iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:30 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Dönemlerine göre tarih » İlk Çağ Tarihi » frigler - phrygler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01.09.07, 20:51
Standart frigler - phrygler

nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
Send PM

01.09.07, 20:51




Frigler kimdir?
Hitit Döneminin sonuna doğru Anadolu
Frig inancı nasıldı?
Matar hakkında ne biliniyor?
Gordion neredeydi?
Gordion kaç bölümde oluşur?
Frig Dili nerelerde konuşuluyordu?
Frigler Anadolu'ya ne zaman geldi?
Frigler hangi dili konuşuyordu?
Frigler nereden geldi?
Gordion'da kimler oturuyordu?
Frigler'le ilgili bilgileri nerelerden ediniyoruz?
İlk Frig yerleşmesi nerede kuruludur?
Gordion ne zaman başkent haline gelir?
Frigler'de tekstil üretimi
Tekstil üretimi ile un üretimi birarada mıdır?
Kıral Midas'ın mezarı nerededir?
Kıral Midas neler yaptı?
Midas ile hangi kırallar ilişki kurmuştu?
Midas'ın bu bölgeyle ilişkisi nasıl anlaşıldı?
Midas bu devletlerle ne zaman ilişki kurmuş olabilir?
Midas'ın ülkesine Asur saldırısı ne zaman oldu?
Yunanlar'ın kaleminden Midas...
Kıral Midas ne zaman öldü?
Kimmerler Anadolu'da ne zaman görüldü?
Frigler'in sonu nasıl oldu?
Frig tümülüslerinin özellikleri nelerdir?
Frig kenti Ankara


Phrygler kimdir?
“Troia Savaşı’nı bir kenara bırakırsak, Anadolu’nun batı kapılarını savaşla açan ilk Batılıdır Phrygler. Makedonya’da oturan ve tüm Trak halkları gibi dövüşken bir topluluk, Doğu’dan geldikleri düşünülen Hititler nasıl ki kültürü, sanatı, inancı ve düşüncesiyle Anadolulaşmışlardır, yok edişin en acımasızıyla onların mirası üzerine yurtlanan Phrygler’in de İ.Ö. 8.yüzyılda Midas’la dorukta çizdikleri genel resim farklı olmamıştı. Her iki halk da sankı hiç yabancılanmamış, bu topraklarda doğmuş, hep burada varolmuş gibidir. İnanç da bu bütünlükten soyutlanamaz.”
(Prof. Dr. Fahri işık, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Hitit Dönemi’nin sonuna doğru Anadolu
“Hitit İmparatorluk dönemi sonuna doğru, Batı ve Orta Anadolu’nun bir kısmında birden fazla beylik devletinin bir araya gelerek oluşturduğu bir siyasi tablodan söz edebiliriz. Söz konusu bölgenin sınırları doğuda Hitit İmparatorluğu, güneyde Lukka Bölgesi ve kuzeyde ise Karkisa ve Maşa yani yaklaşık olarak Simav Çayı (Makestos) ile Sakarya (Sangarios) nehirlerinin aşağı kısımlarını içine almaktaydı. Maşa doğu ve kuzeydoğuda Kaşka bölgesi ile yani Hitit İmparatorluğu ile komşu durumdaydı.
Hattuşa devlet arşivlerinde İ.Ö. 14-13. yüzyılda Arzawa devletler birliğinin çekirdek bölgesi konumunda olan ve hatta İ.Ö. 1200’lerde 2.Şuppiluluma zamanında Büyük Kırallık statüsünü kazanan Mira Bölgesi’nin yanı sıra yine batıdaki Haballa’nın adı da geçer.
Böylelikle İ.Ö. 1200’lere gelindiğinde, Anadolu’daki eski araştırmaların sonuçlarının gösterdiğinden çok daha farklı bir tarihi tablo ile karşı karşıya olduğumuzu ileri sürebiliriz. Hitit egemenliği ve üstünlüğünün çöküntüye uğraması siyasi bir boşluk yaratmamış fakat güç dengelerinin bir daha onarılamayacak şekilde bozulmasına yol açmıştı. Batı’da oluşan Arzawa devlet birliklerinin yanı sıra güneybatıda Tarhuntaşşa Bölgesi’nde ve güneydoğusunda Karkamış’ta ilk önceleri yeni büyük kırallıklar olarak başlayan siyasi oluşumlar daha sonraları bunların da giderek zayıflamasıyla yerini Geç Hitit Beylikleri adını verdiğimiz küçük kent devletlerine bırakır.
Bu durum en iyi Hitit döneminde Karkişa, Maşa ve Kaşka bölgelerinin halkları tarafından yerleşilmiş Kuzey Anadolu’nun tümü için geçerlidir. Bunlardan Kızılırmak yayında bulunan Kaşkalılar olasılıkla güneye doğru inerek Boğazköy’ün ilk demir çağı yerleşiminin sakinlerini oluşturur. Elimizde tarihsel belgeler bulunmamasın karşın, çanak çömlek dağılımı ve yerleşim düzeni gibi arkeolojik verilerin ışığında tüm Kızılırmak Havzası’nın küçük yerel yerleşim birimlerine dönüştüğünü varsaymaktayız. Aynı zamanda hayvancılığa dayalı göçebe bir yaşam tarzı da bölgeye hakim olmaya başlar. Nitekim Kaşkalılar, Asur kaynaklarında göçebe bir halk olarak anılır.”
(Dr. Anne-Maria Wittke, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Phryg inancı nasıldı?
“İnancı tek tanrıda birleştiren Phrygler, ‘bin bir tanrılı’ Anadolu pantheonundan, tüm tanrıların ve insanların anası, Yunan tanrıçaları olarak bildiğimiz ‘Anadolu Bacıları’nın anası bir tanrıçayı, özü seçmişlerdi. Ve ona bu nedenle Matar, diğer bir deyişle Ana demişlerdi. Sanki tarih tekerrür ediyor, Orta Anadolu’nun Neolitik insanı onlarla yeniden diriliyordu. Tanrıça yanından hiç ayırmadığı aslanıyla birlikte Phrygia’dan Batı’ya göçtüğünde de analığın büyüklüğüyle göçmüştü. Nitekim daha sonra Helenler ona Megale Meter Theon ….lılar Mater Manga Deum demişlerdi.”
(Prof. Dr. Fahri Işık, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Matar hakkında neler biliniyor?
“En bilinenleriyle Ankyra (Ankara), Gordion ve Hattuşa’da ‘evi’ içinde betimlenen resimlerinde Matar bir Hititli gibi giyinir. Ayaklarına dek inen pilili bir fistan ve onun üzerinde, genelde başa geçirilmiş, bir ucu kemere sokulu uzun bir çarşaf vardır; başında da tanrısallığın simgesi silindirik başlık (polos) taşır. Elindeki sunu kabı özgün de olsa; nar, Karkamış Kubabası’nın tanrısal belirteçlerindendir. En yaygın kullanılan alıcı kuş ise, Geç Hitit döneminde Kubaba adının resim yazısındaki ideogramıdır, belli ki İonialılar’la eş zamanda Fenike kökenli çizgisel yazı kullanan Phrygler, o ideogramı tanrıçalarının eline aktarmıştır. Bu nedenle Kubeleya adının da önceki Kubaba’dan aktarılması şaşırtıcı değildir. Helen ve ardıllarında en yayagın belirteç olarak gelenekselleşen aslanın bir Ankyra kabartmasındaki güneş kursu taşıyan bir aslanadam değişiğinde resimlenişi de şaşırtmaz. Bu karışık yaratık resmiyle Geç Hitit Dönemi, en geç İ.Ö. 7.yüzyıl başlarında Phryg dünyasına salt resim biçimiyle değil düşüncesiyle de egemendir ve olasılıkla sanatçısıyla da bu yeni beylerin hizmetindedir. Aslankaya Kaya Anıtı ya da Kalehisar Basamaklı Kaya Sunağı’ndaki aslan da ancak Geç Hitit Kubabası aslanıyla ilişkilendirilir. Ve bu güç simgesi, Phryg Anası’nın Anadolu’nun tarih öncesine uzanan köklerine işaret eder.
O tüm tanrıların anası olarak farklı adlarda birçok tanrıçaya bölünmüştü. Kubaba bunlardan biridir. İ.Ö. 2. bin yıl başlarında en büyük saygıyı Kubaba adıyla gördüğü dağların kenti Karkamış onun kentidir. Sipylene de tanrıçanın geç dönemlerde erken zamanları yansıtan takma adlarından biriydi. Çünkü Sipylos Dağı’nın Akpınar kaya duvarındaki resmi Hitit işidir. Sonunda Anatanrıça ile Dağ birlikteliği Phryg dilinde Kubeleya’nın dağ anlamıyla tanrıçaya sıfat olmuş, ona Matar Kubeleya, ‘Dağ’ın Anası’ denmişti. Dağlar Phryg Anası’nın yurdu, kayalara oyulu önyüzler onun eviydi, tapınağıydı. Phrygler de onun varlığını dağın ve kayaların gücünde algılar, önyüzlerle tanrıçalarının evine kapılar açtıklarını düşünürler ki bu soyut algılama biçimi Aslankaya Kaya Anıtı’nda ardına dek açılarak derin mihrabın yan duvarlarına dayanan kapı kanatlarıyla somutlaşır. Phrygialı kaya önyüzleri içine çoğunlukla Ana’nın resmini işleme gereği duymaz; tıpkı çağdaşı, Urartuların duymadığı gibi.”
(Prof. Dr. Fahri Işık, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Gordion neredeydi?
“Yassıhöyük (Gordion), Orta Anadolu’da Porsuk ve Sakarya nehirlerinin kesiştiği yerde kurulmuştu. Höyükte ilk incelemeler Gustav ve Alfred Körte adında iki Alman tarafından 1900 yılında gerçekleştirildi. Bu iki meraklı araştırmacı antik kaynaklardan ve bölgenin coğrafi özelliklerinden yola çıkarak burada yapacakları kazıların, İ.Ö. 1. bin yıldan kalma Phryg Kırallığı’nın başkenti Gordion’a ait kalıntıları açığa çıkaracağını umuyorlardı. Araştırmaları için Yassıhöyük’ü seçmelerinin nedeni, bölgede antik kaynakların betimlediği gibi Sakarya (Sangarios) Nehri’nin kıyısında bulunan ve ticaret yollarına nakim konumda tek büyük höyüğün burası olmasıydı. Bugün, yüz yıl öncesine dayanan bu çıkarım arkeolojik buluntularla ve Phryg dilindeki kısa yazıtlarla da destekleniyor. Şu ana kadar yerleşmede, üzerinde Gordion isminin yazılı olduğu herhangi bir buluntuya rastlanmasa da Phryg Kırallığı’nın ünlü kıralı Midas’ın adı ise tarihi kesin olarak bilinmeyen kabaca yapılmış bir testinin üzerinde belirlenebildi.”
(Prof. Dr. Mary M.Voigt, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Gordion kaç bölümden oluşur?
“Antik yerleşme topografik olarak üç farklı bölümden oluşur. Merkezde bulunan höyük, Yassıhöyük olarak adlandırılan yerdir ve ova tabanından 16 metre yükselir. Höyük 500x350 metre boyutlarındadır. Arkeolojik dolgunun en az dört metrelik bölümü ova tabanının altındadır ve böylece İlk Tunç Çağı’ndan Orta Tunç Çağı’na kadar höyükte biriken dolgunun yüksekliği 20 metreyi aşar. Tarihi boyunca surlarla çevrili olan merkez höyük bu nedenle ‘yukarı kent höyüğü’ olarak adlandırılır. Yukarı kentin güneyinde yine surlu bir aşağı kent, höyüğün kuzey ve kuzeybatısında ise bir kilometrekarelik bir alanı kapsayan sursuz bir dış kent yer alır. Jeomorfolojik araştırmalar Sakarya Nehri’nin, ortaçağdan önce farklı bir yataktan aktığını ve yerleşmenin doğusundan geçip güneye kıvrılarak yerleşme ile mezarlık alanlarını birbirinden ayırdığını gösterir.”
(Prof. Dr. Mary M.Voigt, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Phryg Dili nerelerde konuşuluyordu?
“Frig (Phyrg) dili batıda Bandırma yakınlarındaki Daskyleion’da, doğuda Yozgat yöresindeki Kerkenes’te, güneyde Antalya yakınlarındaki Elmalı Ovası’nda yer alan Bayındır’da konuşuluyordu. Gerek yazıtlarının bulunduğu yerlerin dağılımı, gerekse antik Yunan yazarlarının anlattıkları da Phryg topraklarının Anadolu’nun hatırı sayılır bir kesimini kapladığını gösteriyordu.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Phrygler Anadolu’ya ne zaman geldiler?
“Phrygler Anadolu’ya olasılıkla İ.Ö. 2000 sonlarında göçmen olarak gelmişlerdi.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Phrygler hangi dili konuşuyordu?
“Konuştukları Hint Avrupa dilinin türü Anadolu’da Tunç Çağı süresince konuşulan Hititçe, Luvice ya da Palaca gibi diğer Hint-Avrupa dillerinden belirgin bir farklılık gösteriyordu. Ona en çok Yunanca benziyordu.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Phrygler nereden geldi?
“Kökenleri tam olarak belli olmayan bu halk, antik yazarların da öne sürdüğü gibi belki de Ege Denizi’nin kuzeyinden gelmişti.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Gordion’da kimler oturuyordu?
“Yunan ve (?) tarihçileri, Gordion’un Phryg kırallarının oturduğu yer olduğu inancını korumuşlardı. Gordion’un en azından Phryg Kırallığı’nın belli bir döneminde başkent olduğu savı, çevresinde bulunan çok sayıdaki tümülüs ile de güçlenir. Ülkenin hiçbir yerinde ne bu kadar çok tümülüs bir aradadır ne de bu kadar büyüklerine rastlanır. Phryg tümülüsleri ile karşılaştırılabilecek tek yer Lydia kırallarına ev sahipliği yapan başkent Sardies’in mezarlık alanıdır.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Phrygler’le ilgili bilgileri nerelerden ediniyoruz?
“Kırallık ile ilgili yazılı tüm bilgiler ya çağdaşları Assurluların devlet arşivlerinden ya da kendilerinden sonra gelen Yunan ve (?) kaynaklarından gelir. Bu her ikisi de yetersizdir ve hemen hemen tümü Midas adındaki tek bir yöneticiye adanmıştır. Assur kaynaklarına göre bu kıral İ.Ö. 718 ile 709 yılları arasında tahtta kalır. Kaynaklardaki tutarsızlıklar ve boşluklar kısmen Gordion’dan elde edilen veriler ile ortadan kalkar. Buna göre, Gordion’u kendine merkez edinen güçlü bir Phryg Kırallığı Midas’tan yüz yıl önce ortaya çıkar.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

İlk Phryg yerleşmesi nerede kurulur?
“İ.Ö.1000-900 yıllarında Gordion’da ilk Phryg yerleşmesi kurulur ve kısa bir süre sonra yerleşmedeki yapılar anıtsal bir kimliğe bürünür. İ.Ö. 900-850 yılları arasında inşa edilen yapıların kısmen ya da tamamen düzgün kesilmiş taşlardan yapıldığı görülür. Bunlardan en az bir tanesinde, kırma çatının üzerine konulan taştan bir heykel (akroteria) vardır. Bu özellik Phryg mimarisinin bir parçası olarak İ.Ö.6 yüzyıla kadar sürer. Dahası yapılardan birinde, üzerinde kabartmalar bulunan uzun taş bloklar (ortostat) bulunmuştur. Ortostatların, Anadolu’nun güneydoğusunda görülen, çağdaşları Hitit-Suriye kabartmalarından esinlenerek yapıldığı açıktır. Kabartmalarda benzer konular işlense de Gordion’daki örneklerin yapılma tarzı Phryg sanatçılarına özgüdür. Hitit-Suriye mimarisinden esinlenilen başka bir öğe ise sur duvarındaki kente girişi sağlayan kapının şeklidir. Kapı kentin üzerine kurulu olduğu tepeye bir yukarı kent, kale görünümü verir.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Gordion ne zaman başkent haline gelir?
“İ.Ö. 9.yüzyılın ikinci yarısında, yaklaşık İ.Ö.850-800 yıllarındaki yerleşmedeki anıtsallık daha da artar. Bu dönemde Gordion’un Phryg Kırallığı’nın başkenti durumuna geldiğini gösteren güçlü kanıtlar vardır. Her şeyden önce, ilk kazılan mezar tepelerinden Tümülüs W bu döneme aittir. Yüksekliği 22 metreye ulaşan mezar tüm Phryg ülkesinin ikinci büyük tümülüsüdür ve olasılıkla burada gömülü genç, yetişkin kıralın ailesinden önemli bir bireydir. Bu dönemde yerleşmenin bulunduğu tepedeki surlar kapıya eklenen burçlarla güçlendirilmiştir. Taş duvarlar bugün hâlâ 9,5 metre yüksekliğe erişir. Gordion’un başkent olduğuna dair en önemli ipuçları ise surların içinde kalan alanlardır. Buradaki yapıların tümü İ.Ö. 9. yüz yılın sonunda çıkan bir yangın ile yok olmuşlardır. Özellikle açığa çıkarılan yapılardan 18x30 metre boyutlarında, iki odalı büyük bir yapı dikkati çeker. Bunlar yeme içme mekanlarıdır ve lüks mobilyalarla döşelidir. Mobilyaların birinde fildişi kakma paneller vardır. Diğerinde ise alçak kabartmalı çeşitli sahneler görülür. Tabanları çakıltaşı mozaiklerle döşeli büyük binaların ise sarayın diğer bölümlerine ait olduğu düşünülür.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (29.09.07)
Sponsorlar
  #2  
Alt 01.09.07, 20:53
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: frigler - phrygler

Phrygler’de tekstil üretimi
“Yukarı kente bitişik bir alanda, içinde seçkin eşyaların korunduğu bir oda vardır. Odada, olasılıkla bölgedeki yöneticilerden biri tarafından resmi armağan olarak verilen, Suriye-Hitit tarzı, özenle işlenmiş dört at koşumu dikkat çeker. Aynı alanda 12 tanesi kısmen açığa çıkarılan 16 yapı daha bulunur. Bu yapılarda devlet otoritesi tarafından denetlenen ve düzenlenen, büyük ölçekli tekstil üretiminin gerçekleştirildiği anlaşılır.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Tekstil ile un üretimi bir arada
“Hemen her yapıda bulunan çok sayıdaki öğütme taşı ve fırınlar tahılların bu alanda un haline dönüştürülüp pişirilerek ekmek haline getirildiğini gösterir. Tekstil işleri de aynı şekilde hammaddeden bitmiş ürüne kadar burada yapılıyordu. Yün ya da başka bir fiber madde ilk önce ip haline getiriliyor ardından giysiler dokunuyordu. Tüm bu işleri yapanlar olasılıkla saray çalışanı kadınlardı.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Kıral Midas’ın mezarı nerededir?
“Yangından hemen sonra Yukarı Kent İ.Ö. 8.yüzyılda tekrar imar edilir. Taş işlemeciliği daha da özenli hale gelir ve mimari çok daha anıtsal bin görünüm kazanır. Kentin yenidn kuruluşu ile hemen hemen aynı zamanda, 12 metre yüksekliğinde, görece büyük bir tümülüs dört, beş yaşlarında bir çocuğun mezarı olarak inşa edilir. Mezarda bulunan eşyaların çoğu yetişkin mezarlarından bilinen mezar hediyeleridir. Ancak işin dokunaklı yanı oyuncağa benzeyen kimi eşyaların da mezara konmuş olmasıdır. Oyuncak olabilecek eşyalar arasında tahtadan hayvanlar vardır. Bunlardan biri Suriye_Hitit tarzı aslan ve boğa karışımı bir heykelciktir.
Çocuk mezarından daha sonra yapıldığı anlaşılan bir başka tümülüs ise Gordion’dakilerin en büyüğüdür. Günümüzde erozyondan aşınmış haliyle tümülüsün yüksekliği 53 metreye ulaşır. Tümülüsün bu inanılmaz boyutu tüm araştırmacıları burada gömülü olan 60 yaşlarındaki adamın bir kıral olduğuna ikna eder. Hatta bu kıral çoğu kez Midas olarak adlandırılır. Ancak mezar odasının dış duvarında kullanılan ahşapların halkalarından elde edilen İ.Ö. 740 tarihi bu savı olasılık dışı bırakır. Burada gömülü kıral Miras’ın atalarından biri, belki babası yada büyükbabasıdır. Mezar odası olduğu gibi bulunan tümülüste Gordion mobilyalarının en iyi korunmuş örnekleri vardır. Mezar hediyeleri arasında çok sayıda metal kap göze çarpar.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Midas neler yaptı?
“Asur kayıtlarına göre Midas, Geç Hitit Dönemi yöneticileri ile yakın ilişkilerde bulunmuş, böylece Phryg Kırallığı’nın yönünü Suriye-Hitit bölgesine çevirmişti. Arkeolojik olarak da bu yönelim İ.Ö.9.yüzyıldan itibaren gözlenir. Güneydoğu Anadolu ve Suriye’nin kuzeyi İ.Ö.8.yüzyılın ikinci yarısında Assur’un güçlü baskısını üzerinde hissetmeye başlar ve Asur kaynaklarında bu yöredeki yöneticilerin yardım için Midas’a başvurduğu yazar. Bu durumdan Midas’ın en azından Hitit-Suriye yöneticileri ile yazıştığı anlaşılır.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Midas ile hangi kırallar ilişki kurmuştu?
“Bunlar Fırat üzerinde ve Türkiye ile Suriye sınırında kalan Karkamış Kıralı ve Malatya Kıralı Melid’di. Diğerleri Phryg ülkesine daha yakın platoda yer alıyorlardı. Burası Tabal ülkesi olarak adlandırılıyordu ve yöneticileri Midas ile siyasi ilişki kurmuşken, Tabal bölgesindeki yöneticiler Midas ile aynı tarafta yer aldıklarını belirtiyordu.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Midas’ın bu bölgeyle ilişkisi nasıl anlaşıldı?
“Midas’ın Tabal ülkesinde olan olaylara ilgisi Tyana’da bulunan üç Phrygce yazıt parçası ile desteklenir. Tyana ülkesine Asur kaynaklarında gönderme yapılsa da kıralının ismi verilmez. Yazıtların içeriği tam olarak anlaşılmamasına rağmen Luvice’nin konuşulduğu bu topraklarda Phrygce yazıtların bulunması ve birinde Midas adının iki kez geçiyor olması bile bu devlet ile Midas’ın devleti arasında resmi düzeyde ilişkiler olduğuna işaret eder.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Midas bu devletlerle ne zaman ilişki kurmuş olabilir?
“Bu ilişkilerin geliştirildiği dönem olasılıkla Midas’ın Tyana ile kalıcı bağlar kurduğu ve böylece güneyde, belki de Toros Dağları’nın ötesinde bulunan Kilikia’da ordusunu konuşlandırdığı zaman dilimidir. Asur kaynakları bu yörede Midas’ın kuvvetleri olduğuna değinir. Asur Kıralı 2.Sargon İ.Ö. 715’te bu kuvvetleri o bölgeden dışarı atana kadar da Kilikia’da kalmıştır.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Midas’ın ülkesine Asur saldırısı ne zaman oldu?
