iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:30 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Toplum bilimi » Kadın Hakları » 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #41  
Alt 08.03.07, 12:14
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun



Her 4 kadından 3'ü şiddet görüyor

A.A

Türk Eğitim-Sen Başkanı Şuayip Özcan, her 4 kadından 3’ünün şiddet gördüğünü belirterek, 4 milyonu aşkın kadının da okuma yazma bilmediğine dikkat çekti. Nüfusun yarısını oluşturan kadınların meclisteki temsil oranın ise sadece yüzde 4.2 olduğunu kaydeden Özcan, kadının ikinci plana atıldığını dile getirdi.

Türk Eğitim-Sen Başkanı Şuayip Özcan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de kadınların hala hak ettiği statüde olmadığını belirtti. Siyasete ve karar mekanizmalarında söz sahibi olmayan kadının, çalışma hayatında da tam anlamıyla yer alamadığını kaydeden Özcan, “Kadın hep ikinci plana atılmıştır hatta kimi zaman kadın kendisini ikinci plana atmıştır.

Her 4 kadından 3’ü şiddet görüyor. 4 milyonu aşkın kadın ise okuma yazma bilmiyor. Nüfusun yarısını oluşturan kadınların meclisteki temsil oranı ise sadece yüzde 4.2’dir” dedi.

Türkiye’deki kadınların iş gücüne katılma oranlarının da düşüklüğüne dikkat çeken Özcan, erkeklerin yüzde 69.5’nin, kadınların ise yüzde 25.1’nin iş gücüne katıldığını vurguladı. Özcan, Türk kadınının Atatürk sayesinde yeni haklar elde ettiğini dile getirerek, Türk kadınlarının Atatürk’ten bu yana ilerleme sağlayamadığını da söyledi. “Kadın ne TBMM’de yeterli düzeyde temsil edilmektedir ne de sivil toplum kuruluşlarında etkinlik gösterebilmektedir” diyen Özcan, yönetimde bulunmayan kadınların çifte standart kurbanı olduğunu ifade etti. Kadının erkeğin gölgesinde yaşadığını vurgulayan Özcan, kadının televole kültürüne dahil edilerek, üzerinden rant elde edildiğini de sözlerine ekledi.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #42  
Alt 08.03.07, 12:16
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun



8 milyon kadın okuma yazma bilmiyor
DHA

Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (EKAM) Müdürü Prof. Dr. Nurselen Toygar, Türkiye'de 8 milyon kadının okuma- yazma bilmediğini, 640 bin kız çocuğunun da okula gitmediğini söyledi. Prof. Dr. Toygar, Türk kadınının, yaşadıkları sorunların ancak ekonomik özgürlüğünü elde etmeleri ve eğitim görmeleriyle en aza ineceğini söyledi.

EKAM Müdürü Prof. Dr. Nurselen Toygar, kadınların yüzde 57'sinin evliliklerinin ilk gününde şiddete maruz kaldığını, aile içi işlenen suçların yüzde 90'ının kadına karşı işlenen suçlar olduğunu belirtti. Yasalar çıkmasına rağmen Türkiye'de hala kadına yönelik şiddetin önüne geçilememesinin ardında yatan nedenleri araştırmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Toygar, “Sadece yasaların çıkarılması yeterli olmuyor. Yasaların hayata geçirilememesinden dolayı bugün kadınların yüzde 9'u yaşadığı şiddeti normal kabul ediyor ve şikayette bulunma gereği duymuyor.

Bu nedenle Türkiye'de kayıt altına alınmayan pek çok şiddet vakası olduğu için şiddetin gerçek boyutu bilinemiyor” dedi. Prof. Dr. Toygar, kadının gördüğü şiddetin ulaştığı en son nokta olan töre ve namus cinayetlerine de dikkat çekti.

Türk kadınının eğitimine de değinen Prof. Dr. Toygar, Türkiye'de 8 milyon kadının okuma-yazma bilmediğini, 640 bin kız çocuğunun da okula gitmediğini belirtti. Üniversite mezunu kadınların bütün nüfusa oranının ise sadece yüzde 3 olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Toygar, kadın temsilinde 187 ülke arasında Türkiye'nin 165. sırada olduğunu belirterek, “Atatürk döneminde meclisteki kadın milletvekili oranı günümüzdekinden daha fazla. Bugün kadın milletvekili sayımız 24 ve sadece 1 tane kadın bakanımız var. Yani Atatürk'ün meclisinden daha geri gitmiş durumdayız. Bu çok üzücü bir durum” diye konuştu. Toplumda oluşan bazı yargıların kadını iş hayatının dışına ittiğini de söyledi.

“HERKES ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ YAPMALI”

Kadınların toplumda hak ettikleri yere gelebilmeleri ve sorunlarını aşabilmeleri için devletin, özellikle üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapıp ulusal alanda halk eğitim merkezleriyle girişimcilik projeleri oluşturmasının gerekli olduğunu belirten Prof. Toygar, kadının ancak ekonomik özgürlük kazanmasıyla toplumda bir birey olabileceğini söyledi. Ayrıca Türk milletinin Türk kadınına vefa borcunun olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Türk kadını Kurtuluş Savaşı'na Atatürk'ün yanında yer almış, ailesini kaybetmiş ama ‘Vatan sağolsun' demiştir. Biz bu topraklarda özgür yaşıyorsak onların emeğini ve katkılarını unutmamalıyız. Bu nedenle hepimiz üzerimize düşen görevi yapmalıyız.”
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 08.03.07, 12:17
Meraklı
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 103
Ettiği Teşekkür: 0
8 tane iletisine 11 kere teşekkür edilmiş
efsun doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun






Ben Kadin Olmanin Hep Güzelliğini Yaşadim. Işim Gereği Yaptiğimiz çalişmalarda Kadinlarin çektiklerine Birebir şahitlik Ettim Ama Gördüklerim ülkemin Kadinlariyla Gurur Duymami Birkez Daha Sağladi. Anadoludaki Kadinlarin Zorluklara Ramen Nasil Canlarini Dişlerine Takarak Inançla Yaşadiklarini Gördüm Ve Birkez Daha Türk Kadini Olmaktan Gurur Duydum...
efsun...
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 08.03.07, 12:17
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun



Kadının "yükü" ağır
A.A

Kadının toplum içindeki konumunun iyileştirilmesi yönündeki tüm çabalara rağmen, istatistikler, kadın olmanın zorluğunu belgeliyor.

Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlenen bilgilere göre, karar mekanizmalarında yeterince yer alamayan kadınlar, özellikle kırsalda ucuz iş gücü olarak görülüyor.

1935'de kadın parlamenter oranı yüzde 4,6 iken, bu oran 1946'da yüzde 2, 1950'de yüzde 0.7, 1977'de 0.9, 1987'de 1.3, 2002'de ise 4.4 seviyesine geldi. 1935'den bugüne geçen 72 yıla rağmen kadın parlamenter sayısında artış olmadı.

1950'de, 100 erkeğe düşen kadın sayısı şehirlerde 87, köylerde 113, 1960'da şehirlerde 86, köylerde 101, 1980'de şehirlerde 91, köylerde 102, 1990'da şehirlerde 93, köylerde 104, 2000 yılında ise şehirlerde 96'ya ulaşırken, köylerde 100 erkeğe düşen kadın sayısı 100'e geriledi.

KADINLARDA İŞSİZLİK

Lise ve daha üstü eğitimli 17-24 yaş grubunda bulunan kadınların yüzde 39.6'sı işsiz. Kentli kadınlarda bu oran yüzde 37.4 iken kırsal alandaki kadınlar için yüzde 45.3'e ulaşıyor.

Üniversite ve diğer yüksek eğitim kurumlarında görev yapan toplam 53 bin 805 öğretim elemanının 17 bin 828'i kadın. Yani kadın öğretim elemanlarının tüm öğretim elemanlarına oranı yüzde 33.1 seviyesinde. Eğitim gören 100 kadından sadece 2 tanesi yüksek öğrenim görüyor.

Kadınların yüzde 40'ı görücü usulüyle evleniyor, yüzde 20'si ise nikahsız yaşıyor. Kadınların yüzde 55'i doğum kontrolü uygularken, yüzde 64'ü hamilelik döneminde doktora gitmiyor. Yılda 2 bin 500 kadın anne olmak isterken yaşamını yitiriyor.

“UGANDALI KADININ BİLE GERİSİNDEYİZ”

AK Parti Adana Milletvekili Ayhan Zeynep Tekin Börü ise kadın parlamenter oranında, yarım asrı aşkın süreden beri bir arpa boyu bile yol alınamamasının üzüntüsünü yaşadıklarını bildirdi.

Börü, Türk kadınının parlamentodaki oranının, Ugandalı kadınların bile gerisinde kaldığını belirterek, “Bizden çok geri kalmış ülkelerde bile kadın parlamenter oranı yüzde 50 civarında. Bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi milletvekilliği seçimlerinde (fermuar) diye tanımlanan, yani bir erkek bir kadın şeklindeki sistem Türkiye'de de uygulanmalı” dedi.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 08.03.07, 12:21
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun


Güneydoğulu kadın, kimliğinden yoksun’


Hasan KIRMIZITAŞ/ŞANLIURFA, (DHA)

Eğitim- Sen Şanlıurfa Şube Sekreteri Suzan İşbilen, Güneydoğu'da kadınların en büyük sorununun toplum içerisinde sürekli ikinci sınıf muameleye tabi tutulması ve töre cinayetlerine kurban gitmesi olduğunu söyledi.


Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Şanlıurfa Yönetim Kurulu üyesi Sevinç Göyçe de Güneydoğu'da kadınların kimliğinden yoksun olduğunu ve sürekli şiddete maruz kaldığını söyledi.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, kırsal kesimde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nden habersiz olan kadınlar, her sabah gün ağarmadan kalkıp eşinin ve çocuklarının kahvaltısını hazırlamayı, süt sağmayı, tarlanın yolunu tutup, akşama kadar kavurucu sıcakta çalışmayı, topladığı odunları sırtında taşımayı, ev işleri ve çocuklara bakmayı ‘kader’ sayıyor. Sokağa çıkamayan ve şiddete maruz kalan bölgedeki kentlerde yaşayan kadınların durumu da kırsaldaki hemcinslerinden pek farklı değil.

Güneydoğu'nun sosyo- kültürel ve geleneksel yapısı, kadının varlığını sadece anne olmak ve ev hanımlığı yapmakla sınırlandırıyor. Bölgede, eğitimden beklenti olmaması nedeniyle aileler kız çocuklarını okula göndermiyor veya ilköğretime devam ederken okulu bıraktırıyor. Aileler, 11-12 yaşından sonra namus kavramı çerçevesinde, eğitimden uzaklaştırdıkları kız çocuklarını, 14- 15 yaşından itibaren evlendirmeye başlıyor. Kış mevsimini kendi kentinde geçiren ve işsiz eşi ile çocuklarının karnının doyması için eline aldığı kaplarla aşevlerinde yemek kuyruğuna giren Güneydoğu kadını, yılın 6 ayı Ege'de pamuk, Karadeniz'de de fındık toplayıp, çadırlarda kalarak yaşam mücadelesi veriyor.

KADINLARA İKİNCİ SINIF MUAMELE

Eğitim-Sen Şanlıurfa Şube Sekreteri Suzan İşbilen, Güneydoğu'da kadınların en büyük sorununun toplum içerisinde sürekli ikinci sınıf muameleye tabi tutulması ve töre cinayetlerine kurban gitmesi olduğunu söyledi. Kadınların dünyada büyük sorunlar ile baş başa olduğunu, fakat bölgesel anlamda sorunların farklılaştığını ve ağırlaştığını belirten İşbilen, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Mesela bölgemizde en büyük sorun kadının feodal yaşamdan kaynaklı töre ve namus cinayetlerinin yaşanıyor oluşu. Son zamanlarda ağırlaşan cezalar nedeniyle kadınlar artık sadece silahla öldürülmüyor, intihara zorlanıyor. Öyle ki töre için bir kadın öldürülürken, 6 yaşındaki kız çocuğu da gelecekte annesi gibi olacağı şeklinde bir zihniyet tarafından öldürülebiliyor. Yine bölgemizde, berdel ve kuma kadının kaderi gibi gösteriliyor. Baskı ve feodal yapı yüzünden berdele ve kumaya kimse karşı gelemiyor. Köylerde 3-4 kadın ile evlenmek hala çok doğal. Bu tür çok evlilik toplumda oldukça doğal karşılanıyor. Erkeğin kendisini üstün olarak görmesinden dolayı kadın her zaman ezilen taraf oluyor. Bölgede hala erkek egemenliği altında olan kadınlarımız maalesef ikinci sınıf muameleye maruz kalıyor.”

KADIN KİMLİĞİNDEN YOKSUN

KESK Şanlıurfa Yönetim Kurulu üyesi Sevinç Göyçe de Güneydoğu’da kadınların kimliğinden yoksun olduğunu ve sürekli şiddete maruz kaldığını söyledi. Kadının, hayatın hiçbir alanında varlığını ortaya koyamadığını ve görünmez olduğunu vurgulayan Göyçe, şöyle konuştu:

“Kadın ne sosyal yaşamda, ne iş alanında, ne de ortaya koyduğu emeğiyle ön plana çıkamıyor. Toplumda anlayış, kadının görünmez olması ve varlığını sadece aile reisinin isteğine göre yönlendirmesi öngörülüyor. Şiddete maruz kalan kadın görünmezliğe bürünerek bir şey yapmıyor. Töre ve namus cinayetlerinde kadınlar kurban seçilmekte ve kaderlerine razı bırakılmaktadırlar. Tarlada çalışan, fıstık- pamuk toplayan, tarla eken ama emeğinin karşılığında pay alamayan hep kadın. Çocuk yaştan itibaren bölge kadını hayata tarım işçisi olarak atılıyor. Ancak, bütün yükü kadın kadının omuzlarında olmasına rağmen, bunun karşılığını bir türlü alamıyor. Mesela bölgedeki her tarım işçisi 100 kadından sadece biri sosyal güvenlik kapsamında. Bu resmi verilere yansımış bir olay. İşte bu gerçek, kadına ve kadının emeğine verilen saygıyı ortaya koyuyor.”

[size=14pt] şu an 3. sayfadasınız
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 08.03.07, 12:27
Meraklı
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 103
Ettiği Teşekkür: 0
8 tane iletisine 11 kere teşekkür edilmiş
efsun doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun

KADIN

Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde
Yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
Harman yerinde dokuz zilli
Köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım.
Yavrum, anam, karım, kız kardeşim
Hayat arkadaşımdır.
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 08.03.07, 12:50
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun





şu an 4. sayfadasınız






Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 08.03.07, 13:15
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun




Kadınları bir de kadınlardan okuyun


BUGÜN Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

Günlere sıkıştırılmış etkinliklerin kalıcılığına inanmam, düzenlenen toplantılarda uzun uzun konuşulacak, Haldun Taner ustanın dediği gibi, salonlarda yankılanacak, sonra da unutulup gidecek.

Oysa bugün bu konuşmalara ayıracağınız zamanı, Türk edebiyatının -dünya edebiyatı da olabilir- usta kadın yazarlarının yapıtlarından birkaç sayfa okumaya ayırsanız, kadın ve kadın kimliği üzerine çok şey öğrenebilirsiniz.

Benim bu konuda yazacağım tek cümle var:

Kadınları, kadınlarımızı edebiyatçılardan okuyun.

İncelemelere, araştırmalara sırt çevirmeyin, alanında başarılı olmuş kadınların yaşam öykülerini es geçmeyin, "Cumhuriyet Kızları"nın inanç destanlarını ihmal etmeyin.

Evet ama mutlaka, kadınlarımızı, başta kadın yazarlarımızın, şairlerimizin yapıtlarından tanıyın.

Diyeceksiniz ki, erkek yazarların kadın kahramanlarını okumayacak mıyız?.. Okuyun ama kadınlardan sonra okuyun. Burada pozitif bir edebi ayrımcılık yapıyorum.

Onların duyarlıklarını, acılarını, mutsuzluklarını, sevinçlerini, sevindirilişlerini, unutuluşlarını, hatırlanışlarını edebiyat yapıtlarında bulacaksınız. Hiçbir konuşma, onlar kadar sizi etkilemeyecektir.

Kentli kadını da, Anadolu kadınını da o kitaplardan öğreneceksiniz.

Sadece edebiyattan mı? Tuvallerden, notalardan da.

Bir edebiyat yapıtında anlatılan her kadın kahraman, sizin kadın üzerine düşüncenizi zenginleştirecek, boyutlandıracaktır.

"Kadın yazar" sözüne kızar kadın yazar dostlarımız ama ne yazık ki dünya ölçeğinde böyle bir sınıflama var.

TYS'nin (Türkiye Yazarlar Sendikası) 8 Mart bildirisini şair, yazar Melisa Gürpınar yazdı:

"Dünya genelinde hemen herkesin paylaştığı ortak sorunları, yılda bir gün önemli bir yoğunlukta dile getirerek gündemde tutmaya çalışmak, artık geçtiğimiz yüzyılda denenmiş safça bir iyimserlik olarak düşünülmelidir.

Nitekim 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü de, üzerine yüklenilen onca tarihsel acılara, kadınların karşılaştığı adeta evrenselleşmiş haksızlıklara karşın, sıradan eylemlerle geçiştirilmiş; isyan duyguları, boş vaatler, politik nutuklar ve yüzeysel erkek düşmanlığıyla güçsüzleştirilmiş her toplumda kadın ve erkek arasındaki eşitsizlik hálá farklı boyutlarda dipdiri dururken, bu günün takvim yaprağındaki özellikli yeri, nedense yıpratılmıştır."

Melisa Gürpınar'ın bildirisi; eleştirel, gerçekçi bir yaklaşımı yansıtıyor.

***

ALANLARINDAKİ başarılı kadınları anlatan, özellikle edebiyatçı kadınlarımızı dile getiren üç kitap adı vereceğim.

Feridun Andaç'ın edebiyatçı kadınlarımızla yapılmış ilgi çekici konuşmaların yer aldığı Edebiyatımızın Kadınları (Dünya Kitapları) ile adlarından anlaşılacağı üzere başarı öykülerinden oluşan iki çalışma: Sedef Kabaş'ın 41 Kadın 41 Öykü-İpek Dokulu Başarılar (Doğan Kitap) ile Gönül Bakay'ın Günümüz Türk Kadınlarından Başarı Öyküleri (Remzi Kitabevi)

***

SORUNSUZ, sadece mutluluk öykülerinin anlatıldığı Kadınlar Günü'nün özlemiyle.


doğan hızlan
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 08.03.07, 13:16
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun





Yasemin BORAN yboran@hurriyet.com.tr

Kadınlar Günü


Bundan tam 150 yıl önce bugün New York’ta tekstil fabrikalarında çalışan 40.000 işçinin kötü çalışma koşulları ve düşük ücrete karşı yaptıkları grev kanlı bitiyor ve büyük çoğunluğunu kadınların oluşturduğu 129 kişi can veriyor.

Bu olaydan 53 yıl sonra 1910’da Danimarka’nın Kopenhag kentinde yapılan kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Parti liderlerinden Clara Zetkin Amerika’da ölen 129 işçinin anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olmasını öneriyor ve oy birliği ile kabul ediliyor. 65 yıl sonra 1975 yılını Dünya Kadınlar Yılı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü iki sene sonra 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kararlaştırıyor. Böylece 8 Mart 1978 yılından itibaren Dünya Kadınlar Günü kutlanıyor.

Kötü çalışma koşullarının tetiklediği olaylar aslında çok önemli bir sorunun açığa çıkmasına ve böylece kadınların kendilerini göstermelerine neden olmuş. Bunun üstüne insanın aklına hemen "Kadınların kendilerini göstermeye ihtiyaçları var mı?" sorusu geliyor. Dünyanın gelişim sürecine bakacak olursak Ana Erkil toplumdan Ata Erkil topluma geçişle birlikte değişimin sonuçları kadınları gölgeye dönüştürdüğünü anlayabiliriz. Ve şimdi gölgenin yeniden vücut bulmak için verdiği bir mücadele olarak "Kadınlar Günü"nün anlamını kavrayabiliriz. Türkiye Kadınlar Günü’ne ancak 1984’ten bu yana itibar göstermeye başlıyor. Aslında bunu çok fazla önemsediği söylenemez. Anneler Günü ve hatta Sevgililer Günü bizim için daha fazla kutlanmaya değer bulunuyor. Çünkü Türkiye’nin üzerine kurulu olduğu toprakların adı bile "Anadolu". Bizim için anne çok önemli bir kavram ve anne demek, kadın demek. Olimpos’un Tanrıları, Anadolu Tanrıçalarının gözden düşmesi için çok fazla uğraşmak zorunda kalmış ve bu süreç içinde kadınların gölgeye dönüşmesi vakit almış. Yani bizim için kadının etkileyici gücü biliniyor. Bilmekten öte içimizde hissediyoruz. İçsel olarak hissettiklerimizin şuurundayız. Fakat korkular, bildiklerimizi reddetmemize neden olabilir. Ve hatta tamamen unutabiliriz. Bildiğimizi unutsak bile hatırlama şansımız diğer uluslara göre daha kuvvetli. Çünkü dünya tarihine baktığımız zaman daha dün diyebileceğimiz kadar yakın bir geçmişte kurtuluş savaşında kadınlar erkeklerin hemen yanı başındaydı ve tek bir vücut olarak savaşıyordu. Ve bir olmayı başardığımız için savaşı kazandık. Şimdi neden kadınla erkeği ayıralım? Bir olduğumuzu hatırlayabiliriz. Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak bize bu gerçeği hatırlatabilir.

Sorunların üzerine gitmeyin

Bugün geri giden Merkür ilerlemeye başlıyor. Ancak tıpkı geri giden arabanın ilerleyebilmesi için önce durup sonra ilerlemesi gibi Merkür’de önce duruyor. Bugün zihin faaliyetinin belirli konulara takılıp kalmasına benzer bir durum ortaya çıkabilir. Meydana gelen olaylar son derece etkileyici ve durum değiştirici olabilir. Bugün sorunların üzerine gitmeyin ve işlerin hızlanması için üstelemeyin. Akrep burcunda ilerleyen Ay, öğle saatlerinde Mars’ı tetikleyecek ve bilinçaltının derinlerinden yükselen gizli arzular uyanacak.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 08.03.07, 13:16
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: 8 Mart Kadinlar gününüz kutlu olsun




Ebru ÇAPA ecapa@hurriyet.com.tr

Sevgili


Sen yaştakilerin hayatında bir yeri var mıdır bilmem; bugün 8 Mart Kadınlar Günü...

Hani 14 Şubat’ın Manitalar Günü olduğunu biliyor olmandan yola çıkıyorum ve e bu da hasbelkader dikkatini çekmiştir diye tahmin ediyorum.

Ne de olsa, özellikle son senelerde, resmen Sevgililer Günü kakofonisine benzer bir şekilde algılanır ve yaşanır oldu hadise...

Meselá, birkaç yıl önce, kadın hakları için yürüyen kadınların polis tarafından saçlarından sürüklenmesinin ve yer misin yemez misin diye cop ve biber gazı manyağı edilmesinin yarattığı infial sağolsun, geçtiğimiz yıl, bu kez kadın polisler, hemcinsi eylemcilere çiçek miçek vermişti.

Böyle bir bilincimiz gelişti; daha doğrusu tribimiz oldu son zamanlarda çok şükür... Sanki Öğretmenler Günü, ne bileyim Anneler Günü, işte, Sevgililer Günü tadında; zarif arkadaşlarımızdan çiçek falan alıyoruz resmen...

Yine de benim tüm bu mevzuat içinde şahsi favorim, vaktiyle bir belediye başkanının "şıklığı"dır ki, Hıncal Uluç’un her sene Sevgililer ve Anneler günlerinde aynı yazıyı yayımlatması tadında, 8 Mart geldi miydi, anmadan edemem:

Adam, belediyeden bir kadın çalışanı, 23 Nisan afacanı modelinde, makam koltuğuna oturtmuştu; iyi mi!!!

Herkesin bir takıntısı vardır; ben de maalesef bu konuda şaka, mümkün değil, bünyeyi zorlasam da kaldıramıyorum.

Kadınlara karşı uygulanan ayrımcılığın, bu dünyanın en vahşi, en vulgar, en vandal ve en vahim belásı olduğuna taş gibi inanıyorum.

Bu dünyada pozitif ayrımcılık diye bir şeye ihtiyaç duyulmasının ne mene bir vahamet, kadınlar için "özel" bir günün "kutlanması"nın nasıl utanç verici bir sakalet olduğunu, gün gelir seninle tartışırız elbet... (Yanlış anlama; 8 Mart’ın varlığı, her şeye rağmen iyidir; bir güzelliktir. Senenin geri kalan günlerinin tapusunu erkeklerin üzerine yapan kim fakat; işte onu bir bulursam, çok fena benzeteceğim!)

Seninle aynı işi yapan adamlardan çok daha düşük maaşa çalıştığını fark ettiğinde, hem evde, hem işte, hem cemiyette taşıdığın sorumluluğun yüküyle, her şeye yetişmeye çalışırken, nasıl da satır altlarında yine de kendini eksikli hissetmene neden olabildiklerine hayret ettiğinde, dertleşiriz elbet... (Sen gerçi, bizim sülalede nadir rastlandığı üzre, ilginç bir şekilde ’kız çocuğu’ tipi çıktın. Üzerinde Beşiktaş formanla harala gürele futbol oynarken bile, saçının boncuğunu moncuğunu ihmal etmeyen bir süslü taze...)

Ve şimdi, 12 buçuk yaşında, abladan ziyade, bir küçük anne olmak üzeresin tabiri caizse... Senin annen, benim de buçuktan annem sayılır biliyor musun?

Banu’yla aramızda beş yaş olduğu için, beni beslemeye çalışırken, suratına çok papara püskürtmüşlüğüm vardır. Sonra ben çocukken o ergen oldu, ben ergenken, o yetişkinliğe adım attı. Bununla birlikte, leş gibi canı sıkılan bir çocuk olan kardeşinin kıçını bir ömür toparlamayı bir gün bile ihmal etmedi. O okula gidiyor, benim evde canım sıkılıyor diye kıskanç ve küskün bezerken, kalktı bana okuma yazma öğretti. Banu’nun hatırı bende 29 harf çarpı 40 yıldır anlayacağın.

Ve işte şimdi bir tekne kazıntısı geliyor. Kardeşlik müessesesinin nasıl şahane bir şey olduğunu tecrübe edecek, en güzeli de bizim oğlanı, şiddetle umuyor ve çok içimden inanıyorum ki kadınlara saygı duymayı bilen bir erkek olarak yetiştireceksin.

İnsan geleceğe inanmazsa, nasıl yaşar? Ben sana inanıyorum. Álem adam gibi adamdan öte, insan gibi adamlar da görecek inşallah... Müsterihim... (Bu arada aklımda birkaç isim birikti, müşkülpesent haspam; bakalım bunları beğenecek misin?)

Seni seviyorum; ilk göz ağrım; Kara Muço’m; Elifim; öperim, çevirir bi’ daha öperim...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
gününüz, kadinlar, kutlu, mart, olsun

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz