Kısaca Dövme Tarihi*
*
İnsan bedeninin farkli malzemeler kullanilarak çesitli uygulamalarla
süslenmesi olgusunu tarihin çok eski dönemlerine dayandirmak mümkündür.
Insan neden süslenme gereksinimi duyar. Bu durum yalniz begenilme, güzel
görünme isteginden mi ileri gelmektedir yoksa bunun daha farkli nedenleri
var midir.
Bu yazida tatoaj olarak adlandirilan süslenme biçimleri arasinda yer alan;
dögün, vesim, dak ve dag olarak da bilinen dövme adetinden, bu adetin
Anadolu'daki durumundan söz edilmeye çalisilacaktir.
Dövme, deri tarafindan tümüyle yok edilemeyen bir boya maddesinin belirli
bir teknikle altderi yüzeyine kadar islenmesi olarak tanimlanabilir.
Altderiye ulasmak için sivri uçlu bir araçla yariklar veya delikler açilir.
Açilan bu yariklara igne, diken gibi bir araç yardimi ile gerekli boya
maddesi konur. Ya da Eskimolarin kullandiklari bir teknikle, deri igneyle
delindikten sonra, ise bulanmis bir iplik deriye geçirilerek, boya deri
altina yerlestirilir. Diger bir teknik, açilan yariklara barut veya
güherçile içeren karisimlari yayarak bunlari ateslemektir. Bu islemlerden,
özellikle derinin yakilmasi isleminden sonda deride hiçbir zaman çikmayan
açik ya da koyu mavi renkli bir yanik izi olusur.
Dövme yapilirken en çok kullanilan boya maddesi istir. Isle birlikte çivit,
antimuan tozu, kavrulup dövülmüs kemik tozu, çesitli bitki özleri, safran ve
kina da kullanilir. Bu malzemelere göre deride beliren izler kirmiziya yakin
bir tonda olabilir.
Yaptiranin uzun süre aciya katlanmasini gerektiren dövmenin yapildigi mevsim
de önemlidir. Iyi bir dövme elde etmek için ilkbahar en uygun mevsim
sayilir.
Kaynaklar ilk çaglarda kamis ve yaprak boyalari ile yapilan dövmelerden söz
etmekte, 1.0. 2000'lerden kalma Misir mumyalarinda dövmelere
rastlanildigini belirtmektedir.
Hun kurganlarinda çikan cesetlerde son derece kivrak çizgilerle ve dekoratif
bir anlayisla yapilmis düssel yaratiklar ve koç figürlerinden olusan
dövmeler görülmektedir. Dinsel-büyüsel kaynakli bu dövmelerin is oldugu
ihtimali bulunan bir boyanin, deriye siringa edilmesi ile olustugu
düsünülmektedir. Pazirik kurganinda bir baskana ait cesette bulunan
dövmelerde oldugu gibi, Hunlarda da asil ve kahraman kisilerin dövme
yaptirabildigi, daha sonralari Kazak ve Kirgizlarda devam eden bu gelenegin
yine kahramanlik niteligi tasiyan bireylerce uygulandigi bilinmektedir.
Tastik mezarlarinda ve daha sonra Altin Yis mezarlarinin birinde bulunan
cesetlerde vücudun bazi kisimlarinin av sahnelerini tasvir eden dövmelerle
süslü bulundugu görülmektedir.
Eski Roma'da suçlulari ve köleleri tanimaya yarayan dövmelere 19. yüzyil
Ingiltere'sinde de rastlanilmaktadir.
Cezayirli gemiciler araciligi ile Osmanli denizcileri arasinda yayginlasan
dövme; XVII. yüzyildan itibaren Yeniçerilerce bagli bulunduklari "orta"yi
simgelemek amaci ile yaptirilmaya baslanmis, Yeniçeri ocaginin kapatilisina
dek sürmüstür.
Ilkel topluluklarda dövme yapilirken törenler düzenlenir. Dövmeyi yapan kisi
birtakim dinsel ve büyüsel kurallari yerine getirmek zorundadir. Çesitli
model ve örneklere göre yapilan dövmelerin deriye islenisi bazen aylarca
kimi zaman birkaç yil sürebilir.
Dövmecilik özellikle Okyanusya adalarinda (Markiz, Samoa) ve Yeni Zelanda'da
gelismistir. Deride yara açilarak yapilan dövme teknigine Avustralya ve
Merkezi Afrika yerlilerinde rastlanilmaktadir.
Dövmenin estetik yönüne göre çok daha önem tasiyan yani hemen her zaman
dinsel,büyüsel, sagaltici, toplumsal ve cinsel rolleri belirleyici, bagli
bulunan toplulugu isaret edici özelligidir.
Anadolu'daki dövme adetinin de bu yaklasimla ele alinarak incelenmesi daha
dogru olur.
Dövme adeti özellikle Dogu Anadolu ve Güneydogu Anadolu bölgelerimizde
yayginlik kazanmistir.
1991 yilinda Gaziantep Barak bölgesinde iki Türkmen ve bir Kürt köyünde
yaptigim arastirmalarda 40-45 yasin üzerindeki erkek ve kadinlarin el, yüz
ve vücutlarinda yörede "dövün" olarak adlandirilan dövmelere rastladim. Bu
kisilerde el, yüz ve vücudun çesitli bölümlerinde bulanan dövünler; 18-20
yas civari genç kizlarda yalniz sag yanakta bir nokta seklinde yer
almaktadir.
Yörede "gurbet" adi verilen, geçimini boncuk, igne gibi ufak tefek gereçler
satip, karsiliginda yumurta, arpa, bugday vb. alarak karsilayan küçük gezici
gruplar tarafindan, 15-20 yil öncesine kadar isteyenlere dövün yapildigi,
simdi ise bu uygulamanin devam etmedigi belirtilmistir. Dövün yapilmadan
önce, dövmeyi yaptiracak kisi veya "gurbet" tarafindan belirlenen sekiller
yanmis kibrit çöpü yardimi ile vücut üzerine çizilir. Üç ya da dokuz adet
halinde (bu rakamlarin mistik özelligi bilinmektedir) bir araya getirilerek
sikica baglanan ignelerle deri dövülür; koyun ödü ve kazanlarin altindan
toplanan isle hazirlanan karisim, bu dövülme sirasinda altderiye
yerlestirilir. Kabuk baglayan bu yara zamanla iyilesir ve desen belirir.
Dövün, kadinlar tarafindan özellikle çene, çene alti, ayak bilegi, boyun,
gögüs ve el üstlerinde tercih edilmekte, erkeklerde ise burun üzeri ve alin
ortasinda, el üstlerinde, el bileginde ve kollarda dövüne rastlanmaktadir.
Bilinen dövme motifleri arasinda, kadinlarda el üstü ve ayak bileklerinde
rastlanan tarak ve ayna; genellikle yüze yapilan yildiz ve ayak bileklerinde
halka motifleri önemli yer tutmaktadir. Bunlarla beraber 60 yas civarindaki
birkaç kadinda dikkati çeken, çene altindan baslayarak, boyunda devam eden
ve iki gögüste sekillenen ceren motifidir.
Erkeklerde daha çok sakaklarda ve kollarda yogunlasan Arap harfleriyle
yazilmis isim ve ibarelere, arslan, yilan, ay gibi sekillere rastlamak
mümkündür.
Dövmelerin ne için yapildigi sorusuna genel olarak süslenme yaniti
verilmekle beraber, 60 yas üzerindeki kadin ve erkekler ugur getirdigi,
kazanci artirdigi, bereketi sagladigi inanci ile dövme yaptirdiklarini
belirtmislerdir. Ayrica çocugu olmayan kadinlarin bellerine yaptirdiklari
dövme sayesinde çocuklari olacagina iliskin inanç mevcuttur. Ancak
kentlerde çok yadirgandiklari, torun ve çocuklari tarafindan çagdisi
bulundugu için büyük bir çogunlugu dövmeyi sevmedigini söylemektedir. Asitli
maddelerle yüzlerinden bu izi çikarmak istemisler ancak basarili
olamamislardir.
1994 yilinda Çankiri'da bir Türkmen köyünde yapilan çalismada ise 50-55 yas
civarindaki kadinlarda, burnun üst kismi ve alnin ortasinda bulunan
ay-yildiz seklinde dövmenin disinda vücudun baska hiçbir yerinde dövmenin
bulunmamasi dikkati çekmistir. Bu dövmenin özelligi ise kiz sütü (yeni dogum
yapmis ve kiz çocugu olmus bir annenin sütünün) isle karistirilmasi, bu
karisimin dövmede kullanilmasidir. Dövme yapilirken yine üç igne bir araya
getirilmekte, kaynak kisiler bunun atalarindan kalma bir süs oldugunu
belirtmektedirler.
Urfa, Mardin ve Diyarbakir'da dövme; dak ya da dek olarak da anilmaktadir.
Bu yörelerde en fazla dikkat çeken dövme motifi özellikle sakaklarda
görülen bes parmagi stilize eden sekildir. Bu sekillere Gaziantep'te de
rastlamak mümkündür. Bu motif S.V. Örnek'in de belirttigi ve Kizilcahamam'da
"Yenge Mezari" olarak anilan kadin mezarlarinin basucuna konulan tahta
isaretlerle büyük benzerlik tasir.
Dövme motiflerinde mezar taslarindan, dokumalarimiza, mimarimizden isleme
tekniklerimize kadar uzanan ve hemen hepsinde dinsel, büyüsel, mitolojik;
sosyal ve cinsel statü, asiret isareti niteligi tasiyan motiflerin
benzerlerini bulmak mümkündür. Bu motiflerin kisiyi rahatsizliklardan,
nazardan koruduguna; güzellik ve yigitlik getirdigine olan inanç halen devam
etmektedir.
Günümüzde Bati'da çok yaygin bir uygulama alani bulunan dövme, kentsel
yasamda özellikle gençler arasinda giderek daha çok ilgi çeken bir süslenme
biçimine dönüsmüstür.
Istanbul'da dövme yapan iki kisi dövme yaptiklari makinenin batma
derinligini ayarlayabildigini, steril kosullarin dövme yapiminda büyük önem
tasidigini belirtmektedir. Bu kisilere göre dövme yaptiranlar cinsel
bakimdan daha çekici görünme. kendini güçlü hissetme, dikkat çekme, farkli
olma ve süsleme amaci ile bu uygulamaya basvurmaktadir. Sahte dövmeler
disinda vücuttan çikarilmasi ancak bir operasyonla gerçeklesen dövmelerin
genellikle bayanlar arasinda yaygin oldugu belirtilmektedir.
Kisa bir degerlendirme yapildiginda Anadolu'da dövme adetinin;
- Dinsel-büyüsel Kökene
- Bir asirete olan bagliliga yani bir anlamda damga niteligi olusuna
- Süslenme olgusu tasimasina
- Hastalik ve nazardan korunma
- Ugur ve tilsim niteligi bulunma
gibi çok genel basliklar altinda toplanan nedenlere dayandigi söylenebilir.
Günümüzde geleneksel kesimde önemini kaybetmis durumda bulunan dövme adeti
kentsel kesimde giderek yayginlik kazanmaktadir.
Hazirlayan: Nihal KADIOGLU ÇEVIK
Yararlanilan Kaynak: "Anadolu'nun Bazi Yörelerinde Dövme Adeti ve Bu Adetin
Çagdas Yasamdaki Yeri", Nihal KADIOGLU ÇEVIK, I.Türk Halk Kültürü Arastirma
Sonuçlari Sempozyumu Bildirileri, Ankara 1996, Kültür Bakanligi HAGEM
Yayinlari
--









Diyanet takviminde yer alan bilgide, insan bedeninin değişik yerlerine çeşitli şekillerde dövme yaptırmanın eski tarihlerden bu yana uygulandığı belirtilerek, “Vücuda iğneler batırılıp, açılan deliklere boyalı maddeler konularak yapılan dövme, eski çağlardan beri yapılan bir cahilliye adeti olup, sağlık açısından da zararlı olduğu gibi dinen de yasaklanmıştır” denildi.








Sırtı kaplayan dövme, ilgi çeken modellerdendi. FOTOĞRAF: 













Normal