iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:44 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Toplum bilimi » Kadın Hakları » cinsellik ve kadın

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.03.07, 12:33
Standart cinsellik ve kadın

08.03.07, 12:33




Kadının cinsellikten zevk alması, bir insan hakkı


Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği'nin (CETAD) 20 ilde, 16 yaş ve üstü 1537 kişiyle yaptığı araştırmanın beşinci raporu geçtiğimiz günlerde yayınlanmıştı. İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Cindoğlu tarafından hazırlanan dosya, Türkiye'de kadının cinselliğiyle ilgili tüm gerçekleri gözler önüne sermişti. Kadınların cinsel hayatlarında karşılaştıkları sorunları, toplumsal baskının kadın cinselliği üzerindeki etkilerini bir bir ortaya koyan dosya, kısaca şöyle diyordu: Kadının cinsellikten haz alması bir insan hakkıdır!


KADIN KENDİ BEDENİNİ BEĞENMİYOR

Rapor, öncelikle kadınların kendi bedenleriyla ilişkilerinin, hemen tüm modern toplumlarda erkeklerden çok daha zayıf ve olumsuz olduğunu söylüyor. Yetişme ve gelişme çağında bedenlerini rahatça merak eden "ortalama" erkek çocuk prototipine karşılık, "ortalama" kız çocuğu, bedenini ona bakanların gözüyle görmeye şartlanıyor. Dolayısıyla bedeninden nasıl haz alacağını keşfetmek bir erkek çocuk için oldukça erken yaşlarda gerçekleşirken, çoğu kız çocuğu bir ömür boyu bedeninden nasıl haz alabileceğini keşfedemeden yaşıyor, doğuruyor, ölüyor.

Çalışmalar, Türkiye'de kadınların kendi bedenlerinin üremeyle ilişkin fonksiyonlarını bile pek bilmediğini ortaya koyuyor. Adet, hamilelik, doğum ve bu süreçlerde cinsel yakınlaşmaların sonuçları üzerinde çok az bilgi sahibiler. Bu durum cinsel hazza ilişkin bilgilere gelince daha da azalıyor. Rapor, "Cinsel hazza kendisini aday görmeyen bir kişinin bu konuda bilgi araması söz konusu edilemez" diyor.

CETAD'ın araştırmasında da erkeklerin yüzde 12'si kendilerini cinsellik konusunda "çok bilgili" gördüğünü söylemiş; kadınların ise sadece yüzde 7'si. Yüzde 57'si "pek bilgili değilim ve hiç bilgili değilim" demiş.

Rapor, kadınların erkeklere kıyasla kendi bedenlerini popüler modellerle kıyaslayıp çok daha az beğendiklerini de belitiyor: "Kadınlar, bedenlerini farklılaştırmak ya da farklı gözükebilmek için makyaj, spor, diyet hatta estetik müdahalelere çok daha fazla başvururlar. Birçok yeme bozukluğunun derininde kendi beden imajıyla mutlu olmama durumu vardır. Bedeninden memnun olmayan bir kadının da, kendisini cinsel olarak arzulanabilir hissetmesi veya arzu duyabilmesi eksiktir."

KADIN CİNSELLİĞİ BEKARET VE NAMUS MERKEZLİ

CETAD'ın 2006 yılında yaptığı araştırmasının sonuçlarından biri de, yüzde 70'in üzerinde kadın ve erkek katılımcıya göre kadının namusuyla bekareti doğrudan ilişkili. Bekaret kadının namusunun simgesidir, diyenlerin oranı yüzde 63.12. Kadının bekareti ancak evlilikle bozulmalıdır, diyenler yüzde 65.13 oranında. Erkekler bekareti bozulmamış kızlarla evlenmelidir, diyenler yüzde 53.11'lik kesim. Bir de bekaret kocanın-babanın namusudur, diyenler var: Yüzde 57.11.

Yani, kadının toplum içindeki değeri cinsel deneyimsizliğiyle belirleniyor. Kadınların cinsel deneyimsizliğinin ödüllendirilmesi, aynı zamanda cinsel deneyimin de cezalandırılması anlamına geliyor. "Bu çerçevede namus cinayetlerini, namus intiharlarını, bekaret muayenelerini düşünmek gerekir. Namus cinayetlerine, genç kız intiharlarına üzülen bir toplumsal resim aslında içindeki öğeleri eksik bir resimdir. Evlenecek kızların bakire olması gerektiğini düşünen bir toplum, buradaki cezayı da aslında olumlamaktadır. Kadının kendi seçtiği kişi ile sevişmesini cezalandıran toplum, aslında öteki genç kızlara da gözdağı vererek, tehdit ederek, bastırılmış bir kadın cinselliği yaratmaktadır" diyor rapor.

Dolayısıyla bu iklim içinde oluşan kadın cinselliğinin temel paradigması "haz" odaklı olmuyor. Oysa rapora göre, cinsellik ve cinsel haz bir insan hakkı: "Sağlıklı bireyler, sağlıklı ilişkiler, sağlıklı evlilikler ve sağlıklı bir toplum için bu hakkın engellenmemesi gerekmektedir. Cinsel doyumu birbirlerinde bulamayan eşlerin oluşturduğu evlerin orada yaşayan tüm bireyler için ne kadar çekilmez olacağı açıktır. Yatak odasında yaşanan ya da yaşanamayan doyumun tüm evin iklimini etkileyeceği, huzursuzluk ve mutsuzluk yaratacağı açıktır. Kadınların cinselliği nasıl, ne zaman, kiminle yaşayacakları, ne zaman anne olacaklarına kendilerinin karar verebilecekleri bir ortamda ancak kadınların tam yurttaş olduklarından söz edebiliriz. Bu cinsel deneyimi evliliğe öteleyen bakış, kadınların kendi bedenlerinden, kendi duygularından suçluluk duymalarına ve kendilerini bedenlerine sahip hissetmemelerine yol açmaktadır."

KADIN İLK GECEDEN NEDEN KORKAR

İlk cinsel ilişki kadın için "korku" demek. Nedenini rapor şöyle açıklıyor: Bir yandan yıllardır abartılarak anlatılan "kızlık zarının patlayacağı" korkusu, kontrol edilemez bir acı ve kanama korkusunun yanı sıra, öte yandan da karşısındaki erkeğin kendisinin bakire olup olmadığını "test edeceği" bir sınavdır. Genç kadın bütün bunlardan dolayı ilk cinsel ilişkisinde temel olarak korkar. Bu korku edebiyatı nesilden nesile sözlü tarih şeklinde kadınlar arasında sürekli yeniden üretilir. Kendi "ilk gece" korkusunu bir sonraki kadın nesliyle paylaşan kadın, sadece kendisinin nasıl "el değmemiş" dolayısıyla değerli olduğunu ortaya koymakla kalmaz, aynı zamanda genç kadınların "korkularını" oluşturur, yerleştirir ve yeniden üretir. Bu çok yönlü korku kadında cinselliğin haz ve keyif ile değil, endişe ile yaşanmasını ve mümkün olduğu kadar uzak durulma halini üretir.

CİNSEL HAKLAR BİLDİRGESİ

Dünya Cinsel Sağlık Birliği'nin (World Association for Sexual Health) Cinsel Haklar Bildirgesi şöyle diyor: "Cinsellik her insanın kişiliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Cinselliğin tam olarak gelişimi temas, mahremiyet, duygusal ifade, zevk, şefkat, aşk gibi temel insan ihtiyaçlarının doyumuna bağlıdır. Sağlık ana insan haklarından biri olduğuna göre cinsel sağlık da temel bir insan hakkı olmalıdır. Bireylerin ve toplumların cinsel sağlıklarının gelişiminin temini için aşağıdaki cinsel haklar tanınmalı, teşvik edilmeli, saygı gösterilmeli ve toplumlar tarafından savunulmalıdır."

1) Cinsel özgürlük hakkı Cinsel özgürlük bireylerin tüm cinsel potansiyellerini ifade etmelerine olanak verir. Ancak her çeşit cinsel zorlama, istismar ve taciz yaşamın her anı ve durumunda bu özgürlüğün dışındadır.

2) Cinsel otonomi, cinsel bütünlük ve vücudun güvenliği hakkı Bu hak kişinin kendi kişisel ve sosyal etiği çerçevesinde kendi cinsel hayatıyla ilgili kendi kendine karar verebilme gücünü içerir. Ayrıca işkence, yaralama ve her çeşit şiddetten arınmış olarak vücudumuzu kontrol etmemize ve zevk almamıza olanak verir.

3) Cinsel mahremiyet hakkı Bu madde başkalarının cinsel haklarına müdahale edilmediği sürece yakınlaşma konusunda bireysel karar verme ve davranma hakkını içerir.

4) Cinsel eşitlik hakkı Cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, ırk, sosyal sınıf, din veya fiziksel ve zihinsel engel gözetilmeden hiçbir ayırıma maruz kalmama hakkıdır.

5) Cinsel zevk hakkı Cinsel zevk, otoerotizm dahil olmak üzere, fiziksel, psikolojik, akli ve ruhsal refah kaynağıdır.

6) Duygusal cinsel ifade hakkı Cinsel zevk erotik haz ve cinsel eylemlerden daha fazlasıdır. Bireylerin cinselliklerini iletişim, dokunma, duygusal ifade ve aşk aracılığıyla ifade etme hakları vardır.

7) Özgürce cinsellik içeren ilişki kurma hakkı Bunun anlamı evlenme ya da evlenmeme, boşanma ve başka çeşitli sağduyulu cinsellik içeren ilişkiler kurabilme ihtimalinin olmasıdır.

8) Özgür ve sağduyulu üreme seçimi yapma hakkı Bu madde çocuk sahibi olma veya olmamayı seçme hakkını, çocuk sayısına ve ne kadar aralıkla olacağına karar verme hakkını ve doğurganlık düzenlemeleriyle ilgili tüm tedavilere tam erişim hakkını içerir.

9) Bilimsel araştırmaya dayalı cinsel bilgi edinme hakkı Bu hak cinsel bilginin bilimsel açıdan etik araştırmalar sonucu elde edilmiş olması ve bütün sosyal seviyelerdeki kişilere uygun şekilde yayılması gerektiğini ifade eder.

10) Kapsamlı cinsellik eğitimi hakkı Bu doğumdan başlayarak yaşam boyu devam eden bir süreçtir ve bütün sosyal kurumları kapsamalıdır.

11) Cinsel sağlık bakımı hakkı Cinsel sağlık bakımı tüm cinsel endişe, sorun ve hastalıkların engellenmesi ve tedavisinde mevcut ve ulaşılabilir olmalıdır.


www.hurriyet. com.tr
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 08.03.07, 13:10
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: cinsellik ve kadın

Cinsel eşitlik


Kadın hakları kavramıyla anlaşılması gereken, herhalde ayrımcılığın ortadan kalkması ya da cinsel eşitliğin sağlanması olmalı. Fakat salt eşitliğin sağlanması adil olmayabilir. Adil olan, cinsel eşitlik için kadın ve erkeğe eşit fırsatların tanınmasıdır. Oysa bu, çoğu ülkede hiç bulunmamakta.
İşte bu düzeyde ciddi ve derin tartışmalar bulunuyor. Çünkü fırsat eşitliğinin sağlanması kolay olmayınca, belli bir süre için "pozitif ayrımcılık" dediğimiz, kadınların yeğlendiği ya da tercih edildiği bir süreçle eşitlik sağlanmaya çalışılıyor. Gerçi bunun da ilelebet sürdürülmesi adil değil. Özellikle çalışma yaşamında çalışanların yarısının kadın olması için erkeklerin sürekli, daha nitelikli olsalar bile, iş kaybetmelerini adaletle bağdaştırmak zor.

Eşitlik mi, ayrımcılık mı?
Pozitif ayrımcılık geçici bir çözüm olduğuna göre, uzun vadeli çözümleri bulmak gerekiyor. Bunların başında eğitim geliyor. Çünkü eğitimsiz birinin eğitimli biriyle ne çalışma yaşamında ne de toplumsal yaşamın diğer alanlarında yarışması mümkün değil.
Ama ne yazık ki ülkemizde eğitim düzeyi yükseldikçe kadın oranı da düşüyor. İlköğretimde kadın oranının göreli olarak yüksek olmasının nedeni ise zorunluluk! Başka bir şey değil.
Öte yandan, eğitim düzeyi daha yüksek olsa bile kadınlar ekonomik özgürlüğe sahip olamayabiliyor. Çünkü toplumun kadına bakışı değişmedikçe, işe alan kişi, kadını değil, yine erkeği tercih edebiliyor. Diğer bir deyimle, toplumun tümünde kadına bakış değişmedikçe eğitim yetersiz kalıyor. (Zaten pozitif ayrımcılığın dayanaklarından biri de bu). Kaldı ki eğitim de toplumsal bakışı değiştiriyor. Yani konu yumurta-tavuk gibi. Eğitim için toplumsal bakış değişimi gerekli. Toplumsal bakış değişimi için de eğitim.
Düşünüyorum da siyasette kadının katılımı artsa ya da sık sık kadın liderler ortaya çıksa cinsel eşitlik konusunda daha hızlı bir ilerleme sağlanabilir mi? Kuşkuluyum. İngiltere'de Thatcher, Hindistan'da İndra Gandhi, İsrail'de Golda Meir, Arjantin'de Evita Peron iz bırakan kadın liderler olmasına rağmen bu ülkelerin hiçbirinde kadın hakları hızla ilerlemedi.

Siyasette kadın katılımı
Açıkçası, bir toplumun kadın lider çıkarması kadının özgürleşmesi ve toplumsal yaşamda daha öne çıkması yönünde etkili olamıyor.
Çünkü toplum bu kadınları normal-üstü görüyor ve her kadının her alanda başarılı olabileceğini algılamıyor.
Bununla beraber, kadının yaygın biçimde siyasette yer alması son derece önemli. Çünkü halkın temsil edildiği meclislerde kadın katılımının artmasıyla kadınlar toplumsal yükselmede önlerinin açık olduğunu düşünüyor. Oysa ilginçtir, ülkemizde kadının siyasete katılımı ve temsili giderek düşüyor.
Avrupa'nın birçok ülkesinden önce kadınlara oy hakkı tanıyan genç Türkiye'de bugün siyasette, bürokraside ve iş âleminde çok düşük oranlı bir temsil hakkı bulunuyor. Bu arada belirtelim, "Cennet annelerin ayaklarının altındadır" gibi bir hadisin kadın haklarıyla pek ilgisi yok. Bu hadis sadece annelerin ne denli kutsal olduğunu gösteriyor.
Nihayet, ülkemizde çalışma yaşamında kadınların katılımı daha yüksek, hatta Batı düzeyinde, olsaydı Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği olasılığı daha fazla olmaz mıydı? Kuşkusuz evet. Üstelik Türkiye daha uygar bir ülke olurdu.

hgunes@milliyet.com.tr
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01.04.07, 17:48
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: cinsellik ve kadın



[b]

En yaygın cinsel şiddet


Türkiye'de evlilik içi tecavüz en yaygın cinsel şiddet türü olduğu ortaya çıktı...

31.03.2007 18:11
Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD), Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen, Sağlık Bakanlığı Üreme Sağlığı Programı kapsamında desteklenen ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk Projesi''nin 5. dosyası olan ''Kadın Cinselliği'' Diyarbakır'da açıklandı.

Diyarbakır'da bir otelde düzenlenen basın toplantısında, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel ile Bilkent Üniversitesi Siyaset Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Cindoğlu, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk Projesi'' kapsamında hazırladıkları ''Kadın Cinselliği'' dosyasını açıkladı.

Cinselliğin ve cinsel hazzın bir insan hakkı olduğu, sağlıklı bireyler, evlilikler ve sağlıklı bir toplum için bu hakkın engellenmemesi gerektiği belirtilen dosyada, kadınların bedenlerine yabancı olduğu, kendi bedenleri ile ilgili ilişkilerinin erkeklerden çok daha zayıf ve olumsuz olduğu, kadınların bedenlerinin üremeyle ilişkin fonksiyonlarını bile bilmedikleri kaydedildi.

Kliniklere başvuran kadınların temel sorunlarının vajinismus ya da cinsel isteksizlik olduğu, kadınların yüzde 57'sinin cinsellik konusunda kendisini ''pek bilgili değilim ve hiç bilgili değilim'' diye tanımladığı, erkeklerde bu oranın yüzde 34 olduğu belirtildi. Kadınların evlilik hayatına bilgisiz ve deneyimsiz olarak adım attığı da dosyada yer alıyor.

BASTIRILMIŞ KADIN CİNSELLİĞİ YARATILIYOR

Kadınların, erkeklere kıyasla kendi bedenlerini popüler modellerle kıyaslayıp, çok daha az beğendikleri, bedeninden memnun olmayan bir kadının da cinsel olarak arzulanır hissetmesi ya da arzu duyabilmesinin eksik olduğa dikkat çekilen dosyada, kadın cinselliğinin ''bekaret'' ve ''namus'' merkezli olarak düşünüldüğü, kadının cinsel olarak erkekler ve toplum gözünde kıymetli, sevilebilir, evlenebilir olması için ''namuslu'' olması gerektiği anlatıldı.

Dosyada, bir yandan cinsel deneyimsizliği ödüllendirilirken, diğer yandan cinsel deneyimleri ''namus cinayetleri, namus intiharları'' ile cezalandırılabilen kadının, seçtiği kişi ile sevişmesini cezalandıran toplumun, aslında öteki genç kızlara da gözdağı vererek, tehdit ederek, bastırılmış bir kadın cinselliği yarattığı bildirildi.

Kadın cinselliğinin namus adına bu denli kontrol edildiği ortamlarda erkeklerin de cinselliklerine yabancılaştığı, fantezisi olmayan cinselliğin kısa sürdüğü kaydedilen dosyada, kadınların sadece cinsel davranışlardan değil, fantezilerinden bile suçluluk duyduğu belirtildi.

YANLIŞ İNANÇLAR

Cinsel istek bozukluğuna eşlik eden yaygın yanlış inançların yer aldığı dosyada, ''Kadın istemese de kocasına karşı görevi olduğu için cinselliği yaşamak zorundadır. Kadın evlenene kadar cinsellikle ilgili hiçbir şey öğrenmemelidir. Cinsel eylemi erkek başlatmalıdır'' deniliyor.

Kadınların en sık, yakınları olan erkeklerden şiddet gördüğü, kocasının fiziksel şiddetine maruz kalan her 5 kadından birinin aynı zamanda eşinin tecavüzünü de yaşadığı anlatılan dosyada, evlilik içi tecavüz ve ensest ilişkinin en ağır ve en yaygın yaşanan cinsel şiddet türü olduğu kaydedildi.

A.A.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01.04.07, 18:48
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: cinsellik ve kadın

Eyvah! Kadınları uyarıyorlar
Kadınların cinsellikten daha fazla zevk almasına yardımcı olduğu iddia edilen uyarıcılar piyasaya yayılıyor.

01.04.2007 10:56
Kadınlara yönelik cinsel isteği artıran, uyarıcı ürünler bir süredir çok konuşuluyor. Kozmetik ürünü olarak tanımlanan ve kimi eczanede kimi benzincide satılan bu ürünlerin bazılarına göz attık.

Bir süredir 'kadın viagrası' meselesi tartışılıyor. Önce yurtdışında piyasaya çıkan, kadınların cinsel isteğini artıracak testosteron bandı tartışıldı. Ardından bu işin hormonla yapılmasının zararlarına değinildi ve tamamen doğal ürünler ortaya çıktı. Bunlardan Grinex markalı kapsül, benzin istasyonlarında, marketlerde kasaların yanında bile satılmaya başlandı. Son olarak da S'Xtiva adlı uyarıcı bir jel piyasaya sürülüyor. Bu jeli üreten iki doktor, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Altuğ Barut ile Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Özgür Göknel. Altuğ Barut, S'Xtiva'nın içeriğinin tamamen doğal maddelerden oluştuğunu ve oluşturdukları bu içeriğin dünyada tek olduğunu iddia ediyor.

- S'Xtiva nasıl bir ürün?
- Kozmetik kategorisinde sınıflandırılan bir ürün. İki farklı çeşidi var. Amacı, kadınlardaki cinsel uyarılmayı sağlamaya ve ağrılı cinsel ilişkiyi ortadan kaldırmaya yardımcı olmak. S'Xtiva Lubricant jel, kayganlaştırıcı özelliğe sahip. S'Xtiva Intimacy ise kadınlarda cinsel uyarılma bozukluğunu gidermeye yardım eden etken maddelerle güçlendirilmiş bir formül. Ve sadece eczanelerde satılacak.

- İçeriğinde ne var?
- İçeriği tamamen doğal. İnsan sağlığına zararlı hiçbir madde yok. Hormon da yok. Ve içindeki bitkisel maddelerin kompozisyonu dünyada ilk. İçinde öncelikle ginseng ekstresi var. Ginseng, yüzyıllardır erkeklerde afrodizyak olarak kullanılıyor. Fakat ginsengin içerdiği maddeler, aslında kadın sistemine erkeklerden daha uygun. Ginseng vajinada nitritoksik sentezini artırıyor, bu da damarları genişletip kan akımını sağlıyor. Ve vajinayı ilişkiye hazır hale getirmeye yardımcı oluyor. Yine içeriğindeki 'capsaicin' adlı madde, genital dokularda sıcaklık hissi oluşturuyor. Isı artışı gevşemeye neden oluyor, gevşeme de ilişkiyi kolaylaştırıyor. Onun dışında LArginine, elastab, pantenol var.

- Dünyada tek dediniz. Nasıl emin oluyorsunuz?
- Sağlık Bakanlığı'nda nelere izin verilmiş, listesi vardır bir kere. Amerikan Sağlık Dairesi FDA'in sitesine girin, orada da kurulduğu günden beri ruhsat verdiği bütün ürünler vardır. Biz de araştırdık. Ayrıca patentli bunun formülü. Zaten Patent Enstitüsü de, 184 ülkede benzerinin olup olmadığını araştırıp size patent veriyor.

- Neden kozmetik ürün kategorisinde?
- Bu ürün Sağlık Bakanlığı'ndan onaylı. Mevzuata göre bu tip ürünler kozmetiğe giriyor.

- Kimler kullanabilir bunu?
- Kayganlaştırıcı jeli, vajinal kuruluğu olanlar kullanabilir. Bu kişilerdeki en önemli şikâyet, vajinada yeterince kayganlık olmadığı için ağrılı cinsel ilişkidir ve onlar cinsel ilişkiden kaçarlar. Fakat bazı kişilerde kuruluk yoktur ama uyarılma ortaya çıkmaz. Yani ilişkiden çeşitli sebeplerle -bu psikolojik olabilir, organik olabilir- zevk alamaz. Bu kişilerde de en önemli sebep, aslında genital bölgedeki yeterli uyarılmanın olmamasıdır. Bir de kadınlar belli dönemlerde ilişkiye daha açık, belli dönemlerde daha kapalıdır. Özellikle yumurtlamanın orta dönemlerinde, hormonal dengeden dolayı, tamamen içgüdüsel olarak üremek ve buna bağlı olarak cinsel ilişki ister. Yumurtlamanın başında ve sonunda bu dürtü pek olmadığı için ilişkiye eğilim azalabilir. Ayrıca kadınların uyarılması erkeklerden farklıdır. Erkekler, görsel malzemelerden (çıplak kadın resimleri vs.) çok kolay uyarılırlar. Fakat kadınlarda uyarılma için fiziksel bir temas gereklidir. Dokunma hissi kadınlarda arzuyu ortaya çıkarıyor. Yeterince uyarılma olmadan kadında ilişkiden zevk alma, yani orgazm söz konusu değildir. İşte bu tip uyarılma sorunu yaşayan kadınlara da Intimacy uyarıcı jeli öneriyoruz.


Meğer ginseng kadınlar için de afrodizyakmış

- Nasıl kullanılıyor bu ürün?
- Aplikatörü vajinanın girişine getiriliyor ve bastığınız zaman jel, vajinanın içine doğru püskürüyor.

- Hemen ilişki öncesinde mi kullanılmalı?
- Normal koşullar altında eğer sebep sadece kuruluksa, ilişki öncesi uygulamak yeterli. Ama uyarılma bozukluğu varsa, biz o zaman iki türlü uygulama tavsiye ediyoruz. Eğer cinsel soğukluk had safhadaysa, o zaman bunu bir süre düzenli olarak kullanmasını öneriyoruz. Yani günde iki kere. Fakat vajinaya sürekli bir şey uygulamak bir kadın için kolay bir şey değil. Onun için şöyle bir şey tavsiye ediyoruz: Bir hafta boyunca sabah akşam, onu takip eden haftada günde bir kere, ondan sonra her cinsel ilişkiden önce kullanılabilir.

- - Tabii ki böyle bir kadın mutlaka doktora gitmeli. Biz burada hayatını normal psikolojik gelişimi içinde sürdürmüş kişiler için konuşuyoruz.

- Bugüne kadar ginseng erkekler için kullanılmış. Siz neden kadınlar için kullandınız?
- Bu bir gözlem sonucu ortaya çıktı. Bizim erkekler için olan ürünümüzü tesadüfen kullanmış kadınlarla karşılaştık. Ve ginseng'in kadınlarda da işe yaradığını gözlemledik. Sonra bunu araştırdık, ginseng'in kadınlarda daha etkili olması için ağız yolundan alınmak yerine, lokal olarak kullanılmasının daha yararlı olduğunu gördük.

- Bazı yazarlar kadına yönelik cinsel isteği artıran ürünlerin çıktığını öğrenince, 'Kadınları seks makinesi haline getirmek istiyorlar,' gibi eleştirilerde bulundu. Buna ne diyorsunuz?
- Bizim bu ürünle öncelikli hedefimiz, sorunu olan kadınlara yardımcı olmak. Araştırmalar Türkiye'deki yaklaşık 10 kadından beşinde bir cinsel sorun olduğunu gösteriyor. Bu sorunlar kadını mutsuz ediyor ve uyumsuz hale getiriyor. Evliliklerde sorunlara neden oluyor. Burada amaç kadını seks makinesi haline getirmek değil. Kaliteli ve düzgün yaşayabilmesine katkıda bulunmak. Kadın seksi vazife olarak yapmamalı...

'Etkinlikleri kanıtlanmadı'

Jinekolog Doç. Dr. Yücel Karaman
"Bu tür ürünler bitki kökenli olup, etkinliği bilimsel olarak saptanmamış ve yeterli sayıda hasta üzerinde deneme sonuçları olmayan, ticari amaçlı ürünlerdir. Pek çok ülkede bu tür ürünler, ilaç statüsünde sayılmıyor. Sağlık Bakanlığı da bunu tanımıyor. Dolayısıyla da etkilerinin bilimsel olarak ne olduğunu söylemek mümkün değil. "

Benzincide bile var

'Aşkınızı Ateşleyin!' sloganıyla piyasaya çıkan ve 'doğal cinsel güçlendirici' olarak tanımlanan Grinex Capsule ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığı onayıyla satışa sunuldu. Hem kadınlara hem erkeklere hitap ettiği belirtilen Grinex de bitkisel kökenli bir ürün ve içinde ginseng var. Ama ginseng dışında formülündeki diğer bileşenler farklı. Yasal olarak besin takviyesi olarak sınıflandırılıyor ve reçetesiz de satılıyor. Benzin istasyonlarında ve marketlerde kasaların yanında bile bulunuyor.

Sabah / MELİS D. ÇALAPKULU
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03.04.07, 15:27
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: cinsellik ve kadın

En yaygın cinsel şiddet
Türkiye'de en yaygın cinsel şiddet türü Sağlık Bakanlığı'nın araştırmasıyla ortaya çıktı. İşte çıkan sonuçlar...

Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD), Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen, Sağlık Bakanlığı Üreme Sağlığı Programı kapsamında desteklenen ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk Projesi''nin 5. dosyası olan ''Kadın Cinselliği'' Diyarbakır'da açıklandı.

Diyarbakır'da bir otelde düzenlenen basın toplantısında, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel ile Bilkent Üniversitesi Siyaset Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Cindoğlu, ''Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk Projesi'' kapsamında hazırladıkları ''Kadın Cinselliği'' dosyasını açıkladı.

Cinselliğin ve cinsel hazzın bir insan hakkı olduğu, sağlıklı bireyler, evlilikler ve sağlıklı bir toplum için bu hakkın engellenmemesi gerektiği belirtilen dosyada, kadınların bedenlerine yabancı olduğu, kendi bedenleri ile ilgili ilişkilerinin erkeklerden çok daha zayıf ve olumsuz olduğu, kadınların bedenlerinin üremeyle ilişkin fonksiyonlarını bile bilmedikleri kaydedildi.

Kliniklere başvuran kadınların temel sorunlarının vajinismus ya da cinsel isteksizlik olduğu, kadınların yüzde 57'sinin cinsellik konusunda kendisini ''pek bilgili değilim ve hiç bilgili değilim'' diye tanımladığı, erkeklerde bu oranın yüzde 34 olduğu belirtildi. Kadınların evlilik hayatına bilgisiz ve deneyimsiz olarak adım attığı da dosyada yer alıyor.

BASTIRILMIŞ KADIN CİNSELLİĞİ YARATILIYOR

Kadınların, erkeklere kıyasla kendi bedenlerini popüler modellerle kıyaslayıp, çok daha az beğendikleri, bedeninden memnun olmayan bir kadının da cinsel olarak arzulanır hissetmesi ya da arzu duyabilmesinin eksik olduğa dikkat çekilen dosyada, kadın cinselliğinin ''bekaret'' ve ''namus'' merkezli olarak düşünüldüğü, kadının cinsel olarak erkekler ve toplum gözünde kıymetli, sevilebilir, evlenebilir olması için ''namuslu'' olması gerektiği anlatıldı.

Dosyada, bir yandan cinsel deneyimsizliği ödüllendirilirken, diğer yandan cinsel deneyimleri ''namus cinayetleri, namus intiharları'' ile cezalandırılabilen kadının, seçtiği kişi ile sevişmesini cezalandıran toplumun, aslında öteki genç kızlara da gözdağı vererek, tehdit ederek, bastırılmış bir kadın cinselliği yarattığı bildirildi.

Kadın cinselliğinin namus adına bu denli kontrol edildiği ortamlarda erkeklerin de cinselliklerine yabancılaştığı, fantezisi olmayan cinselliğin kısa sürdüğü kaydedilen dosyada, kadınların sadece cinsel davranışlardan değil, fantezilerinden bile suçluluk duyduğu belirtildi.

YANLIŞ İNANÇLAR

Cinsel istek bozukluğuna eşlik eden yaygın yanlış inançların yer aldığı dosyada, ''Kadın istemese de kocasına karşı görevi olduğu için cinselliği yaşamak zorundadır. Kadın evlenene kadar cinsellikle ilgili hiçbir şey öğrenmemelidir. Cinsel eylemi erkek başlatmalıdır'' deniliyor.

Kadınların en sık, yakınları olan erkeklerden şiddet gördüğü, kocasının fiziksel şiddetine maruz kalan her 5 kadından birinin aynı zamanda eşinin tecavüzünü de yaşadığı anlatılan dosyada, evlilik içi tecavüz ve ensest ilişkinin en ağır ve en yaygın yaşanan cinsel şiddet türü olduğu kaydedildi


posta gazetesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 23.04.07, 18:29
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Aldatma-aldatılma hikayeleri

Aldatma-aldatılma hikayeleri




Dünyanın bütün tarihleri ve kültürleri buyuruyor, gösteriyor: Aldatma! On Emir'den Kinsley Raporu'na kadar herkesin burnunu soktuğu bir eylem alanı burası.


Aldatma'yı aşkın sınırları içinde karşı cinsle bir ilişkiden öteki ilişkiye geçişte yaşanan bir eylem sapması olarak özetleyebilir miyiz? Onu bir biçime sokmak, tek bir ifade, roman ya da aidiyetle açıklamak mümkün mü?

Bütün aşıklar ve aşkın bütün durumları, aldatma için tek bir hedef gösterirler: Başka biri. Bu hareket yerine göre bencillik ve çoğu zaman da suçu başkasına atmanın esaslı bir yolu, yöntemi değil midir? Aldatmaya kimi zaman cinsel politikalar ve kimi zaman da histeriler neden olabilir. Hayatın devam ettiğine dair bütün söylem ve söylentiler. Aldatmanın en önemli bahanesi bunlar değil midir? Bu araştırma; aşk acılarını biraz olsun hafifletebilmek, aşkı daha iyi anlayabilmek için yapıldı...

Semra'dan...

Aldatma konusu bana göre göreceli. Yaşadığımız ülkede herkesin birbirini acımasızca aldattığını, hayatlarını bir yalan üzerine kurduğunu, isteyerek ve bilerek de bu duruma katlandıklarını düşünüyorum. Aldatıldığınız ya da aldatmayı seçtiğiniz zaman en çok aldanan kendimiz olmaz mıyız? Ben bunu yıllardır sorgularım. O kadar ucuz kadın, o kadar kalitesiz erkek var ki ve hayat onlara göre o kadar kısa ki; bir an önce mutlulukları yaratmak, yatağa atmak, sonra boşalmak, ondan sonra da üzerine bir sigara yakmak mıdır aldatmak? Yoksa sadece ticari bir ilişkiden ibaret olan evliliklerde ya da birlikteliklerde başka bir tene dokunmadan, o insanın tüm kaynaklarını kendiniz için kullanmak mıdır? Sadakat nedir? Aldatmanın karşılığı mıdır gerçekten? Ben eşimi aldattım. Çünkü bir erkeğe artık seninle olan birlikteliğimin hiçbir heyecanı kalmadı diyemedim çok istememe rağmen. Eve gelip her günü bir önceki günün kopyası gibi bana yaşatan biriyle nasıl bir ömrü paylaşabilirdim ki. Beni aldattığını bildiğim halde nasıl ona masum eşi oynayabilirdim. Ona bunları çok söylemek isterdim ama o beni aptal sanmaya devam etsin istedim. Erkekler için kadınlar üçe ayrılıyor: çıtırlar, kıtırlar bir de katırlar.

Pınar'dan...

Eşlerini katır statüsüne koyan zavallı evli erkekler! Unutmayın evdeki eşiniz de sizi birçok erkekle aldatıyor olabilir. Kadınların zekaları, duyguları sizinkine nazaran çok daha hızlı ve pratiktir. Evet ben aldattım çünkü katırgillerden değilim ve aldattığımın ertesi günü mahkemeye gidip dava açtım. Sadece aldatılmayı sürekli yaşayan ve susan ben, özgüvenimi tazelemek, kendime olan saygıyı kaybetmemek ve bu evliliği noktalamak için aldattım kocamı. O gün için bana göre en doğru şeyi yaptım. Ona verdiğim bir söz vardı, hayatımın sonuna kadar hastalıkta, sağlıkta, yoklukta ve varlıkta ölüm bizi ayırıncaya kadar senden ayrılmam demiştim, ama ayrıldım. İşte böyle aldattım kocamı. Ondan gizli para biriktirip, kendi üzerime ev alıp, kendime güvence hazırlayıp, aldatılmaktan kurtulmak için bu yolla aldattım. Bana tam 5 yıla mal oldu. Şimdi bir şirkette yönetici olarak çalışıyorum, 35 yaşındayım. Kendime saygım ve özgüvenim var. Ayaklarımın üzerinde durup, evli erkeklere çelme takıyorum, külahlarını alıp ters giydiriyorum. Şanslarını fazla zorlamıyorlar Allahtan. Bir şey daha, ben kuş değilim diyorum. Her kuşun eti yenmezden daha iyi en azından. İlk cümlede bunu anlayanlar daha zeki diye anlayabiliyorsunuz şimdiye kadar çıkmadı! Gördüğünüz gibi aldatılmak ve aldatmak bazen çok işe yarayabiliyor, yeter ki negatifleri pozitife çevirebilelim ve yeter ki hem cinslerimizi aldatılan pozisyonuna koymayalım, yani kendimize olan saygıyı elden bırakmayalım. Bu arada kocam tüm paralarını sevgili çıtırlarla yediği ve bir kısmını da bana kaptırdığı için parasız pulsuz kaldı, eee biraz da yaşlandı. Cebi boş olduğu için ona bakan da kalmadı. Annesinin yanında oturuyor. İşsiz ve cazibesiz. Sevgiler...

Merve'den...

Deli gibi severken ve sevildiğini hissederken aldatılmak. Hala bunun bir rüya olduğunu ve bir gün yine onun tatlı sesiyle uyanacağımı düşünüyorum. Onu hala sevmek istiyorum ve bunun için hatayı kendime yüklüyorum. Zavallı kadınlar. Aldatan da, aldatılan da sizsiniz aslında.

Seda'dan...

Partnerimle bir akşam evlerinde oturuyor ve sohbet ediyorduk. Daha sonra beklenen sonun olması için yatak odasına geçtik. Yatakta sadece ve sadece kendini düşünen biri olduğundan hiç zevk almamıştım, ama bir o kadar da istekliyim. Ve ertesi günü benden de yaşça küçük olan ablamın kaynını çağırdım yanıma ve harika bir gün geçirdim. Ben partnerimi bu kişiyle hep aldatıyorum, çünkü yatakta inanılmaz.


Derya'dan...

Ekim ayında tam 1 sene olacak eşimi aldatmaya başlayalı. Bu zaman süresince ayda en az bir iki kez onu aldattım. Ama bu konuda istikrarlıyım çünkü hep aynı kişi. Tek problem o kişinin arkadaşımız olması. Ama cinsel anlamda o kadar mükemmel anlaşıyoruz ki, gözümüz başka bir şey görmüyor. Onun eşi de benim eşim de acayip kıskanç, şunu çok iyi öğrendim ki isteyince her şey oluyor, eşinizle günde en az 15 kere telefonla konuşsanız bile isteyince ayarlayabiliyorsunuz.

Nisa'dan...

Aldatmak her iki taraf için de zor bir durum ama, insan her zaman altın tepside daha iyi bir şeyle karşılaşınca da, bu durum kaçınılmaz oluyor. Ben dokuz yıldır çok sevdiğim ve evlenmeyi düşündüğüm birini şu an tabiri caizse aldatıyorum. Fakat nedeni araştırılmalı. Aldatmak neden çözüm gibi görülsün, bunu her iki taraf da konuşarak çözebilir bence. Ben daha denemedim ama ama şunu biliyorum hak etti, kesinlikle hak etti. Bir insanın üstüne bu kadar gelmemeliydi, sevdiğim de olsa yaptım ve pişman değilim.

Sema'dan....

Bir zamanlar çok sevdiğim kocamla 10 yıl evvel ayrıldık. Birbirimizi çok sevmemize rağmen. Onunla 17 yaşındayken evlenmiştim. Henüz çocuk yaşta yani. 3 yıl mükemmel bir evlilikti. Daha sonra bebek istedik ama olmadı. Doktorlar eşimden kaynaklandığını söylediler. Dünyada en çok istediğim şeye, bir bebeğe belki de hiç sahip olamayacaktım. Bu duygu beni arayışlara sürükledi. Yeniden beğenilmek, aşık olmak duygularımı tetikledi. Ve kendimden iki yaş küçük biriyle aldattım kocamı. Daha sonra buna ben bile inanamadım çok suçlu hissettim kendimi. Evimize gelip giden bir iş arkadaşımdı. Tabii çok kısa sürdü ilişkimiz. Daha sonra bir doktorla beraber oldum. Ama bu arada boşanma davasını açmıştım bile. Daha sonra o doktorla nişanlandım, ancak belki de kendime olan saygımı yitirdiğim için o ilişki de sonlandı. Hayallerim yıkılmıştı ve kocam benimle ilgili değildi, ancak beni çok seviyordu ve güveniyordu. Ama ben bu durumu sadece bebeği olmuyor düşüncesiyle kullandım belki de. Bugüne kadar bu yaptıklarımı kendime bile söyleyemedim, bu gerçekten kaçtım. Böyle bir köşede bunu sizinle paylaştığım için çok iyi hissediyorum kendimi teşekkürler. İnsanlar aldatmayı bir boşluk hissi içinde yaşıyorlar yoksa bu bir ahlaksızlık değil ve biliyorum ki birçok kişi bu durumda acı çekiyor. Kendinizle paylaşamadığınız bu durumu kiminle paylaşabilirsiniz ki; sizinle birlikte sır olup toprağa girene kadar bu günahla yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Çünkü Türkiye'de kadın olmak gerçekten zor. Eğer bastırılmışlık ve öğretiler olmasa kadınlar aldatma konusunda erkekleri sollayabilirler. Buna eminim çünkü kadınların beğenilmek gibi bir zaafları var. Ve erkekler de bu durumu kullanabilecek kadar cesurlar. Yani korkaklar. Bana göre hayatta en kötü olan bir insanın kendini aldatması.


www.hürriyet.com.tr
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 25.04.07, 23:23
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart

Uzun süreli ilişkilerde seks neden biter?

Aldatma ve boşanmaların bu kadar artmasında seksin payı ne

İlişki bittiği için mi seks bitiyor yoksa seks bittiği için mi ilişki sona eriyor? Yumurta-tavuk hikayesi gibi sorular... Ama binlerce çiftin ortak problemi... Cinsel isteksizlik, monotonluk, aldatma ve nihayet ayrılık... Peki çiftler yıllar içinde tutkularının ölüp ilişkilerinin kardeşçe bir hal almasının önüne nasıl geçebilir? Tüm bu soruları cinsel sorunlar klinik psikoloğu Başak Efe’ye sorduk....

Evliliklerde ya da uzun süreli ilişkilerde cinsellik zamanla neden sıkıcılaşmaya başlıyor?
Toplumda genel anlayış bu... İki yıllık bir ilişkide cinsellik daha heyecanlıdır ve güzeldir, 15 yıllık ilişki de çoktan sıkıcılaşmıştır. Bu düşünce doğru değil. 15 yıl sonra bile ilk günkü heyecanla birlikte olan birçok çift var. Cinselliği, evlilik ilişkisinin bir parçası olarak düşünelim önce. İkisi birbirinden bağımsız hareket eden oluşumlar değil. İlişkinin ilk dönemlerinde partnerini tanımaya başlarsın, nelerden hoşlanıp nelerin onu cezbettiğini keşfedersiniz, aynı şeyi karşı taraf da yapar. Bu oyun kişileri heyecanlandırır. Birkaç yıl sürebilir. Bu süreç bittikten sonra ilişkinin monotonlaştığı düşünülür. Eğer öyleyse bu yatak odasına da yansır ve cinsellik monotonlaşır bir süre sonra da biter. Burada önemli olan ilişkiye bakış açısı ve çiftin birbiriyle olan iletişimi. Cinselliği konuşamayan çiftler sağlıksız bir iletişim kurar ve başarılı olmaları beklenemez. Utangaçlığından ya da toplumun getirdiği ahlak kuralları yüzünden bastırılmış duygularla konuşulamayan cinsellik bir süre sonra partneri memnun edemez, rutinliğe dönüşür, cinsellik biter, ev arkadaşlığı başlar.
Cinsellik hakkında konuşmakta zorluk çekenler neler yapmalı?
Her iki kişinin de öncelikle birbirini anlıyor olması gerekiyor. Yemek masasında cinsellik hakkında rahat rahat konuşamayan bir çift bunu farklı şekillerde dile getirmeli. Örneğin cinsel ilişki esnasında partnerini yönlendirerek başlayabilir. Her zaman erkeğin cinsel ilişkiyi yönlendirmesi beklenmemeli. Kadının da bu ilişkide büyük bir rol oynadığını bilmesi, aktif ve talepkâr olması gerekli. Erkeğin bu konuyu daha iyi bildiğini, her zaman hazır ve performansının yüksek olması gerektiğini, onun yönlendirmesi gerektiğini düşündürürseniz erkek bir süre sonra boğulur ve cinsel ilişkilerini azaltır. Karakteri elveriyorsa da mutluluğu dışarda arar. Cinselliğin tek düzeliğinden sıkılan ve başka ne yapacağını bilemeyen çiftler çeşitli kitap, dergi, film gibi görsel materyalleri kullanarak, cinselliği geniş yelpazede düşünerek monotonluktan çıkmanın yollarını arayabilir.
HANGİ SIKLIK NORMALDİR?
Cinselliğin normal sayılan bir ölçüsü var mıdır? Haftada 2-3 kez cinsel ilişki idealdir gibi...
Hayır. Haftada şu kadar yaparsanız normaldir yoksa sorun vardır diyemeyiz. İlişkinin sıklığını sizin ve eşinizin tercihi belirler. İkinizi de rahatsız etmeyen sıklık normaldir. Cinselliğin amacı skor ya da başarmak değil sevgiyi paylaşmak. Tabii ki ilişkinin amaçlarından biri orgazm olmalı ancak her ilişki sonrası orgazma ulaşılacak diye bir kural da yok. Zaman zaman sevişmekten keyif almak, duygusal birikiminizi tensel olarak paylaşmak orgazmdan çok daha fazla keyif verir. Sağlıklı evliliklerde fiziksel tatminin dışında ruhsal keyif almak çok daha ön plandadır.
Ne yaparsak yapalım tutku zamanla azalıyor ama...
Tutku hep doruklarda olmaz. Ancak tutkunun yerini daha kuvvetli bağlar alır. Önemli olan partnerizle 20 yıl içinde her şeyi tüketmemiş olmanız. Aşkınızı, sevginizi tutkunuzu dinamik tutmakla yükümlüsünüz, bu da çaba gerektirir, Örneğin ilk yıllarda aynı koltukta birbirine değerek televizyon seyreden çift 10 yıl sonra ayrı koltuklarda oturuyorsa bu yılların değil kendi dinamiklerini ayakta tutamadıkları için kendi suçlarıdır. Gün içerisinde biribirine gülümsemeyen, değmeyen, yanağından makas almayan, minik jestler yapmayan çift yatak odasına girdiğinde şehvetli bir seks yaşayamaz. Dokunmak gün içinde başlayan yatak odasında da devam eden bir şeydir. Sosyal hayat içinde kurulan bu bağ yatak odalarında cinsel şölene taşıyacak olan köprüdür.

Sorun fizikselse kolay, sevgi bitmişse zor
Cinselliği bitmiş bir ilişkinin geri dönüşü var mıdır?
Sorun fizikselse çözülür. Ereksiyon sorunları, hormonal sorunlar gibi... Ama fiziksel bir problem yoksa ve cinsel isteksizlik başlamışsa o evlilikte sevgi bitmiş demektir. Partnerinizi gördüğünüzde mutluluk duymuyorsanız, ona dokunmak sarılmak istemiyorsanız bunun geri dönüşü güç.
Cinsellikten uzaklaştığını söyleyen en çok hangi taraf?
Kadınlar. Kadınların en çok şikayet ettikleri şey orgazm bozuklukları. Çoğunlukla kendilerini tanımamaktan, mastürbasyonu hiç düşünmediklerinden ve en önemlisi klitorisin ne işe yaradığını bilmediklerinden kaynaklanıyor.

Aldatmak tedavi gerektiren bir rahatsızlıktır

Cinsel isteksizlik sorununu çözemeyen kişilerin aldatma eğilimine girmesi normal bir davranış şekli midir?
İlişkisinden memnun, eşini kaybetmek istemiyor ama fiziksel mutluluğu dışarıda aradığını söylüyor mesela. Bu şu demek, bir sorunları var onu çözmekten kaçıyor ve ’Eşim elimde dursun, dışarıda halledeyim’ diyor. Bu sağlıklı bir tutum değil. Çözülebilecek bir sorunken, daha da içinden çıkılmaz bir hale gelebiliyor. Kişi aldatarak kendi ruh sağlığını da bozuyor. Aldatma tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlıktır. Eğer cinsellik yüzünden aldatma yoluna giriyorsa ve tedavi edilmeyi istiyorsa tedavi edilebilir. Ancak kişi cinselliğin yanı sıra eşini sevmediğini veya başka sosyal nedenleri öne sürüyorsa evliliği bitirmek en doğrusu...
İlk günkü heyecanı yaşamak için neler yapılmalı?
Cinselliğin hayatın önemli bir parçası olduğu kabul edilmeli. Gün içerisinde de birbirlerine minik jestler yapmalı, erotizmi ve romantikliği yaşatmalılar. Partnerinin nelerden hoşlandığını iyi bilmesi gerekiyor. Kalben birbirlerini seven kişilerin cinselliği bu sevginin bir dışa vurumu olarak görmesi gerekir. Bunlar yapıldığında fiziksel bir sorun yoksa, (erken boşalma, iktidarsızlık ya da yaş) birbirini seven ve anlayış gösteren kişiler arasında cinsel isteksizlik olmayacaktır.




19.11.2006
Haber: Zeynep Bakır
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 08.05.07, 13:03
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: cinsellik ve kadın

Cinsel Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. Cem Keçe, evlilik öncesi kadın ve erkeklerin mutlaka cinsel check-up yaptırması gerektiğini savunarak, "Cinsel check-up amacıyla yaptırılan tetkikler ve muayeneler de cinsel işlev bozukluklarının erken teşhisinde çok büyük rol oynuyor" dedi.

<DIV>Dr. Keçe, birkaç saat süren kişiye özel bir cinsel check-up programıyla cinsel hastalıkların bir adım önüne geçilebileceğini kaydetti. Check-up'ın risk gruplarına ve hastalıklara göre genel sağlık kontrolü olarak bilindiğini hatırlatan Dr. Keçe, erken teşhisin hekimler tarafından tüm hastalıkların tanısında ısrarla üzerinde durulan bir konu olduğunu vurguladı.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 22.05.07, 14:33
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: cinsellik ve kadın

Erkeklerin seksi istekleri




Erkekler de en az kadınlar kadar beğenildiğini, sevildiğini ve istendiğini bilmek ister.


Kadınlar yatakta aktif olmayı ayıp saydıklarından ya da bunu tamamen erkeğin görevi olarak gördüklerinden atak olmak, her iki eşe de zevk vermek işini erkeğe yüklerler.

Birçok kadın kendisine ve eşine zevk vermek konusunda bedenini teslim etmekten öte bir çaba göstermez. Kadının bedeni erkeği uyarabilir ama onun tatmin olmasına yetmez. Bu yüzden, kadının da sevişmeye katılması, hevesli olması ve sevgi göstermesi gereklidir.

Erkekler de ilgi ister

Her kadın bir erkeğin dikkatini nasıl çekeceğini, gizli zevkler vaat etmesini, isteğini belli etmesini, davranışlarıyla umut vermesini bilir. Ancak sadece bir erkeği elde etmek istediğinde ya da bir başka kadınla rekabet ettiğinde bu davranışları uygular.

Oysa erkekler de tıpkı kadınlar gibi arada sırada da olsa baştan çıkarılmak ister. Bir erkeği tanımak demek onu nelerin uyardığını bilmek demektir. Gidip kucağına oturmak, karşısında çekici biçimde soyunmak, arzu dolu bakmak, sevgi dolu sözler söylemek cinsel heyecan uyandırabilir.

Ona iltifat edin

Kadın kendi bedeninin zevk verdiğini, teninin yumuşaklığından, göğüslerinin dolgunluğundan, kalçalarının kıvrımından hoşlandığını hep duymak ister de erkeğinin de böyle istekleri olabileceğini düşünmez nedense. Oysa erkek de görünüşünün, omuzlarının genişliğinin karnının düzlüğünün, bacaklarının adalesinin, teninin kokusunun beğenildiğini duymak ihtiyacındadır. Görünüşü yakışıklı olmasa da mutlaka güzel bir tarafı vardır ve bu tarafın beğenildiğini duymak erkeği çok mutlu eder. Aşk oyunlarına tam olarak katılan bir kadın eşinin bedenini ne kadar beğendiğini, sevdiğini, heyecanlandırdığını göstermelidir. Duydukların dokunarak, kelimelere dökerek ifade etmeyi öğrendikçe eşini fiziksel bir varlık olarak daha iyi tanımaya ondan daha çok zevk almaya başlar.

Bol bol öpün

Kulak memelerini hafif hafif ısırmak erkeği çok çabuk uyarır. Erkek ensesinin, boynunun, omuzlarının, sırtının, kalçalarının, göbeğinin okşanmasından da hoşlanır. Canı yanmadığı sürece ısırılma da hoşuna gider.

Göbek deliği ile bacakların üst iç bölümleri de genellikle duyarlı olur. Erkek gövdesinin en duyarlı organları ise penis ile testis torbalarıdır. Aynı zamanda en çabuk incinen yerler de yine bu organlardır. Bazı erkekler penislerine dokunulmasını istemezler çünkü meni akımını denetim altına alamazlar ama tecrübeli ve kendilerini tutabilen erkekler penislerinin elle okşanmasından büyük zevk aldıklarını söylerler.



hürriyet com tr
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 22.05.07, 21:33
cigdem - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Atılgan
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nereden: istanbul av. yakası
İletiler: 538
Ettiği Teşekkür: 935
227 tane iletisine 399 kere teşekkür edilmiş
cigdem ... O'nu tanımayan yok ki.cigdem ... O'nu tanımayan yok ki.cigdem ... O'nu tanımayan yok ki.cigdem ... O'nu tanımayan yok ki.cigdem ... O'nu tanımayan yok ki.cigdem ... O'nu tanımayan yok ki.cigdem ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: cinsellik ve kadın

Bence kadın yada erkek fark etmez ALDATAN KENDİNİ ALDATIR karşındakini değil.Bilerek hem bu DÜNYASINI hemde AHİRETİNİ yıkıyorrr. Acaba biliyorlarmıki..??? zina yapmanın büyük günahlardan biri olduğunu. evliyken birbirlerini altatanlarra yazıklar olsunnnn
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar