iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:37 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Eğitim & Kişisel Gelişim » Çocuğum » Çocuk Hakları » çocuk istismarı ve çocuk hakları

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 24.03.07, 15:26
Standart çocuk istismarı ve çocuk hakları

24.03.07, 15:26





Çocuk Hakları Çerçevesinde Çocuk İhmal ve İstismarı


Toplumun geleceğinde etki payı çok yüksek olan yeni nesillerin fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı olması, kendi değerlerinin farkında olarak yetişmesi ve bu değerleri insanlığın yararına kullanabilmesi onlara sağlanacak olan koşullarla yakından ilgilidir. Çocuğun birey olarak çıkarını gözeten ve çocuğun çıkarını toplumun çıkarı ile bütünleştiren yaklaşım çocuğun toplumun geleceği olduğu düşüncesine içerik kazandırmaktadır. Çocukların sorumluluk sahibi, bilinçli ve nitelikli bir birey olarak yetiştirilmesi toplumun bugünü ve geleceği ile örtüşmektedir. Birey olarak her çocuğun temel hak ve özgürlüklerden, sosyal ve ekonomik haklardan yararlandırılması, geliştirilecek olan çocuk politikalarının ve uygulamalarının özünü oluşturmaktadır.
Çocuk Haklarının Tarihçesi ve Tanımı Savaşların yarattığı olumsuzlukların ortadan kaldırılması ve insanlığın barış ve huzurlu bir dünyada yaşamak isteği sonucu kurulan Milletler Cemiyeti, ilk olarak 26 Eylül 1924’de Çocuk Hakları Cenevre Bildirgesi’ni kabul etmiştir. Ancak 1939 yılında yeni bir savaş çıkması Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin bir süre ertelenmesine neden olmuştur. 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Sözleşmesi’nde çocukların hak ve özgürlüklerine yeterince değinilmediği için çocukların özel durumları ve özel korunma ihtiyaçları nedeniyle çocuklara özgü ayrı bir belge hazırlama çalışmaları başlatılmıştır. 20 Kasım 1959 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 78 ülkenin temsilcilerinin katıldığı genel oturumda Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni oybirliğiyle kabul etmiştir. Geçen otuz yıllık süre içinde üye ülkeler açısından bağlayıcı olan yeni bir uluslararası metnin hazırlanması gerekli görülmüş ve yapılan çalışmalar sonucunda 20 Kasım 1989’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Çocuk Hakları Sözleşmesini oy birliği ile kabul etmiştir. 28 Ocak 1990 tarihinde imzaya açılan Sözleşme, aynı gün 61 ülke tarafından imzalanmıştır. 2 Eylül 1990’da 20 ülke tarafından onaylanarak uluslararası bir yasa gücüyle yürürlüğe girmiştir.
14 Şubat 1990 tarihinde Türkiye tarafından imzalanan ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda onaylanan Sözleşme 9 Aralık 1994 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmıştır. Çocuk Hakları Sözleşmesi 27 Ocak 1995 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak 4058 sayılı yasa ile iç hukuk kuralına dönüşmüş ve Türkiye’de de uygulanmaya başlanmıştır (1,2).
Çocukların refahı alanında, çocukların yaşatılması, korunması ve geliştirilmesi açılarından yeni yaklaşımlar ve standartlar getiren Çocuk Hakları Sözleşmesi çocukların yetiştirilmesinde toplumun, devletin ve ailenin sorumluluklarını, yeni ilke ve standartlarla açıklamaktadır. Bu ilke ve standartlarla "nitelikli insan"ın yetiştirilmesi temel hedef olarak belirlemiştir. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuğun sağlığı, gelişimi, eğitimi ve katılımı temel konular olarak ele alınmaktadır. Temel konular çerçevesinde çocuk ihmal ve istismarı önemli yer tutmaktadır. Türkiye’de oldukça yaygın olan çocuk ihmal ve istismarının çocuk hakları açısından incelenmesi önemlidir (3).Çocuk İhmal ve İstismarına İlişkin MaddelerÇocuk Hakları Sözleşmesi’nin 19, 34 ve 39’uncu maddeleri çocuk istismarı, ihmali ve önlenmesiyle ilgilidir. Sözleşmenin 19’uncu maddesine göre çocuğun yetiştirilmesinden sorumlu olanlar, bu haklarını çocuklara zarar verecek şekilde kullanamazlar. Devlet çocuğu anne-babanın ya da çocuğun bakımından sorumlu başka kişilerin her türlü kötü muamelesinden korumak, çocuğun istismarını önlemek ve bu tür davranışlara maruz kalan çocukların tedavisini amaçlayan sosyal programlar hazırlamakla yükümlüdür. Sözleşmenin 39’uncu maddesi, silahlı çatışma mağduru olan çocukların bedensel ve ruhsal sağlığının korunmaları veya buna yeniden kavuşmaları ve toplumla bütünleşebilmelerini sağlamaları için taraf devletlerin uygun önlemler almaları gerektiğini vurgulamaktadır. Taraf devletlerin silahlı çatışma, işkence, ihmal, kötü muamele ve sömürü mağduru çocukların sağlıklarına kavuşturulmaları ve toplumla bütünleşmelerini sağlamak amacıyla uygun önlemleri almakla yükümlü oldukları belirtilmektedir. Şiddete maruz kalmış çocukların rehabilitasyonunu bu madde irdelemektedir. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 34’üncü maddesi de cinsel istismarla ilgili olup bu maddede fuhuş ve pornografi dahil, çocuğu cinsel istismar ve sömürüden korumak konu edilmektedir. Çocuğun cinsel istismardan da korunması çok önemli bir konudur (4). Çocuk İhmal ve İstismarıÇocuk ihmal ve istismarı kapsamlı bir olgu olmasına karşın çocuğa yönelik istismar kapsamında fiziksel istismar ön plana çıkmaktadır. Aral (1997) yaptığı çalışmada çocukların % 65.72’sinin anne ya da babası tarafından fiziksel istismar edildiklerini belirlemiştir (5).Çocuk ihmali genelde ailenin, ilgili kurumların ya da devletin çocuğa karşı en temel sorumluluklarını yerine getirmemesi şeklinde tanımlanabilir. Bir bütün olarak toplum, kurumlar ve bireyler tarafından geliştirilen ihmal davranışı, çocukların eşit hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakılması sonucunda onların en üst düzeyde gelişimlerini engelleyici davranışlar olarak ortaya çıkmaktadır. Çocuğun bakım ve beslenme gereksinimlerinin yeterince karşılanmaması gerekli tıbbi müdahalelerin yapılmaması, anne baba olarak çocuğa karşı danışmanlık görevinin yeterince yerine getirilmemesi ve çocuğun tek başına bırakılması ihmal davranışına örnek olarak verilebilir.Aktif bir olgu olarak nitelendirilen istismar ise anne, baba ya da bakıcının çocuğa zarar vermesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Çocuk istismarı istem dahilinde fiziksel zarar verme, çocuğun kötü beslenmesine yol açma, cinsel istismar, çıkar için kullanma, bundan da öte çocuğun normal fiziksel ve zihinsel gelişimini kısıtlayıcı her türlü faaliyette bulunmayı içermektedir (6, 7).
İhmal ve istismarı birbirinden ayıran en temel nokta istismarın aktif, ihmalin ise pasif bir olgu olmasıdır. Çocuk ihmal ve istismarı, çocuğun normal fiziksel ve zihinsel gelişimini kısıtlayıcı olan fiziksel, duygusal ve cinsel ihmal ve istismarı içermektedir. Ancak bunları birbirinden ayırmak oldukça zordur. Yakın kişilerin çocuğun gelişimine sürekli zarar veren hareketleri sonucu çocuğa sosyal olarak mevcut kaynakların sağlanmaması, bunlardan yoksun bırakılması fiziksel ihmal olarak tanımlanabilir. İstismar türleri içinde tanımlanması ve belirlenmesi en kolay olan fiziksel istismar ise çocuğun kaza dışı hasar görmesi ya da fiziksel olarak cezalandırılması olarak ifade edilmektedir (8, 9).
Fiziksel istismar vakalarında; kafatasının altında dövülme sonrası oluşan iç kanamalar sigaradan oluşan yanık izleri, kısmen kapanmış kırıklar, çürükler, morarmalar ve buna benzer kazara olmayan yaralanmalar tespit edilmiştir. Çocuk ölümlerine neden olan hamilelikte annenin aşırı alkol ve uyuşturucu kullanması ve çocukların kasten öldürülmeleri, yakılmaları ve zehirlenmeleri gibi fiziksel istismar vakalarına da rastlanmaktadır (10,11).
Çocukların cinsel sömürüye karşı korunmaması ve ilgisiz kalınması, cinsel gelişime gereken önemin verilmemesi cinsel ihmal olarak ifade edilmektedir (12). Cinsel istismar, cinsel doyum için çocuğu kullanmak ya da bir başkasının çocuğu bu amaçla kullanmasına izin vermektir. Bir yetişkinin cinsel haz duymak amacıyla çocuğun cinsel organlarını okşaması, tecavüz etmesi, teşhircilik yapması, çocuğu pornografi aracı olarak kullanması şeklinde tanımlanabilen cinsel istismar, cinsel doyumu çocuklarla ilişkide arayan cinsel açıdan yetersiz kişilerce başvurulan bir suç çeşidi sayılmaktadır (13, 14).
Toplumca kabul edilmeyen ve duygusal açıdan en yoğun yaşanan cinsel istismar türünün, aile içinde ya da çocukla kan bağı olan kişiler arasında olduğu da bilinen bir gerçektir. Ancak bu tür vakaların belirlenmesi oldukça güçtür. Yapılan araştırmalar cinsel tacizin en çok üç-beş yaşlar arasında yaygın olduğunu ortaya koymuştur (15, 16).
Çocuğun sevilmemesi, ihtiyacı olan duygusal ilgi ve yakınlığın ona gösterilmemesi duygusal ihmal olarak kabul edilmektedir.Duygusal istismar ise tek başına görülebildiği gibi fiziksel ve cinsel istismarla birlikte de görülmektedir. Ebeveynlerin ya da çevredeki diğer yetişkinlerin çocuğun yeteneklerinin üzerinde istek ve beklentiler içinde olmaları ve saldırganca davranmaları anlamına gelen duygusal istismarın izleri yaşam boyunca kendini gösterebilmektedir. Anne-babası tarafından sürekli eleştirilen, aşağılanan, sevgi ve ilgi ihtiyacı yeterince karşılanamayan çocuklar, pasif kişilik özelliklerine sahip, kendine güveni olmayan ve anti sosyal davranışlar gösteren kişiler olarak tanımlanmaktadır. Bunların yanısıra duygusal istismar, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimlerini de olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çocuklarda normal zihinsel kapasite olmasına rağmen, öğrenme güçlüğü ve dikkat dağınıklığı gibi sorunlar görülmektedir. Dolayısıyla duygusal istismar çocuğun hem kişiliği hem de başarısını olumsuz yönde etkilemektedir (17,18).
Çocuk ihmal ve istismarı ailenin yaşam stresiyle ilgili olup ailedeki ekonomik ve sosyal stresler, ihmal ve istismara yol açabilir. Çocuğun ihmal ve istismar edilmesine neden olan faktörleri iç ve dış stres faktörleri olarak gruplamak mümkündür (19).
Dış stres faktörleri; bazı ekonomik, sosyal, çevresel ve kültürel özellikler ailede sıkıntı yaratarak çocuğun ihmal ve istismarına yol açabilir. Ekonomik yetersizlik aile için en önemli stres kaynaklarından biri olup yoksulluk, işsizlik, borçlanma şeklinde kendini gösterebilir. Aynı zamanda iyi beslenememe, yetersiz ev koşulları, sağlıksızlık gibi sorunları da beraberinde getirebilir. İç stres faktörleri ise anne-babanın kişilik yapısı, çocuğun özellikleri ve çevreye bağlı olarak çocuktan gereğinden fazla istekte bulunulması şeklinde gruplandırılabilir (20, 21, 22, 23).
Anne-baba yoksunluğu ise ayrı bir iç stres faktörü olarak ele alınabilir. Ölüm, boşanma veya ayrı bir yerde çalışma nedeniyle parçalanmış aileler, çocuk istismarında önemli bir risk grubunu oluşturmaktadır. Anne-baba tarafından ihmal ve istismar edilme, anne-baba arasındaki şiddete tanık olma, parçalanmış aileden gelme veya çeşitli aile sorunlarının çocukta yarattığı duygular çocuğun yaşam biçimini ve ilişkilerini önemli ölçüde etkileyerek çocuğun bunları öğrenerek taklit etmesine, dolayısıyla istismarcı bir kişilik kazanmasına neden olabilir (24, 25).
Açıkça görülmektedir ki, çocuğun ihmal ve istismar edilmesi onun kişiliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Kişiliği olumsuz yönde etkilenen çocukların geleceği de tehlike altına girmektedir. Bu nedenle, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne uygun olarak acil önlemlerin alınması gerekmektedir. Sonuç ve ÖnerilerSonuç olarak Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 19, 34 ve 39’uncu maddelerinde de görüldüğü gibi Devlet çocuğu ana babanın ya da çocuğun bakımından sorumlu başka kişilerin her türlü kötü davranışından korumalı, çocuk ihmal ve istismarını önlemeli ve bu tür davranışlarla karşı karşıya bulunan çocukların tedavisini amaçlayan programlar hazırlamalıdır. Bununla birlikte Devlet, yasal düzeyde önlem almasının yanısıra aileleri, çocuk gelişimi ve psikolojisi konularında da bilinçlendirmelidir. Bunun için televizyon, gazete, radyo gibi kitle iletişim araçlarından yararlanılarak konunun önemi anlatılabilir, dolayısıyla davranış değiştirme yönünde ailelere rehberlik yapılıp kısa çözüm önerileri getirilebilir.Kriz ve problem durumunda ailelerin kolaylıkla yardım alabilecekleri "aile danışma merkezleri" veya bu yönde hizmet verecek "telefon hattı" kurulabilir. Doğumdan itibaren risk grubu aileler belirlenerek bunlara çocuk gelişimi ve psikolojisi konularında hizmet götürebilir.
Çocuğun ruh sağlığının onun yaşamı ve kişiliği üzerinde çok önemli etkisi olduğu düşünülerek "koruyucu aile hizmetleri" yaygınlaştırılabilir.Ayrıca basının da çocuk haklarını savunma konusunda büyük etkileri olduğu unutulmamalıdır. Çocuk haklarının çiğnendiği kurumların çarpıcı bir şekilde sergilenmesi ile kamuoyu uyanık tutularak bu sorunun sürekli gündemde kalması sağlanabilir.
Türkiye’de "ana-baba okulu", "evliliğe hazırlık" gibi herkesin katılabileceği kurslar açılarak evliliğe veya çocuk sahibi olmaya hazırlanan çiftlere rehberlik yapılmalıdır.Kendine güvenli, saygılı ve her zaman kendini aşmayı hedeflemiş bireyler yetiştirebilmek için onların haklarına doğdukları andan itibaren saygı gösterilmeli ve bu konuda etkili bir mücadele için güç birliği yapılmalıdır.

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
ilpar kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
lolipop (29.04.07)
Sponsorlar
  #2  
Alt 26.03.07, 13:18
ilpar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 1.105
Ettiği Teşekkür: 499
280 tane iletisine 593 kere teşekkür edilmiş
ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Ynt: çocuk istismarı ve çocuk hakları

Çocuk İstismarı ve İhmali konusu ülkemizde aslında yüzyıllardan beri var olan bir konu. Ama konuyla ilgili çalışmaların başlaması çok yeni. Özellikle cinsel istismarın konuşulmaya başlanması bile o kadar yeni ve son zamanlarda olan bir konu. Ensest gibi aile içi cinsel istismarın ise tabu olmaktan çıkması bu konuda çalışmalar yapan bu alanın çalışanlarının ürettikleri yayınlarla olduğunu belirtmek gerekiyor.

Çocuk İstismarı çok farklı disiplinlerden gelen uzmanların bir araya gelerek çalışmak zorunda oldukları bir konu. Tıp doktorlarının, hukukçuların, psikologların, sosyal hizmet uzmanlarının, eğitimcilerin ve polisin birlikte ve işbirliğinde çalışmaları halinde ancak başarılı sonuç alınabilmesi mümkün olan bir konu.

Ülkemizde dayağın geleneksel disiplin yöntemi olarak yüzyıllardan beri kabul gören bir sistem olması fiziksel istismar olgularının çok fazla görülmesine, cinselliği konuşmayan kapalı bir toplum olmamız cinsel istismarların, ensestin görülmesine, çocuklarımızı birey olarak kabul etmememiz ve onlara söz sahibi olma şansı tanımamamız da duygusal istismar ve ihmalin ortaya çıkmasına neden olmuştur ve olmaktadır.

Bunlara son dönemde eklenen çocuk pornosu, çocuk fuhuşu, uyuşturucu kullanımı gibi organize suç örgütlerinin çocuklara yönelik davranışları istismarın kapsamını genişletmekte ve farklı bir boyut eklemektedir. Ayrıca okullarda son zamanda ortaya çıkan ve artan sayıda karşımıza çıkan akranlar arası şiddet olgularının da görülmesi ülkemizde çocuk istismarı konusuna daha ciddi yaklaşımlar yapmayı gerektirmektedir.

Bunun da ilk adımı konu hakkında bilgilenmektir. Çocuğa yaklaşım her zaman çok hassas bir konudur. Bir çok olguda istismara uğrayan çocuk muayene eden ve inceleme yapan uzmanlar tarafından bilgisizlikten dolayı bir kez daha istismara uğramaktadırlar .

Bu konuda çalışan hukukçular ise çok belirleyici bir konumdadır. Bu hem çocuğun korunması açısından hem de suçu işleyen kişinin cezalandırılması açısından hukukçular vazgeçilmez konumdadırlar. Aynı şekilde tıp doktorları da ülkemizde istismar olaylarını ilk gören profesyonellerdir. Sosyal hizmet uzmanlarının sahada var olmaları , istismarın yaşandığı evde inceleme yaparak olayın boyutlarını saptama görevleri vardır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 26.03.07, 13:20
ilpar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 1.105
Ettiği Teşekkür: 499
280 tane iletisine 593 kere teşekkür edilmiş
ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Ynt: çocuk istismarı ve çocuk hakları

T.R.Karaçor - İlköğretim Müfettişi

Bir baba ve aynı zamanda bir eğitimci olarak, kendimi çocuklarımızın yerine koymak istiyorum. “İkili öğretim yapılan bir okulda okuyorum. Haftanın beş günü okul ve ev arasında mekik dokuyorum. Bu beni yoruyor mu?

--Hayır.

Sabah 6 gibi kalkmam gerekir. Bu saatte çok önemli olan kahvaltımı yapıp gerekli enerjiyi aldıktan sonra okula gitmeliyim. İlk dersleri çok seviyorum.Uykum açılmış, öğretmenimi dikkatli bir şekilde dinliyorum. Esnediğime gözlerimin kapandığına bakmayın, uyumuyorum. Tahta sıralarda 40 dakika dimdik oturunca kendime geliyorum. Zil çalınca bahçede kendime yer bulup gönlümce koşup oynamak için koşarak dışarıya çıkıyorum. Derken 5 dakika sonra ikinci ders zili çalıyor. Ben daha tuvalete gidecektim, ama olsun tuvalet sırası gelirse ikinci teneffüste giderim.Üçüncü teneffüste beslenme saati, annemin çantama koyduğu peynir ekmeği yemek de içimden gelmiyor, ama yemeliyim. Neyse bugün de altıncı ders geldi, hem de en çok sevdiğim beden eğitimi dersi.Bahçede öğretmenimizle birlikte oyunlar oynayacağız. Fakat Öğretmenimiz dersi içerde yapmamız gerektiğini söyledi.Yorulmamızı istemedi. Olsun ben de annem izin verirse evimizin bahçesinde oynarım. Bahçeye göndermezse evde oynarım.Nasıl olsa alt komşumuz benim evde top oynamamdan rahatsız olmuyor. Bu arada yapmam gereken ödevler var. Annem yardım eder. Yapamadıklarımı da annem tamamlar. Benim erken yatmam lazım.Ama televizyonda Sihirli Annem dizisi var. Benim için çok önemli nasıl olsa annem de benimle birlikte seyrediyor.Çok eğitici bir dizi.Olsun akşam 10 da yatsam sabah erken kalkarım...”diyorum.

Her şey ne kadar güzel gidiyor değil mi?

Daha çok şey söylenebilir. Ama gerek yok sanırım. Derler ya, arif olan anlar. Eğitimdeki sıkıntılar ancak anlatmakla biter!

Bir pencere açmak istedim. Bu pencereden bakınca o çok sevdiğimiz, üzerine titrediğimiz, uğurlarına her şeyimizi verebileceğimiz çocuklarımızın halini birazcık göstermek istedim. Üç başlı bir çark, ortasında çocuklar.

Okul, Aile, Çevre

Çocukların eğitiminde söz sahibi olan üç kurum, üçünün de önemi çok büyük. Hangisi daha önemli denilirse, özelliklerine göre, çocuğa göre üçü de önemli.

Eğer çocuk ihtiyacını ailede karşılayamıyorsa; aile,

Okulda karşılayamıyorsa; okul,

Çevreyle sorunlar varsa ; çevre ön plana çıkacaktır.

Ancak üç unsurun birbirinden ayrılması, ayrı hareket etmesi doğru değildir. Çocukların , sevgi, bakım,eğitim gibi ihtiyaçları ortak karşılanmalıdır. Yani üçlü bir limited şirket kurmak gerekiyor.Biri diğerinin her an yanında olan, kendisinden çok diğerini düşünen üç ayaklı bir şirket.

Çocuğun eğitiminde ailenin rolü ne olmalıdır?

Çocuğun temel ihtiyacı olan barınma ve beslenmenin yanında sevilme, kabul görme desteklenme gibi ihtiyaçların karşılanması öncelikle ailenin görevidir. Aile imkanları ile çocuğun beslenme ihtiyacının en iyi düzeyde sağlanması gerekir.Özellikle sabah erken kalkan çocukların beslenmelerini iyi yapmasının önemi uzmanlar tarafından açıklanmaktadır. Çünkü beslenmenin, çocuğun büyümesinde etkisi yanında, var olan zeka kapasitesinin korunması ve gelişmesine katkısı olacaktır.

Yine çocukların uyku sürelerinin uzun olması gerektiği de uzmanlar tarafından belirtilmiştir. Öyleyse sabah erken kalkması gereken çocuğun da erken uyuması gerekir. Çocukların, hiçbir eğitici değeri olmayan, bilakis zarar verici televizyon programlarını geç saatlere kadar seyredip, sabah da uykusunu almadan erken kalkması, bedensel, psikolojik ve sosyal açıdan olduğu kadar, eğitim başarısını da olumsuz yönde etkileyecektir.

“ Yarış atı” ifadesi bir dönem çok kullanıldı. 8 yıllık eğitimin uygulamaya konmasından sonra çocuklarımız koşmaktan kurtuldu. Ancak hala bazı aileler bu koşuyu sürdürme çabası içindeler. Çocuğunun, sosyalleşmesini sağlayacak, kendilerini bulmalarını, kendilerine güven duymalarını, ruhsal açıdan rahatlamalarını sağlayacak olan sosyal ,kültürel ve sportif etkinliklerde görev almamasını isteyen ailelerin varlığı, geleceğimize ipotek koymaktadır.

Naim Süleymanoğlu kendi ağırlığının üç katına yakın bir ağırlığı kaldırabiliyor. Ama herkes onun gibi olamaz. Sırtına çok yük yüklenen bir insan dayanma noktası kırıldığında çökecektir. Bu ağırlıktan dolayı da zarar görecektir. Öyleyse taşıyabileceğimiz kadar yük almalıyız. Her insanın doğuştan getirdiği zekası ve yetenekleri vardır.Zeka kapasitesini arttıramaz ancak geliştirebilir. Yeni yetenekler kazanabilir.Önemli olan bu yeteneklerin neler olduğunu belirleyip, okulla işbirliği yaparak geliştirilmesidir. Anne baba olarak kendi yapamadıklarını, yapmak istediklerini çocuklarından beklemek büyük yanılgıdır. Yanlış yönlendirilen bir çocuk ömür boyu mutsuz olacak,sevmediği,başarılı olamayacağı bir işte çalışmak zorunda kalacaktır. Aile olarak yapmamız gereken onların kapasitelerini, yeteneklerini tanımalarına yardımcı olmak bunların geliştirilmesine çalışmaktır. Bu konuda yardımı da okuldan, rehber öğretmenlerden ve değişik alan uzmanlarından almak gerekir.

Çocukların okulda yeteri kadar yorulduğunu unutmamalı, onların dinlenmesini sağlayıcı ortamlar hazırlamalıyız.Kapasitesinden, yeteneklerinden dolayı, başkası ile kıyaslamamalıyız. Yapamadıklarını değil yapabildiklerini değerlendirmeliyiz. Kendisiyle barışık, mutlu, seven ve sevilen çocuklar yetiştirmeliyiz.

Sevgi dolu yüreklerine acı düşmesin,sevgiyle bakan gözlerine yaş düşmesin,

Erisin acıları sevginin sıcağında, unutsun dertleri sevginin kucağında.

Bütün çocuklarımızın karnı da yüreği de tok olsun


Teşekkürler hocam,kaleminize sağlık..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 26.03.07, 13:21
ilpar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 1.105
Ettiği Teşekkür: 499
280 tane iletisine 593 kere teşekkür edilmiş
ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Ynt: çocuk istismarı ve çocuk hakları

Zaman zaman türkiyede çocuklara karşı yapılan ihlaller basının gündemine geliyor, ama bugüne kadar aile içi seksi tacizler ya da çocuklara yönelik cinsel sapkınlıklar gerçek anlamda kamuoyu önünde tartışılmamıştır. gelişmiş ülkelerde çocuklar daha çok taciz ediliyormuş gibi görülebilir, çünkü orada her hangi küçük bir olay dahi gündeme gelebilmektedir, ama bizde çocuklar, ya almış oldukları uyuşturucu madde sonucunda ya da hırsızlık (kapkaç, sokak çocukları) birilerine saldırdığı anda gündeme gelebilmektedir! rahatı bozulan varlıklı kesim zaman zaman çocukları anımsamaktadırlar! çocukları seçim malzemesi olarak kullanan politikacılar da onları anımsamaya devam etmektedirler.arabesk yaşamı seçen ve bunu barlarda sürdüren kesim ise, ağlayan çocuk resimleri alarak kendi vicdanlarını rahatlatmaya yol açmaktadırlar! acılı türküler eşliğinde hala çocuk türkücüler(!) sahneleri doldurmaktadır!... kız çocukalarını pazarlayan anneler, ya da babalar gündeme düştüğünde, bir süre ilgileniliyor, sonra halı altına itekleyiveriyoruz.. çocuklar ne zaman gündeme geliyor, bir yılbaşı kutlaması sırasında başbakan gecenin bir yarısında çocuklara çikolata dağıtmak istediğinde..! kimse sormuyor tabi, o saatte çocuk neden ayakta kalır diye? çocuklar saflığın sembolüdür, o yüzden porno sitelerinde vazgeçilmezlerindedir! saflığın sembolü olanlar yatılı okullarda, çocuk yuvalarında her türlü tacize uğrarlar, kişilikleri küçük yaşta sindirilir, en ufak bir isyanda ise meksika'daki gibi yok edilmesi gerekne birer canılı olarak görülürler.. saf görünümlü çocuklar seks partilerin vazgeçilmezleri oluverirler! şehirleri kuşatan varoşlardan gelen çocuklar, şehir sokaklarında kendilerini gösterebilmek için her türlü yolu denerken, şehrin gerçek sahipleri(!) onlardan nasıl kurtulacağını düşünürler, hatta oturdukları siteleri yüksek duvarla örüp, özel korumalar eşliğinde o çocuklardan korunurlar!.. gençlik heyecanı duydukları ilk günde kendilerini tanımak için yola çıkan çocuklar hangi ideolojinin bir militanı oluverirler!.. kimilerin arka bahçesinde yetişen birer bomba oluverirler! istanbul'un göbeğinde bomba yüklü bir araçla patladıklarında anımsanırlar! ceza indirimine tabi olduklarından, en kötü cinayetler yine onlara işletilir.. aile içi mahkeme kararı sonucu ablasını başka biri ile yattığı için öldürme emrini büyükler verir, küçük uygular! en çok dayan yiyen onlar, ezilen onlar.. geleceğimiz onlar..

servetimizi kirletmeye devam ediyoruz, tıpkı temiz suları yok ettiğimiz gibi... yakında poşet içinde çocuklar satılacak, çünkü çocukları ya tam koruyoruz, ya da tam yok ediyoruz! aşırılıkların olduğu bir dünyada, güçlünün güçsüzü yok ettiği texsas yasalarını yeni dünya düzeni olarak yuturulurken, bu dünyadan etkilenmemek imkansız olduğunu göre, buna karşı çıkılmalı, çocukları koruyan uluslararası yasaların işletilmesi ve yeni korumların alınması gereklidir..

insanlığın gelişimi, güçsüze ne kadar sahip çıktığı ile ölçülecektir.. yoksa hitler vb. yaptığı gibi güçsüzleri fırınlara atıp yok etmekle sorunlar çözülmüyor.. bir an önce uluslararası bir mahkeme kurulmalı ve var olan ve oluşacak olan yasaları denetleyen, yasalara uymayanı cezalandıracak bir yapıya kavuşmayı arzuluyorum...

sevginin hakim olduğu, zayıfı güçlünün karşısında koruyan bir dünya özlemiye hepinizi selamlıyorum..


