|
#1
|
|
18.03.07, 18:36
Erhan Afyoncu Oğuzlar'ın/Türkmenler'in büyük yolculuğu Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov Türkmenbaşı Anadolu'da yaşayan Türkler'le aynı boydan gelen bir Oğuz Türk'üydü. Türkmenbaşı'nın ölümü bana 1000 yıl önce Ortaasya'dan Anadolu'ya yolculuğumuzu ve arkada kalan akrabalarımızı hatırlattı Proto-Moğollar'dan, Kıtaylar'ın 924'te Orhun havalisine hâkim olmalarıyla birlikte, bu bölgedeki Türk boyları birbirlerini sıkıştırarak Batı'ya doğru göç etmeye başladılar. 1027'ye gelindiğinde artan Kıtay baskısı sonucu Türkler'in Batı'ya göçü büyük bir sel hâlini almıştı. Kay ve Kıpçak baskısı ile atalarımız Oğuzlar da yurtlarından ayrıldılar. Şamanî Peçenek ve Oğuzlar, Doğu ve Orta Avrupa'ya, Balkanlar'a; Müslüman Oğuzlar ise Maveraünnehir'e, Horasan'a ve diğer İslâm ülkelerine göç ettiler. Oğuzlar, 1040'da Dandanakan'da Selçuklular'ın idaresinde Gazneliler'i yenip, kendi devletlerini kurdular. Ancak Orta Asya'dan yüz binlerce Türk, Moğol kabilelerinin tazyiki ile Batı'ya göçe devam ediyordu. Maveraünnehir bölgesi onları barındırmaya yetmedi ve yeni bir yurt aramaya başladılar. Büyük Selçuklu Devleti kurulmadan önce Oğuzlar'dan kopan bir kısım boylar Azerbaycan, Güneydoğu Anadolu ve Irak'a gitmişlerdi. Göktaş, Buka, Mansur ve Anasıoğlu idaresi altındaki Türkmenler, Cizre ve Diyarbakır havalisi ile Musul'u ele geçirmişlerse de, uzun süre buralarda hâkim olamadılar ve Azerbaycan'a geri döndüler. Kendilerine yurt, hayvanlarına da otlak arayan Türkmen kitleleri, Büyük Selçuklu topraklarına gelmeye devam ediyordu. Selçuklular bunları, kargaşa çıkarmalarını ve otlak sıkıntısına sebebiyet vermelerini önlemek için Anadolu'ya sevk etti. Türkler, Suriye ve Irak'a da gidip, yerleşmişlerse de, bu ülkelerin iç bölgelerine girmemişlerdi. Bu bölgelerin iklim ve otlak durumunun hayvanları için uygun olmaması, Türkler'in buralarda yoğun bir şekilde yayılmasına engel oldu. Anadolu ise iklimi ve geniş otlakları ile Türkler'in yaşantısına uygundu. Aynı zamanda Anadolu'nun yoğun bir nüfusa sahip olmaması ve burada Türkler'e direnecek güçlü bir askeri organizasyonun bulunmaması da Türkmenler'in buraya gelmesini teşvik edici unsurlar oldu. ANADOLU'NUN FETHİ 1048'deki Hasankale zaferinden sonra Anadolu'ya yayılmaya başlayan Türkmen kitleleri, 1059'da Sivas ve Malatya'yı ele geçirdiler. 1064'te Alparslan, Kars'ı fethetti. 1067'ye gelindiğinde Kayseri, Niksar ve Konya fethedilmişti. Afşin Bey, 1068'de Anadolu'yu boydan boya geçerek, İstanbul Boğazı'na kadar geldi. Türkmenler Anadolu'nun doğu ve orta kısımlarına yayılmışlarsa da, burası henüz onlar için emin bir yurt değildi. Zira Türkmenler'in düzenli Bizans ordularına karşı mücadele edecek güçleri yoktu. Bu yüzden Bizans orduları üzerlerine geldiği zaman Türkmenler, Kafkaslara çekilmek zorunda kalıyorlardı. Ayrıca Anadolu'nun fethedilememiş pek çok müstahkem mevki ve kaleleri vardı. Buraların yeterli muhasara silahına sahip olmayan Türkmenler tarafından ele geçirilmesi oldukça zordu. Selçuklu orduları da Türkmenler'i himaye için her zaman Anadolu'ya gelemiyordu. 26 Ağustos 1071'de kazanılan Malazgirt zaferi Bizans ordusunu ve mukavemetini çökertti ve Anadolu'nun kapılarını sonuna kadar Türkmenler'e açtı. Bizans'ın yediği bu büyük darbe Türkmenler'in Anadolu'ya sel hâlinde dolmalarını sağladı. Malazgirt zaferinden sonra esir alınan Bizans İmparatoru Romanos Diogenis ile Alparslan'ın yaptığı anlaşma, yeni Bizans İmparatoru tarafından bozuldu. Bunun üzerine Alparslan, Artuk Bey'i Anadolu'nun fethiyle görevlendirdi. Artuk Bey'in, Alparslan'ın ölümünden sonra İran'a geri çağrılması üzerine onun yerini Tutak Bey aldı. Ancak asıl başarı Alparslan'a karşı taht mücadelesi yaparken öldürülen Kutalmış'ın oğulları sayesinde kazanıldı. Alparslan'ın oğulları ve kardeşleri arasındaki taht mücadelesi sırasında İran'da esaret altında bulunan Kutalmış'ın oğulları kaçarak, Anadolu'ya geldiler. Daha önce babalarına ve Alparslan'ın eniştesi Elbasan'a bağlı Yabgulu Türkmenler'iyle İbrahim Yinal'a bağlı aşiretler de Anadolu'ya