Nüve Forum


Hz. Muhammed (S.A.V) hakkinda Mekke'nin Fethi ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Hicri 8. miladi 630. Ramazan ayı ve Cuma günü Kâinatın Efendisi Kureyş'le yaptığı Hudeybiye Antlaşmasına göre Huzaa kabilesi Müslümanlarla beni Bekir kabilesi de Kureyşlilerle ittifat etmişlerdi. Bu iki kabile öteden

Hz. Muhammed (S.A.V) Peygamberimizin Doğumu, Hayatı, Peygamberlik Müjdeleri, Hicreti, Miracı, Savaşları, Seferleri, Veda Haccı, Mekkeye Girişi

Like Tree3Likes
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna
  • 1 Post By Zehravî Zeytuna

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10.07.09, 06:53
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.136
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Mekke'nin Fethi

[coverattach=1]Hicri 8. miladi 630. Ramazan ayı ve Cuma günü Kâinatın Efendisi Kureyş'le yaptığı Hudeybiye Antlaşmasına göre Huzaa kabilesi Müslümanlarla beni Bekir kabilesi de Kureyşlilerle ittifat etmişlerdi. Bu iki kabile öteden beri birbirine düşmandı. Beni Bekir kabilesi, Beni Zeyd'den olan Mevfel bin Muaviye'nin komutasında bir gece vakti ansızın Huzaa Kabilesine saldırmış ve onlardan 23 kişiyi'öldürmüşlerdi.
Bunun üzerine haksız bir saldırıya uğrayan Huzaa kabilesinden Amr İbn Salim, 40 kişi üe birlikte Medine'ye gelerek olayı aynen Resûlullah Efendimize (s.a.v) anlatmıştır. Kendilerine yardım etmesi talebinde bulunmuştur. Olaya vakıf olan Kâinatın Efendisi de, kendisine yardım sözü vermişti. Çünkü Hudeybiye anlaşmasına ihlâl, açıktan söz konusuydu. Bu olay üzerine Hudeybiye anlaşmasının bir bölümü hiçe sayılmıştı.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), Kureyşlilerden aşağıdaki üç maddenin kabul edilmesini istedi:
1- Huzaa kabilesinden öldürülenlerin diyetinin verilmesi,
2- Beni Bekir Kabilesine yardım edilmemesi,
3- ilk iki şartta rıza gösterilmediği takdirde, Hudeybiye anlaşmasının feshedilmesi".
Kureyşliler, kendilerine yapılan tekliflerden üçüncüsü olan Hudeybiye anlaşmasının feshedilmesi şartını kabul ettiklerni bildirdiler.
Ne var ki, Kureyşliler kısa bir müddet sonra verdikleri bu cevaptan dolayı bin pişman olmuşlar ve durumu düzeltmek için Ebû Süfyan'ı elçi olarak Medine'ye göndermişlerdi.
Ebû Süfyan, Medine'ye geldiğinde ilk önce kızı Ümmü Habibe ile görüşmüş, daha sonra da Resûl-i Ekrem'le buluşmuştu.
Ebû Süfyan, her şeye rağmen Hudeybiye anlaşmasının devamını istiyordu. Ne var ki; ResuluIIah Efenediimiz den (s.a.v) olumlu cevap alamamış, Hz. Ebû Bekir, Hz* Osman ve Hz. Ali'ye (r.a) başvurmuşsa da bir netice alamamış ve geri dönmek zorunda kalmıştır.



Nüve Forum
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Mekke'nin Fethi-mekkenin-fethi.jpg  
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]

Konu ghostgirl tarafından (10.07.09 saat 20:25 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10.07.09, 07:04
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.136
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Mekke'nin Fethi için Hazırlıkların Başlaması

Mekke'nin Fethi için Hazırlıkların Başlaması

Peygamber Efendimiz, Sahâbe-i Kirâmia istişareler yaptıktan sonra, Mekke'nin fethi için gerekli yapılmasını emretmişti. Bu arada olaydan haber alarak savaş hazırlığı yapmasına meydan vermemek için çalışmaların çok gizli tutulması talimatını da vermişti.
Bütün bunlara rağmen Ashab'tan Hatib İbni Ebi Beltaa, Müslümanların hazırlığını Kureyşlilere duyurmak maksadıyla yazmış olduğu bir mektubu Ummü Sare adındaki bir kadına vermişti. Resûl-i Ekrem Efendimiz, (s.a.v), vahiyle durumu öğrenince, derhal Hz. Ali'yi, Zübeyr ve Mikdad bin Esved'i çağırtıp onlara:
"Sürade falan yere varınız. Deve ile bir yolcu kadın gitmektedir; yanında bir mektup vardır; mektubu kendisinden alıp bana getirin". Uç sahabe derhal son hızla yol alıp 'Hah Bahçesi' denilen yerde bahsi geçen kadını buldular.
Kadına:
"Yanındaki mektup nerede?" diye sordular. Kadın:
"Benim yanımda mektup falan yok" diyerek inkar etmeye başladı.
Bunun üzerine kadının bütün eşyası aranmışsa da mektup bir türlü bulunamadı. Bu duruma öfkelenen Hz. Ali kılıcını çekerek kadına:
"Allah'a yemin ederim ki, Resûlullah (s.a.v) hiçbir zaman gerçeğe aykırı konuşmaz. Ya sen bu mektubu verirsin ya da biz işimizi biliriz, gerekirse üstünü başını arar, elbiseni çıkarırız".
Bunun üzerine kadın:
"Siz Müslüman değil misiniz?" dedi.
Hz. Ali ve beraberindekiler:
"Evet, Müslümanız ama Resûlullah (s.a.v), bize beraberinde mektup bulunduğunu söyledi", diye ısrar edince kadın çaresiz kalarak onlara, başının örgülü saçlarını çözerek mektubu oradan çıkarıp Hz. Ali'ye uzattı.
Vazifeli sahabeler, mektubu alarak Efendimiz'in huzuruna gelip mektubu ona takdim ettiler.
Mektubun, aynı zamanda Bedir Ashabından olan Hatib bin Ebi Balta tarafından yazıldığının anlaşılması üzerine, bütün Ashap hayret içinde kaldı. Peygamber Efendimiz, bunun üzerine Hatib Bin Ebi Beltaa'yı huzuruna çağırdı.
Hz. Hatib gelince, mektup huzurunda okunarak bu mektubu tanıdın mı diye Peygamber Efendimiz (s.a.v) kendisine sorunca:
"Evet tanıdım" dedi.
"Bunu sen mi yazdın?" Hatib inkar etmedi.
"Evet Ben yazdım".
Efendimiz (s.a.v):
"Bunu niçin yapün?" diye sordu:
Hatib şöyle anlattı:
"Ya Resûlullah! Bu hususta benim hakkımda hüküm vermekte acele etme! Ben Kureyşlilerden değilim. Muhacir Müslümanlar gibi, Mekke'de ailem ve mallarımı koruyacak kimse yoktur. Ben bu mektubu yazmakla Kureyş ileri gelenlerini bir minnet altında bırakmak ve böylece ailemin korunmasını sağlamak maksadıyla böyle yaptım. Yoksa bunu küfre sağtığım veya dinimden döndüğüm için yapmış değilim. Vallahi ben, Allah ve Resulüne olan imanımda sabitim .
Resûlullah Efendimiz (s.a.v), kendisini doğruladı. O anda orada bulunan Hz. Ömer (r.a), kendisini zapt edemeyerek:
"Bırak Yâ Resûlullah, şu münafığın boynunu vurayım", diye ileri atıldı. Kâinatın Efendisi (s.a.v), kendisine müsaade etmedi ve şöyle buyurdu:
"O Bedir savaşında bulunmuştur. Ne biliyorsun belki Allah Teala Bedir savaşına katılanlara, savaş günü bakıp; "siz ne yaparsanız ben sizi affettim. Cennet size vacip olmuş, siz de cennete girme hakkını elde ettiniz" buyurmuş olabilir. Resûlullah'ın bu mesaj dolu ifadesi üzerine Hz. Ömer'in gözleri doldu ve:
"Allah ve Resulü her şeyi daha iyi bilir", diyerek sustu.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10.07.09, 07:09
Uzman
 
Üyelik tarihi: May 2008
İletiler: 2.136
Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Zehravî Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart İslâm Ordusu Nihayet Mekke Yolunda

İslâm Ordusu Nihayet Mekke Yolunda

Hicretin sekizinci senesi ramazan ayının onuncu günü Resûl-i Ekrem (s.a.v), on bin kişilik bir ordu ile Medine'den Mekke'ye doğru hareket etmişti. Medine'den çıkış ramazana rasdadığı için İslâm ordusuna katılan muhacirler oruçlu idiler.
Hava oldukça sıcaktı. Bu sıcaklıkta yol almak oldukça yorucu ve zahmediydi. Oruç, mücahitleri güçsüz takatsiz hale getiriyordu.
Ne var ki, Resûlullah'dan her hangi bir talimat gelmeden de kimse bir hareket yapamıyordu.
İslâm ordusu Kudeyd denilen mevkie geldiklerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v) orucunu açtı ve Ashabına da oruçlarını açmalarını emretti. Bu arada etraftan gelip İslâm ordusuna büyük katılımlar olmaktaydı. İslam Ordusu on iki bin kişiye yükselmişti. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) amcası Hz. Abbas (r.a) da hicrete niyetlenmiş ve ailesini alarak Medine'ye doğru yola çıkmıştı. Zulhu
leyfe denilen yere geldiğinde Peygamber Efendimiz'le (s.a.v) karşılaşmıştı. Resûli Ekrem Efendimiz'in Mekke fethine çıktığını gören Hz. Abbas (r.a) çocuklarını ve eşyasını Medine'ye göndererek Efendimiz'le birlikte geri dönmeye karar vermiş ve bundan da Peygamber Efendimiz (s.a.v) oldukça memnun kalmış ve kendisine hitaben:
"Ya Abbas, ben peygamberlerin sonu olduğum gibi sende hicret edenlerin sonu oldun" buyurmuştur.
İslâm ordusu, Merru Zehran denilen mevkiye geldiğinde, Nebiyi Ekrem Efendimiz (s.a.v), burada orduyu durdurarak birçok yerde ateş yakmalarını emretmiş, aynca Mekke'ye İslâm ordusunun gelmek üzere olduğunu da haber vermişti. Kureyş'in ileri gelenleri ateşleri görünce ne yapacaklarını şaşırmışlar ve hemen Ebu Süfyan'a koşmuşlardı. Ebu Süfyan yanına Hakim İbni Huzam ve Büdeyl ibni Verka'yı alarak Merru-Zehran'ın üzerindeki tepeye çıkmış ve muazzam ordunun kime ait olduğunu öğrenmeye çalışmıştı. Bu sırada Müslümanlardan karakol vazifesi yapmakta olan iki asker, Ebu Süfyan ve arkadaşlarını esir almışlardı.
Ebu süfyan ve arkadaşları Hazreti Abbas'ın himayesinde Resûl-i Ekrem'in huzuruna getirilmişti. Resûl-i Ekrem (s.a.v):
"Ya Ebu Süfyan! Henüz 'La İlahe İllallah' deme vakti gelmedimi?"
Ebu Süfyan da:
"Eğer, Allah'tan başka mabûd yok desem, bu kadar putları ne yapayım, Lât ve Uzza'dan nasıl vazgeçeyim" demiş az sonra da La İlahe İllallah demiştir. Peygamberimiz devamla:
"Muhammedü'r - Resûlullah, diyeceğin vakit gelmedi mi?" sorusuna Ebu Süfyan:
'Ya Muhammed, bunun için bana biraz mühlet ver, düşüneyim" demişti. Hz. Abbas (r.a) bunun üzerine ona:
“Ya Ebu süfyan, dışarıda Ömer kılıcı elinde bekliyor, senin başını vurmak için fırsat kolluyor" demesi üzerine "Muhammedü'r-Resûlullah" demek suretiyle ancak Hazret-i Ömer'in elinden yakasını kurtarabilmişti. Yanında bulunan diğer arkadaşları da Müslüman olmuşlardı.
İslâm ordusunun Mekke'ye hareket edeceği şuada Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), Ebu Süfyan'ın ordunun geçeceği boğazda Allah'ın askerleri görsün diye Abbas'a tembihte bulunmuş, o da Ebu Süfyan'ı alıp boğaza götürmüştü. Kahraman mücahider bölük bölük Allahu Ekber nidalarıyla geçmeye başlamışlardı. Ebu Süfyan şaşırmış ve heyecanlanmışa. Kısa bir zaman içinde bu kadar muazzam bir kuvvetin toplanmasma hayret etmişti. "8u ne büyük bir iktidar" demekten kendini alamamışa. Islamın şevket ve azametinden korkan Ebu Süfyan, Peygamberimiz'den izin almış, arkadaşlarıyla birlikte vaziyeti Kureyşlilere duyurmak üzere Mekke yolunu tutmuştu. Ebu Süfyan, Mekke'de Harem-i Şerifte Kureyşc hitaben:
"Ey İnsanlar işte bu gelen Hz. Muhammed'dir. Muazzam bir kuvvede gelmektedir; karşı duramayacağınız bir kuvvettir":
"Ey Kureyş halkı! Müslüman olun selâmet bulursunuz" sözüyle konuşmasını bitirdi. Ebu Süfyan'ın karısı Hind, kocasının üzerine atılarak sakalından tutmuş ve orada bulunanlara:"Şu herifi öldürünüz", demesi üzerine Ebu Süfyan da karısına:
"Sakalımı bırak; Müslüman olmazsan senin de boynun vurulacaktır, haydi evine git ve sesini çıkarma" demişti.
Ebu Süfyan, kendi evine ve Kabe'ye girenlerin veyahut da kapılarını kapayarak evlerinde oturmak isteyenlere af olunacaklarını da ilân etmişti.
Ebu Süfyan'ın Müslüman olması, Kureyş'ten bir çoklarının da dine girmelerine vesile olmuştu. Fakat İslâm dinini kabul etmeyenlerden Ebu Cehil'in oğlu İklime, Ümeyye oğlu Safran, Beni Bekir, Huzeyl kabilelerinden müteşekkil bir kısım kuvvede Mekke'nin alt kısmında Handeme denilen yerde müdafaaya hazırlanmışlardı.
İslâm ordusu Zituva denilen yere geldiklerinde, Resûl-i Ekrem'in gelmesini beklemişlerdi.
Hazred Peygamber (s.a.v) gelince ordusunu gözden geçirmiş, Mekke'ye girişi şöyle tertiplemişti:
1- Zubeyr'i muhacirlerle birlikte Mekke'nin üst tarafında bulunan Keda adı verilen dağ yolundan,
2- Ubade'nin oğlu Sa'd Ensar ile birlikte Senie-i Medine'den,
3- Halid bin Velid'i de Mekke'nin alt tarafından, Handeme yolundan,
4- Ebu Ubeyde Batnı Vadi yolundan Mekke'ye dahil olmalarını, ancak taarruz karşısında harbe girilmesinin yerinde olacağım emir buyurmuşlardı. Fakat Maka hm Velid, geçtiği yerde düşmanlarının ok yağmuruna tutulmuştu. O da müdafaa ve muharebeye mecbur kalmış ve bu yüzden iki Müslüman şehit
olmuş müşriklerden de 25 - 30 kişi öldürülmüştü.
Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) Halid Bin Velid'in harp ettiğini işitince, "Ben savaş olmasın diye tembih etmedim mi?" sorusu üzerine "Halid'e taarruz olundu, çaresiz kalınca o da savaşmak zorunda kaldı" dediler.
Diğer taraflardan girenler hiçbir engele maruz kalmamışlar, takım takım Mekke-i Mükerreme'ye dahil olmuşlardı.
Resûl-i Ekrem (s.a.v) başında siyah bir sank olduğu halde Mekke'ye girmiş ve Kâbe-i Muazzama'ya doğru yönelmişlerdir. Kabe de 360 kadar put vardı, o gün hepsi kırılmış ve Allah'ın evi putlardan temizlenmiştir.

“EY PEYDAMBER’İM, DE Kİ, HAK GELDİ BATIL ZAİL OLDU."
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
fethi, mekke'nin

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:56 .