“İ.Ö. 710 ya da 709 yılında Asurlu Kilikia Valisi, Midas topraklarına saldırır ve bazı yerleşimleri yağmalar, halkı göçe zorlar. Bunun üzerine Midas Asur ile barış yapmak zorunda kalır. Arşivlerde Midas’ın Sargon’a boyun eğdiği ve haraç gönderdiği belirtilmektedir. Sargon’un İ.Ö. 709 yılında Kilika Valisine yazdığı mektupta ise Midas’ın değerli bir yandaş olduğu açıkça belirtilmektedir: ‘Şimdi Phrygler (Muşki) bizimle barış yaptığına göre… bakalım Tabal’ın kıralları ne yapacak…? Sen oradan bastıracaksın, Phryg de öbür taraftan bastıracak ve çok yakın zamanda kırbacını onların üzerine vuracaksın.’ ”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (29.09.07)
  #3  
Alt 01.09.07, 20:54
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: frigler - phrygler

Yunanlar’ın kaleminden Midas
“Midas’ın yaptığı işler çok farklı bir coğrafyada çok farklı bir halk tarafından da kaleme alınır. Bunlar klasik kaynakları yazsan Yunanlar’dır. Aristo’nun İ.Ö. 4. yüzyılda belirttiği gibi, Midas’ın Ege kıyısında bir Yunan kenti olan Kyme kıralının kızı ile gerçekten evlendiğini saptamak zordur. Ancak Herodot’un kayıtları daha güvenilir gibi gözükür. Herodot’a göre İ.Ö. 5.yüzyılda Midas, Yunanistan’daki (Delphoi) Apollon kutsal bilicilik merkezine armağan olarak bir taht gönderir. Herodot bu armağanı kendi gözleriyle görür ve çok etkilenir. Olasılıklar arasında, onun Delphoi’yi ziyaret ettiği dönemde bilicilik merkezi çalışanlarının bu olayı hâlâ doğru olarak hatırlıyor olmaları da vardır.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Midas ne zaman öldü?
“Geç antik kaynaklar Midas’ın ölüm yılı olarak İ.Ö. 696’yı ya da 675-674’ü verir. Ancak bu tarihler güvenilir değildir. Başka bir şüpheli kayıt ise erken dönemi yazarlarından Strabon’un Midas döneminde Phryg ülkesinin göçebe Kimmerler tarafından istila edildiği ve bunun üzerine Midas’ın intihar ettiği üzerine yazdıklarıdır. Bu kayıt her şeyden önce diğer klasik kaynaklar ile çelişir. Midas ile ilgili güvenilir son kaynak Asur yazıtlarında İ.Ö. 709’da hâlâ işinin başında olduğunu söyleyen yazıttır.
Gordion’da kazılan tümülüslerden hiçbirinin Midas’a ait olduğu söylenemez. Yine de bazı küçük tümülüsler ya da belli bazı kazı alanları Midas dönemine tarihlenebilir. Tarihlemeler genelde Yunan çanak çömleği yardımıyla yapılır. Kemer ya da giysi iğneleri gibi çeşitli tunç eşyaların benzerleri ayrıca Phryg ülkesinin en güneybatısında bulunan Bayındır’daki D tümülüsünde bulunmuştur. Ayrıca, Bayındır’daki bazı örneklerin çok daha pahalı bir hammadde olan gümüşten yapıldığı görülür.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Kimmerler Anadolu’da ne zaman görüldü?
“Phryg Kırallığı’na yapılan son gönderme İ.Ö. 670’lerin başlarında Asur arşivlerinde görülür. Buna göre, bir Phryg yöneticisi Assur’un Malatya/Melid’deki çıkarlarına karşı askeri bir tehdit oluşturmaktadır. Ayrıca aynı yöneticinin Kimmerler’le işbirliği yaptığına değinilir.
İ.Ö. 660 yılında Kimmerler Anadolu’nun en batısında, Lydia ve İonia’da ciddi bir tehdit oluşturuyordu. Herodot’un anlattığına göre, Kimmerler’i Anadolu’dan atan Lydia Kıralı Alyattes’ti ve bu kıralın tahta çıkması İ.Ö. 610’u bulmuştu.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)

Phryglerin sonu nasıl oldu?
“Gordion’dan edinilen kanıtlar, Phryglerin en önemli kentinde İ.Ö. 7 yüzyılın sonlarında istikrarın ve varsıllığın korunduğu yönündedir. İ.Ö. 630-615 yıllarına tarihlenen bir Yunan vazosunun bulunduğu Phryg tümülüsünde, üzerine 50 tane altın pul dikilmiş elbise, bir altın küpe ve fildişi kakmalı ahşap bir nesne zenginliğin kanıtlarındandır. Herodot’un değindiği gibi Phryg Kırallığı o dönemde, henüz Lydia doğuya genişlemeden önce, hâlâ bağımsız olmalıdır. Ancak bu bağımsızlık fazla uzun sürmeyecektir. İ.Ö. 585 yılında, Phryg topraklarının Kızılırmak’ın (Halys) doğusunda kalan kesimi Med denetimi altına girer. Batıda kalan daha büyük alanlar ise Lydia egemenliği altındadır. Phryg Kırallığı’nın bağımsızlığını kaybetmesi, kültürünün de sona erdiği anlamına gelir. İ.Ö. 550 ile 540 arasında bir dönemde, tüm bu topraklar Pers egemenliğine girer ve Büyük İskender’in fetihlerine kadar geçen iki yüz yıl boyunca da öyle kalır.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)




Phryglerin sonu
“Gordion’dan edinilen kanıtlar, Phrygler'in en önemli kentinde İ.Ö. 7 yüzyılın sonlarında istikrarın ve varsıllığın korunduğu yönündedir. İ.Ö. 630-615 yıllarına tarihlenen bir Yunan vazosunun bulunduğu Phryg tümülüsünde, üzerine 50 tane altın pul dikilmiş elbise, bir altın küpe ve fildişi kakmalı ahşap bir nesne zenginliğin kanıtlarındandır. Herodot’un değindiği gibi Phryg Kırallığı o dönemde, henüz Lydia doğuya genişlemeden önce, hâlâ bağımsız olmalıdır. Ancak bu bağımsızlık fazla uzun sürmeyecektir. İ.Ö. 585 yılında, Phryg topraklarının Kızılırmak’ın (Halys) doğusunda kalan kesimi Med denetimi altına girer. Batıda kalan daha büyük alanlar ise Lydia egemenliği altındadır. Phryg Kırallığı’nın bağımsızlığını kaybetmesi, kültürünün de sona erdiği anlamına gelir. İ.Ö. 550 ile 540 arasında bir dönemde, tüm bu topraklar Pers egemenliğine girer ve Büyük İskender’in fetihlerine kadar geçen iki yüz yıl boyunca da öyle kalır.”