gelmişlerdi. Bunlar İran'daki taht mücadelelerinde başarıya ulaşamamış küskün Oğuz kitleleri idi ve Selçuklu hanedanından başlarına geçecek birisini bekliyorlardı. Kutalmışoğlu Süleyman Şah bu Türkmenler'in başına geçti ve kısa sürede Orta Anadolu'dan İznik'e kadar olan sahayı ele geçirerek, 1075'te Türkiye Selçuklu Devleti'ni kurdu. ASIRLARCA SÜREN GÖÇ Malazgirt Muharebesi'nden sonra Anadolu ile Türkistan arasında bir göç kanalı oluştu. Türkmenler, büyük kitleler hâlinde Anadolu'ya gelmeye başladılar. Türkler'in gelişi bir anda olmamış, birkaç yüzyıl sürmüştür. Anadolu'ya gelen Türkmen dalgalarından birisi 13. Yüzyıl'da Türkistan'ın Moğol istilasına uğramasından sonra gerçekleşti. Türkmenler, Anadolu'ya her zaman direkt olarak gelmediler. Bir kısmı Azerbaycan, Irak ve Suriye'ye gidip, bir müddet oralarda kaldıktan sonra Anadolu'ya geçmişlerdi. Türkmenler'in göçü 16. Yüzyıl'da Safevî Devleti'nin kurulmasına kadar devam etti. Safevîler zamanında Türkistan ile Anadolu arasındaki bu göç kanalı kapandı. Anadolu'ya gelen Türklerin büyük bir bölümü Oğuzlar'a mensuptur. Oğuzlar'ın (Türkmenler'in) 24 boyunun tamamı Anadolu'ya geldi. Bunların dışında Türkler'in diğer kabilelerinden Kıpçaklar (Kumanlar), Peçenekler (Oğuzların 24 boyundan birisi olan Peçeneklerden başka bir kabiledir), Akhunlar (Eftalitler), Bulgarlar da Anadolu'ya gelmişlerdir. BiZ GELDiĞiMiZDE ANADOLU’DA KiMLER VARDI? Selçuklular, Anadolu'ya geldiğinde, burada Rumlar, Ermeniler, Süryaniler ve Araplar vardı. Ancak Bizans Anadolu'nun tek hâkimiydi. İlk Türk akınlarının başladığı sırada Ani, Van, Lori ve Kars'ta Ermeni prenslikleri bulunuyordu. Bizans İmparatorluğu, İkinci Basilios'un 1021'deki Doğu Anadolu seferlerinden itibaren bu bölgedeki Ermeni prensliklerini ortadan kaldırdı. Son Ermeni prensliği de 1064'te Selçukluların korkusundan Bizans'a tâbi oldu. Bizans İmparatorluğu, Ermeni prensliklerinin siyasi hâkimiyetlerine son verdikten sonra, önemli miktarda Ermeni nüfusunu sürgün ederek İç Anadolu'ya yerleştirdi. Bizans, Ermeni ve Süryanileri Ortodoksluğu kabule zorluyordu. Bu yüzden söz konusu halklar, Anadolu'nun Türklere karşı müdafaasında Bizanslılar'a yardım etmedi. Anadolu'da bu milletlerin dışında bulunan bir diğer topluluk da Hristiyan Türkler'di. Bizans, Selçukluların akınlarına karşı Balkanlar'a yerleşmiş ve burada Hristiyan olmuş Oğuz (Guz), Kıpçak (Kuman) ve Peçenek Türkleri'ni zaman zaman Anadolu'ya getirip iskân ederek, bir savunma hattı oluşturmaya çalışmıştı. Bilhassa Bizans İmparatoru Laskarides ve Paleologlar zamanında Hristiyan Türkler geniş ölçüde Anadolu'ya getirildi. Hristiyan Türkler'in önemli bir kısmı zaman içerisinde Müslümanlaşmışsa da, bir kısmı günümüze kadar Hristiyan kimliklerini devam ettirdiler. Hatta Yunanistan'la yapılan nüfus mübadelesi sırasında Hristiyan oldukları için bu Türkler'den de gönderilenler oldu. OĞUZ/TÜRKMEN/YÖRÜK Türkmen ismi, Müslüman olan Oğuzlar'a verilen bir isimdi. Zamanla bütün Oğuzlar'ın ortak adı oldu. Ancak daha sonra Türkmen kelimesi konargöçer hayat tarzını ifade etmek için kullanıldı. Türkmenler'e, 14. Yüzyıl'dan itibaren "Yörük" de denildi. Yörük kelimesi "yürümek" filinden türetilen bir kelimeydi ve aşiretlerin konar-göçer yapısını belirtmek için kullanılırdı. Günümüzde yaklaşık 200 milyonluk bir nüfusa sahip Türk dünyasının en önemli bölümünü Oğuz Türkleri teşkil eder. Oğuzlar, yani Türkmenler Türkiye'nin dışında Türkmenistan'da, Azerbaycan'da, İran'da, Irak'ta, Suriye'de ve Balkanlar'da yaşıyorlar. Türkiye'nin yanı sıra Azerbaycan ve Türkmenistan'daki Türk nüfusunun da hemen hemen tamamı Türkmenler'den meydana gelmektedir. Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Bölgelere göre tarih » Orta Asya Türk Tarihi |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| |||
| |||
| Turkler Anadoluya M.Ö 13 binli yillarda geldi, yani 15 bin yil once. Lutfen bu videoyu izleyin ---> Türkler Anadoluya ne zaman geldi ??? |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| büyük, yolculuğu |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|