Nüve Forum


Temel Bilgiler hakkinda Enerji ve Entropi ile ilgili bilgiler


EVREN içinde varolan tüm varlıkların, (canİLya da cansız) hangisi ele alınırsa alınsın, belirli bir "Yaşam Süreci" sonunda, yaşamlarını sona erdirdikleri bilinmektedir. Geçen yüzyılın başına dek, bu konu. kısaca "Enerji" adı

Temel Bilgiler Fizik, Biyoloji, Kimya

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 26.08.09, 10:41
Profesör
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 7.765
Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.
Standart Enerji ve Entropi

EVREN içinde varolan tüm varlıkların, (canİLya da cansız) hangisi ele alınırsa alınsın, belirli bir "Yaşam Süreci" sonunda, yaşamlarını sona erdirdikleri bilinmektedir. Geçen yüzyılın başına dek, bu konu. kısaca "Enerji" adı altında dile getirilmekteydi. "Varlık"lar, içlerinde bulunan bu "Enerji" ile yaşamlarını sürdürmektedirler. "Enerji"leri tükenince de ölmektedirler., diye, çok basit tanımlamalarla yetinilmektey-di. gerçi, Fizik ve Kimya bilimlerinde, "Enerji'nin Çeşitli Dönüşümleri" inceleniyor ve Biyoloji Bilginleri de bu "Enerji İle Yaşamın Nasıl Sürdürülmekte Olduğunu" çeşitli yönleri ile araştırıyorlardı.

Ancak, "Enerji'nin hangi Doğrultuda Akmakta Olduğu" üzerinde, gereği kadar durmamışlardı.

Termodinamik Bilimi'nin kurucularından olan Sadi Carnot, "Enerji" ve "Hareket" ile birlikte "Isı Dönüşümü" olayını da ele alarak incelemelerine girişinde, bu konu da aydınlığa çıkmış oluyordu. Sadi Carnot, 1824 yılında, "Ateşin Hareket Ettirici Gücü ve Bu Gücü Geliştirecek Özel makineler Hakkında Görüşler" adlı, çok ilginç bir yapıt ortaya koymuştu. Fakat, ne yazık ki. birçok bilgin, yıllar boyu, ilginç çalışmalarını, bilim evrenine tanıtama-mıştı. Bir Termodinamik bilginin de çok kısa bir biçimde dile getirdiği gibi.

".. Termodinamiğin kökenini, Sadi Carnot'nun bu
Sadi Carnot, bu küçük kitabında çok ilginç bir görüş ortaya atıyor ve yaptığı deneylere dayanarak, "Isı-'nın, "hareket" haline dönüşebilmesi için, ancak "Sıcaklıkları Farklı", "iki Ayrı ısı Kaynağı" kullanılması gerekeceğini ileri sürüyordu. "Isı" ve "Enerji Dönüşümleri" üzerindeki çok daha ilginç çalışmaları ise, kitap halinde yayınlanmamış olduğundan, ölümünden kırk yıl sonra bilim yüzeyine çıkabiliyordu. 1832 yılında ölen bu ünlü bilgin, 1831 yılında yazmış olduğu el yazıları (notları) ile, Termodinamik Biliminin "Birinci Prensibi"ni de kurmuş oluyordu. Ölümünden kırk yıl sonra, onun bu el yazmaları incelendiğinde, şu ilginç görüşleriyle karşılaşılmıştı:

"
-Isı, şekil değiştirmiş olan 'Hareket Ettirici Güç'ten (ya da daha doğrusu) 'Hareketin Kendisinden Başka Bir Şey Değildir'. (Bu hareket, cismin partiküllerinde 'ufacık taneciklerinde' meydana gelen bir hareket'tir). 'Hareket Ettirici Güç'ün, tükenip yok olduğu her yerde, bu 'Güç'ün miktarı ile orantılı bir incelikte 'Isı' meydana gelir. Bunun karşılığı olara da, 'Isı'nın tükenip yok olduğu her yerde de 'Hareket Ettirici Güç' ortaya çıkar. Şu duruma göre, 'Doğa'da bulunan 'hareket Ettirici Güç' miktarının, Değişmediği' ve genel olarak bu 'GÜÇ'ün hiçbir zaman tükenip yok olmayacağı gibi, 'GÜÇ'ün hiçbir zaman tükenip yok olmayacağı gibi,

'Meydana da Getirilmediği', genel bir tez olarak kabul edilebilir. Gerçekte, bu 'Güç', şekil değiştirir. Yani, şu ya da bu çeşit bir 'Hareket' meydana getirir. Fakat, hiçbir zaman 'Yok' olmaz.

Bugün, kısaca, "Enerjinin Koru-, numu" ya da "Enerji'nin Sakinimi" adı ile bilinen bu "Birinci Termodinamik Yasası", kendisini, Carnot'un ölümünden kırk yıl sonra 1871'de bilim evrenine kabul ettirebilmişti. Bu Fransız Bilginin çalışmaları, yalnızca Termodinamik Bilimi'nin temellerinin atılmasını sağlamakla kalmamış, aynı zamanda "Enerji" kavramının, yeni baştan ele alınarak değerlendirilmesi yönelmeye de neden olmuştur. Kendisinden sonra, aynı konu üzerinde çalışan Alman Fizikçisi Rudolf Emanuel Clausius, "Isı" ile "iş" arasındaki eşdeğerlik konusu üzerinde durmuştu. Clausius'un çalışmaları, Termodinamik Bilimi'nde "İkinci Yasa"nın kurulmasını sağlarken "Entropi" deyim ve kavramını da bilim evrenine getirmiş oluyordu

Clausius'un ortaya attığı "İkinci Termodinamik Yasası", bir diğer anlamda, Carnot'un çalışmalarını geliştirilmesi olduğundan, bu "İkinci Yasa", bugün "Carnot-Clausius Prensibi" adı ile de anılmaktadır.

Asıl üzerinde durmak istediğimiz konu, "Entropi" olduğundan, her şeyden önce, bu kelimenin nereden geldiğini belirtmeye çalışalım. "Entropi", Eski Yunanca'daki "Dönüş" anlamında kullanılan "Entrope"den gelmektedir, işte, Alman Fizikçi Clausius, bu kelimeden esinlenerek, bir "Isı" gücüne sahip olan herhangi bir cismin, bu "Isı", diğer cisimlere iletildiği sürece "Dönüşüme Uğrayacağını düşünmüştü. Bu "Dönüşme', bir diğer anlamda "Çürüme. Bozulma" ya da "Düzensiz Duruma Geçme" anlamına da geliyordu. Bu nedenledir ki, bir Bilim Sözlüğü, şöyle bir tanımlamada bulunmaktadır:

"...Bir sistemin Entropi'si, onun düzensizlik derecesinin ölçümüdür.." (2). .
Clausius, kapalı bir sistemde, "Sıcak" (A)'dan, "Soğuk" (B)'ye doğru "Isı dönüşümü" işlemi sürerken, "Tersine Doğru Isı Dönüşümü" olup olmayacağını incelemişti. Böylesine "Tersine Dönüşüm" anında, o cismin, ısı kaynağından aldığı ısıyı "O1' ve soğutucuya verdiği ısıyı da "Q2"; ısı kaynağının mutlak sıcaklığını "T1" ve soğutucunun mutlak sıcaklığını da "T2' olarak göstererek, bu gelişimin verimini saptamıştır.
Aynı biçimde, tersine doğru sonsuz derecede küçük bir dönüşüm söz konusu olduğu zaman, bu sistem için sağlanan ısı miktarını "dQ"; ve bu ısı miktarını gerektiren mutlak sıcaklığı da "T" olarak göstererek, bu durumun integralini de hesaplamış ve denklemini de
dS = dQ / T
olarak ortaya koymuştu.
Clausius'un yaptığı hesaplamalar, şunu gösteriyordu: Bu integralin, (A) ve (B) arasındaki bütün tersinir dönüşümler için değeri, aynı kalmaktaydı. Bu durum, aynı zamanda, çok önemli bir başka gerçeği daha belirliyordu. Kapalı bir sistemde, ısı alış-verişi bakımından meydana gelen her olay, yokuş aşağı giden bir biçimde, dönüşüm ve düzensizliği, kısaca "Entro-pi"yi arttınyordu.
Bundan şu sonuç çıkıyor: Kapalı bir sistemde, termodinamik ısı dönüşümü, hızla "Isı Ölümü"ne doğru gitmektedir.
Sanıyorum ki, incelemek istediğimiz konunun en önemli yerine şimdi geldik!
Evren içinde varolan "Canlı" ya da "Cansız" tüm varlıklar, "Enerjinin Tüketimi Oranında" hızla bozulmakta ve dönüşüme uğramaktadırlar.
Cansız adını verdiğimiz varlıklar, katı durumdan sıvı duruma, oradan buhar durumuna ve sonuçta da "Işık" ve "lsı"ya dönüşerek, "Kül" haline gelmektedirler. Canlı adını verdiğimiz varlıklar da, doğup büyümeye başladıktan sonra "Yaşlanmakta" ve gitgide "bozulma" ve "çürümeye" uğradıktan sonra, ölmektedirler. Görülüyor ki, tüm varlıkların, "Yaşam Çizgisi", yokuş aşağı tek bir yön olan "Ent-ropi"yi izlemektedir. O halde, "Canlı" ve "Cansız"ların hepsi için aynı "Entropi" olayı, düşünülemez mi? Aynı konu üzerinde duran ve Sibernetik Bilimin babası olan Norbert Wiener, şöyle demektedir:
"..Entropi ile biyolojik Düzensizlik durumlarının, kesinlikle birbirine benzediği konusunda, kuşkuya düşenler vardır. Er ya da geç, benim, bu yoldaki görüşleri cevaplamam gerekmektedir. Ancak, şimdilik, bu ayrımın, niceliklerin ana yapılarından değil, gözledikleri sistemden ileri geldiğini, belirtmeliyim. Kapalı sistem dışında, bütün yazarların, "Entropi'nin Tanımı" konusunda, kesin bir sonuçta uyuşabilecekleri-ni beklemek, aşırı bir iyimserliktir." (3).

Enerji ve Entropi konusunu incelerken, birden Sibernetikçilerin araya girdiğini gören okuyucu, çok haklı olarak, "
-sibernetik Bilginleri de, nereden araya giriverdiler?.." sorusunu aklına getirecektir. Ancak, hemen belirtelim.

Galaksileri, Yıldızları, Gezegenleri ve Uyduları ile tüm "Evren", "Isı Ölümü"ne doğru yol aldığı halde, "Canlı" adını verdiğimiz varlıklar, bu "Akış" içinde, "Tersine" bir biçimde, "Yaşamları Sürdürmekte" ve bu nedenle çeşitli "Denge Durumları" sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu davranışları ile de "Evren" içinde "Önemli Bir Yer Aldıkları "nı belirtmektedirler. Bunun, ne derece önemli olduğunu, biraz sonra aşağıda incelemeye çalışacağız. Şimdi, kapalı bir sistem olarak. "Isı Ölümü-'ne doğru gitmekte olan Evren hakkında, Astronomie Bilginlerinin neler söylemekte olduklarına gelelim.

James Jean, Mysterious Univer-se (Gizli Evren) adlı kitabında şöyle yazmaktadır:

"..Yıldızların yaşları hakkındaki astronomik deliller ile yüksek etkili-radyasyon hakkında fiziksel delili birleştirirsek, 'Madde'nin, sonuçta, gerçekten 'Yokolacağ', daha doğrusu 'Radyasyona Dönüşeceği' kanısına varırız. Bu 'Transformasyon' (Biçim Dönüşümü), Evrenin ana yollarından biri oluyor demektir. Bu durumda, 'Maddenin korunması' prensibi, bilim olmaktan tamamen çıkıyor ve 'Kütlenin Korunması' ile 'Enerjinin Korunması', birbirinin aynı kavram oluyor. O halde, 'Madde.

Kütle ve Enerji'nin korunması' diye bilinen 'Üç Büyük Korunum Yasası' bir'e indirilmiş olur. Birçok şekilleri, özellikle 'Madde' ve 'Radyasyon' şekillerini alan basit fondemental varlık, bütün değişikliklerde korunmuş oluyor. Bu varlığın, tam tutarı. "Evrenin Bütün İşlemleri"ni meydana getirir. Evren'de onun tüm niceliğini değiştirmez. Ancak niteliği, durmaksızın değişmektedir. Nitelikteki bu değişim, "Madde Evimiz" olan "Evren"de durmaksızın cereyan eden ana yol olarak görülüyoor. Eldeki bütün delillerden anladığımıza göre, bu "Değişme", ihmal edilebilecek kadar az olası ayrıcalıkla, durmaksızın aynı yöne doğru gitmektedir. Katı madde, ergiyerek. materyel olmayan "IşınınV'a dönüşüyor. Kısacası, elle tutulabilen her şey durmaksızın "Elle Tutulamayan'-'a değişiyor.." (4).

Fred Hoyle, James Jeans'e, tamamen karşıt bir görüşte olduğundan, "Evren"in, "Isı Ölümüne Doğru Gidip Yokolmayacağı"nı şöylece savunmaktadır:

"..Belki, sizler, 'Evrenin Yaratılışı' işleminde, aynı yolun izlenmemiş olabileceğini düşünebilirsiniz. Fakat, durum böyle değildir. O, çok eski sonsuz tarihte, Evrenin tüm maddeleri için 'Yaratılma İşleminin Kaçınılmazlığı' ve zorunlu olduğu düşünülebilir. Ancak, böyle bir görüş pek pratik bir sonuç sağlamayacaktır. Eğer, bu görüş, doğru olsaydı, bugün Evren'de serbest bir durumda hiçbir 'Hidrojen' kalmayacaktı. Yıldızların iç yapıları hakkında görüşlerimi açıklarken, kesinlikle saptadığım gibi, 'Hidrojen', tüm Evren boyunca, aynı biçimde 'Helyum'a dönüşmüştü, 'dönüşme İşlemi', bir tek yolu izlediğinden, 'Hidrojen', bu dönüşme işlemi süresince, başka çeşit bir 'Element'i meydana getirmemişti. O halde, tüm Evren içinde hâlâ da varolduğunu gördüğümüz 'Hidrojen', nasıl meydanagelmektedir? Eğer, 'Madde', sonsuz derecede yaşlı ise, 'Hidrojen'in, hâlâ varolabilmesi, olanaksızdır. Öyle görüyoruz ki, 'Evrenin Varoluşunda, bazı kaçamak işlemler de olmazdı. Bu konuda ileri sürülen, çeşitli olası durumlar içinde, benim, 'yaratma İşlemi'nin Hâlâ da Süre Geldiği' yolundaki görüşüm, en inandırcı olanıdır.." (5).

Astro-Fizik bilginlerinin, "Entropi" ve "Isı Ölümü" konusundaki, birbirlerine karşıt görüşlerine bu kadar değindikten sonra, Sibernetik Bilginlerinin görüşlerine geçebiliriz. Konu, Sibernetikçikler için öylesine önemlidir ki bu nedenle olsa gerek Norbert Wiener, kitabın ikinci bölümünü "Gelişim ve Entropi" başlığı altında toplamıştır. Sibernetik, "Makineler ile Makineler. Makineler ve İnsanlar ve İnsanlar ile İnsanlar Arasında Karşılıklı Bilgi Alış-Verişi Kontrol denge kurma ve Yönetim Bilimi" olduğundan, Siber-netikçiler, çok haklı olarak, bu "Entropi" konusu üzerinde de duracaklardır. İçinde yaşadığı "Evren", "Isı Ölümü"ne doğru giderken, "Tersinir Dönüşümlerde" bulunarak yaşantısını sürdüregelmekte olan "İn-san"ın, böyle bir "Ortam" içinde, ne çeşit "Denge Durumları" ve "Ayarlamalar" yaparak, "Yaşamını Götürebildikleri"ni ve bu durumu, daha nereye kadar götürebileceklerini araştıracaklardır. İşte, bu durumu dikkate alan Wiener, kitabın bir bölümünü, bu konuya ayırmıştır. Wiener, bu bölümün başlığında aynen şöyle yazmaktadır:

".. Dediğimiz gibi, 'Doğa'nın istatistik eğilimi 'Düzensizlik'tir. Ent-ropi'nin bu eğilimi 'kapalı Sistemlerde, Termodinamiğin İkinci Yasasına uygun olarak artmaktadır. Bizler ise, bir 'İnsan' olarak, bu 'Kapalı Sis-temler'den değiliz. Bizler, 'Enerjinin meydana gelmesi için gerekli olan besinleri, dışarıdan alırız ve 'Yaşam Kaynağımızı' sağlayan 'Daha büyük

Dünya'nın bir parçası olarak da bu besinleri 'Enerji'ye dönüştürürüz. Fakat, bundan çok daha önemli olan durum, bizim duyu organlarımızla 'bilgi Alış-Verisi'nde bulunmamazı ve bu 'bilgi'lere göre 'İşlem ve Davranışlarda bulunmamızdır..." (6).

Wiener'.in bu sözleri karşısında, "Entropi" içinde yer alan "İnsan"ın, durumu, yepyeni bir anlam kazanmaktadır. Çünkü, bu "İnsan", içinde yaşadığı "Evren", hızla yayılan bir biçimde, "Düzen'den-Düzensizliğe" ve "Varlık'tan-Yokluğa", Yaşam Veren Enerji'den -Isı Ölümüne" doğru gittiği halde, "Varlık ve Yaşamını", çevresinden aldığı "bilgi Alış-Verişi yoluyla sürdürebilmektedir.

Konu, buraya gelince, "Entropi" olayını "Evrendeki Yaşantı" ile birlikte inceleyen bilginlerin görüşlerine de özellikle yer vermemiz gerekmektedir. Çağımızın ünlü Astronomi bilginlerinden Cari Sağan, I.S. Shklovskii ile birlikte yazdıkları "In-telligent Life İn The Universe" adlı kitaplarında, bu konuda ilginç görüşler ortaya koymaktadırlar. Biraz önce, yukarıda değinmeye çalıştığımız. "Entropi İçinde İnsan'ın Durumu"nu ve "Yaşamını Sürdürebilmesindeki Gücü"nü, saptamaktadırlar. Bu bilginler, şöyle yazmaktadırlar:

".. Entropi, elde kalmayan 'Ener-ji'nin bir ölçümü, biçimlerinde tanımlanabilir. Herhangi bir kapalı sis-tem'de 'Entropik Düzensizlik' (ya da bozulma) olmaksızın, hiçbir olay, meydana gelmez. Entropi ile birlikte, bu kapalı sistemin düzensizliği, gitgide daha da yayılır. Zaman içinde, herhangi bir durak olmaksızın, bu 'Dönüşüm' tamamlanmış olacak e 'Atom'lar, gelişi güzel dağılarak, diğerlerinin etkisiyle 'Yok' olacaklardır. Eğer, 'Canlı Sistem', tıpkı bir 'Kapalı Sistem'e benzeseydi, 'Entropi', bu 'Canlı'larda da, durmaksızın yayılacaktı. Bu 'Bozulma' ve 'Düzensizlik', tüm biyolojik oluşum ve işlemlerin, durdurulmasına dek varacaktı. Bunun sonucu olarak da, 'Canlı Bir Organizma', içerisindeki 'Düzenli Yapı'yı koruyamazdı ve sistematik bir biçimde 'Entropi' yolunda gitmesi gerekirdi. Oysa, buna, yalnızca, 'Dış Gelişmelerin Kullanılması' durumlarında olanak vardır. 'Enerji', yalnızca dış gelişmeler için yayılmıştır. Öylesine ki, onun, kendi entro-pisi, durmaksızın azalabilmekte ve böylece de onun 'Yapı' ve 'İşlem' bütünlüğü, bozulmadan kalmaktadır. Bu durum ise, 'Yaşam'ın, 'Hücre Metabolizması' ile başladığı yolundaki eski tanımlamaların, yetersizliğini göstermektedir. Kanımıza göre, böyle bir tanımlama, tamamen değersizdir. Nitekim, Liapunov, 'Ya-şam'ı; gönderdiği bilgi sembolleri ile moleküler yapılarda gerekli reaksiyonları meydana getiren, çok yüksek düzeyde belirli bir metaryel sistem olarak tanımlamaktadır.

"Canlı Bir Sistem"in, hücre altı organlarına dek uzanan, gerçek organizasyonu, hücreler, organlar, organizmalar, insan nüfusları, türleri., vb. yapısal durumları ile, bir "Kontrol Sistem Sırası" göstermektedir. Burada, her yapısal ünite, kendisinde bulunan "Yarı Otomatik Bir Kontrol Sistemi" tarafından kontrol edilmektedir. Ayrıca, bütün bu üniteler, kendilerinin üstünde ve bağlı bulundukları "Üst Kontrol Sistemleri" tarafından, kontrol edilmektedir. Kısaca, bu durum, yukarıdan aşağıya doğru gelişen 'Hiyerarşik Bir Kontrol Sistemi'ni oluşturmaktadır.." (7).

Bu satırlardan, açık ve seçik olarak şunu görüyoruz:

Cari Sağan ve I.S.Shklovskii. "Canlı Varlıklar"ın, "Sibernetik Sistem" esaslarına uygun bir biçimde yaşantılarını sürdürmekte olduklarını; bu nedenle de kendi Entropi-lerini azalttıklarını; özellikle belirtmektedirler. Sibernetik Sistem'in esası: "Bilgi Alış-Verişi, Kontrol, Denge-Kurma ve Yönetim" olduğundan, "Canlı Varlıklar", gerek "Dış Çevreden", gerekse "İç Çevreden" gelen "bilgi"lere göre, "Denge Ayarlaması" yapabilmekte ve böylece de kendi içindeki "Enerji"nin "Bozulması" ya da "Düzensizliğe Dönüşmesi"ni önleyebilmektedirler. Eğer, böyle bir "Denge Kurma" ve "Kontrol" sistemi olmasaydı, o "Canlı Varlık", kendi organlarından gelen "Bilgiler"i, değerlendiremeye-cek, gerekli "Kontrol ve Ayarlamalar" yapamayacak, sonuçta da "Entropi"nin hızla yayılarak "Yapısal Bütünlüğünü bozması"nı önleyemeyecekti.

Gerçi, organizma, yaşlanmakta ve sonra da ölmektedir. Ancak, kendi türü, aynı organizmal yapıyı sürdürmektedir. Yeryüzünde, "Canlı" varlıkların en gelişmiş tür'ü olarak gördüğümüz "lnsan"ın çocukları da yine "İnsan" olarak doğup büyümektedir. Kısaca, "Entropi"nin akış hızına karşı "Tersinir Düşümleri"ni devam etirebilmektedirler.

Bütün bu "Tersinir Dönüşüm İş-lemleri"nden en önemlisi olarak da "Bilgilerini Çoğaltmaya Devam Etmektedirler. Bunun, ne kadar önemli olduğunu belirleyebilmek için bir kez daha söyleyelim.

Entropinin akışına uygun olarak "Düzensizlik Çoğaldığı" halde, o ölçüde "İnsanın Bilgisi Artmakta"dır!.. İlk bakışta, bu durum gereği gibi davranılamıyor. O halde, biraz daha açmaya çalışalım.

Eskiden insanoğlu, edindiği bilgileri, belleğinde tutmaya çalışır ya da tabletlere yazardı. Daha sonraları papirüslere ve hayvan derileri üzerine yazmaya başladı. Baskı makinelerinin icat edilmesi ile de, bu "Bil-gileri"ni kitaplar içinde toplamaya ve bunları da kitaplarda saklamaya girişti. Her geçen yıl ile birlikte edindiği bilgilerde arttığı için, kitapların sayısı, onbinler'den, yüzbinlere ve oradan-da milyonlara ulaşmaya başladı. Ancak, bir tek insanın, bütün bilgileri edinebilmesi olanaksız olduğundan, özet biçimde bilgiler edinebilme amacı ile Ansiklopediler yapımına girişti. Bu da yetmedi. İnsanoğlu, birçok bilgileri edinmek istiyordu. Sanki, farkında olmaksızın. "Entropi"ye karşı direnmeye çalışıyordu. Sonuçta, bundan da büyük bir başarıya ulaştı. "Sibernetik Sistem" ile birlikte "Elektronik Beyin Makineleri" imdada yetişti. Öylesine ki, bu "Elektronik Beyinlerin". "Hafıza Depolarf'nda, kibrit kutusu kadar bir yere, "Milyonlarca Bilgi'yi sığdırabilmeyi de başardı. Ancak, bununla da yetinmedi. Bu elektronik makineleri, kendisine iletilen bilgilere göre, "Değerlendirmede Bulu-nabiler Bir Güce"de eriştirdi.

Şimdi, durumu, bir kez daha gözden geçirelim.

Bir yanda, Entropinin hızına uygun olarak çoğalan "Düzensizlik"!..

Diğer yanda, hızla çoğalan "Bil-gi"lere uygun olarak "Değerlendirme ve Ayarlama Gücü"!

Kısacası, "Düzensizlik" arttığı ölçüde çoğalan "Bilgiler" ve bu "Bilgilerle" süregelen "Düzensizliğin, Nasıl Düzene Sokulabileceğinin Araştırılması"!

Sanıyorum ki, "Evren" içinde varolan "İnsan"ın, "Yeri ve Önemi", şimdi, çok daha belirgin bir duruma geçmiştir.

Önceleri, yalnızca "Organizmal Yapı"sı ile "Entropi'ye ve Düzensizliğe" karşı "Tersinir Dönüşümde Bulunan" insan, şimdi, "Tüm Şuur Yapısı" ve bu yapısının ürünleri olan "Bilgi Bankaları", "Bilgi Değerlendirme Makineleri" ve "Çevredeki Düzensizlikleri Saptayıp, Ayarlamaları Yapılabilen Suni Beyinleri" ile "Çok Daha Büyük Ölçüde Tersinir Dönüşümde Bulunabilme Gücü"ne erişmiştir. Her geçen gün ile birlikte "Bilgisi" daha da artacağından, "Entropi"ye karşı koyabilme gücü de o ölçüde artacaktır. Bu "Güç", nereye kadar uzanabilir!..

Herhalde, Evreni, tersine çevirmeye kalkışamayacaktır!..

Ancak, "Entropik Akış" içinde, kendi yaşamını sürdürebilmesi için, gerekli ayarlamaları saptayabilecek ve "Düzensizliğe", "Bozulma" ve "Çürümelere" karşı, nasıl direnebileceğini, bu "Bilgi Zenginliği" ile bulabilecektir. Hiç kuşku yok ki, tek başına "Bilinç" ya da "Şuur" ile kısa zamanda yapamayacağı bu işi, "Elektronik Beyin."ler yardımı ile, çok kısa zamanda ve sıhhatli olarak yapıp saptayabilecektir.

İnsanın, bu yapısı da "Güç'ü, Evren içinde yer alan bu "Varlığın", önemini ve yerini, yeteri kadar açıklıkla da belirlemiş olmaktadır. Bir diğer anlamda da "Evren Boyutları içinde yer alan "İnsan"ın, ne çeşit bir "Yapf'ya sahip bulunduğunu, daha da aydınlığa çıkarmaktadır.



kaynak:11
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
enerji, entropi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 03:56 .