(Prof. Dr. Keith Devries, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)


Anıtkabir bir Frig tümülüsünün üstünde mi yükseliyor?
“İ.Ö. 8.yüzyıldan Lydia ve Pers etkisinin İç Anadolu’ya ulaştığı İ.Ö. 6.yüzyılın başlarına kadar, Ankara’nın Phryg kültür dairesinde kaldığı ve en azından şimdiki bilgilerimiz ışığında şehrin bu dönemden beri varolduğu söylenebilir. Gordion’daki bulgular İ.Ö. 700yıllarında bölgenin kimmer saldırısına uğradığını, bundan kısa bir süre sonra Lydia egemenliğine girdiğini, İ.Ö. 6.yüzyılda kentin bir üst seviyede, büyük olasılıkla Persler tarafından yeniden inşa edildiğini gösterir. Kimmer istilasının Ankara’daki etkisi bazı tümülüslerde aynı döneme tarihlenen yangın izlerinden kestirilir. Hatta Orman Fidanlığı’ndaki tümülüsün Kimmerler’e ait olduğu öne sürülür.
Phryg kalıntılarının en çok olduğu bölge, doğal olarak, Gordion ve çevresidir. Doğudaki Phryg yerleşim yoğunluğu Ankara ve çevresindedir. Gavurkale’nin üçüncü kültür katından Von der Osten’in topladığı küçük buluntular ve çanak çömlek parçaları da, en iyi Gordion’dan bilinen Phryg dönemi malzemesiydi. Son kazılara göre buradaki Phryg yerleşimi oldukça büyük bir alana yayılır. Gavurkale ile birlikte Ankara yakınlarındaki en büyük Phryg yerleşimi Karaoğlan Höyüğü’dür. Burası çift kuleli, kapı tahkimatı olan ve akropolü çevreleyen kuleli surlarıyla, derinliği yer yer dört metreye ulaşan zahire kuyularıyla Phrygler’in bilinen en anıtsal şehridir.
Ankara çevresinde yoğun Phryg iskan izleri, bölgenin o oönemdeki önemine ilişkin izlenimi güçlendirir. Polatlı civarında, Çokören Köyü’nün içinde bulunan Bozhöyük’te, Yüzükbaşı Köyü Öz Höyüğü’nde, Eskiköseler Köyü’nde; Gölbaşı’na bağlı oğlbey Köyü’ne bir km. uzaklıktaki Kaleboğazı mevkiinde, Haymana’nın Türkhöyük Köyü’nde ve Selametli civarındaki Kale mevkiinde Phryg iskan izleri görülür. Ankara yakınlarındaki en büyük Geç Phryg merkezlerinden birisi Yalıncık’tır. 1880’de ‘Ankara taşı’na oyulmuş bir arslan kabartmasının bulunduğu Yalıncık Köyünde 1962 yılından itibaren yürütülen kazılar, buradaki ilk yerleşimin Geç Phryg döneminde olduğunu gösterir. Şu anda Ankara-Eskişehir karayolu üzerindeki 30.kilometre Karayolları Parkı içinde bulunan Feharet Çeşmesi de, biri kadın diğeri erkek ikiztanrı simgesiyle süslenmiş bir Phryg dönemi kalıntısıdır. Bunun gibi, Elmadağ’da da, bir tarafında önlerinde elinde tympanum tutan bir liderin bulunduğu dokuz giyinik kadının, diğer tarafında ise bir tapınaktan çıkan tanrılar alayının betimlendiği, olasılık Phryg dönemine ait dinsel bir geleneği canlandıran kabartma sayılabilir.
Ankara yakın çevresinde, çoğu bugünkü şehir alanı içinde kalan, Phryg kırallık kültürüne geçiş niteliği taşıyan çok sayıda Demir Çağı ve Phryg izine rastlanır. Ankara’da Hititler’le Phryg dönemi arasına konabilecek iki buluntu dikkat çeker. Bunlardan birisi Hacıbayram Tepesi yakınında Ahiyakup Sokağı’nda bulunan insan başlı, yılan kuyruklu kanatlı aslan kabartmasıdır. İkincisi Orman Fidanlığı’nın kuzeydoğu köşesinde Hamit Zübeyr Koşay’ın bulduğu ve bu kanatlı aslana fazlasıyla benzeyen bir başka kabartmadır. Üsylupları incelenerek bunların Geç Hitit Dönemine ait olduğu zannedildiyse de, bu dönemi temsil eden toplulukların yaşadığı bölge ile Ankara arasındaki uzaklık dikkate alındığında, bu buluntuların varlığını açıklamak güçleşir.
Bunlardan başka, Ankara ile Sincan arasındaki Ahmer’de de İstanbul Şark Eserleri Müzesi’ne gönderilen ve Etimesgut’ta bulunan aslan kabartmaları H.Z.Koşay tarafından Hitit-Phryg geçiş dönemi eserleri olarak nitelendirilir. Ancak Sevim Buluç’un son yıllarda yaptığı çalışmalar, bu kabartmaların Güney Anadolu’nun Geç Hitit Dönemi kültürleriyle ilişkisinin bulunmadığını göstermiş ve bunların Phryg Ana tanrıçası Kybele için yapılan sunaklara it olduğuna ilişkin güçlü bir kanı doğurmuştur. Güterbock, bir makalesinde bütün bu kabartmaların tek bir Kybele tapınağına ait olduğunu ve bu tapınağın da büyük olasılıkla Anıtkabir çevresinde üzerlerinde at, boğa, sfenks ve grifon gibi tasvirler bulunan 12 adet Kybele (Kubaba) kabartmasını toplu halde yayımlayan Sevim Buluç, bunları Phrygia’da hemeh hemen hiç bilinmeyen yapısal yontu sanatının ‘en değerli belgeleri’ olarak niteler. Bu buluntular dışında, Kalaba ve Yalıncak’ta aslan, Küçükevler-Anıtevler’de at, Ankara Kalesi’nin batı yamacındaki Necatibey İlkokulu yanında yarım grifon ve sfenks, Anıtevler’de Kybele, Etlik ve Güvercinlik’te grifon ile yeri bilinmeyen bir yarım aslan kabartması bu listeyi daha da uzatır. Buluntuların tümü andezit Ankara taşındandır. Bahçelievler’de yapılan bir temel kazısında Helenistik devre ait bir mezarda bulunan andezitten Kybele kabartması, yüzündeki arkaik ifade ve nişin iki tarafını süsleyen Meander biçimindeki bezeme ile tepesindeki akroterin Gordion’daki İ.Ö. 8. yüzyıl mobilya ve mozaiklerine benzerliği, kabartmanın bir Phryg eseri olduğunu gösterir. Bu kabartmaların bulunduğu yerlerin çok yakınında bugün kaybolmuş veya tek tük görülen tümülüslerin varlığı, özellikle ölü gömme geleneği ile Kybele kültürü arasındaki yakın ilişkiden yola çıkarak, tümülüslerin çevresinde birer dinsel merkezin veya sunak yerinin bulunabileceğini akla getirir.
Arkeolojik verilerin yanında, Ankara ile ilgili tarih yazıcılığı ve efsaneler, bize şehrin kurucuları olarak Phrygleri işaret eder.Pausanias Ankara’nın Phryg Kıralı Midas tarafından kurulduğunu söyler. Bu anlatının desteklediği gibi, her ne kadar Ankara’nın kentsel geçmişi İ.Ö. 8.yüzyıldan geriye götürülmüyorsa da, Phryg öncesini belgeleyen bazı buluntulara rastlanması, Hitit sonrası veya Erken Phryg döneminde de iskana işaret eder.
Tahsin Özgüç, Augustus Tapınağı kazılarında, tapınağın surla çevrili olduğunun görülmesine dayanarak surun Phrygler’i de içine alan çok eski bir kökeni olabileceğini söyler. Oysa daha önce, 1941’de Besim Darkot ve 1930’larda Mamboury, Phryg şehrinin Kale Tepe’de bulunduğunu ve Greko-Romen şehrinin buradan ovaya doğru yayıldığını ileri sürmüşlerdir. Özgüç’e göre, yapılan kazılarda rastlanan buluntu ve kalıntılar ya da bazı yerlerde hiç buluntuya rastlanmaması, bu iddiayı çürütmektedir. Özgüç gibi Sevim Buluç da, yeni araştırmalardan yola çıkarak Phryg şehrini Hacıbayram Tepesi’nin altındaki düzlüğe yerleştirir. Augustus Tapınağı’nın derin tabakalarında, Büyük …. Hamamı’nın alt katmanlarında, Anıtkabir Pnryg tümülüsünde, … Hamamı’nın ve Çankırı Caddesi’nin doğusunda yapılan kazılar sırasında, küçük … Hamamı çevresinde, Türk Tarih Kurumu binasının temel kazısında ve Dışkapı-Cebeci yolunun yapım çalışmalarında Phryg çağına özgü çömlek parçalarına ve yapı izlerine rastlanmıştır. Bu buluntular Çankırı Caddesi ve Ulus civarında yoğun Phryg yerleşimine işaret eder.
Ankara’da ilk Phryg kazısını Makridi Bey yapar. 1926’da Çankırıkapı yakınındaki Demirkapı mevkiinde Maarif Vekaleti adına yaptığı kazıda Makridi, Bizans ve tabakasının altından Phryg dönemine ait çanak çömlek parçaları elde etmişti. Bunun yanı sıra Augustus Tapınağı kazısında Phryg çanak çömleğinin bulunduğu katmanda yapı kalıntılarının varlığı da görülmüştü. Çankırı Caddesi doğusundaki buluntuların büyük çoğunluğu gri renkli Phryg kapılarına aittir. 1995-1996 yıllarında Ulus’ta yapılan …. Yolu kurtarma kazısında açığa Phryg kapları, Augustus Tapınağı ve Çankırıkapı kazılarında bulunan örnekler, Batı Phrygia geleneğini izleyen kaba mutfak kapları tipinde değildir; bu buluntular daha çok Doğu Phrygialı ustaların buluşu ışın motifli boyalı gruba aittir. Işın motifli Alişar IV üslubundaki örnekler İ.Ö. 8. yüzyıla tarihlenir. Burada bulunan en büyük grubu oluşturan geometrik bezemeli parçalar ise, olgun Phryg ustalığı örneklerindendir ve Batı Phryg geleneğine aittir. Ulus’ta bulunan kuşlu kâse parçaları ise Ankara’nın Phryg döneminde Batı Anadolu ile ilişkisini gösteren önemli belgelerdir.
Gordion’da ve Ankara tümülüslerinde de rastlanan bu tür kâseler İ.Ö. 7.yüzyıla tarihlendirilmektedir. Ankara’yı Batı Phrygia geleneğine bağlayan bir başka yoğun Ulus buluntusu, boyalı çanak çömleğe oranla çok daha fazla sayıda bulunan mühür baskılı siyah ve gri imalatlardır. Ulus buluntuları Ankara’nın Phryg geçmişine ilişkin önemli kanıtlar sunduğu gibi, hem Batı Phrygia hem de Doğu Phrygia ile ilişkisi bulunduğunu gösterir. Ulus kazısının en alt tabakalarında bulunan yoğun erken Phryg kapları, aynı zamanda şehrin Galatlar’dan önceki yerleşimine ilişkin önemli bir kanıtı oluşturur ve bu dönem iskan merkezinin Ulus olduğunu düşündürür. Bu küçük buluntu topluluklarının yanında Ankara’nın önemli bir Phryg merkezi olduğunu gösteren kanıt, burada sayısı yirmiyi bulan tümülüslerin varlığıdır. Gordion ve çevresindeki yüz kadar tümülüsten sonra, 70 tümülüsüyle Kerkenes, 20 tümülüsüyle Ankara en çok tümülüse rastlanan Phryg yerleşmeleridir. İlk kazısını 1926 yılında Makridi Bey’in yaptığı bu tümülüslerin Gordion’dakiler ölçüsünde değer taşıdığı daha o zamanlardan anlaşılmıştı. Makridi Bey, Atatürk Orman Çiftliği’ndeki küçük tümülüsün, içinde bulunan yakılmış at ve insan iskeletine dayanarak Kimmerler’le ilişkili olabileceğini ileri sürmüştü. Makridi’den sonra bugünkü Atatürk Orman Çiftliği arazisinde kalan Orman Fidanlığı’nda bur sondaj yapan Koşay, burada mezar odasıyla birlikte otuz kadar tunçtan kap kacak, mızrak uçları ve tunçtan düğmecikler bulmuş ve bunları Gordion III tümülüsündeki benzerlikten hareketle İ.Ö. 8.yüzyıla tarihlendirmişti. Bu tmülüslerden üç tanesi Anıtkabir’in inşa edildiği Rasattepe’dedir. Ayrıca Thompson’un haritasında Anıtkabir tepesinde dördüncü bir tümülüsün varlığı da görülür. Tümülüslerden birindeki gömü teknesi, Gordion’daki benzeri bir ardıç ağacından, çanak çömleklerde Gordion’daki madeni kazanların benzeridir. Buradaki diğer gömüler kremasyon (yakma) tipindedir. Bunun gibi, gömü tarzları ve ölü hediyeleri bakımından Gordion’daki tümülüslerle birçok benzerlik görülür. Beştepeler bölgesinde Çiftlik-Beştepe yolu üzerindeki ikinci bir tümülüste, yine ahşap bir mezar odası ve odanın içinde tunçtan bilezikler, gerdanlıklar ve fibulalar bulunmuştur. Aynı bölgede Konya-Samsun karayolunun kenarında bulunan Büyük Tümülüs Buluç tarafından kazılmış ve İ.Ö. 7-8.yüzyıla tarihlendirilen ve duvarları düğmelerle süslü bir ölü yakma mekanı, tunç eşyalar, kaplar, dokuma parçaları, ahşap eşya parçaları, insan ve hayvan kemikleri ortaya çıkarılmıştır. Büyük Tümülüs’te bulunan siyah astarlı ‘bira kabı’, İ.Ö. 8.yüzyıl Gordion geleneğini gösterir. Bu tümülüsün çok yakınında Gençlerbirliği Spor Kulübü tesisleri yapılırken benzeri saptanmıştır. Olasılıkla Makridi Bey’in 1925’ta küçük kazı yaptığı yer burasıdır. İstasyon yakınındaki inşaatlar sırasında yapılan kazılarda rastlanan ve Özgüç’ün Phryg dönemine özgü kremasyon kapları olarak tanımladığı buluntular, burada başka bir Phryg nekropolünün varlığına işaret eder. Bu nekropol İ.Ö. 6-8.yüzyıllar arasında kullanılmıştır. Özgüç’e göre tümülüslerde Augustus Tapınağı ve Çankırıkapı Höyüğü’ndeki yerleşim yerinde oturan şehir beyleri gömülü ise, burada da halk gömülüdür.
Özgüç ve Akok, Gordion’dan sonraki ikinci büyük Phryg nekropolünün Ankara’da olduğunu, Anıtkabir tepesindeki 2 numaralı tümülüs mimarisinin Gordion’da bilinmediğini ve Ankara’ya özgü olduğunu söyler. Ankara buluntularında görülen maden işçiliğinin Gordion’dakilerden daha nitelikli olmasına karşın Gordion çanak çömleği çok daha üstündür. Bütün bu verilere bağlı olarak Özgüç ve Akok Anadolu’daki en önemli Phryg merkezlerinde (Gordion, Ankara ve Kerkenes) görülen zengin tümülüslerin çağdaşlığının ve anıtsallığının bu dönemde İç Anadolu’daki bağımsız küçük feodal beyliklerin varlığını kanıtladığını öne sürer.
Ankara, bu dönemde Gordion’dan Boğazköy’e uzanan anayol üzerindedir. Bu durum, Lydia ve Pers dönemlerinde de devam eder. Gordion’da J.Ö. 6.yüzyılın ortasına tarihlendirilen ve üzerinde çok sayıda ok ucunun saplı bulunduğu bir askeri barınak, aynı dönemdeki Pers saldırılarının nişanesidir. Dolayısıyla Phryg egemenliği ortadan kalktıktan sonra , içinde Ankara’nın da bulunduğu önemli Phryg kentlerinin önemsizleştiği ve anayolun uzağında, sapa bir yerde kaldıkları savı doğru değildir. Persler batıya doğru yol güzergahı üzerinde bulunan bu önemli eski Phryg kentlerini teker teker ele geçirerek ilerlemişlerdir.
Phrygler’in siyasal bir varlık olarak ortadan kalkmasının ardından, Batı Anadolu’da gelişen Lydia egemenliği Kızılırmak kavsine kadar etkisini genişletmiştir. Bu dönemde Ankara’nın Lydia etkisinde bulunduğu kabul edilebilir. Ancak ister Lydia isterse Pres nüfuz alanı içinde kalsın, iki siyasal gücün merkezinin de Ankara’ya uzak oluşu, bu iki gücün burada gerçek bir kültürel etki yaratmamasına neden olur ve Galat dönemine kadar bu bölgenin Phrygia diye anılmasının da gösterdiği gibi, Phryg kültürüel etkisi Galat dönemine kadar sürekliliğini korur.”
(Ankara’da Phrygler, Doç.Dr. Suavi Aydın, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (29.09.07)
  #4  
Alt 29.09.07, 01:08
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: frigler - phrygler

Frigler, İyonlular, Lidyalılar

+ YouTube Video
ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (29.09.07)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
frigler phrygler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz