|
#21
| |||
| |||
| Erkek olarak bu olaya biraz daha ciddi bakmayı tavsiye ediyorum..orada yaşananları sadece genç ve güzel bir bayanın başıdan geçen bir olay olarak düşünmeyelim,annemizin,kız kardeşimizin başından geçebilecek olay olarak görelim...Maalesef sadece sarkıntılık değil kapkaç,aile içi şiddet çoğu bayanı canından bezdiriyor...bu konuda duyarlı olmalıyız... |
| Sponsorlar |
| |
|
#22
| |||
| |||
| bu sözleri üzerimemi almalıyım bilmiyorum ama,yanlış anlaşılmasın dediklerim.Ben kadınların çilekeş olduklarını, fedakar olduklarını,vs demekm istedim,lütfen yanlış anlaşılmasın sözlerim saygılar |
|
#23
| |||
| |||
| Bilmirem Konunu kim achdi. Amma teshekkur edirem. Azerbaycanda aldim bunu. Heyatimin ele donemleri oldu ki, kadin olmaq yordu meni. incitdi. Amma yene de shukur edirem ki, kadinam. Biz erkeklerden gucluyuk. Chunki onlar sadece 1 gun kadin olmaya dura bilmezler. Amma biz her gun kadin olmanin hem acisini, hem de xoshbetxliyini (mutlulugunu) yashayiriq. Teshekkurler. |
|
#24
| |||
| |||
| Alıntı:
|
|
#25
| ||||
| ||||
| LORD-70 Cok güzel özümlemiş olayı...Bu müthiş yorumlar için teşekkürler..
__________________ İnsan bir katre iken ummana gelir,derinliklerden inci mercanlar gelir... |
|
#26
| |||
| |||
| elinize saglık hayati bey gerçekler her zaman acıdır düşündüren bi video belki insanlar kendilerini başkalarının yerine koyarsa daha duyarlı olurlar bazı erkekler ibret alsın diyorum |
|
#27
| ||||
| ||||
| Alıntı:
|
|
#28
| |||
| |||
| teşekkürler arkadaşlar |
|
#29
| ||||
| ||||
| Kadınla erkek 24 saat için yer değiştirirse... 8 Mart Perşembe yani Dünya Kadınlar Günü’nde saat tam 19.50’yi gösterdiğinde 177 kanalda aynı anda bir reklam yayınlandı. “Hayatınızda bir gün bile kadın olmanın ne demek olduğunu düşündünüz mü?” sorusuyla başlayan 2.5 dakikalık reklam filmi adeta efsane oldu. Kulaktan kulağa yayıldı. Ecobella Home firmasının Kadınlar Günü için hazırlattığı reklam filmi 6 gün önce Youtube’a düştü ve şimdiye kadar binlerce kişi tarafından izlendi v tekstili firması Ecobella Home, Kadınlar Günü için reklam ajansı Kare’den sosyal içerikli bir film hazırlamasını ister. Yaratıcı yönetmen Jale Koçak ve ekibi günlerce nasıl bir film çekeceklerini düşünürler. Uzun beyin fırtınaları sonucunda kadınlarla erkeklerin bir günlüğüne yerlerini değiştirmeye karar verirler. 3 hafta boyunca senaryoyu oluşturmaya çalışırlar. Sonuçta 10 hikayeyi, 2.5 dakikaya sığdırırlar. Ulusal ve yerel 177 kanalda aynı anda gösterilen reklam filmi yayınlanmasının ardından kulaktan kulağa yayıldı. Ama tekrarı olmadığı için bir daha ekranda görülemedi. Neyseki imdada Youtube yetişti. 6 gündür Youtube’tan yayınlanan reklam filmini binlerce kişi gördü. Reklam filminin yaratıcısı ve ekipteki tek kadın olan Jale Koçak teklif karşısında “Kadınların gözünden erkeklerin davranışlarını nasıl anlatırım” diye düşünmeye koyulmuş hemen. 8 kişilik ekibiyle günlerce sabahlayan Koçak, “Kadın, zengin, fakir, eğitimli ya da eğitimsiz olsun hayatının belli dönemlerinde şiddet ve tacize uğruyor. Kimi trafikte, kimi işyerinde, kimi evinde şiddetle karşı karşıya. Dünyadaki her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor. Biz bu reklam filminde bir günlük de olsa bunu göstermeye ve bunu izleyen erkeklerin kendilerini kadınların yerine koymasını istedik. Ama erkeklerin tam da erkek gibi görünmesine özen gösterdik. Çünkü kadın gibi görünmeleri yansıtmak istediğimiz gerçeği gölgelerdi. Mesela kadının erkeği dövdüğü bir sahne var. Orada dövüyor ama bir taraftan da kadın anaçlığıyla adama bakıyor”diyor. Senaryosunu bir kadının yazdığı reklam filminin yönetmeni ise bir erkek, Kıvanç Baruönü... Baruönü, “Topluma bu filmle bir tokat atmak istedik. Ama filmden yine kadınlar çok etkilendi. Çünkü işyerinde erkeği taciz edecek bir kadın fikri birçok erkeğe hoş geliyor. Oysa bu bir kadın için korkunç bir olay” diye konuşuyor. Oyuncuların hepsi gönüllü olmuş. Filmin şiddet sahnelerinde başlangıçta zorlanan kadın oyuncular sonra duruma alışmışlar. Yönetmen Baruönü, “Önce ’Acıdı mı?’ diye soran kadınlar daha sonra vurmaya doyamadılar. Sanırım herkes içindeki şiddeti boşalttı” diyor. Koçak ise kadın derneklerinden tepki almadığı için şaşkın. Çünkü Birleşmiş Milletler Türkiye temsilciliği 9 Mart’ta tebrik mektubu yollamış. 17.03.2007 Haber: Oya DOĞAN |
|
#30
| ||||
| ||||
Tüm yazıları ![]() Koca dayağı artıyor mu? İstatistikler bazen yanıltıcı olabiliyor. Geçenlerde yayınlanan bir istatistik, Türkiye'de kadına yönelik şiddetin arttığını gösteriyordu ki, bana biraz yanıltıcı geldi. Son zamanlarda kibarca "aile iç şiddet" demeyi tercih ettiğimiz koca dayağı konusunda istatistiklere yansıyan bu artışın en akla yakın açıklaması dayağın değil, dayaktan şikayetin artması olabilir. İstatistikler evlerin içinde olup biteni tespit edemeyeceğine; olsa olsa dayak nedeniyle yapılan şikayetleri izleyebileceğine göre, son istatistikteki artışı "şikayet artışı" olarak okuyabiliriz. Bu da sevindirici bir gelişmedir, zira artık daha çok sayıda kadının dayağı kader olarak görmediği; dayak yediğinde şikayet edecek kadar bilinçlendiği sonucu çıkar ortaya. İkinci bir açıklama ise şu olabilir: Erkekler daha çok dayak atıyordur, çünkü kadınlar daha az boyun eğiyor, daha çok itiraz ediyordur. Ki bu da gittikçe kötüleşen bir duruma değil, kadın bilinçlenmesi açısından olumlu bir gelişmeye işaret eder. İster bu faktörlerden biri, ister ikisi birden etkili olsun; sonuç değişmez. Ben istatistiklere yansıyan şiddet artışını, kadınların durumunun kötüye gitmesi olarak görmüyorum. Tam tersine, kadının bilincinde yaşanan değişimin işareti olarak algılıyorum. Köle isyan etmedikçe efendi onu kırbaçlama gereği duymaz. Ama söyler misiniz bana; efendinin kırbacının her an sırtına inebileceği bilinciyle sürekli boyun eğen ve böylece kırbaçtan kurtulan kadın mı daha iyi durumdadır, yoksa zaman zaman kırbaçlanmayı göze alarak baş kaldıran kadın mı? Tabii bir de üçüncü yol var: Firar etmek! Özgürlüğü seçmek! Kırbaçlı efendiyi ilelebet terk etmek... Kadının dayaktan daha fazla şikayetçi olması, ya da daha fazla itiraz etmesi, geçmişe göre önemli bir ilerleme. Ama asıl ilerleme, kadın terk etme cesaretini kazandığı zaman gerçekleşecek. Dikkat ederseniz, koca dayağı söz konusu olduğunda, en şiddet karşıtı kişi ve kurumlar bile, evliliği koruma hedefini baş hedef haline getiriyor; bütün çabalarını, sorunu evliliği koruyarak çözme noktasında yoğunlaşıyor; akıllarınca dayakçı kocayı bilinçlendirmeye çalışıyorlar. Oysa, yaygın inanışın tersine erkekler bilinçsizlikten dövmüyor. Ne öfkelerini kontrol edememek yüzünden öyle hayvanlaşıyorlar, ne de alkol yüzünden... Eğer öyle olsaydı, aynı saldırganlığı işyerinde patronlarına, sokaktaki polise de yöneltmeleri gerekirdi. Nasıl oluyorsa, ev dışında her yerde kuzu gibi olan adamlar, evde aslan kesiliyor. Hayır, bu bir göz dönme hali değil. Bu bir hesaplılık hali. Erkek, ev dışı hayattaki bütün horlanmalarının, ezilmelerinin, yetersizliklerinden doğan bütün komplekslerinin, kendine güvensizliklerinin acısını evde kadından çıkartıyor; dışarıda kuramadığı iktidarı evde kurmanın doyumunu yaşıyor. Çünkü bunun için bir bedel ödemeyeceğini, kadının her zamanki gibi affedeceğini biliyor. Öyleyse neden dövmesin? İşte o yüzden diyorum ki, koca dayağının kesin çözümü kocanın tehdit altında olması; dayak atarsa kadını ebediyen kaybedeceğini bilmesidir. Peki ya terk eden kadının hali ne olacak, diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Bir kere, abartılmış korkulara gerek yok. Hiç kimse açlıktan ölmüyor bu ülkede. Ve yaşanacak hiçbir zorluk, çekilecek hiçbir yoksulluk dayak korkusu içinde yaşanan bir evlilik kadar kötü değil. Dayağa isyan eden ve kapıyı çekip çıkan her kadın, sadece kendini kurtarmakla kalmaz, başka kadınları da bir ihtimal kurtarabilir. O terk ediş, dayakçı nice kocanın yüreğine bir korku düşürebilir: Ya benimki de terk ederse? | ||||
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| günlüğüne, hadi, kadın, olalım1 |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|