Özkan Beye keşekkürler..







Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26.03.07, 13:23
ilpar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 1.105
Ettiği Teşekkür: 499
280 tane iletisine 593 kere teşekkür edilmiş
ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Ynt: çocuk istismarı ve çocuk hakları

Siyasilerin aymazlığı ve bürokrasinin otoriteryen ruh hali bu sorunu her geçen an dahada kronikleştiriyor. İkiyüz yıldır çocuklarını fark eden gezegenimizdeki insan, farketmekten tanımaya doğru yolaldığı bu yolda çocuklarının doğuştan sahip olduğu flulaştırılan hakkları ile, aslında kendisini trajik bir şekilde flulaştırıyor. Ancak bu dramatik durum bile gerçeği gözlerimize sokmaktan uzak görünüyor. Bir anne yada baba düşünelim ki dostları arasında çocuklarını dilendiren biri olarak tanınmayı istemediğini herkes bilir ve bilinmesi durumundan da bundan son derece rahatsız olacağı kesindir. Peki bir devletin cumhurbaşkanı, başbakanı yada valisi ülkesinin, vilayetinin veya sorumlusu olduğu bölgenin - ki büyük bir aile olarak kabul etmek gerekirse- çocuklarının dilenmelerinden nasıl bir mutluluk duyar yada utanç duymaz ?

Öyle görünüyor ki rahatsız olan fazla değil. Çünkü daha iki gün önce Erzurum'un 'Mahir' Valisi kendini çocuklarla nasıl bir fotograf karesine yerleştirdiğini birlikte gördük. Yani her yönetici bir şekilde ülkesinin çocuklarıyla bir kareye giriyorlar. Benim merakım, komşularının bakışlarında, gelen misafirlerinin gözlerinden, yada gittikleri ülkelerin yöneticilerinin tavırlarından ne algıladıklarıdır ? Keza her gün binlerce sopa yiyerek 'adam' olacak olan çocukların eğitimcileri mevcut kötü ülke fotografıyla ne denli övünseler azdır.

Üniversiteleri papağan eğitim merkezleri halinde tutmakta israrlı 'akademisyen' lerimiz de kendileriyle övünmelidirler. Tepede fikri şiddet ve diktatoryal öğretim aşağılara indikçe eli sopalı öğretmenlere, yatılı okullar, bakım yurt ve yuvalarının işkencehanelere dönmüş olmalarında garipsenecek ne var? Rüşveti ve velileri yolmayı ekonomik kaynakların olmamasından ileri gelen bir mecburi davranış olarak kabullenip savunan 'saygın' öğretmen yada kişilikli eğitimci kimliğini mezara gömenlerin kabahatleri yalnızca sokakta aramasının nasıl bir doğruluğu olabilir ? Toplumun cetveli, kalıbı olan öğretmenler ilkeli durmadıkları sürece kötüler, eylemleriyle mazlum kurbanlar yaratmakla sınırlamayacak; aynı zamanda genç zalimleri de eğitip piyasaya süreceklerdir. Bilenlerin kabahatli sayılması gerektiği aşikar olan bir durumda, bilmeyenleri sorumlu tutmak hem gerçekçi değil, hemde aranan çözümle yakın bir ilişkisi yok. Ebeveynlere gelince: Bunun için özel bir şey söylemeye gerek var mı ?

Onlarda, sizin bir kuşak önceki öğrencilerinizdirler. Nasıl dilerseniz öyle övünebilirsiniz ! Bu topraklar hep varlardı. Ama insanlar, eğitenlerince yaratılıyorlar gerçekte. Biyolojik üretimin kıymeti harbiyesi mi ? Bunu geçelim. Meraklısı tuzağını çoktan kurmuş bile. Çocukları korumaya almak bu anlamda kıymetli ama geçici bir önlem olduğu ortada. Onları koruyan bir alan kurmak ve kötülerden sakındıkları adalar yaratmak işe elkoymanın yanınıbaşında yenilerinin çıkmasını engelleyecek samimi ve popülizme taviz vermeyen projeler ve çalışmalar elzemdir. Bu şekilde desteklenmeyen yani eş güdümlü bir proje olarak algılamadan çözüm aramak mümkün görünmüyor. İstisnasız 73 vilayetinde çocukların dilendiğinden haberdar olan bir devlet, şiddet ve daha feci saldırılara uğradığından bihaberce rahat uyuyabilen yöneticilerle nedenli övünsek azdır!!! Bunları başımıza seçen yada derviş sabrıyla tahammül gösteren kendimizle nekadar gururlansak azdır. Bizleri kalıba sokup bu formu bize kazandıran ve yarattığımız ucubenin altında ezilip kimliksizleşen kalitesizleşen bizleri eğiten siz saygı değer öğretmenlerimiz kendinizle sınırsız bir övünç duyabilirsiniz!!

Toplumun, ülkenin, hayatvericisi olan öğretmenlerini bir mafya bozuntusundan bin kat aşağıda bir yere koyan devletin nazik beyleri, sizlerde kendinizle tanrısal bir mutlulukla hak verebilir ve hatta kendinize aşık olabilirsiniz!!

Çocuklar için birşeyler yapmak yalnızca gelecek içindir.


Meslektaşımız Düzgün Beye teşekkürler..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 26.03.07, 13:26
ilpar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 1.105
Ettiği Teşekkür: 499
280 tane iletisine 593 kere teşekkür edilmiş
ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Ynt: çocuk istismarı ve çocuk hakları

Kısa süre önce yitirdiğimiz gazeteci Hrant Dink'in ölümü sonrasında toplumu derinden sarsan bu cinayetin en çok üstünde durulan yanlarından biri de cinayetin henüz reşit olmayan bir genç tarafından işlenmiş olmasıydı. Bir çocuğun, nasıl soğukkanlı bir katil haline geldiğini açıklayan teoriler arasında yetiştiği ortam, yoksulluk, "asabi mizaç" gibi etmenlere ek olarak ırkçı fikirleriyle bilinen bir arkadaş grubundan etkilendiği, onları model aldığı da öne sürüldü. Şiddete yönelmenin, yokedici saldırganlığın henüz açıklayamadığımız biyolojik ve genetik birçok nedeni olmakla birlikte şiddeti özendiren, yücelten bir ortamda yetişen çocukların şiddete yönelme olasılığının arttığı bilinmektedir. Gençlik toplumun laboratuarıdır, bir dalga toplumu etki altına almaya başlamışsa genelde ilk tepki gençlerde ortaya çıkar. Son dönemde giderek düşen şiddet kullanma yaşı, okullarda yaşanan sorunlar ve bu cinayet bizi toplumumuzu saran bu dalga üzerine düşünmeye itmelidir. Şu anda sadece çocuk ve gençlerle ilgili olarak konuştuğumuz şiddet tüm toplumumuzu etkisi altına almak üzere olan daha geniş bir salgının ilk belirtisi kabul edilmelidir. Belki bu ilk belirtiler daha fazla risk altında bulunan bir grupta ortaya çıkmıştır ama önlem alınmazsa bu grupla kısıtlı kalmayacaktır. Nitekim daha şimdiden toplumun çok farklı katmanlarında, şiddeti büsbütün besleyen bir korku ve tedirginlik hali yaygınlaşmaktadır. Eğer bu belirtiler doğru tanınıp salgını önleyici tedbirler bir an önce alınmazsa şiddet giderek artacak ve tüm toplumun sorun çözmek için ilk başvurduğu yöntem haline gelecektir.

Ülkemizde, şiddeti özendirici tutumların yöneticilerden televizyon kahramanlarına kadar uzanan bir kesimde görülmesi, şu anda en çok onları rol modeli olarak gören çocukları ve gençleri etkilemektedir. TV ve sinemalarda gösterilen, şiddet dozu yüksek film ve dizilerin en sadık izleyicileri arasında çocuk ve gençler gelmektedir. Şiddet toplumun her katmanında kendini gösterse de, toplumun en kırılgan, en kolay etkilenebilir kesimlerini oluşturan çocuk ve gençler üzerinde düzeltilemez etkiler yaratmaktadır. Şiddetin salgın hale gelmesini önlemenin yolu, mahalle, takım, hemşehrilik, ırk, din vb. toplumsal durum ya da kurumları kullanarak, bireylerin aidiyet duygusunu dar grupçu ve farklı olanı dışlayıcı modellerde biçimlendirmek yerine, toplumda bireylerin karşılıklı güven ve duyarlılığını destekleyici yaklaşımlar ile ortak insanlık değerleri ve gezegenimiz üzerindeki yaşamın sürdürülebilirliği gibi çok daha evrensel bir düzeye taşımak, olumsuz duygular yerine olumlu duygulara vurgu yapmak, problemleri çözmede şiddet kullanma dışında daha etkin beceriler kullanan bireyleri rol modeli olarak ön plana çıkarmaktır. İnsana, doğaya ve tarihe karşı saygı, hoşgörü, dayanışma, paylaşma gibi değerlerin güvenli bir yaşamın temel taşları olduğunu unutmamak ve yaşamın temelini korumak gerekmektedir.

Gençler ve çocuklar arasında çok popüler olan, daha sonra sinema filmi olarak da çekilen Kurtlar Vadisi dizisinin tekrar yayına başlayacağı duyuruldu. Bu tür dizilerin iletişim ve sorun çözme aracı olarak şiddeti yücelttiği görülmektedir. Yukarda belirtilen nedenlerle bu yaklaşım toplumdaki şiddet dalgasını körükleyici olacaktır. Aşağıda imzası olan kuruluşlar olarak toplumun ruh sağlığını korumak ve şiddetin yaygınlaşmasını önlemek adına bu tür yaklaşımlarla mücadelenin ve ilgili yasal düzenlemelerin ivedilikle ele alınması gerektiğini, düşünüyor ve bunun için her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu ilgili kurumlara ve kamuoyuna bildiriyoruz.

Ayşe Arman'a teşekkürler..Çocukların geleceğini belirlemede biz de utkun bir yolda kararlıyız..

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar