır. Bunlar artık daha bir coşkuyla karşılanırken, Anadolu’da devam eden Türk-Yunan Savaşı’yla ilintili bazı gelişmeler, yepyeni bazı etkinliklerin yapılmasına zemin hazırlamışlardı. Bu bağlamda, 1921 yılının Temmuz ve Ekim aylarında yaşanan yoğunluk dikkatlerden kaçmamaktadır.



Kipriakos Filaks, 7 Temmuz’da “Muzaffer Askerlerimize” başlığıyla yayımladığı yazıda, “Ordumuzun başarıyla gelişen harekâtının duyurulmasıyla doğal olarak bir coşku, kıvanç ve sevinç denizinde yüzüyoruz. Ancak bu arada, kanlarını akıtarak bize, neşe ve coşkuyu armağan eden yiğitlerimize olan görevimizi ihmal etmemeliyiz ki, bu görevlerin tehir edilmeden üstlenilmesi zorunludur. Başpiskopos, metropolitler , yöneticiler ve Kıbrıs’taki tüm kanaat önderlerinin vakit geçirmeden her zaman istekli olan halka, görevini yerine getirme fırsatı vermeye özen göstereceğinden şüphe etmiyoruz” derken kastettiği, Adanın Yunanistan’a katkısındaki olası bir duraksamaya karşı, ilgililerin uyanık olmasıdır. 14 Temmuz’da ise, 1821’deki Mora olayları sırasında, Kıbrıs’taki Osmanlı Valisi Küçük Mehmet Paşa’nın, enosis için ayaklanma hazırlığı yaptıkları gerekçesiyle Başpiskoposla bazı dini önderleri idam ettirmesini, “Kıbrıs ruhu 9 Temmuz [18]21 tarihinde semalarını kaplayan matem havasını büyük bir acıyla anımsadı. Zorbalık bulutu o uğursuz gün boyunca vatanımızın ufuklarını her zamankinden daha yoğun ve daha siyah olduğu halde kapladı ve o tarihten bu yana, şehitlerimizin ıstıraplarına ilişkin anılar, yüz kat daha yoğunlaşmıştı” şeklinde okuyucusuna hatırlattıktan sonra, ulusal duyguları şu cümlelerle okşuyordu: “Doğu’nun zorba ve amansızı, Batı’nın gözünü korkutan [Türk] şimdi eski kölesi [Yunanistan] nin kılıcı altında inliyor ve kötü oyun bitiyor. Ne muazzam ve akılalmaz bir ters-yüz olma!”. [45]



Aynı tarihli [14 temmuz ] iki haberden, “Kıbrıslı Şehitler İçin Dua” başlığını taşıyan ilkinde, 1821’de zorba [Türk] lar tarafından katledildikleri belirtilen din adamları ve papazların başpiskopos tarafından yapılan duası şöyle anlatılıyordu: “Sade ve gösterişsiz meçhul asker anıtının üzerine, etrafı vatan ve imanın parlak timsali Yunan bayrağı ile çevrili olduğu halde... korkunç işkencelere tahammül eden merhum Başpiskopos Kiprianos’un resmi konuldu. Son derece duygulanan cemaat, lanetli 9 Temmuz ve geçirmekte olduğumuz büyük ulusal günlerin, yüzüncü yılını doldurması nedeniyle yapılan ayini izledi. Ayinin bitimini müteakip Bay İ.Papaporfiriu, Türk zorbalığı ve vahşetinin aramızdan ayırdığı soylu kurbanların fedakarlıkları hakkında kısa bir tarih konuşması yaptı” . [46] İkincisinde Rum-Yunan dayanışması son derece çarpıcı bir şekilde sergilenmektedir. Eskişehir’in Yunan Ordusu’nun eline geçmesi üzerine, Lefkoşa’da yapılan şenliği anlatan haberde: “Eskişehir’in düşmesi başkentte çılgın sevinç gösterileriyle kutlandı. Yunan Konsolosluğu’nun Kipriakos Filaks’ın ekine koyduğu keyif verici ilan [düşüşü duyuran] okunduğunda, başkent sakinlerinin patlayan ulusal sevinci, kelimelerle anlatılamaz. Bayraklarla donatma, şenlik çanlarının çalması, sıcak tokalaşmalar, ticaret kulübünde piano ve bizuki nameleri eşliğinde söylenen milli şarkılarla coşuldu. Gençler Derneği’nde ise, bu tarif edilemez neşenin çok az kısmı ortaya çıkmıştı. Ulusal duyguların yoğunlaşması sonucu, Başpiskoposluğa yönelen başkent halkına, orada hazır bulunan büyük başpiskopos gerçek ancak gayri resmi bir şükür ayini yaptı” denmekteydi. Ayinden sonra avukat G. Haci Pavlu “Olağanüstü coşkulu bir vatani nutuk” atmış, başpiskopos bir telgrafla, tebriklerini kral ve Başbakan Gunaris’e iletmişti. [47]



Anadolu’daki askeri etkinliği konusunda bilgi verdiğimiz Kıbrıslı Rum subaylardan: Süvari Binbaşısı Çangaridis’in hava değişimi izniyle Ada’ya gelişi, Sakarya Savaşı’nın kaybedilişinden kaynaklanan moral çöküşün giderilmesinde doping etkisi yapmıştı. Ekim ayının ilk haftası içinde Magosa’ya ayak basan Çangaridis doğduğu Lapta kasabasına kadar “çok büyük coşku ve saygı gösterileriyle” karşılaşmıştı. Larnaka’daki Grand Otel’de onuruna, Yunanistan Konsolosu’nun da hazır bulunduğu bir akşam yemeği verilen Çangaridis’i, kentin belediye başkanı Zannetos’ta evinde kabul etmişti. Ertesi gün sadece birkaç saat kaldığı Lefkoşa üzerinden Lapta’ya geçen Çangaridis, Girne-Lapta arasındaki “Acı Su” [Pikro Nero] mevkiinde Halk Kurulu, Öğretmenler Birliği , Okul Mütevelli Heyeti ve “er yatağı” olan kasabasının ileri gelenleri tarafından karşılanmıştı. Karavan’da Belediye Başkanı G. Hacilambru ve Doktor İ. Pigasiu’nun, kendisine hitaben söylediklerine duygulu bir konuşmayla mukabele ettikten sonra, bu kez Lapta girişinde elinde çiçek öğrenciler ve Belediye Başkanı Haritos Athanasiu ile karşılaşmıştı. [48] 13 Ekim’de, Binbaşı’nın “Lefkoşa’ya gelerek yüksek rütbeli subaylarla, İngiliz Valiyi ziyaret edeceğini öğrendik” diyen gazete haberi, “Vatansever başkentin Kıbrıslı bu seçkin subaya gereken itibarı göstereceğine itimadımız tamdır. Ayrıca Halkın Sevgisi [Derneği’nin] ulusal okuma salonunda kendisine, Doktor E. Glikis’in hitap edeceği parlak bir resepsiyon da hazırlanmaktadır” şeklinde devam ediyordu. [49]



Sözü edilen başkent ziyareti, 20 Ekim tarihli bir gazete haberinde şöyle tasvir edilmektedir: “Kahraman Kıbrıslı süvari binbaşısını, savaşta gösterdiği üstün başarınlarından dolayı başkent, her türlü itibar ve saygı ile onurlandırarak karşıladı. Lefkoşa’nın vatansever halkı, bütün savaşçılara hakettikleri saygı ve sevgiyi bu küçük Adanın kahramanlarına – ki bunlar gönüllüler ve muvazzaflar olmak üzere çoktur- Yunan Ordusu ile birlikte kutsal milli mücadele uğruna canlarını feda edenleri anma fırsatını, bu üstün subayın şahsında buldu. Bu anma fırsatı ki, hepimizin hayran olduğu ve şevkat duyguları beslediği, Yunan ismine saygıyı Kıbrıs’ta da göstermiş olduk. Böylece milli dayanışmayı büyük özgür vatan merkezi ile bağlılığımızı kanıtladık. Bay Çangaridis’i önce Halkın Sevgisi [Derneği] karşıladı. Bu dernek toplumsal amacını her zaman için aynı yönde yani öncelikle milliyetçi hedefe yönelik hareket etmek olarak belirledi ve ayni şekilde bütün üyelerinin milliyetçilik hislerinin, milliyetçiliğin gelişmesi ve kuvvetlendirilmesi için uğraş verdi. Resmi kabul akşam 8:30 da idi. Ancak saat 7:00’den itibaren halk, Kıbrıslı subayı kutlamak için Anagnostiriu bölgesinin önünü doldurmuştu. Halkın Sevgisi Derneği’nin geniş odaları, toplanan halkın 1/5’ini bile almakta yetersiz olduğundan davetlilerden özellikle ve sadece başpiskopos, Kitiu ve Kikku piskoposları içeri alındı. Belirlenen saatte mavi beyaz ve zengin milli resimlerin süslediği dernekte, kendi isteği üzerine doktor Bay E. Glikis milli bir konuşma yaparak ... Pers savaşlarından başladı, ölümsüz 1821’le devam ve yakın dönemde defne taçlı Kral Konstantin’in mücadeleri ile bitirdi. Bay Çangaridis o zaman yerinden kalktı, kibar boyu posu kalabalık arasında göründü ve his dolu isyankâr bir ses, güzel ve anlamlı sözcüklerle karşılık verdi. Daha sonra kürsüye gelen Bay Th. Theodotu Çangaridis’e hitaben, savaş alanlarında kazandığınız nişanlarınızla ve defne yapraklarınızla, Kıbrıs’ta dünyaya geldiğiniz ve Kıbrıs’ta yetiştiğiniz için siz kanınızla İngiliz halkına karşı protesto bildirisi yazdınız ve Kıbrıs’ın düşmanlarını yalanladınız. Düşmanın girişimleri, Yunan halkının canlılığı karşısında param parça olacaktır. Yunan kucağına düşmek üzere olan İstanbul yolunu, kanla çizdik. Yunanlılığın düşmanları, boşuna milli hedefin gerçekleşmesini engellemeye çalışmaktadır. Hedefin gerçekleşeceğinin garantisi, Yunan Ordusu’nun yiğitliği ve kuvvetli milli inancıdır. Bay Theodotu’nun ardından Bay R.Hacı Pavlu, İ. Mirianthis ve avukatlar, Çangaridis için canlı ve coşku dolu konuşmalar yaptılar. Bu arada bayram tatlıları ikram edildi. Halkın Sevgisi Derneği Başkanı Bay H. Petropulos’un mandolinle eşlik ettiği seçme müzik parçaları seslendirildi. Tören, Yunan milli marşının okunmasıyla sona erdi. [50]



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01.03.07, 22:00
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: kurtuluş savaşında Kıbrıs'tan Yunana destek

Sonuç



Yunanistan Krallığı’nın başka bir devletin egemenliği altında olduğu halde, Rum nüfusun yaşadığı bölgelerden 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak ordusuna gönüllü yazdığı bilinmektedir. Daha 1861 yılında, Londra’daki Osmanlı Büyükelçisi Musurus Paşa bir raporla: Giritliler (Rumlar) in Yunan Ordusu’na kaydedildiğini Bab-ı ali’ye bildirmişti. [51] 1897-98 Osmanlı-Yunan, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları sırasında, Ege ve Akdeniz Adaları’yla Anadolu’daki Rum diasporasını da kapsayacak şekilde yaygınlaştırılan bu uygulamanın, Türk Kurtuluş Savaşı yıllarında da devam etmesi, şaşırtıcı değildi. İngiliz yönetiminin, 24 Nisan 1921 günü gerçekleştirdiği nüfus sayımı sonuçlarına göre: yaklaşık 250.000 Rumun yaşadığı Kıbrıs’ın [52] Yunan Ordusu’nun saflarını doldurmak için verimli bir coğrafya olduğu ortadadır. Kaynaklarda, Anadolu’ya geçen gönüllülerin sayısına ilişkin bir bilgi, ne yazık ki bulunmamaktadır. Yasaklanmış olmasına rağmen, bunların nasıl olup ta Adadan ayrılabildikleri, Yunan Ordusu’nun kendi ülkesininkiler kadar, İngiliz menfaatleri için de Anadolu’da vuruştuğu hatırlandığında, anlaşılır olmaktadır. Bu “sözde”yasağın, Kıbrıslı Türklerin olası tepkilerini yatıştırmayı hedeflediği açıktır. Gönüllülerle ilgili haberlerin, hiçbir sınırlama olmaksızın Rumca gazete sütunlarında boy göstermesi, yasağı deldiği gerekçesiyle yapılmış bir tutuklamanın bulunmayışı, hasılat toplamı tespit edilemeyen yardım kampanyalarına müdahale edilmeyişi, başka nasıl açıklanabilir?



Dünyadaki tüm diaspora Rumlarının desteğine rağmen, Türk Ordusu’nun Anadolu’da Yunanistan’a karşı kazandığı zaferin, Kıbrıslı Rumlar için ne anlama geldiği, Adalı Rum yazarlarından Petropulos’un şu cümlesinden açıkça anlaşılmaktadır: “Ne yazık ki Küçük Asya Felaketi, Kıbrıslıların enosis özlemini yine kesintiye uğrattı”. [53]









Güzelyurt Tarih Buluşması (3–4 Nisan 2001) Bildiriler, Lefke, Haziran 2001.



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Ceride-yi Resmiye-yi Kıbrıs,5 Kasım 1914 tarih ve 1136 numaralı “nüsha-yı fevkalade”.

[2] Sir Harry Luke, Cyprus (Revised and Enlarged Edition), Nicosia (1965), s.s.88-89.

[3] Yakın dönem Yunan tarih yazıcılığında, 1915-1917 yılları arası: “ulusal bölünmüşlük” (etnikos dihasmos) olarak anılmaktadır. Bu dönemde Yunanistan, “ savaşa İtilaf Devletleri safında girmek isteyen”, başında Venizelos, Kunduriotis ve Danglis’in bulunduğu Selanik’teki geçici “Ulusal Savunma” (Ethniki Amina) Hükümetiyle; Alman İmparatoru II. Wilhelm’in kız kardeşi Sofia ile evli olmasının da etkisiyle “tarafsızlığın muhafaza edilmesini isteyen” Atina’daki Kral Konstantin (os) ve sadık hükümetleri arasında ikiye bölünmüştü. Zaimis (1855-1936)’in, 6 Ekim’de kurup başbakanlık yanında dışişleri bakanlığını da üstlendiği “saray hükümeti”nin, “Kıbrıs’ta enosis’e yeşil ışık yakmış olsa bile” kralın politik çizgisi dışına çıkması mümkün değildi. Söz konusu dönemi, ayrıntılarıyla işleyen bir çalışma için bkz. A. Kocias, Müthiş Belgeler, Ulusal Bölünmüşlük, Venizelos ve Konstantinos(Ta Fovera Dokumenta, O Ethnikos Dihasmos, Venizelos ke Konstantinos), (y.y. vet.y.)

[4] Selanik’teki hükümetin İtilaf Ordusu’na 1916 Eylülü’nde çok küçük kuvvetler vererek başlattığı, 1918 yılı Sonbaharı’nda 11 tümene varan desteği ile ilgili derli toplu bilgi için bkz. Yunan Ulusunun Tarihi (İstoria tu Elliniku Ethnus) IE, Atina (1980),s.s. 55-74.

[5] Yunan başbakanı, Michael Llewellyn Smith, Anadolu Üzerindeki Göz, İstanbul (Şubat 1978), s.84’te yazdığı üzere: İngilizlerin alınganlıklarına karşı incelik gösterdiğinden Kıbrısı resmen istememiş olmalıdır. Nitekim konferansla ilgili yayımlanmış Amerikan belgelerinden birinde: “Kıbrıs Adası konusunda niçin belirli bir isteğin ileri sürülmemiş olduğu sorulabilir O (Venizelos) bunu çeşitli nedenlerle yapmıştır, bu nedenlerden en önemlisi de İngiliz Hükümetinin savaş sonunda yeteri kadar gönül yüceliği göstererek Kıbrısı Yunanistan’a vereceğine inanmış olmasıdır. Özetlemek gerekirse, Yunanistan Kıbrıs dahil Doğu Akdeniz’deki bütün adaları istiyordu” denmekteydi.

[6] Paris Barış Konferansı’nda Yunan istekleri ve müttefiklerinin Yunanistan’a bakışı konusunda bkz. Engin Berber, Sancılı Yıllar: İzmir 1918-1922, Mütareke ve Yunan İşgali Döneminde İzmir Sancağı,Ankara (Mart 1997), s.s. 107-120.

[7] K.Amandu, Kısa Kıbrıs Tarihi (Sindomos İstoria tis Kipru), Atina (1956), s.131.

[8] Sir George Hill, A History of Cyprus, IV, (Cambridge, 1952), s.s 501-502. Ada hukuken Osmanlı egemenliği altında bulunduğundan, İngiliz yönetiminin Yunan konsolosuna engel olması gerekiyordu. Ancak Yüksek Komiser Sir Walter Sendall(1892-98), Ahmet Gazioğlu, Kıbrıs Tarihi, İngiliz Dönemi (1878-1960). Lefkoşa (Eylül 1997) s. 34’te belirtildiği üzere: Yunan yanlısı bir yönetici olduğundan Yunan konsolosu Filemon’la, Yunanlı öğretmenlerin ve ajan provakatörlerin faaliyetlerine göz yumuyordu.



[9] Uzun yıllar Atina Üniversitesi’nde çalıştıktan sonra emekliye ayrılan Prof Dr Konstantinos Amandos Adalı Rum tarihçilerin en önemlilerinden biridir Çok sayıda kitap ve makaleye imzasını atan Amandos’un Onbirinci Yüzyıldan 1821’e Yunan Türk İlişkileri(Shesis Ellinon-Turkon apo tu endekatu eonos mehri tu 1821) 2 cilt, Atina (1955) başlıklı kitabı, Yunanistan’da alanının önemli çalışmalarından biri kabul edilmektedir.

[10] 1920 yılında Lanitis, Limasol Belediye Başkan adayları arasında görülmektedir.

[11] Amandu, s.s. 130-131 ve 173.

[12] “Kıbrıslı Gönüllüler” İho tis Kipru, 3 Şubat 1913.

[13] Amandu, s.174.

[14] “İngiliz Ordusu’ndaki Katırcı Kıbrıslılar için”, Kipriakos Filaks, 9 Mart 1921, Ankebut, 9 Ağustos 1922’de sayılarının on altı binden fazla olduğu bildirilen Kıbrıslı katırcılar ve Adada yapılan geniş katılımlı madalya takdim törenleriyle ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Ankebut, 26 Eylül, 7 Kasım 1921 ve 2 Ağustos 1922.

[15] Eleftheria, 23 Şubat 1918’deki, “Genel Konsolos N.Vapbellas” imzalı ve “96 numaralı” duyuru.

[16] Sabahattin İsmail, Ergin Birinci, Atatürk Döneminde Türkiye-Kıbrıs İlişkileri 1919-1938 (Kasım 1989), s.26. Girne’deki, K.K.T.C. Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi envanterinde bulunmadıklarından, bu iki Türkçe gazeteyi taramak, ne yazık ki mümkün olamamıştır.

[17] Kıbrıslı Türklerin, 1918-1922 yılları arasında yaptığı siyasi çalışmalar konusunda bilgi için bkz. Dipnot 16’da zikredilen kaynak, ss. 21-80 ve Dr. Nazım Beratlı, Kıbrıslı Türklerin Tarihi, 3. Kitap, Lefkoşa (1999), ss. 57-64.

[18] “Kipriakos Filaks”ın, 4 Mayıs 1920 tarihli nüshasından naklen, Sabahattin İsmail, İngiliz Yönetiminde Türk-Rum İlişkileri ve İlk Türk-Rum Kavgaları, (t.y.) s. 391

[19] Ankebut, 11 Aralık 1920’de yeralan bir haberden, Kıbrıslı olup avukatlık yapan Agesilaos Artemis’in işlerinin çokluğu nedeniyle konsolosluk görevini yapamayacağını telgrafla Yunan Hükümetine bildirdiği anlaşılmakta, aynı gazetenin 23 Temmuz 1921 tarihli nüshasında, yeni konsolos Zisis Hacı Vasiliu’nun Larnaka’ya gelmiş olduğu okunmaktadır. Cyprus Blue Book 1921, Nicosia (1992), s. 144’ten, Vasiliu’nun görevi 14 Temmuz’da devraldığı anlaşılmaktadır.

[20] “Yunanistan’ın Kıbrıs’taki Genel Konsolosu” ve “Yunan Ordusu İçin Gönüllüler”, Eleftheria, 19 Haziran 1920.

[21] “Kipriakos Filaks”ın 23 Haziran 1920 tarihli nüshasından naklen, İsmail (t.y.) s.s. 390-391.

[22] Kipriakos Filaks, 23 Şubat 1921’de, “12 Şubat 1921 tarih” ve “630 numaralı” duyuru.

[23] Rumca gazetelerin Adadaki en üst İngiliz yönetici için “vali” ünvanı kullandıkları dikkatlerden kaçmamaktadır. Oysa bu ünvan Türkiye’nin Lozan Antlaşması’yla, 5 Kasım 1914 tarihli “ilhak” kararını tanıyıp İngiliz Hükümeti 10 Mart 1925’te Kıbrısı taç koloni ilan etmesinden sonra kullanılmaya başlanmıştı. Rumların “yüksek komiser” ünvanını kullanmayışının ardında, bunun Kıbrıs’ın hukuken Osmanlı egemenliğinde olduğunu göstermesi yatmaktadır.

[24] “Yalnız Yunan Uyruklular”, Kipriakos Filaks, 3 Mart 1921.

[25] Kipriakos Filaks, 5 Mayıs 1921.

[26] Kipriakos Filaks, 25 Ağustos 1921.Adadaki yerleşim merkezleriyle ilgili ayrıntılı bilgi sunan bir kaynak için bkz. N.Kliridi, Kıbrıs’ın Köyleri ve Sakinleri ( Horia ke Polities tis Kipru ),(t.y.).

[27] Ankebut, 19 Nisan 1922.

[28] Ankebut, 17 Mayıs 1922.

[29] Genel Devlet Arşivi- Atina (Yenika Arhia tu Kratus), zarf:37.

[30] “Kıbrıslı Subayın Haklı Terfisi”, Kipriakos Filaks, 16 Şubat 1921.

[31] “Kıbrıs için Şeref”, Kipriakos Filaks, 11 Ağustos 1921.

[32] Küçük Asya’da Harekat (1919-1922), 1921 Ankara Operasyonları (Epihirisis pros Ankiran 1921). Birinci Bölüm, [Yunan] Harp Tarihi Yayınları, Atina (1963) s. 153 ve 176. Çangaridis’in yaralanmasından sonra, İkinci Kolordu emriyle bu “müfreze” dağıtılmıştı.

[33] Kipriakos Filaks, 15 Eylül 1921.

[34] Çangaridis’in, teğmenliğinden 1921 Ağustosu’na uzanan mesleki kariyeri ve Anadolu’daki etkinlikleriyle ilgili yukarıda sunulan bilgiler şu kaynaklardan derlenmiştir; Amandu, s.177 ve [Yunan] Harp Tarihi Başkanlığı’nın Küçük Asya’da Hareket (1919-1922) dizisinin: Filedelfia, Bursa, Uşak Operasyonları (Haziran –Kasım 1920) (Epihirisis Filadelfia, Prusis, Usak) Atina (1957)s. 338 ve 384, Taarruz Operasyonları (Aralık 1920-Mart 1921), (Epithetike Epirisis), Atina (1963) s. 369 ve 394, 1921 Ankara Operasyonları (Epirisis pros Ankiran 1921) Birinci Bölüm (Epihirisis İuniu – İuliu 1921) Atina (1964) s.416. Harekâtın Sonu 1922 (To telos tis Ekstratias 1922) İkinci Bölüm (1962) kitapları ile Kipriakos Filaks, 6 Ekim 1921.

[35] A.G. Hachanastasiu, Albay Yeorgios Grivas Digenis ve Efsanevi E.O.K.A. ( O Sintagmatarhis Yeorgios Grivas Digenis ke i Thriliki E.O.K.A.), Atina.,(t.y.) s.14.

[36] Bu makalenin tıpkı basımı ve Türkçeye çevirisi için bkz. İsmail (t.y.) , s.s. 387-389.

[37] İsmail, (t.y.) s.18 ve 28.

[38] Amandu, s.s. 173-5.

[39] Kipriakos Filaks, 28 Nisan 1921

[40] “Lefkoşa, Savaş Öksüz ve Yetimleri İçin”, Kipriakos Filaks, 5 Mayıs 1921. Aynı yazıda toplam hasılatın dökümü şöyle yapılmıştı: “Başpiskoposluk 50, Başpiskopos 10, Faneromeni Kilisesi ve encümeni 125, Tripiotu Cemaati 91, 13p., Ag. Antoniu Cemaati 84, 10 p., Ag. Savva Cemaati 58, 10 p., Aliniotissis Cemaati 43, Ag. Kassianu Cemaati 30, 14 p., Ag. Yoannu Cemaati 25 ve Ag. Luka Cemaati 5”.

[41] Kipriakos Filaks, 22 Eylül 1921.

[42] Eleftheria, 24 Aralık 1921.

[43] Ankebut, 24 Mayıs 1922

[44] Ankebut, 14 Haziran 1922.

[45] “Ne Muazzam Ters-Yüz Olma”, Kipriakos Filaks, 14 Temmuz 1921.

[46] Kipriakos Filaks, 14 Temmuz 1921.

[47] “Lefkoşa’da Eskişehir Düşmesi Şerefine Şenlik”, Kipriakos Filaks, 14 Temmuz 1921. Kipriakos Filaks,21 Temmuz 1921’de, Gunaris Kıbrıs Başpiskoposu’na gönderdiği cevabi telinde: “Sizin ve Kıbrıs halkının ordunun zaferiyle ilgili sıcak tebrik ve temennileriniz için teşekkürler” diyordu.

[48] “Süvari Binbaşısı Bay Çangaridis Doğduğu Yerde”, Kipriakos Filaks, 6 Ekim 1921.

[49] “Süvari Binbaşısı Bay Çangaridis Lefkoşa’da” Kipriakos Filaks, 13 Ekim 1921.

[50] Kipriakos Filaks 20 Ekim 1921.

[51] İlber Ortaylı, “The Greek and Ottoman Administration During the Tanzimat Period” Perceptions, June-August 1997. s. 54.

[52] “24 Nisan 1921 tarihli Nüfus Sayımına İlişkin Özlü Tablo“,Kipriakos Filaks, 19 Mayıs 1921’de “Adanın toplam nüfusu 310.709 kişiden ibarettir. Bunlardan 61.422’si Müslüman 249.287’si Rum ve diğerleridir…” denmektedir.

[53] H. Petropulos, Kıbrıs’ın Tarih ve Mücadeleleri (İ istoria ke Agones tis Kipru), Kipriaki Ekdosis, (t.y.),s.17.





Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01.03.07, 23:40
ilker_102 - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çekingen
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 64
Ettiği Teşekkür: 1
6 tane iletisine 10 kere teşekkür edilmiş
ilker_102 doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: kurtuluş savaşında Kıbrıs'tan Yunana destek

teşekkürler okuyamadım ama hepsini lazım olursam bulacağım yeri biliyorum en azından sağolun
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar