|
#31
| |||
| |||
| şu an 3. sayfadasınız Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Türkiye ve dünyada geçen yılki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nden bu yana kadınlar açısından birçok önemli gelişme yaşandı. 08.03.2007 10:26 Son bir yıl içinde bazı ülkelerdeki kadınlar temel hak ve özgürlüklerini kazandı, bazıları önemli kurumların başkanlığına seçildi. Kuveytli kadınlar, seçme-seçilme haklarına kavuşurken, ABD'li Sunita Williams ''uzayda en uzun süreli yürüyüş'' yapan astronot unvanını kazandı. Türkiye'de Kadın ve Aileden sorumlu Devlet Bakanlığı hem askerlerin, hem de polislerin ''kadına yönelik şiddetin önlenmesine'' ilişkin eğitim programları başlattı. Dünyada ve Türkiye'de kadınlar açısından son bir yılda önem taşıyan gelişmeler şöyle: Nisan 2006: Kuveyt'te kadınlar, belediye ara seçimlerinde ilk kez seçme-seçilme haklarını kullandı. Mayıs 2006: Aralarında ''Ah Güzel İstanbul'', ''Selvi Boylum, Al Yazmalım'', ''Eğreti Gelin'' gibi yapımların bulunduğu 119 filme imza atan ve ''kadın filmleri yönetmeni'' olarak tanınan Atıf Yılmaz, 81 yaşında İstanbul'daki evinde vefat etti. Haziran 2006: Türkiye, Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Moldova, Rusya, Romanya, Ukrayna'nın yer aldığı sekiz Karadeniz ülkesinde ''Kadın Ticaretinin Önlenmesi'' projesi başlatılması kararı alındı. Temmuz 2006: * Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, askerlere yönelik bir eğitim programı başlatacaklarını ve garnizonlarda başlayacak eğitim seminerlerinde aile içi şiddet, töre cinayetleri, kadının insan hakları gibi konularda sunumlar yapılacağını açıkladı. * Türkiye'de kadın haklarının savunucularından gazeteci-yazar Duygu Asena (60) tedavi gördüğü hastanede vefat etti. GENELKURMAY KADINLAR GÜNÜ'NÜ KUTLADI Genelkurmay Başkanlığı, kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü, "Sizler, Çağdaş Türkiye'nin sembolüsünüz" sözüyle kutladı. Genelkurmay Başkanlığı, Dünya Kadınlar Günü'nde kadınları unutmadı. Genelkurmay, bu kapsamda hazırladığı bir afişi resmi web sitesinde yayınladı. Atatürk sulieti önünde biri subay iki kadının bulunduğu afişte, "Sizler, Çağdaş Türkiye'nin sembolüsünüz. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününüzü kutlarız - Türk Silahlı Kuvvetleri" ifadelerine yer verildi. Ağustos 2006: Amerikan meşrubat şirketi Pepsi'nin yönetim kurulu başkanlığına Hindistan kökenli İndra Nooyi geldi. Şirketin en üst düzey mali sorumlusu olan İndra Nooyi'nin görevlendirilmesiyle şirket kadınlar tarafından yönetilen en büyük Amerikan şirketlerinden biri haline geldi. Eylül 2006: Tarihin ilk kadın uzay turisti İran kökenli ABD yurttaşı Anousheh Ansari, Kazakistan'ın Baykonur Uzay Üssü'nden, Rus Soyuz aracıyla uzaya çıktı. Kasım 2006: İslam Konferansı Örgütü'ne üye ülkeler, kadın konusunu, İstanbul'da gerçekleştirilen ''İslam Kalkınmasında Kadının Rolü'' konferansında ilk defa tartıştı. Aralık 2006: Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü arasında ''Kadına Karşı Şiddetin Önlemesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Projesi'' protokolü imzalandı. Polonya'nın ilk feminist partisi ''Kadınlar Partisi'' kuruldu. Alman asıllı sanatçı Tomma Abts, 22 yıllık Turner Ödülleri tarihinde, bu ödülü kazanan ilk kadın ressam oldu. May Elceribi (46), Tunus'ta parti genel başkanlığına seçilen ilk kadın oldu. Ocak 2007: * Arzuhan Yalçındağ Doğan, TÜSİAD Başkanlığı'na seçilen ilk kadın oldu. BM'nin sadece kadınlardan oluşan ilk kadın barış gücü, 1989 ile 2003 arasında iç savaş yaşamış Liberya'ya gitti. * ABD Temsilciler Meclisi Başkanlığı'na, Demokrat Partili Nancy Pelosi seçildi. Pelosi, ABD tarihinde Temsilciler Meclisi Başkanlığı'na seçilen ilk kadın oldu. Şubat 2007: * ABD'li bayan astronot Sunita Williams, toplam 29 saat 17 dakikalık 4 uzay yürüyüşle uzay ve havacılık tarihinin ''en uzun süre uzay yürüyüşü yapan kadın astronotu'' unvanını aldı. * Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı, ''Kadına Yönelik Şiddette Son'' kampanyası kapsamında Beymen, Altınyıldız, UKİ, iGS, Roman, Hugo Boss, Damat-Tween, Yargıcı ve Koton firmalarının ürettiği erkek ceketleri, ''Kadına Karşı Şiddete Son'' etiketleriyle satışa sunuldu. * Şanlıurfa'nın Viranşehir Belediyesi ile Genel-İş Sendikası arasında yapılan toplu iş sözleşmesinde, eşine şiddet uygulayan işçinin maaşının yüzde ellisinin kesileceği ve bu paranın işçinin eşine verileceğine ilişkin bir madde yer aldı. (CNNTURK) |
| Sponsorlar |
| |
|
#32
| |||
| |||
| Kadınlara yalanlar Bugün, kadınlara en büyük ve kolektif yalanın söylendiği gündür 08.03.2007 11:44 KADINLAR, erkeklerin yalanlarına asla kanmazlar. İster "Askerde yüzbaşıya dedim ki..." diye başlayan uzak bir yalan olsun, ister "Elimi hiç bırakma..." gibi yakın bir yalan... Kadınların kanmış gibi gözükmeleri, onların annelik güdülerindeki "Bırak, mutlu olsun" hoşgörüsündendir. Aldatılan kadınların yalanlara inanmış gibi gözükmeleri ise kendi yüce -dürüst sevdalarına leke kondurmak istememeleri yüzündendir. Yoksa... Yoksa kadınlar yalanlara asla kanmazlar. * Ama günlerden bugün, kadınlara en büyük ve kolektif yalanın söylendiği gündür: "Kadın Hakları Günü..." Gazetelerde, köşelerde, televizyonlarda, siyasilerin dillerinde, aydınların ağızlarında, egemen ve güçlü erkeklerin söylemlerinde bugün bütün gün "kadın haklarını" dinleyeceksiniz. Söyler misiniz: Hem kadınları ikinci sınıf insan sayan ortaçağ zihniyetini iktidarda tutmak, hem "kadın özgürlüğü" lafları etmek, büyük bir yalan değilse ne? Türk kadınına, tüm dünya kadınlarından bir adım önde haklar veren Mustafa Kemal’den nefret edenlerin eteğine yapışmak, ama "kadın hakları" diye tutturmak... Nasıl bir ikiyüzlülüktür?.. Kendileri birer İtalyan gibi giyinip kadını Ortaçağ tesettürüne mahkûm edenlerin iktidarına bayılmak... Ama "kadın haklarından" söz etmek... * İktidardakilerin kendi kadınlarına bakın; yemek masalarında dahi yerleri olmayan, erkeğin gözüne bakması, el sıkması sakıncalı sayılan... Birer yasaklı gibi, sessiz, sinmiş, sanki yok gibiler. Ama göreceksiniz, o erkekler bugün sıkılmadan "kadın haklarından" söz edeceklerdir. Ve aydınlar, yazarlar, medya, sermayenin erkekleri, toplumun babayiğitleri bu büyük yalanın bir ucundan tutacaklardır. Bugün kadınlara yalan söyleme günüdür. Hep birlikte, bir ağızdan... Kolektif ve büyük bir yalan. Kadın buna inanmaz. Dönüp erkeklerin yüzüne "yalan söylemeye utanmıyor musunuz?" diye tükürmemesi ise onun asil ve yüce kimliğindendir. O kadar... bekir coşkun |
|
#33
| ||||
| ||||
| Dünya Kadınlar günü Kutlu olsun. Mezarı başında Şehit olmuş oğlunun başında " Vatan Sağolsun" diyerek göz yaşı döken o güzel Annelerin, Hasta oğlunun başında hiç umudunu yitirmeden aylarca, yılarca başında duran o güzel Annelerin, Yatalak kocasına ve çocuklarına bakmak için sayısını matematikçilerin bile hesabını yapayamayacağı kadar çok merdive silen o kadıncağızların, Kocasından dayak yedi halde sırf çocukları katlanan veya çaresizlikten yapacak birşeyi olamadığı için katlanan o kadıncağızların, Her meslekte geri plana itilmek istenen veya başka gözlerle bakıldığı için bir yerlere getirilerek gerçek mesleğini sunmada aciz bıralılan çalışan kadınların, Bayan Öğretmenlerimizin, Ev İşlerinin yanısıra İyi evlatlar yetiştirmeye çalışan, çabalayan kadınların ve aklıma gelmeyen nice zorluk veya kolaylıkla karşı karşıya kalan tüm, Abla, Kardeş, Anne , Teyze, Hala, yengesine varana kadar tüm kadınların, Kadınlar günü kutlu olsun (Vatan hainlerine yardım ve yataklık yapan kadınlar hariç). Kadınların objelikten çıkarılıp gerçek değerinin bilindiği yılların gelmesi temennisiyle. |
|
#34
| |||
| |||
| Türk kadını mutsuz A.A Dünya Kadınlar Günü öncesinde yapılan bir anket, Türk kadınının “mutsuz” olduğunu ortaya koydu. Bir araştırma merkezinin 7 il, 23 ilçe ve 37 kırsal yerleşim biriminde 18 yaş üstü 1044 evli ve bekar kadınla yapılan araştırmada katılımcıların yüzde 42.4'ü “mutsuz” olduklarını belirtti. Kamuoyu Araştırmaları Merkezi'nin (KAMOY) yaptığı araştırmada, “mutlu musunuz?” sorusuna, katılımcıların yüzde 42.4'ü “hayır”, yüzde 31.6'sı ”evet” yanıtını verirken, yüzde 26'sı ise soruyu cevapsız bıraktı. Katılımcıların yüzde 64'si en önemli sorununun “geçim sıkıntısı” olduğunu dile getirdi. Kadınlar, diğer sorunlarını ise şöyle sıraladılar: “-Ev ve çocuklarının anlayışsızlığı, -Yorgunluk, -Şiddet, -Bazı çağdaş ev eşyalarından yoksunluk, -Eğitim eksikliği, -Sokakta ve iş yerlerinde taciz, -Toplumu yönetenlerin erkek ağırlıklı olması/ayrımcılık, -Güvensizlik, -Çeşitli sağlık sorunları, -Ekonomik bağımlılık.” “GÜZEL DEĞİLİM” Geçim sıkıntısından sonra, temel 10 sorun olarak belirtilen bu sıralamadaki unsurların dışında kadınların diğer yakınmaları “istediği gibi yaşayamamak”, ”güzel bir tatil yapamamak”, “eşlerin başka kadınlarla birlikteliği”, “güzel olamamak” ve “giyim-kuşam” olarak sıralandı. Araştırmaya katılanlar, “Gelecekten umutlu musunuz?” sorusuna da yüzde 40.6 oranında “hayır”, yüzde 33.7 oranında “evet” karşılığını verdi. Katılımcıların yüzde 25.7'si soruya yanıt vermekten kaçındı. Araştırmada, kadınlara sorulan 3 seçenek doğrultusunda kendilerini nasıl tanımladıkları soruldu. Bu seçenekler doğrultusunda katılımcıların yüzde 42'si kendini “sorunlu bir kadın”, yüzde 26.2'si ise “çağdaş ve mutlu bir kadın” olarak tanımladı. “AĞIR İŞÇİYİM” Anketörler, ilk iki seçenek doğrultusunda görüş bildirmeyenlerden ”kendilerine özgü bir tanımlama” istediler. Bu seçenek için verilen ilginç cevaplardan bazıları şöyle belirlendi: “-Ağır işçiyim, -Ne olduğumu ben de bilmiyorum, -Köle, -Şu ellerime bakın siz karar verin, -Hasta, yorgun ve perişan bir insan müsveddesi, -Hizmetçi, -Delirmek üzere olan bir zavallı, -Günde 15-16 saat ayakta duran bir canlı, -Talihsiz bir kadın, -Babasının evinde rahatlık batmış bir tip.” TÜRK KADINI SAĞLIKSIZ Araştırmada, Türk kadınının sağlık durumunun da “çok kötü” olduğu belirlendi. Katılımcılara yöneltilen “Tam sağlıklıyım diyebilir misiniz?” sorusuna, yüzde 50 oranında “hayır”, yüzde 35.6 oranında “evet”, yüzde 14.4 oranında ise “bilemiyorum” karşılıkları verildi. Kadınların yakındığı sağlık sorunları arasında, çeşitli ağrılar, kadın hastalıkları, psikolojik bozukluklar, diş ve göz sorunları, mide-bağırsak hastalıkları, yorgunluktan kaynaklanan rahatsızlıklar yer aldı. KADINA DEĞER VERİLMİYOR Araştırmaya katılan kadınlara yöneltilen, “Türkiye'de kadına değer veriliyor mu?” sorusuna, yüzde 60.2 oranında “hayır”, yüzde 21.6 oranında ”evet” yanıtı gelirken, bu soruya katılımcıların yüzde 18.2'si cevap vermedi. İŞ VE EV MESAİLERİ Araştırmaya katılan ev kadınlarının günde 6-8 saat iş yaptıkları, ağırlıklı oranla (yüzde 66.2) ortaya çıkarken, çalışan kadınların iş ve ev mesaisi olarak yüzde 33.3 oranında 10--12, yüzde 27 oranında 13-15 saat çalıştıkları görüldü. Katılımcılara yöneltilen “Genç kızlık hayalleriniz evliliğinizde gerçekleşti mi?” sorusuna yüzde 32.2 oranında “hayır”, yüzde 30.2 oranında ise ”evet” yanıtı geldi. Bu soruya yanıt vermeyenler ise yüzde 37.6 oranındaydı. Araştırmaya katılan kadınlardan bazıları hayli ilginç ve düşündürücü genel değerlendirmeler yaptılar. Bunlardan bazıları şöyle belirlendi: “-Türkiye'de aile düzeni sarsıntı yaşıyor, -Boşanmalar daha da artacak, -Çocuklarımın isteklerini karşılayamıyorum, -Şimdiki aklım olsa evlenmezdim, -Para yüzünden evde her gün kavga var, -Üstte yok, başta yok, kendimden utanıyorum, -Hani cennet anaların sırtındaydı? -Biz yandık, kızlarımız ne olacak? -Başımızdakiler yaşadığımız faciayı görmüyor mu? -Pahalılık ve yoksulluk canımıza 'tak' dedirtiyor, -En büyük eğlencemiz televizyon, onda da varsa yoksa futbol, -Eşitlik sadece kağıt üzerinde, -Feministlere hak veriyorum, -Kadınlar her yerde dışlanıyor.” |
|
#35
| ||||
| ||||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
__________________ Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız... |
|
#36
| |||
| |||
| Nerede nasıl kutlanıyor 8 Mart 2007 Emel ARMUTÇU - earmutcu@hurriyet.com.tr 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü, kim nerede nasıl kutluyor. İSTANBUL * Bu akşam İstiklal Caddesi'nde feminist grupların artık geleneksel hale gelen 8 Mart yürüyüşünün 6'ıncısı var. Kadınlar renkli giysileri ve mumlarıyla yürüyecek. Taksim'den Galatasaray'a yapılacak yürüyüşün buluşma yeri Taksim Tramvay durağı, saati 19.30. * Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Türkiye Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı, Dünya Kadınlar Günü'nü, "Kadınlar seçiyor mu?" konulu bir panelle kutluyor. Bugün 14.00/17.00 arası Ramada Otel Osmanbey'de. Konuşmacılar, Türkan Saylan, Türkel Minibaş, Gülsün Bilgehan, Fatmagül Berktay, Vildan Yirmibeşoğlu. Müzik dinletisi de var: Müfide İnselel, Sonay Erenel, Müge Çakarlı, bir konser verecekler. * Yarın saat 10.30'da Okan Üniversitesi'nde "Kadın ve Aile İçi Şiddet" konulu panel var. Konuşmacılar milletvekilleri Gaye Erbatur ve Fatma Şahin, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'ndan avukat Canan Arın, sinema oyuncusu Hülya Koçyiğit ve Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Zeynep Alemdar. (Okan Üniversitesi Akfırat, Tuzla Yerleşkesi. www.okan.edu.tr) * İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi'nde bugün 14.00'te kadın hakları alanında 2006 yılında yapılanlar ve 2007 projeleri konuşulacak. Toplantıya, Baro Yönetim Kurulu Üyesi Nazan Moroğlu, Kadıköy Belediyesi Başkan Yardımcısı İnci Beşpınar, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Aydeniz Alisbah Tuksan, Bahçeşehir Üniversitesi'nden Prof. Nilüfer Narlı ve milletvekili Bihlun Tamaylıgil konuşmacı olarak katılacak ve toplantı Kanaltürk'teki Kadınlar Kulübü'nde canlı yayınlanacak. " Halkevi'nden kadınlar, Taksim'de 11.30'da bir yürüyüş gerçekleştirecek, ardından Gezi Parkı'nda şarkılı, türkülü bir basın açıklaması yapacaklar. * Saat 10.30 - 13.00 arasında, The Marmara Oteli'nde, İstanbul Baro Başkanı Kazım Kolcuoğlu'nun yöneteceği, Pınar Türenç, Şule Özsoy ve Nazan Moroğlu'nun konuşacağı bir panel var. Konusu: Kadınlar nasıl bir cumhurbaşkanı istiyor. * Samsun Düşevi Oyuncuları, dün Akatlar Kültür Merkezi'nde sahneledikleri "3. Sayfadan Kadın Hikayeleri" adlı oyunlarını, bugün de saat 20.00'de Caddebostan Kültür Merkezi'nde sahneleyecekler. Kadıköy Belediyesi'nin katkılarıyla ücretsiz. (0216 360 90 95) * Bu akşam saat 21.00'de, Beyoğlu Balans'ta Aydilge- Özlem Kavaller ve Süvariler'in bir konseri var. Konserin tüm geliri, amacı kadınlar arasında meme kanseri eğitimini daha ileri seviyelere taşımak, uygun tarama ve tedavi programlarını hayata geçirmek olan Meme Hastalıkları Koalisyonu Derneği'ne bağışlanacak. Giriş 10 YTL. (Meme Hastalıkları Koalisyonu Derneği, 0212 250 50 25 info@memedernegi.com) ANKARA * Dayanışma Vakfı, "Haydi kadınlar eğlenelim" diyor. Eğlencenin adı: Mor şalını kap da gel! 8 Mart yemeği saat 19.00'da Türkiye Noterler Birliği'nde (Mithatpaşa Cad. No: 12 Kızılay) Biletler 25 YTL. (0312 430 40 05) * Devlet Tiyatrosu'nun yeni oyunu "Kadıncıklar", bugün Altındağ Tiyatrosu'nda perde açıyor. (0312 316 59 02) * Bu gece Ankara'da da feminist bir yürüyüş var: "Biz gece vardiyasına kalan kadınlar, gece çalışan seks işçileri, travesti ve transeksüeller, gece yurtlarına dönmek isteyen öğrenciler, gece eğlenmeye çıkanlar, perdelerin ardında daralıp tek başına amaçsızca yürüme ihtiyacı duyan ya da evde kavga ettikten sonra kapıyı çarpıp sokağa çıkmak isteyenler, sokakta kimseyi rahatsız etmiyor, dehşete düşürmüyoruz. Geceyi kansız ve gözyaşı dökmeden yaşamak istiyoruz" diyen Ankaralı kadınlar, "geceler de bizim, sokaklar da" demek için yürüyecek. Toplanma yeri, Yüksel Caddesi. Saat 23.00 " Ankaralı iki ressam, Nuray Akkol ve Ayşegül Türk, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, "Kadın-gövde ve iktidar" konulu bir resim sergisi açıyor bugün. Saati, 18.00 (Anküsevsanat Galerisi, No: 42 Gazioosmanpaşa) * Mersin'in Arslanköy'ünde yaşayan bir grup kadının kurduğu Arslanköy Çadır Tiyatrosu Kadınlar Topluluğu, Çağdaş Sahne ve Uçan Süpürge işbirliğiyle bugün Ankara'da ilk kez perde açacak. "Kadının Feryadı" adlı oyunun başlama saati 19.00. (Çağdaş Sahne, Atatürk Bulvarı No: 211 Kavaklıdere. 0 312 428 00 87. Uçan Süpürge, 0 312 427 00 20) Ardından oyuncularla yapılacak bir söyleşi var. Bilet fiyatı: 5 YTL. Gelir tamamen Kadınlar Topluluğu'na bırakılacak. TRABZON * Trabzon Barosu Kadın Hakları Komisyonu, yazar Ece Temelkuran'ın konuşmacı olarak katılacağı bir söyleşi düzenliyor. Saat 13.00-15.00 arası, Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi'nde. (0 462 321 47 03) İZMİR * İzmir Devlet Senfoni Orkestrası'nın 8 ve 9 Mart'taki konserleri, Dünya Kadınlar Günü'ne özel. Şef Hakan Şensoy, Solistler Suna Kan, Kartal Akıncı. Eserler: J. S. Bach Keman Konçertosu La min. ve Re min. M. N. Beken İstanbul Masalları ve Çanakkale Şehitleri Senfonik Şiiri. Saat: 20.00, İsmet İnönü Sanat Merkezi. * İzmir Kadın Platformu üyeleri, bugün ilk olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile görüşerek sığınma evleri ile ilgili taleplerini iletecekler. Saat 12.00’de ise bir basın açıklaması yapacaklar. 10 Mart Cumartesi günü de yürüyüş yapacaklar. Toplanma yeri Konak Telekom önü, saati 13.00. Yürüyüş sonrası Sümerbank önündeki alanda sokak şenliği var. DİKİLİ * Dikili Kadın Dayanışma Derneği'nin girişimiyle bir araya gelen Belediye ve sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği 8 Mart etkinlikleri hafta boyunca sürdü. Bugün Dikili Kadın Dayanışma Merkezi'nin birinci doğumgünü. Taliha Değer'in katılacağı "Kadın Gözüyle Sanat" söyleşisi ve Dikili Engelliler Derneği üyesi Hanife Deniz'in imza günü ve söyleşisi, saat 14.00'ten itibaren Muammer Aksoy Parkı'nda. Akşamı saat 20.00'de ise Kültür Evi'nde Atıf Yılmaz'ın "Hayallerim Aşkım ve Sen" adlı filmi gösterilecek. (www.izmir-dikili.bel.tr) VAN * Van Kadın Derneği (VAKAD) bugün "Kadına Yönelik Şiddet ve Türleri" konulu bir panel düzenliyor. Avukat Eren Keskin ve aktivist Zelal Ayman konuşmacı. Saat 13.00'te Van Tiyatrosu'nda. Panele katılan kadınlara tiyatro bileti sürprizi var. Saat 18.30'da ise yine Keskin'in katılacağı bir söyleşi var. Kazım Karabekir Caddesi'ndeki Gül Cafe'de. (VAKAD 0432 214 90 15) NİĞDE * Niğde Barosu Kadın Hukuku Komisyonu üyesi Av. Hatice Karaca, Dünya Kadınlar Günü üzerine bir konferans verecek. Saat 14:00'te, Derbent Kültür Merkezi'nde. FOÇA * Foça Belediyesi, yarın "Kadınlar Seçilecek, Dünya Değişecek" başlıklı bir konferans düzenliyor. Z. Yıldız Belger'in konuşmacı olarak katılacağı konferans saat 19.00'da Foça Belediyesi Reha Midilli Kültür Merkezi'nde. ŞANLIURFA * Halk Eğitim Merkezi'nde Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Komisyonu'nun düzenlediği Kadın Hakları başlıklı bir toplantı var. Yarın ise saat 13.00'te Emek Sineması'nda Şanlıurfa Belediyesi ve ÇATOM'un birlikte düzenlediği "kadın hastalıkları" konulu seminer yapılacak, 14.00'te ise film gösterimi var. DENİZLİ * Yerel Gündem 21'in mesleklerindeki başarılarından dolayı seçtiği Yılın Altın Kadınları, ödüllerini bugün alacak. Altın kadınlar, farklı Meslek Grubu dalında fayans taş işçisi Şemsi Duman, ressam Arife Yılmaz ve işkadını Fatma Eren. (0258 265 00 50) DOĞUBAYAZIT * Daha önce sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerde çalışan kadınlarla birlikte mahallelerde 8 Mart'ın önemini anlatan Doğubayazıt Belediyesi, bugün kadınlara gül dağıtılarak güne başlıyor. Kadınlar günü çeşitli etkinliklerle kutlanacak. BURSA * 11 Mart'a kadar sürece Kitap Fuarı'nda Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri de var. Bugün 13.00'te Çekirge Salonu'nda "Kadın Gazeteciler Gözüyle 8 Mart" başlıklı bir söyleşi yapılacak. TÜYAP'ın düzenlediği söyleşiye Zeynep Oral, Ayşe Karabat ve Ceyda Karan konuşmacı olarak katılacak. Saat 15.00'te "Bursa'da Şair Kadınlar" başlıklı bir söyleşi düzenlenecek. 16.15'te ise Server Tanilli'nin katılacağı "Kadın Sorunu Nasıl Tanımlanmalı?" başlıklı bir konferans yapılacak. TUNCELİ * Kışla Meydanı'na yürüyüş ve miting var. Mitinge sanatçı Serap Sönmez katılacak. ÇANAKKALE * Samsun Düşevi Oyuncuları'nın 3. Sayfadan Kadın Hikayeleri adlı oyunu, yarın Çanakkale Belediyesi'nin organizasyonuyla saat 19.30'da 90. Yıl Kültür Merkezi'nde. Ücretsiz. KOCAELİ * Kadın Platformu'nün düzenlediği yürüyüş, Merkez Bankası önünden İnsan Hakları Anıtı'na kadar devam edecek. 10 Mart'ta ise eski İlkay Eser Tiyatro Salonu'nda kadın şöleni var. MERSİN * Mersin Devlet Opera ve Balesi'nde Kadınlar Günü Konseri var. Konserde yalnızca kadın sanatçılar yer alacak. Ayrıca sabah saat 10.00'dan itibaren Cumhuriyet Meydanı'nda başlayacak etkinlikler gün boyu sürecek. Kadınlarımızın Yüzleri Meryem ana Tanrıyı doğurmadı Meryem ana Tanrının anası değil Meryem ana analardan bir ana Meryem ana bir oğlan doğurdu Âdemoğullarından bir oğlan Meryem ana bundan ötürü güzel bütün suretlerinde Meryem ananın oğlu bundan ötürü kendi oğlumuz gibi yakın bize Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü. Ve sevinçlerimiz vurur gözlerine kadınların göllerde ışıyan seher vakıtları gibi. Hayallerimiz yüzlerindedir sevdiğimiz kadınların, görelim görmeyelim karşımızda dururlar gerçeğimize en yakın ve en uzak. 1962 Nazım Hikmet Ran |
|
#37
| |||
| |||
| 8 Mart nedir, ne değildir Emel ARMUTÇU - earmutcu@hurriyet.com.tr Kadınlar Günü Sevgililer ya da Anneler Günü gibi kutlanır mı? NEREDE NASIL KUTLANACAK? TIKLAYIN... http://www.nuveforum.net/index.php?t...62181#msg62181 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Türkiye'de bir süredir "Anneler Günü" ya da "14 Şubat Sevgililer Günü" gibi kutlanıyor. Tarihinden bihaber çoğunluk, bu günü sanki kadınların işi gücü, mutfağı, saçını süpürge etmeyi 24 saatliğine bırakmasının günü gibi algılıyor. Tabii kalan 364 gün her şeyi sırtlanmaya, çok yorulmaya devam etmeleri koşuluyla! Demek istediğim, 8 Mart da ne yazık ki artık Anneler ya da Sevgililer Günü gibi, "takvimde en çok tüketim yaptıran günler" kategorisinde. Bugün kadınlardan kendini güzellik salonlarına atması, kişisel bakımıyla, modayla daha çok ilgilenmesi, akşam da sevgilisinden, kocasından, erkek kardeşinden bir kırmızı gül beklemesi bekleniyor. Bunlar elbette kötü şeyler değil, ama 8 Mart'ın anlamı da bunlardan ibaret değil. KADINLAR GÜNÜNDE 'BAYANLARA' ÖZEL Firmalar, günler öncesinden 8 Mart'a yönelik indirim duyuruları yapıyor, sağda solda güzelliğe, modaya, bakıma -satışa- dair etkinlikler düzenleniyor. Bu çağrılarda şu tür cümlelere rastlıyorsunuz: "...'den 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde bayanlara özel süprizler..." Gün "kadınlar" günü, ama sürprizler bayanlar için! Bu, çok yıllar önce bir gazetenin attığı manşete benziyor biraz: "Halk plajlara akın etti, vatandaş açıkta kaldı!" (Sürprizi de söyleyelim, alışveriş merkezine giden 'bayanlar', bir çiçekle karşılanacak ve mankenlerle yapılacak moda söyleşisine davet edilecekler, ayrıca mağazalarda özel indirimlerle alışveriş yapabilecekler) Demek ki kadınlardan başka "bayan" diye bir cins de var ve bu gün bazıları için bayanlar günü olarak kutlanmalı. Bayanların gönlü bir çiçekle alınmalı, onlara bir çiçek oldukları bir kez daha hatırlatılmalı ki onlar bugün daha çok alışveriş yapsın. Ertesi gün çiçekler solabilir, ezilebilir, atılabilir, önemli değil. 8 MART'I YARATAN YANMIŞ KADIN BEDENLERİ Oysa 8 Mart'ların Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasının temelinde -ki tarihi 1850'lere uzanıyor- onlarca kadının yanmış bedeni var. Kısaca hatırlatalım: 8 Mart 1857'de New York'ta 40 bin dokuma işçisi çalışma koşullarının kötülüğüne dikkat çekmek için greve başlar. Ancak polis grevcilere saldırır ve çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verir. Aynı yıl kadınlar 12 saatlik mesaiye ve buna karşılık aldıkları düşük ücrete karşı yürüyüşler yaparlar, hep polis tarafından dağıtılırlar. (O zamanlar kadınların ne seçme, seçilme hakları vardır, ne de erkeklerle aynı işi yapsalar da aynı parayı alabilirler. Doğum izinleri bile yoktur.) 1908'de New York'ta bu kez 15 bin kadın "Ekmek ve gül" sloganıyla miting yapar; istedikleri daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir, doğum izni ve oy hakkıdır. Sloganlarındaki ekmek güvenceyi ve karınlarının doymasını, gül ise daha iyi bir hayatı simgeler. 28 Şubat 1909'da ilk kadın günü kutlanır; Avrupa'da ise bu, şubat ayının son pazarı olarak kabul edilir. 1910 yılında Kopenhag'da 2. Enternasyonal'e bağlı kadınlar toplantısında Alman Sosyal Demokrat Partisi'nden Clara Zetkin, bu olayı hatırlatarak o yangında ölen kadınlar anısına 8 Mart'ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanması önerisinde bulunur. Öneri oybirliğiyle kabul edilir. Takip eden yıllarda Avrupa'da kutlamalar ve yürüyüşler çoğalır; kadınlar seçme ve seçilme hakkı, meslek edinme ve mesleki eğitim görme hakkı ister, teker teker alırlar. Birleşmiş Milletler, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın tüm kadınlar için Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırır. Yani 8 Mart aslında kadının özgürleşme mücadelesinin kutlandığı bir gündür. Şimdi kadınlar erkeklerle eşit haklara sahipseler, bu, anılarına 8 Mart'ların kadınlar günü olarak kutlandığı yanmış kadınlar sayesindedir. Ama elbette kadınlar, o zaman olduğu gibi, şimdi de ve her zaman senede bir gün değil, her gün hak eder özgürlüğü, bakımlı ve güzel olmayı, çiçek almayı, vermeyi, verecek birilerini sevmeyi... Tüm kadınların 8 Mart'ı kutlu olsun. |
|
#38
| |||
| |||
| SÜHEYLA NE YAPSIN? Süheyla töre cinayetinden "tesadüfen" kurtulabilmiş az sayıdaki kadından biri. Ölümden, öldürülmekten kurtulması yetmiyor ama yaşaması için. Hayatta kalabilmek ve hayata tutunabilmek için de çok uzun bir yolu var hâlâ. Bir yandan öldürülme korkusu, bir yandan korunma ihtiyacı, bir yandan da geçim derdi, psikolojik sorunlar, sosyal handikaplar.... Onun hayatını birlikte okumaya, "şans"larını, yapabileceklerini gözden geçirmeye ve sanki elimizdeymiş gibi yapmasını sağlamaya çalışmaya ne dersiniz? Farzedin ki hayatını-hayatımızı temize çekiyoruz... Belki birileri bu hayatın temize çekilmiş halini görür ve geri dönüşsüz müsveddesine gerek kalmadan onu öylece, temiz bir şekilde yaşar... Onu tanıdığımda hastaneden yeni çıkmıştı. Vücuduna saplanan kurşunlar günlerce bilinci yitik bir şekilde yatağa bağlamıştı onu. Uyandığında ilk ne hissetti acaba? Sorduğumda, hatırlamadığını söylemişti. Ama gözlerine takılan yabancı nesnelerle birlikte, mutlaka aklına da bir şeyler düşmüştü elbette. Şimdi zaman zaman gözlerinin dalması, o anları hatırlamasından mı, bilmiyorum. Daha önce de bilincinden onu uzaklaştıran darbeler yemişti kafasına. Ama bilincini en son ve en uzun yitirdiği yer, bir sokak ortasıydı, kocasından kaçıyordu. Karanlıktı. Sağda solda, pencerede insanlar görüyordu ama kimse yardım etmiyordu. Kulaklarını sağır edecek kadar güçlü bir ses ve daha önce hiç duymadığı acıyı duyana kadar, yine de umutla bir yardım bekledi. Sonrası sokak gibi karanlıktı. Kocası yedi-sekiz kurşunu vücuduna doldurduktan sonra, öldüğüne karar verip bıraktı onu orada. Hemen babasını aradı "tamam" dedi "namus temizlendi." Süheyla şimdi 27 yaşında. Aramızda yaşayan gerçek bir kadın. Kendisi gibi hayatı da filmlerdeki kadar, belki onlardan bile daha gerçek. Daha doğrusu, hiç yaşayamadığı, kocaman bir kabus demek belki daha doğru olur. Ama öyle bir kabus ki yıllardır bitmek bilmiyor. Kocası tarafından öldü sanıldığı için ölmeyecek kadar "şanslı", ama döndüğü hayatta, her gün ölüm korkusuyla, o olmazsa hayata tutunamama korkusuyla yaşayacak kadar şanssız. Tabii bunlara şans denebilirse... Ne yapsaydı? Türkiye'nin bir köyünde (Ki sandığınız gibi Güneydoğu'da değil, kuzeyde, denizi olan bir yerdeki köyünde) 12 yaşındayken, kendisinden en az 20 yaş büyük birine "verildiğinde" ne yapsaydı? Bir sene sonra doğurduğu çocuğu oraya bırakıp canını anne-baba evine zor attığında, yeni bir "evlilik"ten başka çare dayatılmadığında önüne, ne yapsaydı? Ya, ilk defa severek evlendiği üçüncü kocası beynine beynine vurmaya, kömürlüğe, tuvalete kilitlemeye başladığında? Cevap vermeden önce, koşullarını düşünmeyi unutmamak gerek tabii: Bir işi, eğitimi, parası yok. Ona yardım etmeye hazır bir ailesi de. Tersine "senin yerin kocanın, çocuklarının yanı" diyor, çektiklerine aldırmıyorlar. Zaten dayak onların da en az kocası kadar başvurdukları bir iletişim yöntemi. Ne yapsaydı? |
|
#39
| |||
| |||
| Genç hamile kalmak depresyonu arttırıyor DHA Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi işbirliğiyle gerçekleştirilen ‘Gebe Kadınlarda Depresyon Durumu ve Bunu Etkileyen Etmenlerin İncelenmesi’ konulu araştırma genç yaşta gebe kalmanın depresyon riskini arttırdığını ortaya çıkardı. Araştırmanın Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği'ne başvuran 15-49 yaş arasındaki 136 gebe üzerinde gerçekleştirildiğini belirten Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahsen Şirin, fakülte ve yüksekokul mezunu gebelerde depresyon ortalamasının, ilkokul, ortaokul veya lise mezunu olanlara göre daha düşük olduğunu belirtti. Çalışmayan hamile kadınların depresyon puan ortalamalarının çalışanlara göre daha yüksek bulunduğunu açıklayan Prof. Dr. Şirin, “Gebelik sırasında özellikle düşük sosyo-ekonomik koşullara sahip kadınlarda depresif semptomlar daha yaygın olarak görülmekte, bunda çoğunlukla çevresel faktörler etkili olmaktadır” dedi. Düşük veya ölü doğum yapmış kadınların yüzde 36'sında ciddi depresyon belirtilerine rastlandığını vurgulayan Prof. Dr. Şirin, “Gebelerin depresyon puan ortalamaları ile doğacak çocuklarının cinsiyeti hakkındaki beklentileri de incelenmiştir. Gebelerden çocuğun cinsiyeti fark etmez cevabını verenlerin depresyon puan ortamaları 16.60, kız bebek beklentisi olanların puan ortalamaları 11.91, erkek bebek beklentisi olanların puan ortalaması ise 11.00 olarak bulunmuştur. Genellikle cinsiyetin fark etmediği ilk gebeliklerde depresyon düzeyi yüksek olmaktadır” dedi. Eş desteğinin depresyon üzerinde önemli rol oynadığını kaydeden Prof. Dr. Şirin, “Gebe kadının eş, aile, arkadaş ve çevre desteği yüksek ise gebe bunu yeterli algılıyorsa fiziksel, psikolojik sorunları daha az yaşamaktadır” diye konuştu. |
|
#40
| |||
| |||
| Çilenin coğrafyası" A.A Kadın üzerine araştırmalar yapan eğitimci-yazar Neşe Doster'in kadınların tacizden dayağa, fuhuştan namus cinayetine kadar yaşadıkları çeşitli sorunları konu alan “Çilenin Coğrafyası Yok” adlı kitabı piyasaya çıktı. Daha önce de “Öğretmenin Günlüğü”, Fransız bilim adamı Dr. Bernard Caporal'la yazdığı “Kemalizm'de ve Kemalizm Sonrası Türk Kadını” ve “Kadınlara Dair Akılda Kalanlar” adlı kitaplarıyla kadın sorunlarına eğilen Doster, kitabında sömürü, baskı, töre ve şiddetin kıskacındaki kadınları anlatmaya çalıştığını söyledi. 30 yıldır kadın sorunlarıyla uğraştığını anlatan Doster, “Kadınların sorunları bir türlü çözülemedi. İşsizlik, açlık, yoksulluk, umutsuzluk, kaynamayan tencere ve yanmayan ocak kol kola girip, kadının göğsünün tam ortasına çöktüğü sürece, bu sorunun dumanı hep tütecek, bu ve benzeri kitaplar hep yazılacaktır” dedi. Son kitabında da, kadınların dünyada ve Türkiye'de yaşadığı sorunları yer yer anı, tanıklık, izlenim şeklinde, yer yer de bilimsel veri ve istatistiklere dayandırarak ortaya koyduğunu belirten Doster, şunları kaydetti: “Kadın bazen erken bir ölümün ardından yaktığı ağıtlarla seslenir insanlığa. Bazen isyan çığlıklarıyla çevrenin suskunluğunu bozar. Bazen işkence, savaş ve yoksulluk onu sokaklara döker. Bazen de iletişimsizliğe, ilgisizliğe, sevgisizliğe tepkisini dönüşü olmayan bir yolu seçerek ifade eder. O, Afrika'nın ilkelliğinde, Afganistan'ın yoksulluğunda, Anadolu'nun çaresizliğinde hep aynı acıyı çeker. Adını da, yolunu da, dilini de bilmediği hem cinsleriyle birlikte. Acı çeken kadının milliyeti yoktur.” KİTAPTAN Yaşamları bir, dünyaları ayrı kadınların; her yerde tacize uğradığı, dayak yediği, fuhuşa zorlandığı, namus uğruna can verdiği, sağlıksız ortamlarda doğum yaptığı, istenmeyen gebeliği sonlandırmak için ilkel yollara başvurduğu, doğum öncesi ve sonrası sağlık hizmeti alamadığını ortaya koyan kitapta, aile içi şiddete dikkat çekildi. Dünyada her 2 kadından 1'inin dövüldüğü, Türkiye'de kadınların yüzde 97'sinin aile içi şiddet gördüğü vurgulanan kitapta, “Türk erkeklerinin yüzde 45'i, itaat etmemesi halinde kadına dayağı hak olarak görüyor” denildi. Dünyadan da örneklerin verildiği kitapta, aile içi şiddetin yoğun yaşandığı bir ülke olan Fransa'da, 1 yıl içinde 113 kadının eşi veya sevgilisi tarafından öldürüldüğü dile getirildi. Türk toplumunun ana dertlerinden birinin de töre cinayetleri olduğuna işaret edilen kitapta, töre ve namus cinayetlerini araştırma komisyonlarında cinayet nedenleri olarak “açık giyinme, erkeklerle konuşma, ailenin istemediği kişilerle evlenme, izinsiz dışarı çıkma ve dilin uzun olması”nın yer aldığı belirtildi. Kitapta, konuyla ilgili şunlar kaydedildi: “Türkiye'de 2000-2005 yılları arasında 1091 töre cinayeti işlenmiştir. Şüphelilerin doğum yerleri dağılımına göre ilk sırayı, yüzde 24 ile Güneydoğu Anadolu bölgesi almıştır. Dünyada bu sayı yılda 5 bin kişi civarındadır. Töre cinayetleri sadece Güneydoğu Anadolu'nun sorunu değildir. Bu cinayetler İspanya, Brezilya, Hindistan ve İsrail'de de işlenmektedir.” Son yıllarda Türkiye'de kadın intiharlarında artış görüldüğü, “15, 34 ve 45 yaşın en çok intihar edilen yaş olarak dikkati çektiği” ifade edilen kitapta, ”İntiharı seçenler aile baskılarına, koca tekmelerine, kardeş yumruklarına göz açan, borçlu doğan ve borçlu ölenlerdir. İntihar, bir bakıma kadının sesini ölümle duyurmaya çalışmasıdır” denildi. “KADINLAR İŞE, ERKEKLER GÜZELE BAKIYOR” Türkiye'de kadınların yaklaşık yüzde 95'inin evleneceği erkeğin “işinin olmasına” önem verirken, bekar erkeklerin yarısının “kadında güzellik” aradığına vurgu yapılan kitapta, evlilikte görücü usulünün de hala yaygın olduğu kaydedildi. Dünyadaki işlerin 3'te 2'sini kadınların yaptığı, buna karşın dünya gelirlerinin yüzde 15'ine, mülkiyet haklarının ise yüzde 5'ine sahip olduğu ifade edilen kitapta, Türkiye'de çalışabilir her 4 kadından 1'inin çalıştığı, bu oranla AB ülkeleri arasında son sırada yer aldığı dile getirildi. Kitapta, “Yıllar önce Duygu Asena 'kadının adı yok' diyordu. Oysa yanılıyor, kadının adı var. Ücretsiz aile işçiliğinde yüzde 53 ile var. Yoğun emek ve az getiride, aile işletmelerinde ücretsiz çalışmada ve tarımda var” ifadelerine yer verildi. ATASÖZLERİNDE DÜNYA TURU Gelişmiş batı ülkelerinde bile bazı atasözlerinin kadını horladığı ve aşağıladığı vurgulanan kitapta, İtalya'dan “Kadınlara, eşeklere, cevizlere insafsız bir el gerekir”, Almanya'dan “Kadınların şekli melek, kalbi yılan, kafası da eşek gibidir”, Yunanistan'dan da “Üç büyük kötülük vardır; deniz, yangın, kadın” şeklindeki atasözlerinden örnekler verildi. Ayrıca Türkiye'de de aşağılanma taşıyan “eksik etek, kan ayak, kız kurusu, ev yıkan, kaşık düşmanı” gibi sözcüklerin de hep kadınlara gönderme yaptığı ifade edildi. [size=14pt] şu an 3. sayfadasınız |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| gününüz, kadinlar, kutlu, mart, olsun |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|